GeriDeniz Gürel Bugün pandemi ya sonra
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün pandemi ya sonra

Koronavirüs salgınında üçüncü dalgayı yaşıyoruz ve her yeni dalga bir öncekinden daha tehlikeli seyrediyor. Pek çoğumuzda salgının ilk dönemindeki, “Nasıl olsa geçer, biz virüse virüs bize alışacak ve geçip gidecek” düşüncesi yerini, “Acaba aşı da çözüm değil mi, bir daha eskiye dönemeyecek miyiz?” endişesine bıraktı.

Hürriyet Ankara olarak ilk günden itibaren salgının gidişatını takip ettik. Hemen her gün değerli tespitleri ve görüşleriyle pek çok önemli bilim insanıyla okurlarımızı buluşturduk, buluşturmaya da devam ediyoruz.
Henüz tehlikenin büyüklüğünü öngöremediğimiz Mart 2020’de de; ikinci dalganın henüz çok ciddiye alınmadığı geçtiğimiz yılın temmuz-ağustos aylarında da Hürriyet Ankara olarak başta Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ve Prof. Dr. İsmail Balık olmak üzere bilim insanlarının hayati uyarılarını sayfalarımıza taşımıştık.
Bugün yine önemli bir virajdayız. Elimizde aşı avantajı var ancak bu kez de ölümcül mutasyonlar, yayılma hızı, hasta sayısındaki artış, fiziksel ve psikolojik yorgunluk gibi handikaplarımız var. Ekonomik etkileri ise olayın bambaşka bir boyutu.

* * *

Ramazan ayıyla birlikte kısıtlamaların artması ilk hafta bir sonuç vermediği gibi hasta sayısı günlük 50 binin üzerinde, vefat sayısı günlük 350’leri bulmuş durumda. ‘Maske-mesafe-hijyen’ üçlemesi modası geçmiş şarkı nakaratı muamelesi görürken, bugünlerde herkesin dilinde ‘tam kapanma’ meselesi. Pek çok bilim insanı da bu görüşte, bazı kesimlere göre geç bile kalındı...

* * *

Bugün için öncelik sağlık, pandeminin alt üst ettiği ekonomik şartlar, mücadelenin zorluk derecesini arttırıyor. Peki pandemi sonrası ne olacak?
Bunun planlamasını canının, cebinin derdinde olan vatandaşımıza yaptıracak halimiz yok. Hükümetin genel planlamalarının yanı sıra her şehrin kendi iç dinamiklerine göre pandemi sonrası oluşacak ekonomik yaşamı şimdiden planlaması gerekiyor. Bu gereklilik İstanbul ve Ankara başta olmak üzere büyük şehirlerimizde hayati önemde.

* * *

Hizmet sektörünün (Perakende, ulaşım, gıda, turizm vs.) ekonominin neredeyse yüzde 70’ini oluşturduğu gerçeğinden hareketle kent ekonomilerini ayakta tutacak planlamaları o kentin valileri, belediye başkanları, büyük meslek odaları ve üniversiteleri, STK’ların da katkılarıyla yapmalı.

* * *

İstanbul bir dünya şehri. Pandemi sonrası, ulaşım imkânlarıyla şehrin dokusunun ticaretle karılmış olmasıyla bu süreci Ankara’ya göre daha çabuk atlatacak ve ‘yeni düzene’ adapte olacaktır.
Ankara’nın durumu biraz daha karışık. Hizmet sektörü, Ankara ekonomisinin yüzde 70’i. Herkesi motokurye yapamayacağımıza göre oluşacak yeni tabloya karşı alınması gereken tedbirleri şimdiden planlamamız gerekmiyor mu?

* * *

Kişi başına düşen metrekare açısından alışveriş merkezi yoğunluğunda Ankara ilk sırada.
Ne kadar devam edeceği belli olmayan pandemi şartlarına AVM’ler dayanabilecek mi?
AVM’lerdeki dükkân sahipleri kiralarını ödeyebiliyor mu?
Aylardır doğru düzgün iş yapamayan dükkânlarda çalışanlarla ilgili -eğer işten çıkarılmamışlarsa- nasıl bir planlama yapılacak?
Pandemi bitse ya da etkisi azalsa dahi kapalı alanlardan uzak durma ihtimali yüksek olan vatandaşlar göz önüne alındığında dev AVM’lerin geleceği ne olacak?

* * *

Ekonomisi inşaata ve AVM’ye dayanmış bir kentte yaşayınca elbette ilk akla gelen örnek AVM oluyor. Diğer alanlarda kırılganlık daha fazla. Yiyecek içecek sektörünün en ağır bedel ödediği kent Ankara mesela...
Ankara’nın yöneticileri, genel-yerel fark etmez bir araya gelerek pandemi sonrasının ekonomik planlamasını daha da geç olmadan yapmalı. Bu kente gelişen teknolojiyi de bir kenarına koyarak yeni bir perspektif kazandırılmalı. Aksi takdirde zaten kapanması güç yaralar açıldı, daha da derinleşmesi kaçınılmaz olacak.

Bugün pandemi ya sonra

DİYALOG MASASI HAYAL OLDU

Uzun yıllardır devam eden bu köşede zaman zaman geçmişi karıştırınca bazı yazılarda fazlaca iyimserlik yaptığımı fark ediyorum. 7 Ekim 2020’de yazdığım Ankara siyasetine ilişkin, ‘Geçmiş alışkanlıklarla dolu 1.5 sene’ başlıklı yazının ardından ikinci bölüme ‘Diyalog masası’ başlığıyla devam etmiştim.

* * *

İlk bölümde, Ankara’da CHP-İYİ Parti ittifakıyla seçilen Mansur Yavaş yönetimiyle; AK Parti-MHP muhalefetinin kentle ilgili konularda bile ‘ortak akıl’da buluşamamasını eleştirmiştim.
İkinci bölümde AK Parti Grup Başkanvekili Murat Köse, CHP Grup Başkanvekili Yaşar Neslihanoğlu, MHP Grup Başkanvekili Murat Ilıkan ve İYİ Parti Grup Başkanvekili Adnan Beker’in gergin geçen belediye meclisleri öncesi bir araya geldikleri fotoğrafı paylaşıp ‘diyalog masası’nın Ankara için umut verici olduğunu yazmıştım. Hatta ilerleyen dönemde Başkan Mansur Yavaş’ın da bu masada olması gerektiğine dikkat çekmiştim. Sonrasında bırakın Meclis dışı diyaloğu Meclis’te bile birbirlerini dinlemez oldular. O gün yazımı, ‘Kentte yıllardır süren ve bu dönemde de devam eden siyasi çekişmenin elbet bir galibi olacaktır ama Ankara’nın dünya başkentleri arasına girme hedefi hayal olarak kalacaktır’ diye bitirmiştim. Düşüncelerim hâlâ aynı...

X

Ankara için kritik uyarı

Koronavirüs salgınının dünyayla birlikte ülkemizi etkisi altına aldığı tarihin üzerinden neredeyse bir yıl geçecek. Zaman zaman artan, zaman zaman azalan ama bir türlü bitmeyen kâbus gibi süreçte yeni bir döneme geçtik. Bu hafta başından itibaren her şehir kendi kaderini belirleyecek. Tedbirlere uyan ve salgının seyrini değiştirebilen kentler ‘yeni normale’ geçebilecek.

Bu kapsamda yapılan değerlendirmede Başkent Ankara, risk haritasında ‘orta riskli’ iller arasında gösterildi ve ‘sarı’ renkte yer aldı. Geride bıraktığımız yılın sonbahar aylarıyla birlikte yükselen rakamlar, Ankara’yı ‘yüksek riskli’ iller arasına sokmuştu. Alınan tedbirler, doğal bağışıklığın artması ve aşının başarılı olması, Ankara’yı ‘orta riskli’ şehirler arasına soktu. Ve şehirlerin kendi kaderlerini belirlediği bu yeni sürece Ankara pek çok esnemeyle girdi.
İşletmeler yeniden açıldı, öğrenciler okullara geri döndü, sokağa çıkma yasağı olan yaş grupları yasaktan kurtuldu.

* * *

Hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan memnuniyet veren bu süreç, elbette koronavirüs tehdidinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Esnemeler rehavete dönüşür; tedbirler hiçe sayılırsa, Ankara’nın yeniden yasaklı döneme geri dönmesi söz konusu olabilir.

* * *

Yeni dönemin ilk günleriyle ilgili Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’la önemli bir sohbet gerçekleştirdik. Balık, kritik uyarılarda bulundu ve Ankara’nın ‘sınırda’ olduğunun altını çizdi. Balık’a göre kentte bir rehavet görüntüsü var ve bu durum bir sonraki değerlendirmede bizi ‘riskli’ hatta ‘yüksek riskli’ iller kategorisine sokabilir.
İşte Balık’ın, Başkent için önemli uyarıları ve önerileri:

Yazının Devamını Oku

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

Ankara’nın çevre ilçelerinin her biri bir cevher. Doğal güzellikleri olan da var, tarihi özellikleri olan da yer altı zenginlikleriyle sağlık turizmine uygun olan da...Ancak hemen hepsi ya yeterli yatırımı görmemiş ya da vizyonlu projelerle değerlerini ortaya çıkaramamış.Ankara’da doğan ve büyüyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un salı günü kentin dış ilçelerine yaptığı ziyarete katıldım.Kurum, Güdül, Nallıhan, Beypazarı ve Ayaş ziyaretlerinde kentin çevre ilçelerine pek çok yatırım sözü verdi. Ülkesel kalkınmanın en önemli ayaklarından biri olan yerel kalkınmanın önemini vurguladı.

Gezinin öğle yemeği molasında ise konumuz Ankara’ydı. Bakan Kurum, çok tartışılan emsal artışlarından, Saraçoğlu Mahallesi’ndeki dönüşüme, yılan hikâyesine dönen Ankapark’tan AKM alanında yapımı süren millet bahçesine kadar pek konuda samimi açıklamalarda bulundu...

1 EMSALLİ YERİ 3’E ÇIKARAN DEĞER FARKINI ÖDEMEK ZORUNDA

“İmar değişikliği noktasında ve yapı yüksekliği noktasında da imar planlarında etraftaki yükseklik neyse bu yüksekliği geçmeyecek şekilde belediyeler belirlemek zorunda. Belirlemezse eğer, bakanlık bireysel belirme yetkisine sahip. Diğer taraftan emsal, imar artışlarıyla ilgili bunu da kökten kaldırdık. 1 emsalli bir yeri, 2-3 emsalli bir yere çıkartırsanız, oluşan değer farkının tamamını kamuya ödemek zorundasınız. Kentsel dönüşüm projeleri burada istisna. Özetle son düzenlemeyle emsal değişikliği isteyen kişi için bu bir avantaj olmaktan çıktı.


Yazının Devamını Oku

Kendi şehirlerini yönetemeyenler ülkeyi yönetmeye kalkıyor

Pandemiye takılan AK Parti’nin üç büyük kentteki kongre takvimi açıklandı. 17 Şubat’ta yapılacak olan Ankara İl Kongresi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da telekonferans yöntemiyle değil, fiziki olarak katılması planlanıyor. AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan’la kongreye günler kala bir araya geldik. Hem yaklaşan kongre hem de kent siyaseti üzerine konuştuk.

 * Yeniden aday mısınız?

Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. 103 bin üyeyle Ankara’da rekor kırdık. Şu anda tüm Türkiye’de 1 milyonun üzerinde yeni üye kaydı var. Bunun yüzde 10’undan fazlasının Ankara’da olması bizim için gurur verici. Ankara teşkilatlarımız olarak pandemi süreci olmasına rağmen 5 aylık süreçte ulaştığımız bu rakam çok önemli. Gençlik kolları ve kadın kollarımızın çalışıp bu kadar yeni üyeye ulaşması, Sayın Cumhurbaşkanı’mıza Ankaralı hemşehrilerimizin destek olması, bizim için ayrı bir mutluluk. Bir kez daha Ankaralı hemşehrilerime Sayın Cumhurbaşkanı’mıza destekleri için teşekkür ediyorum.

* Kongre takvimi nasıl işleyecek?

12 Şubat’ta Gençlik Kolları il kongremiz var. 15 Şubat’ta Kadın Kolları il kongremiz var. 17 Şubat’taki il kongremizi ise Ankara Arena Spor Salonu’nda yapacağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın fiziki olarak geleceği ilk kongre olacak. Cumhurbaşkanı’mızın gelmesi dolayısıyla heyecanlıyız ve sabırsızlanıyoruz. İnşallah yeni dönemde de kadrolarımızı yenileyeceğiz. 25 ilçemizde de göreve geldiğimizden beri görev değişimleri oldu. Tecrübeli kardeşlerimiz var. Geçmiş dönem ilçe başkanlarımızı da yönetime alacağız inşallah. Kadınlarımızın daha çok sayıda temsil edildiği, aynı zamanda gençlerimiz ve kurucularımız, teşkilat mensuplarımızın da olacağı güçlü bir kadroyla 2023’e hazırlanmaya devam edeceğiz.

* Uzun yılların ardından İstanbul ve Ankara’da büyükşehir belediyeleri el değiştirdi. 2 yıl geride kaldı. Bir özeleştiri süreci oldu mu?

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu ya da Yavaş Cumhurbaşkanı adayı olur mu

Siyasetin dili Türkiye’de son yılların en büyük tartışma konusu. Bu durum iktidarın muhalefette, muhalefetin iktidarda kabahati bulduğu bir çıkmaza dönüştü. Ve maalesef en üst tabakadan en alt tabakaya kadar yayıldı.

Bir süredir yazılarımda bu gerginliğin kent siyasetine sirayetinin handikaplarına yer vermeye çalışıyorum.
Hürriyet Ankara ailesi olarak yıllardır ‘kentten yana’ yayıncılık yapıyoruz, ‘kentin siyaseti olmaz’ diyoruz. Kent siyasetinin zararının o kente, ilçeye, mahalleye olduğunu ve olacağını söylüyoruz.

* * *

CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız sohbete de siyasetin diliyle başladık. Ankara Büyükşehir Belediye(ABB) Meclisi’ndeki gerilimin bitmesi gerektiğini söyleyen ve “İktidarın genel politikalarındaki gerginlik, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de sirayet ediyor. Bu gerginliğin bitmesi lazım. Gerginlikten halk da zarar görür, siyaset de” diyen Akıllı’ya, ‘Bu konuyu ABB Başkanı Mansur Yavaş’la da konuşuyor musunuz?’ diye sordum, şunları söyledi:



Yazının Devamını Oku

Aktörler popüler kaybeden Ankara

Bu köşeden son yazımda kentle ilgili ‘ortak aklın’ çalışmadığını, genel siyasetteki gerginliğin Ankara kent siyasetinde de aynen yaşandığını, bunun da en büyük zararının Başkent’e ve Başkentliye dokunduğunu örnekleriyle anlatmıştım.

Yazımın ardından hem okurlarımızdan hem de kent yöneticilerinden geri dönüşler oldu. Her ne kadar ‘karşıyı’ suçlama olsa da farklı düşüncelerden pek çok kişi, kentteki siyasi çekişmenin aktörlere popülerlik kazandırıp, Ankara’ya bir şey kazandırmadığı konusunda hem fikirdi.

* * *



Konuştuğum isimler arasında AK Parti’li ve CHP’li iki ismin söyledikleri çok önemliydi.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yla başlayalım. Balcı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki gerginliklerin kente bir faydasının olmadığına inanlardan. Meclis’te Başkan Mansur Yavaş’la, AK Parti Grup Başkanvekili Murat Köse arasındaki Büyükşehir-ilçe belediyelerinin hizmet alanları konusundaki tartışmadan rahatsız olduğunu belirterek özetle şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

Ortak akıl, falan filan

Türkiye’nin siyaseten ayrışmasının, ülkenin dört bir yanında farklı konularda derin hasarlar oluşturduğu açık.

Mesele öyle bir noktaya geldi ki her konuda fanatizme dönüşen taraf tutma hastalığı ülkemizin her yerine yayıldı.
Bırakın siyasi partilerin/temsilcilerinin/taraftarlarının birbirini dinlemeden ‘reddetmesini’, son dönemde tartışma konusu olan WhatsApp konusunda da aynı fanatizmi görüyoruz, Survivor’da kimi tutacağımızda da aynı fanatizmi ve agresifliği görüyoruz.

* * *

Yaşanan hiçbir şey bizi uzun süreli birliktelik konusunda motive edemiyor. Ne hukuk sistemimizi alt üst eden Ergenekon-Balyoz süreci ne FETÖ’nün hain darbe girişimi ne de pandemi...
Ayrı düşecek yer arıyoruz, tartışma ve kavga görünce dayanamıyor, alakamız olsun olmasın dalıveriyoruz.
“Neden bu hale geldik?” sorusuna elbette herkesin kendine göre yanıtı vardır. Siyaset, ekonomi, teknoloji, sosyal medya, insanların değişmesi gibi pek çok başlık sayabiliriz.

* * *

Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken soru ise “Her konudaki bu fanatizm halinden nasıl çıkarız?” olmalı.

Yazının Devamını Oku

Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz

Etimesgut’ta 60 bin metrekare üzerine yapılan Türk Tarih Parkı ve Müzesi, Ergenekon’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten günümüze tarihteki dönüm noktalarını gelecek nesillere aktaracak. Tarihçilerin görüş, öneri ve eleştirileri ışığında planlanan parkın önümüzdeki bahar aylarında açılması planlanıyor.

Çalışmalar kapsamında parkın yanına bir heykel atölyesi kurulmuş, 75 kişilik ekip burada çalışmalarını sürdürmüş. Heykellerin yapımında, Türkiye’nin yanı sıra Türk Cumhuriyetleri’nden gelen heykeltıraşlar da yer almış.

Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında ‘Z kuşağı’ meselesi geliyor.
Kimilerine göre 1996-97 sonrası doğan, kimilerine göre 2000 sonrası doğan gençlerimiz ve çocuklarımız bu isimle adlandırılıyor.
Herkesin bu kuşakla ilgili fikri var. ‘Z kuşağı’; siyasi partilerin, reklamverenlerin, şirketlerin, iyi-kötü tüm odakların hedefinde.
Yani hem hedefler hem de belirleyiciler. Siyasi geleceği de ekonomik tercihleri de onların belirleyeceği inancında olan çok ciddi bir kitle var.
* * *

Yazının Devamını Oku

7 Aralık hesaplaşması

Pandemi sürecinin en ağır rakamlarıyla karşı karşıyayız. Bir yandan yeni tedbirler, diğer yandan aşı umudu...

Salgınla ilgili halen süren belirsizlik hali ve ekonomik şartların ağırlaşması önceliklerin değişmesine neden oluyor.
Bu yüzyılın ilk kez şahitlik ettiği ‘yeni dünya’da her şeye rağmen hayat devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütçe görüşmeleri öncesi yerel yönetimlerde bütçe görüşmeleri tamamlandı. Gözler İstanbul ve Ankara’daydı.

* * *

İstanbul’daki bütçe görüşmelerinde ana gündem ‘Kanal İstanbul’ olunca Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik performansı çok fazla tartışılmadı.
Ankara’da ise durum daha farklıydı. 9.5 saat süren bütçe görüşmelerinde AK Parti ve MHP’nin muhalefeti Ankara sınırlarında kaldı, belediyecilik odaklıydı.
AK Parti Grup Başkanvekili ve Mamak Belediye Başkanı Murat Köse 1.5 saatlik konuşmasına iyi hazırlanmıştı. En büyük avantajı bu kez kürsüye çıktığında, Büyükşehir yönetiminin istediği krediye olumlu oy veren bir muhalefet temsilcisi olmasıydı.

* * *

Köse, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a hem belediye hizmetleri hem de belediye yönetimiyle ilgili pek çok soru sordu.

Yazının Devamını Oku

Domino etkisi büyük zarar verir

Ne zaman deprem olsa Ankara için endişe ettiğim yerlerin başında, nüfusu neredeyse 50 ilden büyük olan Yenimahalle’nin, Demetevler semti geliyor.



200 bine yakın insanın yaşadığı bu bölgede 40-50 yıllık binaların dip dibe hali, 1999 İzmit depreminden sonra çıkan Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılmış olmaları tedirgin eder. İzmir depremi tekrar gösterdi ki yıkılan binalar kadar, binaların üzerine yıkıldığı yapılar da tehlikeli ve onlarca can kaybına yol açıyor. ‘Demetevler’de kentsel dönüşümün şart olduğu’ devletin her kademesinde defalarca söylense de bir türlü mesafe katedilemedi.

* * *



Yazının Devamını Oku

Kurtarılan bebeklerimiz ve kaybettiklerimiz

Pandemi yüzünden zaten zor günler geçirirken, İzmir depremi yüreğimizi yaktı. Depremden 65 saat sonra Elif bebeğin, 91 saat sonra Ayda bebeğin beton yığınları arasından kurtarılması hepimizi sevinç gözyaşlarına boğsa da bir gerçeğin üstünü örtmedi.



Son 20 yıldır ülkede deprem yaşanmayan bölge kalmadı, deprem kuşağında olduğumuzu anlamak ve tedbir almak için daha ne bekleniyor?
Yaşanan onca acı, gözyaşı yetmedi mi? Depremler sonrası aranan suçlular onca canı geri getiriyor mu?
Bina güvenliği, deprem yönetmeliği gibi konular sadece depremlerden sonra mı konuşulmalı?


Yazının Devamını Oku

Ekolojik alan ihtiyacının çıkış yolu: Askeri alanlar

Önceki günkü yazımın “AVM’ler boş ormanlar dolu” başlıklı ikinci bölümünü, “‘Kent merkezindeki yeşil alan ihtiyacıyla ilgili çıkış yolu nedir?’ sorusuna yanıt arayacağız” diyerek bitirmiştim. Kaldığımız yerden devam edelim...



15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 4 yılı aşkın zaman geçti. Türkiye’yi ele geçirme girişiminden sonra kent merkezlerindeki kışlaların şehir dışına taşınacağı duyurulmuştu. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Kışlalardan rant bekleyenler avuçlarını yalar” diyerek askeri alanların yüzde 99’unun yeşil alan olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.

* * *

3 Ekim 2016’daki “Çayyolu kadar yeşil alan olacak” başlıklı yazımda askeri alanların yeşil alan olması halinde Ankara’nın 50 milyon metrekarelik bir yeşil kuşağa sahip olma şansını yakalayacağına dikkat çekmiştim. Pandemi süreciyle önemi bir kez daha ortaya çıkan büyük kentlerdeki kent ormanı ihtiyacı konusunda Başkent Ankara’nın çıkış yolu, askeri alanların bir an önce şehir dışına çıkarılıp; 4 yıl önce söylendiği gibi buraların yeşil alanlara dönüştürülmesidir.


Yazının Devamını Oku

2023 adayı Yavaş ya da İmamoğlu olur mu

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir buçuk sene geçmiş olsa da halen etkileri sürüyor.



İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın yerel siyasetten ziyade genel siyasete etki eden figürlere dönüşmesi seçim dönemiyle sınırlı kalmadı.
Her iki ismin de ‘ortak ve ayrı’ taraftarları İmamoğlu ve Yavaş ismini ‘sıcak’ tutuyor. Pek çok seveni bu iki ismi 2023’te Cumhurbaşkanı adayı görmek istiyor.
Anketlerde isimleri geçiyor. Televizyonlarda ve gazetelerdeler. Sosyal medyada paylaşımları ise milyonlara ulaşıyor.
Bir de siyasi rakiplerinin tavırları üzerinden oluşan/oluşturulan mağduriyetlerin arttırdığı popülarite bu iki ismin ‘hedef büyütmesini’ kolaylaştırıyor. Popülarite konusunda ilk zamanlarda önde olan İmamoğlu’nu, Yavaş geride bırakmış durumda. Gelecekte ne olur bilinmez elbette.

Yazının Devamını Oku

Geçmiş alışkanlıklarla dolu 1.5 sene

Diyalog ve uzlaşı kelimeleri uzun zamandır siyasetle bir arada kullanılır. Gerekliliğini taraflı tarafsız herkes dile getirse de uygulamaya pek geçmez/geçirilemez. Tarafların genelde kendi düşünceleri ve menfaatlerine göre oluşmasını istediği ‘uzlaşı’ ortamı yerini bir anda çatışma alanına bırakır. Hem ulusal hem yerel siyasette yıllardır bunun pek çok örneğini gördük, yaşadık.

Ulusal siyasette kutuplaşma çoğu zaman kazandırsa da yerelde kesin kaybettirir. Bunu yapan kişiden ziyade o şehre kaybettirir.
Kutuplaşmanın kaybettirdiği kentler listesi yapılsa Ankara’yı liste başına koyarım. 20 yılı aşkın süren Büyükşehir-Çankaya-meslek odaları kavgası, bu şehrin yıllarını çaldı.



* * *

31 Mart’ın ardından, “Nasıl bir Ankara olacak?” sorusu merak konusuydu. Mansur Yavaş döneminde Ankara, bir uzlaşı, koordinasyon kenti olacak mıydı?

* * *

Yazının Devamını Oku

Kentin merkezi çöküyor çıkış yolu Saraçoğlu

Birkaç aylık aranın ardından yeniden merhaba. Pandemi şartlarında en doğru isimlerle görüşmelerimi bu sayfalardan sizlerle paylaşma imkânı bulsam da, uzun yıllardır sürdürdüğüm siyaset ve kentle ilgili yazılarıma yaz döneminde ara vermiştim. Salı ve perşembe günleri haftanın gündemi, siyasetin nabzı ve kentteki gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

Elbette tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin ve Başkent Ankara’nın da gündemi koronavirüs. Halen mücadele istenilen seviyelerde olmadığı gibi Ankara’daki durumun da can sıkıcılığı devam ediyor. Ankara dışından görüştüğümüz meslektaşlarımız, arkadaşlarımızın ilk cümlesinin, “Aman Ankara çok kötüymüş, dikkat edin” olmasını kentimize yakıştıramıyorum. Cumhuriyet’in Başkenti, ülkemizin kural koyucu şehrinin tedbirlere riayet etmesi, Türkiye’ye örnek olması gerekiyor.

* * *

İstisnasız herkesin iş ve sosyal hayatını derinden etkileyen pandemi sürecinin ne kadar süreceği belirsiz. Tedbirler konusunda istenilen seviyeye gelinememekle birlikte, ‘Hayat devam ediyor’ hissi, hakim duygu olma yolunda ilerliyor. Hayatımızı koronavirüse göre düzenlemeyi de öğreniyoruz.
Değişen alışkanlıklar kent yaşamında da keskin değişimlere sebep oluyor. 40’ın üzerinde alışveriş merkeziyle metrekare açısından Türkiye’de liste başı olan Ankara’da AVM’ler için -eskiye kıyasla- ‘sinek avlıyor’ desek yanlış olmaz. İnsanlar açık alışveriş alanlarını, doğa yürüyüşlerini tercih ediyor. Bu durum inşaata ve AVM’lere yaslanmış Başkent’in ekonomik hayatında koca bir sorun alanına yol açıyor.

* * *



Yazının Devamını Oku

Bu da bizim ekspres rüyamız

Koronavirüs döneminde ‘yeni dönem’in ilk günü dündü.

Özellikle alışveriş merkezleri ve kuaförlerin açılacak olması bazı kesimlerce olumlu karşılanırken bazı kesimlerde tedirginlik yarattı.
Bugün Hürriyet Ankara, AVM’lerin de başkenti olan Ankara’yı mercek altına aldı, yoğun bölgeleri görüntüledi. Bazı AVM’lerdeki yoğunluk tedirgin edici, bazıları sakin, bazıları kapılarını açmamıştı.
Bu kararların olumlu-olumsuz etkisini önümüzdeki günlerde göreceğiz ve oluşacak tabloya göre de tedbirler kontrollü bir şekilde esnetilecek. Esnetilen önlemler vaka sayısında artışa neden olursa bu kez yeniden sıkı tedbirler gelecek.

* * *

Koronavirüsü bugünlük bir kenara bırakıp, ‘eski’ gündemlerimizden birine döneceğim. Yıllardır tartışılır, kimine göre beyhude bir çabadır, bana göreyse ilgisiz davranılan bir konudur, ‘Ankara turizmi.’
“Ankara’da turizm mi olur?” sözüne hiç tahammülüm yok. Ankara’da bal gibi turizm olur, oldu da...
Elimizde Beypazarı örneği var, hatta oradaki hikâyeyi başlatan Mansur Yavaş’ın hikâyesi bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kadar uzandı.

Yazının Devamını Oku

4 grup başkanvekili ne diyor? Meclis öncesi son mesajlar

Koronavirüs ile mücadelede önümüzdeki hafta tedbirlerin biraz daha gevşetildiği ikinci bir döneme, ‘yeni normal’e geçişe hazırlanıyoruz.

Canlarımızı kaybettik, hastalarımız halen tedavi görüyor...
İyileşenlere seviniyoruz.
Bir yandan hastalıktan korunmaya çalışıyor, bir yandan da eskiye dönmek istiyoruz...
Eskiye -aynı şekilde, aynı şartlarda- dönülemeyeceği, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bizde de en üst kademede açıklandı.
Bu yüzden tedbiri elden bırakmadan, ‘yeni normal’e geçilmeye çalışılacak.

* * *

Hastalığın Türkiye merkezi İstanbul... Ankara, salgının ilk günlerinden beri Türkiye’nin nüfus açısından ikinci büyük kenti olmasına rağmen iyi bir performans sergiliyor. Başkent’in sağlık altyapısının güçlü olması bunun temel nedeni. Hükümetin tedbirleri, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin çalışmaları, Ankaralının kurallara uymadaki becerisi bugünkü tabloyu karşımıza çıkardı. Öyle bir süreç ki 1 yanlış 100 doğruyu götürebiliyor. Bunun bilincinde olup, aynı kararlılıkla bu süreci atlatmalıyız.

* * *

Yazının Devamını Oku

Başkent’in koronavirüsle mücadeledeki başarısı tesadüf değil

Nisan aynının ilk günü, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen’le sohbetimizi bu köşeden aktarmıştım. Aynı zamanda dünyaca saygın tıp fakültelerine de sahip olan üniversitelerin başındaki iki bilim insanının koronavirüsün ülkemizdeki seyriyle ilgili Nisan ayı öngörüleri neredeyse bire bir gerçekleşti. İki önemli isimle bu kez bayram sonrası olarak hedeflenen normalleşmeye geçiş sürecini, koronavirüsle mücadeleyi ve önümüzdeki süreci konuştuk. Koronavirüs salgınıyla mücadelede Ankara’nın kuralları daha dikkatli uyguladığını belirten Prof. Dr. Haluk Özen, “Altyapımız iyi, sağlık çalışanımız iyi, kurallara daha çok uyan bir şehiriz” derken, Prof. Dr. Erkan İbiş de, Başkentlilerin kurallara uyma açısından daha bilinçli olduğunu söyleyerek, “O yüzden Ankara’daki vaka sayısı az” ifadelerini kullandı.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ERKAN İBİŞ:VİRÜSLE YAŞAMAYA ALIŞACAĞIZ

“Gelinen noktada her biri bizi çok üzen kayıplar yaşasak da tablo ülkemiz adına dünyaya kıyasla pozitif. Sağlık sistemimizin bir pandemiyi göğüsleyebileceğini gördük. Hızı, şiddeti daha azalmış olmakla beraber devam ediyor. Ve inanıyorum ki bu, aşağı doğru eğim giderek daha keskinleşecek, vaka sayıları azalacak. Yok olmasını beklemek de yanlış. Üniversitemizdeki bilim insanlarımız da bunu söylüyor, virüsle yaşamaya alışacağız. Amerika’da her yıl gripten 70-80 bin kişi ölüyor. Dolayısıyla biz de bu COVID-19’la yaşamayı öğreneceğiz.

NORMAL İÇİN EPEY ADIM VAR

Aşısı çıktığı zaman elbette ki hiçbir yüzde yüz korumasını beklemememiz lazım, hastalığın görülme sıklığını çok azaltacak ama yok etmeyecek. Hayatın normale dönmesi başlayacak ancak aşı oluştuğu zaman bile hayat tümüyle normal kabul edilmeyecek. Şu ankinden bir adım daha geriye gitmek gibi yorumlamak lazım. Normal için daha epey adım var. ‘Biz koronavirüsten öncekine aynen döneceğiz’ diye bir şey yok. Çünkü o gerçekten büyük bir risk. O zaman çok daha büyük bir dalga oluşabilir.

Yazının Devamını Oku

100. yılında ilk günkü gibi el ele omuz omuza

Küçüklüğümden beri tarih ilgimi çekmiştir. Kitaplar, filmler, dönem prodüksiyonları...

Zamanlarıyla özdeşleşen kahramanlar ya da kahramanlarıyla özdeşleşen zamanları dikkatle okumuşumdur.
Tarih -sadece isimlerini yazmaya kalksak- sütunlara sığmayacak bilim insanları, askeri dehalar, politikacılar, sermaye sahipleriyle doludur.
Kimine dünya borçludur, kimi için ‘keşke hiç olmasaydı’ deriz. Ama iyisi de kötüsü de tarihin seyrini değiştirmiş; ismini tarihe, kitaplara, filmlere kazımıştır.

* * *
Kimi, bugün dünyanın süper gücü ya da ‘yeni dünyanın’ süper gücü olmaya namzet ülkelerin kahramanıdır.
Kimi, fakir bir Güney Amerika ülkesinin özgürlük savaşçısıdır, kimi insan hakları savunucusudur.

Yazının Devamını Oku