"Deniz Gürel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Gürel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Gürel

Dinozor filosu kurulsa ne olur

Önce robot ardından dinozor... Ankara, kentin belirli noktalarına kondurulan dev oyuncakları konuşuyor. Halbuki, bir mekan vardı canlı canlı yaşayan.

Dinozor filosu kurulsa ne olur
Atatürk’ten Ankara’ya armağan kalan:
AOÇ Hayvanat Bahçesi...
Anadolu’nun dört bir yanından Ankara’ya gelenlerin ilk durağı, kentlilerin çocuklarını vahşi hayatla tanıştırdığı yerdi.
Her ne kadar son yıllarında maymunlara sigara içirilmesi görüntüleriyle, piton Pakize’nin kaçıp kenti paniğe sevketmesiyle ve bakımsızlığıyla insanın içini acıtan bir hâl alsa da, kapatılmayı hak etmiyordu.
Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmesinin ardından ‘geçici olarak ziyarete kapalıdır’ ibaresiyle internet sitesinde bir duyurudan ibaret kaldı bu tarihi mekan.
1933 yılında kurulmuştu. Halkın dikkatini çekince Mustafa Kemal Atatürk modern ve düzenli bir hâl alması direktifini verdi. Hafızamızdaki son halini 1940 yılında aldı ve kentin simgelerinden biri haline geldi.
Anlattığım gibi sonrasında bakımsızlığa terkedildi ama yine de ilgili odağıydı.
İlla ki Ankapark’ın ikinci etabı olması planlanan Safari Park geçmişteki halinden daha güzel olacaktır.
Ama AOÇ Hayvanat Bahçesi kapanalı şimdiden 2 yıl oldu ve Safari Park’ın ne zaman açılacağını bilen yok. Bir nesil vahşi hayatı göremeden büyüyecek. Kentin göbeğinde dinozor filosu da kursanız, insanların ilgisini anılarda kalan hayvanat bahçesi kadar çekemezsiniz.
Dinozor filosu kurulsa ne olur
EYMİR'DE SÖZDE YASAK

Eymir Gölü Ankara’nın en çok tercih edilen doğal mesire alanlarından. Kentin siyaset ve ideolojiye bezenmiş ruhu buraya da yansımıştır.
Gelenlerin çoğunun kent yönetimine muhalif bir tavrı vardı.
Bu kentin mesire alanları bile paylaşılmıştır.
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek uzun süredir ODTÜ himayesindeki gölü ve çevresini belediye hizmet alanına dahil etmeye çalışır, okul yönetimi ve ‘Eymir’severler buna karşı çıkar.
Eymir ODTÜ’de kalmalı mıdır, kalmalıdır. ODTÜ Eymir’i iyi yönetebiliyor mudur, maalesef hayır.
Belki betona teslim etmemiştir ama bakımsız tuvaletleriyle, bozuk yollarıyla her geçen gün yok oluşa sürüklenen gölüyle can sıkan bir görüntüye sahiptir.
Belki ODTÜ yönetimi bunlara ‘bütçe sıkıntısı’nı bahane gösterecektir. Ama çifte standarda ne demeli.
Geçtiğimiz haftalarda göl çevresinde turlarken çektiğim fotoğraf hafta sonuna ait.
Son dönemde alınan karar göre göl çevresine hafta sonu araç girişi yasak. Sözde yasak. Hadi belediyelere ait mesire alanlarında birilerinin daha ayrıcalıklı olup yasakları delmesine alıştık. Üniversite yönetimindeki yerlerde de durum aynı demek ki...
Dinozor filosu kurulsa ne olur
GENÇLERBİRLİĞİ’Nİ YALNIZ BIRAKMAYIN

Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın, “Ben bir gün olsun, ne bir bakanımızı, ne milletvekilimizi, ne valimizi ne de belediye başkanlarımızı maçlarımızda göremedim” sitemine Başkent Fısıltıları’nda hem yer vermiş hem hak vermiştim. Geçtiğimiz hafta Gaziantepspor deplasmanında tek bir taraftar destekledi, Başkent’in Süper Lig’deki tek temsilcimizi. O taraftar Onur Nazlıaka, önceki gün Beştepe’de Teknik Direktör Mesut Bakkal ve futbolcularla bir araya geldi. Bu sempatik tablodan başta kentin kanaat önderleri, yöneticileri, iş çevreleri olmak üzere hepimiz ders çıkarmalıyız. İki hafta bir, kentin göbeğindeki 19 Mayıs Stadyumu’nda Gençlerbilriği bomboş tribünlere oynuyor.
Yazıktır, günahtır.
Bu hafta sonu Gençlerbirliği’nin Akhisar’la maçı var. Cumartesi günü saat 13.30’da. Alın çocuklarınızı, arkadaşlarınızı, eşinizi, dostunuzu bu kentin takımını yalnız bırakmayın.
Bir kere gidin, sonra hep gideceksiniz…

DAHA ÇOK KAN AKAR

Balgat’taki bir taksi durağıyla Söğütözü’ndeki başka bir taksi durağında çalışan taksiciler arasında bu hafta büyük bir kavga yaşandı. Kavga demek aslında hafif kalır. Meydan savaşı gibiydi. 4 taksici ağır yaralandı.
Ondan bir gün önce de İncesu Pazarı’ndaki esnaf arasında ‘kavga’ çıkmış, 15 kişi yaralanmıştı.
İki olayda ortak iki nokta var:
Birincisi rant, ikincisi ‘sallama’.
Hâlâ bilmeyenler varsa söyleyelim. Sallama bir tür döner bıçağı. Arabada, pazarda, sokakta pek çok insan bu öldürücü bıçağı yanında taşıyor. Gücü yetenin rantı kendisine çevirdiği ortama bu kadar ‘sallamalı’ insanı eklediğimizde, üzülerek söylüyorum daha çok kan akar.

X