GeriDeniz SİPAHİ Başka çare kalmadı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başka çare kalmadı

Bilim Kurulu’nun önerisini destekliyorum.

 

BİR buçuk yıl hep gazetedeydim, dışarıdaydım ama kalabalıklar içinde asla olmadım. İstanbul’dan gelen konuklarım olunca ben de çekine çekine dışarı çıktım.
Gönüllü olup Türkiye’de ilk aşı olanlardan biriyim aslında...
Üçüncü aşı sırası bana geldiğinde de gidip ilk olanlardanım.
Yani bu kadar titizim.
Ama gördüğüm manzaralardan anlıyorum ki yine bizi zor bir kış bekliyor.
Çünkü insanlar maske takmıyor, mesafelerini korumuyor.
Alaçatı’nın o dar sokaklarının pandemi öncesinden bir farkı yok.
Ve geçen yazın deneyimleri de aklımda...
Yaz sonu vaka sayılarının nereden nerede geldiğini hep birlikte gördük.
İlk başta söylendiği gibi sıcak virüse etki etmiyor.
Bu yıl aşılara rağmen sayı 7 binlerin üzerindeyse kışı düşünemiyorum.
Ve bu rakamların 5-6 ile çarpılmasını öneriyor uzmanlar...
Aslında çok çarpıcı bir haber Mikonos Adası’nda geldi, tekrar gece sokağa çıkma yasağı getirildi.
Ben Bilim Kurulu’ndan aşı olmayanlara yaptırım önerisini destekliyorum.
Kurul aşı olmayanların AVM, tiyatro ve sinema salonlarının yanı sıra maç, konser, düğün, kongre gibi etkinliklere alınmamasını öneriyor.
Anlaşıldı ki; toplumun büyük çoğunluğu aşı olmadan bu pandemi bitmeyecek çünkü...


Aşıda gaza basmamıza
rağmen tablo bu

SAĞLIK Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de birinci doz aşı sayısı 38 milyonu geçti, ikinci doz aşı sayısı da 20 milyon oldu. Üçüncü dozla birlikte toplam sayı 62 milyonu aşıyor. Bütün kampanyalara rağmen rakam bu...
Demek ki; çok daha farklı şeyler yapmak gerekiyor.
Dünya gerçekten sıkıştı.
Sadece Türkiye’de değil birçok ülke aşı olmayanları ikna etmeye çalışıyor.
Ve hepimiz yorulduk, sıkıldık.
Zorla kimseye aşı yapılamaz belki ama aşı olmayanların bazı yerlere girememesi neden sıkıntı olsun ki...


Mikonos Bodrum’a
Çeşme’ye ders olsun

BİZİM kıyılarımızın İbiza’dan, Mikonos’tan farkı yok. Hatta bazı işletmelerimiz hepsine fark atar.
Ama gördünüz; bizden çok daha iyi sayılara sahip olan ve beklediğimden çok daha iyi bir pandemi süreci yaşayan Yunanistan’dan ilk sinyaller gelmeye başladı.
Mikonos’da son 24 saatte yaşanan izdiham ve eğlence yerlerindeki kümelenmeler nedeniyle vakalarda endişe verici olduğu söyleniyor.
Son bir ayda günlük vaka sayıları 10 katına çıkmış.
En yüksek artış oranları da benim en sevdiğim yerler; Atina, Selanik, Yanya, Grevena bölgelerinde ve Girit Adası’nda...
Rakamlar bizdeki gibi 7 binlerde değil üstelik...
Binlere gelmeden Yunanistan bu tedbirleri alıyorsa; bizim tatil merkezlerine çok daha fazla dikkat etmemiz gerekiyor sanki...


Sağlıkta kümelenme oldu
İzmir çok iyi gidiyor

GEÇEN gün Mehmet Baz ile sohbet ettik. Baz’ın Ekol Hastanesi’ni ilk kurduğu günleri çok iyi hatırlıyorum. Çok kısa sürede müthiş bir başarı hikayesi yazdılar. İlk binanın yanı, sonra diğer yanı alındı; büyük bir ada Ekol Köyü haline getirildi. Ve Mehmet Baz yatırımlarına devam ediyor. Şimdi de İzmir’in Balçova’sına bir hastane açıyor.
Baz; “90 tane doktorun çalıştığı genel hastane konumundayız. 15 tane kulak burun boğaz uzmanı doktorumuz var. Dünyada 15 KBB doktorunun çalıştığı başka özel hastane yok. Avrupa ve Ortadoğu’da obezite hastamız çok geliyor. 6 tane genel cerrahımız var. Bu doktorlarımız hepsi obezite konusunda çok iyi. Türkiye’de en çok obezite ameliyatı yapan hastanelerden biriyiz” diyor.
Pandemi seyahatleri biraz engellese de yurtdışından çok hasta ameliyat olmaya Türkiye’ye geliyor.
Hatta Baz’ın özel uçak kaldırdığını, İzmir’de birçok otelle anlaşma yaptığını biliyorum. Bunlar Türkiye için iyi haberler...
Ve uzun yıllardır konuştuğumuz üniversite hayali...
Üniversite için bir yer belirlenip alınmış. Seyrek’e ikinci üniversite geliyor. 40 dönümlük arazi izinlerin tamamlanmasından sonra Sağlık Üniversitesi olacak.
Mehmet Baz; İstanbul ile kıyaslandığında İzmir’de üniversite açığı olduğunu söylüyor.
Balçova’yla ilgili de şunları söylüyor;
“Bizim için orada ihtiyaç vardı. 4 tane ameliyathanesi olan 3 bin 500 metrekare kapalı alanda, 40 yataklı bir merkez kurduk. Gelecek dönemde bu bölgede hastane kurma planlarımız var.”
İzmir birçok sektörde bir kümelenme yaşıyor. Sağlık da o alanlardan biri...
Şu pandemi dönemi gösterdi ki; Türkiye’nin iyi doktorları, bilim insanları var.
Ve Türkiye yurtdışından çok sayıda hastayı ağırlayabilir.
Mehmet Baz uzun yıllardır bu konuya ağırlık veriyor.
İyi de yapıyor.

Başka çare kalmadı

X

Artık üçüncü sayfa haberi olarak kalmasın

FARKINDA MISINIZ? Bir günde dört kadın öldürüldü, 104 kez bıçaklanan beşinci kadın da hala yaşam mücadelesi veriyor.


10 haberde okudum.
İstanbul Beyoğlu’nda 6 aylık bebeği olan 1.5 aylık hamile 17 yaşındaki Gülseren Mamuş, birlikte yaşadığı Suat Ö. (32) tarafından vurularak öldürüldü. 6 suç kaydı bulunan Suat Ö. tutuklandı. Küçükçekmece’de eğlence mekanlarında piyanistlik yapan Oktay Konak (35), 4 ay önce şiddet uyguladığı için kendisinden şikayetçi olan sevgilisini bıçaklayarak öldürdü. Elazığ’da bir barakada buluşan 17 yaşındaki Emine Fulya Akçelebi ile sevgilisi Salih Yılmaz C. arasında tartışma çıktı. Bıçağını çıkaran Salih Yılmaz C., Emine’yi 10 bıçak darbesiyle öldürdü. Adana’da Burhan D. (39) tartıştığı eşi Tuğba D’yi (35) iki çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklayarak öldürdü. Annesi “Kadına şiddet gösterenler serbest kalıyor. 14 yıldır kızıma şiddet uyguluyordu. Kızım öldü, yavrumu kurtaramadım” diye feryat etmiş.
İsyan etse ne olacak artık kızı hayatta değil.
İzmir’de Feyzi D. (28) ile sevgilisi Aysel Perkgün (28) arasında kıskançlık tartışması çıktı. Feyzi D, Perkgün’ü dövüp başında içki şişesi kırdı, tam 104 kez bıçakladı. Perkgün mucize eseri hayatta kaldı, Feyzi D. tutuklandı. Perkgün “Senin ölümünü izleyeceğimi söylemiştim dedi. Sigarasını yakıp izlemeye devam etti. Bu olay defalarca oldu. İlk kez bıçaklanmadım ama ilk kez doğrandım” diye konuştu.
Bu haberleri üçüncü sayfalarda okumaya devam ediyoruz.
Ve her gün kadınlarımız ölüyor.

Yazının Devamını Oku

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı. Dedi ki;

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı.Dedi ki;


“Sen edebiyatın, yazı dünyasının içinde ol...”
Yazmayı çok seviyordum; okumayı da...
Ve elbette sanatın her dalına da büyük bir ilgim vardı.
Saint Joseph zor bir okuldu; Fransızca ağırlıklı derslerde sınıfı geçmek kolay değildi.
Ama ders edebiyat, literatür olunca benim dünyam da farklı olurdu.
Kafama koymuştum; böyle bir dünyanın içinde olacaktım.

Yazının Devamını Oku

Bu ülkenin gençlerine iyi bakmamız gerekir

KENDİ yeğenimden biliyorum.



İstanbul’da üniversitede okuyor.
Üniversiteye başlayacağı günlerde pandemi olunca üniversite online eğitime geçti. Birçok arkadaşı gibi o da yaşadığı şehirden ayrılmadan derslerine girdi, sınavlarını verdi.
Bir buçuk yıldır eğitimini böyle sürdürüyor.
Aşılama artınca, pandemi daha kontrollü hale gelince ve hükümet eğitim konusunda daha kararlı olunca da üniversitelerde yüz yüze eğitim netleşmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Gündem aynı tek fark kadınımızın hassasiyeti

ŞİMDİ çok popüler oldular ama ben ilk yazdığımda sadece küçük bir grup olarak İzmir sokaklarında pedal çeviriyorlardı.


2013’te İzmirli tarih öğretmeni Sema Gür ve birkaç arkadaşı tarafından organize edilen “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” şimdi 30 farklı ülkede, 150’den fazla şehirde düzenleniyor.
Resimaltı haber olarak giren haber artık gazetelerin manşetlerine taşınmış durumda.
Çorbada benim de tuzum olması çok mutlu ediyor.
Her yıl farklı bir temayla kadınlarımız pedal çeviriyorlar.
Bu yılki konu “egzoz kokusuna karşı mis kokulu kadınlar”dı.
Sema Gür ile ilgili ilk yazıyı 7 Haziran 2015’te yazmışım.

Yazının Devamını Oku

Bir Bitcoin gazetecisinin Budapeşte’de yaptıkları

EURONEWS’te okudum.Macaristan’da kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olduğuna inanılan Satoshi Nakamoto anısına heykel dikilmiş.

 


Biliyorsunuz; Orta Amerika ülkesi El Salvador Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden ilk ülke olmuştu.
Merkez bankaları hala muhafazakar olup kripto dünyayı sanki yokmuş gibi davransa da gerçek öyle değil.
Aslında dijitalleşmenin bu kadar hayatımızın içinde olduğu bir dönemde sanal paraların önüne geçmek de neredeyse imkansız.
Devletler, hükümetler yasal düzenlemelere gidip yasal bir çerçeve çizseler işler daha iyi olacak bana göre...
Neyse Macaristan’a dönelim.

Yazının Devamını Oku

Hugo Boss Türkiye’de büyümeye devam ediyor

EGE Serbest Bölgesi’ne her gittiğimde kendimi dana iyi hissediyorum.

Çok başarılı bir örnek oldu. Bunda kurucusu Kaya Tuncer’in önemli bir rolü var.Her zaman anıyorum. Geçen gün çok beğendiğim ve yakından takip ettiğim Hugo Boss tesislerine gittim. 1999’daki açılışını dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana birçok fabrikayı gezme imkanım oldu. Her seferinde hayranlıkla ayrıldım. Saat gibi işleyen bir yer Hugo Boss... Kaliteyi her zaman ön planda tutan, verimliliği unutmayan ama bütün bunları yaparken insan odaklı bir çalışma felsefesini ortaya atan bir marka...
Yıllar önce Stuttgart’taki merkezlerine gidip yaratıcı ekiple üç gün geçirmiştim. Benim için çok keyifli bir deneyim olmuştu.
İzmir’deki tesisler Almanya’dan bile daha iyi...
Son gittiğimde daha da iyi buldum.
Üstelik Hugo Boss Türkiye’nin yeni yatırımlara hazırlanıyor olması da çok hoşuma gitti.
Pandemi döneminde birçok konuda alışkanlıklarımız değişti.
Yıllardır takım elbiseyi üzerinden çıkarmayan ben bile bu dönemde daha spor giyinmeye başladım. Hugo Boss Tekstil Sanayi Genel Müdürü Arif Kaya da bunu doğruladı.

Yazının Devamını Oku

Aşı kişisel mesele olmaktan çıktı

ENFEKSİYON Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan konuştukça bakıyorum sosyal medyadan eleştiriler artıyor.



Ama hoca konuşmaya ve doğru bildiklerini anlatmaya devam ediyor.
Bazen benzer saldırılar hepimize yapılıyor.
“Aşı olun” dedikçe ağır eleştiriler de geliyor.
Neyse biz alışığız, önemli değil.

Yazının Devamını Oku

Çare kentsel dönüşümde

SON dönemde hem ev fiyatlarında, sonucunda kiralarda da büyük artışlar yaşanıyor.


Örneğin İzmir’de yaşanan son depremden sonra bazı bölgelerde fiyatlar ikiye, hatta üçe katlandı.
İstanbul’daki artışları izliyorum.
Kendi yeğenimden biliyorum. İstanbul’da bir üniversitede okuyor. Pandemiyi evden, online eğitim alınca ev kiralamadı. Pandemi öncesiyle bugün arasındaki fiyatlar arasında bir uçurum var.
Fiyatlar düşer mi bilemem ama daha fazla yükselmesini önlemek gerekir.
Düşmez diye düşünüyorum çünkü Türkiye kentsel dönüşümde bence daha hızlı davranmalıydı.
Markalı birçok proje yapıldı belki ama 2000’in öncesinde yapılan konutlarla ilgili endişeler var.

Yazının Devamını Oku

Siyaset imkanlar sanatıdır

CUMARTİSİ günü Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin Yüksek İstişare Konseyi toplantısı vardı. Her yıl bir lider ya da önemli bir konuşmacıyla yapılıyor. Ben de bu toplantıları yakından takip ederim.


Bu yıl CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konuşmacıydı.
Toplantının başında ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer çok güzel bir konuşma yaptı.
Genel bir konuşmaydı.
Türkiye’nin büyümesi, değişimi, gelişmesi için önce sivil toplum örgütleri için bir özeleştiri yaptı. Sonra da parti ayrımı gözetmeksizin siyasette uzlaşma, fikir birliği, toplumsal konularda birliktelik beklentilerini sıraladı.
Ve dedi ki;
“Değişime belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Siyasetçiler genelde temkinli hatta taktik bir anlayış içerisinde, gerçek fikirlerinden ziyade seçmenlerine ters gelmeyecek söylemleri kullanıyorlar. Sanki kediye kedi demek siyasetin alfabesine aykırıdır, risklidir. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kopuluyor ve sahiciliklerini kaybediyorlar. Bu tutum her görüşten siyasetçi için çok büyük ölçüde geçerlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek tehlikeli ve yasaktır. Fikren, fiilen, saklanmadan, sakınmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği kanaati hakimdir.

Yazının Devamını Oku

O coşku bize iyi geldi

ANKARA’dan gelen birkaç dostumla; tam da 9 Eylül günü bir kent turu attık. İzmir’in 9 Eylül’leri güzel olur.


Yine öyleydi.
Ki pandemiye rağmen sokaklar dopdoluydu.
Bir arkadaşım yanımıza geldi.
Trafikten, kalabalıktan, otoparkların doluluğundan şikayet etti.
Haklıydı.
Gerçekten de son yıllarda İzmir’in trafiği felç gibi, sokaklar dolu, otopark bulmak çok zorlaştı.

Yazının Devamını Oku

9 Eylül’ler bizim için değerlidir

EGE İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “9 Eylül, Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesidir. Bu bağımsızlık mücadelesine yakışır bir millet olmak ve demokratik, laik hukuk devleti olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çok çalışmalı ve tarihimizden gereken dersleri almalıyız. Ayrıştıran, ötekileştiren, yok sayan değil; tevazu, samimiyet, adalet, liyakat, dürüstlük, şeffaflık ve ortak akıl ile birleştiren, kaynaştıran taraf olmalıyız” demiş.

 


Katılıyor ve altına imzamı atıyorum.
Türkiye için; İzmir için 9 Eylül’ler çok önemlidir.
Siyasetin içinde değil ama hayatın içindeki sembolleri değerli buluyorum.
9 Eylül de onlardan biri...
Çünkü Türk insanı için bağımsızlık, vatan, toprak gerçekten çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar ortadayken Menderes niye bekliyor?

2019 yılında Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağlamış.


Bence çok önemli bir haber...
Satır aralarında kalmamalı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve gelmesinin ardından bu yatırım yapıldı. 240 milyon liralık yatırım yapıldı.
Depolama sahası da kent ormanına dönüştürüldü; 60 dönümlük alan rehabilite edildi.
Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1.5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor.
Dünyada bu teknolojiler sürekli yenileniyor ve verimlilik artıyor.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlara saygılıyım ama yazmaya da devam edeceğim

ELBETTE ben yazdıkça çok sayıda mesaj geliyor. Hepsini okuyorum. Tek tek, cevap da veriyorum. Biliyorum dünyada da benzer protestolar yaşanıyor. Aşı olmayanlar sokaklara çıkıp görüşlerini yaymaya çalışıyorlar.


Hepsine saygı duyuyorum.
Aşı olmayanları anladığımı da bilmelerini istiyorum.
Ama şunu unutmayın.
Ortada bir salgın var ve bu süreci kısaltmanın tek bir yöntemi var; o da aşılar...
Türkiye’de ilk aşı olmuş insanlardan biriyim.
Gönüllü olarak hastaneye giderken benim de endişelerim vardı.

Yazının Devamını Oku

Tam da 9 Eylül’de İzmir’de barışı insanlığı konuşmak

EXPO’nun İzmir’de yapılmasını en hararetli savunan isimlerden biriydim. Çünkü marka olmuş şehirlerin geçmişine baktığınızda uluslararası büyük organizasyonları görürsünüz.


Kente o deneyimleri yaşatmak gerekir.
Sporda, sanatta, kentleşmede ve özellikle yeni dünyanın kabul ettiği teknolojilerde İzmir büyük organizasyonlara evsahipliği yapmalı.
Ancak böyle bir kenti tanıtabiliyorsunuz.
Üstelik bu heyecan şehre de farklı bir ivme kazandırıyor.
Onlardan biri bu hafta İzmir’de yapılacak.
Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi 9 – 11 Eylül’de yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar aşısızlardan hoşgörü beklemeli artık

OKULLARLA ilgili o kadar çok yazdım ki; sayısını unuttum. Pandeminin en kötü günlerinde bile Avrupa özellikle ilköğretim çağındaki çocukların okullarını açık tuttu.



O günlerde ben de her fırsatta yazdım.
“Gerekirse kapanalım ama okulları açık tutmak için bunu yapalım” diye...
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer “Yüz yüze eğitimi açıyoruz” dedi ve her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyledi.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Okullar artık kapanmayacak” dedi ve ilave etti.
“Çocuklarımız 1.5 yıldır akranları ve öğretmenleriyle bir arada olamadılar. Salgın devam ediyor ama çocukları okullardan uzak tutma lüksümüz kalmadı. Okullarımızı açık tutmakta, çocuklarımıza akranlarıyla birlikte en iyi eğitimleri vermekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

Hep yeni olanın peşindeydi

ÇOCUKLUĞUMDA amcam İsmet Sipahi’den ve onun en yakın arkadaşlarından biri olan Selçuk Yaşar’dan çok Karşıyaka anıları dinledim.

Üniversitede okurken gazeteciliğe de başlamıştım ve arada Selçuk Bey ile yemek yer iş dünyasından haberler alırdım. Ekonomi gazeteciliğini tercih edip, böyle bir başlangıç yapmamı sağlayan Selçuk Bey’dir. O yemeklerin bazılarında Selim Yaşar da olurdu. Türkiye’de olduğu günlere denk gelirdi.
“Biz yemeklerde de, evde de iş konuşuruz” derdi Selim Yaşar...
Ve eklerdi; “Yakında grup olarak 100’üncü yılımızı kutlayacağız. Dedemden alırsam 3’üncü jenerasyon, babasından alırsam 4’üncü jenerasyon işin başındayız. Hatta bizim çocuklarımız da artık işe başladılar. Yani 5’inci jenerasyon da işin içinde diyebiliriz. Biz bir aile şirketiyiz. Doğduğumuz günden beri işlerle ilgili konulara hep vakıfız. Çünkü evimizde iş konuşulurdu. Bir kulak dolgunluğumuz hep vardı. İş konuşmaya, iş yapmaya o kadar hazırız ki… Girişimci olmak bizim kanımıza işlemiş...”
Gerçekten de Türk sanayisine ilkler kazandırmış bir ailedir Yaşar Grubu...
Ve Selim Bey haklıydı.
Kendi işleriyle yatıp kalkan, Türkiye’nin büyümesine katkı koyan, sanayiye aşık bir gruptu Yaşar ailesi...
Bazen farklı düşünürdü; yol haritasında...

Yazının Devamını Oku

Bilime inanmayacağız da artık neye inanacağız

UYUM sınıfına giden çocuklarımız okullarına kavuştu.


Önümüzdeki haftadan itibaren de yüz yüze eğitim başlıyor.
Dilerim bir daha okulları kapatmak zorunda kalmayız. Çünkü bu risk hala devam ediyor.
Toplumsal bağışıklık yüzde 80’lere ulaşmadan bize rahat yok.
Ben en başta bir gönüllü olarak gidip aşımı oldum.
Topluma örnek olmak için ve salgını aşısız atlatamayacağımızı düşünerek aşı oldum.
Yaşadıklarımı da gün ve gün anlattım, yazdım.

Yazının Devamını Oku

Fazıl Say haklı değil mi?

FAZIL Say birçok kez kendi sosyal medya hesabından dile getirdi.

Müjde Ar “Gürültüsüz Yaşam Platformu” kurdu.
Ben defalarca yazdım.
Gürültüsüz derken, müziksiz demedik.
Aksine müziksiz bir hayat, sanatsız bir dünya olmaz dedik.
Ama sokağa taşan müzik de istemediğimizi defalarca söyledik.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; en popüler olarak bilinen yerlerde bile müzik sokağa taşmaz, kimseyi rahatsız etmez. Gittiğiniz bir mekanda dostlarınızla sohbet eder, güzel vakit geçirir, fondaki müzik de sizin bu sohbeti daha da koyulaştırmanıza yardımcı olur.
Ama bizde maalesef böyle değil.

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca açıkladı; “Öğretmenler arasında birinci doz aşı oranı yüzde 84.06...”


Bence oran yüzde 100 olmalıydı.
Dünya Sağlık Örgütü en başından bu yana “En son kapanması gereken yer okullardır” diyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da çok güzel özetliyor; “Bir kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı. Okullarda çalışan öğretmenler, memurlar, hizmetliler ve okullara servis yapan tüm servis şoförleri, çalışan hostesler, kısaca çocuklarla iletişime geçecek tüm personelin mutlaka aşılanması gerekir. Eğer aşılanmaya ikna edemiyorsak ve aşılanmamakta inat ediyorlarsa bu kişiler, o zaman yapacağımız işlem onların hasta olmadıklarını bizlere kanıtlamaları gerekiyor.”
Zaten Bakanlar Kurulu da haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirdi.
Ama yine söylüyorum.
Doktor raporuyla aşı olmasına engel olanların dışında mutlaka aşıların tamamlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Bir zirve ve bize hatırlattıkları

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde İzmir önemli bir kültür zirvesine evsahipliği yapacak.


Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Örgütü Kültür Komitesi (UCLG) 2021 toplantılarını İzmir’de düzenleyecek.
Bu organizasyonun ben de danışma kurulundayım.
Benim için de önemli bir deneyim oldu.
Son yıllarda ülkelerin yarışı kadar şehirlerin de rekabeti var.
Ve hatta öne çıkan marka şehirlerin ülkeleri kadar ekonomileri var.
Bu şehirleri güzelleştiren sadece kentsel altyapıları değil elbette...

Yazının Devamını Oku