Şehir hayatının yorgunluğunu doğa yürüyüşü ile atıyorum

Şehir hayatının, iş yoğunluğunun, trafiğin, manyetik ortamların insanları çok yorduğunun altını çizen Medicana Bursa Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Dr. Engin Bozkurt, “Doğa yürüyüşleri hem bedensel, hem de ruh sağlığı için kaçırılmaz fırsat. Haftada bir kaç gün yürüyüş yapmak lazım” dedi.

Haberin Devamı

Şehir hayatının yorgunluğunu doğa yürüyüşü ile atıyorum

Medicana Bursa Hastanesi İcra Kurulu Başkanı Dr. Engin Bozkurt ile doğa yürüyüşü ile başlayan, sonrasında temiz hava, temiz deniz ile devam eden, kültürümüz, tarihimiz, değerlerimiz ile devam eden hayata, yaşama dair deneyimlerin paylaşıldığı güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Gençliğin nasıl yetiştirilmesi gerektiğinden bahsettiğimiz Dr. Engin Bozkurt, kendisinin mutedil, orta halli, aşırılıklardan, uçlardan uzak, sakin, huzurlu hayatına dair güzel söyleşimizde, kendinize ve hayata dair önemli ip uçları bulacaksınız.

- Kutsal bir mesleğiniz var. İş hayatı önemli bir zamanınızı alıyor. Peki kalan zamanlarda neler yapmaktan hoşlanırsınız?

Haberin Devamı

Keyif aldığım şeylerin başında doğa yürüyüşü var. Bunları aile, arkadaş grubu olarak da yapıyoruz. Köpeğimiz ile birlikte yapıyoruz. Doğa yürüyüşleri hem bedensel, hem de ruhsal olarak kaçırılmaz fırsat. Haftada bir kaç gün yürüyüş yapmak lazım. Maalesef şehir hayatı insanları çok yoruyor. Hele hele şimdi bu trafik yoğunluğu, iş yoğunluğu, elektronik, manyetik ortamlar insanı tahmininizden çok fazla yoruyor. Onun için doğa yürüyüşleri gibi faaliyetler insan sağlığı için hakikaten çok önemli. Ben hekim olarak da çok bunalan hastalara, antidepresan kullanmak yerine yürümeyi tavsiye ediyorum. Yürüyüş yaparken de temiz ortamları seçmek durumundasınız. Ben Çağrışan’da oturuyorum. Orada orman alanlarında, bazen Mudanya’da deniz kenarında yürürüm. Yürüdüğünüz yeri hava kirliliğinin, egzozun olmadığı ortamlardan seçerseniz, yürüyüşten yarar görürsünüz. Temiz ortam, deniz kenarı, ağaçlık alanlarda yürümek gerekiyor. Kışın da İhsaniye’de yürüyüş alanlarında yürüyorum.

Şehir hayatının yorgunluğunu doğa yürüyüşü ile atıyorum- Yürüyüş dışında sizi mutlu eden başka bir aktivite var mı?

Bunun dışında temiz bir deniz, temiz bir koy bulduğumuz zaman oralarda yüzmek. Bir saat, bir buçuk saat yüzerim. 4 gün önce Antalya’daydım. Bir saat, bir buçuk saat sabah akşam yüzdüm. Bütün stresimi attım. Yüzme bilenlere kesinlikle öneriyorum.

Haberin Devamı

MANEVİYATTAN UZAKLAŞMAYIN

- Bedenen yapılan, bedeninizi rahatlatan aktivitelerden bahsettik. Sizi ruhen de mutlu eden aktiviteniz var mı?

Tabi her şey spor yapmak, yürümek değil. İnsanın çevresinde olup bitenden de haberdar olması gerekiyor. Geçmişinden haberdar olması lazım. Tarihini, geldiği yeri, coğrafyasını, etrafında olan olayları bilmesi lazım. Manevi değerlere sahip olmak lazım. Çünkü öyle bir koşuşturma içerisindeyiz ki, biz hep bir hırsla, o da olsun, bu da olsun derken bir bakıyorsunuz ki, manevi değerlerden uzaklaşmışız. Hep gergin, hep stres, hep bir takım şeyleri elde etme hırsı. Bir şeyleri elde ediyorsunuz, ama kaybettikleriniz o kadar çok ki, onun yerine koyamıyorsun. Bir bakıyorsun, mal varlığın çoğalmış, lüks araban var, çok güzel bir evin var, ama evde huzur yok. Onun için bu dengeyi doğru kurmak lazım. Bedensel ihtiyaçları karşılarken, manevi değerlerden de uzak kalmamak lazım. Bir büyüğümüzün dediği gibi; Huzuru bulmak için, bir Yaradan’ı hatırlayacaksın, şükredeceksin. Öbür dünya olduğunu da bileceksin. Bir de Allah’ın sana verdiğini ihtiyaç sahipleriyle paylaşacaksın ve hayır işleri yapacaksın. Daha çok huzuru, ancak öyle bulabilirsin.

Haberin Devamı

- Bir de tarihe ilginiz var. Kısaca bundan da bahsedebilir miyiz?

Tarihimizi okuyoruz. Selçuklu’dan, Osmanlı’dan tutun, bu topraklara nasıl geldik, bu topraklara nasıl yerleştik, ne vardı burada? Bir tarafta Moğollar vardı, Rumlar vardı. Bu topraklara atalarımız nasıl geldi? Nasıl şehit verdi? Nasıl kanla yoğruldu buralar? Çanakkale’den sonra bu ülke nasıl kuruldu? Bunları okuyup, bunları çocuklarımıza, çevremizde anlatmak bizim görevimiz. Öğrenmek değil, bunları sonra anlatmak, duyurmak, zorundayız.

UÇLARDAN UZAK, MUTEDİL BİR HAYAT

- Hayat, nefes alıp vermekten ibaret değil. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaradan diyor ki, ‘Ölümü ve hayatı yarattım ki, hanginizin daha güzel iş yaptığını, hayır yaptığınızı göreyim diye.’ Sonrasında da hesabı var. Bunu bilerek hayatımı dizayn etmeye çalışıyorum. Bunun yanında ailemiz, işimiz, akrabalarımız, eşimiz, dostumuz, çocuklarımız, sorumluluklarımız var. Sabah kalkıp işimize geliriz. Buradaki işlerimiz akşam saatine göre 8 gibi bitiyor. Evimize gidiyoruz, ailemizle birlikte olmaktan mutlu oluyoruz. Boş vakitlerimizde, bayramlarda çocuklarımızla, büyüklerimiz ile birlikte vakit geçirmekten, paylaşmaktan zevk alıyoruz. Elimden geldiğince de bildiğimi, deneyimlerimi, öğretmek için çaba gösteriyorum. Mutedil, uçlardan uzak, orta halli bir ailenin yaşadığı gibi, aşırılıklardan uzak, sakin, huzurlu bir hayatımız var.

Haberin Devamı

TEKNOLOJİ ÇOCUKLARDA ÖNEMLİ HASTALIKLARA NEDEN OLABİLİR

Şehir hayatının yorgunluğunu doğa yürüyüşü ile atıyorum- Deneyimlerimi, bildiklerimi paylaşmaya gayret gösteriyorum dediniz. Gençlere bu anlamda neler önerirsiniz?

Gençlerimiz maalesef artık etrafında olup bitenlerin farkında değil. Benim çocuklarım değil, arkadaşlarımın çocukları değil. Çevreden haberleri yok. Sebzeyi, meyveyi tanımıyor. Koyunu, keçiyi tanımıyor. Kopmuş her şeyden. Okullarda bir eğitim alıyorlar. Gerçeklerle bağları yok. Zor şartlarda diploma alınıyor, hayata atıldıkları zaman da birden bire şaşırıyorlar. Stres, bunalım. Annenin, babanın, toplumun başına dert. Bunları uyarmaya çalışıyoruz. Tecrübemizle, mesleğimiz ile kazandığımız deneyim ile onları yönlendirmeye çalışıyoruz. Benim sadece gençlere değil, annelerine de söylemek istediğim şeyler var. Çünkü, çocuğu doğuran, emziren, kucağında ninni okuyan, öğreten o. Çocuğun yetişmesinde annenin payı yüzde 80. Çocuğun öğrenme dönemi 7 yaşına kadar. Çocuk öğrenme yaşını geçtikten sonra da beceri kazandıracak. Anne evde yaptıklarını, çocukla birlikte yapacak, yemek, temizlik olur. Annemiz, babamız bizi böyle yetiştirdi. Ona beceri kazandıracaksın ki, çocuk becerdikçe kendine özgüveni artacak. Şimdi biz ne yapıyoruz? Anne, baba kıyamıyor, hiçbir şey yaptırmıyor. Ondan sonra bu çocuk okulları bitiriyor, diploma alıyor, ama bir becerisi yok. Birinci olarak beceri kazandıracaksınız. İkinci olarak evden çıkaracaksınız, arkadaşları olacak, oyunlara katılacak, düşecek, ağlayacak, elindekini kaptıracak veya kapacak, üzülecek. Normal bir şekilde büyücek. Bunları yaşayacak ki, büyüdüğü zaman ağlamasın. Bu yaşta ağlamazsa, büyüyünce ağlıyor. Televizyondan, telefondan uzak duracak. Tablet bilgisayarlar ve akıllı telefonlar nedeniyle dünya çapında genç kuşakları bekleyen en önemli tehlikelerin başında, boyun fıtığı ve kamburluk geliyor. Bunun yanında asosyal çocuklar. Sanal dünya çocuklarda ve gençlerde artık gerçek yaşamın önüne geçti. Bu durum özellikle çocuklar üzerinde ciddi psikolojik hastalıklara yol açabilir. Okuyacak. Tarihini, coğrafyasını, kültürünü, maneviyatını bilecek. Donanımlı olacak. Özgüvenli olacak.

Haberin Devamı

BECERİ SAHİBİ ARA ELEMANA DA İHTİYAÇ VAR

- Beceri sahibi olmaktan bahsettiniz. Beceri hayatta neler sağlıyor, kısaca bahsedebilir miyiz?

Türkiye’de 81 ilde bir sürü üniversite var. Ama beceri sahibi olarak mezun olmuyorlar. Benim eşim Tekstil Mühendisi, ama Tophane Endüstri Meslek Lisesi’nde tekstil öğretmenliği yapıyor. Tophane Endüstri Meslek Lisesi Bursa sanayinin kuran kişilerin mezun olduğu okul. O kadar beceri sahibi insanlar ki, Bursa sanayisini kurdular. Şu anda devletin yanlış politikaları neticesi bu meslek liseleri, ikinci, üçüncü sınıf durumuna düştü. İçleri boşaltıldı, öğretmenlerde ayrıldı. Herkesi üniversiteye soktular. Herkesi üniversiteye sokmanın bir anlamı yok. Beceri kazanan, ara eleman çocuklara da ihtiyacımız var. Bu ülkenin marangoza, kaynakçıya, kebap ustasına, elektrikçiye ihtiyacı var.

DOKTOR SAYISI FAZLA AMA DAĞILIM KÖTÜ

- Mesleklerle ilgili konuşurken, sizin de mesleğiniz doktorluk. Aynı zamanda özel bir hastanenin üst düzey yöneticisisiniz. Bursa’da doktor sayısı yeterli mi?

Bursa’daki doktor sayısı yeterli, fazla bile. Ancak dağılım kötü. Bir çok uzman ürolog, genel cerrah, kadın doğumcu sağda solda halk sağlığı merkezlerinde, aile hekimi merkezlerinde, gerçek branş hekimliğini yapmıyor. Bu nedenle hekim çok olmasına rağmen, dağılımda problem var. Onu da nasıl düzeltilecekler bilmiyorum. Önümüzdeki yıllarda ana branşlarda genel cerrahide, kadın doğumda, beyin cerrahisinde hekim arayacağız. Tercih edilmeyen biyokimya şimdi birinci sırada, cildiye ikinci tercih, fizik tedavi üçüncü tercih. Bu da sağlık politikalarının yanlışlığından kaynaklanıyor. Sağlıkta iyi yapılan şeyler de var. SSK, Bağ-Kur kalktı, iki kurum birleştirildi. İnsanlar daha kolay hekime ulaşabiliyorlar, ama hekime ulaşmakla bitmiyor iş. Uzmanına denk geleceksin, iyi muayene olacaksın.

TESADÜFEN TIP OKUDUM

- Hayatınızda yeri olan kelimelerin sizin için ne ifade ettiğini sorsam?

Doğa yürüyüşü
Huzur, sağlık, çevrenin farkında olmak, doğanın farkında olmak. Temaşa etme. Hayranlıkla yaratılanı seyretme, nasıl oluyor düşünme.
Tarih
Geçmişi bilme. Geçmişin farkında olma. Geçmişten ders alma. Tarih aptallar için tekerrürden ibarettir. Ders alırsan, tekrar etmezsin. Bu yüzden geçmişi bilmek lazım. Sadece bilmek de değil, gençliğimize, çocuklarımıza öğretmek lazım.
Aile
Olmazsa olmazımız. Toplumun ana birimi. Hem toplumun huzuru için, hem geleceğimiz için vazgeçilmezimiz.

Şehir hayatının yorgunluğunu doğa yürüyüşü ile atıyorum

Mesleğiniz
Mesleğimi çok seviyorum. Tesadüfen doktor oldum. Tekrar dünyaya gelsem yine doktor olurum. Çocukken hayalim makine mühendis olmaktı. Sene 1973, üniversite sınavına girdim ve kazandım. İstanbul Teknik Üniversite’sine kaydımı yaptırdım. 10 gün sonra dedem rahatsızlandı, Çapa Tıp Fakültesi’ne yattı. Bu arada bir arkadaşım Cerrahpaşa’ya kayıt yaptırdı, bir arkadaşımızda Çapa’ya kayıt yaptırdı. Ailem dedi ki sen de doktor ol. Beni ikna ettiler. Gittim İstanbul Teknik Üniversitesi’ne, kaydımı geri istedim, vermeyiz dediler. Eve döndüm, diplomanın aslı bende, fotokopisi oradaymış. Diploma ve elimde üniversite sınavı evraklarının fotokopisi ile Çapa’ya kaydımı yaptırdım. Böylelikle doktor oldum. Mesleğimi gerçekten seviyorum. Bizim mesleğimiz zor. Sevmeden yapılmayacak bir meslek. Öyle kutsal bir meslek ki, muayene ettiğin kişi elinden tutarak, içten bir Allah razı olsun diyor ki, onu hiçbir makam, hiçbir para, hiçbir şey sana vermez. Allah’tan sonra senden medet umuyor, yardım istiyor. Hakkıyla yaptığın zaman karşılığı yok. Sağlık hizmeti insana hizmettir, insana hizmet Hakk’a hizmettir. Layığı ile yaparsınız, mutlu, huzur veren meslektir, yorucudur, ama manevi hazzı başka bir şey de yok.

O ÇOCUKLAR DAHA MUTLU

Hayvanlar
Ben köy çocuğuyum. Sekiz yaşıma kadar Malatya’nın Pütürge ilçesinde büyüdüm. Sonrasında beni İstanbul’a getirdiler. Ondan sonra İstanbullu olduk kaldık. Yaklaşık 40 yıldır da Bursa’dayız. Çocukluğumuzun ilk yılları köydeki hayvanlarla birlikte geçti. Kuzularımız, köpeklerimiz, ineklerimiz, meyve ağaçlarımız evimizin önündeydi. Hem doğayı, hem de hayvanları çok seviyorum. Hayvanlarla büyüyen çocuklar da daha huzurlu oluyor. Daha sorunsuz oluyor. Bu yüzden de benim için önemli. Köpeğimle birlikte yapıyoruz doğa yürüyüşlerini. Önden gidiyor, ben hanımla birlikte yürürken ilgilenmiyor, ama ben öne geçince hissediyor, hanıma eşlik ediyor.

- Bize hayat dersleri verdiniz. Hayatı ve deneyimlerinizi paylaştınız. Sizi kısaca tanımak istesek?

İlkokul, ortaokul ve liseyi İstanbul’daki tarihi yarımadada okudum. Tıp Fakültesi’ne Çapa Tıp Fakültesi’nde başladım. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde devam ettim. İç hastalıkları uzmanlığımı 1979 yılı ile 1984 yılı arasında, 1984 ile 1989 yılları arasında Gastroenteroloji Bölüm Baş Asistanı olarak devam ettim. 1989 yılından beri serbest muayenehanem var. Orası devam ederken, Üniversite’de 30 yıllık kamu hizmetimi tamamladım ve emekli oldum. Bugün hem serbest olarak muayenehanemde çalışıyorum hem de Medicana Bursa Hastanesi’ne geliyorum. Evliyim, iki çocuğum var, birisi kız, birisi erkek.

Yazarın Tüm Yazıları