GeriDeniz SİPAHİ Bir iklim krizinin tam ortasındayız aslında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir iklim krizinin tam ortasındayız aslında

SERİN bir haziran geçti.

 

Aslında hepimize de iyi geldi. Ege’de, kıyılarda yaşıyorsanız; baharı tam yaşamadan doğrudan yaza geçiyorsunuz.
Ama bazen öyle bir mayıs yaşıyorsunuz ki, o da yazdan beter oluyor.
El birliğiyle, hep birlikte doğanın dengesini bozduk.
Rize’de sel olurken; İzmir’de 40’ın üzerinde bir sıcaklık var.
İstanbul’daki nem nefes aldırmaz hale gelmişken; Avrupa’nın tam ortası bir felaket yaşıyor.
Hem de Almanya’da...
Avrupa’nın en iyi kentleşmesine, altyapısına sahip Almanya’sında...
Almanya’da şiddetli yağmurun neden olduğu sel nedeniyle 6 bina çöktü, 15 tanesi her an çökme tehlikesiyle karşı karşıya...
Rheinlan-Pfalz eyaletinin Ahrweiler bölgesinde onlarca insan öldü, yüzlerce kişinin kayıp olduğu söyleniyor.
Belçika’da da benzer manzaralar var.
“Bizde hortum olmaz” diye düşünürdük.
Oldu, hem de Alaçatı’da…
Çeşme’nin en çok beğenilen yeri Alaçatı Port’un tam ortasından bir hortum geçti ki, ne ev bıraktı, ne iş yeri, arabalar ters döndü, eşyalar yüzlerce metre ötede bulundu.
Avrupa’nın bu halini görünce kentleşmede sınıfta kalan Türkiye’nin özellikle büyük şehirlerinin nasıl bir risk altında olduğunu daha iyi görelim.
İklim değişikliğinin getirdiği olumsuz etkileri galiba hepimiz hafife alıyoruz.
Belki de bu krizin tam ortasında bir yerdeyiz.
Ve hepimize düşen görevler olduğunu unutmayalım.


Delta başımıza bela olacak

HERKES gibi ben de daha çok dışarıdayım. Çok dikkat ettiğimi, maskemi elimde değil yüzümde tutmaya dikkat ettiğimi özellikle belirtmek isterim. Ama korkarım geçen yıl yaşanan tabloyu yeniden yaşayacağız. Aslında dünyadan da iyi haberler gelmiyor. Pandeminin ilk günlerinden beri Avrupa ve Amerika’yı takip ediyorum. Orada ne oluyorsa; bir buçuk ay sonra bizde oluyor.
Bu Delta mutasyonu başımıza bela olacak şimdiden söyleyeyim.
Los Angeles’ta Delta vakalarının yeniden tırmanışa geçmesi üzerine maske zorunluluğu geri geldi. Şimdilik kapalı alanlarda maske takılacak ama uzmanlar bu hızla giderse maskenin her yerde takılması gerekeceğini söylüyorlar.
Avrupa’da da benzer tedbirler geldi, geliyor.
Bu demektir ki eylül, ekim bizdeki şu an 7 binlerde gezinen vaka sayısı yeniden tırmanışa geçebilir.
Geçmemesi için elbette alabileceğimiz önlemler var.
Türkiye aşılanma konusunda gerçekten müthiş bir performans gösteriyor. Ama buna rağmen iki doz aşısı olanların nüfusa oranı hala yüzde 30’larda olduğuna göre daha alınacak çok yol olduğunu görüyoruz.
Bayramda aşılamaya devam etmeliyiz.
Bunu ısrarla söylüyorum.
Kıyılarda, plajlarda aşı ekipleri dolaşsın. Bu bayramı boş geçirmeyelim.


Sokağa taşmadan müzik
yapmak elbette mümkün

ŞU pandemi bütün hayatımızı değiştirdi. Uzun bir aradan sonra ilk defa geçen hafta Yaşar konserine gittim. Alaçatı’da Club Baba içindeki Hayal Kahvesi’nde çıkıyor Yaşar... Aslında biraz da çekinerek gittim. Hala kalabalıklar içine girerken biraz tedirgin oluyorum. Pakize Sükan ısrar edince, onu kıramadım. Yaşar her zamanki gibi iyiydi. Hepimizin ezbere bildiği şarkıları sahnede seslendirdi. Hayal Kahveleri’nin sahiplerinden Yavuz Kavan’la da tanıştım.
Türkiye’den sonra Almanya’da da yeni mekanlar açmaya başlamışlar. Berlin iyi gidiyormuş; sırada Köln, Düsseldorf, Frankfurt ve Almanya’nın diğer kentleri varmış. Alaçatı’nın en büyük derdi ses... Sokağa taşan müzik insanları rahatsız ediyor.
Kavan; Alaçatı’daki Hayal Kahvesi’nde teknik yatırım yaparak sesi kontrol altına aldıklarını söyledi. Gerçekten de Yaşar şarkı söylerken dışarı çıkıp baktım; müzik kimseyi rahatsız etmiyordu. Bu sene Alaçatı biraz daha iyi... Gerçi kurallara uymayanları biliyorum, duyuyorum. Biz eski Alaçatı’yı, Çeşme’yi istiyoruz. Elbette müziğin de, eğlencenin de olmasını istiyoruz. Ama yeni yerler açacaklar yatırım yapmaları gerektiğini de iyi bilmeliler. İstenince oluyor. Ses perdeleriyle müziğin sokağa taşmasını önlemek mümkün...

Bir iklim krizinin tam ortasındayız aslında

 


Filmlere bile konu olan
Buca Cezaevi artık kapalı

BUCA Cezaevi’nin boşaltılması konusunu bir gazeteci olarak defalarca yazmıştım. Her seçimde, her başkan adayının gündeminde buranın kaldırılıp yerine modern bir yapının yapılması vardı.
Yine Bucalı bir siyasetçi olan Işılay Saygın, burasıyla ilgili çok mücadele vermişti.
Depremden zarar gördükten sonra Adalet Bakanlığı cezaevinin boşaltılmasına karar verdi.
1959 yılından 2021 yılına kadar 600 bin hükümlü ve tutuklu Buca’ya gelmiş.
Ne öyküler vardır kimbilir burada... Ve Yeşilçam’a bile konu olan bu cezaevi; artık kapalı...
Bir semtle anılmış, sembolize olmuş bu yerin iyi değerlendirilmesi gerekir.


Kırık kalbiniz
bir sendrom
yaşıyor olabilir

BATMAN’da yaşayan 71 yaşındaki kadın Kovid-19 nedeniyle yakınını kaybedince yaşadığı derin üzüntü kalp krizine benzer nefes alamama, göğüs ağrısı gibi şikâyetlere neden oldu. Kendisine anjiyo yapıldı ama tıkalı hiçbir damar bulunamadı.
Ve Dr. Fuat Caner teşhisi koyuyor.
“Kırık kalp sendromu...”
Bu hastalığa takotsubo kardiyomiyopatisi deniyor.
Japon balıkçıların ahtapot yakalamak için denize attığı ve takotsubo denilen çanak bu hastalığa ismini veriyor. Kalbin sol üst tarafındaki bir bölgenin yaşanan yoğun üzüntü, keder sonucu şişerek bu çanağa benzemesi nedeniyle Japon doktor Hiraru Sato tarafından bu adı alıyor.
Yaşadığımız dünyayı düşünsenize... Hayal kırıklıkları, üzüntüler, sıkıntılar, zorluklar...
Belki de teşhis koyulmamış o kadar çok “kırık kalp sendromu” yaşayan insan vardır ki...

X

Hugo Boss Türkiye’de büyümeye devam ediyor

EGE Serbest Bölgesi’ne her gittiğimde kendimi dana iyi hissediyorum.

Çok başarılı bir örnek oldu. Bunda kurucusu Kaya Tuncer’in önemli bir rolü var.Her zaman anıyorum. Geçen gün çok beğendiğim ve yakından takip ettiğim Hugo Boss tesislerine gittim. 1999’daki açılışını dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana birçok fabrikayı gezme imkanım oldu. Her seferinde hayranlıkla ayrıldım. Saat gibi işleyen bir yer Hugo Boss... Kaliteyi her zaman ön planda tutan, verimliliği unutmayan ama bütün bunları yaparken insan odaklı bir çalışma felsefesini ortaya atan bir marka...
Yıllar önce Stuttgart’taki merkezlerine gidip yaratıcı ekiple üç gün geçirmiştim. Benim için çok keyifli bir deneyim olmuştu.
İzmir’deki tesisler Almanya’dan bile daha iyi...
Son gittiğimde daha da iyi buldum.
Üstelik Hugo Boss Türkiye’nin yeni yatırımlara hazırlanıyor olması da çok hoşuma gitti.
Pandemi döneminde birçok konuda alışkanlıklarımız değişti.
Yıllardır takım elbiseyi üzerinden çıkarmayan ben bile bu dönemde daha spor giyinmeye başladım. Hugo Boss Tekstil Sanayi Genel Müdürü Arif Kaya da bunu doğruladı.

Yazının Devamını Oku

Aşı kişisel mesele olmaktan çıktı

ENFEKSİYON Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan konuştukça bakıyorum sosyal medyadan eleştiriler artıyor.



Ama hoca konuşmaya ve doğru bildiklerini anlatmaya devam ediyor.
Bazen benzer saldırılar hepimize yapılıyor.
“Aşı olun” dedikçe ağır eleştiriler de geliyor.
Neyse biz alışığız, önemli değil.

Yazının Devamını Oku

Çare kentsel dönüşümde

SON dönemde hem ev fiyatlarında, sonucunda kiralarda da büyük artışlar yaşanıyor.


Örneğin İzmir’de yaşanan son depremden sonra bazı bölgelerde fiyatlar ikiye, hatta üçe katlandı.
İstanbul’daki artışları izliyorum.
Kendi yeğenimden biliyorum. İstanbul’da bir üniversitede okuyor. Pandemiyi evden, online eğitim alınca ev kiralamadı. Pandemi öncesiyle bugün arasındaki fiyatlar arasında bir uçurum var.
Fiyatlar düşer mi bilemem ama daha fazla yükselmesini önlemek gerekir.
Düşmez diye düşünüyorum çünkü Türkiye kentsel dönüşümde bence daha hızlı davranmalıydı.
Markalı birçok proje yapıldı belki ama 2000’in öncesinde yapılan konutlarla ilgili endişeler var.

Yazının Devamını Oku

Siyaset imkanlar sanatıdır

CUMARTİSİ günü Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin Yüksek İstişare Konseyi toplantısı vardı. Her yıl bir lider ya da önemli bir konuşmacıyla yapılıyor. Ben de bu toplantıları yakından takip ederim.


Bu yıl CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konuşmacıydı.
Toplantının başında ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer çok güzel bir konuşma yaptı.
Genel bir konuşmaydı.
Türkiye’nin büyümesi, değişimi, gelişmesi için önce sivil toplum örgütleri için bir özeleştiri yaptı. Sonra da parti ayrımı gözetmeksizin siyasette uzlaşma, fikir birliği, toplumsal konularda birliktelik beklentilerini sıraladı.
Ve dedi ki;
“Değişime belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Siyasetçiler genelde temkinli hatta taktik bir anlayış içerisinde, gerçek fikirlerinden ziyade seçmenlerine ters gelmeyecek söylemleri kullanıyorlar. Sanki kediye kedi demek siyasetin alfabesine aykırıdır, risklidir. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kopuluyor ve sahiciliklerini kaybediyorlar. Bu tutum her görüşten siyasetçi için çok büyük ölçüde geçerlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek tehlikeli ve yasaktır. Fikren, fiilen, saklanmadan, sakınmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği kanaati hakimdir.

Yazının Devamını Oku

O coşku bize iyi geldi

ANKARA’dan gelen birkaç dostumla; tam da 9 Eylül günü bir kent turu attık. İzmir’in 9 Eylül’leri güzel olur.


Yine öyleydi.
Ki pandemiye rağmen sokaklar dopdoluydu.
Bir arkadaşım yanımıza geldi.
Trafikten, kalabalıktan, otoparkların doluluğundan şikayet etti.
Haklıydı.
Gerçekten de son yıllarda İzmir’in trafiği felç gibi, sokaklar dolu, otopark bulmak çok zorlaştı.

Yazının Devamını Oku

9 Eylül’ler bizim için değerlidir

EGE İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “9 Eylül, Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesidir. Bu bağımsızlık mücadelesine yakışır bir millet olmak ve demokratik, laik hukuk devleti olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çok çalışmalı ve tarihimizden gereken dersleri almalıyız. Ayrıştıran, ötekileştiren, yok sayan değil; tevazu, samimiyet, adalet, liyakat, dürüstlük, şeffaflık ve ortak akıl ile birleştiren, kaynaştıran taraf olmalıyız” demiş.

 


Katılıyor ve altına imzamı atıyorum.
Türkiye için; İzmir için 9 Eylül’ler çok önemlidir.
Siyasetin içinde değil ama hayatın içindeki sembolleri değerli buluyorum.
9 Eylül de onlardan biri...
Çünkü Türk insanı için bağımsızlık, vatan, toprak gerçekten çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar ortadayken Menderes niye bekliyor?

2019 yılında Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağlamış.


Bence çok önemli bir haber...
Satır aralarında kalmamalı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve gelmesinin ardından bu yatırım yapıldı. 240 milyon liralık yatırım yapıldı.
Depolama sahası da kent ormanına dönüştürüldü; 60 dönümlük alan rehabilite edildi.
Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1.5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor.
Dünyada bu teknolojiler sürekli yenileniyor ve verimlilik artıyor.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlara saygılıyım ama yazmaya da devam edeceğim

ELBETTE ben yazdıkça çok sayıda mesaj geliyor. Hepsini okuyorum. Tek tek, cevap da veriyorum. Biliyorum dünyada da benzer protestolar yaşanıyor. Aşı olmayanlar sokaklara çıkıp görüşlerini yaymaya çalışıyorlar.


Hepsine saygı duyuyorum.
Aşı olmayanları anladığımı da bilmelerini istiyorum.
Ama şunu unutmayın.
Ortada bir salgın var ve bu süreci kısaltmanın tek bir yöntemi var; o da aşılar...
Türkiye’de ilk aşı olmuş insanlardan biriyim.
Gönüllü olarak hastaneye giderken benim de endişelerim vardı.

Yazının Devamını Oku

Tam da 9 Eylül’de İzmir’de barışı insanlığı konuşmak

EXPO’nun İzmir’de yapılmasını en hararetli savunan isimlerden biriydim. Çünkü marka olmuş şehirlerin geçmişine baktığınızda uluslararası büyük organizasyonları görürsünüz.


Kente o deneyimleri yaşatmak gerekir.
Sporda, sanatta, kentleşmede ve özellikle yeni dünyanın kabul ettiği teknolojilerde İzmir büyük organizasyonlara evsahipliği yapmalı.
Ancak böyle bir kenti tanıtabiliyorsunuz.
Üstelik bu heyecan şehre de farklı bir ivme kazandırıyor.
Onlardan biri bu hafta İzmir’de yapılacak.
Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi 9 – 11 Eylül’de yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar aşısızlardan hoşgörü beklemeli artık

OKULLARLA ilgili o kadar çok yazdım ki; sayısını unuttum. Pandeminin en kötü günlerinde bile Avrupa özellikle ilköğretim çağındaki çocukların okullarını açık tuttu.



O günlerde ben de her fırsatta yazdım.
“Gerekirse kapanalım ama okulları açık tutmak için bunu yapalım” diye...
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer “Yüz yüze eğitimi açıyoruz” dedi ve her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyledi.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Okullar artık kapanmayacak” dedi ve ilave etti.
“Çocuklarımız 1.5 yıldır akranları ve öğretmenleriyle bir arada olamadılar. Salgın devam ediyor ama çocukları okullardan uzak tutma lüksümüz kalmadı. Okullarımızı açık tutmakta, çocuklarımıza akranlarıyla birlikte en iyi eğitimleri vermekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

Hep yeni olanın peşindeydi

ÇOCUKLUĞUMDA amcam İsmet Sipahi’den ve onun en yakın arkadaşlarından biri olan Selçuk Yaşar’dan çok Karşıyaka anıları dinledim.

Üniversitede okurken gazeteciliğe de başlamıştım ve arada Selçuk Bey ile yemek yer iş dünyasından haberler alırdım. Ekonomi gazeteciliğini tercih edip, böyle bir başlangıç yapmamı sağlayan Selçuk Bey’dir. O yemeklerin bazılarında Selim Yaşar da olurdu. Türkiye’de olduğu günlere denk gelirdi.
“Biz yemeklerde de, evde de iş konuşuruz” derdi Selim Yaşar...
Ve eklerdi; “Yakında grup olarak 100’üncü yılımızı kutlayacağız. Dedemden alırsam 3’üncü jenerasyon, babasından alırsam 4’üncü jenerasyon işin başındayız. Hatta bizim çocuklarımız da artık işe başladılar. Yani 5’inci jenerasyon da işin içinde diyebiliriz. Biz bir aile şirketiyiz. Doğduğumuz günden beri işlerle ilgili konulara hep vakıfız. Çünkü evimizde iş konuşulurdu. Bir kulak dolgunluğumuz hep vardı. İş konuşmaya, iş yapmaya o kadar hazırız ki… Girişimci olmak bizim kanımıza işlemiş...”
Gerçekten de Türk sanayisine ilkler kazandırmış bir ailedir Yaşar Grubu...
Ve Selim Bey haklıydı.
Kendi işleriyle yatıp kalkan, Türkiye’nin büyümesine katkı koyan, sanayiye aşık bir gruptu Yaşar ailesi...
Bazen farklı düşünürdü; yol haritasında...

Yazının Devamını Oku

Bilime inanmayacağız da artık neye inanacağız

UYUM sınıfına giden çocuklarımız okullarına kavuştu.


Önümüzdeki haftadan itibaren de yüz yüze eğitim başlıyor.
Dilerim bir daha okulları kapatmak zorunda kalmayız. Çünkü bu risk hala devam ediyor.
Toplumsal bağışıklık yüzde 80’lere ulaşmadan bize rahat yok.
Ben en başta bir gönüllü olarak gidip aşımı oldum.
Topluma örnek olmak için ve salgını aşısız atlatamayacağımızı düşünerek aşı oldum.
Yaşadıklarımı da gün ve gün anlattım, yazdım.

Yazının Devamını Oku

Fazıl Say haklı değil mi?

FAZIL Say birçok kez kendi sosyal medya hesabından dile getirdi.

Müjde Ar “Gürültüsüz Yaşam Platformu” kurdu.
Ben defalarca yazdım.
Gürültüsüz derken, müziksiz demedik.
Aksine müziksiz bir hayat, sanatsız bir dünya olmaz dedik.
Ama sokağa taşan müzik de istemediğimizi defalarca söyledik.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; en popüler olarak bilinen yerlerde bile müzik sokağa taşmaz, kimseyi rahatsız etmez. Gittiğiniz bir mekanda dostlarınızla sohbet eder, güzel vakit geçirir, fondaki müzik de sizin bu sohbeti daha da koyulaştırmanıza yardımcı olur.
Ama bizde maalesef böyle değil.

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca açıkladı; “Öğretmenler arasında birinci doz aşı oranı yüzde 84.06...”


Bence oran yüzde 100 olmalıydı.
Dünya Sağlık Örgütü en başından bu yana “En son kapanması gereken yer okullardır” diyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da çok güzel özetliyor; “Bir kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı. Okullarda çalışan öğretmenler, memurlar, hizmetliler ve okullara servis yapan tüm servis şoförleri, çalışan hostesler, kısaca çocuklarla iletişime geçecek tüm personelin mutlaka aşılanması gerekir. Eğer aşılanmaya ikna edemiyorsak ve aşılanmamakta inat ediyorlarsa bu kişiler, o zaman yapacağımız işlem onların hasta olmadıklarını bizlere kanıtlamaları gerekiyor.”
Zaten Bakanlar Kurulu da haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirdi.
Ama yine söylüyorum.
Doktor raporuyla aşı olmasına engel olanların dışında mutlaka aşıların tamamlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Bir zirve ve bize hatırlattıkları

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde İzmir önemli bir kültür zirvesine evsahipliği yapacak.


Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Örgütü Kültür Komitesi (UCLG) 2021 toplantılarını İzmir’de düzenleyecek.
Bu organizasyonun ben de danışma kurulundayım.
Benim için de önemli bir deneyim oldu.
Son yıllarda ülkelerin yarışı kadar şehirlerin de rekabeti var.
Ve hatta öne çıkan marka şehirlerin ülkeleri kadar ekonomileri var.
Bu şehirleri güzelleştiren sadece kentsel altyapıları değil elbette...

Yazının Devamını Oku

Yerelin değerli olduğu bir döneme giriyoruz

BALIKESİR Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ile buluştuk.

Yılmaz ile Karesi başkanlığından beri tanışırız. Bürokratlarından bilirim; bitmeyen bir enerjisi vardır. Halka dokunan bir başkandır. Balıkesir’e gittiğimde de hatırı sayılı bir sıcak vardı. Termometreler 37’yi gösteriyordu, hissedilen sıcaklık 40’ların çok üstündeydi. Yücel Yılmaz esnaf ziyaretlerini yaptı. Biz de bir bölümüne katıldık. Sonra da Balıkesir Kent Konseyi binasında sohbet ettik. Bu dönem herkes için ilginç oldu. Pandemi hepimizin alışkanlıklarını, hayata bakışını değiştirdi. Başkan Yılmaz ile salgın dönemini, Balıkesir’i konuştuk.
Bir kere İzmir İstanbul otoyolu sayesinde Balıkesir’e ulaşım çok rahatladı. Bu sayede ekonomi hareketlendi, turizm canlandı. Aslında Balıkesir’in en büyük sıkıntısı geçilen bir şehir olmasıydı. Artık kalınan, projeler geliştirilen, turizm yatırımları alan bir yer haline geldi.
Yücel Yılmaz diyor ki;
“Balıkesir; doğasıyla, termaliyle, deniziyle, kültür ve sanatıyla, yöresel lezzetleriyle, antik kentleriyle çok ciddi bir potansiyele sahip. Bizler, her ilçesinin kendine has unsurlarıyla ön plana çıktığı ve özgün imajıyla dünyaca kabul gördüğü bir şehir hedefiyle 20 ilçemizin tüm varlıklarına sahip çıkma, geliştirme ve dünyaya tanıtma gayreti içerisindeyiz.”
Çok doğrusunu yapıyorlar.
Hep yazıyorum.
Yerel ve lokal olanın daha kıymetli olacağı bir döneme giriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ege’ye olan ilgi konut fiyatlarını da uçurdu

BİRKAÇ yıldır özellikle yazıyorum.


Ege’nin kıyılarına müthiş bir ilgi var.
Eskiden emeklilik için, ikinci hayat için hayal edilen bu adresler şimdi yeni mezunların bile ilgisini çekiyor.
Ve bizler bunu gözlerimizle, yaşayarak daha iyi görüyoruz.
İzmir’in nüfusu artıyor, Ege’nin kıyılarında yatırım dahil birçok sektörde önemli projeler oluyor.
Bunda elbette birçok etken var.
Ama İstanbul’un daha da kalabalıklaşması, hayatın zorlaşması en büyük etken...

Yazının Devamını Oku

Artırılmış gerçeklikle önünüze gelen menüler

İZMİR’in gençleri harikalar yaratıyor. Arada onların başarı öykülerini yazıyorum. Ve hepsini yakından takip ediyorum. Dijital kümelenmenin yeni adresi İzmir olabilir. İddialı bir şey söylüyorum ama bunu öngörüyorum. İşte size bir örnek daha...İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden iki mezun Alper Güler ve Caner Soyer’den bahsedeceğim size...

 
New York’ta, QReal adında şirket kurarak “3 boyut ve artırılmış gerçeklik” teknolojisini; e-ticaret, moda ve yemek gibi farklı sektörlere uygulayan İzmirli girişimciler Alper Güler ve Caner Soyer, 5 yılda dünyaca ünlü 100 marka için proje geliştirdi, uluslararası şirketlerin yüzünü İzmir’e çevirmesini sağladı. Artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik içeriklerinin geliştirilmesine yönelik yatırımlar yapan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Glimpse Group, Güler ve Soyer’in önderliğinde 10 kişilik ekip kurarak İzmir Bilimpark’ta Ar-Ge çalışmalarına başladı. Şimdiye kadar Google, Sony ve Hyundai gibi birçok önemli marka ile çalışma fırsatı buldular.
İEÜ Yazılım Mühendisliği Bölümü mezunu Alper Güler ve İEÜ Mimarlık Bölümü mezunu Caner Soyer, müşterilerine internetten yemek siparişi verme imkanı sağlayan ünlü markaların, artırılmış gerçeklik ve 3 boyut teknolojisinden yararlanmadığını fark etti.
İnternetten yemek sipariş edecek kişilerin, “yemeği tıpkı masadaymış gibi üç boyutlu” görebilecekleri teknolojiyi geliştirmek için yola çıkan ikili, New York’ta şirket kurdu.
***
Dünyada yeni uygulanmaya başlanan bu teknolojiyi, zamanla e-ticaret ile moda alanına da aktardılar.
Sony, Domino’s, Dunkin Donuts, Hyundai, Chanel ve Walmart gibi dünya çapında markayla çalışma fırsatı buldular.

Yazının Devamını Oku

Aşı ve PCR doğru karar destekliyorum

DÜNKÜ yazımı yazdığımda Bakanlar Kurulu henüz bitmemişti. Ve ben de kuruldan özellikle okullarla ilgili somut adımlar beklediğimi yazmıştım.


Cumhurbaşkanı Erdoğan; toplantı sonrasında açıklamalar yaptı.
Ve yeniden aşı olma çağrısı yaptı.
Aşı olmayan öğretmenlerin ve eğitim kadrosuna da PCR zorunluluğu geldiğini söyledi.
Yine kapalı mekanlar için de aynı koşullar geçerli.
Örneğin daha önce de Futbol Federasyonu aşı olmayanların maçlara giremeyeceğini ya da test isteneceğini açıklamıştı.
Bütün bu adımları doğru buluyorum.

Yazının Devamını Oku

Okullar başlıyor aşı olmayanlar ne olacak?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Yüz yüze eğitimle okullarımızı açıyoruz” dedi.


Yeni Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Okullar tarihinde açılacak, yüz yüze eğitim yapılacak” diye konuştu.
Artık geriye dönüş yok.
Çocuklarımız için en doğrusu eğitimlerini okullarında almaları.
Bu arada YÖK de üniversiteler için hazırlıklarını sürdürüyor.
Normal eğitim nedeniyle okullarda alınması gereken önlemler üzerinde tek tek duruluyor. Havalandırmalar, teneffüslerin nasıl olacağı, öğrencilerin temasının nasıl daha aza indirileceği, PCR testleri, servisler ve aşılar ile ilgili detaylı çalışmalar yapılıyor.
Aşılamada epey mesafe aldık.

Yazının Devamını Oku