Levent Kırca’nın son isteği

Levent Kırca’yla kimi zaman iyi, kimi zaman gergin geçen 25 yıla dayanan bir ilişkimiz vardı.

Haberin Devamı

Levent Kırca’nın son isteği

92 yılında Hürriyet’te televizyon eleştirileri yazmaya başladığım yıllardan bu yana süren bir ilişki...
Kimi zaman çok övdüm...
Kimi zaman çok eleştirdim...
O da beni kimi zaman çok sevdi, kimi zaman hiç sevmedi.
Ama hep saygı-sevgi çerçevesindeydi ilişkimiz.
Kim inkar edebilir; büyük komedyendi.
Kim inkar edebilir; “Olacak O Kadar”la yıllarca bu ülke insanına kahkahalar attırdı...
Ölümünden bir ay kadar önce Soner Yalçın, benim Levent Kırca’yı sevmediğimi yazsa da, ben sadece onun siyasete bulaşmasını sevmemiştim.
O da en büyük hatasının bu olduğunu en yakınlarına söyledi zaten.
Levent Kırca zamanının çok kısa olduğunu bilerek yaşadı son dönemi.
Ayşe Arman’a verdiği röportajda da...
Geçen hafta onur ödülü aldığı Bodrum Film Festivali’ne gönderdiği mektupta da hep veda vardı.
Bundan bir-iki ay kadar önce bir arkadaşım evine ziyarete gitmişti.
“Nasıldı?” dedim.
“Göremedim” yanıtını verdi...
Aşağıya inmek istememiş; “Aklındaki son görüntümün böyle olmasını istemiyorum, eski Levent Kırca olarak kalmak istiyorum” demiş.
Göstermemiş kendini.
Peki son isteği neydi Levent Kırca’nın?
Bir süre önce çektiği “Sarhoşum Gel Beni Al” adlı filminin vizyona girmesi...
Vizyona girdiğini göremeden vefat etti.
Son vasiyet olarak vizyona girmeli mi bu film?
Kararı verecek olan, ailesi...
Ancak girerse aklımızda yer eden “Levent Kırca komedisi”nin de zarar göreceğini söylüyor filmi görenler.
İzleyen bir-iki dağıtımcı arkadaşım, belki yorgunluk dönemi olduğundan, belki sağlık problemlerinden Levent Kırca’nın filmde yapmak istediğini tam gerçekleştiremediğini söylüyor.
“Sarhoşum Gel Beni Al” vizyona girip izlenmese...
Beğenilmese...
Sanki Levent Kırca’nın hatırasına saygısızlık olacakmış gibi geliyor bana.
Bu yüzden bilmiyorum.
Vizyona girmeli mi, girmemeli, ailesi kararı versin...
Ama ne olursa olsun, Levent Kırca son bir filmiyle değerlendirileme-yecek kadar büyük bir oyuncuydu.
Nur içinde yat Levent Abi.
Bizi o kadar çok güldürdün ki, hakkını helal et...

Haberin Devamı


Digiturk platformdan çıkardı Samanyolu ve Kanaltürk’ün reytingleri arttı

Haberin Devamı


Samanyolu ve Kanaltürk’le birlikte Gülen Cemaati’nin 7 kanalının Digiturk’ten atılmasının hukuksuzluk ve sözleşmeye aykırı olduğunu dün yazmıştım.
Sizinle bugün ilginç bir bilgi paylaşayım...
Digiturk’ten çıktıktan sonra izlenme paylarının (share) düşmesi beklenen Samanyolu ve Kanaltürk’ün tam aksine ilk üç günde izlenme payları yükseldi. Bu kanallar, 8 Ekim itibarıyla Digiturk’ten çıkarıldı.
Ben de bir önceki hafta Digiturk’te oldukları aynı günler; 1-2-3 Ekim (perşembe-cuma-cumartesi) ile...
Digiturk’ten çıkarıldıkları 8-9-10 Ekim (perşembe-cuma-cumartesi) günleri reytinglerini kıyasladım iki kanalın.
Samanyolu’nun üç günlük prime time izlenme payı ortalaması yüzde 9 artmış; 3.35’ten 3.64’e çıkmış...
Kanaltürk’ün daha da şaşırtıcı tam yüzde 42 artmış; 2.05’ten 2.91’e yükselmiş izlenme payı.
Tüm günde Samanyolu 2.33’ten 2.38’e yükselmiş; Yüzde 2 artmış...
Kanaltürk tüm günde 1.74’ten 2.04’e çıkmış; Yüzde 17 artmış...
Peki ne anlama geliyor bu? Üç şekilde okunabilir tablo...

Haberin Devamı

Artışın üç nedeni olabilir

1- Digiturk’un TNS’de ağırlığı yok
TNS’nin reyting ölçümlerinde Digiturk’un ağırlığı yok denecek kadar az. Yani Digiturk’te olmak ya da olmamak, kanalların aldığı reytingi çok fazla etkilemiyor.
2- Cemaat kanallarının müşterisi uyduda
Gülen Cemaati’nin kanalları daha çok uydudan takip ediliyor. Bu yüzden Digiturk’ten çıkmasına rağmen reytinglerinde herhangi bir düşme olmadı. Bu yüzden hükümet yanlısı medya, “Türksat ne yapacak” diyerek uydudan da atmaya çalışıyor cemaat kanallarını...
3- Digiturk’e tepki olarak izlendiler
Digiturk’ten çıkan kanalları, seyirci Digiturk’ü protesto etmek için inadına izledi. Belki de bunların hepsi birden etkili olduğu için Samanyolu ve Kanaltürk’ün reytingleri ilk üç günde arttı.
Bir aylık sonuçları gördükten sonra daha net analiz yapabiliriz.

Haberin Devamı


atv’den bir ricam var Nusaybin’e 100 bin lira verir misiniz?

Dünyada Türk dizilerinin ilgi görmesi pek çok yapımcının ve kanalın yüzünü güldürdü, güldürmeye de devam ediyor...
Çünkü yapımcılar ve kanallar yurtdışı satışlarında yüzde 50 yüzde 50 ortak oluyorlar artık.
Ancak önceki yıllarda böyle bir şey yoktu.
Dizilerin yurtdışı satışı diye bir şey olmadığı için sözleşmelere böyle bir madde konulmazdı...
Şimdi Türk dizileri rağbet görünce, eski diziler de satılmaya başlandı. Bazı kanallar, sözleşmede olmamasına rağmen eski dizilerin satışından yapımcılara pay verdi.
Bazıları da vermedi.
Eski dizi konusunda başına talih kuşu konan kanallardan biri de atv.
Cannes’da öğrendim; 2006’yla 2008 yılları arasında atv’de yayınlanan “Sıla” adlı dizinin yurtdışı satışlarından tam 2 milyon dolar gelir elde etmiş kanal.
Analarının ak sütü gibi helal olsun, hakları...
Peki bundan yapımcıya pay vermek zorundalar mı?
Hiç öyle bir zorunlulukları yok.
Eski dizi olduğu için sözleşmede yazmıyor; ister verirler, ister vermezler.
Dizinin yapımcısı Most Production’ın sahibi Mustafa Oğuz’u görünce Cannes’da sordum; “Abi 2 milyon dolar yurtdışı satışından size jest yaptılar mı?” diye.
“Yarama bastın” dedi...
Bir-iki kez lafı geçmesine rağmen atv jest yapmaya yanaşmamış.
“Yasal olarak bir hakkımız da yok, vazgeçtik zaten” dedi.
Ama dizinin yönetmenliğini yapan eşi Gül Oğuz’un bir ricası olmuş atv’den...
“Tamam biz para istemiyoruz. Ama Mardin’de yaptırdığımız Sıla okulunun ihtiyacı varmış, hiç olmazsa 100 bin lira oraya bağış yapın” demiş Gül Oğuz.
Bu okul, dizinin atv’de reyting rekorları kırdığı 2007 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Söğütlü Köyü’nde Gül-Mustafa Oğuz tarafından yaptırılmıştı.
Şimdi tamirat için paraya ihtiyaçları varmış.
atv’nin yurtdışından kazandığı 2 milyon dolardan 100 bin lirayı bu tamirat için göndermesini rica etmişler.
“Atlanmıştır abi, atv yönetiminin bunu yapmayacağına ihtimal vermem” dedim.
Şimdi buradan rica ediyorum atv yönetimine; şu “Sıla”dan gelen 2 milyon dolardan 100 bin liracık gönderir misiniz Nusaybin’deki Sıla okuluna?
Her şey para ve reyting değildir; kış günü çocuklar soğuktan üşümesinler.

Yazarın Tüm Yazıları