Bu rakamlar talebin süreceğini gösteriyor

TÜRKİYE sanayisiyle, yeni teknolojileriyle büyümeli... Ama inşaatı da, gayrimenkulü de ihmal etmemeli. Daha modern şehirlere ihtiyacımız olduğu bir gerçek... Modern derken, çok katlı binalardan bahsetmiyorum. Şehirlerin bazı bölgelerinde gökdelenler olabilir ama silueti bozacak bir yapılaşmaya karşı olduğumu söylemeliyim.



Benim yaşımdakiler, yani 50’leri geçmiş olanlar mahalle kültürüyle yetiştik.
O günleri unutmamız mümkün değil.
Bugün belki büyüyen şehir ortamında bunu bulmak mümkün değil ama en azından bozmadan ve iyileştirerek şehirlerimizi değiştirmenin yollarını aramalıyız.
Birkaç yıldır konuttaki fiyat artışları dikkat çekiyor.
Rakamlar, ortalamalar dikkat çekici...
Teknoloji odaklı gayrimenkul değerleme platformu Endeksa.com’un verilerine göre konut kiraları İstanbul’da son 1 yılda yüzde 80, son 3 yılda 94, Ankara’da 1 yıllık yüzde 52, 3 yıllık 91; İzmir’de 1 yıllık yüzde 49, 3 yıllık 88; Bursa’da yüzde 51, 3 yıllık 73; Antalya’da ise 1 yıllık değer artışı yüzde 77, 3 yıllık değer artışı 226 olmuş.
İzmir’de kiraların en fazla artış gösterdiği ilçeler Dikili, Seferihisar ve Güzelbahçe olmuş. Dikili’de konut kiraları son 1 yılda yüzde 183, son 3 yılda yüzde 280 artış göstermiş.
Seferihisar’da konut kiraları son 1 yılda yüzde 160, Güzelbahçe’de yüzde 148 artış kaydetmiş.
Diğer şehirlerde de benzer artışlar yaşanmış.
Bu gösteriyor ki; markalı ve yeni konutlara talep devam ediyor.
Deprem gibi bir gerçek hayatımızdayken bu sürecektir.
Bir başka ayrıntı yeni açılan otoyollar da fiyatlarda etkili olmuş gözüküyor.
Örneğin İzmir’den Bergama’ya uzanan otoyolun Dikili’deki fiyatları tetiklediği bir gerçek...
En başa döneyim.
Fiyat artışları artan maliyetler kadar nitelikli konuta olan talebi de gösteriyor.
Bu süreceğine göre kentleri yönetenler, inşaat şirketleri kentlerimizi koruyacak yapıları da düşünmeliler.


Yasa kadar uygulama da önemli

AYVALIK aslında bir farkındalık yarattı.
17 yıl önce başlatılan hasat şenliği sayesinde zeytini, zeytinyağını daha iyi tanıdık.
Ama daha önemlisi bu festival sayesinde birçok yer, bölge kendi tematik şenliklerini yapmaya başladı.
Bu tatlı rekabet hayatımızı renklendirdi.
En başından bugüne yaşananlara tanıklık eden bir gazeteci olarak Ayvalık’a çok şey borçlu olduğumuzu hatırlatmak isterim.
Bu yılki törenlerde Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin yine önemli bir konuya dikkat çekti.
Defalarca yazdım, yazdık ama hatırlatmakta yine fayda görüyorum.
Ayvalıklılar kendi yağlarına sahip çıkıyorlar, coğrafi işaretlemeye önem gösteriyorlar.
Ama tağşişle mücadele etmek hiç de kolay olmuyor.
Başkan Ergin dedi ki;
“Özellikle internet ortamında Ayvalık adını kullanarak yapılan zeytinyağı satışları hem bizim, hem üreticinin, hem marka yağ satan işletmecilerin canını sıkıyor. Ayvalık zeytinyağının en büyük sorunları arasında yer alan tağşiş ile ilgili suç duyurusunda bulunuyoruz. Coğrafi işaretle tescilli Ayvalık zeytinyağının marka değerinin korunması bizim projelerimizden biri ama tek başına çözüm değil. Tesirli hukuki ve cezai yaptırımların takipçisi olabilmek daha önemli. Bu konuda ilk adımı attık. Birlik olmamız gerekiyor. Markalaşmadığımız için tağşişe maruz kalıyoruz. Kalitemize gölge düşüyor. Bu konuda mücadelemize kararlı bir şekilde devam edeceğiz.”
Taklit ve tağşiş yapılmış ürünlerin işleme tabi tutulması ve piyasaya arz edilmesi yasaklandı, büyük para cezaları uygulamaya konuldu.
Yasalaşmayla gıda sektöründe taklit, tağşiş yapan ve tüketiciyi yanıltan, yanlış yönlendiren, bilgi kirliliği oluşturan firma ve şahıslar hakkında yaptırımlar öngörülüyor.
Bunlar önemli ama yeterli değil.
Çünkü yasanın çıkması kadar uygulanması da önemli...

Bu rakamlar talebin süreceğini gösteriyor


Zeytin ağacı hayat demek

AYVALIK’taki hasatta adreslerden biri Barbun Çiftliği idi.
Başkanlar konuşurken gözüm tanıdık bir sergiye takıldı.
İzmirli gazeteci Ahmet Aydın Akansu, objektifinden zeytin ağaçlarını ölümsüzleştirmiş.
Her biri birbirinden ilginç gövdeler; yaşları 500 ile 2 bini aşan zeytin ağaçları...
Bazı gövdelerde insan silueti var, bazılarında ise hayvanlara benzeyen şekiller…
Akansu; zeytin ağacının tüm kutsal kitaplarda yer aldığını söylüyor ve ekliyor.
“Tevrat ve İncil’de zeytin sözcüğü 140 kez geçiyor. Kur’anı Kerim’de ise 6 sure zeytin ve nimetlerinden bahseder. Nuh Peygamber, tufanın şiddeti azalınca hayatın başlayıp başlamadığını öğrenmek için gemisinden güvercinini salar. Güvercin gemiye ağzında zeytin dalı ile dönünce Nuh Peygamber bu işaretten tufanın bittiğini anlar. Bunun sonucunda zeytin dalı günümüze kadar barışın simgesi olarak bilinip gelir.”
Zeytin ağacı demek hayat demek; benim için de...

Bu rakamlar talebin süreceğini gösteriyor


Güngör Uras’ı anmadan
Ayvalık’tan dönülmez

HER tatil beldesi gibi temmuz, ağustos hariç bütün ayları çok daha güzel. Ayvalık da öyle...
O kalabalık gidince sokaklar bize kalıyor.
Ve o dar sokaklarda kaybolmak hoşuma gidiyor.
Bu yıl da Cunda’da dolaşırken aklıma Güngör Uras geldi.
Güngör abiyle Ayvalık’ta buluşmak bana hep terapi gibi gelmiştir.
Onu dinlemek, aklıma takılanları sormak; biraz yemeklerden, biraz hayattan konuşmak, bazen de Türkiye’yi, dünyayı kurtarmak iyi gelirdi.
Onu iyi tanıyanlar, antika ve özellikle ayna merakını iyi bilirdi.
Her zaman gittiğimiz mağazaya girip aynalara baktım.
Sonra da ortadaki kiliseye kadar yürüyüp sahile indim.
Taş Kahve’de onun için de, kendim için de bir sade kahve içtim.
Güngör Uras müthiş bir insandı, benim bilge insanlarımdandı.
Nurlar içinde uyusun.

X