Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Bu grup diğerlerinden çok farklı

“Tarım Önemlidir...”

İzmir Tarım Grubu’nun sloganı bu...Ben de tarımın önemli bir güç olduğuna inanıyorum.Dünyadaki son ekonomik kriz bir kez daha gösterdi ki, tarımı sanayiyle birleştiren ülkeler dalgalanmayı daha rahat atlattılar.Tarım, İzmir için de önemli...Rakamlar da bunu doğruluyor.Kişi başına tarımsal hasılada İzmir birinci durumda...En verimli üretim İzmir çiftçisinde...Türkiye’de üretilen sütün 10’da biri buradan sağlanıyor.En önemli tarımsal ihraç ürünleri de yine bu bölgeden gönderiliyor.Organik tarımın da başkenti İzmir ve çevresi...Listeyi uzatabilirim.İzmir Tarım Grubu’nun sözcülüğünü Sümer Tömek Bayındır yapıyor.Grup, 2007 yılında 25 kişinin bir araya gelmesiyle kuruldu.Şimdi bu sayı 37...Sümer Tömek Bayındır, şunları söylüyor:“Yıllardır gelişmiş ülkeler tarımsal üretimlerini sonuna dek desteklemiş, ancak gelişmekte olan ülkelerde tarımsal üretimin azaltılması için telkin ve baskı yaptılar. Bu telkinleri yapan kurumların başında gelen Dünya Bankası, 2008 yılında trajikomik bir şekilde son 20 yıldır büyük bir hata yapmış olduğunu ve dünya ekonomisinin kurtuluşunun tarımda olduğunu itiraf etti. 2000’li yıllarda bir araya gelen ve Dünya Ticaret Örgütünde adeta isyan eden bir kısım gelişmekte olan ülke, bu baskıya boyun eğmemeye çalışıyor. Türkiye’de de yıllardır tarımın önemi bilinçli olarak azaltıldı, toplumda tarımsal alanda çalışmak küçük görülmüş ve özellikle gençlik ile tarımsal üretim birbirinden önemli ölçüde koparıldı. Devlet Planlama Teşkilatı verileri de bunu gösteriyor. En fazla gayrisafi milli hasılayı yaratmasına rağmen 60’lardan bu yana tarım sektörüne ayrılan kaynaklar hızla azaltıldı, bilinçli bir küçültme politikası uygulandı. Biz grup olarak tarımın taşıdığı öneme dikkat çekmek, bu konuda kamuoyunda farkındalık yaratmak istiyoruz...”Peki, İzmir Tarım Grubu neler yapıyor?Sektörün güncel sorunlarını gündeme getirmek, stratejik gelişim çalışmalarına katkı sağlamak için sürekli interaktif toplantılar yapıyorlar.Seminerler, paneller düzenliyorlar.Bir yandan da üreticiyle bürokrasiyi buluşturuyorlar.İzmir Tarım Grubu, bugün de önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda tarım insanlarıyla sektör dışından olanları buluşturuyorlar.Böylece daha fazla sivil toplum örgütünün dikkatini çekmek istiyorlar, yeni gündemlerde tarımın da olmasını istiyorlar. Daha da önemlisi tarıma ilgi duyan ama bugüne kadar yatırım yapmayan girişimcileri de sektörün temsilcileriyle bir araya getiriyorlar.Ben tarımsal sanayinin özellikle Ege Bölgesi için vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum.O yüzden İzmir Tarım Grubu’nun çok önemli bir misyon üstlendiğinin farkındayım.

Kul hakkı ve ilahi adalet

Pozitif bilimle uğraşan insanlar için “kul hakkı” veya “ilahi adalet” (bizim laik kesim kozmik fatura da diyor) gibi kavramları anlamak ve anlatmak güç olabilir. Hep somut verileri görmek isteyen, onlara dayanmaksızın “konuşma” güçlüğü çeken bu insanlar, elde ettikleri verileri nesnel (objektif) biçimde değerlendirilirler.Son yıllar içinde, yakınımda “bilerek kul hakkı yiyenleri” bir bilim insanı titizliğiyle incelediğimde, sıklıkla “ilahi adalet”in işlediğini gözlemledim, hem de haklarını yedikleri kulların başlarına gelene benzer bir biçimde...Nereden mi aklıma geldi bunlar? Mustafa Balbay’ı ziyaret eden 2 yaşındaki çocuğunun camın ardında izlediği babasının, ancak telefondan duyabildiği sesini öpmeye çalıştığını okuduğumda çok etkilendim ve şunları düşündüm.Bir bebeğin babası ile birlikte büyüme hakkını, bir babanın bebeğini yanında büyütme hakkını veya babasının cenaze namazına katılamayan bir insanın hakkını elinden kimler almışsa ilahi adalet bir gün onu bulabilir. Bu kişi bir hukukçu da olabilir, bir siyasetçi de... Hatta bir seçimde, halk oylamasında verdiği oyla kul hakkı yiyenlerin seçilmesine veya yerinde kalmasına katkı sağlayan seçmen bile olabilir. Kim bilir, yapılan haksızlıklar karşısında sessiz kalmak bile günah hanemize yazılıyordur, belki de...Ne yapmalı peki? En azından çıkıp, Sayın Bülent Arınç gibi “Bence bu feryada (Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın) kulak vermek lazım” diyebilmeliyiz. Bunları yazınca biraz olsun rahatladım. Yapılanların haksızlık olduğunu düşünüyorsanız, siz de sesinizi çıkarın lütfen.Kozmik faturada günah listenizin toplam hanesinde yazan rakamda düşme elde edebilirsiniz.(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)

 

Yazarın Tüm Yazıları