GeriDeniz Gürel Başkent Ankara sınıfta kaldı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başkent Ankara sınıfta kaldı

Anadolu Ajansı’nın 4 Şubat’ta servis ettiği ‘2019’da en çok ziyaret edilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri’ haberi dikkatimi çekti.

Habere göre toplam ziyaretçi sayısı: 35 milyon 48 bin 417
Bizim için asıl/acı haber ise şu:
1) Ayasofya Müzesi(İstanbul): 3 milyon 727 bin 361
2) Mevlana Müzesi(Konya): 3 milyon 464 bin 155
3) Pamukkale Hiearapolis Ören Yeri (Denizli): 2 milyon 557 bin 868
4) Topkapı Sarayı Müzesi(İstanbul): 2 milyon 364 bin 946
5) Efes Ören Yeri(İzmir): 1 milyon 855 bin 694
6) Göreme Ören Yeri(Nevşehir): 1 milyon 403 bin 444
7) Kaymaklı Yeraltı Şehri(Nevşehir): 632 bin 970
8) Hacıbektaş Müzesi(Nevşehir): 592 bin 727
9) Troia Ören Yeri(Çanakkale): 583 bin 491
10) Ihlara Vadisi Ören Yeri(Aksaray): 566 bin 917

* * *

Maalesef ‘ilk 10’da Ankara yok.
Ne 1921 yılında açılan Anadolu Medeniyetleri Müzesi...
Ne Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi...
Ne de Kurtuluş Müzesi...

Başkent Ankara sınıfta kaldı

* * *

“Bu rakamlara şaşırdın mı?” derseniz...
Cevabım “Hayır!”
Canı pahasına Sakarya Meydan Muharebesi’nde Türk milletinin kaderini değiştirmiş -tarihin dönüm noktası- bir savaşın bile Polatlı’da yaşandığını anlatamadık.
Duatepe’de şehit olmuş binlerce vatan evladının yattığı topraklara hak ettikleri anıtları, müzeleri yapamadık.
Kültür mirasımız Gordion’u alışveriş merkezi olarak bilenlerin sayısı eminim daha fazladır.

Başkent Ankara sınıfta kaldı

* * *

Başta Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Ankara Valisi Vasip Şahin ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere...
Bu bir Ankara meselesi değil, Türkiye meselesidir.
Yukarıdaki rakamlar Ankara’nın geniş çaplı turizm, kültür-sanat planına ihtiyaç duyduğunu bağıra çağıra anlatıyor.
Bu sese kulak verin.

Başkent Ankara sınıfta kaldı

ROMA HAMAMI VE ROMA YOLU’YLA BİRLEŞTİRİP BÜTÜNCÜL PROJE OLMALI

Bugün manşetimizde detaylarını okuyacağınız, Ankara adına sevindirici bir haber var.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanı Bekir Ödemiş, ‘Ankara Roma Tiyatrosu ve Arkeopark Projesi’nin onaylandığını, projenin 2021 yılında tamamlanarak dünya kültürel mirasına kazandırılacağını açıklıyor.

* * *

Roma Tiyatrosu’ndaki bu gelişmeyi, Hürriyet Ankara’da yayınlanan ANKADEMİ yazı dizisini birlikte yaptığımız Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı Şehir Plancısı Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin’le konuştum.
Savaş Zafer Şahin, Efes Antik Kenti Yönetim Planı Koordinatörü ve Gaziantep Yemesek Antik Kenti Yönetim Planı Danışmanı.
Yani konunun uzmanlarından.
“Doğru ve güzel bir proje” dedi ve şunları ekledi:
* Arkeopark, dünyada da sık sık uygulanan bir proje. Roma Hamamı ve Roma Yolu’yla birleştirip bütüncül proje olmalı.
* Roma Hamamı’nı da çok az sayıda kişi ziyaret ediyor. Bu Arkeopark’la Ankara’nın bir Roma kenti olduğu daha kolay anlaşılacaktır.

Başkent Ankara sınıfta kaldı

ÖNCE ANKARA(LI)’YA ANLATACAKSIN

Savaş Zafer Şahin’e, ‘2019’da en çok ziyaret edilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı müze ve ören yerleri’ listesinin ilk 10’unda Ankara’nın olmadığını ve bu konuda ne düşündüğünü de sordum.
DEDİ Kİ: Ankaralılar, Ankara’nın kültürel değerlerinden haberdar değil. Yani Önce Ankara(lı)’ya anlatacaksın.
DEKİ Kİ: Altına bir yazı asarak ve ziyaretçinin okumasını umarak o eseri anlatamazsın. Senaryolara ihtiyaç var.
Ve son olarak...
DEDİ Kİ: Tüm bu eksik yönler masaya yatırılmalı, Ankara’da acilen Kültürel Miras Ana Planı yapılmalı.

Başkent Ankara sınıfta kaldı


X

Kent merkezine ana plan reçetesi

Başkent Ankara’da kent merkezlerinin cazibesini -Kızılay başta olmak üzere- yitirmesi, pek çok insanın artık sosyalleşmek ya da alışveriş yapmak için kent merkezlerini tercih etmemesini, dün bu köşeden siz okurlarımızla paylaşmıştım. Hem okurlarımızdan hem de yakın çevremden bu yazıyla ilgili geri dönüşler aldım. Fikirlerini aktaranlar da vardı, beklentilerini dile getirenler de...Özetle eleştirilerimin kat be kat fazlasını okurlarımızdan işittim.

Dünkü yazımı “Kızılay ve diğer kent merkezleri için neler yapılmalı?” sorusuyla bitirmiştim. Bu soruya yanıt arayanlardan biri de Ankara Kent Konseyi Başkan Yardımcısı ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Şahin.
Özellikle de kent dışına taşınacak olan askeri alanlarla ilgili ilginç bir istatistik veren Prof. Dr. Zafer Şahin, şu bilgileri paylaştı:



YEŞİL ALAN KADAR RESMİ KURUM ALANI

Yazının Devamını Oku

Kızılay için son şans

Ankara’da yıllardır gözümüzün önünde kaybolan kent merkezleri var. Önce Ulus sonra Kızılay... Cazibesini daha üste taşıyamayan Tunalı Hilmi Caddesi ve çevresi ya da Bahçelievler...

Her birinin değerini kaybetme nedenleri farklı ama kaderine terk edilme nedenleri aynı.
Üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarının haklı ama idareler tarafından dikkate alınmayan, bazen de alınıyormuş gibi yapılan çağrıları tozlu raflarda...

***

15 Temmuz’daki hain darbe girişiminin ardından askeri alanların şehir dışına taşınacağı açıklanmıştı. Elbette taşınma zor ve zahmetli bir süreç. Sevindirici tarafı kent içerisinde kalan askeri alanların yeşil alan olarak değerlendirileceğinin açıklanmış olmasıydı. Bu da kent içerisinde 50 milyon metrekare civarı(Çayyolu kadar) alanın yeşil alan olarak değerlendirilmesi anlamına geliyordu.

***

30 Ağustos Pazartesi günü tüm kuvvet komutanlıklarını ve Milli Savunma Bakanlığı’nı(MSB) bir araya getirecek olan Ay Yıldız Yerleşkesi Projesi’nin temeli Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla atıldı. MSB’nin ve kuvvet komutanlıklarının yerleşkelerinin kent merkezinden Etimesgut’a 2023 yılında taşınması planlanıyor.

***

Taşınacak askeri yerleşkelerin yerine düzgün planlamalar yapılması ve Kızılay’ın yeniden canlanması, Ankara’nın kentler arası yarışta var olması, şehircilik açısından örnek bir kent merkezine sahip olması için son şansı.

Yazının Devamını Oku

‘Çekimser’ muhalefet

Ankara Büyükşehir Belediye(ABB) Meclisi’nde bir su tartışmasıdır gidiyordu. ABB Başkanı Mansur Yavaş yönetimi “kademeli su tarifesine geçiş” istiyor, Meclis’te çoğunluğu olan AK Parti ve MHP’den oluşan muhalefet bloğu ise gelen teklifleri beğenmiyordu.

Nihayetinde birkaç aylık ertelemenin ardından önceki günkü Meclis oturumunda “kademeli su tarifesi” geçti, ama tartışma yine bitmedi.
Muhalefete göre Mansur Yavaş yönetimi, seçim öncesi verdiği söze aykırı hareket etti ve suya zam yaptı.
ABB Başkanı Mansur Yavaş ise sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın da önerisi olan kademeli su tarifesine geçerek su tasarrufunu sağlıyoruz. Kademeli su tarifesi vatandaşlarımızın yaklaşık yüzde 90’ını etkilemeyecek ve sosyal yardım alanların faturaları 10 metreküpe kadar metreküp başı 1 TL’ den faturalandırılacak” diyerek zam iddialarının doğru olmadığını savundu.
* * *
Yeni tarifenin yansıdığı faturalar, vatandaşın eline geçtiğinde kimin haklı olduğunu zaten ortaya koyacak.
Burada sorum muhalefete:
* Eğer bu tarifenin vatandaşın kesesini olumsuz etkilediği konusunda şüpheleri yoksa neden “ret” oyu  yerine “çekimser” oyu verdiler?

Yazının Devamını Oku

Ankara’ya yakışmayan görüntüye Cumhuriyet Kulesi teklifi

Ankara’nın silüetini bozan radyo-televizyon vericilerinin İstanbul’da Çamlıca Kulesi benzeri bir yöntemle çözülmesi gerektiğine önceki yazımda değinmiştim.

Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın ilçesinde ve Çankaya’daki vericilerin tek merkezde toplanmasının sadece bu iki ilçenin değil Ankara’nın sorunu olduğuna yönelik açıklamalarına da bu köşede yer vermiştim.
Yazımın sonrasında pek çok geri dönüş aldım. Televizyon vericilerinin Ankara’yı medeni bir başkent görünümünden uzaklaştırdığını söyleyen de vardı, Ankara’da kent ucubesi yapıları sayan da, en işlek yerlerdeki tabela kirliliğini hatırlatan da...
Ortak görüş; Ankara’nın silüetinin Cumhuriyet’in Başkent’i görünümünden uzak olduğu yönünde.


* * *

Yazımın ardından Keçiören Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Ankara’ya da ‘Çamlıca’ gerek

Başkent Ankara’nın en büyük sorunlarından biri silüet sorunu. Şehre neresinden bakarsanız bakın kentin genel görüntüsünü bozan bir şeyler var. Kimi zaman çirkinlik abidesi bir gökdelen, kimi zaman üstünde vinç unutulmuş yarım kalmış bir otel, kimi zaman refüje yapılmış dükkânlar, gecekondudan beter birbirine yapışık yüzlerce bina…

Örnekleri arttırmak mümkün... Türkiye’nin hemen hemen tüm büyük kentlerinde olan Başkent’teki silüet sorunu elbette çözümsüz değil. Bu şehre, bu şehrin bazı bölgelerine, semtlerine, ilçelerine ‘ölmüş bitmiş yapacak bir şey yok’ demek de kolaycılıktır, bahanedir.
Çünkü bu kent sıradan bir kent değil; yüzlerce yıllık tarihi olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinden bahsediyoruz. Bazen bir kötü örneği bile iyisiyle değiştirince, iyisinin sonuçları motive eder bir kenti. Dünyada şehircilik açısından lider kentlerin hikâyelerine bakarsanız benzer örnekler göreceksiniz.

* * *

İstanbul’da hafta sonu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı Çamlıca Kulesi’yle ilgili ajanslara düşen haberi görünce aklıma Başkent’in silüetini Çankaya’dan Yenimahalle’ye kadar bozan televizyon vericileri geldi. İstanbul bu sorundan kurtuldu, gayet de güzel oldu.
Peki ya Ankara?
Sonra arşive baktım. 2010’da bu konu gündeme gelmiş, bu köşede duyurmuşuz, 2012’de de gündeme gelmiş, 2016’da da yine bu köşeden duyurmuşuz. Sene olmuş 2021, nereden baksan görünen çirkinlik abidesi vericiler, sanırsın kentin simgesi...

* * *

Ne yapsan çirkinliği kapatılamayacak vericilerle ilgili son umut veren gelişme Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı 2016 yılındaki ziyaretinde gerçekleşmişti. Sonrasında Dikmen Çaldağı civarının bu vericilerin toplanması için en doğru yer olduğu açıklandı ve öylece kaldı.

Yazının Devamını Oku

Bugün pandemi ya sonra

Koronavirüs salgınında üçüncü dalgayı yaşıyoruz ve her yeni dalga bir öncekinden daha tehlikeli seyrediyor. Pek çoğumuzda salgının ilk dönemindeki, “Nasıl olsa geçer, biz virüse virüs bize alışacak ve geçip gidecek” düşüncesi yerini, “Acaba aşı da çözüm değil mi, bir daha eskiye dönemeyecek miyiz?” endişesine bıraktı.

Hürriyet Ankara olarak ilk günden itibaren salgının gidişatını takip ettik. Hemen her gün değerli tespitleri ve görüşleriyle pek çok önemli bilim insanıyla okurlarımızı buluşturduk, buluşturmaya da devam ediyoruz.
Henüz tehlikenin büyüklüğünü öngöremediğimiz Mart 2020’de de; ikinci dalganın henüz çok ciddiye alınmadığı geçtiğimiz yılın temmuz-ağustos aylarında da Hürriyet Ankara olarak başta Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ve Prof. Dr. İsmail Balık olmak üzere bilim insanlarının hayati uyarılarını sayfalarımıza taşımıştık.
Bugün yine önemli bir virajdayız. Elimizde aşı avantajı var ancak bu kez de ölümcül mutasyonlar, yayılma hızı, hasta sayısındaki artış, fiziksel ve psikolojik yorgunluk gibi handikaplarımız var. Ekonomik etkileri ise olayın bambaşka bir boyutu.

* * *

Ramazan ayıyla birlikte kısıtlamaların artması ilk hafta bir sonuç vermediği gibi hasta sayısı günlük 50 binin üzerinde, vefat sayısı günlük 350’leri bulmuş durumda. ‘Maske-mesafe-hijyen’ üçlemesi modası geçmiş şarkı nakaratı muamelesi görürken, bugünlerde herkesin dilinde ‘tam kapanma’ meselesi. Pek çok bilim insanı da bu görüşte, bazı kesimlere göre geç bile kalındı...

* * *

Bugün için öncelik sağlık, pandeminin alt üst ettiği ekonomik şartlar, mücadelenin zorluk derecesini arttırıyor. Peki pandemi sonrası ne olacak?

Yazının Devamını Oku

Faaliyet öncesi Meclis'in sesi

Dünyanın bütün dengelerini altüst eden pandeminin en sorunlu günlerindeyiz. Ülkemizde günlük 50 bin vaka civarında seyreden rakamlar, konunun ciddiyetini de ortaya koyuyor. Bu durum, herkesin birinci gündemini koronavirüs ve etkileri olarak belirliyor. Her ne kadar aşı ve doğal bağışıklıklar umut olsa da sürecin ne kadar devam edeceği belirsiz. Bir yandan sağlık endişesi bir yandan ekonomik sorunlar, toplumun hemen hemen her kesimini etkiliyor.

Elbette tüm handikaplarına rağmen hayat devam ediyor. Hararetli siyasi tartışmalara her gün bir yenisi -sanki pandemi yokmuş gibi- ekleniyor. Erken seçim tartışması, muhalefetin cumhurbaşkanı adayı, anayasa tartışmaları, HDP’nin kapatma davası derken son olarak emekli amirallerin bildirisi akla gelen ilk başlıklar. Bu tartışmaların arasında virüse yakalanmamaya, ekonomik olarak ayakta kalmaya çalışıyoruz.



* * *

Biz de Ankara’nın gündemine şöyle bir bakalım. Mansur Yavaş döneminin ikinci yılı geride kaldı. Bugün Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyet raporunun görüşüleceği Meclis toplantısının ilk günü. Yavaş’ın bir yılı masaya yatırılacak. Hem kendisi ikinci yılını anlatacak hem de CHP ve İYİ Parti grupları geride kalan seneyi değerlendirecek. Meclis’te çoğunluğu olan AK Parti ve MHP grupları da Yavaş dönemiyle ilgili eleştirilerini sıralayacak.

* * *

Türkiye’deki siyasi figürler, içinde bulunduğumuz olağan dışı şartların da etkisiyle, görev tanımlarından ziyade gösterdikleri reaksiyonlarla halkta karşılık buluyor ya da tepki çekiyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Ankara için kritik uyarı

Koronavirüs salgınının dünyayla birlikte ülkemizi etkisi altına aldığı tarihin üzerinden neredeyse bir yıl geçecek. Zaman zaman artan, zaman zaman azalan ama bir türlü bitmeyen kâbus gibi süreçte yeni bir döneme geçtik. Bu hafta başından itibaren her şehir kendi kaderini belirleyecek. Tedbirlere uyan ve salgının seyrini değiştirebilen kentler ‘yeni normale’ geçebilecek.

Bu kapsamda yapılan değerlendirmede Başkent Ankara, risk haritasında ‘orta riskli’ iller arasında gösterildi ve ‘sarı’ renkte yer aldı. Geride bıraktığımız yılın sonbahar aylarıyla birlikte yükselen rakamlar, Ankara’yı ‘yüksek riskli’ iller arasına sokmuştu. Alınan tedbirler, doğal bağışıklığın artması ve aşının başarılı olması, Ankara’yı ‘orta riskli’ şehirler arasına soktu. Ve şehirlerin kendi kaderlerini belirlediği bu yeni sürece Ankara pek çok esnemeyle girdi.
İşletmeler yeniden açıldı, öğrenciler okullara geri döndü, sokağa çıkma yasağı olan yaş grupları yasaktan kurtuldu.

* * *

Hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan memnuniyet veren bu süreç, elbette koronavirüs tehdidinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Esnemeler rehavete dönüşür; tedbirler hiçe sayılırsa, Ankara’nın yeniden yasaklı döneme geri dönmesi söz konusu olabilir.

* * *

Yeni dönemin ilk günleriyle ilgili Ankara Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Hürriyet Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık’la önemli bir sohbet gerçekleştirdik. Balık, kritik uyarılarda bulundu ve Ankara’nın ‘sınırda’ olduğunun altını çizdi. Balık’a göre kentte bir rehavet görüntüsü var ve bu durum bir sonraki değerlendirmede bizi ‘riskli’ hatta ‘yüksek riskli’ iller kategorisine sokabilir.
İşte Balık’ın, Başkent için önemli uyarıları ve önerileri:

Yazının Devamını Oku

Belediyeler yükseklikliğe müdahale etmezse devreye biz gireriz

Ankara’nın çevre ilçelerinin her biri bir cevher. Doğal güzellikleri olan da var, tarihi özellikleri olan da yer altı zenginlikleriyle sağlık turizmine uygun olan da...Ancak hemen hepsi ya yeterli yatırımı görmemiş ya da vizyonlu projelerle değerlerini ortaya çıkaramamış.Ankara’da doğan ve büyüyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un salı günü kentin dış ilçelerine yaptığı ziyarete katıldım.Kurum, Güdül, Nallıhan, Beypazarı ve Ayaş ziyaretlerinde kentin çevre ilçelerine pek çok yatırım sözü verdi. Ülkesel kalkınmanın en önemli ayaklarından biri olan yerel kalkınmanın önemini vurguladı.

Gezinin öğle yemeği molasında ise konumuz Ankara’ydı. Bakan Kurum, çok tartışılan emsal artışlarından, Saraçoğlu Mahallesi’ndeki dönüşüme, yılan hikâyesine dönen Ankapark’tan AKM alanında yapımı süren millet bahçesine kadar pek konuda samimi açıklamalarda bulundu...

1 EMSALLİ YERİ 3’E ÇIKARAN DEĞER FARKINI ÖDEMEK ZORUNDA

“İmar değişikliği noktasında ve yapı yüksekliği noktasında da imar planlarında etraftaki yükseklik neyse bu yüksekliği geçmeyecek şekilde belediyeler belirlemek zorunda. Belirlemezse eğer, bakanlık bireysel belirme yetkisine sahip. Diğer taraftan emsal, imar artışlarıyla ilgili bunu da kökten kaldırdık. 1 emsalli bir yeri, 2-3 emsalli bir yere çıkartırsanız, oluşan değer farkının tamamını kamuya ödemek zorundasınız. Kentsel dönüşüm projeleri burada istisna. Özetle son düzenlemeyle emsal değişikliği isteyen kişi için bu bir avantaj olmaktan çıktı.


Yazının Devamını Oku

Kendi şehirlerini yönetemeyenler ülkeyi yönetmeye kalkıyor

Pandemiye takılan AK Parti’nin üç büyük kentteki kongre takvimi açıklandı. 17 Şubat’ta yapılacak olan Ankara İl Kongresi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da telekonferans yöntemiyle değil, fiziki olarak katılması planlanıyor. AK Parti Ankara İl Başkanı Hakan Han Özcan’la kongreye günler kala bir araya geldik. Hem yaklaşan kongre hem de kent siyaseti üzerine konuştuk.

 * Yeniden aday mısınız?

Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın takdirleriyle önümüzdeki dönemde çalışmalarımızı daha da ileriye taşımayı hedefliyoruz. 103 bin üyeyle Ankara’da rekor kırdık. Şu anda tüm Türkiye’de 1 milyonun üzerinde yeni üye kaydı var. Bunun yüzde 10’undan fazlasının Ankara’da olması bizim için gurur verici. Ankara teşkilatlarımız olarak pandemi süreci olmasına rağmen 5 aylık süreçte ulaştığımız bu rakam çok önemli. Gençlik kolları ve kadın kollarımızın çalışıp bu kadar yeni üyeye ulaşması, Sayın Cumhurbaşkanı’mıza Ankaralı hemşehrilerimizin destek olması, bizim için ayrı bir mutluluk. Bir kez daha Ankaralı hemşehrilerime Sayın Cumhurbaşkanı’mıza destekleri için teşekkür ediyorum.

* Kongre takvimi nasıl işleyecek?

12 Şubat’ta Gençlik Kolları il kongremiz var. 15 Şubat’ta Kadın Kolları il kongremiz var. 17 Şubat’taki il kongremizi ise Ankara Arena Spor Salonu’nda yapacağız. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın fiziki olarak geleceği ilk kongre olacak. Cumhurbaşkanı’mızın gelmesi dolayısıyla heyecanlıyız ve sabırsızlanıyoruz. İnşallah yeni dönemde de kadrolarımızı yenileyeceğiz. 25 ilçemizde de göreve geldiğimizden beri görev değişimleri oldu. Tecrübeli kardeşlerimiz var. Geçmiş dönem ilçe başkanlarımızı da yönetime alacağız inşallah. Kadınlarımızın daha çok sayıda temsil edildiği, aynı zamanda gençlerimiz ve kurucularımız, teşkilat mensuplarımızın da olacağı güçlü bir kadroyla 2023’e hazırlanmaya devam edeceğiz.

* Uzun yılların ardından İstanbul ve Ankara’da büyükşehir belediyeleri el değiştirdi. 2 yıl geride kaldı. Bir özeleştiri süreci oldu mu?

Yazının Devamını Oku

İmamoğlu ya da Yavaş Cumhurbaşkanı adayı olur mu

Siyasetin dili Türkiye’de son yılların en büyük tartışma konusu. Bu durum iktidarın muhalefette, muhalefetin iktidarda kabahati bulduğu bir çıkmaza dönüştü. Ve maalesef en üst tabakadan en alt tabakaya kadar yayıldı.

Bir süredir yazılarımda bu gerginliğin kent siyasetine sirayetinin handikaplarına yer vermeye çalışıyorum.
Hürriyet Ankara ailesi olarak yıllardır ‘kentten yana’ yayıncılık yapıyoruz, ‘kentin siyaseti olmaz’ diyoruz. Kent siyasetinin zararının o kente, ilçeye, mahalleye olduğunu ve olacağını söylüyoruz.

* * *

CHP Ankara İl Başkanı Ali Hikmet Akıllı ile geçtiğimiz günlerde yaptığımız sohbete de siyasetin diliyle başladık. Ankara Büyükşehir Belediye(ABB) Meclisi’ndeki gerilimin bitmesi gerektiğini söyleyen ve “İktidarın genel politikalarındaki gerginlik, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ne de sirayet ediyor. Bu gerginliğin bitmesi lazım. Gerginlikten halk da zarar görür, siyaset de” diyen Akıllı’ya, ‘Bu konuyu ABB Başkanı Mansur Yavaş’la da konuşuyor musunuz?’ diye sordum, şunları söyledi:



Yazının Devamını Oku

Aktörler popüler kaybeden Ankara

Bu köşeden son yazımda kentle ilgili ‘ortak aklın’ çalışmadığını, genel siyasetteki gerginliğin Ankara kent siyasetinde de aynen yaşandığını, bunun da en büyük zararının Başkent’e ve Başkentliye dokunduğunu örnekleriyle anlatmıştım.

Yazımın ardından hem okurlarımızdan hem de kent yöneticilerinden geri dönüşler oldu. Her ne kadar ‘karşıyı’ suçlama olsa da farklı düşüncelerden pek çok kişi, kentteki siyasi çekişmenin aktörlere popülerlik kazandırıp, Ankara’ya bir şey kazandırmadığı konusunda hem fikirdi.

* * *



Konuştuğum isimler arasında AK Parti’li ve CHP’li iki ismin söyledikleri çok önemliydi.
Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’yla başlayalım. Balcı, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’ndeki gerginliklerin kente bir faydasının olmadığına inanlardan. Meclis’te Başkan Mansur Yavaş’la, AK Parti Grup Başkanvekili Murat Köse arasındaki Büyükşehir-ilçe belediyelerinin hizmet alanları konusundaki tartışmadan rahatsız olduğunu belirterek özetle şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

Ortak akıl, falan filan

Türkiye’nin siyaseten ayrışmasının, ülkenin dört bir yanında farklı konularda derin hasarlar oluşturduğu açık.

Mesele öyle bir noktaya geldi ki her konuda fanatizme dönüşen taraf tutma hastalığı ülkemizin her yerine yayıldı.
Bırakın siyasi partilerin/temsilcilerinin/taraftarlarının birbirini dinlemeden ‘reddetmesini’, son dönemde tartışma konusu olan WhatsApp konusunda da aynı fanatizmi görüyoruz, Survivor’da kimi tutacağımızda da aynı fanatizmi ve agresifliği görüyoruz.

* * *

Yaşanan hiçbir şey bizi uzun süreli birliktelik konusunda motive edemiyor. Ne hukuk sistemimizi alt üst eden Ergenekon-Balyoz süreci ne FETÖ’nün hain darbe girişimi ne de pandemi...
Ayrı düşecek yer arıyoruz, tartışma ve kavga görünce dayanamıyor, alakamız olsun olmasın dalıveriyoruz.
“Neden bu hale geldik?” sorusuna elbette herkesin kendine göre yanıtı vardır. Siyaset, ekonomi, teknoloji, sosyal medya, insanların değişmesi gibi pek çok başlık sayabiliriz.

* * *

Üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken soru ise “Her konudaki bu fanatizm halinden nasıl çıkarız?” olmalı.

Yazının Devamını Oku

Bu parkın her adımında tarihe tanıklık edeceksiniz

Etimesgut’ta 60 bin metrekare üzerine yapılan Türk Tarih Parkı ve Müzesi, Ergenekon’dan Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’ten günümüze tarihteki dönüm noktalarını gelecek nesillere aktaracak. Tarihçilerin görüş, öneri ve eleştirileri ışığında planlanan parkın önümüzdeki bahar aylarında açılması planlanıyor.

Çalışmalar kapsamında parkın yanına bir heykel atölyesi kurulmuş, 75 kişilik ekip burada çalışmalarını sürdürmüş. Heykellerin yapımında, Türkiye’nin yanı sıra Türk Cumhuriyetleri’nden gelen heykeltıraşlar da yer almış.

Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında ‘Z kuşağı’ meselesi geliyor.
Kimilerine göre 1996-97 sonrası doğan, kimilerine göre 2000 sonrası doğan gençlerimiz ve çocuklarımız bu isimle adlandırılıyor.
Herkesin bu kuşakla ilgili fikri var. ‘Z kuşağı’; siyasi partilerin, reklamverenlerin, şirketlerin, iyi-kötü tüm odakların hedefinde.
Yani hem hedefler hem de belirleyiciler. Siyasi geleceği de ekonomik tercihleri de onların belirleyeceği inancında olan çok ciddi bir kitle var.
* * *

Yazının Devamını Oku

7 Aralık hesaplaşması

Pandemi sürecinin en ağır rakamlarıyla karşı karşıyayız. Bir yandan yeni tedbirler, diğer yandan aşı umudu...

Salgınla ilgili halen süren belirsizlik hali ve ekonomik şartların ağırlaşması önceliklerin değişmesine neden oluyor.
Bu yüzyılın ilk kez şahitlik ettiği ‘yeni dünya’da her şeye rağmen hayat devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki bütçe görüşmeleri öncesi yerel yönetimlerde bütçe görüşmeleri tamamlandı. Gözler İstanbul ve Ankara’daydı.

* * *

İstanbul’daki bütçe görüşmelerinde ana gündem ‘Kanal İstanbul’ olunca Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik performansı çok fazla tartışılmadı.
Ankara’da ise durum daha farklıydı. 9.5 saat süren bütçe görüşmelerinde AK Parti ve MHP’nin muhalefeti Ankara sınırlarında kaldı, belediyecilik odaklıydı.
AK Parti Grup Başkanvekili ve Mamak Belediye Başkanı Murat Köse 1.5 saatlik konuşmasına iyi hazırlanmıştı. En büyük avantajı bu kez kürsüye çıktığında, Büyükşehir yönetiminin istediği krediye olumlu oy veren bir muhalefet temsilcisi olmasıydı.

* * *

Köse, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a hem belediye hizmetleri hem de belediye yönetimiyle ilgili pek çok soru sordu.

Yazının Devamını Oku

Domino etkisi büyük zarar verir

Ne zaman deprem olsa Ankara için endişe ettiğim yerlerin başında, nüfusu neredeyse 50 ilden büyük olan Yenimahalle’nin, Demetevler semti geliyor.



200 bine yakın insanın yaşadığı bu bölgede 40-50 yıllık binaların dip dibe hali, 1999 İzmit depreminden sonra çıkan Deprem Yönetmeliği’nden önce yapılmış olmaları tedirgin eder. İzmir depremi tekrar gösterdi ki yıkılan binalar kadar, binaların üzerine yıkıldığı yapılar da tehlikeli ve onlarca can kaybına yol açıyor. ‘Demetevler’de kentsel dönüşümün şart olduğu’ devletin her kademesinde defalarca söylense de bir türlü mesafe katedilemedi.

* * *



Yazının Devamını Oku

Kurtarılan bebeklerimiz ve kaybettiklerimiz

Pandemi yüzünden zaten zor günler geçirirken, İzmir depremi yüreğimizi yaktı. Depremden 65 saat sonra Elif bebeğin, 91 saat sonra Ayda bebeğin beton yığınları arasından kurtarılması hepimizi sevinç gözyaşlarına boğsa da bir gerçeğin üstünü örtmedi.



Son 20 yıldır ülkede deprem yaşanmayan bölge kalmadı, deprem kuşağında olduğumuzu anlamak ve tedbir almak için daha ne bekleniyor?
Yaşanan onca acı, gözyaşı yetmedi mi? Depremler sonrası aranan suçlular onca canı geri getiriyor mu?
Bina güvenliği, deprem yönetmeliği gibi konular sadece depremlerden sonra mı konuşulmalı?


Yazının Devamını Oku

Ekolojik alan ihtiyacının çıkış yolu: Askeri alanlar

Önceki günkü yazımın “AVM’ler boş ormanlar dolu” başlıklı ikinci bölümünü, “‘Kent merkezindeki yeşil alan ihtiyacıyla ilgili çıkış yolu nedir?’ sorusuna yanıt arayacağız” diyerek bitirmiştim. Kaldığımız yerden devam edelim...



15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 4 yılı aşkın zaman geçti. Türkiye’yi ele geçirme girişiminden sonra kent merkezlerindeki kışlaların şehir dışına taşınacağı duyurulmuştu. Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Kışlalardan rant bekleyenler avuçlarını yalar” diyerek askeri alanların yüzde 99’unun yeşil alan olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.

* * *

3 Ekim 2016’daki “Çayyolu kadar yeşil alan olacak” başlıklı yazımda askeri alanların yeşil alan olması halinde Ankara’nın 50 milyon metrekarelik bir yeşil kuşağa sahip olma şansını yakalayacağına dikkat çekmiştim. Pandemi süreciyle önemi bir kez daha ortaya çıkan büyük kentlerdeki kent ormanı ihtiyacı konusunda Başkent Ankara’nın çıkış yolu, askeri alanların bir an önce şehir dışına çıkarılıp; 4 yıl önce söylendiği gibi buraların yeşil alanlara dönüştürülmesidir.


Yazının Devamını Oku

2023 adayı Yavaş ya da İmamoğlu olur mu

31 Mart seçimlerinin üzerinden bir buçuk sene geçmiş olsa da halen etkileri sürüyor.



İstanbul’da Ekrem İmamoğlu, Ankara’da Mansur Yavaş’ın yerel siyasetten ziyade genel siyasete etki eden figürlere dönüşmesi seçim dönemiyle sınırlı kalmadı.
Her iki ismin de ‘ortak ve ayrı’ taraftarları İmamoğlu ve Yavaş ismini ‘sıcak’ tutuyor. Pek çok seveni bu iki ismi 2023’te Cumhurbaşkanı adayı görmek istiyor.
Anketlerde isimleri geçiyor. Televizyonlarda ve gazetelerdeler. Sosyal medyada paylaşımları ise milyonlara ulaşıyor.
Bir de siyasi rakiplerinin tavırları üzerinden oluşan/oluşturulan mağduriyetlerin arttırdığı popülarite bu iki ismin ‘hedef büyütmesini’ kolaylaştırıyor. Popülarite konusunda ilk zamanlarda önde olan İmamoğlu’nu, Yavaş geride bırakmış durumda. Gelecekte ne olur bilinmez elbette.

Yazının Devamını Oku

Geçmiş alışkanlıklarla dolu 1.5 sene

Diyalog ve uzlaşı kelimeleri uzun zamandır siyasetle bir arada kullanılır. Gerekliliğini taraflı tarafsız herkes dile getirse de uygulamaya pek geçmez/geçirilemez. Tarafların genelde kendi düşünceleri ve menfaatlerine göre oluşmasını istediği ‘uzlaşı’ ortamı yerini bir anda çatışma alanına bırakır. Hem ulusal hem yerel siyasette yıllardır bunun pek çok örneğini gördük, yaşadık.

Ulusal siyasette kutuplaşma çoğu zaman kazandırsa da yerelde kesin kaybettirir. Bunu yapan kişiden ziyade o şehre kaybettirir.
Kutuplaşmanın kaybettirdiği kentler listesi yapılsa Ankara’yı liste başına koyarım. 20 yılı aşkın süren Büyükşehir-Çankaya-meslek odaları kavgası, bu şehrin yıllarını çaldı.



* * *

31 Mart’ın ardından, “Nasıl bir Ankara olacak?” sorusu merak konusuydu. Mansur Yavaş döneminde Ankara, bir uzlaşı, koordinasyon kenti olacak mıydı?

* * *

Yazının Devamını Oku