Ellerim arabanın altında kaldı

Babasının Hollanda’daki restoranında piyano çalarken keşfedilen ardından yaptığı cover’lar, bestelediği şarkılarla uluslararası üne kavuşan Karsu, kendi adını taşıyan dördüncü albümünü çıkardı. Albümde bulunan 12 şarkının tamamı kendisine ait olan genç şarkıcıyla aralık ayında çıkacağı Türkiye turnesi öncesi bir araya geldik. Karsu’ya “Restoranda çalmak mı daha rahat, binlerce kişilik salonlarda mı” diye sordum, ilginç bir yanıt aldım: “Binlerce kişilik salonda çalmak daha rahat aslında. Çünkü babamın restoranında aynı zamanda garsonluk da yapıyordum. Piyano başına geçtiğim zaman bazen “A masa üçün ayranını unuttum” diye aklıma geliyordu.”

Haberin Devamı

Ellerim arabanın altında kaldı
Fotoğraf: Murat ŞAKA

Kendi adını taşıyan yeni albümünü çıkardın... Albümüne neden Karsu adını verdin?

- Bu dönemde herkes kendini güzel göstermek istiyor. Sosyal medyada filtreler kullanıyoruz. Başkalarının ne dediği ile, hayatı ile çok ilgileniyoruz. Bu albümümde ‘Başkalarının ne yaptığı ile ilgilenme kendin ol, kendi yolunu takip et’ mesajı vermek istedim. O yüzden kendi ismimi koydum. Herkes kendisi olmalı.

Albümün çıkış noktası neydi?

- Dediğim gibi şu dönemde herkes hayatta ne yapması gerektiğini bulmaya çalışıyor. Özgüven arayışı, dışarıya hayatının ne kadar güzel olduğunu kanıtlama çabası var... Bu albüm o arayışı anlatıyor.

Albümdeki tüm şarkılar sana mı ait?

Haberin Devamı

- İngilizce şarkıları ben yazdım, Türkçe şarkıları da Gunzo Revessi ile beraber yazdık. Müzikleri ise Jacob Lucas ile birlikte yaptık.

Yazdığın şarkı sözleri derin manalar içeriyor. Derdi olan sözlerin var... Oysa Türkçe pop şarkılarının sözleri daha yüzeysel. Nasıl değerlendiriyorsun bu durumu?

- Şarkı değerli bir şey... İnsanların evlerine ve kalplerine giriyor. Dinleyicinin bana ayırdığı o 3-5 dakikayı değerlendirmem gerek. Onun için şarkıda bir mesaj, bir anlam vermem lazım. Tabii kafa rahatlatacak şarkılara da gerek var ama ben istiyorum ki şarkılarımda hayata dair konular olsun.

Bu albümü hazırlarken nelerden ilham aldın?

- Kendi hayatımdan... Ben hem Hollanda hem Türk kültürü ile büyüdüm. Annem ve babam, bana iki kültüründe iyi yönlerini verdi. Mesela, Türkiye’de çok fazla sosyal baskı var. Herkes, “neredesin”, “ne yapıyorsun” diye birbirine hesap soruyor. Albümdeki “Sanane” şarkısı bu konuya değiniyor. 10 sene önce büyük bir kaza geçirdim. Herkes o kazada öldüğümü düşünmüş. “Siyah” adlı şarkım da ölüm hakkında. Hayatının sonuna geldiğin an geriye dönüp bakınca yaptıklarından mutlu musun? Yoksa pişman mısın? diye soruyorum. Ben istiyorum ki hayatımın sonu geldiğinde yaptıklarıma mutlu şekilde bakayım.

Haberin Devamı

Nasıl bir kaza geçirdin?

- Düğünümüz vardı. Darbukamı alıp düğün konvoyuna katılmak istedim. Arabamla eve giderken telefon çaldı, ona bakarken ağaç karşıma çıktı. Benim hatam değildi, ağaç yolun ortasında duruyordu. (Gülüyor) Ağaca çarptım, arabam takla attı.

Tedavi süreci uzun sürdü mü?

- Hayır, şanslıydım. Ellerim arabanın altında kaldı... Ellerimden ameliyat oldum, dikiş atıldı.

Enstrüman çalıyorsun, korkmadın mı ellerinde hasar kalmasından?

- Hayır, annem ve babam çok destek oldu. Konservatuvara alınmadığım zaman da bana çok güç verdiler. Annem, “Tamam ağlayabilirsin, istersen 1 hafta ağla. Ama sonra o negatif şeyi pozitife dönüştür” demişti. Belki o bana böyle destek vermemiş olsaydı, konservatuvara alınmadığım için tüm müzik kariyerimi yok edebilirdim. Kaza geçirince de “hemen arabaya binmem lazım” dedim. Çünkü araba korkusu istemiyordum. Şimdi canavar gibi sürüyorum.

Haberin Devamı

Konservatuvara giremedin mi?

- Giremedim...

Konservatuvara alınmayınca ne hissettin?

- Ben müziğe babamın restoranında başladım, hedefim müzisyen olmak değildi. Çocuk psikoloğu olacaktım. Restoranda 6 sene garson olarak çalıştım, hafta sonu piyano çalıyordum. O zaman restorana birçok plak ve müzik şirketi gelmişti. 2006 yılında Hollanda Amerika elçiliği bursu ile Rhoad Island University’de World Athlete Artist Games’e devam edip klasik şan eğitimi aldım. Daha sonra The Netherlands American Community Trust Foundation tarafından genç sanatçılar arasından seçilerek New York Carnegie Hall’de konser verdim. Henüz 19 yaşımdaydım.

O zaman kendime dedim ki, “Ben sormadan bana bu kadar şans veriliyor. Bunları değerlendirmem lazım ve bir deneyim” dedim. Halen o deneme içindeyim. Benim hiçbir zaman bir numara olmak gibi hedefim olmadı, halen de yok. Hedefim iyi bir müzisyen olmak.

Haberin Devamı

Ellerim arabanın altında kaldı

20 kişiye çalmak benim için daha heyecanlı

◊ Babanın restoranında piyona çalarken şimdi binlerce kişilik salonlarda konser veriyorsun. Heyecan aynı heyecan mı?
- Benim için 20 kişiye çalmak daha heyecanlı çünkü öyle seyirci ile daha yakın oluyoruz. Restoranda çalarken babam eline mikrofonu alıp beni anons ederdi, çok utanırdım. Şimdi bile bazen sahneye çıktığımda iki adım geri gidiyorum, çünkü halen beni dinlemeye bu kadar çok kişi geldiğine inanamıyorum. Zaman ayırıp, bilet alıp konserime gelen binlerce kişiye minettarım.

◊ Restoranda çalmak mı daha rahat, binlerce kişilik salonlarda mı peki?

- Binlerce kişilik salonda çalmak daha rahat aslında. Çünkü babamın restoranında aynı zamanda garsonluk da yapıyordum. Piyano başına geçtiğim zaman bazen “A masa üçün ayranını unuttum” diye aklıma geliyordu. (Gülüyor)

◊ Babanın restoranı duruyor mu hâlâ?

- Yok birkaç ay önce sattık.

◊ Neden?

- Babam yoruldu artık...

Haberin Devamı

O şarkı, bana Türkçe albüm yapmak için özgüven verdi

◊ Kaç kardeşsiniz?
- 2.

◊ Kardeşin ne iş yapıyor?
- O grafik tasarım okudu. Ama şu anda yüzme öğretmeni olacak.

◊ Evde Hollandaca mı konuşuluyordu?
- Evet, daha çok Hollandaca...

◊ Artık daha mı fazla Türkiye’ye gidip geleceksin?
- İş oldukça geleceğim. Yeni albümde daha çok Türkçe şarkılar yaptım. Bir önceki albümde “Bırak Beni Böyle” ile Türkçe şarkı yapmayı denedim... O çok güzel oldu, dizilerde de kullanıldı. O şarkı bana Türkçe albüm yapmak için özgüven verdi. Daha fazla Türkçe şarkı yapmak benim Türkiye’den daha fazla dinleyiciye ulaşmamı sağlayacak.

◊ Albümde kaç şarkı Türkçe, karşı şarkı İngilizce?
- 6’ya 6...

Annem ve babam kökenlerimi unutmayayım diye bana Karsu adını koymuş

◊ Ailenin müzisyen olmanda desteği büyük değil mi?
- Evet, çok destek verdiler.

◊ Hatay’ın Karsu ilçesi babanın memleketi mi?

- Hem annemin hem babamın...

◊ Adını aldığın memleketine hiç gittin mi?

- Annem ve babam bu ismi kökenlerimi unutmamam için bana vermişler. Her sene Karsu’ya giderdik. 2-3 hafta köyde kalırdık.

◊ Hataylı olmandan dolayı galiba böyle yemek yemeye düşkünsün?

- Evet... Bir de babam dışında amcalarım ve dayılarımın da restoranları vardı. Okuldan sonra annem bizi restorana götürürdü. Küçük bir kızken hatıralarımda hep mutfakta olduğum aklıma geliyor.

Ailemin bana piyano almak için vazgeçtiği arabayı hediye edeceğim

◊ Bir konserinde “Her gün zor bir Türkçe kelime öğrenmeye çalışıyorum” demiştin. En son öğrendiğin Türkçe zor kelime ne?
- Muvafakatname.

◊ Kaç dil biliyorsun?

-Hollandaca, İngilizce, Türkçe bir de Almanca.

◊ Ailenin sana piyano almak için vazgeçtiği arabayı yıllar sonra onlara hediye ettin mi?

- Alacağım haberleri yok. Sürpriz olsun.

◊ İleride Türkiye’ye yaşamak ister misin?

- Hayır. Amsterdam’da şehrin tam merkezinde oturuyorum. 200 metrekare bahçem bile var.

◊ Ekip biçiyor musun?

- Evet, hatta komşular kabağımı çaldılar. (Gülüyor)

Hiç ırkçılıkla karşılaşmadım

◊ Hollanda’da son dönemde gurbetçilere karşı ırkçı tutum arttı... Orada bir gurbetçi kızı olarak bu başarıları elde ederken zorluk çekiyor musun?
- Yok. Amsterdam’da doğup büyüdüm. Amsterdam’da yüzde 60’dan daha fazla etnik kültür var. Benim Ganalı da Afganlı da arkadaşım var. Nereye gitsem beni sevdiler, hayatımda hiç ırkçılık yaşamadım. Tabii bazen önyargılar olabiliyor.

◊ Ne gibi önyargılar?

- Annem mesela çok iyi Hollandaca konuşur, öğrenciyken okulda bir proje verdiler. Proje yazımı gören öğretmen benim yazdığıma inanmadı. “Bu çok iyi yazılmış, bir Türk kızı olarak bunu yazamazsın” dedi. Ondan sonra durumu anlattım, “Biz evde sadece Hollandaca konuşuyoruz” diye de öyle puanımı yükseltti. Sadece bu tarz önyargılar oluyor ama ‘sen Türksün’ diye ırkçılık yapılmıyor.

◊ O zaman neden bu kadar ırkçı ve sağ politika yükseliyor?

- Dünyada kim daha çok bağırıyorsa herkes onu dinliyor. Ama inanıyorum ki insanlar bunu yavaş yavaş değiştirecek. Mesela me too hareketiyle, kadınlar şu an güçleniyor. Hollanda’da bu böyle oluyor. Kadınlar artık işyerlerinde daha yüksek pozisyondalar.

Her yerde yemek yiyeceğim

◊ Türkiye turnesi çıkacaksın, heyecanlı mısın?
- Evet, turnem aralık ayında başlayacak. Evden çıkıp ilk defa 3 hafta Türkiye’de olacağım. Her yerde yemek yiyeceğim, planım bu. (Gülüyor)

◊ Türkiye’de ilk defa mı bu kadar kapsamlı konser vereceksin?

- Evet... 17 günde 14 konser... İstanbul, Samsun, Trabzon, Eskişehir, Denizli, Konya, Mersin, Adana, Gaziantep, Diyarbakır, Ankara, Bursa ve İzmir gideceğimiz şehirler arasında...

 

 

 

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları