GeriDeniz SİPAHİ Bürokrasiyi azaltmak zorundayız
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bürokrasiyi azaltmak zorundayız

SEÇİMLERİ geride bıraktık, uzun bir süre de siyaset konuşmak istemiyoruz.

 


Ancak kampanya sürecinde gündemde kalan konuları da unutmayalım.
Özellikle büyükşehirlerin en büyük problemi artan trafik gibi gözüküyor.
Ulaşım konusunda yapmamız gerekenler var.
Bütün dünyanın izlediği ve başarılı olduğu planlar var.
Bunların başında toplu ulaşımı teşvik geliyor.
Metro ağlarının, tramvayların, deniz taşımacılığının artırılması gerekir.
Bunun yanında kentlerin tıkandığı bölümlere bazı rötuşlar, by – pass’lar da gerekebiliyor.
Alternatif çevre yolları şart, denizden geçişler de bu imkanlar içinde...
***
İzmir özeline gelince...
Takip ettiğim birkaç konu var.
31 Mart’a giderken AK Parti’nin adayı Nihat Zeybekci’nin en çok üzerinde durduğu konuların başında ulaşım geliyordu.
Rakibi Tunç Soyer de; öncelik sıralamasında ulaşımı birinci sıraya almıştı.
Çözümler konusunda da çok farklı düşünmüyorlardı.
Belki yöntemleri değişik olabilir.
Bunların başında metro geliyordu.
Zeybekci metro ağının genişletilmesinden yanaydı.
Hatta tramvayı iki yakada birleştirecek projeleri olduğunu da söylemişti.
Tunç Soyer’in de ağzından benzer şeyler işittim.
İlk olarak tramvayı Çiğli’ye uzatacaklarını; mümkünse Balçova ve Narlıdere’ye de uzatma yapabileceklerini ifade etmişti.
***
İzmirlilerle konuşuyorum.
İmalatı uzun sürse de; tramvaydan genel olarak herkes memnun...
Özellikle Karşıyaka bölgesinde daha başarılı olduğunu söyleyebilirim.
Zeybekci; “Seçimi kazanırsak Alsancak bölgesinde bazı değişiklikler yapacağız” demişti.
Ben Tunç Soyer’in yerinde olsam; bunu Zeybekci’yle konuşur, istişare ederdim.
Zeybekci’nin önerdiği değişikliği aslında ben de merak ediyorum.
O günlerde sormuştum; “Yaptığımızda görürsünüz” demişti.
***
Dün İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bir açıklamasını okudum.
Deniyor ki...
“Buca metrosu için onay bekliyoruz...”
Birkaç kez yazdım; tramvay da fizibilite onayı bekliyor.
Onay gelirse ihaleye çıkılacak.
***
Özetle şunu söylemek istiyorum.
Seçimlerde her iki tarafın da üzerinde mutabık kaldığı ve herkesin istediği projelerde imzalar neden bekliyor.
Ben zaman kaybettiğimizi düşünüyorum.
Toplu ulaşıma yapılan yatırımları teşvik etmemiz, imza süreçlerini hızlandırmamız lazım.
Yoksa büyükşehirlerin trafik problemini çözmek hiç de kolay değil.


Hizmetin partisi olmaz

CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, AK Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli’yi ziyaret etmiş.
Ben siyasette bu görüntülerin çoğalması gerektiğini düşünüyorum.
Nezaket ziyaretlerini önemsiyorum.
Daha da önemsediğim konu ise il başkanlarının sık aralıklarla bir araya gelerek kentlerin sorunlarını konuşuyor olmaları.
Bir nezaket ziyaretinde belki projeleri konuşmak için zaman kalmamıştır ama ben konuşulması gerektiğini düşünüyorum.
Yerel yönetimlerin yapabileceği işler var, hükümetlerin yapacakları var.
Örneğin İzmir’e ikinci çevre yolu artık şart...
Örneğin İzmir metrosunu uzatmak, tramvayı uzatmak şart.
Örneğin körfez geçişi projesini yapmak artık şart...
Listeyi uzatabilirim.
Okul yatırımlarının arıtılması, çevresel projelerin geliştirilmesi de şart...
Bence il başkanları, milletvekilleri bir araya gelmeli ve bu başlıkları konuşmalı.
Hizmetin partisi olmaz, bunun üzerinden siyaset yapılmaz.

 
Spor sadece 90
dakikalık bir
maç değildir

STATLAR konusunda çok sayıda mesaj geldi.
İzmirlilerin sabrının taştığını söyleyebilirim.
Herkes iyi statlarda maç izlemek istiyor.
Özellikle Karşıyakalılardan o kadar çok mesaj aldım ki...
Ben TOKİ’nin diğer kentlerde olduğu gibi ağırlığını koyarak yeniden inşaatlara hız verebileceğini düşünüyorum.
İtirazlar, durdurmalar hepsi geride kaldı.
İzmir’e yakışan statları mutlaka bitirmeliyiz.
Ve hatta Atatürk Stadı’yla ilgili projeyi de hayata geçirmeliyiz.
Türk Milli maçlarına evsahipliği yapan İzmir; bugünlerde değil milli maç, lig maçı yapacak stat bulmakta zorlanıyor.
İzmir bir spor kentidir.
Spor da sadece 90 dakika yapılan, izlenen bir şey değildir.
İzmir için spor sosyal hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır ve yıllardır İzmir’in bu yanı eksiktir.

 
Her yanımız beach clup

GÜRÜLTÜ kirliliğiyle ilgili de çok sayıda mesaj alıyorum. Fazıl Say’ın sosyal medyasından yaptığı ve benim de yazdığım öneri üzerine yazarımız Kanat Atkaya da yorum yaptı. Kıyı şeridinin beach club’ler ile yağmalandığını, insanların denize girecek yer bulamadıklarını yazdı. Durum gerçekten de böyle... Düne kadar denize girdiğimiz yerler, şimdi beach club oldu. Peki bizler yani sabahtan akşama kadar bangır bangır müzik dinlemek istemeyenler ne yapacağız? Bu konulara da yakında giriyorum.

X

Rol modellerimizi değiştirmeliyiz

1999 yılında İstanbul’da doğdu. 6 yaşında okçuluk sporuna ilgi duydu ve dersler almaya başladı. Ailesinin de desteğiyle okçulukta ilerlemek için omuzlarını geliştirme amacıyla 8 yaşına kadar yüzme kursuna gitti. Okçulukta koordinasyon sağlamak amacıyla basketbol da oynadı. Görme ve dikkat yeteneğini geliştirmek için bir sene de resim kursuna gitti. Göz ve el koordinasyonuna katkı sağlaması amacıyla piyano kursu aldı ve iki sene de piyano çaldı. Yani sadece sporda değil; sanatın çeşitli dallarında eğitim alarak kendini geliştirdi.

 


İlk defa Bakü’de düzenlenen Avrupa oyunlarında Türkiye’yi temsil etti.
2016 Nottingham Avrupa Şampiyonası’nda bireysel olarak gümüş madalya kazandı.
2016 Rio Olimpiyatları’nda herkesin dikkatini çekti. O gün söz verdi; “Tokyo’dan madalyayla döneceğim” dedi.
Arjantin’de gerçekleşen Dünya Gençler Okçuluk Şampiyonası’nda karışık takım klasik yay kategorisinde dünya üçüncüsü oldu.
2018 Akdeniz Oyunları’nda İspanya’nın Tarragona şehrinde altın madalya kazandı

Yazının Devamını Oku

Bu kadarı tesadüf olabilir mi?

HEPİMİZİN ciğeri yanıyor.


Türkiye’nin 8 ilinde eşzamanlı orman yangınları başladı. Güzelim ormanlarımız, cennet gibi koylarımız kül oldu.
Ve ne yazık ki; yangınlar tam anlamıyla kontrol altına alınamadı.
Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı özel ekipler kurdu.
Özel ekipler ilk değerlendirmede yangınların eş zamanlı olarak başlamasının tesadüf olamayacağı, sabotaj ihtimalinin yüksek olduğu görüşünü raporlamışlar.
Genel kanı da böyle zaten...
Orman Genel Müdürlüğü; 28-30 Temmuz arasında 71 orman yangınının çıktığını söylüyor.

Yazının Devamını Oku

Aşı olanların sesi daha gür çıkmalı

ANKARA Barosu Başkanı Erinç Sağkan; “Yasal bir düzenleme olmaksızın sınırlandırma mümkün değildir. Kamusal hizmetlerde aşılı ya da aşısız vatandaş ayrımı yapılamaz. Özel sektör alanına giren konularda makul ve ölçülü tedbirler alınabilir” diyor.


Aşı konusunda ben de yasal bir düzenleme yapılmasından yana değilim.
Aşı olmak istemeyen olmayabilir.
Ancak aşı olmayan da sosyal hayatında bazı kısıtlamalara takılacağını bilecek.
Tabii aksi görüşler de var.
Örneğin Prof. Ersan Şen; “Aşı yaptırmayanların belli hizmetlerden yararlanmaları veya belirlenen yerlere giriş çıkışları engellenebilir. Zorunlu aşı uygulamasının getirilmesi mümkündür. Anayasaya aykırılık oluşturmaz” diye bir yorum yapıyor.
Yani bütün dünyada hukukçular da ayrışıyor.

Yazının Devamını Oku

Kapanma olmasın herkes aşılansın

BENCE yeni sloganımız bu olmalı.


Çünkü rakamlar 16 binlere geldi, bunun 5’le çarpılmasını uzmanlar öneriyor. Çünkü bazı insanlar Kovid 19’u ayakta, farkında olmadan geçiriyor. Ama bazıları yoğun bakımda kalacak kadar ağır yaşıyor.
Korkarım sonbahar tekrarlanacak.
Yaz dönüşü tablo önümüze konacak ve yeni kısıtlamalar gelecek.
Aslında bunu tersine çevirecek elimizde silahımız var.
O da aşı...
Benim etrafımda aşı karşıtı yok. En yakınımdakiler iki doz aşılarını oldu. Sinovac olanlar da üçüncü doz olarak Biontech oldular.

Yazının Devamını Oku

Okula gitmemelerine kesinlikle razı değilim

SADECE Türkiye’de değil bütün dünyadaki aşı karşıtlığı söylemlerini, gösterilerini yakından takip ediyorum.


Elbette aşı olmayanlara saygım var.
Olmak istemiyorlarsa, endişeleri varsa yapacak bir şey yok.
Devletler ya ikna edecekler ya da farkındalık yaratarak başka yöntemler bulacaklar.
Ama şöyle de bir gerçek var.
Bir buçuk yıldır hayatımız normalleşemiyor. Tam her şey yoluna girdi diyoruz, yine vaka sayıları artıyor. Ağır hasta sayısı ve ölümler de artınca kısıtlamalar, kapanmalar dışında başka bir alternatif kalmıyor.
Ama hiçbir ekonomi bunu kaldıracak güçte değil.

Yazının Devamını Oku

Son yıllarda favori uzun yürüyüş rotam Sarıgerme

BENİM gibi uzun yürüyüşleri seven biri için Türkiye’nin her yeri bir cennet...



Görmediğim tek bir şehir kaldı.
Pandemi olmasaydı Sinop’u da görüp turumu tamamlayacaktım. Artık 2022’de, salgının izleri silindikten sonra...
Benim gibi sporu, doğayı seven bir grup arkadaşım var. Onlarla farklı coğrafyalara gidip çok uzun yürüyüşler yapıyoruz. Özellikle Ege’nin güneyi bize sonsuz olanaklar sunuyor. En son Likya tarihi yürüyüşünü yaptık. Günde 20-25 kilometre yürüdük, müthiş güzeldi. Fethiye’nin çevresi harikadır.
Dalyan’ı da çok seviyorum.

Yazının Devamını Oku

Hayat bir gün o da bugün

TEMMUZ başında özel bir evlilik törenine katıldım.


Çetin ve Gözdem Kımız yeniden evlendiler.
Zaten hiç ayrılmamışlardı.
Bu nikah tazeleme gününün çok özel bir mottosu vardı.
“Hayat bir gün o da bugün...”
Davetiyelerin altına bu not düşülmüştü.
Bodrum Cennet Koyu’ndaki tören alanına giderken tabelalar “Gözdem-Çetin Kımız evlilik töreni” yerine “Hayat bir gün o da bugün” tabelalarıyla yönlendirme yapılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Bir çocuğun gözlerinden daha etkili bir şey yok

RABİA Tekince’yi daha önce de yazmıştım.

 

Tanımaktan dolayı son derece mutlu olduğum insanlardan biri...
Gördüğüm en yürekli, en merhametli kadınlardandır.
Uluslararası birçok projeyi hayata geçirdikten sonra Türkiye’ye döndü.
İzmir’de Ege Özel Çocuklar Vakfı’nı kurdu. Vakfın bir de okulu var. ‘Işıldayan Özel Çocuklar Eğitim Merkezi’ adı gibi ışıldayan çocuklarımızı yetiştiriyor.
Okulda 300’e yakın genç eğitim alıyor. Ama daha önemlisi ailelere de büyük destek olunuyor.
Otizmli aileler kendilerini o kadar yalnız hissediyorlar ki; bu okullar onlar için nefes almak anlamına geliyor.

Yazının Devamını Oku

Başka çare kalmadı

Bilim Kurulu’nun önerisini destekliyorum.

 

BİR buçuk yıl hep gazetedeydim, dışarıdaydım ama kalabalıklar içinde asla olmadım. İstanbul’dan gelen konuklarım olunca ben de çekine çekine dışarı çıktım.
Gönüllü olup Türkiye’de ilk aşı olanlardan biriyim aslında...
Üçüncü aşı sırası bana geldiğinde de gidip ilk olanlardanım.
Yani bu kadar titizim.
Ama gördüğüm manzaralardan anlıyorum ki yine bizi zor bir kış bekliyor.
Çünkü insanlar maske takmıyor, mesafelerini korumuyor.

Yazının Devamını Oku

Sinemanın itici gücüne inanın Netflix’in yeni dizisi Ege kıyılarında geçecek

İZMİR Sinema Ofisi Koordinatörü Gülen Saygı’yla konuşuyorduk. Netflix’te gelecek yıl gösterime girecek The Swimmers filminin İzmir’deki çekimlerinden bahsetti.

 


Güzel sanatlar okumuş biri olarak sinema denince benim için her şey durur. Çünkü sinemanın itici gücüne inananlardan biriyim.
Ve yıllardır Ege kıyılarının doğal bir plato olduğunu, bir çekim merkezi olabileceğini yazıyorum.
Hayatımın büyük kısmı aramızdan ayrılıncaya kadar Ahmet Piriştina’yla geçti.
Siyasete atıldığı günlerde en çok konuştuğumuz konuların başında gelirdi.
1999 yılında milletvekilliği bırakıp İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olduğu günleri de çok iyi hatırlıyorum.

Yazının Devamını Oku

Bir iklim krizinin tam ortasındayız aslında

SERİN bir haziran geçti.

 

Aslında hepimize de iyi geldi. Ege’de, kıyılarda yaşıyorsanız; baharı tam yaşamadan doğrudan yaza geçiyorsunuz.
Ama bazen öyle bir mayıs yaşıyorsunuz ki, o da yazdan beter oluyor.
El birliğiyle, hep birlikte doğanın dengesini bozduk.
Rize’de sel olurken; İzmir’de 40’ın üzerinde bir sıcaklık var.
İstanbul’daki nem nefes aldırmaz hale gelmişken; Avrupa’nın tam ortası bir felaket yaşıyor.
Hem de Almanya’da...

Yazının Devamını Oku

Antalya Valisi’yle aynı durumdayım

ANTALYA Valisi Ersin Yazıcı, “Birkaç kişi beni de aradı, ‘Biz yer bulamıyoruz, yardımcı olur musunuz’ diye. Bayram süresince büyük bir akın bekliyoruz, rezervasyonlu gelmek lazım şehre yoksa sıkıntı yaşayabilirler” demiş.


Ben de aynı durumdayım.
Hem de yıllardır.
Yaz ayları turizmci gibiyimdir.
Arkadaşlarımın, dostlarımın aklına Çanakkale’den Fethiye kadar olan geniş coğrafya akıllarına geldiğinde hemen beni ararlar.
Ben de yaşadığım deneyimleri, gidilebilecek mekanları anlatır, isterlerse rezervasyonlarına kadar yardımcı olurum.
Tabii temmuz, ağustos aylarında bu bölgeye ilgi çok arttığı için bazen rica minnet yer bulabiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Güçlü demokrasiler kazanır

TÜRKİYE gibi büyük ülkelerin problemleri de büyük oluyor. Biliyorum insan bazen karamsarlığa kapılıyor.


Canımızı sıkan, üzen, hayal kırıklığına uğradığımız çok şey oluyor.
Şunu unutmayalım.
Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlar bizden çok daha zor şartlar içindeydi ve hepimize hayal kuracağımız bir ülke bıraktılar.
15 Temmuz 2016 gecesi Türk demokrasisi için de önemli sınavlardan biriydi.
Hain bir darbe girişimine karşı Türk insanı hep birlikte, tek yürek olarak karşı çıktı.
Sonuçta demokrasimiz kazandı.

Yazının Devamını Oku

Gel de bu olayı yorumla

TÜRKİYE ile Yunanistan arasındaki ilişkileri anlamak gerçekten zor. Bir yakınlaşıyor, bazen de garip bir şekilde uzaklaşıyor. Tam her şey yolunda gidiyor diye düşünürken işte Galatasaray’ın yaşadığı gibi bir olay oluyor, yine en başa dönülüyor.


Olay bu kadar net değil mi?
Galatasaray hazırlık maçı için Atina’ya geliyor.
Adı üstünde Olympiakos ile bir dostluk maçı oynanacak.
Galatasaray eski, deneyimli bir kulüp...
Benzer maçlara defalarca gitmiştir. Üstelik pandemi döneminin yeni kurallarını da herkes iyi biliyor.
Örneğin ben Bakü’ye Türkiye Galler maçına giderken PCR testimi oldum, girişte de bunu gösterdim.

Yazının Devamını Oku

Aşı olmazsak bir varyant biter diğer varyant gelir

KİM ne derse desin, hangi tedbir koyulursa koyulsun bu yaz döneminde hiç kimse kolay kolay uygulayamaz.


Hafta sonu Bodrum’daydım.
Maske taktığım anlarda bu sefer ben tedirgin oldum, çünkü herkes bana bakıyordu.
Çıkardığım anda da ben kendimi iyi hissetmedim.
Sonuçta “Üç aşım var en azından mesafeyi koruyayım” diyerek hafta sonunu kapattım.
Sadece Bodrum değil; Türkiye’nin her yeri aynı...
Sadece Türkiye değil, bütün dünya aynı...

Yazının Devamını Oku

İzmir dijital kafalı bir kent olmalı

UZUN yıllardır beklediğimiz bir gelişmeydi.


İzmir Yüksek Teknoloji Bölgesi içinde bulunan 179 bin 393 metrekarelik alanın Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi (Bilişim Vadisi) İzmir Teknoloji Üssü Ek Alanı Olarak Tespit Edilmesi Hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Böylece Bilişim Vadisi çatısı altında İzmir’de kurulması planlanan İzmir Teknoloji Üssü için önemli bir eşik daha aşılmış oldu.
Aslında her seçim döneminde gündeme gelen ama bir türlü yol alamayan bu konuda ilerleme olması herkes gibi beni de sevindirdi.
Ben Türkiye’nin dijital dönüşümde önemli bir oyuncu olacağından eminim.
Özellikle de İzmir’in şansı her geçen gün artıyor.
Belki farkındasınız, belki değil; İzmir’de bir kümelenme oluştu.
Birçok teknoloji şirketi önemli işler yapıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Şirketleri büyütmek bizim elimizde

ŞERİFE Eren ve yakın çalışma arkadaşlarının TAİDER Aile İşletmeleri Derneği’ni kurarken heyecanlarını bugün gibi hatırlıyorum. TAİDER kuruluşundan bu yana çok mesafe katetti, üye sayısı arttı, ses getiren etkinliklere imza attılar.


Türkiye gibi KOBİ’lerin ve aile şirketlerinin ağırlıklı olduğu bir ülkede TAİDER gibi kurumlara önemli görevler düşüyor.
Aslında aile şirketlerinin kurumsallaşması meselesi bize özgü bir konu değil. Örneğin Almanya ve Fransa’da ikinci, üçüncü kuşaklar arasında yaşanan çatışmalardan dolayı şirketler ya parçalanıyor ya da satış aşamasına geliyor.
Dünyada rekabet artıyor, maliyet hassasiyeti kadar kalite öne çıkıyor.
Böyle bir dönemde şirketlerin yarınlara hazır olması gerekir.
Uluslararası yönetim ilkelerine sahip, ülkelerine değer yaratan ve sürdürülebilir kurumlar haline gelmek için şirketlere düşün görevler var.
İşte bu deneyimler TAİDER’in en önemli konu başlıkları arasında...

Yazının Devamını Oku

Moral bozmak istemem Avrupa’yı izleyelim

VALLA keyfinizi kaçırmak istemem, çünkü benim de kaçsın istemiyorum. Ama Avrupa medyası, birkaç gündür dördüncü dalga haberleriyle çıkıyor.


İngiltere, Portekiz ve İspanya’da korona virüsünün Delta varyantının yayılma hızı diğer Avrupa ülkelerinde biraz paniğe yol açmış gibi gözüküyor.
Bizim gibi turizm sezonunu kaçırmak istemeyen, tedbirleri gevşeten ülkelerde bile hafif bir hazırlık gözlemleniyor.
Örneğin Portekiz ve İspanya...
Sınırların kontrolü, yeniden maske gibi önlemler yine konuşuluyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Bakanlar Kurulu’ndan önce güvenlik zirvesini topladı örneğin...
Fransız hükümet sözcüsü Gabriel Attal, korona virüsü vakalarında yüzde 21 oranında artış olduğunu, özellikle 20 ila 29 yaş arası gençlerde vaka sayısının bir haftadan az bir sürede iki katına çıktığını açıkladı.

Yazının Devamını Oku

Çeşme, Bodrum mu pahalı İbiza, Mikanos mu?

PANDEMİ döneminin en büyük mağdurları hizmet ve yiyecek içecek sektörüydü. Bir buçuk yılın yarısında kapalıydılar, diğer yarısında da yarı kapasiteyle çalıştılar.



İşletmeci çok dostum var.
Çoğunun ne büyük sıkıntılar içinde olduğunu biliyorum. Bazıları yatırımda yakalandılar. İşlerini iyi yapıyorlardı ve doğal olarak da büyütmek istiyorlardı.
Ama hiçbiri pandemiyle karşı karşıya kalacaklarını düşünmemişlerdi.
Bu boşluktan sonra toparlanmaları kolay olmayacaktır.
Hepsini anlıyorum.

Yazının Devamını Oku

İyi bir sivil toplumcu olun

BABAM iyi bir sivil toplumcu oldu her zaman... Siyaset bize hep uzak oldu ama ailenin birçok ferdi toplumu ilgilendiren konuları kendine mesele yaptı.


Sosyal sorumluluk projelerinin içinde olan bir ailede büyüdüğüm için kalabalıklara hep alışığımdır.
Ailenin bana şöyle bir tavsiyesi oldu.
“Siyaset yok, sivil toplumculuk var...”
Demokrasinin böyle güçleneceğine inanıyorum. Hala da öyle...
Lisedeyken Rotary ile tanıştım.
Karakterimin oluşmasında, hayata bakışımda, dünyayı okumamda Rotary ve benzer derneklerin, vakıfların büyük etkisi oldu. Galiba 30’un üzerindeki sivil toplum örgütüne üyeyim.

Yazının Devamını Oku