29 Ekim tatil değil bayramdır

TURKCELL’in Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı reklam filmini çok beğendim.


Diyor ki:
“29 Ekim tatil değil, bayramdır.”
Ve şöyle devam ediyor:
“29 Ekim, çarıkla bastığın toprağa sahip çıkmaktır. Mezarın olacağını bile bile, elinle siper kazmaktır. Bir tas hoşaf, yarım ekmekle doymaktır.
29 Ekim, 25 kiloluk mermiyi saatlerce sırtında taşımaktır.
Süngüyle çarpışmak, günlerce uyumadan savaşmaktır.
İmkansıza inanmaktır.
29 Ekim köyden cepheye 1000 kişi çıkıp, 1 kişi dönmektir.
Hatta dönmeyeceğini bile bile, eşini, oğlunu beklemektir.
29 Ekim bütün dünyanın karşısında dimdik durmak, ‘Biz Türkiyeyiz’ demektir.
29 Ekim tatil değildir. Bayramdır.
29 Ekim en büyük bayramdır. Hepimizin en büyük bayramı kutlu olsun.”
***
Sabancı Holding’in de Cumhuriyet Bayramı için hazırladığı reklam filmini çok beğendim.
“Cumhuriyet’le birdir tüm kalpler” diyor.
Ve ekliyor:
“Bu sabah erken kalk uykundan... Bugün senin gerekiyor haykırman Atatürk’ün emaneti Cumhuriyet’e... Gerekiyor dört elle sarılman doğuda halaya, kuzeyde horona... El uzat birlikte Cumhuriyet doğar... Umutla her sabah konuştuğun her lafta... Kutlanan her anda Cumhuriyet... Ayrı gayrı yok, yok bizde! Ayrı gayrı yok, yok bizde! Emanet ettiğin geleceğiz biz... Eğitimle, bilimle, müzikle, sanatla... Her daim ileriye, bir hayalin peşinde koşuyoruz yüzüncü yıla... Işığı aydınlatır her doğan güneşin... Sen hayal kur, gerçek olur... Uzak, yakın yok mesafeler... Cumhuriyet’le birdir tüm kalpler...”
***
Onu bunu bilmem...
Cumhuriyet varsa Türkiye var.


Törenleri kaçırmayın
hepsi birer anıdır

OKULLU yıllarımın Cumhuriyet törenlerini bugün gibi hatırlıyorum. 10 Kasım’ları da unutmuyorum, 23 Nisan’ları da... Turkcell’in bu yılki görsellerinde kullandığı cümleyi o yüzden önemsiyorum.
“29 Ekim tatil değil, bayramdır” sözünü...
Bakıyorum; tatil gibi görenler çok, bayramları bir fırsat görüp şehirden kaçış gibi değerlendirenler çok.
Tatil tatil, bayram bayramdır.
Nasıl çocukluğumun törenleri bugün gibi aklımdaysa benim çocuklarımızın da akıllarında olmalılar.
Ve...
Bu gece ben de biz de bayraklarımızı alıp Kordon’a, Karşıyaka sahiline çıkacağız.
Cumhuriyetimizi kutlayacağız.

 
Geleceğimize inanalım

BAZEN kendimizi, ülkemizi çok ağır eleştiriyoruz. Daha fazlasını istiyor olmamızı anlıyorum tabii... Ben de her fırsatta söylüyorum, “Türkiye daha iyisini yapabilir” diye... Yine de Türkiye’nin dünya liginde geldiği noktayı küçümsemeyelim. Türkiye büyük bir ülke, eksiklerimiz elbette var. Bunu ancak daha güçlü bir demokrasiyle taçlandırabiliriz.
Bize düşen bunu yapmak...
Bu ülkenin geleceğine inanmak... Cumhuriyet’i kuran kadrolar, Atatürk buna inandı çünkü...

 
Niye şaşırıyoruz ki

SELDA Bağcan’ı Taksim metrosunda görenler şaşırmışlar. O da çok şaşıranlara dönüp, “Niye binmeyeyim? Ben halktan biriyim, halk kadınıyım” diye cevap vermiş.
Gerçekten niye şaşırıyoruz ki?
Ben de merkezde işim olduğunda ya yürüyerek ya da tramvaya binerek gidiyor, gazeteye dönüyorum.
Bundan çok da keyif alıyorum.
Birçok Hollywood yıldızının metrolarda çekilmiş fotoğrafları var. Amerika’da dönüp bakmıyorlar bile, gayet doğal karşılıyorlar.
Bizde bir ünlü metroya binse fotoğraf çektirmekten herhalde gideceği yere gidemez.
Biraz daha sade yaşamayı hatırlamalıyız.
Ve toplu ulaşımı mutlaka kullanmalıyız.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ege’den dünyaya armağan

İZMİR’in üniversitelerini yakından takip ediyorum.


Ege Üniversitesi kadavradan ameliyat tekniği için prototip bir ürün için uzun zamandır bir proje yürütülüyordu.
Ben de sonuçlarını büyük bir merakla izliyordum.
Çünkü burada kadavra olarak kullanılan yakından tanıdığım bir isimdi.
Yakın dostum Jale Türkmen’in annesi Nermin Türkmen...
Jale de Ege’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Annesi Nermin Türkmen tanıdığım en aydın, en vatansever insanlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Siyaseti siyasetçiler yapmalı

ŞÖYLE bir bakıyorum da, Türkiye’de bazen öyle gereksiz konularla meşgul oluyoruz ki...


Siyaseti ben bir imkanlar sanatı olarak görüyorum.
O yüzden gençlerin siyaset yapmasını hep destekliyorum.
Politikaya ilgi duyan, ülkesi seven, demokrasiye inanan, daha iyi bir Türkiye hayali olan herkesin siyaset yapabiliyor olması gerekir.
Her partiden, her görüşten insanlara ihtiyaç var.
Bunun için siyasi partilerin düzenli olarak yenilenmesi, değişimi hissetmesi gerekir.
Bunun için de nitelikli genç insanlara ihtiyaç var.

Yazının Devamını Oku

Seçim değil istihdamı konuşalım

GAZETECİ olarak şunu görüyorum.

 

Birkaç yıla sıkıştırılmış seçimler, referandumlar toplumu epey yordu.
Siyasetin tonunu da, üslubunu da değiştirdi, sertleştirdi.
Yumuşamasına imkan yoktu çünkü kısa bir süre sonra yeni bir seçim maratonuna girildi.
Hem yerel seçimler, hem genel seçimler, sonra erken seçimler ve anayasa değişiklikleri getiren referandumlar...
Ve sonra 2023’e kadar seçimsiz bir döneme girdi Türkiye...
Bunu bir şans olarak yorumlayanlardanım.

Yazının Devamını Oku

Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kaynaklar artık kentsel dönüşüme gitmeli

sahibinden.com sitesinin eylül ayı emlak endekslerini inceledim.

 

 

En hızlı konut satışı Ankara’da gerçekleşmiş.
Ve çarpıcı olan endekse göre Türkiye genelinde ve üç büyükşehirde satılık konut fiyatlarında yükseliş devam ediyor.
Ve bir ayrıntı daha konutların ortalama satış süresi de azaldı.
Türkiye gibi gayrimenkulün önemli olduğu bir ülkede bu veriler önemli.
Demek ki; konuta olan talep sürüyor.

Yazının Devamını Oku

Doğrusu hibrit eğitim modeliydi

OKULLAR sınırlı olarak açılıyor.

 

Okul öncesi ve 1’inci sınıflara başlatılan yüz yüze eğitimin kapsamı 2, 3, 4’üncü sınıflarla 8’inci ve 12’nci sınıfları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Bence doğru karar...
Birkaç yazı yazmış ve dünyanın birçok yerinde okulların açık olduğunu anlatmıştım.
Online eğitim elbette olabilir ama yüz yüze eğitim gibi olmayacağını da defalarca yazdım.
Kovid 19 salgını hiçbirimizin tahmin edemeyeceği bir şeydi.
O yüzden hepimiz için büyük bir deneyim oldu.

Yazının Devamını Oku

Sanal fuarlara alışamadım

SON yıllarda turizmin en parlak ülkesi İspanya oldu. Her yıl 90 milyon turisti ağırlayan İspanya bu yıl 10 milyonları geçince sevindi.

Fransa da öyle örneğin... Dünyanın en fazla ziyaret edilen şehri Paris’te işlerin iyi gitmediği konuşuluyor.
Pandemi turizmde yeni kurallar getirecek bu çok açık...
Örneğin fuarlar sektörü domine eden organizasyonların başında geliyordu.
Öyle anlaşılıyor ki; 2021’in ortasına kadar fuarlara da ara vereceğiz.
Peki turizm nasıl şekillenecek? Sanal fuarlar gerçeğin yerini ne kadar tutuyor?
Bu soruları İzmir Skal Kulübü Başkanı Emre Gezgin’e sordum.
Emre Gezgin; sanal fuarların avantajlarını şöyle sıraladı;

Yazının Devamını Oku

Mekanlar, insanlar ve anılar

BAZI mekanların bende hep anısı vardır.

 

Örneğin İzmir Hilton Oteli…
Yakın bir zamanda kapanacağını öğrendik.
O günden bu yana gittiğim toplantıları, düğünleri, buluşmaları hatırlıyorum.
32’inci kattan İzmir’i seyredişimi düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, bakanlarla; Türkiye’yi yönetmiş önemli siyasetçilerle konuşmalarımızı hatırlıyorum.
İnanın hepsi aklımda...

Yazının Devamını Oku

Eğitim bilimcileri dinleyelim

Eğitim bilimci, rehber öğretmen ve yazar Aylin Çalışkan diyor ki...

 

“Dijital çağa girişin zorunlu dersi uzaktan eğitim oldu. Canlı derslerde çocuklar sıkılıyor. Çünkü uygulanan yöntemler yüz yüze eğitime göre düşünülmüş. Ders sürelerinin uzun olması, öğretmenlerin anlatım yöntemi kullanmasından anlaşılıyor.
Çocuk sınıfta 5 duyusuyla var olurken, canlı derslere görme ve işitme duyusuyla katılıyor. Oturdukları yerde sıkıldıklarında aileleri müdahale ediyor.
Herkes öğrenme kaybı üzerinde duruyor. En çok telaşlanılan konu akademik öğrenme kaybı. Halbuki en kolay telafi edilecek konulardan biri. Asıl öğrenme kaybı okulun sosyal yönünün unutulmasıyla oluşuyor. Selamlaşma, sıraya girme, sıra bekleme, söz alma, iyi bir dinleyici olma, serbest oyun oynama, spor yapma, takım ruhu, alışveriş yapma... Okul hayattır.
Çevrim içi uygulamalar ise bu hayatın bir parçasıdır. Eğitim öğretim dijitalde devam edecekse bilişim teknoloji öğretmenleri, eğitim programları ve öğretim uzmanlarından bilgi, görüş ve destek almak en doğru tercih olacaktır.”
Kesinlikle katılıyorum.
Bence eğitim fakülteleri de buna göre programlarını revize etmelidir.

Yazının Devamını Oku

Okulun yerini hiçbir şey tutmaz

OĞLUM Atlas’ı izliyorum.

 

 

8 yaşında, ikinci sınıfa gidiyor.
Online eğitimine devam ediyor.
Her gün okula gider gibi kalkıyor, hazırlanıyor ve tam saatinde bilgisayarının başına geçiyor.
1 dakika bile geç kalmak istemiyor çünkü öğretmenleri not tutuyor, eksi puan yazıyor.
Yani okuldaki disiplin kendi odasında da devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Ben de bu kampanyayı destekliyorum

 BODRUM Belediye Başkanı Ahmet Aras, Çeşme Belediye Başkanı Ekrem Oran, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel diyor ki;


“Kovid 19 salgını kış nüfusumuzu artırdı. Buraları seviyorsanız ve yıl boyunca daha fazla kalmak istiyorsanız adres kayıtlarınızı buralara alın. Gerçek nüfusumuzu yansıtabilirsek Türkiye İstatistik Kurumu’nda (TÜİK) bizim genel bütçeden alacağımız pay artacaktır.”
Pandemi yaşam şeklimizi de değiştirdi.
Örneğin bu sene Çeşme’de çok kaldım.
Bu süreçte kendimi daha kolay koruyabildim.
Sporumu ihmal etmedim.
Küçük bahçemde kitabımı okudum, müziğimi dinledim.

Yazının Devamını Oku

Ne mutluyuz ne mutsuz

Can Selçuki’nin başında olduğu İstanbul Ekonomi Araştırma’nın anketlerini arada sizlerle paylaşıyorum.

 

Son anketteki iki soru önemli.
Birincisi, “Hayatınızdan ne kadar mutlusunuz?”
İkinci soru ise “Koronavirüs salgını günlük yaşantınızı nasıl etkiledi?”
İşte cevapları...
TÜİK’in her yıl yaptığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” sonuçlarına göre 2016 yılından beri ülkedeki genel mutluluk oranı düşüyor.
2020 yılı araştırması henüz yayınlanmadı. Ama bu yılı diğerlerinden ayırmak da gerekir.

Yazının Devamını Oku

İçerik kral olmaya devam edecek

Geçen gün bir dostumla konuşurken şöyle dedi.

 

“Sizin meslek de çok değişti ve zorlaştı. Herkes gazeteci oldu ya da kendini gazeteci sanmaya başladı.”
Ne demek istediğini anlıyorum.
Sosyal medya hesabı açan herkes bir şeyler yazmaya, karalamaya başladı.
Bunu kendine iş edinip her gün yazmaya kalkan da var.
Siyasete, dış politikaya soyunan da; felsefe yazıları yazan da...
Ama söyleyeyim, gazetecilik başka bir meslektir.

Yazının Devamını Oku

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum

Cumhurbaşkanı’na katılıyorum


Pandemide her şey aslında bizim elimizde...
İlk dönemde gerçekten de çok disiplinliydik.
Tamam hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ve öngöremediğimiz bir virüs salgınının ortasındaydık ama yine de daha tedbirliydik, kurallara uyuyorduk, kendimizi evlere çekmiştik.
Yaz gelince her şey değişti; havalar ısınınca da dışarıda virüs olmayacak zannettik.
Yanıldık, virüs yerli yerindeydi.
Haziran ayında devlet uyarılarını yaparak yeni normali tarif etti.

Yazının Devamını Oku

Toplumun kafası karışık

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın Türkiye raporlarında iki konu vardı.Birincisi aşıyla ilgili...

 


Geçtiğimiz ay Rusya aşıyı bulduğunu iddia ederken, ABD Başkanı Donald Trump ise üzerinde çalıştıkları aşının kasım ayında hazır olacağını iddia etmişti. İngiltere’de gerçekleştirilen çalışmalar esnasında denek üzerinde görülen yan etkiler sebebi ile aşı çalışmaları askıya alınmıştı. Haziran araştırmasında, toplumun yüzde 60’ının bulunması halinde aşı yaptıracağını söylemişti. Katılımcılara “Sayacağım ülkelerden hangilerinin bulduğu aşıyı yaptırırsınız?” sorusu sorulduğunda yüzde 72 Türkiye’nin bulduğu aşıyı yaptıracağını ifade etmiş. Katılımcıların en çok güvendiği ikinci ülke ise yüzde 19 ile Almanya olmuş. Türkiye dışındaki tüm ülkelere aşı konusunda güvenin çok düşük olduğu görülmüş. Katılımcıların yüzde 13.5’i sayılan ülkelerin hiçbirinin aşısını yaptırmayacağını ifade etmiş.
Mart ayından bu yana ölçülen koronavirüs endişe oranı, eylül itibarıyla en yüksek seviyeye yükselmiş durumda.
Peki, dayanışma ve sorumluluk bilinci ile üstesinden gelinmesi gereken koronavirüs salgını süresince toplumun devletten beklediği kısıtlamalar neler?
İşte toplumun verdiği cevaplar...
Katılımcıların yüzde 74.2’si koronavirüsle mücadele çerçevesinde düğün, nişan ve kına gibi kutlamaların tamamen yasaklanması gerektiğini savunmuş. Ankete katılanların yarısından fazlasının onayladığı diğer ifadeler ise AVM’lerin kapatılması (%58,6), 65 yaş üstü bireylere sokağa çıkma yasağı (%57,7), okulların açılmaması (%56,4) ve sokağa çıkma kısıtlaması (%55) olmuş. Restoran ve kafelerin kapatılması ile şehirlerarası yolculuk kısıtlaması katılımcıları ikiye bölmüş gibi duruyor. Salgın ile mücadelede mevcut kısıtlamaların yeterli olduğu ifadesine ise yüzde 73.1 katılmadığını belirtiyor.

Yazının Devamını Oku

Bizim gibi doğasını yıpratan var mıdır?

DOĞAYA kötü davranıyoruz.


Ve sonuçları da kötü oluyor.
Biz affetsek de, o affetmiyor ve intikamını bizden sonra alıyor.
Geçen gün yazdım; Alaçatı sulak bölgesinde çıkan tonlarca plastik, yine atılmış koltuklar, eşyalar...
Sadece Alaçatı mı; Türkiye’nin her yerinde böyle manzaralar var.
Bakın her gün önüme kıyı temizliği haberleri geliyor.
Özellikle sivil toplum örgütleri çevreyle ilgili geliştirdikleri projelere mutlaka kıyı temizliğini de ekliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Karamsar olmayalım gençlere bakalım

TÜGİAD beğendiğim sivil toplum örgütlerinden...


Ali Yücelen’den sonra başkanlığa Anıl Alirıza Şohoğlu geldi.
Şohoğlu da başarılı bir dönemden sonra görevini Nilüfer Çevikel’e devredecek.
TÜGİAD’ın da dümenine ilk defa bir kadın başkan geçmiş olacak.
Bu arada Ege Şubesi’nin başında da sevdiğim bir isim var; Melih Sebastien Durmuş...
Onu ve ekibini yakından takip ediyorum.
Neden TÜGİAD’ı beğeniyorum?

Yazının Devamını Oku

Aday adaylarını şimdiden takibe alsak

YAZ aylarında Türk siyasetinde “erken seçim” tartışmaları vardı. Bugünlerde bu meselenin dozu azalmış olsa da; bazı çevreler ısıtıp ısıtıp yeniden karşımıza çıkarıyorlar.



Net söyleyeyim.
Sokakta böyle bir hava yok.
Yani kimsenin bir seçim beklentisi yok.
Tam aksine uzun yıllardır sık seçime gitmiş olmanın getirdiği bir yorgunluk hissediyorum.
Üstelik genel seçimler, yereller, referandumlar derken bu sürecin siyasetin dilini ve tonunu da sertleştirdiğini gözlemledik.

Yazının Devamını Oku

Okulları açacak ortamı yaratmalıyız

OKULLARIMIZI bir şekilde açmalıyız, çocuklarımız olması gereken yerde sınıflarında olmalılar.

 

Çünkü uzaktan eğitim olmuyor.
Bunu iyi yapan okullarımız var biliyorum.
Bizzat oğlum Atlas’ı takip ediyorum.
Sabah 9’dan akşamüstü 4’e kadar öğretmenlerimiz sanki sınıftaymış gibi derslerini işliyorlar.
Çocuklarımız da olabildiğince derslerine motive olmaya çalışıyorlar.
Ama görüyorum çocuklar zorlanıyor.

Yazının Devamını Oku