"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Volkan Konak: Beni yakın küllerimi Karadeniz’e atın

Volkan Konak söylediği şarkıların etkisiyle, seyircisiyle yaşadığı duygusallıkla sahnede iddialı çıkışları olan bir sanatçı.

Geçtiğimiz gece verdiği, yaklaşık 500 kişinin izlediği konserinde de yine Karadeniz aşkına yenik düştü ve şunu söyledi:

“Siz sevenlerime vasiyetimdir, ne olur ben ölünce gömmesinler beni toprağa.

Yaksınlar benim tüm bedenimi. Ve bir kutuya koyup Karadeniz’imin üstüne bir helikopterle savursunlar tüm küllerimi. Özellikle de Trabzon’umun üstüne...”

Volkan Konak’ın yakılıp, küllerinin Karadeniz üzerine savrulmasını istemesi üzerine Leyla Gencer’in Boğaz’a savrulan külleri geldi aklıma. O da bir alt kutuda...

Leyla Gencer’in külleri Boğaz’a savrulmuştu

Yakılmak isteyen isimler içinde Volkan Konak ilk değil. En son Yıldız Kenter’in vefatında bu meseleyi tartışmıştık.

Kenter’in ölümünden sonra yakılmak istendiği ortaya çıkmış, ancak hayata geçirilememişti.

Daha önce Meral Okay da bunu istemiş ama yapılmamıştı.

Bu konuda benim hatırladığım tek ünlü Leyla Gencer.

Ünlü soprano 2008 yılında öldüğünde İtalya’da yakılmış ve külleri Boğaz’a dökülmüştü.

Türkiye’de vefat sonrası yakılmakla ilgili yasal açıdan bir engel yok. Volkan Konak yakılıp küllerinin Karadeniz’e dökülmesini istiyorsa,
hayattayken bunu açıkça ifade etmesi ve vasiyetine yazması gerekiyor...

Bu vasiyetle birlikte üç kişinin şahitliği de gerekiyor.

Ancak Türkiye’de vasiyet meselesi de tartışmalı. Üstelik Türkiye’de krematoryum da yok, bunun için cenaze yurtdışına götürülmeli.

Ya da Leyla Gencer örneğinde olduğu gibi yurtdışında vefat etmek gerekiyor.

Volkan Konak’ın sabah sabah bize konuşturduğu şeylere bak...

Allah gecinden versin diyelim...

Yetinmeyi bilenler

Bu kadar hırsın, bu kadar doymazlığın, bu kadar açgözlülüğün olduğu, like’ın follower’ın peşine düşüldüğü, herkesin şöhret ve para peşinde koştuğu bir dünyada 20 yaşındaki inşaat işçisinin çıkıp;
◊ Köyümde çok mutlu ve huzurluyum...
◊ Sahneye çıkmak istemiyorum...
◊ Ben hayatımı seviyorum...
◊ Bana değil gerçekten ihtiyacı olan başka kişilere ulaşsınlar.
Demesi, itiraf edin hepimize çok iyi gelmedi mi?
Ama yeterince iyi geldiyse kaldığımız yerden devam edebiliriz yorgun hayatlarımıza... Sezen’in “Yetinmeyi Bilir misin” şarkısına içimizde “evet” diyecek tek kişi, 20 yaşındaki bu kardeşimiz herhalde...

Az bile yapmışlar

“Allah’ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz saydığımız için” sözünü söyleyen, çocuk yaşta evliliği savunan, adını bile anmak istemediğim profesör için, “Ülkemde bu sözleri söyleyen profesör sıfatlı birinin olmasına üzülüyorum, kızıyorum, olmaz olsun diyorum, Kahroluyorum...” diye yazmıştım.
Önceki gün öğrendik ki öğrenciler dersini protesto ederek sınıfı terk etmiş.
Ben bu ‘tırnak içinde’ hocanın öğrencisi olsam bırakın dersi protestoyu, okulu uzatma pahasına hiçbir dersine girmezdim.
Çünkü topluma nifak tohumları ekenlerden hoca olmaz...

Gerilim sevenlere: Bana Vera De

Uzun yıllar birlikte çalıştığım gazeteci arkadaşım Şenay Ordu, artık Londra’da yaşayan başarılı bir gerilim romanı yazarı.
Şenay geçen sene Birleşik Krallık Suç Yazarları Derneği (CWA) üyeliğine kabul edildi.
Sadece dünyada değil, Türkiye’de de kadın gerilim romanı yazarlarının sayısı artıyor.
Kadın yazarlar gerilimde duygusal şiddetin dozunu artırarak başarı kazandılar.
Bunun en güzel örneği Gillian Flynn’in filmi de çekilen “Kayıp Kız” romanı.
Şenay’ın Doğan Kitap’tan çıkan yeni romanı “Bana Vera De”, Londra’da bir apartman dairesine kapatılan Evin ile patronuna platonik âşık olan Nesteren’in gerilim yüklü hikayesini anlatıyor.
“Kayıp Kız” ve “Trendeki Kız”ı sevenlerin beğeneceğine eminim.

 

 

 

X