2020’de yapmamız gerekenler var

2019’u bitiriyoruz. Zor bir yıl oldu. Yine seçimler vardı. Bizde yerel seçimler genel seçim havasında götürüldüğü için meydanlar epey kalabalıktı.

 

Üstelik İstanbul seçimleri de yenilenince siyasetin dili daha da sertleşti.
Ben madalyonun hep öbür tarafına bakanlardanım.
Yani iflah olmaz iyimser halim yine diyor ki...
Ne kadar şikayet etsek de, ne kadar eksiklerini bulsak da; demokrasinin çarkları bir şekilde dönüyor.
Seçim yapabilmek, hem de bu kadar sık seçim yapabilmek kolay bir şey değil.
Sandık halkın iradesini ortaya koyuyor.
Bunu başaramayan, sandıktan istikrarı çıkaramayan çok sayıda ülke bulunuyor.
Ben bu demokrasi deneyimini önemsiyorum ve değerli buluyorum.
Elbette eleştirdiğim yönler de var.
Çünkü çok siyaset konuştuğumuz için toplumun değişimini sağlayacak asıl meselelere zaman kalmıyor.
2023’e kadar seçimsiz bir dönem var.
Dilerim bütün bu konuları konuşur, tartışır, çözümler buluruz.
Örneğin genç işsiz rakamları Avrupa’nın çok üzerinde...
Türkiye’nin mutlaka yeniden bir büyüme modeline ihtiyacı var.
Bütün sıkıntılara rağmen üreten, ihracat yapan bir sanayimiz var.
Türkiye’nin dijital dönüşümde alabileceği çok büyük bir mesafe var.
Bu fırsatı kaçırmamalıyız.
Bana göre terör kadar önemli bir mesele giderek artan şiddet olayları, özellikle kadın cinayetleri...
Adalet reformunu mutlaka 2020’de yapmalıyız.
Reform yapmamız gereken bir diğer alan da siyasi partiler yasasıdır.
Siyasette kalite, etik değerler gibi kavramları yeniden gündeme taşımalıyız. Gençlerin siyasete olan ilgisini artırmalıyız. Gerçek bir demokrasi istiyorsak; bu yasayı da güncellemeliyiz.
Elbette çok sayıda konumuz var.
Ama acil çözüm bekleyen bu başlıklar diye görüyorum.

 
Yağmura yağma mı diyeceğiz?

ÇOK sayıda fotoğraf, görüntü önümüze düştü. Sadece İzmir değil, birçok kentimiz yağmur sonrası felaketler yaşadı. Ama rüzgara esme mi diyeceğiz, yağmura yağma mı diyeceğiz? Lodos dün de kuvvetliydi, yarın da kuvvetli esecek. O zaman bazı önlemleri önceden almalıyız.
Mavişehir’i gördünüz. Ev fiyatlarının birkaç milyon olduğu bir yerde insanlar evlerinden çıkamadı, çocuklar okullarına gidemedi. Denize bu kadar bir yerin sular altında kalmasını anlamak mümkün değil.
“Bu kadar kıyıya bu kadar ev yapılır mı?” sorusu elbette doğru...
Ama buna cevap vermek için epeyce geç de kaldık.
Mavişehir tarafında arabayla bir yere gitmek zorlaştı.
Korkarım yakında yürüyecek yer bile bulamayacağız.

 
Antalya sporda fark yarattı

İZMİR Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) danışma kurulunda kentin spor altyapısını masaya yatırdık. Bir de Antalya ile İzmir arasında bir karşılaştırma yapıldı. Gerçekten de Antalya son yıllarda birçok spor kulübü ağırlıyor.
Ben binli rakamlarda olduğunu biliyordum. Meğerse geçen yıl 3 bine yakın futbol kulübü Antalya’ya kampa gelmiş. Bu müthiş bir rakam...
Ve bu aylara yayılmış durumda... Çünkü bazı ligler erken başlıyor ve devre arası farklı dönemlere denk geliyor.
Bana göre bu konuda İzmir’i Antalya’yla karşılaştırmamak gerekir. Çünkü Antalya 600 binden fazla yatak kapasitesine sahip...
Dev tesisler ve iyi bir altyapı mevcut... Sadece futbol sahaları da yok; 20’ye yakın golf sahası var. Ve bunlar uluslararası standartlarda gözüküyor. Tenis, voleybol gibi futbol dışındaki birçok branşta da Antalya İzmir’den çok daha iyi durumda...
İzmir’de böyle bir yatak kapasitesi yok. Çeşme’de fiyatlar çok yüksek ve yeterince otel de yok.
O yüzden Antalya’yla ara epey açılmış durumda...
Ama İzmir’in bir termal avantajı var.
Örneğin Afyon son yıllarda birçok spor kulübünün kamp için tercih ettiği adreslerden biri oldu. İzmir bu avantajını kullanabilmeli.
Ezcümle...
İzmir kulüplerinin daha maç oynayacak statları bile yok. O yüzden uzun bir strateji yapıp çözümleri zamana yaymalıyız.

 
Caddeler yılbaşı öncesi sönük

BAZILARI eleştiriyor. Ben ise ısrarla yazıyorum. Yeni yıl, yeni heyecanlar demek. Umut demek... En azından benim için öyle... Ve daha canlı caddeler, sokaklar görmek istiyorum. Cılız birkaç süsleme beni heyecanlandırmıyor. Kentlerimiz bir gelin, damat gibi süslenmeli... Ne dersiniz?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bayraklarımızı asalım bayramımızı kutlayalım

BÜYÜK bir ailenin üyesiyim. Çocukluğum o kalabalıklar arasında ve ailenin büyüklerinin hikayelerini dinleyerek geçti. Bazılarını defalarca ve her seferinde aynı heyecanla dinledim.

 

Büyükbabalarımın, büyükannelerimin anlattıkları masal gibi gelirdi.
Yokluk yıllarından yeni Cumhuriyet’in o müthiş hikayeleri beni hep etkilemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna, yeniden var oluşuna tanıklık eden büyüklerimin her biri benim gözümde birer kahramandı.
Aynı zamanda vatanseverdi, insan severdi, hayvan severdi.
Onların azimleri, bitmeyen hayalleri, bir ülkeyi yeniden yaratmak için gösterilen çabaları ve onların yaşadıkları benim için gerçekten önemli...
Bu anıların bazıları yazılı bende, bazıları kayıtlı arşivlerimde, bazıları da hafızamda...

Yazının Devamını Oku

Sağlık ordusuna çok şey borçluyuz

SAĞLIK Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlardan biri de yoğun bakım doluluk oranı...

 

Son bir haftada yüzde 63’lerden 65’lere yükseldi.
Ventilatör doluluk oranı da yüzde 32’lerde şu an...
Birçok Avrupa ülkesine göre çok iyiyiz.
Çünkü Fransa ve İspanya’da hastanelerdeki doluluk oranlarının yüzde 90’lara geldiği biliniyor.
Zaten bütün bu endişe bunun için değil miydi?
Yani sistemin tıkanması, hastanelerin beklentilere cevap verememesi...

Yazının Devamını Oku

İzmir’i şimdiden uyarıyorum

FRANSA’daki vaka sayısı 50 bini de geçti.


Avrupa’dan iyi haberler gelmiyor.
İtalya, İspanya ilk dönemde salgının merkeziyken şimdi Fransa benzer bir süreç yaşıyor.
Avrupa bize uzak değil.
Üstelik bizim de rakamlarımız iyi gitmiyor.
Yaz ortasında Ankara listenin birinci sırasındaydı, şimdi vaka sayısında İstanbul açık ara önde gidiyor.
Bu arada İzmir’in rakamları da artık korkutucu seviyeye gelmiş durumda.

Yazının Devamını Oku

İdeali peşinden koşan insanları seviyorum

EN sondan başlayayım.

 

Mimar Erhan İçözen gibi insanlar olmasa bazı değerlerimizi çoktan kaybederiz, koruyamayız, gelecek nesillere bırakamayız. İyi ki varlar ve iyi ki ben de bu değerli insanları tanımış oldum.
Söke’nin Doğanbey Köyü’ne gitmediyseniz, mutlaka gidin.
Bir tavsiyedir.
Gidin ve idealist bazı insanların neler yaptıklarını görün...
Bu isimlerin başında Erhan İşözen geliyor.
Ve sözü kendisine, Türkiye’nin en önemli projelerine imza atmış İşözen’e bırakıyorum.

Yazının Devamını Oku

Kendi karantinamızı yapamaz mıyız?

ÖNCEKİ gün Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıkladı, dün de Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul için uyarı yaptı ve “Toplu mekanlara girmeyin” dedi.

 

Bu uyarılara rağmen kalabalıklar devam ediyor.
Bizde böyledir; yasak gelmeden kimse geri adım atmaz, evlerine gitmez, gitse bile evlerde kalabalık olmaya devam eder.
Akdenizlilik biraz da böyle, hoşuma gitmiyor değil ama galiba bu sefer işi tutmak gerekiyor.
Bakın kimse ekonominin durmasını istemiyor.
Fabrikalar çalışsın, çarklar dönsün istiyor.
Kısıtlı da olsa sosyalleşme kontrollü devam etsin, insanlar günlük hayatlarını sürdürsün de isteniyor.

Yazının Devamını Oku

Okullar her kente göre açık olabilir

DÜNYADA pozitif vaka sayısında büyük bir artış var. Fransa günlük vakada 30 binleri geçti, 40 binlere gidiyor.

 

İtalya ilk salgına göre biraz daha iyi durumda, İspanya da öyle...
Ama sayılar 10 binlerde...
Almanya 7 binlerde...
Yunanistan beni şaşırtan bir performans gösteriyor, bizden çok daha iyiler...
Dikkat ediyorum; her şeye rağmen okullar açık.
Hem de en baştan bu yana...

Yazının Devamını Oku

Her yer her yere benzemek zorunda değil

“SON 10 yılın en popüler yeri neresi?” diye sorsanız; birkaç yeri hemen sayabilirim.



Urla listenin başında gelir.
Karaburun, Foça ve yeniden Bodrum’u eklemem gerekir.
Çeşme’yi de ilave edersek; büyük bir yarımadadan söz etmiş oluruz.
Urla giderek turizmiyle öne çıkan bir ilçe haline geldi.

Yazının Devamını Oku

Alışkanlıklar köklü değişecek gibi

PANDEMİNİN birçok alışkanlığı değiştireceğini biliyorduk.

Bakın bir örnek Amerika’dan vereyim. Biliyorsunuz kasım başında Amerika yeni başkanını seçecek. Normalde insanlar sandık başına gider, oyunu atar, seçimleri takip ederdi.
Şimdi ise pandeminin etkisiyle oylarını posta yoluyla kullanmayı tercih ediyor. Geçen seçimlerde sadece 75 bin kişi bu yöntemle oy kullanmıştı. Bu sayı daha iki hafta olmasına rağmen 30 milyonu bulmuş. Yani birçok kişi evlerinden çıkıp oy kullanmak yerine riskleri minimize etmek için postayla oylarını yollamış. Kimse kalabalıklara karışmak istemiyor anlaşılan...
Bu örnekler elbette çoğalacak.
Yazın getirdiği rehavet biraz sonlandığında ve kış bastırdığında büyük ihtimal bizler de daha çok evlerde olacağız.
Ve bir gerçek daha var ki; Avrupa ikinci dalgayı ilan etmiş durumda.
Sosyal medyadan İtalya’nın Roma’sını, Fransa’nın Paris’ini, İngiltere’nin Londra’sını, İspanya’nın Madrid’ini izliyorum.
Sokaklar bomboş, o kalabalık görüntülere alışık olduğumuz geniş caddeler derin bir sessizlik yaşıyor.

Yazının Devamını Oku

İs değil iz bırakın

GAZETECİLİK bana çok güzel dostluklar kazandırdı. Bazılarıyla beraber büyüdük, bazıları bana mentörlük yaptılar. Yine bazıları var ki; benim için rol model oldular.


Yıllar geçince, bizim de nüfus eskimeye başlayınca o dostlardan sonsuzluğa gidenler olmaya başladı. Arada yazıyorum. Ayrılıp gidenleri telefonumdaki rehberden bir türlü silemiyorum. Bir daha hiç konuşamayacağımı biliyorum. Ama hep orada kalsınlar, unutmayayım istiyorum. Arada telefonumu karıştırırken anılar aklıma geliyor. Yaşadıklarımız, konuştuklarımız, hissettiklerimiz...
Bir süre kendimle kalıp o günleri hatırlıyorum.
Zor olsa da, hepsini özlesem de; hatırlamak bana iyi geliyor.
O isimlerden ikisini daha kaybettim.
Bekir Coşkun ve Nevzat Güzelırmak...
Biri kelimelerin ustasıydı, biri futbolun...

Yazının Devamını Oku

Ege’den dünyaya armağan

İZMİR’in üniversitelerini yakından takip ediyorum.


Ege Üniversitesi kadavradan ameliyat tekniği için prototip bir ürün için uzun zamandır bir proje yürütülüyordu.
Ben de sonuçlarını büyük bir merakla izliyordum.
Çünkü burada kadavra olarak kullanılan yakından tanıdığım bir isimdi.
Yakın dostum Jale Türkmen’in annesi Nermin Türkmen...
Jale de Ege’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor.
Annesi Nermin Türkmen tanıdığım en aydın, en vatansever insanlardan biriydi.

Yazının Devamını Oku

Siyaseti siyasetçiler yapmalı

ŞÖYLE bir bakıyorum da, Türkiye’de bazen öyle gereksiz konularla meşgul oluyoruz ki...


Siyaseti ben bir imkanlar sanatı olarak görüyorum.
O yüzden gençlerin siyaset yapmasını hep destekliyorum.
Politikaya ilgi duyan, ülkesi seven, demokrasiye inanan, daha iyi bir Türkiye hayali olan herkesin siyaset yapabiliyor olması gerekir.
Her partiden, her görüşten insanlara ihtiyaç var.
Bunun için siyasi partilerin düzenli olarak yenilenmesi, değişimi hissetmesi gerekir.
Bunun için de nitelikli genç insanlara ihtiyaç var.

Yazının Devamını Oku

Seçim değil istihdamı konuşalım

GAZETECİ olarak şunu görüyorum.

 

Birkaç yıla sıkıştırılmış seçimler, referandumlar toplumu epey yordu.
Siyasetin tonunu da, üslubunu da değiştirdi, sertleştirdi.
Yumuşamasına imkan yoktu çünkü kısa bir süre sonra yeni bir seçim maratonuna girildi.
Hem yerel seçimler, hem genel seçimler, sonra erken seçimler ve anayasa değişiklikleri getiren referandumlar...
Ve sonra 2023’e kadar seçimsiz bir döneme girdi Türkiye...
Bunu bir şans olarak yorumlayanlardanım.

Yazının Devamını Oku

Endişe sürüyor anketlere yansıyor

İSTANBUL Ekonomi Araştırma’nın son Türkiye raporunda koronavirüs endişe seviyesi ölçülmüş.

 

Ekim ayı sonuçlarına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 74’ü koronavirüs konusunda çok endişeli, endişeli olduğunu söylemiş.
Yaklaşık yüzde 15’i hiç endişeli değilim, endişeli değilim yanıtını vermiş.
Yüzde 11’i ise ne endişeli, ne endişesiz olduğunu ifade etmiş.
Ağustos ve eylül ayı sonuçlarıyla karşılaştırıldığında endişeli olanlarda 5 puanlık düşüş gözüküyor. Ancak mart ayından beri verilen yanıtlarla karşılaştırıldığında endişe seviyesinin hala yüksek olduğunu anlaşılıyor.
Koronavirüs endişe seviyesine ek olarak bu ay ilk kez katılımcılara “Yakın çevrenizde koronavirüse yakalanan birisi var mı?” diye sorulmuş. Sonuçlara göre toplumun yaklaşık yüzde 60’ının yakın çevresinde virüse yakalanmış birisi var. Endişe seviyesindeki artışın bu sonuçlarla bağlantılı olduğu söylenebilir.
Halka galiba daralıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu kaynaklar artık kentsel dönüşüme gitmeli

sahibinden.com sitesinin eylül ayı emlak endekslerini inceledim.

 

 

En hızlı konut satışı Ankara’da gerçekleşmiş.
Ve çarpıcı olan endekse göre Türkiye genelinde ve üç büyükşehirde satılık konut fiyatlarında yükseliş devam ediyor.
Ve bir ayrıntı daha konutların ortalama satış süresi de azaldı.
Türkiye gibi gayrimenkulün önemli olduğu bir ülkede bu veriler önemli.
Demek ki; konuta olan talep sürüyor.

Yazının Devamını Oku

OSB’lere gidince moralim düzeliyor

İZMİR’in organize sanayi bölgelerini fırsatım oldukça geziyorum. Ve gerçekten mutlu oluyorum.

 

Çünkü çarklar dönüyor, üretim devam ediyor.
Çoğunda kapasite doldu, bazıları da dolmak üzere...
Birçoğu genişlemek istiyor ama yer sorunu devam ediyor.
Demek ki, talep devam ediyor, yatırımcı ilgisi sürüyor.
Bunlar Türk ekonomisi adına güzel haberler...
Geçen gün de İTOB Organize Sanayi Bölgesi’ne gittim.

Yazının Devamını Oku

Doğrusu hibrit eğitim modeliydi

OKULLAR sınırlı olarak açılıyor.

 

Okul öncesi ve 1’inci sınıflara başlatılan yüz yüze eğitimin kapsamı 2, 3, 4’üncü sınıflarla 8’inci ve 12’nci sınıfları da kapsayacak şekilde genişletildi.
Bence doğru karar...
Birkaç yazı yazmış ve dünyanın birçok yerinde okulların açık olduğunu anlatmıştım.
Online eğitim elbette olabilir ama yüz yüze eğitim gibi olmayacağını da defalarca yazdım.
Kovid 19 salgını hiçbirimizin tahmin edemeyeceği bir şeydi.
O yüzden hepimiz için büyük bir deneyim oldu.

Yazının Devamını Oku

Sanal fuarlara alışamadım

SON yıllarda turizmin en parlak ülkesi İspanya oldu. Her yıl 90 milyon turisti ağırlayan İspanya bu yıl 10 milyonları geçince sevindi.

Fransa da öyle örneğin... Dünyanın en fazla ziyaret edilen şehri Paris’te işlerin iyi gitmediği konuşuluyor.
Pandemi turizmde yeni kurallar getirecek bu çok açık...
Örneğin fuarlar sektörü domine eden organizasyonların başında geliyordu.
Öyle anlaşılıyor ki; 2021’in ortasına kadar fuarlara da ara vereceğiz.
Peki turizm nasıl şekillenecek? Sanal fuarlar gerçeğin yerini ne kadar tutuyor?
Bu soruları İzmir Skal Kulübü Başkanı Emre Gezgin’e sordum.
Emre Gezgin; sanal fuarların avantajlarını şöyle sıraladı;

Yazının Devamını Oku

Mekanlar, insanlar ve anılar

BAZI mekanların bende hep anısı vardır.

 

Örneğin İzmir Hilton Oteli…
Yakın bir zamanda kapanacağını öğrendik.
O günden bu yana gittiğim toplantıları, düğünleri, buluşmaları hatırlıyorum.
32’inci kattan İzmir’i seyredişimi düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlarıyla, başbakanlarla, bakanlarla; Türkiye’yi yönetmiş önemli siyasetçilerle konuşmalarımızı hatırlıyorum.
İnanın hepsi aklımda...

Yazının Devamını Oku

Eğitim bilimcileri dinleyelim

Eğitim bilimci, rehber öğretmen ve yazar Aylin Çalışkan diyor ki...

 

“Dijital çağa girişin zorunlu dersi uzaktan eğitim oldu. Canlı derslerde çocuklar sıkılıyor. Çünkü uygulanan yöntemler yüz yüze eğitime göre düşünülmüş. Ders sürelerinin uzun olması, öğretmenlerin anlatım yöntemi kullanmasından anlaşılıyor.
Çocuk sınıfta 5 duyusuyla var olurken, canlı derslere görme ve işitme duyusuyla katılıyor. Oturdukları yerde sıkıldıklarında aileleri müdahale ediyor.
Herkes öğrenme kaybı üzerinde duruyor. En çok telaşlanılan konu akademik öğrenme kaybı. Halbuki en kolay telafi edilecek konulardan biri. Asıl öğrenme kaybı okulun sosyal yönünün unutulmasıyla oluşuyor. Selamlaşma, sıraya girme, sıra bekleme, söz alma, iyi bir dinleyici olma, serbest oyun oynama, spor yapma, takım ruhu, alışveriş yapma... Okul hayattır.
Çevrim içi uygulamalar ise bu hayatın bir parçasıdır. Eğitim öğretim dijitalde devam edecekse bilişim teknoloji öğretmenleri, eğitim programları ve öğretim uzmanlarından bilgi, görüş ve destek almak en doğru tercih olacaktır.”
Kesinlikle katılıyorum.
Bence eğitim fakülteleri de buna göre programlarını revize etmelidir.

Yazının Devamını Oku

Okulun yerini hiçbir şey tutmaz

OĞLUM Atlas’ı izliyorum.

 

 

8 yaşında, ikinci sınıfa gidiyor.
Online eğitimine devam ediyor.
Her gün okula gider gibi kalkıyor, hazırlanıyor ve tam saatinde bilgisayarının başına geçiyor.
1 dakika bile geç kalmak istemiyor çünkü öğretmenleri not tutuyor, eksi puan yazıyor.
Yani okuldaki disiplin kendi odasında da devam ediyor.

Yazının Devamını Oku