GeriDeniz SİPAHİ Artık 3 aşılıyım yine de tedbiri elden bırakmam
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Artık 3 aşılıyım yine de tedbiri elden bırakmam

GALİBA Türkiye’de ilk aşı olanlardan biriydim. Gönüllü oldum; ilk aşımı aralık başında, ikincisini de sonunda oldum. İkinci aşımın üzerinden 7 ay geçtikten sonra da üçüncüyü oldum.


İlk ikisi Sinovac’tı, üçüncüyü Biontech oldum.
Aslında sistem iki seçenekli alternatif sundu. Sinovac ya da Biontech tercihini bana bırakmıştı.
Doktorlarımla konuştum; bu arada epey bilimsel makale okudum, mesleğimi de düşünerek Biontech’i tercih ettim.
Birincisi inaktif iki aşıdan sonra mRNA tipi Biontech’in daha güçlü koruma sağlayabileceğini söylediler.
Yeni varyantlara karşı vücudumun daha güçlü bir tepki vereceği tavsiyesinde bulundular.
İkincisi de çok sık seyahat eden biri olarak yurtdışı çıkışlarında Biontech’in bana avantaj sağlayacağını düşündüm.
Tabii şu da var.
Avrupa Birliği iki Biontech aşısının vurulmuş olmasını istiyor.
Karantinadan ya da benzeri tedbirlerden ancak kurtulabiliyorsunuz.
PCR testinin yetmediği ülkeler var.
Mutlaka gidip bir süre karantinada kalıyorsunuz.
Ki bu benim gibi insanlar için pratik değil.
İki Sinovac, bir Biontech aşısı olmuş kişi olarak hala rahatlıkla seyahat edebilir miyim bilemiyorum.
Avrupa Birliği üç aşıyı da kabul etmeyebilir örneğin...
O yüzden seyahatler için herkesin protokollerini gözden geçirmesi gerekir.
Yoksa caydırıcı olacak ya da bizler işimizi tam yapamamış olacağız.
Bu arada üçüncü aşı kararı gerçekten yerinde oldu.
Çünkü Sinovac aşısı olanların antikorlarında üçüncü aydan sonra bir düşüş yaşandığını bizzat kendimde gördüm.
Şimdi içim daha rahat...
Elbette kişisel tedbirleri bırakmadan çalışmaya, sosyal hayatımıza devam edeceğiz.


Aklınız karışmasın
aşınızı olun

AŞILARLA ilgili o kadar kirli bilgi var ki..
Bilim insanlarımız çıkıp anlatıyorlar, bilimsel makaleler yayınlıyorlar.
Yine de insanlarımız boş konuşanlara, etrafa korku saçanlara inanmayı tercih ediyorlar.
Çip takılacağına inananlar da var; bizim genetiğimizle oynayacaklarını söyleyenler de...
Ben bilime inanırım.
Bilim insanları ne derse ben o taraftayım.
Görünen o ki; aşı olmadan bu virüsten kurtulmak mümkün gözükmüyor.
Aşınızı olun; öyle sağdan soldan gelen mesajlara da takılmayın.
Aklınız karışmasın...


2100 tarihi birkaç
nesil sonrası demek

ANTALYA’nın iklimi, 2100’de Kahire gibi olacakmış.
Mayıs son 50 yılın en sıcak mayıs ayı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar ise son 30 yılın ortalamasına göre yüzde 56, geçen yılın mayıs ayı yağışlarına göre yüzde 66 azaldı. Kuraklık haritalarında, Türkiye’nin büyük bölümü ‘olağanüstü kurak’, ‘çok şiddetli kurak’, ‘şiddetli kurak’ olarak gösterildi. Özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yağış azlığı yüzde 80’lerin üzerine çıktı.
İklim değişikliğini çok net gösteren istatistikler bunlar...
2100; bizler için uzak bir tarih gözükebilir.
Oysa bir sonraki, iki sonraki nesil 2100 görecek.
O yüzden çocuklarımızı, gelecek nesilleri düşünerek hareket edelim.
Doğayı, çevreyi o kadar kötü kullandık ki, şimdi doğa bizden intikamını alıyor.


Hayat birkaç
dakikada
değişebilir

 

FRANSA-İsviçre maçı çok heyecanlı geçti. Ben de bir Francofon olarak Fransa’yı tutuyordum. Ancak bu turnuva ilginç maçlara sahne oldu. Favoriler hep elendi ya da zor maçlar oynadılar. İsviçre öne geçti; Fransa sonra 3-1 öne geçince iş bitti zannetti Fransızlar... Ama öyle olmadı. Maç berabere bitti, penaltılarla da İsviçre maçı kazandı. Bize de “İyi oynayan kazandı” demek kaldı. Ama tribünler maçta çok renkliydi.
Fransa maçında 90 saniye içinde yaşadığı duygu değişimlerinin ekrana yansımasının ardından bir anda fenomen haline gelen 28 yaşındaki İsviçreli taraftar Luca Loutenbach’ın hayatı da değişti. İsviçre hükümeti Loutenbach’i sosyal sorumluluk projelerinin yeni yüzü yapmak istiyor.
Hatta ulusal kahraman muamelesi yapılıyor.
Swiss Air, İsviçre’nin çeyrek finalde İspanya ile oynayacağı karşılaşması için ‘Business Class’ uçuş ayarladı, özel misafir statüsüne alındı.
Red Bull’un reklam yüzü olma yolunda aynı zamanda... İspanya maçında Red Bull şişeleriyle poz verecek.
İsviçre hükümeti, koronavirüs aşılama kampanyalarında Luca’yı kullanacak.
Yani bu çağda, bu sosyal medya dünyasında insan bir dakika şöhret olabiliyor.
Tabii aksini de unutmamak gerekir.
Bir dakikada da her şey berbat olabilir.

X

Artık üçüncü sayfa haberi olarak kalmasın

FARKINDA MISINIZ? Bir günde dört kadın öldürüldü, 104 kez bıçaklanan beşinci kadın da hala yaşam mücadelesi veriyor.


10 haberde okudum.
İstanbul Beyoğlu’nda 6 aylık bebeği olan 1.5 aylık hamile 17 yaşındaki Gülseren Mamuş, birlikte yaşadığı Suat Ö. (32) tarafından vurularak öldürüldü. 6 suç kaydı bulunan Suat Ö. tutuklandı. Küçükçekmece’de eğlence mekanlarında piyanistlik yapan Oktay Konak (35), 4 ay önce şiddet uyguladığı için kendisinden şikayetçi olan sevgilisini bıçaklayarak öldürdü. Elazığ’da bir barakada buluşan 17 yaşındaki Emine Fulya Akçelebi ile sevgilisi Salih Yılmaz C. arasında tartışma çıktı. Bıçağını çıkaran Salih Yılmaz C., Emine’yi 10 bıçak darbesiyle öldürdü. Adana’da Burhan D. (39) tartıştığı eşi Tuğba D’yi (35) iki çocuğunun gözleri önünde defalarca bıçaklayarak öldürdü. Annesi “Kadına şiddet gösterenler serbest kalıyor. 14 yıldır kızıma şiddet uyguluyordu. Kızım öldü, yavrumu kurtaramadım” diye feryat etmiş.
İsyan etse ne olacak artık kızı hayatta değil.
İzmir’de Feyzi D. (28) ile sevgilisi Aysel Perkgün (28) arasında kıskançlık tartışması çıktı. Feyzi D, Perkgün’ü dövüp başında içki şişesi kırdı, tam 104 kez bıçakladı. Perkgün mucize eseri hayatta kaldı, Feyzi D. tutuklandı. Perkgün “Senin ölümünü izleyeceğimi söylemiştim dedi. Sigarasını yakıp izlemeye devam etti. Bu olay defalarca oldu. İlk kez bıçaklanmadım ama ilk kez doğrandım” diye konuştu.
Bu haberleri üçüncü sayfalarda okumaya devam ediyoruz.
Ve her gün kadınlarımız ölüyor.

Yazının Devamını Oku

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı. Dedi ki;

SAİNT Joseph’te okurken edebiyat öğretmenimiz Mehmet Gök bir gün beni yanına çağırdı.Dedi ki;


“Sen edebiyatın, yazı dünyasının içinde ol...”
Yazmayı çok seviyordum; okumayı da...
Ve elbette sanatın her dalına da büyük bir ilgim vardı.
Saint Joseph zor bir okuldu; Fransızca ağırlıklı derslerde sınıfı geçmek kolay değildi.
Ama ders edebiyat, literatür olunca benim dünyam da farklı olurdu.
Kafama koymuştum; böyle bir dünyanın içinde olacaktım.

Yazının Devamını Oku

Bu ülkenin gençlerine iyi bakmamız gerekir

KENDİ yeğenimden biliyorum.



İstanbul’da üniversitede okuyor.
Üniversiteye başlayacağı günlerde pandemi olunca üniversite online eğitime geçti. Birçok arkadaşı gibi o da yaşadığı şehirden ayrılmadan derslerine girdi, sınavlarını verdi.
Bir buçuk yıldır eğitimini böyle sürdürüyor.
Aşılama artınca, pandemi daha kontrollü hale gelince ve hükümet eğitim konusunda daha kararlı olunca da üniversitelerde yüz yüze eğitim netleşmiş oldu.

Yazının Devamını Oku

Gündem aynı tek fark kadınımızın hassasiyeti

ŞİMDİ çok popüler oldular ama ben ilk yazdığımda sadece küçük bir grup olarak İzmir sokaklarında pedal çeviriyorlardı.


2013’te İzmirli tarih öğretmeni Sema Gür ve birkaç arkadaşı tarafından organize edilen “Süslü Kadınlar Bisiklet Turu” şimdi 30 farklı ülkede, 150’den fazla şehirde düzenleniyor.
Resimaltı haber olarak giren haber artık gazetelerin manşetlerine taşınmış durumda.
Çorbada benim de tuzum olması çok mutlu ediyor.
Her yıl farklı bir temayla kadınlarımız pedal çeviriyorlar.
Bu yılki konu “egzoz kokusuna karşı mis kokulu kadınlar”dı.
Sema Gür ile ilgili ilk yazıyı 7 Haziran 2015’te yazmışım.

Yazının Devamını Oku

Bir Bitcoin gazetecisinin Budapeşte’de yaptıkları

EURONEWS’te okudum.Macaristan’da kripto para birimi Bitcoin’in mucidi olduğuna inanılan Satoshi Nakamoto anısına heykel dikilmiş.

 


Biliyorsunuz; Orta Amerika ülkesi El Salvador Bitcoin’i yasal ödeme aracı olarak kabul eden ilk ülke olmuştu.
Merkez bankaları hala muhafazakar olup kripto dünyayı sanki yokmuş gibi davransa da gerçek öyle değil.
Aslında dijitalleşmenin bu kadar hayatımızın içinde olduğu bir dönemde sanal paraların önüne geçmek de neredeyse imkansız.
Devletler, hükümetler yasal düzenlemelere gidip yasal bir çerçeve çizseler işler daha iyi olacak bana göre...
Neyse Macaristan’a dönelim.

Yazının Devamını Oku

Hugo Boss Türkiye’de büyümeye devam ediyor

EGE Serbest Bölgesi’ne her gittiğimde kendimi dana iyi hissediyorum.

Çok başarılı bir örnek oldu. Bunda kurucusu Kaya Tuncer’in önemli bir rolü var.Her zaman anıyorum. Geçen gün çok beğendiğim ve yakından takip ettiğim Hugo Boss tesislerine gittim. 1999’daki açılışını dün gibi hatırlıyorum. O günden bu yana birçok fabrikayı gezme imkanım oldu. Her seferinde hayranlıkla ayrıldım. Saat gibi işleyen bir yer Hugo Boss... Kaliteyi her zaman ön planda tutan, verimliliği unutmayan ama bütün bunları yaparken insan odaklı bir çalışma felsefesini ortaya atan bir marka...
Yıllar önce Stuttgart’taki merkezlerine gidip yaratıcı ekiple üç gün geçirmiştim. Benim için çok keyifli bir deneyim olmuştu.
İzmir’deki tesisler Almanya’dan bile daha iyi...
Son gittiğimde daha da iyi buldum.
Üstelik Hugo Boss Türkiye’nin yeni yatırımlara hazırlanıyor olması da çok hoşuma gitti.
Pandemi döneminde birçok konuda alışkanlıklarımız değişti.
Yıllardır takım elbiseyi üzerinden çıkarmayan ben bile bu dönemde daha spor giyinmeye başladım. Hugo Boss Tekstil Sanayi Genel Müdürü Arif Kaya da bunu doğruladı.

Yazının Devamını Oku

Aşı kişisel mesele olmaktan çıktı

ENFEKSİYON Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan konuştukça bakıyorum sosyal medyadan eleştiriler artıyor.



Ama hoca konuşmaya ve doğru bildiklerini anlatmaya devam ediyor.
Bazen benzer saldırılar hepimize yapılıyor.
“Aşı olun” dedikçe ağır eleştiriler de geliyor.
Neyse biz alışığız, önemli değil.

Yazının Devamını Oku

Çare kentsel dönüşümde

SON dönemde hem ev fiyatlarında, sonucunda kiralarda da büyük artışlar yaşanıyor.


Örneğin İzmir’de yaşanan son depremden sonra bazı bölgelerde fiyatlar ikiye, hatta üçe katlandı.
İstanbul’daki artışları izliyorum.
Kendi yeğenimden biliyorum. İstanbul’da bir üniversitede okuyor. Pandemiyi evden, online eğitim alınca ev kiralamadı. Pandemi öncesiyle bugün arasındaki fiyatlar arasında bir uçurum var.
Fiyatlar düşer mi bilemem ama daha fazla yükselmesini önlemek gerekir.
Düşmez diye düşünüyorum çünkü Türkiye kentsel dönüşümde bence daha hızlı davranmalıydı.
Markalı birçok proje yapıldı belki ama 2000’in öncesinde yapılan konutlarla ilgili endişeler var.

Yazının Devamını Oku

Siyaset imkanlar sanatıdır

CUMARTİSİ günü Ege Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin Yüksek İstişare Konseyi toplantısı vardı. Her yıl bir lider ya da önemli bir konuşmacıyla yapılıyor. Ben de bu toplantıları yakından takip ederim.


Bu yıl CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuk konuşmacıydı.
Toplantının başında ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer çok güzel bir konuşma yaptı.
Genel bir konuşmaydı.
Türkiye’nin büyümesi, değişimi, gelişmesi için önce sivil toplum örgütleri için bir özeleştiri yaptı. Sonra da parti ayrımı gözetmeksizin siyasette uzlaşma, fikir birliği, toplumsal konularda birliktelik beklentilerini sıraladı.
Ve dedi ki;
“Değişime belki de ilk önce siyasetçilerimizin siyaset yapma biçimlerinden başlanılması gerekiyor. Siyasetçiler genelde temkinli hatta taktik bir anlayış içerisinde, gerçek fikirlerinden ziyade seçmenlerine ters gelmeyecek söylemleri kullanıyorlar. Sanki kediye kedi demek siyasetin alfabesine aykırıdır, risklidir. Böyle olunca kitlelerin nabzına göre şerbet verildiği zannedilirken rasyonalite iskelesinden kopuluyor ve sahiciliklerini kaybediyorlar. Bu tutum her görüşten siyasetçi için çok büyük ölçüde geçerlidir. Yalın gerçekler, vicdan, evrensel değerler, olması gerekeni açık olarak işaret etse de netameli alanlara girmek tehlikeli ve yasaktır. Fikren, fiilen, saklanmadan, sakınmadan, dürüst demokrat olmanın siyaseten kaybettireceği kanaati hakimdir.

Yazının Devamını Oku

O coşku bize iyi geldi

ANKARA’dan gelen birkaç dostumla; tam da 9 Eylül günü bir kent turu attık. İzmir’in 9 Eylül’leri güzel olur.


Yine öyleydi.
Ki pandemiye rağmen sokaklar dopdoluydu.
Bir arkadaşım yanımıza geldi.
Trafikten, kalabalıktan, otoparkların doluluğundan şikayet etti.
Haklıydı.
Gerçekten de son yıllarda İzmir’in trafiği felç gibi, sokaklar dolu, otopark bulmak çok zorlaştı.

Yazının Devamını Oku

9 Eylül’ler bizim için değerlidir

EGE İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “9 Eylül, Türk milletinin kurtuluşu ve bağımsızlığını elde edişinin simgesidir. Bu bağımsızlık mücadelesine yakışır bir millet olmak ve demokratik, laik hukuk devleti olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak için çok çalışmalı ve tarihimizden gereken dersleri almalıyız. Ayrıştıran, ötekileştiren, yok sayan değil; tevazu, samimiyet, adalet, liyakat, dürüstlük, şeffaflık ve ortak akıl ile birleştiren, kaynaştıran taraf olmalıyız” demiş.

 


Katılıyor ve altına imzamı atıyorum.
Türkiye için; İzmir için 9 Eylül’ler çok önemlidir.
Siyasetin içinde değil ama hayatın içindeki sembolleri değerli buluyorum.
9 Eylül de onlardan biri...
Çünkü Türk insanı için bağımsızlık, vatan, toprak gerçekten çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Rakamlar ortadayken Menderes niye bekliyor?

2019 yılında Harmandalı Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda elektrik üretmek için hizmete alınan biyogaz tesisi bugüne kadar kurum bütçesine 166 milyon 154 bin liralık katkı sağlamış.


Bence çok önemli bir haber...
Satır aralarında kalmamalı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in göreve gelmesinin ardından bu yatırım yapıldı. 240 milyon liralık yatırım yapıldı.
Depolama sahası da kent ormanına dönüştürüldü; 60 dönümlük alan rehabilite edildi.
Tesisin 15 megavat kurulu güce sahip enerji üretim kapasitesi 1.5 yılda 32 megavata çıkarıldı. Şu an yılda yaklaşık 162 milyon metreküp metan gazını bertaraf eden tesis ayrıca 323 milyon kilovat saat elektrik enerjisi üretiyor. Bu miktar yıllık 190 bin hanenin enerji kullanımına karşılık geliyor.
Dünyada bu teknolojiler sürekli yenileniyor ve verimlilik artıyor.

Yazının Devamını Oku

Aşısızlara saygılıyım ama yazmaya da devam edeceğim

ELBETTE ben yazdıkça çok sayıda mesaj geliyor. Hepsini okuyorum. Tek tek, cevap da veriyorum. Biliyorum dünyada da benzer protestolar yaşanıyor. Aşı olmayanlar sokaklara çıkıp görüşlerini yaymaya çalışıyorlar.


Hepsine saygı duyuyorum.
Aşı olmayanları anladığımı da bilmelerini istiyorum.
Ama şunu unutmayın.
Ortada bir salgın var ve bu süreci kısaltmanın tek bir yöntemi var; o da aşılar...
Türkiye’de ilk aşı olmuş insanlardan biriyim.
Gönüllü olarak hastaneye giderken benim de endişelerim vardı.

Yazının Devamını Oku

Tam da 9 Eylül’de İzmir’de barışı insanlığı konuşmak

EXPO’nun İzmir’de yapılmasını en hararetli savunan isimlerden biriydim. Çünkü marka olmuş şehirlerin geçmişine baktığınızda uluslararası büyük organizasyonları görürsünüz.


Kente o deneyimleri yaşatmak gerekir.
Sporda, sanatta, kentleşmede ve özellikle yeni dünyanın kabul ettiği teknolojilerde İzmir büyük organizasyonlara evsahipliği yapmalı.
Ancak böyle bir kenti tanıtabiliyorsunuz.
Üstelik bu heyecan şehre de farklı bir ivme kazandırıyor.
Onlardan biri bu hafta İzmir’de yapılacak.
Dünya Belediyeler Birliği (UCLG) Kültür Zirvesi 9 – 11 Eylül’de yapılacak.

Yazının Devamını Oku

Aşılılar aşısızlardan hoşgörü beklemeli artık

OKULLARLA ilgili o kadar çok yazdım ki; sayısını unuttum. Pandeminin en kötü günlerinde bile Avrupa özellikle ilköğretim çağındaki çocukların okullarını açık tuttu.



O günlerde ben de her fırsatta yazdım.
“Gerekirse kapanalım ama okulları açık tutmak için bunu yapalım” diye...
Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer “Yüz yüze eğitimi açıyoruz” dedi ve her türlü hazırlıkları tamamladıklarını söyledi.
Dün Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Okullar artık kapanmayacak” dedi ve ilave etti.
“Çocuklarımız 1.5 yıldır akranları ve öğretmenleriyle bir arada olamadılar. Salgın devam ediyor ama çocukları okullardan uzak tutma lüksümüz kalmadı. Okullarımızı açık tutmakta, çocuklarımıza akranlarıyla birlikte en iyi eğitimleri vermekte kararlıyız.”

Yazının Devamını Oku

Hep yeni olanın peşindeydi

ÇOCUKLUĞUMDA amcam İsmet Sipahi’den ve onun en yakın arkadaşlarından biri olan Selçuk Yaşar’dan çok Karşıyaka anıları dinledim.

Üniversitede okurken gazeteciliğe de başlamıştım ve arada Selçuk Bey ile yemek yer iş dünyasından haberler alırdım. Ekonomi gazeteciliğini tercih edip, böyle bir başlangıç yapmamı sağlayan Selçuk Bey’dir. O yemeklerin bazılarında Selim Yaşar da olurdu. Türkiye’de olduğu günlere denk gelirdi.
“Biz yemeklerde de, evde de iş konuşuruz” derdi Selim Yaşar...
Ve eklerdi; “Yakında grup olarak 100’üncü yılımızı kutlayacağız. Dedemden alırsam 3’üncü jenerasyon, babasından alırsam 4’üncü jenerasyon işin başındayız. Hatta bizim çocuklarımız da artık işe başladılar. Yani 5’inci jenerasyon da işin içinde diyebiliriz. Biz bir aile şirketiyiz. Doğduğumuz günden beri işlerle ilgili konulara hep vakıfız. Çünkü evimizde iş konuşulurdu. Bir kulak dolgunluğumuz hep vardı. İş konuşmaya, iş yapmaya o kadar hazırız ki… Girişimci olmak bizim kanımıza işlemiş...”
Gerçekten de Türk sanayisine ilkler kazandırmış bir ailedir Yaşar Grubu...
Ve Selim Bey haklıydı.
Kendi işleriyle yatıp kalkan, Türkiye’nin büyümesine katkı koyan, sanayiye aşık bir gruptu Yaşar ailesi...
Bazen farklı düşünürdü; yol haritasında...

Yazının Devamını Oku

Bilime inanmayacağız da artık neye inanacağız

UYUM sınıfına giden çocuklarımız okullarına kavuştu.


Önümüzdeki haftadan itibaren de yüz yüze eğitim başlıyor.
Dilerim bir daha okulları kapatmak zorunda kalmayız. Çünkü bu risk hala devam ediyor.
Toplumsal bağışıklık yüzde 80’lere ulaşmadan bize rahat yok.
Ben en başta bir gönüllü olarak gidip aşımı oldum.
Topluma örnek olmak için ve salgını aşısız atlatamayacağımızı düşünerek aşı oldum.
Yaşadıklarımı da gün ve gün anlattım, yazdım.

Yazının Devamını Oku

Fazıl Say haklı değil mi?

FAZIL Say birçok kez kendi sosyal medya hesabından dile getirdi.

Müjde Ar “Gürültüsüz Yaşam Platformu” kurdu.
Ben defalarca yazdım.
Gürültüsüz derken, müziksiz demedik.
Aksine müziksiz bir hayat, sanatsız bir dünya olmaz dedik.
Ama sokağa taşan müzik de istemediğimizi defalarca söyledik.
Dünyanın neresine giderseniz gidin; en popüler olarak bilinen yerlerde bile müzik sokağa taşmaz, kimseyi rahatsız etmez. Gittiğiniz bir mekanda dostlarınızla sohbet eder, güzel vakit geçirir, fondaki müzik de sizin bu sohbeti daha da koyulaştırmanıza yardımcı olur.
Ama bizde maalesef böyle değil.

Yazının Devamını Oku

Kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı

SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca açıkladı; “Öğretmenler arasında birinci doz aşı oranı yüzde 84.06...”


Bence oran yüzde 100 olmalıydı.
Dünya Sağlık Örgütü en başından bu yana “En son kapanması gereken yer okullardır” diyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da çok güzel özetliyor; “Bir kısıtlamaya gidilecekse bu okullar olmamalı. Okullarda çalışan öğretmenler, memurlar, hizmetliler ve okullara servis yapan tüm servis şoförleri, çalışan hostesler, kısaca çocuklarla iletişime geçecek tüm personelin mutlaka aşılanması gerekir. Eğer aşılanmaya ikna edemiyorsak ve aşılanmamakta inat ediyorlarsa bu kişiler, o zaman yapacağımız işlem onların hasta olmadıklarını bizlere kanıtlamaları gerekiyor.”
Zaten Bakanlar Kurulu da haftada iki gün PCR testi zorunluluğu getirdi.
Ama yine söylüyorum.
Doktor raporuyla aşı olmasına engel olanların dışında mutlaka aşıların tamamlanması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Bir zirve ve bize hatırlattıkları

ÖNÜMÜZDEKİ günlerde İzmir önemli bir kültür zirvesine evsahipliği yapacak.


Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Örgütü Kültür Komitesi (UCLG) 2021 toplantılarını İzmir’de düzenleyecek.
Bu organizasyonun ben de danışma kurulundayım.
Benim için de önemli bir deneyim oldu.
Son yıllarda ülkelerin yarışı kadar şehirlerin de rekabeti var.
Ve hatta öne çıkan marka şehirlerin ülkeleri kadar ekonomileri var.
Bu şehirleri güzelleştiren sadece kentsel altyapıları değil elbette...

Yazının Devamını Oku