Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz

Etimesgut’ta 60 bin metrekare üzerine yapılan Türk Tarih Parkı ve Müzesi, Ergenekon’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten günümüze tarihteki dönüm noktalarını gelecek nesillere aktaracak. Tarihçilerin görüş, öneri ve eleştirileri ışığında planlanan parkın önümüzdeki bahar aylarında açılması planlanıyor.

Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz
Çalışmalar kapsamında parkın yanına bir heykel atölyesi kurulmuş, 75 kişilik ekip burada çalışmalarını sürdürmüş. Heykellerin yapımında, Türkiye’nin yanı sıra Türk Cumhuriyetleri’nden gelen heykeltıraşlar da yer almış.


Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında ‘Z kuşağı’ meselesi geliyor.
Kimilerine göre 1996-97 sonrası doğan, kimilerine göre 2000 sonrası doğan gençlerimiz ve çocuklarımız bu isimle adlandırılıyor.
Herkesin bu kuşakla ilgili fikri var. ‘Z kuşağı’; siyasi partilerin, reklamverenlerin, şirketlerin, iyi-kötü tüm odakların hedefinde.
Yani hem hedefler hem de belirleyiciler. Siyasi geleceği de ekonomik tercihleri de onların belirleyeceği inancında olan çok ciddi bir kitle var.
* * *
‘Z kuşağı’, kendi ülkelerinin değişkenleri kadar dünyadaki yaşıtlarının değişkenlerine göre de şekil alıyor. Zaman zaman dünyayla entegrasyonları, ülkelerine aidiyetlerinden daha fazla oluyor. İşte hikâye burada başlıyor. Dünyayla barışık, ülkeleriyle kavgalı hale gelmeleri/getirilmeleri çok kolay olabiliyor. Burada en kolayı, faturayı ‘Z kuşağı’na kesmek.
“Ülkelerini bilmiyorlar, tarihleriyle ilgilenmiyorlar” cümleleriyle, gençlerimizi dijital dünyada zehirlemeye çalışanların kucağına itmiş oluruz.
* * *
“Peki ne yapılmalı?” sorusunun en güzel örneklerinden birine Başkent’te imza atıldığını öğrendim. Etimesgut’ta 60 bin metrekare üzerine yapılan Türk Tarih Parkı ve Müzesi’ni, Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel’le gezdik. Bir ilçe belediyesi ölçeğinin üzerindeki eserin yapılış felsefesini “İnsanlarımız özellikle de gençlerimiz tarihimizi televizyon dizilerinden değil, kitaplardaki doğru kaynağından ve bir müzeden görerek öğrensin istedik” diyerek özetliyor Başkan Enver Demirel. Ve heyecanla anlatmaya başlıyor:

Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz

SAHİP ÇIKMAZSAK BAŞKA ŞEYLER ÖĞRETİYORLAR

“1999 yılında Etimesgut’un önüne, ‘Kültür ve Sanat Şehri’ hedefi koyduk. Bir yandan modern bir şehir oluştururken diğer yandan festivallerle, sempozyumlarla, kültürel etkinliklerle, kurslarla, kültür ve sanat alanında önemli mesafe kat ettik. Biz tarihimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkmazsak birileri geliyor, geleceğimiz olan çocuklarımıza kültür sanat, tarih adı altında başka şeyler öğretmeye çalışıyor.

TARİHİ BİLGİ VE BELGELERE DAYALI ÇALIŞMALAR

Biz de bu noktadan hareketle Türk tarihini en doğru şekliyle gelecek nesillere aktarmakta önemli bir rol oynayacak olan Türk Tarih Parkı ve Müzesi’ni bu kente kazandırdık. Proje için tarihçi akademisyenlerin yer aldığı bir Akademik Çalışma Kurulu oluşturduk. Sık sık bir araya gelerek tarihçilerin görüş, öneri ve eleştirilerini aldık. Çalışmaları, tarihi bilgi ve belgelere dayalı olarak yürüttük.

BURASI ÖYLE ‘YAPTIK OLDU’ PROJESİ DEĞİL

Türk dünyasında başka örneği bulunmayan bir proje bu. Haliyle dünyada da ilk olma özelliğini taşıyor. Burası öyle ‘yaptık oldu’ projesi değil. Tüm detaylarla yakından ilgilendim. Şanlı Türk tarihimizi tüm yönleriyle yansıtmanın gayreti içindeyiz. Ergenekon’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten günümüze tarihimizdeki dönüm noktalarını heykel, rölyef, anıt, bilgi panoları ve vesikalarla geniş bir platformda sunuyoruz. Göktürk, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Yaşar Zeynalov gibi dünyaca ünlü ressamların panoramik resimleri ile anlatılıyor.

DİZİLERDEN DEĞİL KAYNAĞINDAN ÖĞRENSİN

Bizim amacımız, insanımız tarihimizi televizyon dizilerinden değil, kitaplardaki doğru kaynağından ve bu müzemizden görerek öğrensin. Bu nedenle çalışmamızı yürütürken üniversitelerdeki değerli tarih hocalarımızdan, tarih enstitülerinden yararlandık. Doğru bilgi kaynaklarını referans aldık. Akademisyenlerle sık sık toplantılar yaparak süreci yürüttük.

ANKARA’NIN GEZİ ROTALARINA EKLENECEK

Türk Tarih Parkı, ilkokul çağındaki bir çocuğa da, lise ve üniversite eğitimi gören gencimize de, tarihi araştırma yapan akademisyenlerimize de kaynaklık edecek çok kapsamlı bir çalışma. Ankara’yı ziyarete gelenlerin artık gezi rotalarına eklenecek bir müze burası. Görmeden dönmeyecekler. Böyle örnek bir projeyi ilçemize, Ankara’mıza, Türk dünyamıza kazandırmanın heyecanını yaşıyorum. Türk tarihi eşsiz bir esere kavuştu.”
* * *
Türk tarihini gelecek nesillere aktaracak olan Türk Tarih Parkı ve Müzesi’nin açılışı pandemiye takılmış. Açılış, bir aksilik olmazsa eğer önümüzdeki bahar aylarına kadar ertelenmiş. Başkan Enver Demirel, bu eseriyle Etimesgut’a daha da önemlisi Ankara’ya çok değerli bir eser kazandırmış. Taraflı tarafsız tüm kesimlerin alkışını hak ediyor bence.

NELER VAR?

* Dev 200 heykel.
* 7 bin metre karelik kapalı müze.
* 650 kişilik konferans salonu.
* Çok amaçlı sanatsal sergi salonu.
* 10 bin kitaplık bir kütüphane.
* Göktürk Devleti Alanı, 1453 Fetih Alanı, 17 Büyük Türk Devletleri Alanı, Büyük Türk Düşünürleri Alanı, İslamiyet Dönemi Önemli Türk Büyükleri Alanı, Türk Cumhuriyetlerini temsil eden 7 Türk Büyükleri Alanları, Kurtuluş Savaşı Alanı ve Çanakkale Savaşı Alanı.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Aktörler popüler kaybeden Ankara

Bu köşeden son yazımda kentle ilgili ‘ortak aklın’ çalışmadığını, genel siyasetteki gerginliğin Ankara kent siyasetinde de aynen yaşandığını, bunun da en büyük zararının Başkent’e ve Başkentliye dokunduğunu örnekleriyle anlatmıştım.

Yazımın ardından hem okurlarımızdan hem de kent yöneticilerinden geri dönüşler oldu. Her ne kadar ‘karşıyı’ suçlama olsa da farklı düşüncelerden pek çok kişi, kentteki siyasi çekişmenin aktörlere popülerlik kazandırıp, Ankara’ya bir şey kazandırmadığı konusunda hem fikirdi.

* * *



Konuştuğum isimler arasında AK Parti’li ve CHP’li iki ismin söyledikleri çok önemliydi.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yla başlayalım. Balcı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki gerginliklerin kente bir faydasının olmadığına inanlardan. Meclis’te Başkan Mansur Yavaş’la, AK Parti Grup Başkanvekili Murat Köse arasındaki Büyükşehir-ilçe belediyelerinin hizmet alanları konusundaki tartışmadan rahatsız olduğunu belirterek özetle şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

Ortak akıl, falan filan

Türkiye’nin siyaseten ayrışmasının, ülkenin dört bir yanında farklı konularda derin hasarlar oluşturduğu açık.

Mesele öyle bir noktaya geldi ki her konuda fanatizme dönüşen taraf tutma hastalığı ülkemizin her yerine yayıldı.
Bırakın siyasi partilerin/temsilcilerinin/taraftarlarının birbirini dinlemeden ‘reddetmesini’, son dönemde tartışma konusu olan WhatsApp konusunda da aynı fanatizmi görüyoruz, Survivor’da kimi tutacağımızda da aynı fanatizmi ve agresifliği görüyoruz.

* * *

Yaşanan hiçbir şey bizi uzun süreli birliktelik konusunda motive edemiyor. Ne hukuk sistemimizi alt üst eden Ergenekon-Balyoz süreci ne FETÖ’nün hain darbe girişimi ne de pandemi...
Ayrı düşecek yer arıyoruz, tartışma ve kavga görünce dayanamıyor, alakamız olsun olmasın dalıveriyoruz.
“Neden bu hale geldik?” sorusuna elbette herkesin kendine göre yanıtı vardır. Siyaset, ekonomi, teknoloji, sosyal medya, insanların değişmesi gibi pek çok başlık sayabiliriz.

* * *

Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken soru ise “Her konudaki bu fanatizm halinden nasıl çıkarız?” olmalı.

Yazının Devamını Oku

7 Aralık hesaplaşması

Pandemi sürecinin en ağır rakamlarıyla karşı karşıyayız. Bir yandan yeni tedbirler, diğer yandan aşı umudu...

Salgınla ilgili halen süren belirsizlik hali ve ekonomik şartların ağırlaşması önceliklerin değişmesine neden oluyor.
Bu yüzyılın ilk kez şahitlik ettiği ‘yeni dünya’da her şeye rağmen hayat devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütçe görüşmeleri öncesi yerel yönetimlerde bütçe görüşmeleri tamamlandı. Gözler İstanbul ve Ankara’daydı.

* * *

İstanbul’daki bütçe görüşmelerinde ana gündem ‘Kanal İstanbul’ olunca Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik performansı çok fazla tartışılmadı.
Ankara’da ise durum daha farklıydı. 9.5 saat süren bütçe görüşmelerinde AK Parti ve MHP’nin muhalefeti Ankara sınırlarında kaldı, belediyecilik odaklıydı.
AK Parti Grup Başkanvekili ve Mamak Belediye Başkanı Murat Köse 1.5 saatlik konuşmasına iyi hazırlanmıştı. En büyük avantajı bu kez kürsüye çıktığında, Büyükşehir yönetiminin istediği krediye olumlu oy veren bir muhalefet temsilcisi olmasıydı.

* * *

Köse, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a hem belediye hizmetleri hem de belediye yönetimiyle ilgili pek çok soru sordu.

Yazının Devamını Oku

Domino etkisi büyük zarar verir

Ne zaman deprem olsa Ankara için endişe ettiğim yerlerin başında, nüfusu neredeyse 50 ilden büyük olan Yenimahalle’nin, Demetevler semti geliyor.



200 bine yakın insanın yaşadığı bu bölgede 40-50 yıllık binaların dip dibe hali, 1999 İzmit depreminden sonra çıkan Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılmış olmaları tedirgin eder. İzmir depremi tekrar gösterdi ki yıkılan binalar kadar, binaların üzerine yıkıldığı yapılar da tehlikeli ve onlarca can kaybına yol açıyor. ‘Demetevler’de kentsel dönüşümün şart olduğu’ devletin her kademesinde defalarca söylense de bir türlü mesafe katedilemedi.

* * *



Yazının Devamını Oku

Kurtarılan bebeklerimiz ve kaybettiklerimiz

Pandemi yüzünden zaten zor günler geçirirken, İzmir depremi yüreğimizi yaktı. Depremden 65 saat sonra Elif bebeğin, 91 saat sonra Ayda bebeğin beton yığınları arasından kurtarılması hepimizi sevinç gözyaşlarına boğsa da bir gerçeğin üstünü örtmedi.



Son 20 yıldır ülkede deprem yaşanmayan bölge kalmadı, deprem kuşağında olduğumuzu anlamak ve tedbir almak için daha ne bekleniyor?
Yaşanan onca acı, gözyaşı yetmedi mi? Depremler sonrası aranan suçlular onca canı geri getiriyor mu?
Bina güvenliği, deprem yönetmeliği gibi konular sadece depremlerden sonra mı konuşulmalı?


Yazının Devamını Oku

Ekolojik alan ihtiyacının çıkış yolu: Askeri alanlar

Önceki günkü yazımın “AVM’ler boş ormanlar dolu” başlıklı ikinci bölümünü, “‘Kent merkezindeki yeşil alan ihtiyacıyla ilgili çıkış yolu nedir?’ sorusuna yanıt arayacağız” diyerek bitirmiştim. Kaldığımız yerden devam edelim...



15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 4 yılı aşkın zaman geçti. Türkiye’yi ele geçirme girişiminden sonra kent merkezlerindeki kışlaların şehir dışına taşınacağı duyurulmuştu. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Kışlalardan rant bekleyenler avuçlarını yalar” diyerek askeri alanların yüzde 99’unun yeşil alan olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.

* * *

3 Ekim 2016’daki “Çayyolu kadar yeşil alan olacak” başlıklı yazımda askeri alanların yeşil alan olması halinde Ankara’nın 50 milyon metrekarelik bir yeşil kuşağa sahip olma şansını yakalayacağına dikkat çekmiştim. Pandemi süreciyle önemi bir kez daha ortaya çıkan büyük kentlerdeki kent ormanı ihtiyacı konusunda Başkent Ankara’nın çıkış yolu, askeri alanların bir an önce şehir dışına çıkarılıp; 4 yıl önce söylendiği gibi buraların yeşil alanlara dönüştürülmesidir.


Yazının Devamını Oku

2023 adayı Yavaş ya da İmamoğlu olur mu

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir buçuk sene geçmiş olsa da halen etkileri sürüyor.



İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın yerel siyasetten ziyade genel siyasete etki eden figürlere dönüşmesi seçim dönemiyle sınırlı kalmadı.
Her iki ismin de ‘ortak ve ayrı’ taraftarları İmamoğlu ve Yavaş ismini ‘sıcak’ tutuyor. Pek çok seveni bu iki ismi 2023’te Cumhurbaşkanı adayı görmek istiyor.
Anketlerde isimleri geçiyor. Televizyonlarda ve gazetelerdeler. Sosyal medyada paylaşımları ise milyonlara ulaşıyor.
Bir de siyasi rakiplerinin tavırları üzerinden oluşan/oluşturulan mağduriyetlerin arttırdığı popülarite bu iki ismin ‘hedef büyütmesini’ kolaylaştırıyor. Popülarite konusunda ilk zamanlarda önde olan İmamoğlu’nu, Yavaş geride bırakmış durumda. Gelecekte ne olur bilinmez elbette.

Yazının Devamını Oku

Geçmiş alışkanlıklarla dolu 1.5 sene

Diyalog ve uzlaşı kelimeleri uzun zamandır siyasetle bir arada kullanılır. Gerekliliğini taraflı tarafsız herkes dile getirse de uygulamaya pek geçmez/geçirilemez. Tarafların genelde kendi düşünceleri ve menfaatlerine göre oluşmasını istediği ‘uzlaşı’ ortamı yerini bir anda çatışma alanına bırakır. Hem ulusal hem yerel siyasette yıllardır bunun pek çok örneğini gördük, yaşadık.

Ulusal siyasette kutuplaşma çoğu zaman kazandırsa da yerelde kesin kaybettirir. Bunu yapan kişiden ziyade o şehre kaybettirir.
Kutuplaşmanın kaybettirdiği kentler listesi yapılsa Ankara’yı liste başına koyarım. 20 yılı aşkın süren Büyükşehir-Çankaya-meslek odaları kavgası, bu şehrin yıllarını çaldı.



* * *

31 Mart’ın ardından, “Nasıl bir Ankara olacak?” sorusu merak konusuydu. Mansur Yavaş döneminde Ankara, bir uzlaşı, koordinasyon kenti olacak mıydı?

* * *

Yazının Devamını Oku

Kentin merkezi çöküyor çıkış yolu Saraçoğlu

Birkaç aylık aranın ardından yeniden merhaba. Pandemi şartlarında en doğru isimlerle görüşmelerimi bu sayfalardan sizlerle paylaşma imkânı bulsam da, uzun yıllardır sürdürdüğüm siyaset ve kentle ilgili yazılarıma yaz döneminde ara vermiştim. Salı ve perşembe günleri haftanın gündemi, siyasetin nabzı ve kentteki gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

Elbette tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin ve Başkent Ankara’nın da gündemi koronavirüs. Halen mücadele istenilen seviyelerde olmadığı gibi Ankara’daki durumun da can sıkıcılığı devam ediyor. Ankara dışından görüştüğümüz meslektaşlarımız, arkadaşlarımızın ilk cümlesinin, “Aman Ankara çok kötüymüş, dikkat edin” olmasını kentimize yakıştıramıyorum. Cumhuriyet’in Başkenti, ülkemizin kural koyucu şehrinin tedbirlere riayet etmesi, Türkiye’ye örnek olması gerekiyor.

* * *

İstisnasız herkesin iş ve sosyal hayatını derinden etkileyen pandemi sürecinin ne kadar süreceği belirsiz. Tedbirler konusunda istenilen seviyeye gelinememekle birlikte, ‘Hayat devam ediyor’ hissi, hakim duygu olma yolunda ilerliyor. Hayatımızı koronavirüse göre düzenlemeyi de öğreniyoruz.
Değişen alışkanlıklar kent yaşamında da keskin değişimlere sebep oluyor. 40’ın üzerinde alışveriş merkeziyle metrekare açısından Türkiye’de liste başı olan Ankara’da AVM’ler için -eskiye kıyasla- ‘sinek avlıyor’ desek yanlış olmaz. İnsanlar açık alışveriş alanlarını, doğa yürüyüşlerini tercih ediyor. Bu durum inşaata ve AVM’lere yaslanmış Başkent’in ekonomik hayatında koca bir sorun alanına yol açıyor.

* * *



Yazının Devamını Oku

Bu da bizim ekspres rüyamız

Koronavirüs döneminde ‘yeni dönem’in ilk günü dündü.

Özellikle alışveriş merkezleri ve kuaförlerin açılacak olması bazı kesimlerce olumlu karşılanırken bazı kesimlerde tedirginlik yarattı.
Bugün Hürriyet Ankara, AVM’lerin de başkenti olan Ankara’yı mercek altına aldı, yoğun bölgeleri görüntüledi. Bazı AVM’lerdeki yoğunluk tedirgin edici, bazıları sakin, bazıları kapılarını açmamıştı.
Bu kararların olumlu-olumsuz etkisini önümüzdeki günlerde göreceğiz ve oluşacak tabloya göre de tedbirler kontrollü bir şekilde esnetilecek. Esnetilen önlemler vaka sayısında artışa neden olursa bu kez yeniden sıkı tedbirler gelecek.

* * *

Koronavirüsü bugünlük bir kenara bırakıp, ‘eski’ gündemlerimizden birine döneceğim. Yıllardır tartışılır, kimine göre beyhude bir çabadır, bana göreyse ilgisiz davranılan bir konudur, ‘Ankara turizmi.’
“Ankara’da turizm mi olur?” sözüne hiç tahammülüm yok. Ankara’da bal gibi turizm olur, oldu da...
Elimizde Beypazarı örneği var, hatta oradaki hikâyeyi başlatan Mansur Yavaş’ın hikâyesi bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kadar uzandı.

Yazının Devamını Oku

4 grup başkanvekili ne diyor? Meclis öncesi son mesajlar

Koronavirüs ile mücadelede önümüzdeki hafta tedbirlerin biraz daha gevşetildiği ikinci bir döneme, ‘yeni normal’e geçişe hazırlanıyoruz.

Canlarımızı kaybettik, hastalarımız halen tedavi görüyor...
İyileşenlere seviniyoruz.
Bir yandan hastalıktan korunmaya çalışıyor, bir yandan da eskiye dönmek istiyoruz...
Eskiye -aynı şekilde, aynı şartlarda- dönülemeyeceği, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bizde de en üst kademede açıklandı.
Bu yüzden tedbiri elden bırakmadan, ‘yeni normal’e geçilmeye çalışılacak.

* * *

Hastalığın Türkiye merkezi İstanbul... Ankara, salgının ilk günlerinden beri Türkiye’nin nüfus açısından ikinci büyük kenti olmasına rağmen iyi bir performans sergiliyor. Başkent’in sağlık altyapısının güçlü olması bunun temel nedeni. Hükümetin tedbirleri, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin çalışmaları, Ankaralının kurallara uymadaki becerisi bugünkü tabloyu karşımıza çıkardı. Öyle bir süreç ki 1 yanlış 100 doğruyu götürebiliyor. Bunun bilincinde olup, aynı kararlılıkla bu süreci atlatmalıyız.

* * *

Yazının Devamını Oku

Başkent’in koronavirüsle mücadeledeki başarısı tesadüf değil

Nisan aynının ilk günü, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen’le sohbetimizi bu köşeden aktarmıştım. Aynı zamanda dünyaca saygın tıp fakültelerine de sahip olan üniversitelerin başındaki iki bilim insanının koronavirüsün ülkemizdeki seyriyle ilgili Nisan ayı öngörüleri neredeyse bire bir gerçekleşti. İki önemli isimle bu kez bayram sonrası olarak hedeflenen normalleşmeye geçiş sürecini, koronavirüsle mücadeleyi ve önümüzdeki süreci konuştuk. Koronavirüs salgınıyla mücadelede Ankara’nın kuralları daha dikkatli uyguladığını belirten Prof. Dr. Haluk Özen, “Altyapımız iyi, sağlık çalışanımız iyi, kurallara daha çok uyan bir şehiriz” derken, Prof. Dr. Erkan İbiş de, Başkentlilerin kurallara uyma açısından daha bilinçli olduğunu söyleyerek, “O yüzden Ankara’daki vaka sayısı az” ifadelerini kullandı.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ERKAN İBİŞ:VİRÜSLE YAŞAMAYA ALIŞACAĞIZ

“Gelinen noktada her biri bizi çok üzen kayıplar yaşasak da tablo ülkemiz adına dünyaya kıyasla pozitif. Sağlık sistemimizin bir pandemiyi göğüsleyebileceğini gördük. Hızı, şiddeti daha azalmış olmakla beraber devam ediyor. Ve inanıyorum ki bu, aşağı doğru eğim giderek daha keskinleşecek, vaka sayıları azalacak. Yok olmasını beklemek de yanlış. Üniversitemizdeki bilim insanlarımız da bunu söylüyor, virüsle yaşamaya alışacağız. Amerika’da her yıl gripten 70-80 bin kişi ölüyor. Dolayısıyla biz de bu COVID-19’la yaşamayı öğreneceğiz.

NORMAL İÇİN EPEY ADIM VAR

Aşısı çıktığı zaman elbette ki hiçbir yüzde yüz korumasını beklemememiz lazım, hastalığın görülme sıklığını çok azaltacak ama yok etmeyecek. Hayatın normale dönmesi başlayacak ancak aşı oluştuğu zaman bile hayat tümüyle normal kabul edilmeyecek. Şu ankinden bir adım daha geriye gitmek gibi yorumlamak lazım. Normal için daha epey adım var. ‘Biz koronavirüsten öncekine aynen döneceğiz’ diye bir şey yok. Çünkü o gerçekten büyük bir risk. O zaman çok daha büyük bir dalga oluşabilir.

Yazının Devamını Oku

100. yılında ilk günkü gibi el ele omuz omuza

Küçüklüğümden beri tarih ilgimi çekmiştir. Kitaplar, filmler, dönem prodüksiyonları...

Zamanlarıyla özdeşleşen kahramanlar ya da kahramanlarıyla özdeşleşen zamanları dikkatle okumuşumdur.
Tarih -sadece isimlerini yazmaya kalksak- sütunlara sığmayacak bilim insanları, askeri dehalar, politikacılar, sermaye sahipleriyle doludur.
Kimine dünya borçludur, kimi için ‘keşke hiç olmasaydı’ deriz. Ama iyisi de kötüsü de tarihin seyrini değiştirmiş; ismini tarihe, kitaplara, filmlere kazımıştır.

* * *
Kimi, bugün dünyanın süper gücü ya da ‘yeni dünyanın’ süper gücü olmaya namzet ülkelerin kahramanıdır.
Kimi, fakir bir Güney Amerika ülkesinin özgürlük savaşçısıdır, kimi insan hakları savunucusudur.

Yazının Devamını Oku

Altınok: Keçiören’deki vaka Ankara ortalamasının altında

Koronavirüs salgınında tedbirler arttırılmaya başlandı. Geçtiğimiz hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağı bu hafta sonu da devam edecek.

Bu kez yasak kararı erkenden açıklandı ve geçtiğimiz cuma günü yaşanan o görüntülerin yeniden yaşanmasının önüne geçildi gibi gözüküyor, tabi tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
Salgının kontrol altına alınmasının şehirlerin kontrol altına alınmasıyla mümkün olabileceğinden hareketle kent geçişleri engellenince gözler o şehirlerin ilçelerine çevrildi.
Başkent’in nüfusu bir milyon civarında olan iki ilçesinden biri olan Keçiören’deki durumu merak ettim. Pazar, park kültürünün yaygın olduğu, çalışmak zorunda olan binlerce kişinin giriş-çıkış yaptığı, Türkiye’deki kentlerin yüzde 80’inden fazla nüfusa sahip olan ilçedeki son durumu Belediye Başkanı Turgut Altınok’la konuştuk:



“Belediye başkanlığım süresince geçmişte de bugün de sokaktayımdır. Bunu başta Keçiörenliler olmak üzere Ankara bilir desek yanlış olmaz. Bugün için de gerekli önlemleri alıp sokakları, caddeleri gezmeye devam ediyorum. Bu hafta sonu ilk kez uygulanan sokağa çıkma yasağı dışında da Keçiörenliler sosyal mesafeye dikkat ediyor. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşlarımız sokağa çıkma yasağına uyuyor. Gündüz de gece de sokaktayım, çoğu zaman benden başka kimse olmuyor diyebilirim. Daha çok polislerimiz ve bekçilerimizle karşılaşıyoruz.

* * *

Yazının Devamını Oku

Parti yok, siyaset yok, polemik yok

Çankaya nüfus açısından Ankara’nın değil Türkiye’nin en büyük ilçesi. Bir milyon nüfusunun yanında gündüz nüfusu 2.5 milyonu aşıyor, daha doğrusu aşıyordu…

Koronavirüsten sonra Çankaya, eski günlerinden çok uzak. Özellikle kent merkezi Kızılay, Tunalı Hilmi Caddesi, Bahçelievler 7. Cadde gibi popüler bölgeler ‘normal zamanlar’a göre bomboş. Ancak salgınla mücadelede ‘normal zamanlar’ doğru bir kıstas olmuyor maalesef.
Hâlen kentin dört bir yanından çalışmak zorunda olan pek çok insan, Çankaya’nın çeşitli bölgelerine özellikle de Kızılay’a geliyor, ya orada çalışıyor ya da oradan başka bölgelere geçiyor.
Kentin merkezindeki durumu, alınan tedbirleri, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’le konuştuk:
“Çankayalı komşularımızın genel olarak evde kaldıklarını söyleyebilirim. ‘Evde Kal’ kuralına ilçe sakinlerimiz uyuyor. Kızılay Ankara’nın merkezi olduğu için yaya trafiği oldukça az ama araç trafiği var. Araç trafiğini de polis kontrol noktaları kurarak denetliyor. Ama yaya trafiğinin hem Çankaya’da hem Ankara genelinde minimuma indiğini söyleyebilirim.

ANKARA MODELİ OLUŞTURULDU

Yazının Devamını Oku

Yavaş’tan çocuklar için önemli çağrı

Koronavirüsle ‘çok aşamalı’ mücadele devam ediyor. Dünya genelinde bitmezse, tekrar etme tehlikesi ortada.

Ülkeler kendi içlerinde bu mücadeleyi kazanmalılar. Bu yüzden ülkeler arası geçiş durduruldu. Şehirler kendi içlerinde bu mücadeleyi kazanmalılar, bu yüzden şehirler karantina altına alındı. ‘Her birey kendi karantinasını ilan etmeli’ çağrıları tam da bu yüzden yapılıyor.
Tersten gidecek olursak, bizler izolasyona uyarsak mahallemizi, ilçemizi ve kentimizi; kentlerimizi izole edersek ülkemizi koruyabiliriz.

* * *

Elbette bunu söylemek kolay, uygulamanın komplikasyonları var. Karantina beraberinde sağlık-ekonomi açmazını getiriyor. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de salgın-ekonomi ilişkisi can sıkıyor. Sık sık bu köşeden artık dünyada ülkelerden ziyade şehirlerin rekabetini anlatmaya çalıştım. Koronavirüste de şehirlerin mücadelesini gözlemliyoruz. İtalya’da Milano, ABD’de New York büyük sıkıntıda.

* * *

Kentlerdeki mücadelenin önemine sık sık dikkat çeken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerde salgının şehirlerdeki durumunu gösteren tabloyu paylaştı. İstanbul’daki tablo endişe verici. Ankara ilk üçte olsa da, rakamlar İstanbul’daki gibi değil. Başkent’in durumunu, alınan tedbirleri ve süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la konuştum. Yavaş’ın bu sürecin en büyük mağdurları olan çocuklarla ilgili önemli bir çağrısı oldu:

Yazının Devamını Oku

Ha gayret Ankara ha gayret Türkiye

10 Mart... Koronavirüs salgınının ülkemizde kayda geçen ilk vakanın tarihi. 17 Mart... Koronavirüs’ten ilk can kaybımız. 1 Nisan itibarıyla 277 canımızı kaybettik. 15 bin 679 vaka var. (Siz bu satırları okurken rakamlar güncellenmiş olacak)

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca önceki gün, ilk kez şehir istatistiklerini açıkladı. Televizyon başındaki milyonlar hemen yaşadıkları şehirlere baktı, sonra sevdiklerinin yaşadıkları şehirlere ve hemen ardından da tüm Türkiye’ye…

* * *

Evet 8 bin 852 kişi ile vakaların yüzde 60’ı İstanbul’da. Durum endişe verici. Ardından 853 vakayla İzmir geliyor, sonrasında 752 vakayla Başkent Ankara.
Bakan Koca’nın açıklamalarından önce de yakın rakamları edinmiştik, ancak böylesi süreçlerde resmi açıklamalara itibar edilmesi, bilgi kirliliğine yol açılmaması için beklemiştik. Şimdi ise şehirlerin izolasyonunun ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı. Tedbirler alınıyor. Kimine göre yeterli kimine göre daha da arttırılmalı. Ama dedim ya, bu gibi durumlarda yetkili ağızlara, bazen de satır aralarına bakmak gerekiyor.
Hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hem de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamaları gösteriyor ki, eğri aynı şekilde devam ederse kısa süre içerisinde ek tedbirler gelecek.

* * *

Gelelim şehrimize, Başkent’e… Her ne kadar ‘Alınan tedbirlere tam uyuyoruz’ diyemesek de Ankara’daki vaka sayısı nüfusla karşılaştırıldığında, durum vahim değil. Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış bu virüsle ilgili şehirde kontrolden çıktı diyeceğimiz bir durum yok, şimdilik…

Yazının Devamını Oku

Rektörler uyardı: Koronavirüste Nisan'a dikkat!

Türkiye’nin en önemli tıp fakültelerine sahip olan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen ve Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş, ‘koronavirüs salgını’, ‘sürecin daha ne kadar devam edeceği’, ‘tedbirler’, ‘aşı-ilaç bulma ihtimali’, ‘hastanelerin durumları’ ile ‘uzaktan eğitimleri’ Hürriyet Ankara Haber Koordinatörü Deniz Gürel’e anlattı. Her iki rektör de koronavirüs ile ilgili nisan ayının önemine dikkat çekti ve hayati uyarılarda bulundu.



Nisan ayının ilk 15 gününün, tümünden daha önemli olduğuna dikkat çeken Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen şu bilgileri paylaştı: “Sağlık Bakanlığı’nın haklı olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği, halkın kaygılarının artıp artmaması kaygısı var. Büyük fotoğrafa baktığımızda her verinin her şekilde dağıtılmasının sakıncaları olabilir. Sağlık Bakanı ve Bilim Kurulu veriyle konuşuyorlar. Nisan ayı Türkiye Cumhuriyeti için çok önemli, ilk 15 günü nisanın tümünden önemli. Nisan ayının ilk 15 günü biz ciddi derecede ‘Evde kal’a uyabilirsek, artık ezberlediğimiz hayati önlemlere uyabilirsek, şu andaki bulaşma ve pozitiflik hızını kırıp eğriyi sağa doğru büküp bu süreci daha geniş bir zaman dilimine yayabilirsek bunu başarabiliriz. Eğer bunu yaparsak, eğriyi bükebilirsek ben H.Ü. Rektörü olarak bana gelen hastaları yönetebilecek alt yapıya sahip olacağım. Aynı şekilde Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve şehir hastaneleri de sahip olacak. İtalya’da, İspanya’daki görüntüler, Türkiye’de olmayacak. Benim doktorum, benim hastanem hastalara yetişebilecek. Onun için 15 gün çok önemli, sayıdan daha önemli müdahale edebilmek.  

BİR SAAT BİLE ÖNLEM ELDEN BIRAKILMAMALI

Salgının sonunda sayı aynı noktaya gelebilir ama hepsi çok kısa zaman aralığında yığılırsa yönetilemez bir hale gelecek. Allah korusun o kötü görüntüler, kötü fotoğraflar, onların yaratacağı toplumdaki kızgınlık ve hayal kırıklığı, belki o ölümler kadar acı olacak. Nisanı iyi geçirirsek, mayıs başında eğrinin kırıldığını görürüz. Mayısta bitecek mi? Hiç sanmıyorum. Ama süreci doğru yürütürsek haziranda toplanmış olur. Geçtiğimiz hafta sonu Ankara çok güzeldi. Bu gelecek hafta sonu bozulursa hiçbir işe yaramayacak. Bir gün, bir saat bile, önlemi elden bırakmamalıyız. Biz insanlığa hizmet, ülkemize hizmet için yemin ettik. Ama yapamayacağımız, karşılayamayacağımız kadar bir yük geldiğinde biz de pes etmek zorunda kalabiliriz. Allah korusun o noktaya gelmeyelim. Bu eğriyi sağa doğru eğmemiz gerekiyor. Bunun tek yolu; bulaş hızını kesmemiz, mümkün olduğu kadar sokağa çıkmamamız, tüm tedbirleri uygulamamız. Bu tedbirlerden halkımız bunalmasın.

Yazının Devamını Oku

Spekülasyon yapma yapana inanma

Yatıyoruz koronavirüs, kalkıyoruz koronavirüs... Telefonumuza bakıyoruz, haberler koronavirüs... WhatsApp paylaşımları, videolar koronavirüs. Neresi olduğu, hangi yıla ait olduğu belli olmayan vahim görüntüler(doğruluğu şüpheli) ya da yersiz komiklikler, şakalar...

Şimdilerde ise ‘koronavirüs-toto’ başladı: O pozitif çıkmış, bu negatif çıkmış. Son yıllarda her konuda yapılan spekülasyonlar, en ciddi konuların bile geçmiş hesaplaşmalara dönüştürülme hastalığı yine baş gösterdi.
Birilerinin birilerine yönelik ‘koronavirüs üzerinden itibarsızlaştırma’ ucuzlukları...

* * *

Her konunun hızla dedikodusunu yapmak ve istisnasız her konuda fitneye başvurmak da ayrı bir salgın hali.
Bari bu kez işin ciddiyetine varın, dedikoduyu spekülasyonu bırakın. Amerika’da, Avrupa’da çığırından çıkmış bir durum var. Bizim için de tehlike çanları çalıyor.

* * *

Boş işlerle, birbirimizle uğraşma gafletine düşmeden; iktidarıyla, muhalefetiyle, vatandaşıyla bu süreçte koşulsuz teslim olacağımız şey belli: ‘Pozitif bilim’

Yazının Devamını Oku