GeriCengiz SEMERCİOĞLU Antalya festivali siyaset üstü olmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Antalya festivali siyaset üstü olmalı

Hafta sonu Antalya’daydım, çocukları sezonun son tatiline götürmek için... Gitmişken Antalya’nın yeni seçilen başkanı Muhittin Böcek’ten randevu aldım, hem tanışmak hem de yaklaşan Altın Portakal Film Festivali’ni konuşmak için... Çocukluğunun festivallerini özleyen, 70’li yıllarda piyangodan kazandığı büyük ikramiyeyle sinema makinesi alıp açık hava sineması işletmiş, pozitif, esprili ve neşeli bir başkanla tanıştım... “Seni çok sevdim, jüri başkanını açıklıyorum” diyerek bomba haberi verdi ve bu seneki jüri başkanının Zeki Demirkubuz olduğunu söyledi. Ulusal Yarışma’nın, belgesel ve kısa film bölümlerinin ve eski heykelciğin geri geldiğini, kısacası Altın Portakal’ın özüne döndüğü söyledi...

◊ Başkanım, hem yeni göreviniz hem de festival hazırlıkları hayırlı olsun...

- Çok teşekkür ederim.

◊ Türkiye’nin en köklü festivallerinden Antalya Altın Portakal her sene hem çok tartışılıyor hem de birçok değişikliğe maruz kalıyor... Bu sene neler bekliyor bizi?

- Antalya Altın Portakal Film Festivali ilk kez 1964 yılında Dr. Avni Tolunay’ın öncülüğünde, sanatımıza katkıda bulunmak üzere düzenlenmiş. Bu yıl da 56’ncısını yapacağız. Öncelikle rahmete kavuşan Avni abimiz başta olmak üzere o dönemdeki arkadaşlarımıza bu festivali hayata geçirdikleri için teşekkür ediyorum. Çocukken at arabasıyla festivale geldiğimiz günleri dün gibi hatırlıyorum...

Antalya festivali siyaset üstü olmalı

PİYANGO’DAN BÜYÜK İKRAMİYE ÇIKAN BAŞKAN

◊ Çocukluğunuz Antalya’nın dışında mı geçti?

- Yok, biz Antalya merkezdeydik... Bahsettiğim yıllar, 70’ler. Faytonlar, kortejler her şey çok renkliydi. Biz de at arabasına atlar korteji izlemeye gelirdik.

◊ Çocukken de sinemaya meraklı mıydınız?

- Aslında ben bir taraftan sinemacıyım...

◊ Nasıl yani?

- Babam rahmetli olduğu zaman Milli Piyango bileti almıştım. O biletten bana 10 bin lira çıktı...

◊ Büyük ikramiye size mi vurdu?

- Büyük ikramiye 10 binden fazlaydı.

Benim bilet ya yarım ya çeyrek olmalıydı, onu tam hatırlamıyorum. O paranın üstüne 6 bin lira daha koyup 16 bin liraya sinema makinesi aldım ve okul yıllarımda film oynattım. Okuldan dönerken anons yapardım, “Dikkat dikkat! Bu akşam Ferdi Tayfur ve Necla Nazır’ın rol aldığı ‘Çeşme’ adlı filmi göstereceğiz” diye. Sonra eve geçiyordum. İneğimiz vardı, onu otlatıyordum, dersimi çalışıyordum. Akşam saat 20.30 olduğu zaman da film gösterimi yapıyordum.

◊ Seyyar açık hava sineması mı işletiyordunuz?

- Evet... 16’lık makine olunca adı seyyar diye geçer. O zamanlar televizyonda sadece 3 gün siyah-beyaz yayın vardı. Biz renkli sinemalar oynatırdık. Film gösterdiğimiz yerde 150 ağaç sandalye olurdu ama yetmezdi. Millet yere çul çaput serip filmi izlerdi.

◊ Parasını çıkarabildiniz mi?

- Tabii, fazlasıyla... Hiç unutmam, Kemal Sunal’ın “Kapıcılar Kralı” filminden çok iyi para kazanmıştım...

Benim örneğimde de göreceğiniz
gibi Antalya insanının özünde sinema aşkı vardır. Tüm halkımız Altın Portakal’ı bilir.

Ben de seçim süresince siyaset yapmadan, geçmişle savaşmadan hep Altın Portakal’ı özüne döndüreceğimizi söyledim...

 Heykel yeniden altın sarısı oldu

Bu yıl üniversite öğrencilerini de festivale davet ettiniz...

- Evet, üniversitelerin radyo, televizyon, sinema, medya, iletişim ve görsel sanatlar bölümlerinde eğitim gören 100 öğrenci festivalimizde yer alacak.

Öğrenciler, panel ve söyleşilere katılacak.

Böylece ünlü yönetmen ve sanatçılarla birebir konuşma fırsatı yakalayacaklar.

Onları da işin içine çekeceğiz.

Geleceğin sinemacılarını şimdiden pişiriyorsunuz...

- Aynen öyle... Bu sene öğrencilerle ilk defa işbirliği yapılacak. Bunu her yere mâl edeceğiz. Bu uygulama Adana Altın Koza Film Festivali’nde yapılsın diye Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile de görüşeceğim.

Altın Portakal heykelciği ile ilgili bir değişim var mı?

- Var...

Ne gibi?

- Orijinal rengimiz altın sarısına döndük. Heykel, siyah olmuştu... Oysa ödülün adı üstünde Altın Portakal. Siyah biraz tuhaf olmuştu. Bu yüzden eskiye döndük...

Geçen seneden daha fazla yabancı film yarışacak

Festivalde Ulusal Yarışma geri döndü... Peki “Uluslararası Yarışma” kategorisi de devam edecek mi?

- Evet...

Başvuru var mı? Yoksa Altın Portakal kendimizin çalıp yine kendimizin oynadığı bir festivale mi dönüşecek?

- Ahmet Boyacıoğlu ve ekibi, uluslararası festivallere katılıp filmleri davet ediyor. En son Venedik Film Festivali’ne gittiler. Uluslararası Yarışma kategorisinde filmler çağrı usulüyle gelir. Başvuru olmaz, bu her yıl böyledir. Bu sene Uluslararası Yarışma kategorisinde 10 film yarışacak. Geçen seneden çok daha fazlasını yapıyoruz. Asla bir küçülme olmayacak.

Geçen yılki Uluslararası Antalya Film Festivali’nde kaç yabancı film yarışmıştı?

- Geçen sene toplam 55 film gösterildi. Uluslararası Bölüm’de 10 film yarıştı. Bunların 8’i yabancı, Ulusal Yarışma kaldırıldığı için ikisi de Türk’tü... Bu sene 10 yabancı film yarışacak. Uluslararası Bölüm’de yarışan yabancı film sayısı da bu sene artmış olacak.

Antalya festivali siyaset üstü olmalı

Jüri başkanı Zeki Demirkubuz oldu

  Festivalin “Belgesel” kategorisi de geçen yıllarda sansür nedeniyle çok tartışıldı. Bu sene “belgesel yarışması” yeniden olacak mı?

- Hem kısa film hem de belgesel yarışmamız geri döndü... Belgesel kategorisine toplamda 72 başvuru oldu. Jürimizin yaptığı eleme sonucu ise sadece 10 belgesel yarışacak. Kısa film kategorisine de çok başvuru var. 215 film başvurdu ama sadece 15 film yarışacak.

Gelelim jüriye, festivalin jüri başkanı belli oldu mu?

- Jüri başkanımız Zeki Demirkubuz olacak. Seni sevdiğim için bunu da ilk kez burada açıklıyorum. (Gülüyor)

Zeki ile Cihangir’de mahalle arkadaşıyız, kendisini çok iyi tanırım. Jüri başkanı olmasına çok sevindim. Sinema sektörünün çok saygı duyduğu, kimsenin itiraz etmeyeceği bir isim... Tebrik ederim çok doğru bir isim seçmişsiniz.

- Hiçbir zaman “benim adamım” olsun diye düşünmedim. ANSET’teki arkadaşımız Aydil Nalan Borak Hanım’la görüştük. Jüri başkanı kim olmalı diye araştırdık. Bak en doğru olan isim de senin arkadaşın çıktı. (Gülüyor)

Jüride başka kimler var, belli oldu mu?

- Diğer isimler henüz belli değil. Jürimiz 5 kişiden oluşacak. Ama hiç benim adamım yok. Bu olaylara ne akrabam, ne eşim dostum ne de partilimi sokarım.Bu işin duayenleri, bu işi bilenler içinde olmalı ki festivale kurallar gelsin. Biz doğru olanı 5 yıl yaptığımız sürece daha sonra kimse de değiştiremez.Kurala bağlayalım, değiştirilmesin

  Son iki yıldır Altın Portakal, Uluslararası Antalya Film Festivali olarak devam ediyordu...

- Altın Portakal, hem ulusal hem de uluslararasıdır. Biz doğru olanı, yıllardır yapılanı yapmaya devam edeceğiz. Aslında Altın Portakal Film Festivali’ni artık bir kurala bağlamamız gerekir ki bir daha değiştirilmesin. Çünkü bu festival, siyaset üstü bir olay. Herkesin buluşması, sanatçılara dokunabilmesi gerek...

Bu gerçekten yapılabilir mi?

- Olmasını bekliyorum çünkü bunu yapmayı hedefledik.

Menderes Başkan geliyor bir şey yapıyor, Mustafa Başkan başka bir şey yapıyor... Sonra yine Menderes Başkan değiştiriyor. Şimdi siz geliyorsunuz, farklı bir şey yapıyorsunuz. Belki sizden sonra gelen de bambaşka bir şey yapacak...

- Ben bırakmayacağım ki (Gülüyor)... Şaka bir yana festivalle ilgili kuralları koyacağımıza inanıyorum.

Para halkın parası bir sanatçıya harcamayız

  Festivalin ekonomik maliyeti ne kadar olacak?

- Ekonomik yönüyle de iyi gidiyoruz. Geçen yılın neredeyse yarı maliyetine yapacağız.

Hollywood’dan ünlü oyuncular gelirdi, uluslararası jüride dünyaca ünlü isimler yer alırdı. Bu yıl yurtdışından gelecek isim var mı?

- Onlara çok astronomik rakamlar ödendi. Bizim festivalin toplam rakamı kadar bir sanatçının geldiğini duyduk. Para sizin, halkın parası, bir sanatçıya harcayamayız...

Toplam ödül miktarı 1 milyon 357 bin 500 TL

  Festivalde bu yıl ne kadar ödül verilecek?

- Toplam ödülümüz 1 milyon 357 bin 500 TL...  Ulusal Yarışma’da toplamda 810 bin TL, Uluslararası Yarışma’da 97 bin 500 bin TL ve Antalya Film Forum’da 450 bin TL değerinde ödüller verilecek.

Bir de bu yılın yenilikleri arasında Cahide Sonku Ödülü var. İster kamera önünde ister kamera arkasında görev yapmış, jürimizin belirlediği kadın sinema emekçimize bu ödülü vereceğiz. Ödülü kazanan 50 bin TL’nin sahibi olacak.

Son yıllarda festivale katılım olmadığı için kortej de çok sönük geçiyordu... Bu yıl sizin çocukluğunuzdaki gibi renkli kortejler olacak mı?

- Onu hedefliyoruz... Şahsım da olmak üzere bütün arkadaşlarımız çalışıyor. Herkesi davet edeceğiz. Sanatçılarımızdan da çok büyük ilgi ve destek var. Bu sene çok coşkulu ve gösterişli bir kortej yapmayı hedefliyoruz. Festivale katılan sanatçı sayımız da çok olacağı için halkımız özlediği kortejlere kavuşacak...

KİTAP FUARI EKİMDE YAPILACAK

  Altın Portakal Film Festivali dışında Antalya’da önümüzdeki günlerde ne gibi etkinlikler olacak?

- Konyaaltı Belediye Başkanlığı yaparken “okumak lazım” sloganıyla bir kitap fuarı başlattım. Bir çadırla başlayan fuar, 4 çadıra çıktı. Sonra Cam Piramit bile yetmedi, ben de Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’ni yaptırdım... Hatta o dönemki arkadaşlarımız fuarın ismini “Konyaaltı Kitap Fuarı” koyalım dediler ama kabul etmedim. Daha o zaman gönlümden Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı geçtiği için adını “Antalya Konyaaltı Kitap Fuarı” koydum. Bu yıl isminden Konyaaltı’nı çıkardık, 10’uncu Antalya Kitap Fuarı olarak yapacağız.

Hangi tarihlerde yapılacak?

- 11-20 Ekim. Az kaldı. O fuara gelmeyen isim kalmadı. Hatta Cübbeli Ahmet Hoca bile geldi. O fuara Nihat Hatipoğlu da geldi.

Afişte Türkan Şoray

  Festivalin afişinde Türkan Şoray’ın fotoğraf var... Neden afiş için Türkan Şoray’ı seçtiniz?

- Bu yıl temamızı “özüne dönüş” olarak belirledik.1964 yılında ilk düzenlenen Altın Portakal’da “en iyi kadın oyuncu ödülü”nü Türkan Şoray almış.Afişte de o yüzden onu kullandık.O da inşallah sağlık durumu elverirse festivale katılacak.

Onur Ödülleri kime verilecek?

- Bugüne kadar Onur Ödülü almamış iki sanatçımıza veriyoruz; Selma Güneri ve Ahmet Mekin...

Antalya festivali siyaset üstü olmalı

İstanbul’daki törenlerde ödül alanlara heykelcik

  İki yıl önce festivalden “Ulusal” bölüm kaldırılınca büyük tepki gösterildi. Hatta İstanbul’da alternatif törenler düzenlendi...

- Evet, bizden önceki arkadaşlar Ulusal bölümü kaldırdı. Biz bu sene İstanbul’da iki yıl boyunca alternatif törenlerde ödül alan isimlere de Altın Portakal heykelciklerini vereceğiz.

Bu kararları kendiniz mi alıyorsunuz?

- Bende “her şeyi bilirim” yargısı yoktur. Aksine “Ben bilmem” derim. Hani Mevlana’ya sormuşlar “En çok neyi bilirsiniz” diye “Haddimi bilirim” demiş ya, ben de haddimi bilirim.Antalya’da 25 yıldır belediye başkanlığı (Konyaaltı) yapan tek kişiyim. Siyaseti iyi bilirim ama festival için sinema sektöründen anlayan insanlarla çalışıyoruz.Bilmediklerimi onlara sorup danışıyorum.

Zaten festivalin yönetmenliğine bütün sektörün saygı duyduğu Ahmet Boyacıoğlu’nu getirerek ilk puanı kazandınız...

- Ahmet Boyacıoğlu, bizim de çok saygı duyduğumuz bir isim. Önerileri çok hoşuma gitti, ortak alanda buluştuk. O “aradığım başkan bu” dedi, biz de “aradığımız büyüğümüz, abimiz bu” dedik. Kucaklaştık... Bu yıl sizlerin basının da katkısıyla çok güzel şeyler yapacağız.

Festivalin açılış ve kapanış töreni nerede yapılacak?

- Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne ait 10 bin kişilik Kapalı Spor Salonu’nda tüm halkımızın katılımıyla gerçekleşecek.Seçim vaatlerimin arasında da bu vardı. Yağmur çamur olmasın diye törenleri kapalı spor salonunda yapacağız.

Törenlerini yayınlayacak kuruluş belli oldu mu?

- CNN Türk canlı yayınlayacak...Bu yıl festivalin idari direktörü Cansel Çevikol Tuncer ile birlikte sinema sektöründeki derneklere kadar sahip çıkacağız.

X

1 Haziran’da açılacaksa, 3 Temmuz’da kapansın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam Ahmet Hakan’ın programında, gidişata göre okulların 1 Haziran’da açılabileceğini söyledi.

Dün de yazdım ben bu konuyu...
2 haftalığına okul açmanın kimseye bir faydası yok.
Çocukların hazırlığı, okula adaptasyonu derken iki hafta bitecek zaten.
Bu sürede de hiçbir şey öğrenmeyecekler ve virüs konusunda gereksiz bir risk alınmış olacak.
“WhatsApp Anneleri” gruplarından da biliyorum, “2 haftalık okula çocuk göndermem” diyen veli sayısı hiç az değil...
O yüzden bu yılı zorlamanın anlamı yok, artık oturmaya başlayan uzaktan eğitim 19 Haziran’a kadar uzamalı ve öylece okullar kapanmalı.
İlla çocuklar eğitimde geri kaldı diyerek okulları açmayı düşünüyorsak benim bir önerim var...

Yazının Devamını Oku

Virüsün iyi yanı

Koronavirüsle ilgili duyduğum en iyi haber bu oldu:11 Mart-27 Nisan arasında 24 kadın cinayete kurban gitmiş..


Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam 44’tü...
Neredeyse yarı yarıya azalmış.
Oysa tam tersi aynı eve kapandıkları için çiftler arasında tartışmaların, boşanmaların, kavgaların daha fazla olması beklenirdi...
Vuhan’da karantina sonrası boşanmaların arttığını biliyoruz.
Belki de bu kendine güvensiz, kadını dövmeyi, öldürmeyi namus meselesi sayan katillerin en büyük derdi kadının dışarıda olması...
Eve kapanıp dışarı adım atmadığı sürece belki de o yere batasıca kıskançlıkları hortlamıyor, kadının dört duvar arasında yaşamasından memnun oluyorlar...

Yazının Devamını Oku

Müdavim hareketi

Virüs nedeniyle kapanan restoranlar, kafeler için dünyada başlayan dayanışma hareketinin bir benzeri bizde de başladı. Adı: Müdavim Hareketi...


Gittiğiniz, sevdiğiniz restoranlar için 50, 100, 200, 400 lira ödeyerek yüzde 25 indirim sağlayan bir çek alıyorsunuz... Restoran açıldığında da gidip o çeki kullanıyorsunuz...
Aslında karantina sonrası yiyeceğiniz yemeğin parasını bugünden peşin ödüyorsunuz.
Ekonomik sıkıntı yaşayan sevdiğiniz mekanlara destek olmak amacıyla...
Restoranlar, kafeler 1,5 aydır kapalı, haziran ortası açılabilirse 3 ay kepenk indirmiş olacaklar...
3 ay boyunca hiç gelir elde etmeden kira ödemek, personel çıkartmamaya çalışmak, ayakta kalabilmek benim diyen işletme için bile kolay bir şey değil.
O yüzden bu sosyal sorumluluk hareketi önemli.

Yazının Devamını Oku

Marvel’in müzikleri

Ben atlamışım, bir Türk kadın müzisyenin Captain Marvel’ın müziklerini yaptığını bilmiyordum. Geçen akşam filmi izlerken sonunda, “Müzik: Pınar Toprak” imzasını görünce şaşırdım. Hemen kimdir diye baktım...

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra çok az İngilizce bilmesine rağmen 17 yaşında Amerika’ya gitmiş. Önce Chicago’da caz, ardından Boston’da dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu’nda okumuş.
Orada film müzikleri yapmayı öğrenmiş. Geçen yıl 8 Mart’ta Captain Marvel vizyona girdiğinde, Türk basınında da haberleri çıkmış Pınar Toprak’ın... O dönem Variety dergisine de röportaj vermiş.
Dedim ya ben kaçırmışım, Captain Marvel’ın sonunda imzasını görünce keşfettim ve bir Türk kadınının başarısı filmin kendisinden daha mutlu etti beni...

Tüp... Yallah... Yemek vs...
◊ Hastaları vefat ettiği için yoğun bakıma dalan, sağlık personeline tüple saldıran kendini bilmez hasta yakınları bakalım ne ceza alacak?
12 gün önce Meclis’ten geçen ve cezaları yarı oranında artıran sağlıkta şiddet düzenlemesinin ilk sonucunu göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

İstanbul budur işte

Andrea Bocelli’nin Milano Duomo’dan verdiği konseri, dünyaca ünlü sanatçıların evlerinden seslendikleri “One World: Together At Home” konserini geçen hafta çok yazdık, çizdik...


23 Nisan akşamında bir konser de bizde vardı...
7 Tepenin Şehri İstanbul’dan 7 Kıtaya adıyla yayınlandı.
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın YouTube hesabından yayınlanacağını sanıyordum konserin.
Meğer pek çok kanal yayınlamış, evde o saatte TV açık olmadığından farkında değilim, saat tam 19.00’da YouTube’u açtım o yüzden...
Ayasofya önünde ney sanatçısı Yavuz Akalın’la başladı konser...
Drone’larla çekilmiş tarihi yarım adanın görüntülerine müthiş bir ney sesi eşlik ediyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Almanya

Merak ediyorum, neden Almanya’nın ölüm rakamları tartışılmıyor da Türkiye’nin tartışılıyor?


New York Times neden Almanya’yı değil de, Türkiye’yi mercek altına almaya kalkıyor?
Oysa Avrupa’da koronavirüs salgınını başarıyla yürüten iki ülke var... Biri Almanya, diğeri Türkiye.
Almanya’da 150 bini geçti vaka sayısı, 5 bin 500 kayıp var.
Türkiye’de 100 bine yaklaştı vaka sayısı, 2 bin 500’e yakın kayıp var. Bu iki ülkede vaka sayısıyla vefatlar arasında çok ciddi bir makas var.
Demek ki olabiliyormuş.
Bizde ilk vaka sayısının görüldüğü 11 Mart’tan bu yana 6 hafta geçti, 7’nci haftanın içindeyiz.

Yazının Devamını Oku

Çocuklar da çıkmalı...

Dün 65 yaş üstü insanımıza hafta sonu birkaç saat de olsa dışarıya çıkma izni verilmesi gerektiğini yazdım, “eve kapanmaktan hastalanacaklar” diyerek...Pek çok okur destek verdi bu öneriye...


Cumartesi- pazar 08.00-12.00 arası sadece 65 yaş üstü sokağa çıksa inanın hepsine büyük moral olur.
Sadece yaşlılar değil düşünmemiz gereken bir de çocuklar var... Geçen gün 5 yaşındaki oğlum uzaktan eğitim sırasında sınıf arkadaşıyla konuşuyordu; “Delireceğiz oğlum evde oturmaktan” diyorlardı birbirlerine...
Şaka yapmıyorum 5 yaşındaki çocuklar bunu konuşuyordu.
Avrupa’nın en ağır faturasını ödeyen ülkelerinden İspanya, çocuklara “temiz hava izni” verme kararı aldı. 18 Mart’tan bu yana karantina altında olan 8 milyon çocuğa konan yasak 27 Nisan’dan itibaren temiz hava alabilmeleri için gevşetilecek.
Birçok çocuğun 40-50 metrekare evlerden haftalardır çıkmadığını söyledi İspanya Başbakanı...
Bizde de durum farklı değil...

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstü hafta sonu sokağa çıksın

Yaşlılar haftalardır evde. Bakmayın güneşi gördüğünde kendini meydanlara, banklara atan üç-beş kişiye. Milyonlarca yaşı ilerlemiş insanımız uzun süredir dört duvar arasında yaşıyor.


Kendi annemden, etrafımdaki yaşı ilerlemiş insanlardan biliyorum.
Evde oturmaktan hasta olacaklar artık.
Moralleri bozuldu, torun torba etraflarında değil, yürüyüşe çıkamıyorlar, çıkıp temiz bir hava alamıyorlar.
Sürekli kapalı bir evde bağışıklık sistemleri zayıflamaya başladı.
En ufak bir mikroba karşı vücutları direnç göstermeyecek artık...
Unutmayın herkesin evi bahçeli, balkonlu, salon salamanje değil.

Yazının Devamını Oku

Belki de maçları böyle izleyeceğiz

Bu haber tam 6 yıl önce çıkmıştı...



Güney Koreli The Hanwha Eagles adlı bir beyzbol takımı seyirci sayısını artırmak için stadyuma robot taraftarlar yerleştirmişti.
Taraftar stadyuma gitmeden akıllı telefonları sayesinde bu robotlardan birini kontrol ediyor ve stattaymış gibi karşılaşmayı robotun gözünden izliyor.
Evinde oturan seyirci robotlara tezahürat yaptırıyor, hatta elindeki dijital pankartları kaldırtıp, şarkılar bile söyletebiliyor.
Her robotun yüzündeki dijital ekrana da evinde oturan seyircinin görüntüsü yansıtılıyor.
Güney Kore beyzbol takımı bu formülü seyirci ve gelir sayısını artırmak için 6 yıl önce bulduğunda ortada virüs falan yoktu.

Yazının Devamını Oku

Neymar bile ağladı, ben hâlâ ağlamadım

“7. Koğuştaki Mucize”, geçen yılın en başarılı filmiydi... 5 milyon 316 bin gişe yaptı, Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu çok konuşuldu...


Seyreden herkesi hüngür hüngür ağlatan bir baba-kız hikayesi;
Haksız yere hapsedilen Memo ve
7 kışındaki kızı Ova’nın...
Şu sıralar farklı dijital platformlarda tavsiye olarak önüme düşüyor film. Belli ki PSG’nin dünyaca ünlü futbolcusu Neymar’ın da önüne düşmüş ve açıp izlemiş “7. Koğuştaki Mucize”yi...
Daha sonra da sosyal medyasından, “Çocuğu olanlar bu filmi izledikten sonraki duygumu daha iyi anlar. İnanılmaz güzel bir film, izlerken çocuklar gibi hüngür hüngür ağladım” paylaşımını yaptı.
137 milyon takipçisi var Neymar’ın... Türk yapımlarının dünyada gücünü ve etkisini göstermek açısından çok önemli bir nokta bu...

Yazının Devamını Oku

Tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılara çağrım var

Lady Gaga bu cumartesi akşamı (18 Nisan) sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla "One World: Together at Home” adında YouTube üzerinden bir konser düzenliyor. Konseri Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert sunacak.


Paul McCartney’den
Stevie Wonder’a birçok ismin şarkılarını seslendireceği
konsere David Beckham, John Legend, Kerry
Washington, Priyanka Chopra Jonas gibi ünlü isimler de katılacak.
Ve burada amaç bir bağış toplamak değil. Sadece eğlenmek, sağlık çalışanlarına moral vermek. Bizde de sağlık çalışanlarımız için bir YouTube konseri neden olmasın?
İlk akla gelen tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılar moral gecesi düzenlemeliler.

Yazının Devamını Oku

Sokağa çıkma yasağında İstanbul

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı çok doğru bir karardı, 25 gün önce bu köşede önerdiğim bir konuydu bu...

Cuma akşamı yaşanan izdihamın önüne geçilecek tedbirler alınmalıydı meselesi, zaten hepimizin ortak düşüncesiydi...

Cumartesi evden çıkmadım ama pazar günü gazeteci merakıma yenilip atladım bisiklete, şehirde ne oluyor diye bir tura çıktım...

Fotoğraf çekmek, yasağa uyulup uyulmadığına bakmak için...

Cihangir’den Beyazıt’a kadar bisikletle gidip geldim, şunları gördüm;

◊ Denetimler müthişti. Yol boyunca 6 kez çevrildim, memur arkadaşların kimi tanıdı geçmeme izin verdi, kimi sarı basın kartımı görmek istedi.

Yasağa uyma oranı yüzde 100’dü. Yol boyunca toplasan 3-5 araç, sokaklarda sadece 5-10 insan gördüm.

◊ Geçmişte sayım günlerinde böyle boş olurdu İstanbul. O günlerde de ya gazeteye çalışmaya giderdim ya da sayım memuru olarak görev yapardım. Ama o zamanlar bile bu kadar yasağa uyulmazdı.

◊ Doğma büyüme İstanbulluyum, ben kenti bu kadar sessiz bu kadar boş hayatımda görmedim...

Yazının Devamını Oku

333 katlı bir hapishane

Bir hapishane düşünün 333 katlı bir gökdelen ve her katında iki mahkûm kalıyor...


Ortada 8 metreye 2 metre gibi uzunca bir masanın geçebileceği dikdörtgen bir boşluk var her katta...
Her gün en üstteki katta mükellef bir sofra hazırlanıyor; karidesler, pastalar, etler, balıklar aklınıza ne gelirse... Üstelik çok usta aşçılar tarafından.
Ve bu ancak birinci sınıf restoranlarda olabilecek mükellef masa asansör gibi en üst kattan aşağıya doğru inmeye başlıyor.
Her katta 3-4 dakika duruyor en fazla... 4 dakikada ne yedin yedin, çünkü masadan yiyecek alıp saklamak yasak. Bunu yaptığın an ceza var: Bulunduğun kat hızla buz gibi soğutuluyor ya da çok sıcak hale getiriliyor.
En üstteki ilk 30 kat en şanslısı çünkü her şeyin olduğu masaya saldırıp istediklerini yeme, talan etme şansları var...
Her katta 4’er dakika dura dura gelen masada 40-50’nci kattan sonra neredeyse yiyecek hiçbir şey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Gazetem kapımda

Evlere kapandığımız şu günlerde bizim grup İstanbul’daki okurlar için çok güzel bir uygulama başlattı.


“Bir Tıkla Gazeten Kapıda” uygulaması.
Biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü, gazete kağıdında koronavirüs riski olmadığını açıkladı, yani gazeteyi gönül rahatlığıyla kağıttan okuyabilirsiniz.
İşte bu keyiften vazgeçmek istemeyen okurlar için Bir Tıkla Gazeten Kapıda uygulaması var.
Demirören Medya’ya bağlı Hürriyet, Milliyet, Posta, Fanatik gazeteleri için şimdilik sadece İstanbul’daki okurlara yönelik bir uygulama bu.
Yakın zamanda Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerle kapıya teslim sistemi daha da büyüyecek.
Yakala.co ve Scooty işbirliğiyle hayata geçen bir sistem bu. Ben kendi işimi kendim yapmayı severim.

Yazının Devamını Oku

Karantina altında seks hayatımız... Eyvah libidomuz düştü!

Koronavirüsle ilgili her şeyi konuşuyoruz da, bir tek seks hayatımızı konuşmuyoruz. Sağ olsun ekrandaki birbirinden kıymetli hocalar sayesinde hepimiz birer pandemi uzmanı olduk...


Ama bugüne kadar insanların seks hayatıyla ilgili bilgi veren, bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan tek bir uzmana rastlamadım. Bir tek Ender Saraç’ın Posta’ya verdiği röportajı hatırlıyorum; “Lütfen bu dönemde tek eşli olun” diyordu.
Bu konuyla ilgili bizde yeterli bilgiyi bulamayınca yabancı kaynaklara baktım, New York Times’ın pazar sayısından aşağıdaki bilgileri derledim. İşte 15 maddede karantinadaki seks hayatımız...
1- Bunlar eşi benzeri görülmemiş dönemler olduğu için, karantina altında insanların seks hayatlarının köreldiği ya da zenginleştiği konusunda elde şimdilik yeterli veri yok.
2- Ama şu kesin: Yaşadığımız günler hiç seksi zamanlar değil...
3- İnsanlar yeni seks partnerleri bulma konusuna uzak duruyorlar. Çoğu kişi virüsle ilgili bilgilendirmelere, cinsel sorunlardan daha fazla ilgi duyuyor.
4- 2019’u libido tartışmalarıyla kapatmıştık. Can Yaman’a kötü bir haberim var: Depresyon ve anksiyete libidoyu doğrudan olumsuz etkiliyor. Kesin bilgi!

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapanlara: Emma Teyze’nin Kitabı

Emma Teyze kim? Bizim Kelebek’in zeytinyağı yazarı olan Elvan Uysal Bottoni’nin eşi sevgili Paolo’nun büyük teyzesi...


Emma Mancini, 1907’lerde kuzey ve orta İtalya’da yaşamış ve o dönem yaptığı yemeklerin tariflerini defterine not almış.
Mancini ailesinin ikinci kuşağı olan Emma Teyze’nin bu not defteri, Elvan’ın eşi Paolo’nun kız kardeşine kadar ulaşmış.
20 yıldır İtalya’da yaşayan Elvan da kucağına kadar gelen bu hazineyi değerlendirme kararı vermiş.
Ve ortaya “Emma Teyze’nin Kitabı” adlı geleneksel İtalyan yemekleri tarifinin olduğu bu kitap çıkmış...
Elvan’la neredeyse 30 yıla yakın dostluğumuz var; kendisi çok iyi zeytinyağı, şarap, peynir ve bal tadımcısıdır.
Bu İtalyan mutfağı ve yemekleri üzerine yazdığı 6’ncı kitabı...

Yazının Devamını Oku

Neden para ödüyorum?

Tartışma sadece bizde değil, dünyada da yaşanıyor.


Şu sıralar dünyada herkesin sorduğu soru aynı: Neden almadığım hizmete para ödüyorum?
Hafta sonu New York Times’da okudum, ESPN gibi birkaç spor kanalına aylık abone olan bir kullanıcı koronavirüsten dolayı maçların oynanmadığını ve ödediği ücretin geri verilmesini istemiş.
ESPN de nanik yapmış ona. Geçen hafta ben de bizim özel okulları ve anaokullarını yazmıştım.
Uzaktan eğitim için normal eğitim ücreti almaya devam etmeleri doğru mu?
Okul binalarında hiçbir şeyden değilse ısıtma, elektrik, su, temizlik gibi pek çok giderden kurtuldu özel okullar.
Bunu neden ücretlere yansıtmıyorlar?

Yazının Devamını Oku

Radyoculara iyi bir haberim var

Media Liven 26-31 Mart tarihleri arasında 15.328 kişiyle radyo dinlenmesi üzerine bir araştırma yaptı.


Söz konusu tarih hepimizin evlerine kapandığı karantina tarihleri...
Açıkçası evde daha çok televizyon izlendiği, insanların araçlarına binmediği için radyo dinleme sürelerinin azaldığını düşünüyordum ben...
Radyocu meslektaşlarıma güzel haberi vereyim, meğer tam tersiymiş...
Korona günlerinde radyo dinleme süreleri artmış...
Ankete katılanların yarıya yakını, 7212 kişi her gün radyo dinlediğini söylemiş...
Her gün 1-2 saat dinleyenlerin sayısı 3804, 4 saatten fazla dinleyenlerin sayısı 3586...

Yazının Devamını Oku

Yanlış yapan ünlüler

.

Serdar Ortaç
“Bir çay demleyenim bile yok” diyerek taksi durağını ziyarete gitti, taksicilerle çay içip sohbet etti.
Üstelik maske takmayan taksici “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” dedi.
Anlaşılan o ki; sevgili Serdar’ın ne izolasyondan ne de sosyal mesafeden haberi var.

Nasuh Mahruki-Coşkun Aral
Nasuh Mahruki, Silivri-Durusu’da açacağı Doğada Liderlik Okulu’ndaki son hazırlıkları ailesiyle birlikte hafta sonu denetledi.

Yazının Devamını Oku

Zombiler de gerçek olacak mı?

2013’te Cannes Film Festivali’nde Brad Pitt’in “World War Z” filminin tanıtımındaydım... (O zamanlar uçağa biniyoruz ey sevgili okur, yurtdışına festivallere, maçlara, tatillere gittiğimiz yıllar, ne günlerdi be!)


O yıl Cannes’ın ağır topu Brad Pitt’ti, her yer “World War Z” afişleriyle doluydu.
Şu sıralar sürekli virüs, pandemi yapımları izliyoruz ya, geçen akşam “World War Z” önüme düşünce, “Cannes yılları nostaljisi yaparım” diyerek satın aldım filmi...
Film aman aman bir şey değil, yaşayan ölüler, zombiler hikayesi...
Güney Kore’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getiriyor.
Her zombi filminde olduğu gibi burada da yaşayan ölüler, yeni hücrelere ihtiyaç duyduğu için kontrolsüzce sağlıklı insanlara saldırıyorlar.
Filmi izlerken düşündüm; bu Hollywood yapımlarındaki her şey gerçek oluyor ya, bu zombiler de günün birinde gerçek olacak mı? Belki de bu korona belası insanlığın ilk büyük sınavı...

Yazının Devamını Oku