Veda koleksiyonu

Dünya modasına yön veren efsanevi tasarımcı Karl Lagerfeld, sanki öleceğini sezmiş gibi muhteşem bir koleksiyon hazırlamış Fendi için... Onun kaybından dolayı defile biraz yas havasında geçti, eksikliği çok hissedildi.


Tabii ki defilede “iğne atsan yere düşmez” türünden bir kalabalık vardı. Olivia Culpo, Chiara Ferragni, Anna Dello Russo ön sıralarda yerlerini almışlardı.
Biz de Şeyma Subaşı ve Buse Terim’le yerimize geçtik, merakla son koleksiyonu beklemeye başladık.

Veda koleksiyonu

Hafif bir müzikle defile başladı. Bella ve Gigi Hadid kardeşler ile Kaia Gerber, Lagerfeld’in tasarımları içinde podyumda göründü. Koleksiyonda simetrik desenler ve omuz detayları ön plandaydı.
Finalde efsane modacının Fendi çizimleri yaparken çekilen videoları gösterildi. Çoğu davetlinin gözyaşlarını tutamadığı kapanışta, bütün salon Lagerfeld’i ayakta alkışladı.

Hogan’dan bir ilk...

Ünlü ayakkabı markası Tods-Hogan grubu, sonbahar-kış sezonu için bir kıyafet koleksiyonu hazırlamış.

Veda koleksiyonu

Koleksiyonun tanıtım organizasyonuna, markanın ve aynı zamanda Fiorentina kulübünün de sahibi olan Andrea Della Valle ev sahipliği yaptı.
Ayaküstü sohbet etme fırsatı bulduğum Valle, tam bir Türkiye âşığı çıktı. “En kısa zamanda İstanbul’a geleceğim ve beni gezdireceksin” dedi.
Hogan davetine katılanlar arasında Fiorentina eski teknik direktörü Fatih Terim’in kızı Buse Terim de vardı. Valle, sohbetleri sırasında babasına selamlarını göndermeyi de ihmal etmedi.

Veda koleksiyonu

OlIvIa Culpo sempatikliği

Fendi defilesinde dünyaca ünlü model Olivia Culpo’yu yakaladım, birlikte fotoğraf çektirmek istediğimi söyledim.
Gayet samimi bir şekilde sarılıp poz verdik.
Mesleğine ve modaya âşık olduğunu dile getirdi. İstanbul’a davet ettim, çok sevindi.

Prada farkı!

 Veda koleksiyonu

Modaya yön veren dev markalardan Prada, yeni koleksiyonunda dantel ağırlıklı modellere ağırlık vermiş, tasarımları çiçekler ve fiyonklarla süslemiş. Yani ana teması tamamen romantizmdi.

Veda koleksiyonu

Muhteşem bir oturma düzeninde, yıllardır olduğu gibi sadece dünya basınını ve iyi müşterilerini ağırlayan Prada, 500 kişilik davetli grubuna muhteşem bir organizasyon yaşattı. Önümüzdeki kış danteller ve fiyonklar sizleri bekler romantik bayanlar.

Milano Moda Haftası’nda gözüme çarpanlar

Veda koleksiyonu

◊ Geçen senelere oranla fazla katılımcı vardı.
◊ Karl Lagerfeld’in ölümünün hemen ardından düzenlenen Fendi defilesinde, güvenlik önlemleri had safhadaydı...
◊ Hogan davetinde, tüm davetliler fotoğraf çekme telaşındaydı...
◊ Milano sokaklarında şıklık yarışı vardı, ancak Japon erkekleri havalarıyla tüm kadınları gölgede bıraktı.
◊ Duomo Meydanı, her zamanki gibi karnaval havasındaydı.
◊ Anna Dello Russo’nun her defilede “Kendinize gelin, buraların sultanı benim” havasında dolaşması. Yakışıyor ama ne yalan söyleyeyim...
◊ Chiara Ferragni’nin asistanıyla her defilenin sonunda aynı diyaloğu yaşaması: “Araba geldi mi, git bak ona göre çıkacağım.”
◊ Organizasyonun Mert Alaş’ın doğum gününe denk gelmesi sebebiyle, starların onun Milano’daki otel odasına çiçek ve şampanya yağdırmaları...
Moda haftasında aklıma kazınanlar genelde bunlar oldu... Çok keyifli bir moda haftasıydı benim için... Bir dahaki sezona görüşmek üzere...
Addio Milano...

Veda koleksiyonu

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bir başka hikaye

Kışın gelmesiyle, bir de üstüne kısıtlamaların başlamasıyla dizi izleme sezonumuz açıldı.

Ben de son günlerin çok konuşulan işi “Bir Başkadır”ı izledim.
Ne yalan söyleyeyim “Bir Başkadır”a merak duymamı sağlayan, Nihal Yalçın’ın diziyi ve başroldeki Öykü Karayel’in oyunculuğunu hedef alan sözleri oldu.
Yalçın’ın talihsiz ve bir o kadar egosantrik yorumuna karşılık diziyi çok beğendim, Öykü Karayel’in oyunculuğunu ise daha fazla beğendim.
Sakin bir şekilde ilerleyen dizide hikaye tam bir sinema filmi havasında işlenmiş ve farklı bir Öykü Karayel oyunculuğu var.
Öyle ya da böyle dizi ses getirmeyi başardı. Ben keyifle bitirdim.
Tüm dünyadan izleyicilerin ulaşabildiği platformlarda böyle başarılı Türk yapımlarının olması beni gururlandırıyor.
Berkun Oya’nın güzel yönetimiyle, günümüzde yaşanan ve kesişen birçok hayata dokunan bir dizi olmuş.

Yazının Devamını Oku

Sizi mahvederim!

Ne yalan söyleyeyim, bayılıyorum böyle olaylara...

Bu köşede yazdığım olaylara konu olan çoğu kişiyi tanıyorum tabii ki ama yaşananlar hoşuma gittiği için isimlerle çok da ilgilenmiyorum açıkçası.
Şimdi anlatacağım olay ise popüler bir çiftimizin başından geçmiş.
Evin erkeği, arkadaşının tavsiyesi üzerine bir otele masaja gitmiş.
“Eşim şu an nerede acaba?” diye merak edip telefon takibine bakan karısı ise adamın masajları beyler arasında meşhur olan o otele gittiğini görünce çılgına dönmüş!
Kocasına bir türlü ulaşamayan sarışın hatun, hemen oteli aramış, “Hemen kocama ulaşın ve onu oradan gönderin. Aksi takdirde orayı basar sizi mahvederim!” diye avazı çıktığı kadar bağırmış.
Santraldeki kızımız korkuyla otelin masaj salonunu arayıp adamı oradan çıkarmalarını istemiş.
Genç adam durumdan

Yazının Devamını Oku

Medeniyet şehri Mardin

Farklı inanç, kültür ve kimliklerin bir arada yaşadığı tarihi Kuzey Mezopotamya kenti Mardin’de bir hafta sonu geçirdim.

Yarklı inanç, kültür ve kimliklerin bir arada yaşadığı tarihi Kuzey Mezopotamya kenti Mardin’de bir hafta sonu geçirdim.

Yakın bir arkadaşımın doğum günü olması ve kendi takı markası Leija’ya çekim yapmak istemesi sebebiyle soluğu Mardin’de aldık. Buram buram tarih kokan şehirde sizleri kısa bir tura çıkarayım ister misiniz?

Buyurun bakın bakalım nerelere gittik 72 saatlik Mardin turumuzda...

Deyrulzafaran Manastırı:

1932’ye kadar, 639 yıl boyunca tüm dünya Süryani Ortodoks cemaatinin patriklik makamı olan, 4’üncü yüzyıldan kalma bir yapı. Diyarbakır ve Mardin’in günümüzdeki metropolitliği. 

Kasımiye Medresesi:

Yapımına Artuklular tarafından başlanan ve 16’ncı yüzyılda Akkoyunlular tarafından tamamlanan abidevi İslam dönemi eseri.

Yazının Devamını Oku

Rita Ora’da mısın?

Yine Bodrum, yine bir dünya starı ama bu sefer haberini benden duyacaksınız...

Evet, herkes sezon bitti diye bakarken Kate Moss, Naomi Campell gibi bir dünya starımız ekim ayında soluğu Bodrum’da aldı.
Kim mi?
Rita Ora...
Bodrum Maçakızı Otel’de konaklayan ve dün itibarıyla başka bir lokasyona geçen Ora, keyifli birkaç gün geçirmiş güzide tatil bölgemizde.
Eee tabii gazeteci arkadaşlarımız artık Bodrum’da olmadığından haberimiz olmadı durumdan. Ama benim orada kalan arkadaşım Rita Ora ile yan yana alışveriş yapmış.

Duyar duymaz sayfasına girip baktım, lokasyon olarak İbiza ve Yunanistan’ı etiketlemiş ama bizim ülkemizi henüz etiketlememişti. Eee be Rita’cım, bütün yaz Bodrum’da, Maçakızı Otel’de eğlendik.
Geleydin şöyle temmuzda falan, beraber partiler yapıp gezdirseydik seni, daha çok eğlenseydin keşke...

Yazının Devamını Oku

Sizi rezil ederim!

Ey sosyal medya, sen nelere kadirsin be...

Geçtiğimiz günlerde Arnavutköy taraflarında yeni açılan bir mekana kahve içmeye gittim.
Kapıda sıra bekleyen medeni insanlar arasında bir çift, yüksek sesle bağırıyordu: “Bizi burada bekletiyorsunuz, sizi sosyal medyada rezil ederiz!”
Merak ettim, kapıdaki yetkiliye sordum. Meğer o çiftin rezervasyondaki bekleme listesinde bile adları yokmuş, sadece bağırıyorlarmış...
“Sosyal medyada rezil etme” tehdidinde bulunan kızımızın sonradan adını öğrenip sayfasına baktım.
750 takipçili biri için verdiği tepki biraz fazla gibime geldi.
Cumartesi sabahı saat 10.00’da Arnavutköy sokaklarında yüksek sesle bağıracağına medeni şekilde sırada bekleyebilirsin sevgili ‘influencer’ kızımız...
Aman Allah’ım bir gün takipçi sayın yanlışlıkla binlere, milyonlara gelse İstanbul mekanları yandı demek!

Eskiyer yeni yerinde 

Yazının Devamını Oku

Rüzgar devam ediyor

Kim ne derse desin ben seviyorum İtalya’daki Can Yaman sempatizanlığını.

Pandemi döneminde bile insanlar maskeli halde havaalanına ünlü oyuncuyu karşılamaya gitmiş, çığlıklar atıyorlardı.
Dün çıkan İtalyan magazin dergisi Chi Magazine’in kapağında da Can Yaman vardı.
Hem verdiği pozlar hem de “Tüm sırlarımı açıklıyorum” manşetiyle ülkede yeniden gündem olmuş oyuncu...
Geçtiğimiz günlerde bir İtalyan televizyonunda Can’ın katıldığı talk show’a rastladım.
Bizim ‘esas oğlan’ ana dili gibi konuştuğu İtalyancasıyla ve rahat tavırlarıyla tek kelimeyle müthişti.
Öyle ya da böyle Can bizi yurtdışında en iyi şekilde temsil ediyor.
Ne demek gerek biliyor musunuz; tebrikler Can Yaman, aynen devam.

Yazının Devamını Oku

Şifreni ver yoksa...

Hadi evli olanların birbiriyle Instagram şifrelerini paylaşmasına olur derim (ki yine de gerek yok bence) ama sevgililerin şifrelerini paylaşmasına anlam veremiyorum...

Geçenlerde bir arkadaşımla oturuyoruz.
Çocuğun Instagram’a koyduğu story’ye bir kızdan “alkış işareti” geldi. Çocuk da gülen surat atıp geçti.
Derken kıyamet koptu!
Meğer hesabı kız arkadaşında da açıkmış bizim oğlanın...
Kız “Sana neden alkış atıyor” diye telefon açtı.
Bizimki “Senin arkadaşın diye takip ediyorum” diye cevap verince konu uzamadan tatlıya bağlandı.
“Instagram şifreni ver, yoksa senden ayrılırım” diyerek sevgilinin hesabına girmek ne kadar doğru?

Yazının Devamını Oku

Yeni normalleşme davetleri

Markalar bu hafta yavaş yavaş davetlerini yapmaya başladı.

Yoğunluktan çoğuna katılamasam da, katılan sosyetiklerimizi ve influencer’larımızı sosyal medyada gördüm. Ve davetlerde boy göstermeyi özlemişiz dedim...
Hemen hepsi giyinip süslenmiş, tabii ki kıyafetlerine uygun maskelerini de takarak davetlerde yerlerini almaya başlamış.
Markaların da kontrollü bir şekilde misafirlerini ağırlamaya ve ürünlerini tanıtma çalışmalarına başlaması güzel bir gelişme bence...

Kurgu mu, bilemedim

Son senelerde dünyaya yayılma ve tanınma hızı en yüksek ünlümüz kim derseniz, kesinlikle Nusret derim.
Onunla ilgili kafalarda soru işaretleri oluşmadı değil...
“Tabii ki reklam” diyenler de oldu, “Alakası yok, çalıştı yaptı” diyenler de...

Yazının Devamını Oku

Karıcığım kusura bakma

Haylaz bir arkadaşımdan öğrendim bu yeni hastalığı; “flörtözlük”!

Evet, “Flörtözüm” demesi evliliğini kurtarmasına yaramış...
Geçenlerde bu arkadaşımla evlilik problemlerini konuşuyorduk. Bir gün evde çocuğuyla oynarken, karısı telefonundaki mesajları yakalamış.
O da kendini aklayabilmek için “Karıcığım çok özür dilerim, bende flörtöz hastalığı var ve tedavi görmek istiyorum” demiş.
Gördüğü mesajların üstüne duyduğu bu açıklamayla ikinci kez şaşkınlık yaşayan kadın, kocasını psikoloğa götürmüş ve tedaviden sonra aralarındaki buzlar erimiş...
Valla ne diyeyim bilemedim.
Varlığından yeni haberdar olduğum bu hastalığın tanımı da şuymuş:
Karşısındaki kişiyi heyecanlandırıp ilgi çekmekten haz duymak...

Yazının Devamını Oku

Not bırakırken dikkat

Boşuna demiyorum “Çapkınları hiçbir şey durduramaz” diye...

“Yine ne oldu?” dediğinizi duyar gibiyim.
Anlatayım...
Yakışıklı orta yaş playboy’umuz, restoranda genç bir kadın görüyor, ancak konuşmaya cesaret edemiyor.
Hanımefendi arabasından bir şey almaya gidip dönüyor.
Playboy’umuz da eski zamanlardaki gibi bir kağıda adını, soyadını ve telefon numarasını yazıp aracın camına koyuyor ve uzaklaşıyor.
Ertesi gün tanımadığı bir numara tarafından aranan playboy’umuz heyecanlanıyor ve sesini düzeltip telefonu açıyor.
Ancak hayal kırıklığına uğruyor.

Yazının Devamını Oku

Şehirde bizi neler bekliyor?

Bodrumlar, Çeşmeler artık yavaş yavaş yerini şehir hayatına bırakmaya başladı. Peki İstanbul’da yeni normalleşme döneminde durumlar nasıl? Merak ediyorsanız buyurun radarıma takılanlardan ufak bir demet sizlere...

◊ Kemer Country Club: “Temiz hava, bol oksijen” tabirine en uygun yerlerden birisidir Kemerburgaz’da yer alan Kemer Country Club.

Geçen hafta sonu bir gece kendime izin verip içinde bulunan otelde kaldım. Oksijen çarpmış olacak ki, pazar sabahı saat 07.00’de zınk diye uyandım. Hemen 1 saat orman yürüyüşü, üstüne kahvaltı keyfi...

Golf, tenis gibi sporların yanında at binmeye ilgi duyanların da tercih ettiği bir yer burası. Ha bir de cumartesi ve pazar günleri Bol Pazar diye bir pazar kuruluyor alanda. Taze ürünlerle mutfak alışverişi yaparken Dr. Sosis’te muhteşem bir sosisli sandviç yemeyi sakın atlamayın, benden söylemesi!

◊ Backyard: Bebeköy’de yer alan açık hava mekanı, İstanbul’da olanlar tarafından çok tercih edilen yerler arasında.

Özellikle kahvaltı ve öğle yemeklerinde popüler olan mekan, bu sezon servis kalitesini biraz bozmuş. Ama yine de lezzetli yemekleri ve yulaflı şekersiz kurabiyesiyle geçer notu var...

◊ Havan’dan by Beff Gourmet: Uzun zamandır kendini bozmayan mekanlar hangileri diye sorsanız bana, ilk olarak Reşitpaşa’da yer alan bu mekanı söyleyebilirim.

Instagram hesabında günlük yayınladığı menüsüyle heyecanlandıran mekanın lezzetli ev yemeklerini sipariş ederken, haftada birkaç gün çıkan ‘Cinnamon Roll’ tatlısına da denk gelirsiniz umarım.

◊ Villa Emma: 

Yazının Devamını Oku

Seçilmiş insanlar davetli

Son zamanlarda ev partilerine takmış durumdayım.

Son zamanlarda ev partilerine takmış durumdayım.İşletmeler açık, gidiyoruz. Hepsinde de maskeli, dikkatli, özverili çalışanlar var.Amma velakin evlerde gerçekleşen bu partilerde ve geçtiğimiz hafta kiralanan 50 metre teknede gerçekleşen düğün partisinde olanlar olmuş...Seçilmiş insanların davet edildiği bu iki partiden doğal olarak koronazedeler çıkmış.Tabii ki partileyenlerin çoğu şimdi evlerinde tedavi oluyor ya da hastanelerde gözetim altında.Bu iki daveti neden yazdım biliyor musunuz?Çünkü davetleri yapan bilinçli, okumuş, aile şirketlerini yöneten arkadaşlar “Ben çevreme güveniyorum, ne de olsa seçilmiş insanları davet ettim” diye düşünerek bu partileri veriyorlar.Arkadaşlar, devir öyle bir devir ki paranın ve koronanın kimde olduğu belli değil.O yüzden özel partilere bir süre ara versek hiç fena olmaz.Ayrıca bu “seçilmiş” kime göre, neye göre “seçilmiş”?Bu içi dolu gibi görünen kelime aslında “boşluğu” temsil ediyor.

Otel vale ücretleri normal mi?
Arabası olup vale ücreti ödeyenler beni çok iyi anlar.Arabası olup vale ücreti ödeyenler beni çok iyi anlar.Geçtiğimiz günlerde Ortaköy’deki Çırağan Palace Kempinski Oteli’ne arkadaşlarımı ziyarete gittim.Arabamı valeye teslim edip ziyaretimi tamamladıktan 1 saat 15 dakika sonra otelden çıktığımda 60 lira vale ücreti istendi.“Emin misiniz, normal bir ücret değil bu” dediğimde “45 dakika daha kalsaydınız 70 olacaktı” yanıtını aldım.Yani 50 lira ile açılan otopark ücreti, saat başı 10 lira ile arta arta gidiyor.5 saatlik bir düğünde kaldığınızda araç başı 100 lira ödeyip çıkıyorsunuz.Benim gibi düğün mevsiminde ayda 4 kere Çırağan Sarayı’na düğüne ya da ziyarete gittiğinizde ortalama 400-500 lira vale ücreti ödemiş oluyorsunuz.Vallahi 20 veya 30 lira ödediğim AVM, restoran valelerine helal olsun.En azından arabayı getirirken direksiyon jelatinli oluyor, valeler oturdukları yere kılıf koyuyor.Çırağan Sarayı’na ödediğim 60 lira ücrette ise sadece otele gelmiş oluyorum. Ha bu arada oturduğum süre içinde de garson arkadaşa zar zor ulaşabildik.Bari gelmişken iye bir hizmet alsaydık...

Şehirde köy havası
Son dönemde sosyal medyada olsun, konuştuğum arkadaşlarımda sohbetlerime olsun bir Poyraz Çapari rüzgârıdır, esip gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Gerekirse profilimi göster

Pandemiden dolayı çözümü ev partilerinde bulan eğlence düşkünleri, yakın arkadaşlarıyla evlerde toplanıp sabahın ilk ışıklarına kadar eğlenmeye başladı.

Dünyanın her yerinde partileyen ve son olarak İsrail’den İstanbul’a gelen genç bir tayfa da geçen hafta Baltalimanı’nda dışarıya kapalı bir parti organize etti. Bunu duyan yüksek takipçili parti düşkünü fenomen kızlarımızdan biri, partiye gitmek için her yolu denemiş.
Bütün gece aramadığı kimse kalmamış.
Ama İsrailli partici gençlik, aralarına kimseyi almak istememiş. O yüzden herkese “hayır” demişler. Fenomen kızımız, bir arkadaşının da partide olduğunu öğrenince hemen onu aramış, “hayır” yanıtını duyunca da sinirlenivermiş.
Arkadaşına “Benim kim olduğumdan bahset, hatta onu da boşver, Instagram profilimi göster gerekirse” demiş.
Yine de kabul görmeyen fenomenimiz, çareyi başka partiye gitmekte bulmuş.
Ne diyeyim “Her şeyi boş verip profilimi göster” demek bayağı iddialı olmuş...
Profil her kapıyı açmıyormuş demek millet, söyleyeyim size...

Yazın yükselen değeri

Yazının Devamını Oku

Saatimi düzelteyim dur bi’ dakika...

Eskiden kadınların tektaşını gösterme çabası vardı.


Son zamanlarda ise koldaki saati gösterme çabası var. Sosyal medyada paylaşılan selfie’lere bakıyorum da, özellikle erkeklerin bu çabası fotoğraflardan bile belli oluyor.
Kolunda 200 bin dolarlık saati olan bir arkadaşıma “Sence neden” diye sordum.
“Valla ben fotoğraf çektirirken kolumu saklayacak yer arıyorum.
Göstermeye çalışanlar ya yeni almıştır saati ya da işleri kötü gidiyordur, gösteriş peşindedir” yorumunu yaptı.
Onu bunu bilmem de saat yarışı 2010’lu yıllarda yapılırdı.
2020’lerde mütevazılık ve gösteriş yapmamak moda diye düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Reel çılgınlığı

Sosyal medya aktivitelerinde daha bir tanesine alışmadan yeni bir program çıkıveriyor.


Bu kadar hızlı ilerlemesi ve hepimizin dahil olması da an meselesi.
Yeni Instagram çılgınlığımız Reel videoları anladığım kadarıyla.
Nedir Reel diye deneyeyim dedim ama biraz daha çalışmam gerekecek, onu anladım.
Şortla, bikiniyle video çekerken saniye farkıyla gece elbisesi ile olabiliyorsunuz.
Instagram profillerinden en hoşuma giden, sevgili Sibil Çetinkaya’nın hesabı. Reel videolarında bayağı başarılı işler çıkarıyor.
En kısa zamanda benim de bir Reel videom olacak, beklemede kalın...

Neler oluyor Ellen?

Yazının Devamını Oku

Proje aşkı mı?

Eskiden yapılırdı da hep kulağımıza gelirdi. Kızı ya da erkeği ünlü yapmak için “projelere aşklara” imza atılırdı.


Son zamanlarda açık konuşayım neredeyse hiç duymuyordum böyle şeyler.
Geçtiğimiz akşam kalabalık bir grup yemek yerken, konu Ebru Şahin ve Cedi Osman aşkına denk geldi.
Masadan bir arkadaş ortaya bombayı atıverdi. “Cedi Osman, Amerika’dan gelip ünlü biriyle çıkmak istiyordu. Onun üzerine Ebru Şahin’le çıkmaya başladı. Kariyer planlaması yapılıyor” dedi.
Üzerine ikilinin İstanbul’un en popüler mekanlarından birinden baş başa çıkarken çekilmiş fotoğrafları geldi.
İçime bir kurt düşüvermedi değil.
Biraz haberler arasında dolandım. Fakat Cedi Osman’ın bu kadar detaylı düşünebileceğini sanmıyorum.

Yazının Devamını Oku

Bodrum’un fısıltı gazetesi

Buyurun size Bodrum’da kulaktan kulağa dolaşan, masalara meze olan dedikodular...

Kazak bir işadamı abimizin yakın dostlarını iki adet 50’şer metre tekneyle koy koy gezdirip, sonrasında Maçakızı Otel’de yemekler verip eğlenceler düzenlemesi ve ödediği milyona yakın hesaplar...

Cem Yılmaz ve Serenay Sarıkaya’nın ayrıldıktan sonra tekrar barışıp bir Japon restoranında birbirinin gözlerinin içine bakarak kadeh tokuşturmaları...

(Cem sen de üzme kızımızı artık.)

Denizinin güzelliğiyle meşhur olan Türkbükü Cennet Koyu’nda sosyetik zenginlerin en iyi tekne yerini almak için küçük botlarını bağlayıp, 3 gün gezdikten sonra gelip oraya büyük teknelerini bağlamaları ve sonra tekneden tekneye birbirlerine gönderme yapmaları... (Cennet Koyu mu, Cennet Mahallesi mi anlamadım.)

Bodrum’da gezen 18 yaş altı çocuklara bazı mekanların meyveli kokteyller ikram etmesi... (Mekanlara aman diyeyim! Hem yasak hem de aileler takipte, başınız yanar, dikkat edin.)

◊ Gündoğan’daki bir canlı müzik mekanında Ebru Gündeş’i dinlemeye gidip gecenin sonunda 10 kişilik masa için 75 bin lira ödeyen bir işadamı abimizin “Bir daha asla oraya gitmem” demesi...

Ev kiralama fiyatlarının uçtuğu Bodrum’da bu yaz aylık 30 bin Euro’ya (245 bin lira) ev tutup, üstüne 1 ay daha uzatmak isteyen sosyetik çiftimizin evin başkasına kiralanması yüzünden tatilini bitirmek zorunda kalması...

(Hiç üzülemem, 1 ay yapmışınız mis gibi.)

Yazının Devamını Oku

Ajda farkı

Eee, boşuna söylememişler “Ajda Pekkan farkı” diye.


Yıllara meydan okuyan güzelliğiyle geçtiğimiz hafta sonu uzun bir aradan sonra sahneye çıkan Ajda Pekkan, kıyafeti ve sahne şovuyla “Maşallah” dedirtti. Yerli ve yabancı hayranları sanatçıyı dinlemeye geldi. Ama asıl hayranlık göstergesi Rus bir milyarder bir abimizden geldi. Sabah uçağına atlayıp Ajda Pekkan’ı Bodrum sahnesinde izledi ve sahne biter bitmez Rusya’ya döndü. Onu bunu bilmem sanat camiasının Süperstar’dan öğreneceği daha çok şey var.

Beni neden çağırmadın

Son dönemde Çeşme’de özel otel odası ya da mekan partileri ön planda. Az ve öz arkadaş çevresi mekanlardaki saat kısıtlamasından dolayı kendi kendilerine eğlenceler düzenliyor.
Amma velakin arkadaş çevresine giremeyen ya da davet edilemeyen isimler “Ben gidemediysem, o parti olamaz” edasıyla partileri hemen polise şikayet ediyor. Bu demek oluyor ki 3 kişi bile olsa herkesin yanına birini getirmek zorunda olması. Ey kompleks, sen ne tehlikelisin...

Bodrum’un yenisi

Londra’ya gidenler mutlaka bir akşamını ayırır ve Novikov Restoran’a gider. Geçen sene Sardinya Adası’ndaki bir şubesinde akşam yemeği yemiştim.

Yazının Devamını Oku

Ve bitti...

Hayatımızın en uzun programı oldu resmen.

Evde geçirdiğimiz zaman içinde hop oturup hop kalkarak izledik “Survivor”ı.
Ve geçen gece mutlu son yaşandı.
Artık herkesin sevgilisi, evinin oğlu olan Cemal Can, birinciliğini ilan etti.
Milyonları canlı yayına kilitleyen programın finali, sosyal medyada da paylaşım rekoru kırdı desem abartmış olmam.
Rahatlığı, doğallığı ve başarısıyla yarışmayı açık ara birinci kapatan Cemal Can Canseven’in bundan sonra neler yapacağını merak ediyorum.
Bir söylentiye göre sosyal medyada reklam işleri yapacak, başka bir söylentiye göre de single çıkaracak.
Acun Ilıcalı’yı azıcık tanıyorsam, Cemal Can’a kanalında program yaptırır.

Yazının Devamını Oku

Miami havasında bir yer

Miami’ye gidenler bilirler, dünya starlarının tercih ettiği restoranların başında gelir Villa Azur ve senelerdir havasını da kaybetmedi.



Yemek yerken müzikle beraber dans edip masalara çıkılan bir mekandır.
Bu sene Aslı ve Metin Şen çifti, Villa Azur’u Bodrum Yalıkavak’ta açtılar.
Tropikal bir hava içerisinde olan mekanın barı ve plaj kısmı da o kadar keyifli olmuş ki, gün boyu vakit geçirilebilir hale getirilmiş.
Özellikle de son dönemde pahalı diye konuşulan Bodrum mekanları haberlerine inat fiyatlar o kadar uygun tutulmuş ki, herhalde burayı Miami Villa Azur’dan ayıran en büyük özelliği bu olacak.
Bu arada mekan, Yalıkavak D Plaj Evleri’nin içinde yer alıyor. Rezidans ve evlerden oluşan sitede haftalık ya da aylık ev kiralayabiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI