"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Domino taşı gibi

Türkiye’de 436 tane AVM var, bunların 100’e yakını kapanmış durumda.


Resmi bir karar alındığı için değil...
Boyner, Vakko, Mudo, DS Damat, Mavi, Yargıcı, İpekyol, Kiğılı gibi Türkiye’nin önde gelen mağaza zincirleri, çalışanlarının ve müşterilerinin sağlığını düşünüp dükkanları kapattığı için.
AVM’ler için ilk başta ortaya atılan 12.00-20.00 arası açık olsun önerisi kabul görmemişti zaten.
Bu hafta sonu İstinye Park da kapatma kararı aldı.
Zincirleme olarak birbirini etkileyecek ekonomik daralmanın ilk adımları bunlar.
Resmi olarak kapanmayan AVM’ler dükkan sahiplerinden kira alacak mı?
AVM’ler kira almadan genel giderleri, personel harcamalarını nasıl karşılayacak?
Siftah yapmayan mağaza sahibi personelin maaşını, sigortasını nasıl ödeyecek?
Eve gönderilen çalışanlar kirasını, borcunu, çocuğunun giderini, faturasını hangi parayla karşılayacak?
Virüsün ekonomik faturası herkese çıkacak gibi gözüküyor.
Bu sıkıntıyı hep birlikte göğüsleyerek aşacağız...

İtalya mı, Japonya mı?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ilk virüs vakasını açıkladığı gün bu soruyu sormuştum;
“Önümüzde kötü örnek İtalya, iyi örnek Japonya var. Hangisini tercih edeceğiz?”
Hafta sonu pikniklerde, sahilden ortaya çıkan manzara gösteriyor ki vatandaş tercihini İtalya’dan yana kullanıyor.
Herkes Güney Kore diyor ama virüsle mücadelede en başarılı iki ülke var...
Biri Japonya, ikincisi Çin.
Japonya okulları açmayı düşünecek noktaya geldi.
Vaka sayısında bizden bile gerideler.
Neden böyle oldu?
Çin sıkı rejimiyle, sert şekilde uyguladı yasakları.
Japonya disiplinli ve ahlaklı toplum yapısıyla gönüllü olarak tüm yasaklara uydu.
İtalyanlar ise yapılmaması gereken ne varsa yaptı.
Biz laf dinlemeyen vatandaşımız sayesinde İtalya yolunda ilerliyoruz.
O yüzden tek seçenek ricalar değil, sert önlemlerdir.

Taksiciler isyandaymış!

Hep söylüyorum, Türkiye’de en güçlü lobi taksici lobisidir.
50 yıldır hiçbir iktidar bu lobiye geri adım attıramadı.
Daha virüs geleli bir hafta oldu, önceki gün haber gündeme düştü, taksiciler isyandaymış.
Taksiler bir araya gelip yolları keserek eylem yapmışlar.
Neden?
Müşteri yok, taksi plakası sahibi aynı günlük yevmiyeyi istemeye devam ediyor diye.
Tamam, haklısın da neden virüsten tek mağdur olan senmişsin gibi yaygara yapıyorsun?
İnsanlar işsiz kalıyor, dükkanları kapanıyor, kirayı, ay sonunda faturayı nasıl ödeyeceğini bilmiyor.
Ama bir tek taksiciler çıkmış “müşteri yok” diye eylem yapıyor.
Virüs tüm dünya ekonomisini vurmuş, taksiciler “ekonomimiz bozuldu” diye eylemde.

Sizin de işiniz zor Aygül!

Gazetelerde günlük burç yorumları yazan arkadaşları okuyorum.
Herkesin işten uzaklaştığı, eve kapandığı bir dönemde;
◊ “İşyerindeki gerilime dikkat edin” deseler bir türlü...
◊ “Seyahate çıkacaksınız” deseler bir türlü...
Sizin de işiniz zor Aygül Aydın.
Bu aralar gazetecilikte en zor yazıları astrologlar yazıyor...

90 derecede yıkamak mı?

Koronavirüse karşı alınacak önlemler sıralanırken “Kıyafetlerinizi 60 ila 90 derecede yıkayın” da deniyor.
Israrla her kamu spotunda, her uzman açıklamasında “60 ila 90 derece” vurgusu yapılıp duruyor.
Ve buna Türkiye’de bütün kadınlar gülüyor.
“Giydiğiniz
kıyafeti bir daha giymeyin, kaldırıp çöpe atın” deseniz daha mantıklı.
Neden mi?
Çünkü 90 derecede yıkanan kıyafet bir daha giyilmez de ondan.
Ya çeker ya sağı solu sarkıp kullanılmaz hale gelir.
Tamam, önerilere uyalım da biraz da önerilerin bize uyması gerekiyor...

Programa 15 gün ara

TV8’de hafta içi her sabah yaptığımız “Gel Konuşalım”a dün sabah itibarıyla ara verme kararı aldık.
Hem kendi sağlığımızı hem de çalışma arkadaşlarımızın sağlığını riske atmamak için 15 gün olmayacağız ekranda.
Bu arada tüm dizi setlerinin de durdurulması lazım.
Hâlâ çekimleri devam eden diziler duyuyorum.
Evet, orada çalışan set emekçisinin çalışarak eve ekmek götürmesi, faturasını, kredisini
ödemesi lazım ama virüsü kaptığı zaman zaten bunların hiçbirini yapamayacak.
Hiçbir dizi, hiçbir program insan hayatından daha önemli değildir.
Bunun tek istisnası haber kanalları ve ana haber bültenleridir;
oralarda çalışan arkadaşlarımız da tıpkı sağlık personeli gibi
kamu yararına iş yapmaktadır.
Allah yardımcıları olsun.
Ama haber kanallarında da personel ve yayın saati sayısı minimuma indirilmeli.

Estetik dokunuşlar da yok...Kadınlar tanınmayacak!

Vallahi bunu ben demiyorum, Silk&Cashmire gibi dünyaya açılmış bir markayı yaratan başarılı iş insanı Ayşen Zamanpur söylüyor...
“Biraz gevşeyelim, kafa dağıtalım” diyerek
şu tweet’i yazmış Ayşen;
“Ufak dokunuşlar dediğimiz malum estetik ‘şey’leri yaptırmazsak, 2 ay sonra profil resimleri geçersiz olur, eşler bile tanımayabilir uyarıyorum.
Devletimiz güvence versin.”
Çok güldüm.
Kendine güvenen kadınlar estetik meselesine böyle eğlenceli bakabiliyor işte.
Bu arada Nazım Salur’a bir öneri;
Getir’le evlere
estetik servisi
hizmetine mi başlasan acaba?

 

X