Deniz Sipahi

Deniz Sipahi

dsipahi@hurriyet.com.tr

Bir ziyaret ve 7 başlıkta İzmir gerçeği

ESİAD Başkanı Sibel Zorlu ve yönetim kurulu üyelerinden oluşan heyet, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı ziyaret etti.

Haberin Devamı

Gündemde, 7 Ekim’de İzmir’de düzenlenecek 4’üncü ESİAD Yatırım Zirvesi vardı ama Yılmaz’a İzmir’le ilgili geniş bir dosya da sunuldu.

Dosya 7 ana başlıkta toplandı.

Zorlu’nun cümlesi netti:

“İzmir; üretim, ihracat ve yatırımda Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olabilir ama bunun için eksikleri birlikte gidermemiz gerekiyor.”

Peki, dosyada neler vardı?

Bir ziyaret ve 7 başlıkta İzmir gerçeği

1) Finansmana erişim: Yüksek faiz ve girdi maliyetleri yeni yatırım kararlarını öteletiyor. Sibel Zorlu’ya göre iş dünyasının moralini en çok bozan konu bu. Yatırımcı ya beklemeye geçiyor ya da ertelemeyi tercih ediyor.

2) Lojistik ve altyapı: Alsancak Limanı yetersiz, Çandarlı hazır ama… İzmir liman altyapısı yük taşımacılığına cevap vermekte zorlanıyor. Alsancak Limanı kapasite anlamında sınıra dayanmış durumda. Gümrük işlemleri yavaş. Kuzey Ege Limanı (Çandarlı) stratejik avantaj taşıyor ama potansiyeli hala kullanılamıyor. “Demiryolu entegrasyonu olmadan liman çalışmaz” cümlesi de sık sık gündeme gelmiş.

Haberin Devamı

3) OSB’ler doldu: İzmir’deki organize sanayi bölgelerinin büyük çoğunluğu yüzde 90’ın üzerinde dolulukta. Yeni yatırımcıya yer yok. Kemalpaşa Lojistik OSB ve Batı Anadolu Serbest Bölgesi gibi projeler umut verse de somut ilerleme isteniyor. Sanayi-kent ilişkisini bozmayan alanların planlanması öneriliyor.

4) İş gücü açığı: Meslek liseleri organize sanayi bölgelerine entegre edilmeli. Enerji, otomotiv, yazılım ve makine sektörlerinde nitelikli teknik personel ihtiyacı büyüyor. Meslek liseleri ve MYO’ların sanayiyle yakın temasta olması gerektiği, dijital dönüşüm odaklı müfredatla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

5) Yeşil dönüşüm: İzmir’in 2030 hedefi büyük ama destek lazım. İzmir, AB tarafından ‘2030 Misyon Kenti’ ilan edildi. Bu, ciddi bir fırsat. Ancak sanayici açısından yeşil dönüşüm süreci yatırım ve maliyet demek. Destekleme ve yönlendirme mekanizmaları olmadan bu dönüşüm eksik kalacak. “Karbon ayak izinin azaltılması sadece niyetle olmaz” deniliyor.

Haberin Devamı

6) Turizmde kültürel ekonomi vurgusu: Kıyı turizmi elbette önemli. Ama artık İzmir’in gastronomi, sağlık, tarih ve kruvaziyer turizmine daha çok ağırlık vermesi gerektiği dosyada net şekilde dile getirilmiş. Kemeraltı gibi tarihi alanların canlandırılması, kongre turizmi için büyük projelere ihtiyaç olduğu ifade ediliyor.

7) Afet yönetimi ve kentsel dönüşüm: İzmir, 2020 depremini yaşadı. Yapı stokunun büyük bölümü hala riskli. Özellikle Bayraklı, Konak ve Bornova için dönüşüm şart. Bu da yine iş birliğiyle hem kamunun hem özel sektörün el ele vermesiyle olacak.

Sibel Zorlu’nun altını çizdiği gibi, İzmir sadece sorunlarını değil, çözüm önerilerini de dosyaya koymuş.

Haberin Devamı

Yani ‘sorun listesi’ değil, ‘çözüm haritası’ sunmuşlar.

Savunma sanayi, havacılık, yüksek teknoloji yatırımları…

Zorlu’ya göre, İzmir artık ‘daha yüksek katma değerli üretimin merkezi’ haline gelmeli.

 

Fikirleriyle de parlamayı hak ediyor

BEN, Anadolu’nun gücüne, potansiyeline her zaman inanan biriyim.

Her yere gittim, her sanayi bölgesini gezdim, limanlara baktım.

Türkiye daha iyisini her zaman yapabilir.

Yine de konu İzmir olduğunda kendimi tutamıyorum.

Bu ülkede kaç tane şehir var ki ‘ülke ekonomisinin dinamosu’ olmaya bu kadar uygun?

Deniz desen var, liman desen var, beşeri sermaye desen o da var.

Belki hikâye yarım kalmış olabilir, eksik de diyebiliriz.

Haberin Devamı

Ve biliyorum ki Sibel Zorlu da bunun farkında.

Dosyada yazılanlar bana şu soruyu sordurdu:

“İzmir niye bir türlü o büyük atılımı yapamıyor?”

Dosyada 7 başlık var.

7 başlık da öyle havada uçuşan talepler değil.

Tam aksine yere basan, akla yatan, hepimizin 20 yıldır konuştuğu dertler.

Limanlar yetersiz kaldı, OSB’ler dolmuş taşıyor, genç iş gücü eksik, meslek liseleriyle sanayi arası daha iyi olmalı, Çandarlı Limanı hayata geçmeli, deprem riskimiz var.

Bunlar aşılması gereken sorunlar gibi gözükse de İzmir’in yeniden doğmasını sağlayacak halkalar.

İzmir’e dair konuşulacak çok şey var.

Mesela, neden Ege’nin bu kadar köklü sanayi kültürü olan şehri, savunma sanayinde adını duyuramıyor?

Haberin Devamı

Ya da neden kruvaziyer turizminden hak ettiği payı alamıyor?

Ya da şu soru:

“İzmir neden İstanbul gibi bir ‘küresel vitrin’ olamıyor?

Hep söylüyorum:

Bu şehir sadece güzel havalarıyla değil, fikirleriyle de parlamayı hak ediyor.

 

Airbnb’den çok bizim meselemiz

“KISA dönem kiralama tatili zehir ediyor” diye yazdım, o kadar çok mesaj geldi ki…

Yeni bir yasa geldi.

Diyor ki: “100 günden kısa süreli tüm kiralamalar ‘kısa dönem’ sayılır, belge gerekir.”

Güzel, ama sahaya bakalım.

Bu yasa kimsenin umurunda değil.

Ev sahipleri ilan koymuş.

Bazısı belge almış mı? Hayır.

Kurallara uyan var mı? Yok.

“Bir şey olursa polisi arayın” diyecek kadar rahatlar.

Yani tatil değil, bir ‘Airbnb anayasasızlığı’ yaşıyoruz.

Airbnb’in kendi sitesine girin.

Kurallar listesi önünüze serilir.

Gürültü yasağı, misafir sayısı, komşulara saygı, güvenlik önlemleri, acil durum protokolü…

Ama burada işler böyle yürümüyor.

Dikkat edin, bu yaz bazı siteler, “Airbnb’ye kapalıyız” demeye başladı.

Bazıları güvenlik artırdı, kamera koydu, misafir sınırladı.

Çünkü kimse her hafta farklı bir partinin ortasında yaşamak istemiyor.

Tatil yerlerindeki bu kısa dönemli düzensizlik, Türkiye’nin birlikte yaşama kültürünü çürütüyor.

Yazlık artık ‘komşuluk’ değil, ‘bir gecelik misafirhaneye’ dönüştü.

Ve inanın bu, Airbnb’den çok bizim meselemiz.

Airbnb yasaklansın mı?

Hayır.

Ama bu işin bir ciddiyeti olmalı.

‘Turizm Konutu Belgesi’ olmayan evler kiralanmamalı.

Denetim yapılmalı.

Ve belki de en önemlisi, tatilin de bir ahlakı, bir terbiyesi olduğu hatırlatılmalı.

Airbnb ya da kısa süreli kiralama, düzensiz, kuralsız değil, aksine herkesin uyması gereken kurallarla işleyebilir.

Yazarın Tüm Yazıları