Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Çanakkale’yi seyyahların gözünden okuyabilmek

ÇANAKKALE bizim tarihimizde önemli bir yere sahip.

Haberin Devamı

Çanakkale’ye her gidişimde bunu derinden hissederim.

Ve her seferinde Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve meslektaşım Murat Kıray ile uzunca saatler fikir sörfü yaparım.

İkisi de Çanakkale’ye kendisini adamış insanlardır.

Bu sefer karşıma yine bir sürprizle çıktılar.

Aslan’ın yazdığı, Kıray’ın yayına hazırladığı ‘Seyyahların İzinden Çanakkale’ kitabını verdiler.

Çanakkale Belediyesi’nin önemli bir desteği var.

Kitabı elime aldığımda ilk hissettiğim şey şuydu.

Bu sadece bir tarih kitabı değildi.

İnsanlık tarihinin uzun bir dönemine tanıklık etmiş insanların, olayların, mekanların da anlatısıydı.

Çünkü Çanakkale’yi biz genelde kendi hikayemizden okuruz.

Savaşlardan, destanlardan, milli hafızadan…

Bu kitap bambaşka bir şey yapıyordu.

Çanakkale’yi seyyahların gözünden okuyordu.

Haberin Devamı

1100’lü yıllardan 1900’lere kadar uzanan bir zaman dilimi düşünün.

Yaklaşık 800 yıl.

Ve bu süre boyunca dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor bu topraklara.

Ne için?

Aslında tek bir şey için hepsi Troya’yı görmek istiyor.

Kitapta en çok hoşuma giden şeylerden biri de şu oldu.

Troya anlatılırken Homeros da var, İlyada da…

Yani Çanakkale dediğiniz yer sadece bir coğrafya değil.

Bir hikâyenin adı.

Ve o hikâye binlerce yıl boyunca insanları buraya çekmiş.

Bugün influencer’ların ‘destinasyon’ dediği şeyin o günkü hali aslında Troya.

Bugün müze vitrinlerinde gördüğümüz birçok eserin arkasında işte bu hikâyeler var.

Kitap bize bir şeyi çok net gösteriyor:

Çanakkale sadece bizim hafızamızda değil, dünyanın hafızasında da çok büyük bir yer kaplıyor.

Pers Kralı Kserkses’ten Büyük İskender’e…

Fatih Sultan Mehmet’ten Avrupa’nın gezginlerine kadar…

Herkes bu topraklara bir anlam yüklemiş.

Ve herkes bu topraklardan bir şey alıp gitmiş.

Bazen bir hatıra. Bazen bir taş. Bazen de bir hikâye.

Rüstem Aslan bu bilgileri topluyor, bir araya getiriyor.

Ve bize şunu söylüyor:

“Çanakkale’yi sadece kendinizden dinlemeyin. Bir de başkalarının gözünden okuyun.”

Çanakkale’yi seyyahların gözünden okuyabilmek

 

Haberin Devamı

“Sen bu hikâyenin neresindesin?”

KİTAP aslında bir sorunun peşine düşüyor:

“Bir coğrafya nasıl efsaneye dönüşür?”

Cevap net:

Troya.

Homeros’un İlyada’sı yaklaşık 2 bin 700 yıl önce yazıya geçirildiğinde belki de kimse bunun böyle bir etki yaratacağını bilmiyordu.

Ama o destan yalnızca bir savaş hikayesi olmadı.

Bir coğrafyayı ölümsüzleştirdi.

Kaz Dağları’ndan Çanakkale Boğazı’na kadar uzanan o alan bir anda sadece toprak olmaktan çıktı.

Bir hafızaya dönüştü.

Sonra ne oldu?

Yüzyıllar geçti.

İmparatorluklar geldi geçti.

Ama insanlar gelmeye devam etti.

Neden?

Çünkü bazı hikâyeler insanı çağırır.

Troya da öyle bir hikâye.

Kserkses geliyor.

Büyük İskender geliyor.

Fatih Sultan Mehmet geliyor.

Hepsi aynı şeyi yapıyor.

Bu toprağa dokunmak istiyor.

Haberin Devamı

Fatih’in Troya’ya bakışı mesela çok çarpıcıdır.

Kendini bir anlamda o eski hikâyenin devamı gibi görür.

Tarihi sadece okumaz, tarihin içine girer.

Bugün pek yapamadığımız şey belki de bu.

Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri şu oldu.

Bu topraklara gelen herkes aynı şeyi aramıyor.

Ama herkes aynı duyguyla ayrılıyor.

Bir hayranlık, bir merak, biraz da eksiklik hissi.

Çünkü Troya hiçbir zaman tam olarak bulunamıyor.

Bulunsa bile hikâye bitmiyor.

Belki de Troya’nın gücü tam burada.

O, somut bir şehirden çok daha fazlası.

Bir fikir, bir arayış, bir takıntı.

Rüstem Aslan’ın bu kitapta yaptığı şey ise çok kıymetli.

Çeyrek asırlık bir emeğin ürünü bu.

Avrupa kütüphanelerinde toplanan metinler, haritalar, notlar…

Hepsi bir araya geliyor.

Ve bize şunu gösteriyor:

Haberin Devamı

Çanakkale sadece savaşlarla anılan bir yer değil.

Yüzyıllar boyunca insanların gelip baktığı, düşündüğü, yazdığı bir sahne.

Bir tür açık hava hafızası.

Kitabı okuduktan sonra şunu fark ediyorsunuz.

Çanakkale’nin o rüzgârının içinde yüzlerce yılın hikâyesi var.

O denizin içinde geçen gemiler kadar geçen düşünceler var.

Ve belki de bu yüzden…

Çanakkale sadece bir şehir değildir.

“Bu topraklar sana ne anlatıyor?”

Rüstem Aslan’ın kitabı bu soruyu soruyla cevaplandırıyor.

“Sen bu hikâyenin neresindesin?”

Yazarın Tüm Yazıları