Paylaş
Sonbahar 2026 koleksiyonlarına baktığımda dikkatimi çeken de tam olarak bu. Aksesuarlar, kıyafeti tamamlamanın ötesine geçerek görünümün karakterini belirliyor. Uzun zamandır daha az ama daha nitelikli parçaların olduğu, zamansız bir gardıroptan söz ediyoruz. Fakat sade giyinmek, tamamen görünmez olmak anlamına gelmiyor. Bazen en yalın kıyafet, kişisel zevkimizi göstermek için en güzel alanı açıyor. Bu sezon beni heyecanlandıran da sahip olduğumuz parçaları küçük dokunuşlarla yeniden yorumlayabilmek.


KEMER ARTIK YALNIZCA KEMER DEĞİL
Sezonun dikkat çeken detaylarından biri güçlü ve heykelsi kemerler. Blazerların, trikoların, elbiselerin ve uzun paltoların üzerinde kullanılan geniş kemerler, kıyafetin siluetini değiştirebiliyor. Büyük tokalar ve metal detaylar ise kemeri neredeyse bir mücevhere dönüştürüyor. Bence kemerin asıl gücü burada. Uzun zamandır gardırobumuzda bulunan bir blazerı ya da elbiseyi, yeni bir kıyafet almadan farklı gösterebiliyor. Ancak kemer seçerken yalnızca tokasına bakmıyorum. Genişliği, kıyafetin üzerinde duruşu ve kumaşla kurduğu ilişki de önemli. Yumuşak bir trikoyu fazla sıkıştıran kemerle, bel hattını hafifçe belirleyen bir model aynı etkiyi yaratmıyor. İyi bir aksesuar, kıyafetin formunu ortaya çıkarırken hareket rahatlığını da korumalı.
BROŞUN KİŞİSEL HİKÂYESİ
Broşun yeniden daha görünür olması hoşuma gidiyor. Üstelik onu yalnızca klasik bir ceket yakasında düşünmek zorunda değiliz. Büyük, vintage görünümlü, renkli veya heykelsi bir broş, trikonun üzerinde, bir eşarbı tuttururken ya da çantanın üzerinde kendine yer bulabiliyor. Belki de broşu diğer aksesuarlardan ayıran en güzel şey, taşıdığı kişisel hikâye. Aileden kalan eski bir parça, seyahatten alınmış küçük bir obje ya da yalnızca bizi anlatan bir sembol... Sade siyah bir ceketin yakasına iliştirilen tek bir broş bile bütün görünümün havasını değiştirebilir. Ben böyle parçaların biraz kendiliğinden kullanılmasını seviyorum. Fazla düşünülmüş, her ayrıntısı eşleştirilmiş bir görünüm yerine, giyinen kişinin elinin değdiği belli olsun. Herkesin benzer şeylere ulaşabildiği bir dönemde, farkı bazen böyle küçük seçimler yaratıyor.

TAKILARDA KUSURSUZLUK YERİNE KARAKTER
Takılarda benim ilgimi çeken, birbirinin aynı ve kusursuz biçimde eşleşen parçalardan çok, kendine özgü formu olan tasarımlar. Farklı büyüklüklerdeki inciler, asimetrik küpeler, uzun kolyeler, iri bilezikler ve heykelsi yüzükler sade kıyafetlerin üzerinde güçlü bir etki yaratabiliyor. Özellikle inciyi metal detaylarla veya alışılmışın dışındaki formlarla bir arada görmek, ona daha modern bir ifade kazandırıyor. Elbette bütün takıları aynı anda kullanmamız gerekmiyor. Sade bir trikonun üzerine eklenen uzun bir kolye ya da beyaz bir gömlekle kullanılan tek bir büyük yüzük çoğu zaman yeterli. Bence en güzel takı, onu taşıyan kişi hakkında bir şey söyleyendir. Seçim yaparken kendi hayatımıza da bakmalıyız. Gün içinde rahatça kullanabildiğimiz, farklı kıyafetlerle bir araya getirebildiğimiz bir parça zamanla stilimizin tanıdık bir imzasına dönüşebilir.
ÇANTALARDA FORM KADAR DOKU DA ÖNEMLİ
Çanta seçerken önce biçimine bakıyoruz. Oysa bazen görünümü asıl değiştiren, yüzeyinin verdiği his oluyor. Kroko efektli deriler, yumuşak ve tüylü dokular, saten yüzeyler, nakışlar ve eskitilmiş deri görünümleri aynı kıyafeti farklı yönlere taşıyabiliyor. Düz bir yün paltonun yanında dokulu bir çanta kullanmak, renkleri çoğaltmadan da görünümü zenginleştirmenin güzel bir yolu. Ben özellikle fazla sert durmayan, kullanıldıkça yumuşayan ve hayatın içine karışan çantaları seviyorum. Çünkü bir çantanın karakteri yalnızca yeni alındığı günkü görüntüsünde saklı değil. Nasıl taşındığında, neyle kullanıldığında ve zamanla aldığı biçimde de ortaya çıkıyor. Burada işçilik de belirleyici. Sapın tutuşu, dikişlerin düzgünlüğü, kapanışın rahatlığı… Görünüm kadar, her gün elimizin değdiği bu ayrıntılar da önemli.

ELDİVEN VE EŞARPLA GELEN ZARAFET
Uzun eldivenler, sonbahar stiline taşınabilecek daha iddialı detaylardan biri. Dirseğe kadar uzanan deri ya da kumaş modelleri yalnızca gece elbiseleriyle düşünmemek gerekiyor. Kısa kollu bir elbise veya kol boyu uygun bir paltoyla da güzel bir birliktelik kurabiliyorlar. Özellikle bilekte hafifçe büzülen modellerde eski Hollywood’u hatırlatan bir zarafet var. Elbette her detay herkesin günlük hayatına uymayabilir. Böyle bir etkiyi daha küçük bir dokunuşla yakalamak isteyenler için ipek eşarp iyi bir seçenek. Boyuna bağlanabilir, başa sarılabilir, bele kuşak olarak eklenebilir veya çanta sapına iliştirilebilir. Eşarbı değerli bulmamın nedeni de bu. Aynı parçayı bağlama biçimimizi değiştirerek farklı bir ifadeye kavuşturabiliyoruz. Üstelik bazen dolapta unutulmuş bir eşarp, yeni aldığımız bir aksesuardan daha ilham verici olabiliyor.
AYAKKABIDA DAHA RAFİNE BİR ÇİZGİ
Bu sezon benim dikkatimi çekenler arasında daha ince çizgilere sahip ayakkabılar da var. Sivri burunlu topuklular, kısa ve ince topuklu modeller, T bantlı ayakkabılar... Geçmişten tanıdığımız bu formlar, bugünün gardırobunda yeniden anlam kazanıyor. Bol bir pantolonun altından görünen zarif bir burun ya da sade bir eteğe eşlik eden ince bir bant, görünümün oranlarını değiştirebiliyor. Ben ayakkabının kıyafetle kurduğu bu ilişkiyi önemsiyorum. Aynanın karşısında yalnızca ayakkabıya değil, bütün siluete bakmak gerekiyor. Paçanın nerede bittiği, eteğin boyu ve ayakkabının ayağı ne kadar açıkta bıraktığı sonucu etkiliyor. Bazen aradığımız yenilik, farklı bir modelden çok, alıştığımız ayakkabıyı başka bir parçayla denemekte saklı.

DETAY FAZLAYSA ETKİ AZALABİLİR
Aksesuarların güçlü olması, hepsini aynı anda kullanmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Güçlü bir kemer kullanıyorsak sade bir çanta tercih edebiliriz. İddialı bir broş takıyorsak diğer takıları azaltabiliriz. Uzun eldivenleri daha yalın bir kıyafetle dengeleyebiliriz. Çünkü iyi stil, her şeyi göstermek değil, neyi öne çıkaracağını bilmektir. Bazen tek bir detay yeterlidir.
CEREN CAN'IN SEZON NOTU
BU sonbahar gardırobunuza yeni parçalar eklemeden önce, sahip olduğunuz kıyafetlere yeniden bakmayı deneyin. Uzun zamandır giymediğiniz bir blazerın üzerine farklı bir kemer takın. Eski bir broşu yeniden kullanın. İpek eşarbınızı bu kez boynunuz yerine çantanızda deneyin. Sonra aynaya bakın; eklediğiniz detay sizi anlatıyor mu? İçinde rahat hissediyor musunuz? Benim için iyi stil biraz da bu soruların cevabında saklı. Yeni bir gardırop kurmadan da yeni bir stil hikâyesi anlatabiliriz.
Paylaş