GeriCengiz SEMERCİOĞLU Altın Kelebek ödüllerimi vermem!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Altın Kelebek ödüllerimi vermem!

 Mehmet Ali Erbil, geçen yıl Altın Kelebek ödüllerini iade edeceğini söylemiş, hatta “Bunu söylediğim için hakkımda kim bilir ne haberler yapacaklar” demişti.

Hakkında tek bir olumsuz haber yapmadığımız gibi, yeni başlayacak “Çarkıfelek”i bahane edip kendisiyle buluştuk. “Altın Kelebek’lerini almaya geldik” dedik ama alamadık. Kızı Yasmin’in fotoğraflarını da sorduk, Hamdi Alkan’a neden kızdığını da, seks bağımlısı olup olmadığını da... Hepsine yanıt verdi, Altın Kelebek’lerini geri vermedi...

◊ “Çarkıfelek” yakında tekrar başlayacak. Nasıl gidiyor hazırlıklar?
- Bir ara hostes seçimi yapıyorduk. “Aşkım Aşkım”da oynayan Yeliz Yeşilmen duymuş. Onunla bir ara “Çarkıfelek”te birlikte çalışmıştık. “Ben Çarkıfelek’e full hazırım” diye mesaj attı. Sonra “Full hazırım” aramızda slogan oldu. Şu an ben de full hazırım “Çarkıfelek”e.

◊ Yeni hostesin kim olacak?
- Emel’i (Özkızıltaş) düşünüyorum. Emel halk tarafından da seviliyor.

◊ Hostes seçimi yapmayacak mısınız? Herhalde yarışmanın en heyecanlı tarafı budur senin için...
- Hostes seçimlerini Dubai’de yapıyorum. Prodüksiyon Dubai’ye getirtiyor, dünyanın dört bir yanından. (Gülüyor) Ramazan denince davul, tokmak, bir de Mehmet Ali akla geliyor artık. Yazın biliyorsun Show TV en çok izlenen beşinci kanaldı, “Çarkıfelek” sayesinde birinci kanal oldu. Ramazanda çok izleniyoruz. O nedenle yeni programa ramazanda başlayacağız.

◊ Bugüne kadar 13 kanal değiştirmişsin. Neredeyse en çok kanal değiştiren isimsin. İstikrarsızlık mı bunun nedeni, yoksa çok talep edilmek mi?
- O kadar olmuş mu! Hiç saymamıştım. İstikrarla alakalı değil aslında. Birkaç yılda tüketiyorlar belki de. En uzun süre Kanal D’de çalıştım. Sonrasında başka yerlerden teklif aldım. Hatta mahkemelik de oldum. Kanal D’de çalışırken Star’dan teklif gelmişti, kontratım olduğu halde Star’a geçtim. Ama baktım orada olmayacak bu iş, Kanal D’ye döndüm. Star bana dava açtı ve para almamama rağmen 1 milyon dolar tazminat ödedim. Sonra TMSF Star’a el koydu. Bir anlaşma yaptım ve o parayı çalışarak ödedim. Dizi ve yarışma yaptım.

KANALLAR BENDEN KORKUYOR

◊ Bunca yıldır ekranlardasın. En çok kazanan isim sen mi oldun?
- Yok. Acun (Ilıcalı) kısa vadede hepimizi geçmiştir. Bizim kırk yılda kazandığımızı o 5 yılda kazandı.

◊ Eski futbolcular gibi misin? Onlar da çok para kazanamazdı...
- Çevre ve ilişki meselesi bunlar. Bir de artık televizyonda eski paralar yok. Büyük paraları artık evlilik programı yapanlar alıyor.

◊ Sana niye kalmıyor o işler?
- Çünkü canlı yayın riski var. Benden biraz ürküyor kanallar.

◊ Geçmişte yaptıklarından olsa gerek...
- Kazaydı onlar. 40 yılda iki-üç kez geldi başıma. Her sene minimum 200 canlı yayın yapıyordum. Orana baktığın zaman az bile yapmışım. Dünyanın her yerinde böyle ekran kazaları olur.

◊ Özellikle pantolon indirme olayı büyük bir kazaydı...
- O olayda hiçbir müdahilliğim yok. Her gün yaptığım rutin bir şeydi.

◊ Adamın pantolonu indirdin. Bunun rutini mi olur?
- Her gün yapıyordum. İçinden pijama ya da uzun don çıkıyordu. Seyirciyle gülüyorduk. Sıkı bağlıyordu bir de. Ben her gün o insanlar pantolonu sıkı bağladılar mı diye kontrol mu edecektim? O olayın olması benim suçum mu şimdi?

Altın Kelebek ödüllerimi vermem

ESKİDEN DAHA ÖZGÜRDÜK

◊ Televizyon açısından geçmişle bugünü nasıl karşılaştırırsın?
- Eski programları seyrettiğim zaman daha özgür olduğumuzu görüyorum. Herkes espriye açık, anlayışlı ve hoşgörülüymüş. Huysuz Virjin’i düşün. Neler yapıyordu ve insanlar alınmadan gülüyordu. Arkasında bir şey aramıyorlardı. Şimdi ufak bir laf söylediğinde büyük bir kesim ayağa kalkıyor. Hatta kanala yürüyorlar. Toplum böyle bir hezeyan içinde. Bir de formatlar, prototip filan da değişti. Artık daha çok diziye yönelim oldu. İnsanların algıları da değişti.

◊ O zamanki şovlarını yapsan şimdi ne olur sence?
- Ülke dışına atarlar! (Gülüyor)

◊ Ama hatalarına rağmen seyirci seni hep sevdi ve izlemeye devam etti.
- Çünkü iyi niyetli ve herkese karşı sevecen olduğumu çok iyi biliyorlar. Bugüne kadar ne ekranda ne de ekran dışında kimseye bir terbiyesizliğim olmuştur. Hiç kimseyle kavga etmemişimdir. Sanatçılarla da öyle polemiğe filan girmem. Çünkü girift olmam. Çok muhabbete girersen muhakkak bir şey olur. Seren’le (Serengil) Demet (Akalın) kankaydı bir zamanlar hatırlar mısın? Bu sabah televizyonda izlerken küs olduklarını öğrendim. Halbuki ne kadar yakınlardı. Nasıl birden böyle oldular? İşte ben böyle diyaloglara girmediğim için öyle olaylar yaşamıyorum.

◊ Sanat camiasında çok yakın olduğun biri yok mu?
- Bir tek Seda Sayan var. Ailece görüşürüz.

20 GÜNDE BİR TEDAVİ OLUYORUM HER TEDAVİM 20 BİN LİRA

◊ Kaç yaşındasın? Spor filan yapıyor musun?
- 55... Bu ara spor yapamıyorum ama kısa sürede başlamak istiyorum. Zaten sadece yürüyüş yapardım, havalar ısınınca yeniden başlayacağım.

◊ Sağlığın nasıl?
- Gayet iyi. Kontrol altında. Düzenli olarak ilaç kullanıyorum. İlacımı almazsam her an krize girebilirim. 20 günde bir 14 doz ilaç alıyorum. Çok yoğun ve pahalı bir ilaç. Ama Emekli Sandığı’na bağlı olduğum için ilacımı devlet karşılıyor çok şükür. Her bir tedavim yaklaşık 20 bin lira tutuyor. İlacın tanesi 850 euro.

◊ Diğer yarışmaları takip ediyor musun? Beğendiğin şovmenler var mı?
- Herkes farklı farklı. Kiminin suflesi iyi, kiminin diksiyonu kötü. İsim verip polemiğe girmek istemem. Bazen izliyorum, biri program sunuyor, program boyunca dediklerinin sadece yüzde 70’ini anlayabiliyorsun. Öyle çok beğendiğim biri yok. Eskiden Serdar Ortaç’ı beğenirdim. Onu bu konuda yetenekli bulurdum. Son yaptığı işe kadar...

◊ İzlediğin dizi var mı?
- Bir tek tarihi dizileri seyrediyorum.

◊ Uzun yıllardır neden dizilerde yoksun? İyi bir teklif gelse kabul etmez misin?
- Çok yorucu Cengiz. Bu yaştan sonra artık zor. Her şey para demek değil ki. Sağlık da önemli. Şimdi 120 dakika program çekmeye başlayacağım. Kolay değil. Bir dizi teklifi geldi, düşünüyorum kaldırabilir miyim diye. En son Gani Müjde’nin “Harem” dizisinde oynadım. Kraldım. Sarayım vardı ama elektrikler kesiliyordu faturayı ödemediğimiz için. Çok güzel ve komik bir işti.

ŞAHAN’IN FİLMLERİ İÇİN SİNEMAYA GİTMEM

◊ Sinemayı takip ediyor musun? Geçenlerde Erkan Petekkaya, Cem Yılmaz’ın filmlerini beğenmediğini söyledi. Ne diyorsun?
- Ben Cem Yılmaz’ın filmlerini beğeniyorum. Her şey gişe demek değil. Mesela “Çalgı Çengi” gişe yaptı ama çok mu kaliteli? Beni irite ediyor.

◊ Neden?
- Bana çok abartılı geliyor komedileri.

◊ Şahan Gökbakar’ın filmlerini de beğenmiyorsun o zaman...
- Şahan’ı beğeniyorum. O daha farklı bir karakter. Basit, argo espriler yapıyor diye eleştiriyorlar ama ben onların altında zekice bir şey hissediyorum.

◊ Şahan Gökbakar mı, Cem Yılmaz sineması mı peki?
- Şahan’ın filmleri için sinemaya gitmem, televizyonda denk gelirsem izlerim. Cem Yılmaz’ın filmleri için ise sinemaya giderim. Ama Şahan’ı çok severim. Hem kişilik hem de oyuncu olarak. Zeki çocuk. Oğlum da filmlerini çok seviyor. Galasına bile gitti. 5 milyon kişi izliyorsa, saygı duyulacak bir şey yapıyor.

Altın Kelebek ödüllerimi vermem

MALİ’DİR NE YAPSA YERİDİR

Kazandığın Altın Kelebek ödüllerini geri almaya geldim, hani neredeler?
- (Gülüyor) Deli misin, vermem ödüllerimi!

Neden o zaman “İade edeceğim” diye bir açıklama yaptın?
- Mali’dir ne yapsa yeridir! (Gülüyor) Altın Kelebek her sene en çok konuşulan ödül töreni oluyor. Kırgınlıklar, tartışmalar her sene yaşanıyor ama tüm bunlar Altın Kelebek’in ülkenin en önemli töreni olduğu gerçeğini değiştirmez. Bugüne kadar kaç Altın Kelebek aldım hatırlamıyorum şimdi ama hepsi bende durmaya devam edecek.

HAMDi ALKAN  MiDESiNi KÜÇÜLTÜRKEN ViCDANINI DA KÜÇÜLTTÜ

◊ Hamdi Alkan’a “Hayat Bazen Tatlıdır” dizisinde kızın Yasmin’i oynatmadığı için kırgınmışsın, doğru mu?
- Eski televizyoncularla birlikte şirket kurmuştuk. Kanal 6’dan ayrıldığım zamanlardı. İlk kez de Hamdi Alkan’la “Öz Ofsayt” isminde bir program yapmıştık. Onunla dostluğumuz uzun yıllar öncesine dayanır yani. Hatta eşlerimiz de arkadaştı. Ben bugüne kadar kimseden çocuklarımla ilgili, özellikle de oyunculukla ilgili bir şey rica etmedim. Ama Yasmin oyunculuğa karşı istek duydu, eski dostum olduğu için Hamdi’den rica ettim. “Ne demek hemen gelsin” dedi. Sonradan ne geri aradı ne de haber verdi. Mide küçültme ameliyatı oldu ya, dedim ki herhalde midesiyle birlikte insani duyguları ve vicdanı da küçüldü. Çok üzüldüm ve alındım.

◊ Sonrasında hiç konuşmadınız mı?
- Yok. Hiç aramadı ki.

◊ Neden istemezsin çocukların için böyle şeyler?
- Çünkü sanatta torpil olmaz. Ben abimle girdim konservatuvar sınavına. Bütün hocalar babamın arkadaşıydı. Kimse bize torpil yapmadı. Ben kazandım, abim kazanamadı.

YASMİN’İN BAZI  FOTOĞRAFLARINDAN RAHATSIZ OLUYORUM

◊ Yasmin Londra’daydı, geri dönmüş. Neden?
- Birkaç günlüğüne geldi. Orada eğitimi devam ediyor. Geleceğini duydum ama daha görüşemedik. Hatta ben de gazetede gördüm geldiğini. Artık çok zor bu gençlikle uğraşmak. İlk eşimin annesi rahatsızlandı. Onunla ilgileniyorlar hastanede. Biz klan gibi yaşarız. İlk ve ikinci eşim sabahları bana gelir, akşam 5’e kadar mesai yaparlar. Benim işlerime ve ev işlerine yardım ederler.

◊ Üçüncü ve dördüncü eşin peki?
- Üçüncü eşle koptuk. Dördüncü eşimle de uzaktan takılıyoruz. Ama çok şanslıyım. Çocuklarımın anneleri sağlam durdukları için çocuklarım iyi yetişti.

◊ Hâlâ nafaka ödüyor musun?
- İkisine ödüyorum. Muhsine’ye ödemiyorum, çünkü o benim başka evimde oturuyor. Kızım Sezin’e de ev aldım. Nergis’le Yasmin’e aynı siteden ev aldım. Daha ne yapayım? Nergis’le ayrılalı 20 sene oldu, hâlâ nafaka ödüyorum. Yeni öğrendim hatta.

◊ Yasmin’i sosyal medyadaki pozlarından rahatsız olduğun için mi Londra’ya yolladın?
- Yok canım, eğitim için gitti. Fotoğraflarının bazılarından rahatsız oluyorum ve uyarıyorum bir Türk babası olarak. Ama beni çok irite eden fotoğraflar paylaşmıyor zaten. Toplum çok baskı yaptığı için ister istemez etkileniyorsun. “Yavrum zaten güzelsin, bunu herkese göstermene gerek yok” diyorum.

YASMİN GENÇ SEVGİLİM OLMASINA TEPKİ GÖSTERİYOR

◊ Sezin de geçen gün sosyal medyadan yapılan “Babanıza kaç kişiyi ayarladınız” gibi saçma bir yoruma çok sinirlendi...
- Sezin’in hiç öyle bir cevap verecek tarzı yoktur. Ama çok sinirlenmiş haklı olarak. Böyle yorumlardan çok rahatsız olur.

◊ Hiç kızının bir arkadaşıyla sevgili oldun mu?
- Yok. Hepsi önce benim arkadaşımdı. (Gülüyor)

◊ Genç sevgililerine kızların tepki gösterir mi?
- Yasmin biraz tepki gösteriyor. Bir kere benim telefonumu alıp bir kıza “Ben kızıyım, sen kim oluyorsun?” diye fırça attı. Sezin hiç karışmaz. Ama Yasmin hem daha küçük hem bana çok düşkün. O yüzden rahatsız oluyor.

◊ Hiç durmayacak mısın?
- Durduğun zaman hayat durur. Bu heyecan güzel bir şey.

◊ Toplumda kızı yaşında sevgilisi olan adamlar her zaman eleştirilir. Seni de eleştirmiyorlar mı?
- Eleştirilerle hiç ilgilenmiyorum. Kendi hayatımı yaşıyorum. Ben nasıl başkasının hayatına müdahale etmiyorsam onlar da benim hayatıma müdahale etmesin. Annem de kendinden 10 yaş küçük biriyle evlendi. Çok da mutlu oldu.

ACUN BENiM MUHABiRiMDi

◊ 90’ların magaziniyle bugünkünü değerlendirmeni istesem?
- O zamanlar magazin çok renkliydi. Her ünlünün ayrı muhabiri vardı. Sektöre bak! Benimki Acun’du. O zamanlar “Televole” programları reytinglerde ilk üçe girerdi. Dönem dönem değişiyor. Şimdi diziler dönemi. Biz çok çabuk tüketiyoruz. “Gecenin Rengi” diye bir program yapardık. Çoğu ünlü oradan çıktı. Mahsun Kırmızıgül mesela. Tarkan da ilk oraya çıkmıştı.

OKAN’I DAHİ BULUYORUM

◊ Okan Bayülgen’le Beyazıt Öztürk’ü nasıl buluyorsun?
- Genius (dahi) buluyorum. Okan’ı daha dahi buluyorum. Beyaz yıllardır aile çocuğu. Aile çocuğu olarak iyi paralar kazandı. Evlilik programlarından ne kadar para kazandıklarını konuştuk ya aklıma bir olay geldi. Magazin Gazetecileri Ödül Töreni’nde ‘en iyi sunucu’ ödülünü Esra Erol’a verdim. Esra sahneye çıktı, “Çok heyecanlıyım” filan dedi. “Aldığın parayı düşün, hiç heyecanın kalmaz” dedim!

◊ Sana ödül verdirmek tehlikeli. Altın Kelebek’te Selçuk Yöntem’e söylediğini unutmadık...
- Evet. “Hak ettiğine inanıyorsan al bunu” dedim. Bunu da ona bir tek ben söyleyebilirim. Altın Kelebek’te bir kere de Kaya Çilingiroğlu ile aynı kategorideydik. “Kaya Çilingiroğlu bile aday olduysa ve ben aldıysam, çok büyük bir ödül” dedim. Allah’tan ben aldım ödülü.

Altın Kelebek ödüllerimi vermem

SEKS BAĞIMLISI OLABİLİRİM

◊ Yeniden evlenir misin?
- Kafama göre birini bulursam evlenirim. Ev hayatını seviyorum. Evden çıkmayı çok sevmem. Kıbrıs’a gidip sahneye çıkıyorum. Hepsi bu.

◊ 1200 kadınla birlikte olduğun yazılmıştı…
- Yalan haberdi o. Olur mu canım öyle şey? Rekortmen miyim ben?

◊ Peki seks bağımlısı olabilir misin?
- Olabilir. Bilemiyorum. Belki testosteron hormonum fazla çalışıyordur. Ama bunu bir hastalık gibi görmüyorum.

◊ Depresif olduğun dönemler var mı?
- Çok az olur. Hemen kendimi tedavi ederim. Çevremi değiştiririm. Cihangir’de eğlenceli arkadaşlarım var. Onların yanına giderim.

◊ En son seni ne mutsuz etti?
- Ayrılıklar mutsuz ediyor sanırım. Bir travma yaratıyor. Biliyorsun bende de çok ayrılık oluyor. (Gülüyor) Ben kafama çok bir şey takmam. Bankada kaç param var bilmem. Muhsine bilir. Hiçbir şeyi takmam. İlk eşim bilir her şeyi. Bana ne, ben yaşayıp gidiyorum.

KUMARDA 1 MİLYON LİRA KAYBETTİĞİM OLMUŞTUR

◊ Yatırımların neler?
- Ev, dükkan filan. Pahalı zevklerim yoktur. Teknem de olsun, şuyum da olsun filan demem.

◊ Kumar oynuyorsun bir de...    
- Evet ama ölümcül derecede oynamıyorum. 35 senedir oynuyorum. Ölümcül derecede oynasaydım şimdiye kadar hiçbir şeyim kalmazdı.

◊ Gecede 1 milyon lira kaybettiğin olmuş mudur?
- Olmuştur. Ama kazandığım da olmuştur. Şimdi kontrollü oynuyorum. Artık uyandım.

◊ KKTC vatandaşlığın var mı?
- Yok. Ben aslında onlardan bana böyle bir jest yapmalarını beklerdim. Kıbrıs turizmine çok katkımın olduğunu düşünüyorum. Başbakan’ın yüzüne de söyledim. Orada bir akrabam bakan hatta. Ama yapmadılar. Kıbrıslılarda vefa yok.

YILDIZ TiLBE iYi NiYETiMi SUiSTiMAL ETTi

◊ Yıldız Tilbe’nin önünde bornoz açma hikayen var. Anlatsana?
- Yıldız’ın iki yardımcısıyla şakalaşıyorduk. Yıldız’ın saati saatine uymaz bilirsin. Ona karşı yaptığım bir şey değildi. Herkesin geldiği yere bakacaksın. Ne bekleyebilirsin?

◊ Konuşmuyor musunuz?
- Hayır. Konuşmam. Benim hoşgörümü ve iyi niyetimi suistimal etti. Benim arkadaşlığıma istismardır yaptığı. Bin yıldır arkadaşsan hoşgörü göstermek zorundasın.

◊ Başka küs olduğun biri var mı?
- Yok. Ben zaten kin tutan biri değilim.

İBRAHİM’LEYDİM AYRILDIM!

◊ Sosyal medya hayatını değiştirdi mi?
- Değiştirmedi. Ben zaten bana yazılan yorumları okumam. Bazen etrafımdakiler “Çok kötü yorumlar var, sil onları” der, öyle bakarım. Çok yoğun da kullanmam. Öyle hayat geçmez.

◊ Hayatında biri var mı?
- Yok. İbrahim’leydim, ayrıldım. Küçük İbrahim! (Gülüyor) Küçük İbo vardı hatırlar mısın? Kanal 6’da program yapıyorduk. Onu programa almıştık. Havuzda bir bölüm çekiyorduk. Çocuğu havuza soktuk. Meğer yüzme bilmiyormuş! Boğulur gibi yapıyordu. Ne güzel numara yapıyor, bize de malzeme çıktı diye sevinmeye başladık. İlk programda çocuğu öldürüyorduk neredeyse!

EMRET KOMUTANIM’DA OYNADIĞIM iÇiN PiŞMAN OLDUM

◊ Konservatuvardayken Tarık Ünlüoğlu ve Selçuk Yöntem’le ev arkadaşıymışsınız. Var mı güzel hikayeler o yıllardan?
- Tarık’la kaldığımızda eve kız getirirdim. Sonra başka bir kız evi basardı. Ben kaçardım, Tarık durumu idare ederdi. Can Gürzap da bizimle kalırdı zaman zaman. Paramız yoktu, Emek’ten Cebeci’ye yürüyerek giderdik. Yolda ders çalışırdık. Tiyatroda bana çok heyecan verici işler gelmedi. Ben televizyona kaydım. Devlet Tiyatrosu’nda 1 ayda aldığım parayı televizyonda bir gecede verdiler.

◊ Flash TV’de yaptığın tavuk kovalama programından pişmanlık duydun mu?
- Bugüne yaptığım hiçbir işten pişmanlık duymadım. Belki içime sinmeyen bir-iki sinema filmi olmuştur o kadar.

◊ Hangi filmler?
- Mustafa Altıoklar’ın “Emret Komutanım” filmi. Ona çok güvenmiştim ama pişman oldum sonradan. Bir de “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu”.

 

 

 

X

1 Haziran’da açılacaksa, 3 Temmuz’da kapansın

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk önceki akşam Ahmet Hakan’ın programında, gidişata göre okulların 1 Haziran’da açılabileceğini söyledi.

Dün de yazdım ben bu konuyu...
2 haftalığına okul açmanın kimseye bir faydası yok.
Çocukların hazırlığı, okula adaptasyonu derken iki hafta bitecek zaten.
Bu sürede de hiçbir şey öğrenmeyecekler ve virüs konusunda gereksiz bir risk alınmış olacak.
“WhatsApp Anneleri” gruplarından da biliyorum, “2 haftalık okula çocuk göndermem” diyen veli sayısı hiç az değil...
O yüzden bu yılı zorlamanın anlamı yok, artık oturmaya başlayan uzaktan eğitim 19 Haziran’a kadar uzamalı ve öylece okullar kapanmalı.
İlla çocuklar eğitimde geri kaldı diyerek okulları açmayı düşünüyorsak benim bir önerim var...

Yazının Devamını Oku

Virüsün iyi yanı

Koronavirüsle ilgili duyduğum en iyi haber bu oldu:11 Mart-27 Nisan arasında 24 kadın cinayete kurban gitmiş..


Geçen yıl aynı tarihlerde bu rakam 44’tü...
Neredeyse yarı yarıya azalmış.
Oysa tam tersi aynı eve kapandıkları için çiftler arasında tartışmaların, boşanmaların, kavgaların daha fazla olması beklenirdi...
Vuhan’da karantina sonrası boşanmaların arttığını biliyoruz.
Belki de bu kendine güvensiz, kadını dövmeyi, öldürmeyi namus meselesi sayan katillerin en büyük derdi kadının dışarıda olması...
Eve kapanıp dışarı adım atmadığı sürece belki de o yere batasıca kıskançlıkları hortlamıyor, kadının dört duvar arasında yaşamasından memnun oluyorlar...

Yazının Devamını Oku

Müdavim hareketi

Virüs nedeniyle kapanan restoranlar, kafeler için dünyada başlayan dayanışma hareketinin bir benzeri bizde de başladı. Adı: Müdavim Hareketi...


Gittiğiniz, sevdiğiniz restoranlar için 50, 100, 200, 400 lira ödeyerek yüzde 25 indirim sağlayan bir çek alıyorsunuz... Restoran açıldığında da gidip o çeki kullanıyorsunuz...
Aslında karantina sonrası yiyeceğiniz yemeğin parasını bugünden peşin ödüyorsunuz.
Ekonomik sıkıntı yaşayan sevdiğiniz mekanlara destek olmak amacıyla...
Restoranlar, kafeler 1,5 aydır kapalı, haziran ortası açılabilirse 3 ay kepenk indirmiş olacaklar...
3 ay boyunca hiç gelir elde etmeden kira ödemek, personel çıkartmamaya çalışmak, ayakta kalabilmek benim diyen işletme için bile kolay bir şey değil.
O yüzden bu sosyal sorumluluk hareketi önemli.

Yazının Devamını Oku

Marvel’in müzikleri

Ben atlamışım, bir Türk kadın müzisyenin Captain Marvel’ın müziklerini yaptığını bilmiyordum. Geçen akşam filmi izlerken sonunda, “Müzik: Pınar Toprak” imzasını görünce şaşırdım. Hemen kimdir diye baktım...

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı bitirdikten sonra çok az İngilizce bilmesine rağmen 17 yaşında Amerika’ya gitmiş. Önce Chicago’da caz, ardından Boston’da dünyaca ünlü Berklee Müzik Okulu’nda okumuş.
Orada film müzikleri yapmayı öğrenmiş. Geçen yıl 8 Mart’ta Captain Marvel vizyona girdiğinde, Türk basınında da haberleri çıkmış Pınar Toprak’ın... O dönem Variety dergisine de röportaj vermiş.
Dedim ya ben kaçırmışım, Captain Marvel’ın sonunda imzasını görünce keşfettim ve bir Türk kadınının başarısı filmin kendisinden daha mutlu etti beni...

Tüp... Yallah... Yemek vs...
◊ Hastaları vefat ettiği için yoğun bakıma dalan, sağlık personeline tüple saldıran kendini bilmez hasta yakınları bakalım ne ceza alacak?
12 gün önce Meclis’ten geçen ve cezaları yarı oranında artıran sağlıkta şiddet düzenlemesinin ilk sonucunu göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

İstanbul budur işte

Andrea Bocelli’nin Milano Duomo’dan verdiği konseri, dünyaca ünlü sanatçıların evlerinden seslendikleri “One World: Together At Home” konserini geçen hafta çok yazdık, çizdik...


23 Nisan akşamında bir konser de bizde vardı...
7 Tepenin Şehri İstanbul’dan 7 Kıtaya adıyla yayınlandı.
Ben Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın YouTube hesabından yayınlanacağını sanıyordum konserin.
Meğer pek çok kanal yayınlamış, evde o saatte TV açık olmadığından farkında değilim, saat tam 19.00’da YouTube’u açtım o yüzden...
Ayasofya önünde ney sanatçısı Yavuz Akalın’la başladı konser...
Drone’larla çekilmiş tarihi yarım adanın görüntülerine müthiş bir ney sesi eşlik ediyor...

Yazının Devamını Oku

Türkiye ve Almanya

Merak ediyorum, neden Almanya’nın ölüm rakamları tartışılmıyor da Türkiye’nin tartışılıyor?


New York Times neden Almanya’yı değil de, Türkiye’yi mercek altına almaya kalkıyor?
Oysa Avrupa’da koronavirüs salgınını başarıyla yürüten iki ülke var... Biri Almanya, diğeri Türkiye.
Almanya’da 150 bini geçti vaka sayısı, 5 bin 500 kayıp var.
Türkiye’de 100 bine yaklaştı vaka sayısı, 2 bin 500’e yakın kayıp var. Bu iki ülkede vaka sayısıyla vefatlar arasında çok ciddi bir makas var.
Demek ki olabiliyormuş.
Bizde ilk vaka sayısının görüldüğü 11 Mart’tan bu yana 6 hafta geçti, 7’nci haftanın içindeyiz.

Yazının Devamını Oku

Çocuklar da çıkmalı...

Dün 65 yaş üstü insanımıza hafta sonu birkaç saat de olsa dışarıya çıkma izni verilmesi gerektiğini yazdım, “eve kapanmaktan hastalanacaklar” diyerek...Pek çok okur destek verdi bu öneriye...


Cumartesi- pazar 08.00-12.00 arası sadece 65 yaş üstü sokağa çıksa inanın hepsine büyük moral olur.
Sadece yaşlılar değil düşünmemiz gereken bir de çocuklar var... Geçen gün 5 yaşındaki oğlum uzaktan eğitim sırasında sınıf arkadaşıyla konuşuyordu; “Delireceğiz oğlum evde oturmaktan” diyorlardı birbirlerine...
Şaka yapmıyorum 5 yaşındaki çocuklar bunu konuşuyordu.
Avrupa’nın en ağır faturasını ödeyen ülkelerinden İspanya, çocuklara “temiz hava izni” verme kararı aldı. 18 Mart’tan bu yana karantina altında olan 8 milyon çocuğa konan yasak 27 Nisan’dan itibaren temiz hava alabilmeleri için gevşetilecek.
Birçok çocuğun 40-50 metrekare evlerden haftalardır çıkmadığını söyledi İspanya Başbakanı...
Bizde de durum farklı değil...

Yazının Devamını Oku

65 yaş üstü hafta sonu sokağa çıksın

Yaşlılar haftalardır evde. Bakmayın güneşi gördüğünde kendini meydanlara, banklara atan üç-beş kişiye. Milyonlarca yaşı ilerlemiş insanımız uzun süredir dört duvar arasında yaşıyor.


Kendi annemden, etrafımdaki yaşı ilerlemiş insanlardan biliyorum.
Evde oturmaktan hasta olacaklar artık.
Moralleri bozuldu, torun torba etraflarında değil, yürüyüşe çıkamıyorlar, çıkıp temiz bir hava alamıyorlar.
Sürekli kapalı bir evde bağışıklık sistemleri zayıflamaya başladı.
En ufak bir mikroba karşı vücutları direnç göstermeyecek artık...
Unutmayın herkesin evi bahçeli, balkonlu, salon salamanje değil.

Yazının Devamını Oku

Belki de maçları böyle izleyeceğiz

Bu haber tam 6 yıl önce çıkmıştı...



Güney Koreli The Hanwha Eagles adlı bir beyzbol takımı seyirci sayısını artırmak için stadyuma robot taraftarlar yerleştirmişti.
Taraftar stadyuma gitmeden akıllı telefonları sayesinde bu robotlardan birini kontrol ediyor ve stattaymış gibi karşılaşmayı robotun gözünden izliyor.
Evinde oturan seyirci robotlara tezahürat yaptırıyor, hatta elindeki dijital pankartları kaldırtıp, şarkılar bile söyletebiliyor.
Her robotun yüzündeki dijital ekrana da evinde oturan seyircinin görüntüsü yansıtılıyor.
Güney Kore beyzbol takımı bu formülü seyirci ve gelir sayısını artırmak için 6 yıl önce bulduğunda ortada virüs falan yoktu.

Yazının Devamını Oku

Neymar bile ağladı, ben hâlâ ağlamadım

“7. Koğuştaki Mucize”, geçen yılın en başarılı filmiydi... 5 milyon 316 bin gişe yaptı, Aras Bulut İynemli’nin oyunculuğu çok konuşuldu...


Seyreden herkesi hüngür hüngür ağlatan bir baba-kız hikayesi;
Haksız yere hapsedilen Memo ve
7 kışındaki kızı Ova’nın...
Şu sıralar farklı dijital platformlarda tavsiye olarak önüme düşüyor film. Belli ki PSG’nin dünyaca ünlü futbolcusu Neymar’ın da önüne düşmüş ve açıp izlemiş “7. Koğuştaki Mucize”yi...
Daha sonra da sosyal medyasından, “Çocuğu olanlar bu filmi izledikten sonraki duygumu daha iyi anlar. İnanılmaz güzel bir film, izlerken çocuklar gibi hüngür hüngür ağladım” paylaşımını yaptı.
137 milyon takipçisi var Neymar’ın... Türk yapımlarının dünyada gücünü ve etkisini göstermek açısından çok önemli bir nokta bu...

Yazının Devamını Oku

Tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılara çağrım var

Lady Gaga bu cumartesi akşamı (18 Nisan) sağlık çalışanlarına teşekkür etmek amacıyla "One World: Together at Home” adında YouTube üzerinden bir konser düzenliyor. Konseri Jimmy Fallon, Jimmy Kimmel ve Stephen Colbert sunacak.


Paul McCartney’den
Stevie Wonder’a birçok ismin şarkılarını seslendireceği
konsere David Beckham, John Legend, Kerry
Washington, Priyanka Chopra Jonas gibi ünlü isimler de katılacak.
Ve burada amaç bir bağış toplamak değil. Sadece eğlenmek, sağlık çalışanlarına moral vermek. Bizde de sağlık çalışanlarımız için bir YouTube konseri neden olmasın?
İlk akla gelen tiyatrocular, komedyenler, şarkıcılar moral gecesi düzenlemeliler.

Yazının Devamını Oku

Sokağa çıkma yasağında İstanbul

Hafta sonu sokağa çıkma yasağı çok doğru bir karardı, 25 gün önce bu köşede önerdiğim bir konuydu bu...

Cuma akşamı yaşanan izdihamın önüne geçilecek tedbirler alınmalıydı meselesi, zaten hepimizin ortak düşüncesiydi...

Cumartesi evden çıkmadım ama pazar günü gazeteci merakıma yenilip atladım bisiklete, şehirde ne oluyor diye bir tura çıktım...

Fotoğraf çekmek, yasağa uyulup uyulmadığına bakmak için...

Cihangir’den Beyazıt’a kadar bisikletle gidip geldim, şunları gördüm;

◊ Denetimler müthişti. Yol boyunca 6 kez çevrildim, memur arkadaşların kimi tanıdı geçmeme izin verdi, kimi sarı basın kartımı görmek istedi.

Yasağa uyma oranı yüzde 100’dü. Yol boyunca toplasan 3-5 araç, sokaklarda sadece 5-10 insan gördüm.

◊ Geçmişte sayım günlerinde böyle boş olurdu İstanbul. O günlerde de ya gazeteye çalışmaya giderdim ya da sayım memuru olarak görev yapardım. Ama o zamanlar bile bu kadar yasağa uyulmazdı.

◊ Doğma büyüme İstanbulluyum, ben kenti bu kadar sessiz bu kadar boş hayatımda görmedim...

Yazının Devamını Oku

333 katlı bir hapishane

Bir hapishane düşünün 333 katlı bir gökdelen ve her katında iki mahkûm kalıyor...


Ortada 8 metreye 2 metre gibi uzunca bir masanın geçebileceği dikdörtgen bir boşluk var her katta...
Her gün en üstteki katta mükellef bir sofra hazırlanıyor; karidesler, pastalar, etler, balıklar aklınıza ne gelirse... Üstelik çok usta aşçılar tarafından.
Ve bu ancak birinci sınıf restoranlarda olabilecek mükellef masa asansör gibi en üst kattan aşağıya doğru inmeye başlıyor.
Her katta 3-4 dakika duruyor en fazla... 4 dakikada ne yedin yedin, çünkü masadan yiyecek alıp saklamak yasak. Bunu yaptığın an ceza var: Bulunduğun kat hızla buz gibi soğutuluyor ya da çok sıcak hale getiriliyor.
En üstteki ilk 30 kat en şanslısı çünkü her şeyin olduğu masaya saldırıp istediklerini yeme, talan etme şansları var...
Her katta 4’er dakika dura dura gelen masada 40-50’nci kattan sonra neredeyse yiyecek hiçbir şey kalmıyor.

Yazının Devamını Oku

Gazetem kapımda

Evlere kapandığımız şu günlerde bizim grup İstanbul’daki okurlar için çok güzel bir uygulama başlattı.


“Bir Tıkla Gazeten Kapıda” uygulaması.
Biliyorsunuz Dünya Sağlık Örgütü, gazete kağıdında koronavirüs riski olmadığını açıkladı, yani gazeteyi gönül rahatlığıyla kağıttan okuyabilirsiniz.
İşte bu keyiften vazgeçmek istemeyen okurlar için Bir Tıkla Gazeten Kapıda uygulaması var.
Demirören Medya’ya bağlı Hürriyet, Milliyet, Posta, Fanatik gazeteleri için şimdilik sadece İstanbul’daki okurlara yönelik bir uygulama bu.
Yakın zamanda Ankara, İzmir gibi büyükşehirlerle kapıya teslim sistemi daha da büyüyecek.
Yakala.co ve Scooty işbirliğiyle hayata geçen bir sistem bu. Ben kendi işimi kendim yapmayı severim.

Yazının Devamını Oku

Karantina altında seks hayatımız... Eyvah libidomuz düştü!

Koronavirüsle ilgili her şeyi konuşuyoruz da, bir tek seks hayatımızı konuşmuyoruz. Sağ olsun ekrandaki birbirinden kıymetli hocalar sayesinde hepimiz birer pandemi uzmanı olduk...


Ama bugüne kadar insanların seks hayatıyla ilgili bilgi veren, bu konuda neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatan tek bir uzmana rastlamadım. Bir tek Ender Saraç’ın Posta’ya verdiği röportajı hatırlıyorum; “Lütfen bu dönemde tek eşli olun” diyordu.
Bu konuyla ilgili bizde yeterli bilgiyi bulamayınca yabancı kaynaklara baktım, New York Times’ın pazar sayısından aşağıdaki bilgileri derledim. İşte 15 maddede karantinadaki seks hayatımız...
1- Bunlar eşi benzeri görülmemiş dönemler olduğu için, karantina altında insanların seks hayatlarının köreldiği ya da zenginleştiği konusunda elde şimdilik yeterli veri yok.
2- Ama şu kesin: Yaşadığımız günler hiç seksi zamanlar değil...
3- İnsanlar yeni seks partnerleri bulma konusuna uzak duruyorlar. Çoğu kişi virüsle ilgili bilgilendirmelere, cinsel sorunlardan daha fazla ilgi duyuyor.
4- 2019’u libido tartışmalarıyla kapatmıştık. Can Yaman’a kötü bir haberim var: Depresyon ve anksiyete libidoyu doğrudan olumsuz etkiliyor. Kesin bilgi!

Yazının Devamını Oku

Evde yemek yapanlara: Emma Teyze’nin Kitabı

Emma Teyze kim? Bizim Kelebek’in zeytinyağı yazarı olan Elvan Uysal Bottoni’nin eşi sevgili Paolo’nun büyük teyzesi...


Emma Mancini, 1907’lerde kuzey ve orta İtalya’da yaşamış ve o dönem yaptığı yemeklerin tariflerini defterine not almış.
Mancini ailesinin ikinci kuşağı olan Emma Teyze’nin bu not defteri, Elvan’ın eşi Paolo’nun kız kardeşine kadar ulaşmış.
20 yıldır İtalya’da yaşayan Elvan da kucağına kadar gelen bu hazineyi değerlendirme kararı vermiş.
Ve ortaya “Emma Teyze’nin Kitabı” adlı geleneksel İtalyan yemekleri tarifinin olduğu bu kitap çıkmış...
Elvan’la neredeyse 30 yıla yakın dostluğumuz var; kendisi çok iyi zeytinyağı, şarap, peynir ve bal tadımcısıdır.
Bu İtalyan mutfağı ve yemekleri üzerine yazdığı 6’ncı kitabı...

Yazının Devamını Oku

Neden para ödüyorum?

Tartışma sadece bizde değil, dünyada da yaşanıyor.


Şu sıralar dünyada herkesin sorduğu soru aynı: Neden almadığım hizmete para ödüyorum?
Hafta sonu New York Times’da okudum, ESPN gibi birkaç spor kanalına aylık abone olan bir kullanıcı koronavirüsten dolayı maçların oynanmadığını ve ödediği ücretin geri verilmesini istemiş.
ESPN de nanik yapmış ona. Geçen hafta ben de bizim özel okulları ve anaokullarını yazmıştım.
Uzaktan eğitim için normal eğitim ücreti almaya devam etmeleri doğru mu?
Okul binalarında hiçbir şeyden değilse ısıtma, elektrik, su, temizlik gibi pek çok giderden kurtuldu özel okullar.
Bunu neden ücretlere yansıtmıyorlar?

Yazının Devamını Oku

Radyoculara iyi bir haberim var

Media Liven 26-31 Mart tarihleri arasında 15.328 kişiyle radyo dinlenmesi üzerine bir araştırma yaptı.


Söz konusu tarih hepimizin evlerine kapandığı karantina tarihleri...
Açıkçası evde daha çok televizyon izlendiği, insanların araçlarına binmediği için radyo dinleme sürelerinin azaldığını düşünüyordum ben...
Radyocu meslektaşlarıma güzel haberi vereyim, meğer tam tersiymiş...
Korona günlerinde radyo dinleme süreleri artmış...
Ankete katılanların yarıya yakını, 7212 kişi her gün radyo dinlediğini söylemiş...
Her gün 1-2 saat dinleyenlerin sayısı 3804, 4 saatten fazla dinleyenlerin sayısı 3586...

Yazının Devamını Oku

Yanlış yapan ünlüler

.

Serdar Ortaç
“Bir çay demleyenim bile yok” diyerek taksi durağını ziyarete gitti, taksicilerle çay içip sohbet etti.
Üstelik maske takmayan taksici “Acı patlıcanı kırağı çalmaz” dedi.
Anlaşılan o ki; sevgili Serdar’ın ne izolasyondan ne de sosyal mesafeden haberi var.

Nasuh Mahruki-Coşkun Aral
Nasuh Mahruki, Silivri-Durusu’da açacağı Doğada Liderlik Okulu’ndaki son hazırlıkları ailesiyle birlikte hafta sonu denetledi.

Yazının Devamını Oku

Zombiler de gerçek olacak mı?

2013’te Cannes Film Festivali’nde Brad Pitt’in “World War Z” filminin tanıtımındaydım... (O zamanlar uçağa biniyoruz ey sevgili okur, yurtdışına festivallere, maçlara, tatillere gittiğimiz yıllar, ne günlerdi be!)


O yıl Cannes’ın ağır topu Brad Pitt’ti, her yer “World War Z” afişleriyle doluydu.
Şu sıralar sürekli virüs, pandemi yapımları izliyoruz ya, geçen akşam “World War Z” önüme düşünce, “Cannes yılları nostaljisi yaparım” diyerek satın aldım filmi...
Film aman aman bir şey değil, yaşayan ölüler, zombiler hikayesi...
Güney Kore’de ortaya çıkan bir virüs insanları yaşayan ölüler haline getiriyor.
Her zombi filminde olduğu gibi burada da yaşayan ölüler, yeni hücrelere ihtiyaç duyduğu için kontrolsüzce sağlıklı insanlara saldırıyorlar.
Filmi izlerken düşündüm; bu Hollywood yapımlarındaki her şey gerçek oluyor ya, bu zombiler de günün birinde gerçek olacak mı? Belki de bu korona belası insanlığın ilk büyük sınavı...

Yazının Devamını Oku