Arda 8’inci vaka herkes destek olsun

YAĞMUR Merve Hızal’ın oğlu Arda için #guzelolanbizibulsun hashtagiyle başlattığı farkındalık kampanyasını destekliyorum.

Beş aylıkken beynindeki tümör teşhisiyle başlanan mücadelenin üzerinden tam 6 ay geçmiş. Sayısız ameliyat, kemoterapi ve hastanelerde geçen o büyük mücadele... Açık beyin ameliyatı sonrasında, patoloji tanısı değişmiş. ‘Pineoblastoma anlage’ tanısı konmuş. Pineoblastoma; epifiz bezinin hücrelerinde başlayan nadir, agresif bir beyin kanseri türü...
Ve, şimdi 11 aylık olan Arda, literatüre göre dünyadaki 8’inci vaka...
Anne Yağmur Merve Hızal, “Benim bebeğim o kadar özel ki, ilk doğduğunda anladım. Hastalığını da onun bir parçası gibi görerek sürece adapte olmaya, farkındalık hareketi yaratmaya çabalıyorum. Arda şu an 11 aylık ve minik savaşçı... Hep birlikte çocuklarımızın sesi olabiliriz. Çocukluk çağı, kanseri paylaştıkça hafifleyecek” diyor.
Günlük hayatımız akıp devam ederken bazen sıkılıyor, üzülüyor, kendimizi iyi hissetmiyoruz.
Ben de diyorum ki...
Sıkılmayın, üzülmeyin...
Aksine böyle hikayelere destek verin, bu mücadelelerin içinde olun ve kendinizi iyi hissedin.
Sadece büyükler kansere yakalanmıyor.
Ben yıllardır KİT-VAK, LÖSEV gibi bu konuda çalışan vakıflara, derneklere, doktorlara hep seslerini duyurarak destek verdim.
Toplumsal duyarlılığı artırmak için bu öyküleri duyurun, ailelerin yanında olun ve bu konuda çalışan kurumlara maddi, manevi destek verin.
İnanın kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

Arda 8’inci vaka herkes destek olsun


Paylaştıkça hafifler
bu büyük mücadeleler

YAĞMUR Merve Hızal, Arda’nın annesi...
Sadece Arda için değil, kanserle mücadele eden tüm çocuklar ve ailelerin sesi olmak istiyor.
Ben de bu öyküyü sizlerle paylaşıyorum.
Ve sözü Merve Yağmur’a bırakıyorum...
“17 Mayıs 2020 unutulmayacak... Ve o günden bugüne gelene kadar bir önceki günün aynısı olmayacak bir hayata uyandık. Çok acı bir gerçek... Her gün bir önceki günün aynısı, oğlumun gözümün önünde günden güne büyüdüğünü sayıyordum. ‘Acaba ek gıdaya başlasak mı, yavaş yavaş’, ‘Anne sütü şart, Arda ne zaman bırakırsa o zamana kadar emzireceğim’, ‘Ek gıda da alerji testi yaptırmadan vermem’ gibi gündemlerimizi yaşadığımız o toz pembe dünyamıza karanlık gerçek girdi bir anda. Rutinin dışında 5 aylık bir bebeğin ağrısını nasıl ifade edebilirse fazlasıyla bize yolunda olmayan bir durum olduğunu ifade etti oğlum... Hastanede gerçekle imtihan başlıyordu.
‘Oğlunuzun beyninde lezyon var’ dendiği andan itibaren bir önceki günü arar oldum, ama ona daha fazla sarılır oldum. İki sorunumuz vardı. Hidrosefali ve sebebiyeti tümör... Endeskopik biyopsi ve patoloji gerçeği...
Pineoblastoma... Oğlumun savaşı o kadar büyük ki...
Nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Gerçeğe alışmaya çalışmak benimkisi... Küçücük bir bedenin koskocaman mücadelesi... O bir melekti ve bunu hak etmiyordu. Haykırmak istiyordum, kabullenmiyordum, kabullenemiyorsun... Hayatı sorguluyorsun, ama içindeki yangın bir türlü sönmüyor. Ülkemizde hastalığın adına dair çok az bir veri vardı. Yabancı literatürleri araştırdım. Ve gördük ki, 3 yaşın altında rastlanan bir bulgu da yoktu. Ya da var. O yüzden bir farkındalık kampanyası yapmaya karar verdim. Başka ülkelerdeki ailelerle görüşme şansım oldu, Instagram üzerinden... #pineoblastom hashtagiyle irtibata geçtim. Bundan sonra da bilemediğim, tanışmak istediğim, yeni tedavi yöntemleri öneren herkesle görüşmek istiyorum. Umut hep var ve ben hep güzel olan bizi bulsun derdim.
Aslında bugünlerimizi bilmeden, geleceğe seslenmişim. Benim gibi bizim gibi umut arayan ve bu sınavı veren tüm ailelere... Toplanalım... Çocuklarımız için yapabilecek ne varsa bildiklerimizi paylaşalım, bilmediklerimiz için bir kapı açalım. Onlar bize emanet... Oğlum daha 11 aylık ve iki açık beyin ameliyatı oldu. ‘Pineoblastoma anlage’ dediler. Literatüre göre dünyadaki 8’inci vakaymış. Benim bebeğim çok özel olduğunu daha ilk doğduğunda anlamıştım. Hastalığını da onun bir parçası gibi görerek farkındalık hareketi yaratmaya çabalıyorum. Arda şu an 11 aylık ve büyük bir mücadelenin içinde... Hep birlikte çocuklarımızın sesi olabiliriz. Çocukluk çağı, kanseri paylaştıkça hafifleyecek. Öyle düşünüyorum.”

Arda 8’inci vaka herkes destek olsun


Toplanalım baylar, bayanlar...

YAĞMUR Merve Hızal “Toplanalım” diyor ya...
Gerçekten toplanalım.
Çocuklarımız için toplanalım.
Ve birlikte olalım...
Yıllar içinde 30’un üzerinde vakfa, derneğe üye olmuşum.
Hepsini takip ediyor ve mümkün olduğu kadar aktif bir üye olmaya çalışıyorum, ama ben son yıllarda sadece çocuklarımız, gençlerimiz için özel olanları tercih eder oldum.
Evet, ben de buralarda toplanıyorum.
Ve, Yağmur Merve Hızal’ın bu çağrısına gönülden katılıyorum.
Toplanalım baylar, bayanlar...

Arda 8’inci vaka herkes destek olsun


Sosyal medyanın bu güzel yanı da var

BEN sosyal medyayı seviyor ve destekliyorum.
Her fırsatta çok şeyler öğrendiğimi, hayatımı kolaylaştırdığını söylüyorum.
Elbette, eleştirdiğim şeyler de var...
Giderek artan şiddet dilini eleştiriyorum örneğin...
Bilgisayarın başına oturup, akıllı telefonundan her yere parmak gösteren, hatta hakaret eden, tehdit eden o tipleri çok iyi tanıyorum.
Ama onlara takılmıyorum.
Hepsinin kağıttan kaplan olduğunu biliyorum çünkü...
Bakın Yağmur Merve Hızal, Arda’ya teşhis konduktan sonra Instagram sayesinde dünyanın bir başka yerindeki ailelerle bağlantı kurup bilgiler alıyor.
Yani dünyamız o kadar küçüldü ki, bilgiye ulaşmak o kadar kolaylaştı ki...
Ben işin bu tarafıyla ilgileniyorum.
Toplanın baylar bayanlar...
Fiziki olarak toplanamıyorsan, dijital dünyada toplan...
İnanın çok etkili oluyor.

X

Kentler için 50 yıl sonrasını düşünmeliyiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan İzmir’deydi. İl kongresinin dışında çok sayıda açılış ve ziyaretlerde bulundu.

 

Erdoğan’ın İzmir’e olan ilgisini biliyorum.
Kentle ilgili gelişmelerden zaman zaman bilgi aldığını, projeleri takip ettiğini de çok iyi biliyorum.
Örneğin Körfez Geçiş Projesi onlardan biri…
İzmir milletvekili, eski Başbakan Binali Yıldırım’ın özellikle üzerinde durduğu projelerin başında geliyordu.
O günlerde bu yatırıma destek verdim, aynı görüşümü koruyorum.
İzmir giderek büyüyor ve alternatif yolları şimdiden düşünmek zorundayız.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’ye örnek olacak bir kooperatif kurdular

BEN kooperatiflere çok inanıyorum. Türkiye bu organizasyonlardan bir süre vazgeçti. Bana göre yanlış da yaptı. Oysa İtalya ve İspanya kooperatifler sayesinde ürünlerini bütün dünyaya satabildiler.

 

Yarattıkları markalarla katma değer yarattılar. Çoğunu takip ediyorum ve çok da başarılı buluyorum.
Pandemi süreci aslında bazı gerçeklerin yeniden masaya gelmesini sağladı. Tarımsal yatırımlarını yapmayan hiçbir ülkenin güçlü olması mümkün değil.
İyi ki yerel girişimler, iyi fikirler var da tarım gündemden düşmüyor.
Bugün size çok başarılı bulduğum bir girişimden bahsedeceğim.
Döngü Kooperatifi...
Farklı mesleklerden 9 kadının girişimiyle, bir AR-GE Kooperatifi olarak 20 Aralık 2018 tarihinde İzmir’de kuruldu. Aralarına sonradan bir kişi daha katıldı, 10 oldular.

Yazının Devamını Oku

Hiçbir hayat böyle bir sonu hak etmiyor

HEPİMİZİ üzen, sarsan, düşündüren intiharlar oldu bu hafta...


Birincisi Antalya’da doktor Kaan Bozkurt, tartıştığı eşi diyetisyen Gamze Kaçar Bozkurt’u tabancayla vurarak öldürdükten sonra aynı silahla intihar etti.
İkincisi de Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde asistan doktor olarak görev yapan Mustafa Yalçın ardında mobbing gördüğüne dair bir mektup bırakarak yaşamına son verdi.
Bu arada kadın cinayetleri de devam ediyor.
Bitmeyeceğini de çok iyi biliyoruz.
Dünyanın her yerinde benzer olaylar elbette oluyor.
Gönül ister ki; ayrılıklar bu kadar acı olmasın.

Yazının Devamını Oku

Gayrimenkulde Muğla’ya ilgi boşuna değil

BİR süredir yazıyorum.


Pandemi süreci bazı alışkanlıkları değiştiriyor. Örneğin eylül, ekimde terk edilen yazlıklarda bu yıl kalınmaya devam edildi.
Birçok kişi Çeşme’deki, Bodrum’daki, Marmaris’teki, Kuşadası’ndaki evlerinden geri dönmediler.
Aslında son rakamlar da bunu doğruluyor.
Türkiye genelinde gayrimenkul yani konut, iş yeri, arsa, tarla başına beyan edilen ortalama tapu değerinin en yüksek olduğu il 413 bin lirayla İstanbul olmuş.
Şaşırtıcı değil.
Bin kişiye sorsanız cevapları İstanbul olurdu.

Yazının Devamını Oku

Cüceloğlu is değil iz bırakanlardandı

HERKES gibi ben de çok üzüldüm.


Doğan Cüceloğlu hayatımıza dokunan insanlardan biriydi.
Arada yazarım.
Bazı insanlar iz, bazıları da is bırakır.
Cüceloğlu iz bırakanlardandı.
Olayları, yaşadıklarımızı, yaşayabileceklerimizi örnekleriyle anlatır ve farkındalık yaratmaya çalışırdı.
Birçok kitabını okudum, defalarca kendisini dinledim ve kendime göre notlar çıkardım hep...

Yazının Devamını Oku

Bir müze anılar dostluklar

AHMET Piriştina 1999 yılında büyükşehir belediye başkanlığına aday oldu. Yakın dostları, biz gazeteciler kalabalık bir sofrada buluştuk.Piriştina dedi ki;



“İzmir için çok güzel projeler hazırlıyoruz. Ama kimin fikri varsa dinlemeye hazırız...”
Gerçekten de İzmir’i kucaklayan, kent kimliğini öne çıkaran birçok konu gündeme geldi.
Bazıları konuşulurken tanıklık ettim, gazeteci olarak bunların bir kısmı haberlerimize, yazılarımıza yansıdı.
Benim de üzerinde çalıştığım bir konu vardı.
İzmir’e bir Kent Müzesi kazandırmak...

Yazının Devamını Oku

İzmir’e yakışan sivil hareket

SON yaşanan deprem İzmirlilerin ruh halini çok değiştirdi. Bu duyguyu İstanbullular Körfez depreminden bu yana yaşıyor. Hep tetikteler, en ufak sarsıntıda tarifsiz bir endişe hissediyor, panik atak geçiriyorlar.



İzmir’deki son deprem de böyle bir etki yarattı.
Çok güzel insanlar öldü, yuvalar yıkıldı, hayaller paramparça oldu.
O günleri hatırlayın.
Bütün Türkiye İzmir’deydi.
Devlet, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri elbirliğiyle bu enkazı kaldırdılar.

Yazının Devamını Oku

Bu seramik atölyesinde şimdi dostluklar var

Adı; Cristiane Maria Prandini Sakıpağa...Biz ona kısaca Cris diyoruz.



Çocukluk arkadaşım Tevfik Sakıpağa, yüksek lisans için Amerika’ya gittiğinde Cris’le tanıştı.
Tabii, bizler de o günden itibaren arkadaş olduk.
Tevfik, Türkiye’ye döndü, ama aklı Brezilyalı Cris’te kaldı.
Biz de hep ona takıldık, “Brezilyalı bir gelinimiz olsun” diye...
Cris’i ikna etmek zor olsa da sonunda oldu.

Yazının Devamını Oku

Çeşme nüfusu 46.093 50 bine çok az kaldı

ZAMAN zaman yazıyorum.


Çeşme gibi, Bodrum gibi, Marmaris gibi, Alanya gibi, Kuşadası gibi, Fethiye gibi yerleri bu bütçelerle yönetmek gerçekten zor.
Turizmin kalbi olan bu yerlerin yaz nüfusları bazen 1 milyonu geçiyor.
Bodrum’da geçen yaz Turgutreis’ten havalimanına bir buçuk saatte zor gittim.
İstanbul trafiğinden beterdi.
Bence Bodrum’a bir çevre yolu şart oldu.
Aynı şekilde Çeşme de öyle...

Yazının Devamını Oku

Yeni bir anayasayı herkes istiyor

SİYASETİN tansiyonu bugünlerde yine yüksek... Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni bir anayasa tartışmasını başlattı. MHP lideri Bahçeli de bu görüşe destek verdi. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin de bir anayasa metni üzerinde çalıştıklarını biliyoruz.

 


Bu Meclis’ten yeni bir anayasa çıkar mı, bilemiyorum.
Geçmişte de metinler üzerinde çalışıldı ama her seferinde dosyalar rafa kaldırıldı.
O yüzden ihtiyatlı iyimserliğimi korumak istiyorum.
Ama gazeteci olarak şunu görüyorum.
Toplum ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılamayan, gelecek hayali de kurdurmayan bir anayasaya sahibiz.

Yazının Devamını Oku

1 Mart yeni bir başlangıç olsun

SALGIN gerçekten beklediğimizden de uzun sürdü. Bir yıldır evlerdeyiz, hareketlerimiz kısıtlı, işten eve gidip pandeminin son bulduğuna dair gelecek haberleri bekliyoruz.Yeni mutasyonlar elbette canımızı sıkıyor. Ve bu yaşananların ne zaman sona ereceği ve eksi normale ne zaman döneceğimiz hakkında soru işaretlerimiz var.


Ama şunu biliyoruz.
Aşılar pandeminin süresini azaltacak.
Asıl müjde tedaviyle ilgili ilaçların bulunmasıyla olacak.
Pandeminin ilk aylarında ekonomilerde sert frenler oldu.
Bunun etkilerinin rakamlara yansıdığını görüyoruz.
Bazı sektörlerde toparlanma hızlı oldu.

Yazının Devamını Oku

Romantik değil gerçekçi olalım

BAZI konularda romantik değil gerçekti, somut adımlar atmamız gerekir.


Beklediğimizden çok daha uzun bir pandemi dönemi yaşıyoruz.
Hafta içleri 21.00’den sonra dışarıda olamıyoruz; hafta sonları ise evlerde kalmak zorundayız.
Ve bu dönemde bütün belediyeler şöyle haberler geçtiler; “Sokaktaki dostlarımızı unutmadık. Şu kadar ton mamayı sokak hayvanları için harcadık...”
Gerçekten de tonlarca mama sokaklara, caddelere bırakıldı.
Bazılarına şahit oldum, bazılarının haberlerini sayfalarımıza verdik.
Peki dünya medyasında böyle ve benzer haberlere rastladınız mı?

Yazının Devamını Oku

Gelecek için dikey tarımı destekliyorum

UZUN zamandır yazdığım bir konu var. Tarımı gerçekten çok ihmal ettik. Dünyadaki değişimi elbette anlıyorum. Yüksek teknolojinin getirdiği imkanları, şehirleşmeyi, kalabalıklar halinde yaşamayı...


Ama tarımı unutmamalıyız. Güzelim topraklarımızı kentleşme adına gökdelenlerle doldurmalıyız. Bugün görüyoruz ki; geleceğin stratejilerinde tarım, su, çevre gibi konular çok daha öne çıkacak.
Ve yine bir süredir tarım teknolojilerini okuyorum. Yeni dünyanın sunduğu imkanları ve buna ilgi duyanları...
Takip ettiğim şirketlerden biri de Plant Factory...
İstanbul Dragos’taki tesislerinde topraktan ve güneşten bağımsız yüksek besin değerine sahip üretim yapıyorlar.
Plant Factory’nin genç kurucu ortakları; Halil Beşkardeşler, Ahmet Güney, Anıl Sönmez ve Emre Kaynar Türkiye’de dikey tarımın geleceğini şekillendirmeyi ve kendi geliştirdikleri teknolojilerle bütün dünyaya ihracat yapmayı hedefliyorlar.
Azalan ekilebilir araziler, mevsimsel sınırlı üretim ve yüksek su tüketimi gibi problemler yok bu işletmede...

Yazının Devamını Oku

Hobisi güzel bir projeye dönüştü

BİRAZ siyaset dışına çıkalım.


Ajlan Haskök’ü iyi tanıyorum.
Kimya mühendisidir. 43 yıllık aile şirketini iki kuzen birlikte yönetiyor. Türkiye’de sektöründe liderdir. Teknik Balans “Messmatic” markasıyla otomotiv ve endüstriyel balans makineleri üretimi yapıyor. Yurtiçinden daha çok yurtdışı piyasalarda tanınıyorlar; 35 ülkeye ihracat yapıyorlar.
Türkiye’de Teknik Balans gibi başarılı çok şirket tanıyorum.
İhracat yapan, araştırma geliştirmeye önem veren ve sektörüne yenilikler getiren başarılı şirketlerimizi öne çıkarmalıyız.
Ajlan da; 27 yıldır şirketin başında yöneticilik yapıyor.
Ve ikinci kuşağın şirkete değer kattığını görüyorum.

Yazının Devamını Oku

BEZOS bile bırakıyor bizimkiler bırakmıyor

O dünyanın en zengin iş insanı...


200 milyar dolarlık kişisel serveti var, şirketlerinin değeri trilyon doları çoktan geçti.
Jeff Bezos’tan bahsediyorum. 1.3 milyon çalışanı var ama daha önemlisi dünyadaki herkese dokunabiliyor.
Bezos Amazon’u 1994’te garajında kurmuştu. O zaman yalnızca internet üzerinden kitaplar satan bir şirketti. Bugün paket teslimatından dizi, film platformuna kadar sayısız alanda hizmet veriyor.
Müthiş bir organizasyon, insan hayranlıkla izliyor.
Henüz 57 yaşında...
Çok genç, belki de bir insanın en verimli döneminde olmasına rağmen geçenlerde çalışanlarına bir mektup yolladı.

Yazının Devamını Oku

Açamıyorsak destek olmalıyız

UZMANLAR yeni mutasyonla ilgili uyarıyor. Haklılar...

 

Bu süreç iyi yönetilemezse tekrar en başa dönülür. Bu da kimsenin işine gelmez.
Çünkü gerçekten sıkıldık, ekonomileri bugüne kadar ayakta tutabildik ama salgının birkaç yıla yayılması her şeyi berbat eder.
O yüzden uyarı üzerine uyarı yapıyorlar.
Mesafeyi 1 metreden 1.5 metre çıkardılar. İki maske takmamızı öneriyorlar. Kapalı mekanlarda 2-3 dakikadan fazla kalınmasını tavsiye etmiyorlar.
Bu yeni tedbirler anlamına geliyor.
Demek ki; şubat ortasında biraz gevşetileceği düşünülen tedbirler böyle kalacak.

Yazının Devamını Oku

Okullar çok daha önce açılmalıydı

NİHAYET okullar açılıyor.


15 Şubat Pazartesi önce köy okulları yüz yüze ve tam zamanlı eğitime başlıyor. Sonra da 1 Mart’tan itibaren tüm ilkokullar...
Aylardır yazıyorum, yazıyoruz.
Bana göre okulları çok daha önce açmalıydık.
Hibrit bir model uygulayabilirdik.
Vaka sayılarına, salgının seyrine göre açılıp kapanmalar yapabilirdik.
Çocuklarımızın hele ilköğretim çağındaki çocukların bir gün bile okullarına gitmeleri önemliydi.

Yazının Devamını Oku

Kalbimize dokunan adam Şadan Gökovalı

ŞADAN Gökovalı’yı da sonsuzluğa uğurladık.

 

Önce Haluk Cansın, sonra Erkin Usman, ardından Nedim Demirağ...
Şimdi de Şadan Gökovalı...
Sevdiğimiz, örnek aldığımız gazeteci dostlarımız bir bir bu dünyadan göç ediyor.
Şadan abi kelimelerle dans eden biriydi.
Konuşurken bile şiir okur gibiydi.
Bir insanı, bir olayı anlatırken en zarif, en kibar, en olumlu sözcükleri seçer ve öyle anlatırdı.

Yazının Devamını Oku

Başarı öyküleri hoşuma gidiyor

YAZILIMDA örnek olacak başarı hikayeleri yazılıyor. Türk şirketleri dünyanın birçok yerinde iyi modellemeler yapıyor. Bu haberleri okudukça, bu insanları tanıdıkça mutlu oluyorum. O yüzden sık sık bu şirketleri, bu başarı öykülerine imza atan insanları yazmaya çalışıyorum.


Bugün de beğendiğim bir şirketten bahsetmek istiyorum.
14 yıl önce Umut Sevin tarafından kurulan Bilgera Yazılım, “Repzone” platformu ile yapay zekâ teknolojisini kullanarak, saha satış otomasyonu, çoklu kanal ve global satış gibi konularda çalışıyor.
Umut Sevin, dört yıl önce de New York’ta bir ofis açtı.
P&G ve ABD’de start-up şirketlerindeki tecrübesi bulunan Sevin; farklı ihtiyaçlar için geliştirilen diğer platformlarla entegre bir ekosistem kurmayı amaçladıklarını söylüyor.
“İTÜ Innogate Programı” sayesinde ABD’li yatırımcılarla güçlü bir ilişki geliştirdiklerini söyleyen Umut Sevin bu süreci şöyle anlatıyor;

Yazının Devamını Oku