Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

Ankara’nın çevre ilçelerinin her biri bir cevher. Doğal güzellikleri olan da var, tarihi özellikleri olan da yer altı zenginlikleriyle sağlık turizmine uygun olan da...Ancak hemen hepsi ya yeterli yatırımı görmemiş ya da vizyonlu projelerle değerlerini ortaya çıkaramamış.Ankara’da doğan ve büyüyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un salı günü kentin dış ilçelerine yaptığı ziyarete katıldım.Kurum, Güdül, Nallıhan, Beypazarı ve Ayaş ziyaretlerinde kentin çevre ilçelerine pek çok yatırım sözü verdi. Ülkesel kalkınmanın en önemli ayaklarından biri olan yerel kalkınmanın önemini vurguladı.

Gezinin öğle yemeği molasında ise konumuz Ankara’ydı. Bakan Kurum, çok tartışılan emsal artışlarından, Saraçoğlu Mahallesi’ndeki dönüşüme, yılan hikâyesine dönen Ankapark’tan AKM alanında yapımı süren millet bahçesine kadar pek konuda samimi açıklamalarda bulundu...

1 EMSALLİ YERİ 3’E ÇIKARAN DEĞER FARKINI ÖDEMEK ZORUNDA

“İmar değişikliği noktasında ve yapı yüksekliği noktasında da imar planlarında etraftaki yükseklik neyse bu yüksekliği geçmeyecek şekilde belediyeler belirlemek zorunda. Belirlemezse eğer, bakanlık bireysel belirme yetkisine sahip. Diğer taraftan emsal, imar artışlarıyla ilgili bunu da kökten kaldırdık. 1 emsalli bir yeri, 2-3 emsalli bir yere çıkartırsanız, oluşan değer farkının tamamını kamuya ödemek zorundasınız. Kentsel dönüşüm projeleri burada istisna. Özetle son düzenlemeyle emsal değişikliği isteyen kişi için bu bir avantaj olmaktan çıktı.

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

ANKARAPARK’A SAHİP ÇIKMAK LAZIM

Ankapark Ankara’ya katma değer yaratmak için yapılmış bir proje. Büyüklüğünü-yerini tartışabilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama neticede amaç Ankara’yı cazibe merkezi haline getirmek, iyi niyetle yapılmış bir iş. Yerinin de ben çok yanlış olduğunu düşünmüyorum. Belki biraz daha kompakt bir proje olabilirdi ama bugünün şartlarında karşılık bulduğunu düşündü ki o zamanki yerel yönetim, böyle bir proje yapma kararı aldı. Bir dönem açılmıştı, pandemi süreciyle işletmeci de bu süreçten ister istemez etkilendi olumsuz olarak. Neticede orası belki yüzde 100’ü kullanılamaz ama büyük bir kısmı Ankara’ya, Ankaralı’ya, Türkiye’ye hizmet edecek bir proje. Orayı her hâlükârda işletmek lazım. Yani milli bir servet, bu servete sahip çıkmak lazım. Diğer işleri konuşmak boş konuşmak olur. Yani yapılmışı eleştirmek kolay. Neticede yapılmış. Büyük uğraşlar, büyük bir fedakârlık var. Yani orada bugün için yapmamız gereken projeyi en işler haliyle hayata geçirmek diye düşünüyorum.

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

Hürriyet Ankara Haber Koordinatörü Deniz Gürel, salı günü Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un dış ilçelere yaptığı ziyarete katıldı.

SARAÇOĞLU BİTTİĞİNDE BAZILARI UTANACAK

Türkiye’de bir kesim var, doğru yapmanız ya da yanlış yapmanız fark etmiyor, sadece eleştiriyorlar. Ben şunu beklerim muhalefetten de bazı sivil toplum örgütlerinde de; yanlışsa eleştir tamam, ama doğruysa alkışla. Bunun bir örneği aslında Saraçoğlu Mahallesi. Ankara’nın göbeğinde yaşanacak bir yer yaratıyoruz, belli kesimler ‘rant yaratılıyor’ diyor. Tescilli binaları koruyarak nasıl bir rant yaparsın? Tescilli binaların, ağaçların tamamını koruyoruz. 350 milyon ihale bedeliyle ki bittiğinde belki 400-500 milyonu bulacak. Yani bırakın ranta kurban etmeyi, bölge değerlensin diye çok ciddi bir yatırım yapılıyor. Ankara’mızın merkezinde atıl duran bir bölgeyi ilk Türk mimarisine göre restore ediyoruz, koruyoruz, ihya ediyoruz. Ankara için çok büyük bir kazanç olacak. 1 sene sonra bittiğinde yersiz eleştirenler utanacak.

PARKLARIN SAYISINI ARTTIRMALIYIZ

Ben Ankara’da doğdum büyüdüm. Ankara’ya gelen her kişi sosyal olarak Ankara’nın eksikliğinden bahseder. Bize Konya’dan birileri gelirdi. Biz onları Gençlik Parkı’na götürürdük. Kızılay diğer şehirlere göre farklıydı. Belki birçok şehirde olmayan birçok şey Kızılay’da vardı. Güvenpark’a, Kuğulupark’a giderdik. Bir de Atakule vardı. Bir taraftan bakıldığında Anadolu’nun birçok şehrine göre bir şey varmış gibi gözükse de Ankara’da yaşayanlar hafta sonları hep böyle sıkılırdı. Bir AVM kültürü türedi ve sürekli AVM’ler de vakit geçirilme başladı. Biz bizi ilgilendiren konulara ilişkin dedik ki belki bir Gençlik Parkı ve o anlamdaki parkların sayısını arttırmamız lazım. Yani Ankara’nın içini biraz daha yeşillendirecek, vatandaşların hafta sonu çocuklarıyla birlikte vakit geçireceği alanlar oluşturmak lazım.

AKM MİLLET BAHÇESİ 3 AYA TAMAMLANIR

Buna bir örnek AKM Millet Bahçesi. Ben yıllardır orada araba sürmeyi öğrendim. Hep boştur. Yılda bir kere tören için kullanılır. Onun dışında kimse gidip görmez. Dedik ki burayı millet bahçesi konseptinde yenilememiz lazım. Bitme aşamasına geldi. Sadece Ankaralının değil bütün herkesin oraya gelip görmek isteyeceği park haline geldi. Şu anda gözükmüyor. Salgın sürecine rağmen durdurmadık. AKM 2-3 aya tamamlanır. Çok örnek bir park olacak. Sadece park değil içinde restoranları, kütüphanesi, kıraathanesi, yöresel ürünler, konferans salonu var. 7 gün kullanılabilecek bir alan. Bizim oradaki amacımız şehrin içinde Atatürk Orman Çiftliği ile başlayıp sonrasında AKM, Gençlik Parkı, kaleye giden bir tarihi aks oluşması. Ve Ankara’nın içinde böyle 3-4 nokta belirledik. Birisi Cebeci’ye millet bahçesi. Sıhhiye bölgesinde insanların yürüme mesafesinde gideceği sadece Kurtuluş Parkı var.

4 MİLYON METREKARE YEŞİL ALAN

Bunun dışında Mamak’ta jandarmadan aldığımız bir millet bahçesi alanı var. Orayı yapıyoruz. Bir de Gölbaşı var. Mogan Gölü, Ankara’da bir değer ancak o değeri tam anlamıyla kullanamıyoruz. Gölün dip çamurunun temizliğinin ilk etabını bitirdik. 2. etap devam ediyor. Onu da bitireceğiz. Gölün tamamının etrafında bir bisiklet yolu yapıyoruz. İlk etabı tamamlandı. Gölün etrafını tamamını bisikletle gezebileceğiniz, kenarında 90 dönüm yeşil alan, vatandaşlarımızın gideceği Eymir’le Gölbaşı’nı birbirine bağlayan bir aks oluşturuyoruz. Yani aslında İmrahor Vadisi’yle ‘Kanal Ankara’ dedikleri bölgede ilk etabı bitirmek üzereyiz. İlk etabın ihalesini yaptık. Sonra Eymir Gölü var. Eymir Gölü’nden sonra yine Gölbaşı’nda çok büyük bir hem mesire hem de vatandaşlarımızın gideceği sosyal alanlar oluşturuyoruz. Bunun dışında 19 tane millet bahçesi, 4 milyon metrekare yeşil alana denk geliyor. İlçelerde projeler yapıyoruz. Kahramankazan’da, Kızılcahamam’da, Çubuk, Akyurt, Pursaklar’da birçok ilçemizde millet bahçesi projesi çerçevesinde yeşil alanları arttıracak hem de vatandaşa bu noktada hizmet verecek alanları gerçekleştiriyoruz.

12 BİN SOSYAL KONUT DEVAM EDİYOR

İlçelerin hepsinde de sokak sağlıklaştırması olsun cephe iyileştirmesi olsun ne ihtiyaç varsa, bizden beklenen ne varsa gerçekleştirmek üzere projelerimizi yapıyoruz. Vekillerimizle, belediye başkanlarımızla bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Belediye başkanımıza soruyoruz, orayla ilgili talep neyse bakıyoruz, hep birlikte karar veriyoruz. Karar doğrultusunda da süreçleri yürütüyoruz. Birçok yerde kentsel dönüşüm projelerimiz var. 91 bin tane bitirilmiş ve 12 bin tane devam eden sosyal konut projemiz var. Bunlar bittiği zaman benim hayalim 2023’te Ankara birçok alanıyla örnek bir şehir olacak. Bu şu anki katma değerine değer katacak. AKM, Saraçoğlu, Cebeci, Gölbaşı, Hergele Meydanı bunların dışında bir sürü kamu binasıyla ilgili yatırımlar yapılıyor. Üst ölçekte yapılması gereken işler.

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

TARİHİ AKS ORTAYA ÇIKACAK

Mesela eskiden herkes düğün alışverişlerini Ulus’ta yapardı. Hergelen Meydanı’na gidilirdi. En iyi esnaf lokantası oradaydı. Oraları ihya etmemiz lazım. Kaleyle başlayıp Hergelen’de camimizin arkasındaki ikinci el eşya ürünleri satanları şimdi Dışkapı’da bir yere taşıyoruz. Orada aslına uygun bir şekilde, yine Saraçoğlu mantığıyla insanların beraber vakit geçirebileceği, sosyalleşebileceği alanları oluşturuyoruz. Ondan sonra Yahudi Mahallesi’ni düzenleyeceğiz. Altındağ Belediyesi binasını kaldıracağız oradan. Oraya meydan, meydanın altına otopark yapacağız. Altındağ Belediyesi’ne de İlbank Genel Müdürlüğü’müzün Dışkapı’daki yeri var orayı vereceğiz. Kaledeki kentsel dönüşümü de yaptığımız zaman oradaki tarihi aksı da ortaya çıkarmış olacağız.

TESCİLLİ BİNALARDAN MÜZELERE

Berlin’e gidiyorsunuz Berlin’de birçok eski binalar müzeye dönmüş durumda. Burada da zaman içerisinde merkezdeki kamu binalarının şehrin dışına taşınmasıyla birlikte tescilli binaları müzelere, kütüphanelere dönüştüreceğiz. Şu an mevcuttaki atıl binaları da değerlendiriyoruz. AKM mesela yıllardır atıl bekleyen bir yerdi. Aslına uygun şekilde orada ne kadar tescilli yapı varsa koruyarak, hem vatandaşın kullanabileceği hem de tescilli yapıların değerli bir şekilde ayakta durduğu bir proje gerçekleşiyor. Biz kaynaklarımızı da verimli kullanmak zorundayız. Kaynağımızla her yere yarım yarım girerek israf etmeye gerek yok. Kısa zamanda bitecek hızlı işlerle uğraşıyoruz.”

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

YENİ ADLİYE İÇİN ULAŞIM MODELİ

Ankara Adliyesi’nin Yenimahalle’ye yapılması ile ilgili ulaşım modellerini de çalışıyoruz. Ankara’nın durumu İstanbul’daki tecrübe gibi bir merkezde toplamak değil. Ankara’nın belki belli başlı noktalarında bu noktadaki ihtiyacı giderecek yapılaşmayı öngörüyorlar. Sıhhiye’deki mevcut adliyede de mevcut bina ömrünü tamamladıktan sonra bir şey yapılmamalı.”

X

Kendi şehirlerini yönetemeyenler ülkeyi yönetmeye kalkıyor

Pandemiye takılan AK Parti’nin üç büyük kentteki kongre takvimi açıklandı. 17 Şubat’ta yapılacak olan Ankara İl Kongresi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da telekonferans yöntemiyle değil, fiziki olarak katılması planlanıyor. AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan’la kongreye günler kala bir araya geldik. Hem yaklaşan kongre hem de kent siyaseti üzerine konuştuk.

 * Yeniden aday mısınız?

Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. 103 bin üyeyle Ankara’da rekor kırdık. Şu anda tüm Türkiye’de 1 milyonun üzerinde yeni üye kaydı var. Bunun yüzde 10’undan fazlasının Ankara’da olması bizim için gurur verici. Ankara teşkilatlarımız olarak pandemi süreci olmasına rağmen 5 aylık süreçte ulaştığımız bu rakam çok önemli. Gençlik kolları ve kadın kollarımızın çalışıp bu kadar yeni üyeye ulaşması, Sayın Cumhurbaşkanı’mıza Ankaralı hemşehrilerimizin destek olması, bizim için ayrı bir mutluluk. Bir kez daha Ankaralı hemşehrilerime Sayın Cumhurbaşkanı’mıza destekleri için teşekkür ediyorum.

* Kongre takvimi nasıl işleyecek?

12 Şubat’ta Gençlik Kolları il kongremiz var. 15 Şubat’ta Kadın Kolları il kongremiz var. 17 Şubat’taki il kongremizi ise Ankara Arena Spor Salonu’nda yapacağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın fiziki olarak geleceği ilk kongre olacak. Cumhurbaşkanı’mızın gelmesi dolayısıyla heyecanlıyız ve sabırsızlanıyoruz. İnşallah yeni dönemde de kadrolarımızı yenileyeceğiz. 25 ilçemizde de göreve geldiğimizden beri görev değişimleri oldu. Tecrübeli kardeşlerimiz var. Geçmiş dönem ilçe başkanlarımızı da yönetime alacağız inşallah. Kadınlarımızın daha çok sayıda temsil edildiği, aynı zamanda gençlerimiz ve kurucularımız, teşkilat mensuplarımızın da olacağı güçlü bir kadroyla 2023’e hazırlanmaya devam edeceğiz.

* Uzun yılların ardından İstanbul ve Ankara’da büyükşehir belediyeleri el değiştirdi. 2 yıl geride kaldı. Bir özeleştiri süreci oldu mu?

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu ya da Yavaş Cumhurbaşkanı adayı olur mu

Siyasetin dili Türkiye’de son yılların en büyük tartışma konusu. Bu durum iktidarın muhalefette, muhalefetin iktidarda kabahati bulduğu bir çıkmaza dönüştü. Ve maalesef en üst tabakadan en alt tabakaya kadar yayıldı.

Bir süredir yazılarımda bu gerginliğin kent siyasetine sirayetinin handikaplarına yer vermeye çalışıyorum.
Hürriyet Ankara ailesi olarak yıllardır ‘kentten yana’ yayıncılık yapıyoruz, ‘kentin siyaseti olmaz’ diyoruz. Kent siyasetinin zararının o kente, ilçeye, mahalleye olduğunu ve olacağını söylüyoruz.

* * *

CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız sohbete de siyasetin diliyle başladık. Ankara Büyükşehir Belediye(ABB) Meclisi’ndeki gerilimin bitmesi gerektiğini söyleyen ve “İktidarın genel politikalarındaki gerginlik, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de sirayet ediyor. Bu gerginliğin bitmesi lazım. Gerginlikten halk da zarar görür, siyaset de” diyen Akıllı’ya, ‘Bu konuyu ABB Başkanı Mansur Yavaş’la da konuşuyor musunuz?’ diye sordum, şunları söyledi:



Yazının Devamını Oku

Aktörler popüler kaybeden Ankara

Bu köşeden son yazımda kentle ilgili ‘ortak aklın’ çalışmadığını, genel siyasetteki gerginliğin Ankara kent siyasetinde de aynen yaşandığını, bunun da en büyük zararının Başkent’e ve Başkentliye dokunduğunu örnekleriyle anlatmıştım.

Yazımın ardından hem okurlarımızdan hem de kent yöneticilerinden geri dönüşler oldu. Her ne kadar ‘karşıyı’ suçlama olsa da farklı düşüncelerden pek çok kişi, kentteki siyasi çekişmenin aktörlere popülerlik kazandırıp, Ankara’ya bir şey kazandırmadığı konusunda hem fikirdi.

* * *



Konuştuğum isimler arasında AK Parti’li ve CHP’li iki ismin söyledikleri çok önemliydi.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yla başlayalım. Balcı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki gerginliklerin kente bir faydasının olmadığına inanlardan. Meclis’te Başkan Mansur Yavaş’la, AK Parti Grup Başkanvekili Murat Köse arasındaki Büyükşehir-ilçe belediyelerinin hizmet alanları konusundaki tartışmadan rahatsız olduğunu belirterek özetle şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

Ortak akıl, falan filan

Türkiye’nin siyaseten ayrışmasının, ülkenin dört bir yanında farklı konularda derin hasarlar oluşturduğu açık.

Mesele öyle bir noktaya geldi ki her konuda fanatizme dönüşen taraf tutma hastalığı ülkemizin her yerine yayıldı.
Bırakın siyasi partilerin/temsilcilerinin/taraftarlarının birbirini dinlemeden ‘reddetmesini’, son dönemde tartışma konusu olan WhatsApp konusunda da aynı fanatizmi görüyoruz, Survivor’da kimi tutacağımızda da aynı fanatizmi ve agresifliği görüyoruz.

* * *

Yaşanan hiçbir şey bizi uzun süreli birliktelik konusunda motive edemiyor. Ne hukuk sistemimizi alt üst eden Ergenekon-Balyoz süreci ne FETÖ’nün hain darbe girişimi ne de pandemi...
Ayrı düşecek yer arıyoruz, tartışma ve kavga görünce dayanamıyor, alakamız olsun olmasın dalıveriyoruz.
“Neden bu hale geldik?” sorusuna elbette herkesin kendine göre yanıtı vardır. Siyaset, ekonomi, teknoloji, sosyal medya, insanların değişmesi gibi pek çok başlık sayabiliriz.

* * *

Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken soru ise “Her konudaki bu fanatizm halinden nasıl çıkarız?” olmalı.

Yazının Devamını Oku

Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz

Etimesgut’ta 60 bin metrekare üzerine yapılan Türk Tarih Parkı ve Müzesi, Ergenekon’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten günümüze tarihteki dönüm noktalarını gelecek nesillere aktaracak. Tarihçilerin görüş, öneri ve eleştirileri ışığında planlanan parkın önümüzdeki bahar aylarında açılması planlanıyor.

Çalışmalar kapsamında parkın yanına bir heykel atölyesi kurulmuş, 75 kişilik ekip burada çalışmalarını sürdürmüş. Heykellerin yapımında, Türkiye’nin yanı sıra Türk Cumhuriyetleri’nden gelen heykeltıraşlar da yer almış.

Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında ‘Z kuşağı’ meselesi geliyor.
Kimilerine göre 1996-97 sonrası doğan, kimilerine göre 2000 sonrası doğan gençlerimiz ve çocuklarımız bu isimle adlandırılıyor.
Herkesin bu kuşakla ilgili fikri var. ‘Z kuşağı’; siyasi partilerin, reklamverenlerin, şirketlerin, iyi-kötü tüm odakların hedefinde.
Yani hem hedefler hem de belirleyiciler. Siyasi geleceği de ekonomik tercihleri de onların belirleyeceği inancında olan çok ciddi bir kitle var.
* * *

Yazının Devamını Oku

7 Aralık hesaplaşması

Pandemi sürecinin en ağır rakamlarıyla karşı karşıyayız. Bir yandan yeni tedbirler, diğer yandan aşı umudu...

Salgınla ilgili halen süren belirsizlik hali ve ekonomik şartların ağırlaşması önceliklerin değişmesine neden oluyor.
Bu yüzyılın ilk kez şahitlik ettiği ‘yeni dünya’da her şeye rağmen hayat devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütçe görüşmeleri öncesi yerel yönetimlerde bütçe görüşmeleri tamamlandı. Gözler İstanbul ve Ankara’daydı.

* * *

İstanbul’daki bütçe görüşmelerinde ana gündem ‘Kanal İstanbul’ olunca Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik performansı çok fazla tartışılmadı.
Ankara’da ise durum daha farklıydı. 9.5 saat süren bütçe görüşmelerinde AK Parti ve MHP’nin muhalefeti Ankara sınırlarında kaldı, belediyecilik odaklıydı.
AK Parti Grup Başkanvekili ve Mamak Belediye Başkanı Murat Köse 1.5 saatlik konuşmasına iyi hazırlanmıştı. En büyük avantajı bu kez kürsüye çıktığında, Büyükşehir yönetiminin istediği krediye olumlu oy veren bir muhalefet temsilcisi olmasıydı.

* * *

Köse, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a hem belediye hizmetleri hem de belediye yönetimiyle ilgili pek çok soru sordu.

Yazının Devamını Oku

Domino etkisi büyük zarar verir

Ne zaman deprem olsa Ankara için endişe ettiğim yerlerin başında, nüfusu neredeyse 50 ilden büyük olan Yenimahalle’nin, Demetevler semti geliyor.



200 bine yakın insanın yaşadığı bu bölgede 40-50 yıllık binaların dip dibe hali, 1999 İzmit depreminden sonra çıkan Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılmış olmaları tedirgin eder. İzmir depremi tekrar gösterdi ki yıkılan binalar kadar, binaların üzerine yıkıldığı yapılar da tehlikeli ve onlarca can kaybına yol açıyor. ‘Demetevler’de kentsel dönüşümün şart olduğu’ devletin her kademesinde defalarca söylense de bir türlü mesafe katedilemedi.

* * *



Yazının Devamını Oku

Kurtarılan bebeklerimiz ve kaybettiklerimiz

Pandemi yüzünden zaten zor günler geçirirken, İzmir depremi yüreğimizi yaktı. Depremden 65 saat sonra Elif bebeğin, 91 saat sonra Ayda bebeğin beton yığınları arasından kurtarılması hepimizi sevinç gözyaşlarına boğsa da bir gerçeğin üstünü örtmedi.



Son 20 yıldır ülkede deprem yaşanmayan bölge kalmadı, deprem kuşağında olduğumuzu anlamak ve tedbir almak için daha ne bekleniyor?
Yaşanan onca acı, gözyaşı yetmedi mi? Depremler sonrası aranan suçlular onca canı geri getiriyor mu?
Bina güvenliği, deprem yönetmeliği gibi konular sadece depremlerden sonra mı konuşulmalı?


Yazının Devamını Oku

Ekolojik alan ihtiyacının çıkış yolu: Askeri alanlar

Önceki günkü yazımın “AVM’ler boş ormanlar dolu” başlıklı ikinci bölümünü, “‘Kent merkezindeki yeşil alan ihtiyacıyla ilgili çıkış yolu nedir?’ sorusuna yanıt arayacağız” diyerek bitirmiştim. Kaldığımız yerden devam edelim...



15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 4 yılı aşkın zaman geçti. Türkiye’yi ele geçirme girişiminden sonra kent merkezlerindeki kışlaların şehir dışına taşınacağı duyurulmuştu. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Kışlalardan rant bekleyenler avuçlarını yalar” diyerek askeri alanların yüzde 99’unun yeşil alan olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.

* * *

3 Ekim 2016’daki “Çayyolu kadar yeşil alan olacak” başlıklı yazımda askeri alanların yeşil alan olması halinde Ankara’nın 50 milyon metrekarelik bir yeşil kuşağa sahip olma şansını yakalayacağına dikkat çekmiştim. Pandemi süreciyle önemi bir kez daha ortaya çıkan büyük kentlerdeki kent ormanı ihtiyacı konusunda Başkent Ankara’nın çıkış yolu, askeri alanların bir an önce şehir dışına çıkarılıp; 4 yıl önce söylendiği gibi buraların yeşil alanlara dönüştürülmesidir.


Yazının Devamını Oku

2023 adayı Yavaş ya da İmamoğlu olur mu

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir buçuk sene geçmiş olsa da halen etkileri sürüyor.



İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın yerel siyasetten ziyade genel siyasete etki eden figürlere dönüşmesi seçim dönemiyle sınırlı kalmadı.
Her iki ismin de ‘ortak ve ayrı’ taraftarları İmamoğlu ve Yavaş ismini ‘sıcak’ tutuyor. Pek çok seveni bu iki ismi 2023’te Cumhurbaşkanı adayı görmek istiyor.
Anketlerde isimleri geçiyor. Televizyonlarda ve gazetelerdeler. Sosyal medyada paylaşımları ise milyonlara ulaşıyor.
Bir de siyasi rakiplerinin tavırları üzerinden oluşan/oluşturulan mağduriyetlerin arttırdığı popülarite bu iki ismin ‘hedef büyütmesini’ kolaylaştırıyor. Popülarite konusunda ilk zamanlarda önde olan İmamoğlu’nu, Yavaş geride bırakmış durumda. Gelecekte ne olur bilinmez elbette.

Yazının Devamını Oku

Geçmiş alışkanlıklarla dolu 1.5 sene

Diyalog ve uzlaşı kelimeleri uzun zamandır siyasetle bir arada kullanılır. Gerekliliğini taraflı tarafsız herkes dile getirse de uygulamaya pek geçmez/geçirilemez. Tarafların genelde kendi düşünceleri ve menfaatlerine göre oluşmasını istediği ‘uzlaşı’ ortamı yerini bir anda çatışma alanına bırakır. Hem ulusal hem yerel siyasette yıllardır bunun pek çok örneğini gördük, yaşadık.

Ulusal siyasette kutuplaşma çoğu zaman kazandırsa da yerelde kesin kaybettirir. Bunu yapan kişiden ziyade o şehre kaybettirir.
Kutuplaşmanın kaybettirdiği kentler listesi yapılsa Ankara’yı liste başına koyarım. 20 yılı aşkın süren Büyükşehir-Çankaya-meslek odaları kavgası, bu şehrin yıllarını çaldı.



* * *

31 Mart’ın ardından, “Nasıl bir Ankara olacak?” sorusu merak konusuydu. Mansur Yavaş döneminde Ankara, bir uzlaşı, koordinasyon kenti olacak mıydı?

* * *

Yazının Devamını Oku

Kentin merkezi çöküyor çıkış yolu Saraçoğlu

Birkaç aylık aranın ardından yeniden merhaba. Pandemi şartlarında en doğru isimlerle görüşmelerimi bu sayfalardan sizlerle paylaşma imkânı bulsam da, uzun yıllardır sürdürdüğüm siyaset ve kentle ilgili yazılarıma yaz döneminde ara vermiştim. Salı ve perşembe günleri haftanın gündemi, siyasetin nabzı ve kentteki gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

Elbette tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin ve Başkent Ankara’nın da gündemi koronavirüs. Halen mücadele istenilen seviyelerde olmadığı gibi Ankara’daki durumun da can sıkıcılığı devam ediyor. Ankara dışından görüştüğümüz meslektaşlarımız, arkadaşlarımızın ilk cümlesinin, “Aman Ankara çok kötüymüş, dikkat edin” olmasını kentimize yakıştıramıyorum. Cumhuriyet’in Başkenti, ülkemizin kural koyucu şehrinin tedbirlere riayet etmesi, Türkiye’ye örnek olması gerekiyor.

* * *

İstisnasız herkesin iş ve sosyal hayatını derinden etkileyen pandemi sürecinin ne kadar süreceği belirsiz. Tedbirler konusunda istenilen seviyeye gelinememekle birlikte, ‘Hayat devam ediyor’ hissi, hakim duygu olma yolunda ilerliyor. Hayatımızı koronavirüse göre düzenlemeyi de öğreniyoruz.
Değişen alışkanlıklar kent yaşamında da keskin değişimlere sebep oluyor. 40’ın üzerinde alışveriş merkeziyle metrekare açısından Türkiye’de liste başı olan Ankara’da AVM’ler için -eskiye kıyasla- ‘sinek avlıyor’ desek yanlış olmaz. İnsanlar açık alışveriş alanlarını, doğa yürüyüşlerini tercih ediyor. Bu durum inşaata ve AVM’lere yaslanmış Başkent’in ekonomik hayatında koca bir sorun alanına yol açıyor.

* * *



Yazının Devamını Oku

Bu da bizim ekspres rüyamız

Koronavirüs döneminde ‘yeni dönem’in ilk günü dündü.

Özellikle alışveriş merkezleri ve kuaförlerin açılacak olması bazı kesimlerce olumlu karşılanırken bazı kesimlerde tedirginlik yarattı.
Bugün Hürriyet Ankara, AVM’lerin de başkenti olan Ankara’yı mercek altına aldı, yoğun bölgeleri görüntüledi. Bazı AVM’lerdeki yoğunluk tedirgin edici, bazıları sakin, bazıları kapılarını açmamıştı.
Bu kararların olumlu-olumsuz etkisini önümüzdeki günlerde göreceğiz ve oluşacak tabloya göre de tedbirler kontrollü bir şekilde esnetilecek. Esnetilen önlemler vaka sayısında artışa neden olursa bu kez yeniden sıkı tedbirler gelecek.

* * *

Koronavirüsü bugünlük bir kenara bırakıp, ‘eski’ gündemlerimizden birine döneceğim. Yıllardır tartışılır, kimine göre beyhude bir çabadır, bana göreyse ilgisiz davranılan bir konudur, ‘Ankara turizmi.’
“Ankara’da turizm mi olur?” sözüne hiç tahammülüm yok. Ankara’da bal gibi turizm olur, oldu da...
Elimizde Beypazarı örneği var, hatta oradaki hikâyeyi başlatan Mansur Yavaş’ın hikâyesi bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kadar uzandı.

Yazının Devamını Oku

4 grup başkanvekili ne diyor? Meclis öncesi son mesajlar

Koronavirüs ile mücadelede önümüzdeki hafta tedbirlerin biraz daha gevşetildiği ikinci bir döneme, ‘yeni normal’e geçişe hazırlanıyoruz.

Canlarımızı kaybettik, hastalarımız halen tedavi görüyor...
İyileşenlere seviniyoruz.
Bir yandan hastalıktan korunmaya çalışıyor, bir yandan da eskiye dönmek istiyoruz...
Eskiye -aynı şekilde, aynı şartlarda- dönülemeyeceği, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi bizde de en üst kademede açıklandı.
Bu yüzden tedbiri elden bırakmadan, ‘yeni normal’e geçilmeye çalışılacak.

* * *

Hastalığın Türkiye merkezi İstanbul... Ankara, salgının ilk günlerinden beri Türkiye’nin nüfus açısından ikinci büyük kenti olmasına rağmen iyi bir performans sergiliyor. Başkent’in sağlık altyapısının güçlü olması bunun temel nedeni. Hükümetin tedbirleri, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin çalışmaları, Ankaralının kurallara uymadaki becerisi bugünkü tabloyu karşımıza çıkardı. Öyle bir süreç ki 1 yanlış 100 doğruyu götürebiliyor. Bunun bilincinde olup, aynı kararlılıkla bu süreci atlatmalıyız.

* * *

Yazının Devamını Oku

Başkent’in koronavirüsle mücadeledeki başarısı tesadüf değil

Nisan aynının ilk günü, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen’le sohbetimizi bu köşeden aktarmıştım. Aynı zamanda dünyaca saygın tıp fakültelerine de sahip olan üniversitelerin başındaki iki bilim insanının koronavirüsün ülkemizdeki seyriyle ilgili Nisan ayı öngörüleri neredeyse bire bir gerçekleşti. İki önemli isimle bu kez bayram sonrası olarak hedeflenen normalleşmeye geçiş sürecini, koronavirüsle mücadeleyi ve önümüzdeki süreci konuştuk. Koronavirüs salgınıyla mücadelede Ankara’nın kuralları daha dikkatli uyguladığını belirten Prof. Dr. Haluk Özen, “Altyapımız iyi, sağlık çalışanımız iyi, kurallara daha çok uyan bir şehiriz” derken, Prof. Dr. Erkan İbiş de, Başkentlilerin kurallara uyma açısından daha bilinçli olduğunu söyleyerek, “O yüzden Ankara’daki vaka sayısı az” ifadelerini kullandı.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ PROF. DR. ERKAN İBİŞ:VİRÜSLE YAŞAMAYA ALIŞACAĞIZ

“Gelinen noktada her biri bizi çok üzen kayıplar yaşasak da tablo ülkemiz adına dünyaya kıyasla pozitif. Sağlık sistemimizin bir pandemiyi göğüsleyebileceğini gördük. Hızı, şiddeti daha azalmış olmakla beraber devam ediyor. Ve inanıyorum ki bu, aşağı doğru eğim giderek daha keskinleşecek, vaka sayıları azalacak. Yok olmasını beklemek de yanlış. Üniversitemizdeki bilim insanlarımız da bunu söylüyor, virüsle yaşamaya alışacağız. Amerika’da her yıl gripten 70-80 bin kişi ölüyor. Dolayısıyla biz de bu COVID-19’la yaşamayı öğreneceğiz.

NORMAL İÇİN EPEY ADIM VAR

Aşısı çıktığı zaman elbette ki hiçbir yüzde yüz korumasını beklemememiz lazım, hastalığın görülme sıklığını çok azaltacak ama yok etmeyecek. Hayatın normale dönmesi başlayacak ancak aşı oluştuğu zaman bile hayat tümüyle normal kabul edilmeyecek. Şu ankinden bir adım daha geriye gitmek gibi yorumlamak lazım. Normal için daha epey adım var. ‘Biz koronavirüsten öncekine aynen döneceğiz’ diye bir şey yok. Çünkü o gerçekten büyük bir risk. O zaman çok daha büyük bir dalga oluşabilir.

Yazının Devamını Oku

100. yılında ilk günkü gibi el ele omuz omuza

Küçüklüğümden beri tarih ilgimi çekmiştir. Kitaplar, filmler, dönem prodüksiyonları...

Zamanlarıyla özdeşleşen kahramanlar ya da kahramanlarıyla özdeşleşen zamanları dikkatle okumuşumdur.
Tarih -sadece isimlerini yazmaya kalksak- sütunlara sığmayacak bilim insanları, askeri dehalar, politikacılar, sermaye sahipleriyle doludur.
Kimine dünya borçludur, kimi için ‘keşke hiç olmasaydı’ deriz. Ama iyisi de kötüsü de tarihin seyrini değiştirmiş; ismini tarihe, kitaplara, filmlere kazımıştır.

* * *
Kimi, bugün dünyanın süper gücü ya da ‘yeni dünyanın’ süper gücü olmaya namzet ülkelerin kahramanıdır.
Kimi, fakir bir Güney Amerika ülkesinin özgürlük savaşçısıdır, kimi insan hakları savunucusudur.

Yazının Devamını Oku

Altınok: Keçiören’deki vaka Ankara ortalamasının altında

Koronavirüs salgınında tedbirler arttırılmaya başlandı. Geçtiğimiz hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağı bu hafta sonu da devam edecek.

Bu kez yasak kararı erkenden açıklandı ve geçtiğimiz cuma günü yaşanan o görüntülerin yeniden yaşanmasının önüne geçildi gibi gözüküyor, tabi tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.
Salgının kontrol altına alınmasının şehirlerin kontrol altına alınmasıyla mümkün olabileceğinden hareketle kent geçişleri engellenince gözler o şehirlerin ilçelerine çevrildi.
Başkent’in nüfusu bir milyon civarında olan iki ilçesinden biri olan Keçiören’deki durumu merak ettim. Pazar, park kültürünün yaygın olduğu, çalışmak zorunda olan binlerce kişinin giriş-çıkış yaptığı, Türkiye’deki kentlerin yüzde 80’inden fazla nüfusa sahip olan ilçedeki son durumu Belediye Başkanı Turgut Altınok’la konuştuk:



“Belediye başkanlığım süresince geçmişte de bugün de sokaktayımdır. Bunu başta Keçiörenliler olmak üzere Ankara bilir desek yanlış olmaz. Bugün için de gerekli önlemleri alıp sokakları, caddeleri gezmeye devam ediyorum. Bu hafta sonu ilk kez uygulanan sokağa çıkma yasağı dışında da Keçiörenliler sosyal mesafeye dikkat ediyor. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşlarımız sokağa çıkma yasağına uyuyor. Gündüz de gece de sokaktayım, çoğu zaman benden başka kimse olmuyor diyebilirim. Daha çok polislerimiz ve bekçilerimizle karşılaşıyoruz.

* * *

Yazının Devamını Oku

Parti yok, siyaset yok, polemik yok

Çankaya nüfus açısından Ankara’nın değil Türkiye’nin en büyük ilçesi. Bir milyon nüfusunun yanında gündüz nüfusu 2.5 milyonu aşıyor, daha doğrusu aşıyordu…

Koronavirüsten sonra Çankaya, eski günlerinden çok uzak. Özellikle kent merkezi Kızılay, Tunalı Hilmi Caddesi, Bahçelievler 7. Cadde gibi popüler bölgeler ‘normal zamanlar’a göre bomboş. Ancak salgınla mücadelede ‘normal zamanlar’ doğru bir kıstas olmuyor maalesef.
Hâlen kentin dört bir yanından çalışmak zorunda olan pek çok insan, Çankaya’nın çeşitli bölgelerine özellikle de Kızılay’a geliyor, ya orada çalışıyor ya da oradan başka bölgelere geçiyor.
Kentin merkezindeki durumu, alınan tedbirleri, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’le konuştuk:
“Çankayalı komşularımızın genel olarak evde kaldıklarını söyleyebilirim. ‘Evde Kal’ kuralına ilçe sakinlerimiz uyuyor. Kızılay Ankara’nın merkezi olduğu için yaya trafiği oldukça az ama araç trafiği var. Araç trafiğini de polis kontrol noktaları kurarak denetliyor. Ama yaya trafiğinin hem Çankaya’da hem Ankara genelinde minimuma indiğini söyleyebilirim.

ANKARA MODELİ OLUŞTURULDU

Yazının Devamını Oku

Yavaş’tan çocuklar için önemli çağrı

Koronavirüsle ‘çok aşamalı’ mücadele devam ediyor. Dünya genelinde bitmezse, tekrar etme tehlikesi ortada.

Ülkeler kendi içlerinde bu mücadeleyi kazanmalılar. Bu yüzden ülkeler arası geçiş durduruldu. Şehirler kendi içlerinde bu mücadeleyi kazanmalılar, bu yüzden şehirler karantina altına alındı. ‘Her birey kendi karantinasını ilan etmeli’ çağrıları tam da bu yüzden yapılıyor.
Tersten gidecek olursak, bizler izolasyona uyarsak mahallemizi, ilçemizi ve kentimizi; kentlerimizi izole edersek ülkemizi koruyabiliriz.

* * *

Elbette bunu söylemek kolay, uygulamanın komplikasyonları var. Karantina beraberinde sağlık-ekonomi açmazını getiriyor. Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de salgın-ekonomi ilişkisi can sıkıyor. Sık sık bu köşeden artık dünyada ülkelerden ziyade şehirlerin rekabetini anlatmaya çalıştım. Koronavirüste de şehirlerin mücadelesini gözlemliyoruz. İtalya’da Milano, ABD’de New York büyük sıkıntıda.

* * *

Kentlerdeki mücadelenin önemine sık sık dikkat çeken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, geçtiğimiz günlerde salgının şehirlerdeki durumunu gösteren tabloyu paylaştı. İstanbul’daki tablo endişe verici. Ankara ilk üçte olsa da, rakamlar İstanbul’daki gibi değil. Başkent’in durumunu, alınan tedbirleri ve süreci Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’la konuştum. Yavaş’ın bu sürecin en büyük mağdurları olan çocuklarla ilgili önemli bir çağrısı oldu:

Yazının Devamını Oku