GeriCansel ORUÇ Üretici kadınlar e-ticaret dedi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üretici kadınlar e-ticaret dedi

Sürekli bahsettiğimiz konu. Çağa ayak uyduran ayakta kalır.

Çağımızın artık dijital üzerine olduğunu da düşünürsek, bizi şu anda dijitallikte ne kadar var olduğumuz geleceğimizi belirleyecek.
Bugün mağazaların ivme kaybettiği, internetten ticaretin sürekli arttığı bir dönemden geçiyoruz.
Bunun içindir ki en son Alibaba.com Türkiye’ye giriş yaptı.
Oturduğumuz yerden alışveriş yapmayı çok sevdik.
Önce giysi tekstil ürünleri ile başlayan bu trend, şimdi gıdayı da içine aldı.
Aklınıza gelebilen her şeyi artık internetten almak mümkün hale geldi.
Tam da bu noktada yaptıkları çalışmalar ile kendilerini gösteren ve kadının iş hayatında olması gerektiğinin en güzel örnekleri arasında yer alan Bursa’da kurulan Üreten Kadın Dernekleri Federasyonu üyeleri e-ticareti öğrenmek için Uludağ Üniversitesi’nin kapısını çaldı.
Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği ile başlayan kadınların üretim yolculuğu sonrasında 22 kadın derneğinin bir araya gelip Üreten Kadın Dernekleri Federasyonu’nu kurması ile devam etti.
*
Şimdi sıra e-ticarette.
Üreten Kadın Dernekleri Federasyonu üyeleri, ürünlerini daha iyi pazarlayabilmek, ürettikleri ürünlerin satışını arttırmak için e-ticaret eğitimi aldı.
Bursa Uludağ Üniversitesi Karacabey Meslek Yüksekokulu’nda gerçekleştirilen eğitimlerde kadınlara e-ticaretin incelikleri anlatıldı.
Bursa Uludağ Üniversitesi Karacabey Meslek Yüksekokulu ev sahipliğinde düzenlenen eğitime yaklaşık 40 federasyon üyesi kadın katıldı.
Akademisyenler tarafından verilen eğitimlerde e-ticaret hakkında temel bilgiler aktarıldı.
*
Amaçlarının büyümek, daha fazla insana ve Bursa dışına ulaşmak olduğunum altını çizen Bursa Üreten Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Sermin Cakalıoğlu, alacakları eğitimler sayesinde modern çağın gerekliliklerinden olan internet pazarında da yerlerini almak istediklerini belirtti.
İleriye gören, ticareti kendini ileriye taşımak isteyen bir girişimcinin sarf etmesi gereken cümleler.
Eğitim isteğini geri çevirmeyen Karacabey MYO Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tayar ise üniversitenin sosyal sorumluluklarından birisinin de kent halkının isteklerine cevap verebilmek olduğunu belirtti
Federasyondan bu yönde bir talep geldiğini, kendilerinin de olumlu karşıladıklarını vurgulayan Tayar, üretim ve istihdamın arttırılması amacıyla yapılacak her türlü projenin içerisinde yer almaya devam edeceklerini kaydetti.
Üniversitenin de sadece sanayi ile değil, üretmek isteyen herkese kapısını açıyor olması ayrı bir güzellik.
Bundan sonra üretici kadınlarımızın neler yapacağını da sabırsızlıkla takip ediyor olacağız.

X

İhracatın tamamı yeniden Bursa’dan

Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB), Ocak ayındaki ihracatı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 2,24 artarak 2 milyar 414 milyon dolar oldu.

UİB geriye dönük 12 aylık dönemde de ihracatını yüzde 10,67 artırarak 32.9 milyar dolar rakamına ulaştı.
Aralık ayında ise yüzde 0,37 artışla 2 milyar 591 milyon dolarlık ihracat gerçekleşmişti.
2018 yılında da UİB, kendi açıklamasına göre kendi rekorunu kırarak yüzde 12,09 artışla 32.8 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmıştı.
Rekorları görünce doğal olarak biz de gözümüzü Bursa rakamlarına çevirmiştik.
Fakat Bursa rakamları hiç de iç açıcı değildi.
***
Aralık ayı Bursa ihracatında yüzde 23,65’lik bir düşüş görünüyordu.

Yazının Devamını Oku

Dubai Türk Ticaret Merkezi Mart ayında hizmete giriyor

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Ticaret Bakanlığı destekleri ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) koordinasyonunda yürütülen Türk Ticaret Merkezleri (TTM) projesinde paydaş olarak gıda sektöründe faaliyet gösteren firmalara Dubai’de Türk Ticaret Merkezi açma çalışmaları ile ilgili geçtiğimiz hafta 70’e yakın firmaya lansman yaptı.

***
Lansman sonrasında BTSO Meclis Başkan Yardımcısı ve Dış Ticaret Konseyi Başkanı ve aynı zamanda projenin Küresel Fuar Acentesi ile birlikte sorumluluğunu yürüten Murat Bayizit’ten yapılacaklar, hedefler gibi birçok konuda bilgi aldık.
Öncelikle BTSO’nun paydaş olduğu New York’un ardından ikinci Türk Ticaret Merkezi projesi olduğunu ve ilk proje paydaşı olduğunu hatırlatarak başlayalım.
Yenileri için de hazırlıklar yapılıyor.
***
Proje ile ilgili soruları içtenlikle cevaplandıran Murat Bayizit, “Geçen hafta Bursa ve Türkiye’den 70 gıda firmasının katılımı ile lansmanımızı yaptık” dedi.
Dünya Ticaret Merkezi’nin ikinci katında 250 metrekarelik bir alanda tamamen süpermarket konseptinde bir yer hazırlanacağını söyleyen Bayizit, “Dünya Ticaret Merkezi’nin ikinci katında diğer TTM’lerden farklı olarak iç dizaynda sunumu öne çıkardık, bir süpermarket havası oluşturuyoruz. Firmaların ürünlerini bir bütünlük içinde sunsun istedik. Çapraz ilgiler de olabilir dedik. Bisküvi bakan bir firma diğer ürünleri de görsün. Bunun yanında toplantı odaları, B2B görüşmelerinin olacağı odalar, ofis alanları olacak. Biz 20 firmaya hizmet versin istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Yazının Devamını Oku

Bursa turizmde hak ettiği yere gelebilecek mi?

UNESCO mirasında yer alması, dağı, denizi, ovası, tarihi, termali, sporu, sağlık alanındaki gelişmişliği ile turizmin neredeyse her alanında önemli bir altyapıya sahip, 11 bin 500 metrekare, 3 milyon nüfus, 17 ilçe ve 1058 mahalleden oluşan şehir Bursa.

Bu kadar önemli donelere sahipken, turizmden bir o kadar da az pay alan bir kent.
Uludağ’ı sadece kış aylarında kullanabilen ve 12 ay turizme maalesef henüz açamayan bir kent...
Otellerde geceleme oranlarını 2 geceye hala çıkartamamış...
Tabii ki bu güne kadar olmayanlar, bundan sonra da olmayacak anlamına gelmiyor.
2018 yılını bitirip, 2019 yılına girerken aslında turizmle ilgili atılan adımlar da umut verici.
Öncelikle 2008 yılında kurulan fakat bugüne kadar bir arpa boyu yol alamayan Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği’nin 2018 yılı son meclis toplantısında, bugüne kadar faaliyetlerini Valilik başkanlığında yürüten Bursa Kültür Turizm Tanıtma Birliği’nin başkanlığına Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş seçildi.
Tebdili mekanda ferahlık vardır diyerek, yaşananların güzel şeyler getireceğini düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Rusya pazarında biz de varız

Kimya UR-GE Projesi’nde yılın son durağı Moskova oldu.

Toplamda 18 firmanın bulunduğu UR-GE’de, Moskova ziyaretine 10 firma katılırken, Kimya Sektör Konsey Başkanı İlker Duran, heyete başkanlık yaptı.
Kimya sanayi, pek çok sektöre ara mal ve hammadde temin eden bir sanayi dalı olarak, gerek üretim gerek dış ticarette önemli bir role sahip.
Kimya sektöründen ham madde kullanılmaksızın üretilen çok az sayıda ürün bulunuyor. Dolayısıyla da UR-GE kapsamında yer alan firmaların ürün yelpazesi birbirinden çok farklı.
Coğrafi yakınlık Türkiye-Rusya ticari ve ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde önemli avantaj sağlasa da 2016’ya kadar düşüş gösteren Rusya’ya ihracat, 2017’de yükselerek 2.7 milyar doları buldu ve yaklaşık yüzde 60 arttı.
Ticaret Bakanlığı verilerine göre kimya sektöründe Rusya 2017’de tüm ülkelerden 4,7 milyar dolar ithalat yaptı. Almanya tedarikçilerde birinci olurken, Türkiye 17. sırada yer aldı.
Tam da bu noktada BTSO öncülüğünde gerçekleştirilen Moskova ziyareti, ikili işbirlikleri için önemli bir kapı açtı.
İlk gün Rus firmalar kendi iş yerlerinde ziyaret edildi; ikinci gün B2B görüşmeleri ile daha çok firmaya ulaşıldı.

Yazının Devamını Oku

Kırsal turizme yönelmek iyi mi?

Son dönemde sanayi kentleri de turizme önem vermeye, bu konuda önemli çalışmalar yapmaya başladı ki, özellikle yurt dışından gelen turist sayısını artırarak, cari açığa katkı salama yolunda önemli adımlar var.

Dünyada genel turizm algısı sadece deniz ve tarih turizminden alternatif doğa ve kırsal turizme dönmeye başladı.
Kırsal turizm, Türkiye Turizm Strateji Planı 2023’ün hedefleri arasında yer almasına karşın, hala yaygın ve profesyonelleşmiş düzeyde değil.
Ki ülkenin arkeolojik, tarihî ve doğal kaynakları; yerel özellikleri ve kırsal turistik mekânların çokluğuna rağmen.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Bursa İl Koordinatörü Ömer Berksun, “Alternatif mekân arayan insanların değişen talepleri ile kırsal turizm Türkiye’nin kırsal kalkınmasında önemli bir rol oynayabilir. Kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerini tanıtması gerekmekte. Bunu, bahsi geçen yerlerdeki altyapıyı geliştirmeden başarmak olanaksızdır. Yeni konaklama tesisleri ve rekreasyonel alanlara ihtiyaç olduğu gibi hâli hazırda mevcut olan tesislerin de yenilenmeleri gerekmekte” diyor.
*
Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi Ve İş Geliştirme tedbiri içerisinde “Kırsal Turizm ve Rekreasyon Faaliyetleri” (302-4) alt tedbirinin, kentin tanıtımı ve potansiyelinin kullanımı içerisinde ciddi bir öneme sahip olduğunun altını çizen Ömer Berksun, Bursa Koordinatörlüğü olarak IPARD I dönemi (2013-2016) 6 Kırsal Turizm Projesi ve içinde bulunulan IPARD II döneminde son sözleşme imzalanan projeler dahil 4 Kırsal Turizm Projesi olmak üzere toplamda Bursa’da 10 proje destek verdiklerini kaydediyor.
Desteklerin sürdüğünü hatırlatan Berksun, “10 projenin toplam yatırım tutarı 17 milyon 360 bin TL, verilen hibe miktarı toplam 7 milyon 250 bin TL. İlimiz özellikle dağ bölgesi, İznik göl çevresi ve Mudanya gibi sahil ilçeleri gibi doğal güzellikler sahip. Türkiye’de oransal olarak yeşil alanlarını bu kadar sanayileşmeye rağmen koruyabilen nadir şehirlerden birisi. 2010 yılından 2016 yılı sonuna uzanan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait veriler tesisleşme ve yatak kapasitesindeki ciddi yükselişi ortaya koymakta. Bursa’da bakanlık belgeli turizm konaklama tesislerinde 2016 yılı sonu itibariyle oda sayısı ilk kez 5 bini, yatak sayısı da 10 bini aştı. 2010-2016 döneminde kentteki tesis sayısı 45’ten 66’ya çıkarken oda sayısı 3 bin 109’dan 5 bin 95’e yükseldi. 2010 yılında 6 bin 335 olan yatak sayısı ise 2016’da 10 bin 394’e ulaştı. 2017’deki yatırımları da dikkate alırsak bu rakamın 11 bine dayandığını rahatlıkla söylemek mümkün” bilgilerini veriyor.

Yazının Devamını Oku

Farkındalık yaratalım

Çocuklar ve gençler geleceğimiz diyoruz her fırsatta.

Ama maalesef her çocuk eşit şartlarda dünyaya gelmiyor, ya da hayat şartları içinde eşit şartlarda olamıyor.
Bazı çocuklarımız küçük yaşlardan itibaren lösemi hastalığı gibi tedavisi zor, ama imkansız olmayan hastalıklarla tanışabiliyor.
Evet tedavisi zor, ama imkansız olmayan bu hastalık türü için öncelikle erken teşhis, sonrasında ise moral çok önemli.
Yaklaşık 20 yıldır lösemili çocuklar için ışık olmayı ilke edinen Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV), “Hayatımız çocuklarımız” sloganı ile 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası’nda farkındalık yaratacak bir kampanyaya ev sahipliği yapıyor.
Kampanyanın amacı lösemili çocuklara umut olmak ve farkındalık yaratmak.
Çocuklar bir o kadar masum, bazen de bir o kadar acımasız olabiliyor.
Okulda birlikte eğitim aldıkları maskeli, lösemi tedavisi gören arkadaşları ile alay ederek, onlara yaptıkları kötülüğün farkına varmayabiliyorlar.

Yazının Devamını Oku

Bursa, TURQUALITY Destek Programı’nın neresinde?

Markalaşma, bir ülkenin kalkınmasında ve firmaların büyümesinde önemli bir rol oynuyor.

Özelikle de yurtdışında yapacağınız markalaşma, sizi rekabette bir adım öne taşıyor.
Bu anlamda 2004 yılında başlatılan TURQUALITY de firmalara önemli destekler sunuyor.
Programının odağında, klasik ihracat desteklerinden farklı olarak salt ihracatı artırmak yerine firmaların markalaşma hedeflerine katkıda bulunmak yer alıyor.
Aslında bu çok önemli bir dip not.
İhracat yapmak artık, teknoloji ile birlikte kolaylaştı.
Fakat si markalaşma yoluna gitmezseniz, bir süre sonra kenara çekilmek durumunda kalabilirsiniz.
Ayakların yene sağlam basması gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Birlik, beraberlik duygularını hatırlama zamanı

Bazen bir olay olur ve size unuttuklarınızı hatırlatır.

Sanırım tam da o günlerin içinden geçiyoruz.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Oda Sicil Müdürlüğü’nün oda kayıt verileri baz alınarak hazırladığı (Oda bulunan Gemlik, Orhangazi, İnegöl, Karacabey, M.K.Paşa, Yenişehir, İznik ilçeleri hariç.) Bursa’da açılan-kapanan firma sayılarına göre Eylül 2018’de açılan firma sayısı 312.
Bir önceki yılın Eylül ayında açılan firma sayısı ise 268.
Dokuz aylık rakamlara bakıldığında ise 2018 yılı açılan firma sayısı 3 bin 285.
Bir önceki yılın dokuz aylık verilerine göre açılan firma sayısı ise 3 bin 28.
Burada aslında çok da anormal bir durum yok.
Kapanan firma rakamlarına bakınca durum gerçekten de kötü.

Yazının Devamını Oku

Ruhu da beslemek lazım

Hayatın sadece işten ibaret olmadığı söyleyen HasTavuk A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Sezer, “Sadece iş yapmakla bitmiyor mesele. Kendinizi deşarj etmeniz lazım. Ruhu beslemek lazım. Hobi, ruhu besliyor” dedi.

“Hayatın ne kadar uzun olduğu değil, nasıl yaşandığı önemlidir” felsefesiyle hayatı dolu dolu yaşamayı seven, sporun her dalıyla yakından ilgilenen ve yelkenli tutkusu olan bir iş insanı HasTavuk Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Sezer. Yelkenli tutkusu, hayat, gençlik, hobi üzerine söyleşi yaptık.

İLK YELKENLİM

- Yelkenli merakınız ne zaman başladı?
Yaklaşık 12, 13 yaşlarındayken küçük Kumla’da bir pansiyonda kalıyorduk. Babamın eniştesi o zaman bize bir yelkenli tekne yaptı. Abim benden iki yaş büyük. O dönemde ikimiz Gemlik Körfezi’nde kendi teknemiz ile gezmeye başladık. Yelkenin, rüzgarın, tabiatın, denizin tadını o zamanlarda aldık. Yelken tekniğini de o zaman öğrendik. Ondan sonra biraz daha büyüttük o işi pirat denilen bir teknemiz oldu. Ondan sonra işte okuldur falan derken bu merakımız öyle bir kenarda kaldı. Teknemizi de o zaman sattık.

MARMARİS’İN KOYLARI

- Sonrasında yelkenli ile tekrar buluşmanız nasıl oldu?

Yazının Devamını Oku

Kibar davranışlar dünyayı güzelleştirir

Çocukken aldığımız eğitim, yarın kim olacağımıza ışık tutuyor” diyen Eğitimci Yazar Gökhan Dumanlı, “Değerlerimiz ve Görgü ders kitapları ile adalet, sevgi, saygı, dürüstlük, vatanseverlik, yardımseverlik, sorumluluk, öz denetim, sabır, dostluk” gibi değerleri öğrencilerin içselleştirmelerini amaçladım” diyor ve ekliyor: “Kibar davranışlar dünyayı güzelleştirir.”

İLETİŞİMİN temeli olan dinleme, anlama, empati yapma, hoşgörü ve incelikle yaklaşma gibi kavramların yerini, daha ben merkezli iletişim kurma şeklinin aldığını belirten Eğitimci Yazar ve Zarafet Akademisi kurucusu Gökhan Dumanlı ile okulların açıldığı bugünlerde 1. sınıftan 4. sınıfa kadar her sınıfın seviyesine göre ayrı ayrı kaleme aldığı “Değerlerimiz ve Görgü” ders kitapları hakkında konuştuk. Dumanlı, Değerlerimiz ve Görgü konusunun okullarda ders olarak okutulması için verdiği çabayı, çocuklarda bu dersin kazanımları ve geleceğe etkisini, çocuklarımızın gelişimi ile ilgili düşündüren noktaları anlattı.

UNUTULUYOR

- Zarafet neden hayatımızda olmalı? Türkiye’de zarafet ile birlikte değerlerimizin son durumu nedir?
Türkiye, tarih boyunca belirli evrensel değerlere sahip ve bunları da koruyan bir kültüre sahip iken bugün bir takım değerlerin unutulduğunu görüyoruz. Teknoloji, nüfus yoğunluğu, çok kültürlülük, televizyon, eskinin kötü, yeninin iyi olduğu psikolojisi ile sürekli bir tüketim odaklı mesajlar ve içerikler bu durumun en önemli sebepleri arasında. İletişimin temeli olan dinleme, anlama, empati yapma, hoşgörü ve incelikle yaklaşma gibi kavramların yerini, daha ben merkezli iletişim kurma şekli aldı. Salt görgü kuralları ile günlük ahlak arasındaki ayırımı yapmakta başarısızlığa uğradık. Nezaket kurallarının modasının geçtiğini düşündük içimizden, ne gerek var öğrenmeye, uygulamaya dedik, ama farkına varmadan insanlarla ilişkilerimizi düzenleyen, bizleri diğerlerine yaklaştıran, toplumu toplum yapan bazı güzel alışkanlıkların da ortadan kalkmasına sebep olduk. Çevremizdekilere saygı göstermenin, toplu taşıma araçlarına itilmeden inip binme haklarına saygı duymak olduğunu unuttuk. Biz aslında sosyal açıdan ilerlemenin, gelişmenin medeni olmak, kibar olmak, görgü kurallarına uymak demek olduğunu unuttuk. 

İŞİM DEĞİL, YAŞAM AMACIM

- Neden böyle bir işe adım attınız?

Yazının Devamını Oku

Çağrı karşılık bulur mu?

Dövizde yaşanan yükselme ve dalgalanmalar, vatandaşın yanı sıra, sanayici ve esnafı da fazlasıyla etkiliyor.

Dövizde yaşanan bu artış, özelikle esnaf kanadını çok derinden etkiledi. Geçen yılın 8 ayında 64 bin 305 esnaf kepenkleri indirirken, bu yılın 8 ayında ise kepenk indiren esnaf sayısı yüzde 12 artışla 72 bin sınırına dayandı. Geçtiğimiz yıl temmuz ağustos aylarında 12 bin 530 esnaf kapanırken bu yıl aynı dönemde kepenk indiren esnaf sayısı yüzde 50 artışla 19 bine dayandı.
Peki sanayici tarafına bakmak gerekirse, belki durum bu kadar vahim değil, ama gerekli tedbirler alınmazsa çok da iç açıcı değil.
Geçtiğimiz hafta Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, önemli açıklamalar yaptı.
Döviz fiyatlarındaki yükselişin kamu kurum ve kuruluşlarıyla kontratlı iş yapan firmaları olumsuz etkilediğinin altını çizen Burkay, “İş dünyası olarak fiyat farkı kararnamesi çıkarılması gibi atılacak adımlarla kur artışı nedeniyle zor durumda kalan firmalarımızın mağduriyetinin giderilmesini talep ediyoruz” çağrısında bulundu.
*
Döviz fiyatlarındaki artışla birlikte birçok ithal ürünün fiyatının da ciddi oranda artış gösterdiğini hatırlatan Burkay, döviz fiyatlarındaki yükselişin özellikle kamuyla çalışan firmaları zor durumda bıraktığını belirtti.
Konuya açıklama da getiren Başkan Burkay, “Kamu kurumları ve yerel yönetimlerin ihaleleri ağırlıklı olarak yılın ilk aylarında gerçekleşiyor. Bu dönemdeki kur fiyatlarına göre kamu yükümlülüğü altına giren firmalarımız, kurdaki öngörülemeyen yükseliş nedeniyle önemli maliyet artışlarıyla karşılaştı. Bu kısa süreçte özellikle inşaat, tekstil, kimya ve sağlık sektörlerinde neredeyse yüzde 100’e yakın döviz kaynaklı maliyet artışları yaşandı. İş dünyası olarak firmalarımızın maliyet farklarının karşılanması adına hükümetimizden fiyat farkı kararnamesinin çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.

Yazının Devamını Oku

Geleceğimiz için, geleceğe hazırlanmış çocuklar

Dünya, gelişen teknolojiler ile birlikte artık global bir köy.

Dolayısıyla da rekabet artık çok acımasız.
Artık katma değerli ürünler, teknolojik ürünler, bilime hizmet eden ürünler sizi bir adım ileriye taşıyor.
Bunun içinde çocuklarımızın ve gençlerimizin bu alanda eğitim alması ve yetiştirilmesi olmazsa olmaz.
Bilim ve Teknoloji Merkezleri de bu anlamda büyük bir misyona sahip.
Bu anlamda Bursa Büyükşehir Belediyesi Bilim ve Teknoloji Merkezi (Bursa BTM) önemli bir konferansa ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nun (TÜBİTRAK) destekleri ile bu yıl 2’incisi gerçekleştirilecek “Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezleri Konferansı” Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde bugün başlıyor.
Toplamda iki gün sürece olan konferansın ana teması ‘Geleceğimiz için Bilim Merkezleri’ olarak belirlendi.

*

Yazının Devamını Oku

Ar-Ge merkezleri yerli üretimi destekler mi?

Son günlerde yerli üretim kavramı daha da önem kazanmaya başladı. Üretimden çok tüketen bir toplum haline geliyor olmamız da cabası.

Bursa kent olarak sanayi bölgelerinin en yoğun olduğu illerden birisi.
Dolayısıyla da üretimin merkezlerinden.
Hal böyle olunca da yerli üretim konusunda neler yapıldığına bakmak gerekiyor.
Ar-Ge merkezlerinin sayısının hızla arttığı Bursa’da yerli üretim anlamında önemli bir adım.

***

Bugün 97 adet Ar-ge merkezi açıldı.
Bunların 22 tanesi yabancı menşeli ya da yabancı ortaklı.

Yazının Devamını Oku

İnadına üretim, inadına ihracat

Türkiye gerek iç nedenlerle gerekse dış nedenlerle defalarca krizler ve ekonomik dalgalanmalar, devalüasyonlar ile karşı karşıya kaldı.

Her seferinde de bunların altından en az hasar ile kalkmayı başardı.
Birlik olma ruhu ile her zorluğun karşısında durulacağını, her fırsatta gösterdi.
Ama birlik olmanın yanında, daha fazla üretim her zaman en iyi ilaç oldu.
Türkiye’nin geçirdiği ekonomik zorlukların yaşandığı bu dönemde, bursa Ticaret ve Sanayi Odası da “İnadına Üretim, İnadına İhracat” başlığı altında yurtdışı programlarına hız verdi.
Küresel Fuar Acentesi ve Ur-Ge projeleri kapsamında ABD’den Çin’e, Almanya’dan Kazakistan’a geniş katılımlı 11 yurt dışı programına 350’den fazla firmadan temsilci katılması planlanıyor.
*
Ur-Ge projeleri kapsamında kimya sektörü temsilcileri Romanya’da; raylı sistemler sektörü temsilcileri Almanya’da ve kompozit sektörü temsilcileri ABD’de düzenlenecek yurt dışı pazarlama faaliyetlerine katılacak. Bebe ve Çocuk Konfeksiyonu Ur-Ge Projesi kapsamında Kazakistan ve Kırgızistan’da yeni iş bağlantıları kurmak adına ziyaretlerde bulunacak.

Yazının Devamını Oku

Planlı yaşarsanız, her şeye vakit var

Hayatta kaleli yaşamın önemine değinen Nuy Tekstil Ltd Şti Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü, Çin Fahri Konsolosu Nejat Yahya, “Hayatı planlarsanız her şeye vakit var. Gün 24 saat. 7 saat uyku, 8 saat iş, geriye 9 saat kalıyor. Bu 9 saate istediğiniz her şeyi sığdırırsınız” dedi.

Hobi sahibi olmanın özellikle iş dünyası için önemli olduğunun altını çizen Nuy Tekstil Ltd Şti Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Nejat Yahya ile hobilerini, hayatı, iş dünyası için neden hobilerin önemli olduğunu konuştuk. Mustafa Kemal Atatürk’ün müzik sevdasından, iş görüşmeleri sonrasında hobilerin konuşulmaya başlandığından, Çin Fahri Vatandaşlığı ve Fahri Konsolosluğu’na, hayatı kaliteli yaşamaya kadar gerçekleştirdiğimiz güzel sohbetimiz, içimizi ısıtırken, bizlere bir şeyler de katacak.

‘MUSİKİNİN BAŞKENTİNE GELDİM’

-Sizin bildiğimiz kadarı ile birçok yönünüz var. Hobilerinize müzik ile başlasak. Müzik hobinizden biraz bahseder misiniz?

Hobilerimin başımda müzik geliyor. İnanılmaz keyifli bana göre. Yıllar önce 1980’de Ankara’dan Bursa’ya bir gazete ilanı ile geldiğimde ‘Ben cennete geldim, musikinin başkentine geldim’ dedim. Çünkü o yıllarda Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Yıldırım Gürses yaşıyordu. Hacettepe’de öğrencilik yıllarımda başladığım bir yolculuk müzik. Biz Balkan göçmeniyiz. Baba tarafım Manastır, anne tarafım Selanik. Balkan müzikleri çalınırdı söylenirdi. Bazı akrabalarımız bağlama, akordiyon çalardı. Ben de bağlama çalıyorum. Sonrasında 1990’lı yıllarda koro çalışmalarına, korolarda yer almaya başladım. Görev aldığım 5 koro falan vardı, onları 3’e indirdim. Bir yeni koro başlatılıyor, mutlaka bir arıyor, ‘Nejat Bey siz de koromuzda yer alır mısınız’ diye. Bazıları bir yıllık oluyor, bazıları sadece bir sosyal sorumluluk projesi oluyor. Şu anda Zeki Müren korusu var. Nilüfer Belediyesi Koromuz var. Bir de bizim Lions Koromuz var. Yaklaşık 13 yıldan beri devam eden. Her yıl bir şey yararına yaparız. Son 3 yıldan beri de Nilüfer Belediyesi ile birlikte Alzheimer Hasta Konukevi projemiz var. Onun için sahne alıyoruz. Şu anda yüzde 90’ı bitti. Ekim, Kasım gibi belediyeye teslim ediyoruz. Bunun haricinde Türk Halk Müziği koromuz var. Batı müziğinde Filarmoni Derneği üyesiyim. Her perşembe Bursa’da konser veriyorlar. Dede Efendi benim kökenim olan Manastır Kesriye’den. Kesriye’den müzisyenler çıkarmış. Belki de müzik ilgim ve yeteneğim buradan geliyor.

ATATÜRK’ÜN DE HOBİSİ MÜZİK

-Müzik ile iç içesiniz. Dediğinizin gibi kökenlerinizin olduğu yerde müzisyenler yetişiyor. Peki sizce müzik insanların hayatında olmalı mı?

Yazının Devamını Oku

İşçisizliğe Meslek Yüksek Okulu formülü

Her zaman konuştuğumuz konudur, işsizlik mi var, işçisizlik mi var?Aslında tam da bu konuların altında kalifiye eleman sıkıntısı var.

Bunun da en önemli sebeplerinden birisi Meslek Okulları’nın yetersizliği.
Son dönemlerde üniversite mezunu olma hevesiyle maalesef ki meslek okulları tercih edilmemeye ve dolayısıyla da okullardaki eğitim düzeyi de eski dönemlerini yitirmeye başladı.
Üniversite mezunları iş bulamazken, iş yeri sahipleri de kalifiye ara eleman sıkıntısı yaşamaya başladı.
Sonuç olarak çalışma hayatında üniversite mezunu kadar da ara elemana ihtiyaç var.
Ara eleman eksikliğini bir nebze de olsa Meslek Yüksek Okulları ile çözebilme imkanı var.
***
Bursa Uludağ Üniversitesi Meslek Yüksekokulları Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Tayar da aslında öğrencileri Meslek Yüksek Okulu’nda okumaları için çağrıda bulunuyor.

Yazının Devamını Oku

Hedefim, kalıcı bir iz bırakmak

En büyük idealinin toplu iğnenin başı kadar bile olsa kalıcı bir şeyler bırakmak olduğunun altını çizen Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras, “Bir iz bırakmak, insanlara faydası olabilecek bir iş yapabilmektir. İşte benim için hayat budur” dedi. 


Başarılı iş kariyeri, dünyada 50 ülkeye yaptığı ihracatlar kadar, yazdığı kitaplar, yaptığı resimler ve spor ile de tanınan Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras ile hayatı konuştuk. Hiperaktif bir kişiliğe sahip olan Aras, bu özelliğini de hobileri ile bağdaştırmış. Ticaret hayatı kadar hobilerinde de başarılı bir iş insanı olan Yalçın Aras, her insanın mesleğini severek yapması gerektiğine olan inancını belirtirken, sevginin içinde barışı barındırdığını bizlerle paylaştı. Eğlenceli, öğretici, hayata dair bu röportajda sizin de kendinizden bir şeyler bulmanız ümidiyle

KÜÇÜK NOTLARIM YOL GÖSTERİYOR

İş yaşamınız dışında sizi kitaplarınız ile tanıyoruz. Bu serüven nasıl başladı?

Eskiden beri hayatımdaki önemli olayları not almak, fotoğrafları, gazete kupürlerini saklamak benim için bir alışkanlıktır. Bizim yaşımızda olanlar hatırlar, bankaların dağıtmış olduğu küçük defterler vardı. İşte benim de not almak için onlardan kullanmışlığım çoktur. Aslında bir gün kitap yazarım diye not almaya başlamamıştım, bu benim için doğal bir refleksti. Yıllar sonra sakladığınız fotoğrafların, tutmuş olduğunuz o küçük notların zihninizi nasıl çarçabuk tazelediğini, aslında anılarınız hiç kaybolmadığını ve sadece siz hatırlayana kadar tozlu bir rafta sizi beklediğine şahit oluyorsunuz. Tüm yaşamım boyunca biriktirdiğim ve küçük notlar sayesinde tüm detaylarını hatırladığım anılarım, bugünkü kitaplarımın ana omurgasını oluşturdu.

KİTAPLARIMLA ÖĞRENCİ OKUTUYORUM

İlk kitabınızı yazmaya nasıl karar verdiniz?

İlk göz ağrımın adı ‘Perakende Düşünceler’dir. Bir gün iş için gittiğim Antalya’dan Bursa’ya dönerken uçak rötar yapmış, ben de vakit geçirmek için hava alanında gezinmeye başlamıştım. o esnasında küçük, büfe tarzı bir dükkandaki bir adamın kara kara düşündüğünü fark ettim. Nasılsa vaktim de var, maksat sohbet olsun düşüncesiyle dükkandaki adama ‘Ne düşünüyorsun arkadaş?’ diye sordum. Adam kendini toparladıktan sonra ‘İşler çok kötü, kiram çok yüksek, batmak üzereyim’ dedi. ‘Bu bakkalı hava alanı içinde neden açtın?’ diye sordum. ‘Bakkal mı burası?’ diye soruma soruyla cevap verdi. Ortamı yumuşatmak için ‘bakkaldan farkı bir tek yoğurt eksik’ dedim. Adam tebessüm ettikten sonra ‘Gel abi sana bir çay ısmarlayayım, battı balık yan gider’ diyerek beni bir tabureye oturttu. Uçağın kalmasına kadar kalan sürede adama dükkanının bankosunun nasıl olması gerektiğinden, kılık kıyafetine ve ne tür ürünlerin olması gerektiğine kadar pek çok tavsiyede bulundum. Bursa’ya yolculuğum sırasında da düşündüm, insanlar ticarethane açıyorlar, işi biliyorlar ama perakende ayrı bir uzmanlık istiyor. Hatta perakende günümüzde ışıklandırmadan, çalınan müziğe kadar pek çok detayıyla neredeyse bir bilim dalı haline gelmiş durumda. E bu da bizim mesleğimiz. İşte bu seyahatin sonunda perakende, ticaret, ticaretin şekilleri konularındaki birikimimi Perakende Düşünceler kitabımda bir araya getirmeye karar verdim. Kitabım yayınlandıktan sonra eş, dost birçok insana gönderdim. Çok olumlu tepkiler aldım. Pek çok iş insanı, işletmelerinde çalışanlarına dağıtmak için o kitaptan daha fazla göndermemi istedi, ben de kimseyi kırmayarak gönderdim.

Yazının Devamını Oku

Yeni bir alan itibar

Dünyada değişen trendler ile birlikte meslekler de dönüşüm içine giriyor. Bazı meslekler yok olurken, yeni meslekler çıkıyor.

Bu bir döngü.
Buna yetişenler ayakta kalırken, yetişemeyenler maalesef yok oluyor.
Bu dönüşüm ve yeni meslekler sürekli olarak hayatımıza girmeye devam ediyor.
*
Hürriyet Gazetesi’nin yaptığı bir habere göre geleceğin yeni mesleklerinden kısaca bahsetmek gerekirse,
Aktüerya Uzmanlığı
Yapay Zeka Uzmanları

Yazının Devamını Oku

Ruhumuzu yakalamalıyız

Hayatın akışına kendimizi kaptırdığımızı hatırlatan iş insanı ve Zeki Müren’in kuzeni Özlem Güner, “Öyle bir kaptırmışız ki çok önden gidiyoruz ve ruhumuz çok geride kalıyor. Aslında onu yakalamalıyız” dedi.

Hayatı masal olarak yaşayan, kendini işinin dışında sosyal sorumluluk projelerine ve Zeki Müren’i anlatmaya adamış, bunun için de gerektiğinde iki gün uyumadan canla başla çalışan bir isim İlknur Emlak sahibi Özlem Güner. Sosyal kişiliğinin yanında, kalplere dokunan ve hobilerini paylaşma odaklı seçen Özlem Güner ile masal tadında bir röportaj gerçekleştirdik. Sevgi, paylaşım, şiir, etik ve güven üzerine kurulu bir hayat hikayesi. Kalbinizi ısıtacak bu röportajı severek okuyacağınıza eminim.

KEŞKE HEP SEVGİ DOLU YAŞANSA

- Hobileriniz kendiniz ile birlikte aslında başkalarının da hayatına dokunuyor. Ne zamandır şiir yazıyorsunuz?
Şiir çok uzun yıllardır hayatımda var. Ailemizde böyle bir sanatçı olunca solistlik haddim olamaz. Ben şiir yazardım, şiirleri okurdum, ama yüzde 80-90 spontan olurdu. Zeki Müren yani Zeki Abim ile birlikteyken ben yazardım, o okurdu. Solistlik onun yaptığı. Ama şiir deyince benim içimden bir nehir akıyor, bir masal oluyor. O masalları her gün şiire dökebiliyorum. Bunun için hiç çaba sarf etmiyorum. İçimden binlerce şiir çıkıyor. Şiirin gerçekten hayatı çok güzel ifade ettiğine inanıyorum. Belki de hayatın en güzel masalı şiirdir. Eğer birisine bir şeyi anlatmak istiyorsam, bazı duyguları şiirle anlatmak kadar güzel bir yolu yok. İnsanlar keşke hep sakin, mutlu, sevgi dolu yaşasa. Yürekler sevgi ile coşsa. Hakikaten hayat şiir olsa çok güzel olurdu. Küçük yaşlardan beri şiir yazıyorum, ama gitgide zaman içinde yoğruldu. Tabii içimizdekiler de değişiyor hayatla birlikte. Duygularımız da değişiyor. Her şey var içinde. Yaklaşık iki yıl önce Masal Tadında adıyla kitap haline dönüştü şiirler. Bursa Kitap Fuarı’nda şehitler ve gaziler için 10 günlük kitap armağanımız oldu.

ZEKİ MÜREN İLE KUZENİZ

- Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz isimlerinden Zeki Müren ile bir akrabalığınız var. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?

Yazının Devamını Oku