Sosyal medya hesabı açmam marka kıyafetler almam...

Bengü ile 2 yıl önce buluştuğumuzda “altın çağımı yaşıyorum” demişti... Eşi Selim Selimoğlu ile ilişkisi başlamış, yeni albümü çıkmıştı... Mutluluğunu geçen yıl evlilikle taçlandıran, yakın zamanda kızını kucağına almaya hazırlanan ünlü şarkıcıya “O altın çağın ise şimdi hayatının hangi dönemindesin” diye sordum. “Altın çağın bile altını... Artık kendimi tamamlanmış hissediyorum” diye yanıt veren Bengü ile hem evliliği hem de annelik üzerine keyifli bir sohbete imza attık.

◊ 2 yıl önce buluştuğumuzda “Altın çağımı yaşıyorum” demiştin... Şimdi evlendin, yakında anne olacaksın... Şu an hayatının hangi dönemindesin?

- Bu dönemime pırlanta mı diyeyim, ne diyeyim? Altın çağın bile altını... O zaman üst üste bu kadar güzel şeyler yaşayacağımı bilmiyordum. Seninle röportaj yaptığımız zaman eşimle yeni tanışmıştık... Hatta insan ilk başlarda ilişkisini anlatmaktan çekinir ya, ben bütün kalbimle onu anlattım. Her şey o kadar güzel ilerledi ki... Hem evlendim, hem de üç ay sonra hamile kaldım...

◊ Belki de gerçek altın çağını şimdi yaşıyorsun...

- Evet... Kendimi tamamlanmış hissediyorum...

◊ Hamilelik nasıl gidiyor, kaçıncı ayındasın?

- 30’uncu haftadayım... Doğuma 2 ay kaldı.

◊ Doğumun ne zaman olması bekleniyor?

- Temmuz sonu, en geç 3 Ağustos gibi görünüyor.

◊ Burcu ne olacak?

- Aslan...

◊ Benim kızım da Aslan burcu...

- Öyle mi? Ben Koç’um, baba Kova... Koç da lider burçtur... Bildiğim kadarıyla Aslan da kendinden emin, dediklerini yaptıran, güçlü bir karakter oluyormuş. Benim kızım da inşallah öyle olur...

Sosyal medya hesabı açmam marka kıyafetler almam...

Hamileliğimde 1 tane baklava bile yemedim

◊ Eşine ilk hamilelik haberini nasıl verdin?

- Açıkçası biz bebek haberini bu kadar çabuk beklemiyorduk. Reglim 1-2 gün gecikince “acaba mı” dedim. Ama Selim’e çaktırmadım. Ya değilse diye düşündüm. Bir firmanın gecesinde sahneye çıkacaktım. Ama kendimi tuhaf hissediyordum. Tanıdık bir eczaneye gidip gebelik testi aldım. Bir baktım pozitif... Emin olmak için evdeki yardımcıma “Bir test daha alalım” dedim. Baktım yine pozitif, hemen Selim’i aradım.

◊ Selim haberi aldığında neredeydi?

- Selim iş için araçla Yalova’dan Bursa’ya geçiyormuş. Aracın içinde 4-5 kişilermiş... Aracı sağ çektirip aşağıya inmiş. (Gülüyor) Onunla çığlık çığlığa konuştuk. O da inanamadı. Demek ki kızımız bu zamanda gelmek istemiş...

◊ Nasıl bir hamilelik geçirdin?

- Şükürler olsun ki, kolay bir hamilelik geçirdim... Zorlukları biraz da annelerin kendileri yaratıyor diye düşünüyorum. Ben başından beri bunun bir hastalık olmadığını biliyordum. Bu süreci hissederek yaşamaya gayret ettim.

◊ Kaç kilo aldın?

- Şimdiye kadar 10 kilo aldım. Sağlıklı besleniyorum. Hamileliğim boyunca bir tane baklava bile yemedim. Çünkü yararı yok. Şimdi iki ayım kaldı, haftada 500 gramla gidersem, 13-14 kilo ile bitireceğim inşallah.

◊ Bulantı yaşadın mı?

- Hayır...

◊ Ne güzel, maşallah...

- İlk üç ay yaşanan bulantılar, anne adaylarının hayatını engelliyor... Ama benim midem hiç bulanmadı. Sadece yorgunluk ve uyku halim oldu. O halsizlik de biraz beni zorladı. Çünkü haftada 3-4 gün spor yapan, çok fazla aktif çalışan biriyim. Hamileliğin ilk aylarında çok çabuk yoruluyordum. Ama ilk üç aydan sonra o ikinci trimester dedikleri bölümde bu sefer tam tersi aşırı bir enerji geliyor. Müthiş mutluluk hormonu salgılıyorsunuz. İkinci bölümü çok güzel geçirdim...

◊ Hiç aşerdin mi? Gecenin bir vakti eşine “Canım karpuz çekiyor” dediğin oldu mu?

- Valla öyle bir şey yapmadım. (Gülüyor) Ocak ayında “bir karpuz olsaydı da yeseydik” demedim. Daha çok ekşi şeyler yedim. Selim’le her akşam oturup ayva yiyorduk. Benim göbek hafif hafif şiştikçe, o da göbeklenmeye başladı. Şimdi frenledi. Epey kilo da verdi.

Sosyal medya hesabı açmam marka kıyafetler almam...

Normal doğum yapmak istiyorum

◊ Evlilik yıldönümünüz ne zaman?
- 29 Ağustos... Ağustos ayında hem evlilik yıldönümümüzü, hem de bebeğimizin gelişini kutlayacağız. Şu an en büyük duam; kızımın sağlıkla gelmesi...

◊ Spor yapıyor musun?
- Hamileliğimin ilk başlarında pilates yapıyordum ama şimdi ara verdim. Artık yoga yapıyorum.

◊ Normal doğum mu yapacaksın?

- Şartlar yolunda giderse normal doğum istiyorum. Bu süreci kızımla birlikte yaşamayı çok istiyorum... Çünkü doğum; anne ile bebeğin birbirine destek olduğu bir süreç. Ben ona yol açacağım, o da bana yardım edecek. Bununla ilgili konuşurken bile tüylerim diken diken oluyor. Şu an için normal doğuma engel olacak bir durum yok... Ama bu işler kısmet tabii, sezaryen de olabilir...

◊ Normal doğuma nasıl hazırlanıyorsun?

- Doğum koçum var, şimdiden onunla haftada bir buluşuyorum. Konuyla ilgili çok okuyorum. Arkadaşlarım ve ailem “çok didikliyorsun” diyor ama yok çok meraklıyım, ne yapayım?

Sosyal medya hesabı açmam marka kıyafetler almam...

Doktorum izin verirse son ana kadar sahnedeyim

◊ Kızının adı ne olacak?

- Zeynep...

◊ Zeynep’i sen mi istedin?

- Beraber karar verdik. Birkaç alternatif daha vardı ama Zeynep daha çok içimize sindi.

◊ Şimdiden 20 bakıcıyı testten geçirdiğin doğru mu?

- Yok... Ama her çalışan anne gibi yardımcım olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sağlığım düzeldikten sonra tekrar konserlerime dönmek istiyorum. Sahnede olmak beni mutlu ediyor. Ben mutlu olursam, kızımın da mutlu olacağını düşünüyorum. Ama 20 dadı çağırdı da beğenmedi diye bir şey yok. Birkaç arkadaşımdan referans aldım, onların daha önce bebeklerini büyüten hanımlarla görüştüm. Birkaç kişiyle daha görüşeceğim ve karar vereceğim.

◊ Konserlerin devam ediyor mu?

- Evet...

◊ Gülşen karnı burnundayken sahneye çıkıyordu, sen de onun gibi son ana kadar devam edecek misin?

- Doktor izin verirse son ana kadar sahnede olmak istiyorum. Tabii çok uzak sahne programlarını kabul etmiyorum. Mesela 8 Haziran’da Tekirdağ’da halk konseri vardı, onu aldık.

Marka kıyafet yerine Denizli şile bezini tercih ederim

◊ Zeynep’in odası için 40 bin lira harcadığın doğru mu?

- Ben anne olmadan önce de çok fazla ortalarda dolaşıp “şu markaya, şu kadar para verdim” diyen birisi değildim. Hep işimle var oldum... Hamilelik döneminde böyle renkli haberler çıkıyor. Hatta o haberler çıktığında biz henüz odasını bile hazırlamamıştık. Hiçbir zaman “40 bin lira harcadık” da demedim.

◊ Hâlâ oda hazır değil mi?

- Haziran ortasında bitmiş olacak. En keyifli zamanlar... Ben de her anne gibi kendi bütçeme göre bebeğim için harcamalar yapıyorum. Hatta bebekten sonra daha tutumlu davranmaya başladım.

◊ Kızına marka kıyafet alır mısın?

- Hayır... Üstü yazılı şeyleri sevmiyorum. Marka bir kıyafettense Denizli şile bezi giydirmek daha çok hoşuma gider. Herkesin kendi zevki tabii ama ben üstü yazılı kıyafetleri çocukluğumda da sevmezdim.

Zeynep gelenek göreneklerimizi bilsin

◊ Bu, anne olmadan önceki son bayramın değil mi?
- Evet... Bir sonraki bayramda inşallah çocuğumla olacağım.

◊ Bayramlar sana ifade ediyor?

- Beni 2-3 yaşıma kadar rahmetli anneannem ve dedem büyüttü. Biz her bayram toplanıp onlara giderdik. Bayram denilince de mendillerin ütülenmesi, mendillerin arasına şeker konulması, yeni ayakkabılarımız, yeni kıyafetlerimiz, el öpmesi gibi adetler aklıma geliyor.

◊ Zeynep’i de o adetlerle mi yetiştireceksin?

- Artık ne yazık ki bayramlar eskisi gibi coşkulu yaşanmıyor. Ama ben yine de mümkün olduğu kadar Zeynep’in geleneğimiz göreneğimizi küçüklükten bilmesini isterim.

Sosyal medya hesabı açmam marka kıyafetler almam...

Küçücük bebeği niye meşhur edeyim

◊ Kızına doğar doğmaz sosyal medya hesabı açacak mısın?

- Hayır, hiçbir zaman açmayacağım. Büyüdüğü zaman isterse açar. Küçücük bebeği niye meşhur edeyim? (Gülüyor) El kadar bebeğe hesap açmak, bilemiyorum... Tabii açanlara saygı duymak lazım. Ama ben yok düşünmüyorum. Çok komik değil mi? Ben açmam...

◊ Sosyal medyada kızının fotoğrafını paylaşacak mısın?

- Paylaşacağım ama onun da bir kararı var. Her dakikasını paylaşmam. Sürekli paylaşım yaparak özgürlüklerini elinden alıyormuşuz gibi geliyor. Belki de o bebek, onu istemiyor. 0-3 yaş bilinçaltı oluşuyor. Elimizde telefonla sürekli çocuğu çekerek, ona ne veriyoruz? iPad’lerden uzak tutmak lazım...

◊ Burak Özçivit, Tarkan gibi bazı ünlüler bebeklerinin yüzlerini hâlâ göstermiyor. Sen onlar gibi nazara inanmıyor musun?

- Ben o kadar saklamam. İlk doğduğu zaman güzel bir aile fotoğrafı paylaşabiliriz...

Nazar, duayla değmez herhalde. Dua ederiz, değmez. (Gülüyor)

◊ Var mı şimdiden kuralların, sert bir anne mi olacaksın?

- Öyle eli maşalı bir anne olamam. Ama kendi hamileliğimde olduğu gibi bebeğimi de sağlık beslenmek istiyorum. Zararlı şeylerin tadını bilmesin istiyorum. Sosyal medya ile de çok haşır neşir etmem.

Kocama her gün daha çok âşık oluyorum

◊ Evlilik ve çocuk, aştaki heyecanı öldürüyor mu?

- Tam tersi, kocama her gün daha çok âşık oluyorum.

◊ Kocan için de aynı şey geçerli mi?

- Bence geçerli, çünkü öyle bakıyor bana...

◊ Hamilelikte kadının fiziği değişiyor, hormonları değişiyor... Hiç, “beni artık beğenmiyor mu” diye düşündüğün olmadı mı?

- Hayır... Mesela akşamları ayak bileklerim şişiyor. Selim de masajları öğrendi. Sırt ve ayak masajı yapıyor. Hatta Selim, “Yüzün eskisinden çok daha güzel oldu. Şimdi çok daha minnoş bebek gibisin” diyor. Belki de değilimdir ama beni mutlu ediyor. Şimdiye kadar hiç kendimi kötü hissettirecek bir şey demedi.

◊ Selim doğuma girecek mi?

- Evet, yanımda olacak. Zeynep’i ikimiz karşılaşacağız.

◊ Bütün doktor kontrollerine geldi mi?

- Hepsine geldi. Bu süreçte birbirimize daha çok bağlandık. Bebek bizi tam anlamıyla aile yaptı... Selim zaten aile hayatını seven bir adam. İşten çıkar çıkmaz hemen eve gelir.

◊ 7 ay boyunca “Arkadaşlarımla dışarı çıkayım, tatil yapayım” demedi mi?

- Yok, demedi. Selim iyi bir eş, iyi bir baba... Böyle de gitsin...

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

1 Haziran’da açılacaksa, 3 Temmuz’da kapansın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam Ahmet Hakan’ın programında, gidişata göre okulların 1 Haziran’da açılabileceğini söyledi.

Dün de yazdım ben bu konuyu...
2 haftalığına okul açmanın kimseye bir faydası yok.
Çocukların hazırlığı, okula adaptasyonu derken iki hafta bitecek zaten.
Bu sürede de hiçbir şey öğrenmeyecekler ve virüs konusunda gereksiz bir risk alınmış olacak.
“WhatsApp Anneleri” gruplarından da biliyorum, “2 haftalık okula çocuk göndermem” diyen veli sayısı hiç az değil...
O yüzden bu yılı zorlamanın anlamı yok, artık oturmaya başlayan uzaktan eğitim 19 Haziran’a kadar uzamalı ve öylece okullar kapanmalı.
İlla çocuklar eğitimde geri kaldı diyerek okulları açmayı düşünüyorsak benim bir önerim var...

Yazının Devamını Oku

Virüsün iyi yanı

Koronavirüsle ilgili duyduğum en iyi haber bu oldu:11 Mart-27 Nisan arasında 24 kadın cinayete kurban gitmiş..


Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam 44’tü...
Neredeyse yarı yarıya azalmış.
Oysa tam tersi aynı eve kapandıkları için çiftler arasında tartışmaların, boşanmaların, kavgaların daha fazla olması beklenirdi...
Vuhan’da karantina sonrası boşanmaların arttığını biliyoruz.
Belki de bu kendine güvensiz, kadını dövmeyi, öldürmeyi namus meselesi sayan katillerin en büyük derdi kadının dışarıda olması...
Eve kapanıp dışarı adım atmadığı sürece belki de o yere batasıca kıskançlıkları hortlamıyor, kadının dört duvar arasında yaşamasından memnun oluyorlar...

Yazının Devamını Oku

Müdavim hareketi

Virüs nedeniyle kapanan restoranlar, kafeler için dünyada başlayan dayanışma hareketinin bir benzeri bizde de başladı. Adı: Müdavim Hareketi...


Gittiğiniz, sevdiğiniz restoranlar için 50, 100, 200, 400 lira ödeyerek yüzde 25 indirim sağlayan bir çek alıyorsunuz... Restoran açıldığında da gidip o çeki kullanıyorsunuz...
Aslında karantina sonrası yiyeceğiniz yemeğin parasını bugünden peşin ödüyorsunuz.
Ekonomik sıkıntı yaşayan sevdiğiniz mekanlara destek olmak amacıyla...
Restoranlar, kafeler 1,5 aydır kapalı, haziran ortası açılabilirse 3 ay kepenk indirmiş olacaklar...
3 ay boyunca hiç gelir elde etmeden kira ödemek, personel çıkartmamaya çalışmak, ayakta kalabilmek benim diyen işletme için bile kolay bir şey değil.
O yüzden bu sosyal sorumluluk hareketi önemli.

Yazının Devamını Oku

Marvel’in müzikleri

Ben atlamışım, bir Türk kadın müzisyenin Captain Marvel’ın müziklerini yaptığını bilmiyordum. Geçen akşam filmi izlerken sonunda, “Müzik: Pınar Toprak” imzasını görünce şaşırdım. Hemen kimdir diye baktım...

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra çok az İngilizce bilmesine rağmen 17 yaşında Amerika’ya gitmiş. Önce Chicago’da caz, ardından Boston’da dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu’nda okumuş.
Orada film müzikleri yapmayı öğrenmiş. Geçen yıl 8 Mart’ta Captain Marvel vizyona girdiğinde, Türk basınında da haberleri çıkmış Pınar Toprak’ın... O dönem Variety dergisine de röportaj vermiş.
Dedim ya ben kaçırmışım, Captain Marvel’ın sonunda imzasını görünce keşfettim ve bir Türk kadınının başarısı filmin kendisinden daha mutlu etti beni...

Tüp... Yallah... Yemek vs...
◊ Hastaları vefat ettiği için yoğun bakıma dalan, sağlık personeline tüple saldıran kendini bilmez hasta yakınları bakalım ne ceza alacak?
12 gün önce Meclis’ten geçen ve cezaları yarı oranında artıran sağlıkta şiddet düzenlemesinin ilk sonucunu göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

İstanbul budur işte

Andrea Bocelli’nin Milano Duomo’dan verdiği konseri, dünyaca ünlü sanatçıların evlerinden seslendikleri “One World: Together At Home” konserini geçen hafta çok yazdık, çizdik...


23 Nisan akşamında bir konser de bizde vardı...
7 Tepenin Şehri İstanbul’dan 7 Kıtaya adıyla yayınlandı.
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın YouTube hesabından yayınlanacağını sanıyordum konserin.
Meğer pek çok kanal yayınlamış, evde o saatte TV açık olmadığından farkında değilim, saat tam 19.00’da YouTube’u açtım o yüzden...
Ayasofya önünde ney sanatçısı Yavuz Akalın’la başladı konser...
Drone’larla çekilmiş tarihi yarım adanın görüntülerine müthiş bir ney sesi eşlik ediyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Almanya

Merak ediyorum, neden Almanya’nın ölüm rakamları tartışılmıyor da Türkiye’nin tartışılıyor?


New York Times neden Almanya’yı değil de, Türkiye’yi mercek altına almaya kalkıyor?
Oysa Avrupa’da koronavirüs salgınını başarıyla yürüten iki ülke var... Biri Almanya, diğeri Türkiye.
Almanya’da 150 bini geçti vaka sayısı, 5 bin 500 kayıp var.
Türkiye’de 100 bine yaklaştı vaka sayısı, 2 bin 500’e yakın kayıp var. Bu iki ülkede vaka sayısıyla vefatlar arasında çok ciddi bir makas var.
Demek ki olabiliyormuş.
Bizde ilk vaka sayısının görüldüğü 11 Mart’tan bu yana 6 hafta geçti, 7’nci haftanın içindeyiz.

Yazının Devamını Oku

Çocuklar da çıkmalı...

Dün 65 yaş üstü insanımıza hafta sonu birkaç saat de olsa dışarıya çıkma izni verilmesi gerektiğini yazdım, “eve kapanmaktan hastalanacaklar” diyerek...Pek çok okur destek verdi bu öneriye...


Cumartesi- pazar 08.00-12.00 arası sadece 65 yaş üstü sokağa çıksa inanın hepsine büyük moral olur.
Sadece yaşlılar değil düşünmemiz gereken bir de çocuklar var... Geçen gün 5 yaşındaki oğlum uzaktan eğitim sırasında sınıf arkadaşıyla konuşuyordu; “Delireceğiz oğlum evde oturmaktan” diyorlardı birbirlerine...
Şaka yapmıyorum 5 yaşındaki çocuklar bunu konuşuyordu.
Avrupa’nın en ağır faturasını ödeyen ülkelerinden İspanya, çocuklara “temiz hava izni” verme kararı aldı. 18 Mart’tan bu yana karantina altında olan 8 milyon çocuğa konan yasak 27 Nisan’dan itibaren temiz hava alabilmeleri için gevşetilecek.
Birçok çocuğun 40-50 metrekare evlerden haftalardır çıkmadığını söyledi İspanya Başbakanı...
Bizde de durum farklı değil...

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstü hafta sonu sokağa çıksın

Yaşlılar haftalardır evde. Bakmayın güneşi gördüğünde kendini meydanlara, banklara atan üç-beş kişiye. Milyonlarca yaşı ilerlemiş insanımız uzun süredir dört duvar arasında yaşıyor.


Kendi annemden, etrafımdaki yaşı ilerlemiş insanlardan biliyorum.
Evde oturmaktan hasta olacaklar artık.
Moralleri bozuldu, torun torba etraflarında değil, yürüyüşe çıkamıyorlar, çıkıp temiz bir hava alamıyorlar.
Sürekli kapalı bir evde bağışıklık sistemleri zayıflamaya başladı.
En ufak bir mikroba karşı vücutları direnç göstermeyecek artık...
Unutmayın herkesin evi bahçeli, balkonlu, salon salamanje değil.

Yazının Devamını Oku

Belki de maçları böyle izleyeceğiz

Bu haber tam 6 yıl önce çıkmıştı...



Güney Koreli The Hanwha Eagles adlı bir beyzbol takımı seyirci sayısını artırmak için stadyuma robot taraftarlar yerleştirmişti.
Taraftar stadyuma gitmeden akıllı telefonları sayesinde bu robotlardan birini kontrol ediyor ve stattaymış gibi karşılaşmayı robotun gözünden izliyor.
Evinde oturan seyirci robotlara tezahürat yaptırıyor, hatta elindeki dijital pankartları kaldırtıp, şarkılar bile söyletebiliyor.
Her robotun yüzündeki dijital ekrana da evinde oturan seyircinin görüntüsü yansıtılıyor.
Güney Kore beyzbol takımı bu formülü seyirci ve gelir sayısını artırmak için 6 yıl önce bulduğunda ortada virüs falan yoktu.

Yazının Devamını Oku

Neymar bile ağladı, ben hâlâ ağlamadım

“7. Koğuştaki Mucize”, geçen yılın en başarılı filmiydi... 5 milyon 316 bin gişe yaptı, Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu çok konuşuldu...


Seyreden herkesi hüngür hüngür ağlatan bir baba-kız hikayesi;
Haksız yere hapsedilen Memo ve
7 kışındaki kızı Ova’nın...
Şu sıralar farklı dijital platformlarda tavsiye olarak önüme düşüyor film. Belli ki PSG’nin dünyaca ünlü futbolcusu Neymar’ın da önüne düşmüş ve açıp izlemiş “7. Koğuştaki Mucize”yi...
Daha sonra da sosyal medyasından, “Çocuğu olanlar bu filmi izledikten sonraki duygumu daha iyi anlar. İnanılmaz güzel bir film, izlerken çocuklar gibi hüngür hüngür ağladım” paylaşımını yaptı.
137 milyon takipçisi var Neymar’ın... Türk yapımlarının dünyada gücünü ve etkisini göstermek açısından çok önemli bir nokta bu...

Yazının Devamını Oku

Tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılara çağrım var

Lady Gaga bu cumartesi akşamı (18 Nisan) sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla "One World: Together at Home” adında YouTube üzerinden bir konser düzenliyor. Konseri Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert sunacak.


Paul McCartney’den
Stevie Wonder’a birçok ismin şarkılarını seslendireceği
konsere David Beckham, John Legend, Kerry
Washington, Priyanka Chopra Jonas gibi ünlü isimler de katılacak.
Ve burada amaç bir bağış toplamak değil. Sadece eğlenmek, sağlık çalışanlarına moral vermek. Bizde de sağlık çalışanlarımız için bir YouTube konseri neden olmasın?
İlk akla gelen tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılar moral gecesi düzenlemeliler.

Yazının Devamını Oku

Sokağa çıkma yasağında İstanbul

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı çok doğru bir karardı, 25 gün önce bu köşede önerdiğim bir konuydu bu...

Cuma akşamı yaşanan izdihamın önüne geçilecek tedbirler alınmalıydı meselesi, zaten hepimizin ortak düşüncesiydi...

Cumartesi evden çıkmadım ama pazar günü gazeteci merakıma yenilip atladım bisiklete, şehirde ne oluyor diye bir tura çıktım...

Fotoğraf çekmek, yasağa uyulup uyulmadığına bakmak için...

Cihangir’den Beyazıt’a kadar bisikletle gidip geldim, şunları gördüm;

◊ Denetimler müthişti. Yol boyunca 6 kez çevrildim, memur arkadaşların kimi tanıdı geçmeme izin verdi, kimi sarı basın kartımı görmek istedi.

Yasağa uyma oranı yüzde 100’dü. Yol boyunca toplasan 3-5 araç, sokaklarda sadece 5-10 insan gördüm.

◊ Geçmişte sayım günlerinde böyle boş olurdu İstanbul. O günlerde de ya gazeteye çalışmaya giderdim ya da sayım memuru olarak görev yapardım. Ama o zamanlar bile bu kadar yasağa uyulmazdı.

◊ Doğma büyüme İstanbulluyum, ben kenti bu kadar sessiz bu kadar boş hayatımda görmedim...

Yazının Devamını Oku

333 katlı bir hapishane

Bir hapishane düşünün 333 katlı bir gökdelen ve her katında iki mahkûm kalıyor...


Ortada 8 metreye 2 metre gibi uzunca bir masanın geçebileceği dikdörtgen bir boşluk var her katta...
Her gün en üstteki katta mükellef bir sofra hazırlanıyor; karidesler, pastalar, etler, balıklar aklınıza ne gelirse... Üstelik çok usta aşçılar tarafından.
Ve bu ancak birinci sınıf restoranlarda olabilecek mükellef masa asansör gibi en üst kattan aşağıya doğru inmeye başlıyor.
Her katta 3-4 dakika duruyor en fazla... 4 dakikada ne yedin yedin, çünkü masadan yiyecek alıp saklamak yasak. Bunu yaptığın an ceza var: Bulunduğun kat hızla buz gibi soğutuluyor ya da çok sıcak hale getiriliyor.
En üstteki ilk 30 kat en şanslısı çünkü her şeyin olduğu masaya saldırıp istediklerini yeme, talan etme şansları var...
Her katta 4’er dakika dura dura gelen masada 40-50’nci kattan sonra neredeyse yiyecek hiçbir şey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Gazetem kapımda

Evlere kapandığımız şu günlerde bizim grup İstanbul’daki okurlar için çok güzel bir uygulama başlattı.


“Bir Tıkla Gazeten Kapıda” uygulaması.
Biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü, gazete kağıdında koronavirüs riski olmadığını açıkladı, yani gazeteyi gönül rahatlığıyla kağıttan okuyabilirsiniz.
İşte bu keyiften vazgeçmek istemeyen okurlar için Bir Tıkla Gazeten Kapıda uygulaması var.
Demirören Medya’ya bağlı Hürriyet, Milliyet, Posta, Fanatik gazeteleri için şimdilik sadece İstanbul’daki okurlara yönelik bir uygulama bu.
Yakın zamanda Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerle kapıya teslim sistemi daha da büyüyecek.
Yakala.co ve Scooty işbirliğiyle hayata geçen bir sistem bu. Ben kendi işimi kendim yapmayı severim.

Yazının Devamını Oku

Karantina altında seks hayatımız... Eyvah libidomuz düştü!

Koronavirüsle ilgili her şeyi konuşuyoruz da, bir tek seks hayatımızı konuşmuyoruz. Sağ olsun ekrandaki birbirinden kıymetli hocalar sayesinde hepimiz birer pandemi uzmanı olduk...


Ama bugüne kadar insanların seks hayatıyla ilgili bilgi veren, bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan tek bir uzmana rastlamadım. Bir tek Ender Saraç’ın Posta’ya verdiği röportajı hatırlıyorum; “Lütfen bu dönemde tek eşli olun” diyordu.
Bu konuyla ilgili bizde yeterli bilgiyi bulamayınca yabancı kaynaklara baktım, New York Times’ın pazar sayısından aşağıdaki bilgileri derledim. İşte 15 maddede karantinadaki seks hayatımız...
1- Bunlar eşi benzeri görülmemiş dönemler olduğu için, karantina altında insanların seks hayatlarının köreldiği ya da zenginleştiği konusunda elde şimdilik yeterli veri yok.
2- Ama şu kesin: Yaşadığımız günler hiç seksi zamanlar değil...
3- İnsanlar yeni seks partnerleri bulma konusuna uzak duruyorlar. Çoğu kişi virüsle ilgili bilgilendirmelere, cinsel sorunlardan daha fazla ilgi duyuyor.
4- 2019’u libido tartışmalarıyla kapatmıştık. Can Yaman’a kötü bir haberim var: Depresyon ve anksiyete libidoyu doğrudan olumsuz etkiliyor. Kesin bilgi!

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapanlara: Emma Teyze’nin Kitabı

Emma Teyze kim? Bizim Kelebek’in zeytinyağı yazarı olan Elvan Uysal Bottoni’nin eşi sevgili Paolo’nun büyük teyzesi...


Emma Mancini, 1907’lerde kuzey ve orta İtalya’da yaşamış ve o dönem yaptığı yemeklerin tariflerini defterine not almış.
Mancini ailesinin ikinci kuşağı olan Emma Teyze’nin bu not defteri, Elvan’ın eşi Paolo’nun kız kardeşine kadar ulaşmış.
20 yıldır İtalya’da yaşayan Elvan da kucağına kadar gelen bu hazineyi değerlendirme kararı vermiş.
Ve ortaya “Emma Teyze’nin Kitabı” adlı geleneksel İtalyan yemekleri tarifinin olduğu bu kitap çıkmış...
Elvan’la neredeyse 30 yıla yakın dostluğumuz var; kendisi çok iyi zeytinyağı, şarap, peynir ve bal tadımcısıdır.
Bu İtalyan mutfağı ve yemekleri üzerine yazdığı 6’ncı kitabı...

Yazının Devamını Oku

Neden para ödüyorum?

Tartışma sadece bizde değil, dünyada da yaşanıyor.


Şu sıralar dünyada herkesin sorduğu soru aynı: Neden almadığım hizmete para ödüyorum?
Hafta sonu New York Times’da okudum, ESPN gibi birkaç spor kanalına aylık abone olan bir kullanıcı koronavirüsten dolayı maçların oynanmadığını ve ödediği ücretin geri verilmesini istemiş.
ESPN de nanik yapmış ona. Geçen hafta ben de bizim özel okulları ve anaokullarını yazmıştım.
Uzaktan eğitim için normal eğitim ücreti almaya devam etmeleri doğru mu?
Okul binalarında hiçbir şeyden değilse ısıtma, elektrik, su, temizlik gibi pek çok giderden kurtuldu özel okullar.
Bunu neden ücretlere yansıtmıyorlar?

Yazının Devamını Oku

Radyoculara iyi bir haberim var

Media Liven 26-31 Mart tarihleri arasında 15.328 kişiyle radyo dinlenmesi üzerine bir araştırma yaptı.


Söz konusu tarih hepimizin evlerine kapandığı karantina tarihleri...
Açıkçası evde daha çok televizyon izlendiği, insanların araçlarına binmediği için radyo dinleme sürelerinin azaldığını düşünüyordum ben...
Radyocu meslektaşlarıma güzel haberi vereyim, meğer tam tersiymiş...
Korona günlerinde radyo dinleme süreleri artmış...
Ankete katılanların yarıya yakını, 7212 kişi her gün radyo dinlediğini söylemiş...
Her gün 1-2 saat dinleyenlerin sayısı 3804, 4 saatten fazla dinleyenlerin sayısı 3586...

Yazının Devamını Oku

Yanlış yapan ünlüler

.

Serdar Ortaç
“Bir çay demleyenim bile yok” diyerek taksi durağını ziyarete gitti, taksicilerle çay içip sohbet etti.
Üstelik maske takmayan taksici “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” dedi.
Anlaşılan o ki; sevgili Serdar’ın ne izolasyondan ne de sosyal mesafeden haberi var.

Nasuh Mahruki-Coşkun Aral
Nasuh Mahruki, Silivri-Durusu’da açacağı Doğada Liderlik Okulu’ndaki son hazırlıkları ailesiyle birlikte hafta sonu denetledi.

Yazının Devamını Oku

Zombiler de gerçek olacak mı?

2013’te Cannes Film Festivali’nde Brad Pitt’in “World War Z” filminin tanıtımındaydım... (O zamanlar uçağa biniyoruz ey sevgili okur, yurtdışına festivallere, maçlara, tatillere gittiğimiz yıllar, ne günlerdi be!)


O yıl Cannes’ın ağır topu Brad Pitt’ti, her yer “World War Z” afişleriyle doluydu.
Şu sıralar sürekli virüs, pandemi yapımları izliyoruz ya, geçen akşam “World War Z” önüme düşünce, “Cannes yılları nostaljisi yaparım” diyerek satın aldım filmi...
Film aman aman bir şey değil, yaşayan ölüler, zombiler hikayesi...
Güney Kore’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getiriyor.
Her zombi filminde olduğu gibi burada da yaşayan ölüler, yeni hücrelere ihtiyaç duyduğu için kontrolsüzce sağlıklı insanlara saldırıyorlar.
Filmi izlerken düşündüm; bu Hollywood yapımlarındaki her şey gerçek oluyor ya, bu zombiler de günün birinde gerçek olacak mı? Belki de bu korona belası insanlığın ilk büyük sınavı...

Yazının Devamını Oku