Ceren Can

Ceren Can

ceren@cerencan.com

Dolabımızdaki sessiz hikâyeler

Bir kıyafetin değerini gerçekten ne belirler? Etiketi mi? Markası mı? Fiyatı mı? Yoksa onu giydiğimizde hissettiklerimiz mi? Yıllardır tasarım yapıyorum.

Haberin Devamı

Bu yıllar boyunca binlerce insanla tanıştım, sayısız prova yaptım, farklı bedenlere, farklı zevklere ve birbirinden farklı hayat hikâyelerine tanıklık ettim. Bütün bu deneyimler bana tek bir gerçeği öğretti; İnsanlar bir kıyafeti yalnızca üzerlerine yakıştığı için sevmez. Onu, kendilerine yakıştırdıkları için sever. İlk bakışta birbirine benzeyen bu iki cümle aslında birbirinden çok farklıdır. Bir kıyafet size yakışabilir. Ama sizi anlatmayabilir. Bazen de çok sade görünen bir parça, sizin duruşunuzla bambaşka bir anlam kazanabilir. İşte gerçek değer tam da burada başlıyor.

Dolabımızdaki sessiz hikâyeler

BİR KIYAFET NE ZAMAN BİZE AİT OLUR?

Haberin Devamı

Moda dünyasında her sezon yeni koleksiyonlar görüyoruz. Yeni renkler... Yeni kesimler... Yeni silüetler... Yeni öneriler... Bazıları birkaç ay içinde hayatımızdan çıkıyor. Bazıları ise yıllar geçmesine rağmen dolabımızdaki yerini koruyor. Peki neden? Çünkü bazı kıyafetler yalnızca dolabımızda yer kaplamaz. Hayatımızda da bir yer edinir. Belki ilk iş görüşmemize giydiğimiz cekettir. Belki hayatımızdaki önemli bir günün elbisesidir. Belki yıllar önce aldığımız ve her giydiğimizde kendimizi biraz daha iyi hissettiğimiz bir kazaktır. Belki de zor bir dönemde aynaya baktığımızda bize yeniden güçlü olduğumuzu hatırlatan o parçadır. O yüzden bazı kıyafetlerden vazgeçemeyiz. Çünkü aslında vazgeçemediğimiz şey kumaş değildir. O kıyafetin bize hissettirdiği duygudur.

Dolabımızdaki sessiz hikâyeler

MODA BİZE NE SÖYLÜYOR?

Bugün alışveriş yapmak, hiç olmadığı kadar kolay. Telefonumuzdan birkaç dakika içinde onlarca ürüne ulaşabiliyor, birbiri ardına yeni görünümler görebiliyoruz. Fakat seçenekler arttıkça başka bir şey zorlaşıyor; Kendi sesimizi duymak. Sosyal medya her gün bize yeni bir görünüm gösteriyor. Bir gün minimalizm... Ertesi gün başka bir trend... Sonra başka bir renk... Başka bir çanta... Başka bir silüet... Bir süre sonra başkalarının beğendiği ile gerçekten bizim sevdiğimiz birbirine karışabiliyor. Bugün moda yalnızca ne giyeceğimizi değil, bazen neyi beğenmemiz gerektiğini de söylemeye çalışıyor. Oysa stilin en önemli tarafı burada başlıyor. Herkesin giydiğini giymek değil, size ait olanı bulmak. Çünkü dolabımız başkalarının hayatını değil, kendi hayatımızı yansıtmalı.

Haberin Devamı

İYİ TASARIM NE YAPAR?

Bana zaman zaman şu soru soruluyor; “Bir kıyafetin gerçekten iyi olduğunu nasıl anlarsınız?” Benim cevabım artık yalnızca kumaşına, kalıbına ya da dikişine bakmakla başlamıyor. Önce başka bir şey soruyorum; “Bu kıyafet sizi olduğunuz kişiden uzaklaştırıyor mu? Yoksa sizi size biraz daha mı yaklaştırıyor?” Çünkü iyi tasarım, insanı değiştirmeye çalışmaz. Onu başka biri gibi göstermeye çalışmaz. İnsanın kendini daha iyi ifade edebilmesine alan açar. Bence tasarımın en güzel tarafı da budur. Kıyafet görünür. Ama asıl mesele, onun içinde sizin görünmenizdir.

MAĞAZADA ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY

Mağazamda bir müşteriyle konuşurken çoğu zaman şu cümleyi duyuyorum; “Bunu üzerime giyince kendimi iyi hissettim.” İşte benim için tasarımın en büyük başarısı tam olarak budur. Çünkü bir kıyafet yalnızca güzel görünmek için var olmaz. İnsanın kendini iyi hissetmesine de eşlik eder. Bazen bir ceketin omuzları... Bazen bir pantolonun hareket özgürlüğü... Bazen bir kumaşın tenimizde bıraktığı his... Bunların hepsi, aynaya baktığımızda kendimizle kurduğumuz ilişkiyi değiştirir. Ve bazen çok küçük bir detay, bütün görünümden daha büyük bir fark yaratır.

Haberin Devamı

DOLABIMIZ BİR ARŞİVDİR

Ben her zaman şuna inanırım; bir gardırop tek bir alışverişle oluşmaz. Yıllar içinde birikir. Ama yalnızca kıyafetler birikmez. Hayat da birikir. Bir ceket bir iş başlangıcını... Bir elbise bir kutlamayı... Bir çanta bir seyahati... Bir kazak belki de bir insanı hatırlatabilir. Bu yüzden bazı parçaların maddi karşılığını ölçmek mümkün değildir. Çünkü onların değeri etiketlerinde değil, taşıdıkları hikâyededir. Belki de bu nedenle dolabımızdaki en değerli parça her zaman en yeni olan değildir. Bazen en eski olanıdır. En çok giydiğimiz... Elimizin düşünmeden uzandığı... Kendimizi içinde en rahat hissettiğimiz... Ve yıllar geçmesine rağmen hâlâ bize ait olduğunu hissettiğimiz parça.

Haberin Devamı

GERÇEK DEĞER NEREDE BAŞLIYOR?

Bir tasarımcı olarak beni en mutlu eden şeylerden biri, yıllar sonra bir müşterimin karşıma geçip, “Bu ceketi hâlâ giyiyorum” demesidir. Ya da, “Bu elbise hâlâ dolabımın en sevdiğim parçası.” İşte o zaman, yaptığınız işin yalnızca bir ürün üretmek olmadığını anlıyorsunuz. Çünkü gerçek başarı, bir ürünü satmak değildir. Yıllar sonra bile bir insanın hayatında yerini koruyabilmektir. Bir tasarımın gerçek değeri de belki tam burada ortaya çıkar. Satıldığı gün değil... Yaşandığı yıllar boyunca.

CEREN CAN’IN SEZON NOTU

Dolabımızdaki sessiz hikâyeler

BUGÜN dolabınızı açıp en sevdiğiniz birkaç parçaya bakın. En pahalı olanları değil. En yeni olanları da değil. Size kendinizi en iyi hissettirenleri düşünün. Sonra kendinize şu soruyu sorun; “Ben bu parçayı neden hâlâ seviyorum?” Cevabınız büyük ihtimalle markası olmayacak. Belki bir anı... Belki bir duygu... Belki kendinizi o kıyafetin içinde daha güçlü, daha özgür ya da daha çok kendiniz gibi hissetmeniz olacak. İşte stil biraz da budur. Başkalarının size ne yakıştırdığından çok, sizin kendinize ne yakıştırdığınız.

SON SÖZ...

Haberin Devamı

Dolabımızdaki sessiz hikâyeler

Bir kıyafetin fiyatını etiket belirler. Markasını logosu. Ama değerini zaman belirler. Onunla yaşadığınız anlar... Size hissettirdikleri... Ve yıllar sonra hâlâ dolabınızı açtığınızda elinizin ona gitmesi... Belki de gerçek stil, modayı takip etmekten çok daha başka bir şeydir. Kendinizi tanımak. Ne sevdiğinizi bilmek. Ve başkalarının beğenileri arasında kendi sesinizi kaybetmemek. Çünkü bazı kıyafetler bizi sadece giydirmez. Bize kim olduğumuzu hatırlatır. Sevgiyle...

Yazarın Tüm Yazıları