GeriCan Aydoğmuş İNSANLIK NEREDEN GELDİ, NEREYE GİDİYOR?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İNSANLIK NEREDEN GELDİ, NEREYE GİDİYOR?

Işık ve sevgi ile içindeki insanlık ölmemiş, ışığını hala hissedebilen herkese merhaba...

Son dönemde insan türlerinin tarihine merak saldım. İnsanın kendi varoluşuna bakması, insanı bambaşka farkındalıklara götürüyor. Anladığım kadarı ile tabii, yanlışım varsa lütfen benimle paylaşın. O zaman hep beraber keşfedelim; İnsanlık nereden geldi ve nereye gidiyor?

Bu bilgi ile karşılaştığım zaman gerçekten beni çok etkiledi ve pekçok farkındalık elde etmeme neden oldu. O yüzden sizlerle paylaşmak benim için çok değerli...

Tarih öncesi dönemlerde, Dünya’da şimdi ki modern insanlığın ortaya çıkmasında bizlerin DNA’larımızda çok ilginç bir gizem saklı. Modern İnsan olan günümüz insanı bizler yani Homo Sapiensler (Latincede, "akıllı insan, bilge insan, düşündüğünün üstüne düşünebilen insan" demektir) ve insanlık tarihimiz Afrika’daki siyahi insanların ortaya çıkmasıyla başlamıştır.

İlk modern insanlar olan şimdiki Afrikalı siyahilerin yani Homo Sapienslerin Afrika’dan Asya ve Avrupa’ya göçerlerken bu bölgelerde yaşayan, anatomik olarak modern insana daha az benzeyen Neanderthal ve Denisovanlar ile karışması ile şimdiki Avrupa ve Asya ırkları ortaya çıkmıştır. Sibirya, Orta Asya, Akdeniz ve Belçika bölgesi başta olmak üzere birçok Asya ve Avrupa bölgelerinde yaklaşık 200 bin yıl önce ortaya çıkmış ve günümüzden 20-30 bin yıl önce de nesli tükenmiş olan mağara adamı diyebileceğimiz, beyaz tenli, renkli gözlü insansı bir tür olan Neanderthaller Afrikalı siyahi modern insanlar olan Homo Sapiensler ile bir dönem eşleşmiş olduklarından şimdiki Avrupa ve Asyalı modern insanların genlerinde halen %2 -%15 arasında Neanderthal geni bulunmaktadır.  Birde Çin taraflarında, Avusturalya ve Yeni Gine başta olmak üzere Avrupa ve Asya’da Homo Sapienslerden farklı bir şekilde evrimleşmiş diğer bir tür daha olan insansı Denisovanlarla da karşılaşan modern insan Homo Sapiensler onlarla da karışmıştır. Ancak Neanderthal ve Denisovanlar dünya üzerinden tamamen silinmiş fakat bizlerin DNA’sında az da olsa genlerini bırakmışlardır. Kısaca, günümüz insanı olan modern insan yani Homo Sapiensler Afrika kavimleridir, Neanderthaller ile karışan grup Avrupa, Ortadoğu ve Asya ve Denisovanlar ile karışanlar ise şimdinin uzak doğu kavimleridir. Afrika siyahisi olmayan hiçbir insan %100 Homo Sapiens değildir. Ne ilginç değil mi?  Yani şu noktaya gelmek istiyorum; Şu anda dünyanın hakimi olan ırklar ne yazık ki aslında kendilerinden daha Homo Sapiens olan yani en modern insanlığın başladığı ırk olan Afrika siyahilerinden kendilerini üstün görmektedirler. Yıllarca bu insanları köle olarak kullanıp büyük bir tarihi insanlık ayıbı işlemişlerdir. Amerika kıtasında Maya halkının, kızılderililerin katledilmesi, Avustralya yerlilerinin yaşadıkları, Hindistan’dan, uzak doğuya kadar milletlerin himaye altına alınması, tüm bunlar büyük bir saldırganlık ve yırtıcılık göstergesidir.  Afrika zaten insanlığın doğum toprakları ama tamamen sömürge haline getirilmiş durumda. Afrika’da insanlar aç diye bütün Dünya üzülüyor. Dünya’nın en zengin toprakları Afrika’da; pırlanta, zümrüt, altın madenleri, her türlü zenginlik olmasına karşın fakirlik ve açlık kol geziyor. Demek ki toprakların ne kadar zengin olursa olsun, heryerden zümrütler, pırlantalar fışkırsa da bilinç yönetimi herşeyi belirliyor. Tabii neden bunu yaşıyorlar?  Ve her ne olursa olsun, bunu neden yaşıyorlarsa, onlara bunu yaşatanlar neler yaşayacaklar? Ve başka bir diğer soru ise Dünya’nın zor durumda yaşayan ülkelerine yardım eden ülkeleri de gelecekte nasıl güzelliklerin beklediği. Herşeyin bir döngü içinde olması ile beraber, her ektiğimizi biçeceğimizde bir gerçektir. Hani derler ya iyilik yap denize at, işte o misal. Bizim ülkemizde fakirlik, yokluk, zorluklar da var. Ben de yaşamadım mı? Evet, yaşadım. Çok büyük zorlukların içinden geçtim. İyi ki de yaşamışım, hepsinden çok şey öğrendim. Tabi, insanların yaşadıkları bu zorluklardan, acılardan neler öğrenmeyi seçtikleri de çok önemli. Bazı insanlar zorluklar yaşayınca, dolandırılınca veya maddi zorluklarla karşılaşınca insanları sevmeyi, onlara güvenmeyi bırakıyorlar. Kendilerini sevgiye kapatıyorlar. Sevginin olmadığı yerde neşe, neşenin olmadığı yerde sağlık olmaz. Ben her ne yaşarsam yaşayayım, insanları sevmekten, güvenmekten vazgeçmedim. Elbette sağlam adımlarla ilerleyin. Ama insanlara kalbinizi kapatmayın. Sevgide kalın. Sevgiden yürüyün. Ben insanlığın hala evrimleştiğine inanıyorum. Çok uzak değil, beslenme alışkanlığımız değiştiği için son yüzyıllarda çene yapımızın, ağzımızın genişliği bile değişti. Şu an Dünya’da yaşanılan hızlı, iletişim ve bilgi akışından dolayı beyinlerimizin daha farklı bir kapasiteye geçeceğine inanıyorum. Tabii ki en önemlisi sevgiye ve beraberinde insanlığın bilgeliğine doğru ilerlememiz. İnsani bilinç ile Nearderthallerin, Denisovanların ve Homo Sapienslerin zamanından bu zamana, yırtıcılıktan, saldırgan tavırlardan başka bir boyuta, anlayışa, hoşgörüye ve sevgiye ilerlediğimize inanıyorum. Bazen insanların çok yırtıcı olduğunu tamamen içgüdüsel olarak bağırarak, saldırdığını, kadınlara ve Dünya’ya zarar verdiğini görüyorum. Bu noktada Neanderthal genler oldukça ağır basıyor galiba. Sadece o değil, insanlar şu an ilerlediğimiz ışık çağında bütün bu karanlık yanları daha çok görmeye başladı. Ve bence evrende, yüksek bilince doğru, artık ışığa doğru daha fazla ilerlediğimiz için evrensel sistemden gelen yeni akımlar bizlerin içimizde ki karanlığı daha fazla dışarı çıkartarak bizleri özgürleşmeye doğru götürüyor. Tabi bu süreçte karanlığın ele geçirdikleri ise elimine oluyor. Bir varlığın ne kadar yüksek bir bilinç olduğunu, o varlığın nasıl diğer varlıklarla barış içinde olup bir bütün oluşturduğundan anlayabiliriz. Örneğin; eğer vücudumuzdaki hücrelerin her biri birbirleri ile savaş halinde olsaydı bir insan bütününü oluşturabilecek bir yetisi olmayacaktı. Eğer benim karaciğer hücrem kalp hücrelerime savaş açsa idi bir insan olarak ben sağlıklı olamazdım ve hatta ve hatta var olamazdım dahi. Vücudumuzdaki ahenge bakın her bir hücremiz görevlerini layıkıyla yerine getiriyor ve her bir hücremiz bir diğeri ile iş birliği içerisinde çalışarak tüm yaşam fonksiyonlarını yerine getiriyor. Hücrelerimiz bir araya gelerek bir organımızı oluşturuyor. Örneğin midemizin dokusunu oluşturan hücrelerimizden tutun da kas hücrelerimiz ve sindirimde bize yardımcı olan ve bizi zararlı organizmalara karşı koruyan tüm faydalı flora bakterilerimize kadar, tüm yaşam birimleri koca bir ekosistem oluşturmakta. Midemiz, bağırsaklar ve diğer birçok sindirim bezleri, ağız, yemek borusu ve tüm bu diğer organlar ile birlikte sindirim sistemimizi oluşturmakta. Bütünlüğü görebiliyor musunuz? Bu aslında hücrelerin evrimsel süreçte ne kadar yüksek bir bilinçte olduğunun göstergesidir. Biz insanlar da hep beraber insanlık denilen bütünü oluşturmaktayız ve tüm canlılar ile birlikte canlılar alemini ve tüm canlı ve cansız varlıklar ile birlikte Dünya’yı oluşturmaktayız. Bu durumda insanların birbirlerine olan öfke, nefret ve savaş gibi algılarının ne kadar ilkel bir durum olduğunu görüyoruz. O zaman yüksek bir bilince gelmek için öncelikle birlik beraberlik ve hoşgörüyü deneyimleyip sağlıklı bir bütün oluşturma yolunda ilerlemek bizim yükselişimiz olacaktır.

Yani sevgiyi seçelim ve sevgide merkezlenelim. Bütün kişisel gelişim öğretilerinde sevginin, affetmenin, mutluluğa yönelmenin ve yargısızlığın öneminden bahsediliyor. Gelecekte belki de bildiğimiz herşeyin ötesini, hayallerimizde bile düşünemeyeceğimiz bir noktayı deneyimliyor olacağız. Bundan çok uzak değil 200 yıl önce şuan ki arabalardan, uçaklardan, sağlık alanında yapılanlardan, televizyon, bilgisayar, telefon, Ay’a ayak basmaktan, Mars’a uydu yollamaktan ve internetten bahsedilse o kişiyi cadılıktan dolayı suçlayarak idam ederlerdi. Herşeyi bir tarafa bırakın Avrupa’da ve Amerika’da kölelik daha 1920’lerde ortadan kalkmış. 100 yıl bile olmamış inanabiliyor musunuz? Daha 97 yıl önce Dünya’da hala kölelik varmış ve bu normalmiş. 1800’lü yıllarda bütün Dünya’da yasaklanmaya başlamış, Amerika, Avrupa ve Osmanlı da buna öncülük eden ülkelerden. Dünya’ya ilk akıllı insanlığın yayılmaya başladığı toprakların insanları Afrikalılar, bütün Dünya’da hayvan muamelesi görüyormuş.  Belki o zamanlar birisine onlar insan, gelecekte Amerika’nın Başkanı da siyahi bir kişi olacak deselerdi kafasından o kişiyi orda vururdular. Muhtemelen o zaman kimse bunu düşünemezdi bile.

Papa aslında cennet ve cehennem diye bir kavramın olmadığını söylerken, Budistlerin başı Dalai Lama Dünya’da ki bütün dinlerin birleşerek etik kurallar çerçevesinde yep yeni bir oluşum başlatmaları gerektiğini söyledi. Özetle Dünya bambaşka bir noktaya doğru gidiyor. Peki bu noktada siz hangi noktadasınız? Evren sizi hangi özgürlük noktasında görüyor? Ve sizin zihinsel özgürlüğünüz yaşamınızda ki özgürlüğünüzü belirliyorsa bunun için neler yapabilirsiniz?

Ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Geçen gün yayınlanan Tıp Bayramına yönelik yazımı okuyan değerli bir üniversitede öğretim üyesi Doktor bir hanımefendi benimle paylaşmış bende sizinle paylaşmak istiyorum:

İlk tıp bayramı 14 Mart 1919’da, işgal altındaki İstanbul’da, tıp öğrencileri tarafından kutlanmış; bu doğru, ancak hekimlerin neden 14 Mart’ı kutladığı kısmında bugünkü anlamda ilk tıp okulunun açılması diyebiliriz: 14 Mart 1827‘de II. Mahmut zamanında İstanbul’da batılı anlamda tıp eğitimi veren  ilk tıp okulu olarak Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire eğitime başlamış.

Okurlarımın benimle paylaşım içinde olmalarından, isteklerde bulunmalarından, düzeltmeler yapmalarından ve bana sorular sormalarından çok mutlu oluyorum. Hayat paylaşınca bir başka güzel...

Bugünkü yazımı hazırlarken, bana konu hakkındaki derin bilgileri ile yardımcı olan çok sevgili Ezgi Oğuz’a teşekkürlerimle…

Sizi seven bir Can...

X

Mevlânâ'nın kedisi ve yeni ay

Canım Okurlarım,

Uzun zamandır yoğunluktan yazamıyordum... Satürn’ün 2023 Şubat ayına kadar vedik astrolojiye göre defalarca Oğlak burcunda düz ve ters dönüşü sayesinde herkes adaleti yaşayacak...

Herkes hak ettiklerini yaşayacak ve iyi ya da kötü ektiklerini biçecek!

Hatta bu süreçte kendi yağında kavrulup iyi ya da kötüye karışmayarak suya sabuna dokunmayan, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığında olan, yardıma muhtaç bir hayvana bir torba mama ya da yardıma muhtaç bir insana gerçek anlamda o kişiyi rahatlatacak parayı veremeyenler de aynı şekilde derslerini alacak...

2021 Yılı savaşlar, depremler, doğal afetler, ülkelerin iç ve dış çatışmaları, büyük patlamalar ve sene sonunda adeta 3. Dünya savaşı duygusu yaşatan görüntüler ile dolu bir yıl olmasının yanında:

Kanser, AIDS ve uzun yıllardır tedavisi bulunamayan bir çok hastalığın da tedavisi, aşısı ya da ilacının bulunduğu veya bulunmaya başlandığı bir yıl olacağını astrolojik olarak öngörüyorum.

Bunun yanında Amerika, Çin, Uzak Doğu, Hindistan, Rusya ve İngiltere çok zor süreçlerden geçerken Türkiye’nin değişim dönüşüm yenilikler ve yeni başlangıçlar ile kendi içinde yenilenme döneminin tohumlarını atacağını astrolojik olarak söyleyebilirim.

Ben yatırım danışmanı yada finans uzmanı değilim. Bu kesinlikle bir yatırım tavsiyesi değildir ama astrolojik olarak Bitcoin için 18 Mayıs 2021 tarihinde çok pozitif bir açı var. Öncesinde dalgalanma yada zor şeyler yaşayabilir ama 2021 Nisan sonu, Mayıs ve Haziran ayının başı döneminde BitCoin dünyada kabul edilmesi görülmesi, iş ortaklarının artması ve daha güvenli bir noktaya taşınması ile ilgili kesinlikle adımlar atılacağını ve bir yükseliş yaşayabileceğini öngörüyorum.

Asıl 13 Haziran 2022 tarihi dönemi 2 ay öncesi ve 2 ay sonrası Bitcoin için çok iyi bir dönem ama 2023 Ocak sonrası zor bir süreç yaşamaya başlayabilir ve 2025 Mayıs ile 2028 Nisan arasında Bitcoin çok zorlu bir sürecin içinden geçeceğini öngörüyorum.

Yazının Devamını Oku

İstanbul depremi, depremler tekrar edecek mi?

CUMHURİYET BAYRAMI.

İlk öncelikle aslında her gün kutlamamız gereken, “Cumhuriyet Bayramı”mızı kutluyorum.

Size bu satırları 29 Ekim 2020 tarihinde; yani doğum günümde yazıyorum.

Annesi 19 Mayıs doğumlu, ailesi tam bir Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk aşığı olan bir insan olarak Atatürk’ün ışığında doğduğum için çok şanslıyım.

HZ.MEVLÂNÂ İLE İLGİLİ ROMANIM

Daha önceki köşe yazılarımdan hatırlayacağınız üzere Atatürk’ün ve Hz. Mevlânâ’nın astroloji haritalarını incelemiştim.

Hz. Mevlânâ’nın şu an Ay‘ına tam 2020 Kasım ayında Jüpiter transit edecek. Bu yüzden, UNESCO’nun akredite ettiği, “Uluslararası Mevlâna Vakfı” ve Hz. Mevlânâ’nın ailesinin de bana destek olduğu, 6. kitabım olmasına rağmen ilk romanım olacak olan Hz. Mevlânâ ile ilgili yazdığım kitabı bu 18 Kasım’da sizlere sunacağım. Bunun için gerçekten çok heyecanlıyım çünkü şu ana kadar okuyan kişilerden aldığım geri dönüşler beni çok mutlu etti ve inanılmaz cesaretlendirdi. Hep beraber neler olacağını göreceğiz.

 

İZMİR VE İSTANBUL DEPREMİ

Yazının Devamını Oku

Donald Trump, Ateş Ve Gerçek Astroloji

Canım Okurlarım,

Öncelikle bütün Hatay’a çok geçmiş olsun demek istiyorum. En son yazdığım yazıda Antakya bölgesi diyerek, İskenderun ve Hatay bölgesini de kastederek tutulmaların ve Mars’ın etkisini vurgulamıştım. Maalesef öngörülerim gerçekleşti.

Ekim 2020’nin Merkür ve Mars’ın ters döndüğü, sayısız insanın kavga edeceği ve müthiş anlaşmazlıkların ortaya çıkacağı bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemde teknolojik şirketler ve her türlü elektrik olayları için sevimsiz bir dönem olmasının yanında, medya kuruluşlarını hatta siyaset ve ünlüler dünyasını da şok edecek haberlerin gündeme geleceği bir dönem diyebiliriz.

2020 Eylül sonu Satürn’ün düzdönmesi ile 2023 Şubat ayına kadar çok sert geçecek bir dönem içindeyiz. Ateş, yangınlar, saldırılar, terör, savaşi doğal afetler, ekonomik sıkıntı... Malesef astrolojik olarak görünenler bunlar...

Lakin bütün bu söylediklerimin asıl doruk noktasını 30 Kasım ve 14 Aralık 2020 tarihlerinden 15 gün öncesi ve sonrasında yaşayacağız!

Hatay’da olanlardan çıkaracağımız sonucu da göz önüne alacak olursak 30 Kasım ve 14 Aralık tarihlerinden itibaren:

30 Kasım -15 gün öncesi ve sonrası- özellikle Edirne ve Türkiye’nin tüm batı sınırı bölgeleri, Ege ve Trakya bölgesinde, doğal afetler ve çatışma ya da silahlı olaylar yahut patlamalar olabilir.

Hatay, İskenderun, Osmaniye, Antakya, Adana, Mersin, Kahramanmaraş, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Yozgat, Aksaray, Kırşehir, Çorum, Amasya, Sinop, Ankara, Çankırı, Kastamonu illerinin bulunduğu bölgeye haritadan bakarsanız hepsinin yukardan aşağıya tam bir hiza içinde olduğunu görürsünüz... Bütün bu bölgeler ve şehirlerden tutulmanın etkisi geçiyor ama bir de bu çizginin tam üstünden pluta ile chiron -yani devlet ve acı birleşimi- Bartın, Zonguldak, Karabük, Düzce, Bolu, İzmit, Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale bölgelerine yansıyor, hatta tüm Karadeniz’e  yansıma da yapıyor ve etkisini ortaya çıkartıyor! Buralarda doğal afetler, her türlü “ATEŞ!”, yangınlar, depremler ve silahlı olaylar veya patlamalar olabilir.

Açıkçası Türkiye 2021 yazında yine “Ateşler!” dolu bir yaz geçirecek gibi görünüyor!

Yazının Devamını Oku

KAOS: YUNANİSTAN, AZERBAYCAN, İRAN VE AMERİKA

Canım Okurlarım, İçinden geçtiğimiz bu süreci daha iyi anlamanız ve aynı zamanda astrolojik olarak da gelecek yıllara dair öngörülerimi detaylı olarak öğrenmek adına lütfen önceki köşe yazılarımı da okuyun...

COVID-19 SÜRECİ

Bildiğiniz üzere 2020 Ocak sonu Satürn’ün Çin’in Ay burcunun olduğu evine girmesi ile dünya yeni tip korona virüsünden (SARS-CoV-2) ve bu yeni tip korona virüsünün yol açtığı COVID-19 hastalığından çok etkilendi. Mayıs ayında Satürn’ün ters dönerek etkisini düşürmesi ile bir nebze rahatladı. Şimdi eylül sonu Satürn’ün düz dönmesi sonucunda bütün dünya 2020 Ocak, Şubat ve Mart, Nisan aylarını tekrar yaşayabilir. Bu sırada Jüpiter 13 Eylül 2020’de düz dönmeye başladığında ve Rahu ile Ketu’nun daha önce bütün hastalıkların şifasının bulunduğu zamandaki yerlerine geçmeleri ile ilaç ve aşılar ortaya çıkacak ve bu ilaç ve aşıların daha iyi halleri 2022 Mart ayına kadar güncellenmeye devam edecek! Bu sırada Satürn’ün olumsuz etkisi; 2020 Kasım sonunda Satürn’ün yanına Jüpiter’in gelmesi ile düşecek ve bu süreç 2021 Mayıs ayına kadar sürebilir. Lakin, COVID-19 sürecinin bitişi 2020 Mart ayındaki köşe yazımda belirttiğim üzere 2023 Ocak sonrası; hatta 2023 Mayıs sonrası olacaktır.

PROTESTOLAR, KAOS VE ÖZGÜRLÜK SAVAŞLARI

Eylül 2020 sonunda, öncesi veya sonrasında, dünyada savaş ve gerginlikler başlayacak; hatta protestolar ve özgürlük mucadeleleri, iç savaş ve ayaklanmalar kendini gösterecek. Lakin asıl 2020 Kasım ile 2021 Temmuz arasında bütün dünyada inanılmaz büyük protestolar, erken seçimler, belirsiz seçimler, başkanlara suikastler, bombalar, iç ve dış savaşlar ve büyük ayaklanmaların bütün dünyanın her yerinde ortaya çıkacağı astrolojik olarak görünüyor!

Savaşlar ve Doğal Afetler

Kuzey ve Güney düğümleri -Rahu ve Ketu- 18 ayda bir yer değiştirir ve oldukları yerlerde Güneş ve Ay tutulmaları olur. Özetle çok büyük değişimleri ve farklı alanlarda konuları gündeme getirirler.

Astrolojik öngörülerime göre, 20 Eylül 2020 ile 2022 Nisan arası Türkiye’nin düşmanlarının artacağı, düşmanları ile uğraşacağı, başarıları ve yatırımlarından elde edeceği kazançlar ile ilgili mutlu olmayacağı görünüyor. Özellikle Türkiye için stresli, gergin ve uykusuz bir dönemin işaretini veriyor. Özellikle hastaneler, mahkemeler, deniz aşırı uzak ülkeler, sosyal medya, internet, televizyon ve insanların dünyadan koptuğu noktaların çok daha fazla gündemde olacağı bir dönemi gösteriyor. Ekonomik olarak çok tatsız olacağı ve birçok bankanın sıkıntı yaşayacağı görünüyor.

 

Yazının Devamını Oku

Dünya Cinsel Sağlık Günü: Prof. Dr Mehmet Z. Sungur

Canım Okurlarım,

Bugün 4 Eylül Cinsel Sağlık Günü...

Her şeyden önce bu söyleşiyi yapmış olmaktan ve kendisi ile dostluğumun olmasından onur duydum

İstanbul Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi İstanbul

Kognitif Davranış Terapileri Derneği (KDTD) Başkanı

Avrupa Davranış ve Kognitif Terapiler Birliği (EABCT) Eski Başkanı

Uluslararası Bilişsel Terapiler Birliği (IACP) Eski Başkanı

Bilişsel Terapiler Akademisi (ACT) Kurucu Üyesi, Eğiticisi ve Diplomatı

Beck Enstitüsü (BI) Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi

Yazının Devamını Oku

Erkek Çocuğu Olarak Cinsel Tacize Uğradım!

Canım Okurlarım,

İçinden geçtiğimiz bu dönem beni bazı şeyleri net bir şekilde yazmaya zorluyor!

Son dönem kadına yönelik fiziksel şiddet, cinsel tacizin yanında erkek çocuklarının da yaşadıklarını görüyoruz.

Ben kendi çocukluğumda yaklaşık 13 yaşımda iken bir yerden bir yere gitmem gerekmişti. Taksiye bindiğim zaman bir amcanın arabasına bindim. Ve inanılmaz şekilde bana cinsel tacizde bulunduğu zaman ilk başta beynim algılamak istemedi ama amacını anladığımda kendimi arabadan attım...

Sayısız arkadaşım ve akrabam ile yalnız başımıza erkek erkeğe konuştuğumuz zaman bana çocukluklarında cinsel saldırı, istismar hatta tecavüze uğradıklarını anlatmıştırlar.

Türkiye’de sadece kadınlar değil aynı zamanda erkekler de inanılmaz bir şekilde cinsel şiddet, tecavüz ya da tacize uğruyor. İnsanların cinsel yönelimlerinin farklı olması cinsel tacize uğraması için neden değildir? Sonuç olarak cinsel eğitim, farkındalık ve bilinçlendirmenin daha fazla eğitimlerimiz de olması gerekli... 

Astroloji yorumlarımdan önce söylemek istediğim çok önemli bir mesele var:

Lütfen morali bozulacak, felaket tellallığı yapıyorsun diyecek, dediklerim çıktıktan sonra ‘elin kırılsaydı da yazmasaydın!’ gibi sanki yazarak ben yapıyormuşum gibi şeyler söyleyecek insanlar okumasın beni de takip etmesinler.

Siz hava durumunu sunan kişiye sağanak yağmur yağacak dediği zaman neden böyle bir şey söyledi diye tepki gösteriyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

Sınırlarımız Genişleyecek, Petrol, 2021 VE ÇİP

2021 Yılı daha kötü mü olacak?

Canım Okurlarım,

Bu soruyu her gün alıyorum.

Yalnız ilk başta şunu söylemek istiyorum:

Türkiye’nin toprakları kesinlikle genişleyecek!!!

Öncelikle tekrar söylüyorum! 2018 ve 2019 da yazdığım astrolojik öngörüm TÜRKİYE'NİN TOPRAKLARI VE SINIRLARI HATTA DENİZ SINIRLARI GENİŞLEYECEK! PETROL'Ü YA DA BAŞKA MADENLERİ KENDİ ÜLKEMİZ DE YA DA DIŞ ÜLKELERDE ÇIKARTACAĞIZ YA DA ONLARDAN HAK ALACAĞIZ!!! Bu 2022 Nisan öncesi görünebilir ama asıl 2023 sonrası!

Astrolojik olarak Türkiye sınırlarında 2022 Nisan öncesi etkisi başlayarak 2023 sonrası kesin olarak bir genişleme görüyorum. Bu sınır genişlemesi deniz sınırı genişlemesi ve aynı zamanda toprak sınırı genişlemesi ve başka ülkelerin bize kendi ülkelerinde toprak vermesi  gibi farklı olasılıklar olabilir!

Bu arada Türkiye'nin sınırlarının genişleyeceğini astrolojik öngörü olarak yıl önce yine yazmıştım ve defalarca söyledim. Bunu yeni yazmıyorum!!!

Astrolojik öngörüm Türkiye Deniz'den veya topraktan Petrol 'ü veya yeraltı madenlerini Türkiye çıkartacak ya da başkasına çıkarttırıp hak alacak! Bunun pozitif yansıması 2023, 2024, 2025 yıllarına yansır ! Tabii dilerim daha öncede olur! 2022 Nisan öncesi ya da sonrasına bekliyorum!

Yazının Devamını Oku

Astrolojik Tutulmaları ile DARK 2020 Yazı: Belirsizlikle Barışmak

Canım Okurlarım, Dark dizisine ve şu an ki dünyanın içinde olduğumuz astrolojik etkiyi gördüğüm zaman 2020 yaz ayları ve tüm yıl bana Dark dizisinin tezahür etmiş hali gibi geliyor.

Çünkü her şey birbirine bağlantılı bir şekilde devamlı geçmişe ve geleceğe gidip geliyoruz. Bu düzlemde günden güne daha fazla gerçekler ortaya çıkarak her şeyin derinlerindeki kişiler yüzlerini gösteriyor. Her bir ülke birbirinin paralel yaşamı gibi paralel boyutları bizlere yaşatıyor. Sonuç olarak 2020 ve 2021 yılının sonundan sonra dizi bitecek ama etkisi 2023 Ocak sonuna kadar bizi etkileyecek gibi duruyor. 2020 ve 2021 yılları dönemi politikacılar için tehlikeli ve skandallar ile dolu bir dönem...

Yaşam aslında her an bizimle eşzamanlılıklar ile konuşuyor. İçinden ilerlediğimiz yaşam insanlar için şefaflaşarak şok edici bir hal alıyor.

Armağan Çağlayan’ın youtube programında Murat Övüç ve Selin Ciğerci ile yaptığı röportajları seyrettiğim zaman ‘işte budur.’ dedim...

Herkes son derece samimi, açık dürüst ve hiçbir şeyini saklamadan söylüyor.

Tüm dünyada ünlüler dünyasında neler neler var herkes biliyor. Lakin niye ise Uluslararası Seks Federasyonu’nun kabul ettiği bütün dünya bilim insanlarının doğal yönelimlerine televizyonlarda çarpık ilişki diyerek cehaletin doruğunu yaşamaktan utanmıyorlar. Şu ana kadar herkes üstünü kapata kapata ilerlemeye alıştığı için sosyal medya fenomenlerinin gerçekten yeni çağın gerçek ünlülerinin yani sevilen ve takip edilen insanlarının dürüstlüğüne medyanın alışması zaman alacak gibi...

Eskiden belli gazeteler, televizyonlar varmış. Onlar kimleri öne çıkarırsa o kişiler ünlü sayılıyormuş. Bence gerçek ünlülük onlar değil şu an ki sosyal medya ile ünlü olan insanlar. Gerçek Celebrity olmak demek çoğunluk tarafından sevilmek demek....

Tabii gerçekte artık dünyanın istediği bu şeffaflık! Dünya gerçeklere aç! Ateist nüfusun dünyada en çok olduğu ülkenin İran olduğunu düşünecek olursak insanlar özgürlük istiyor.

Dayatmalar, korkutmalar ve kısıtlanmış bilinç kalıpları artık dünyada barınamıyor.

Yazının Devamını Oku

Hayatımızı aydınlatan insanlar: Kerim Güç

Canım Okurlarım,

Bazı insanların korkusu, düşük bilinci ve içindeki kötülüğün onları ele geçirmesi ile gerçekten hayatımızı karartmaya can ve baş ile çalışıyorlar.

Benim iyilik yaptığım, hiçbir karşılık beklemeden iyilik yapıp köşemde yazdığım paylaştığım bazı kişiler arkamdan hemen işler çevirip beni kötüleyen paylaşımlar yapmışlar. Bunun dışında farklı astrolog ve kişisel gelişimciler bazı şirket ve kuruluşlara ‘Can ile çalışırsanız sizinle çalışmam!’ diyormuş. İnsanlar da ‘Neden peki?’ dediği zaman: ‘Ben kendisinden hiç hoşlanmıyorum v.s.. ‘ diyormuş... Bunların hepsi tamamen yıllardır ritmik olarak defalarca sayısız olayı tarihi tarihine astrolojik olarak bilmem ve sosyal medyamın çok daha güçlenmesi ile arttı...

Tabii bu insanlara kızmıyorum. Özellikle bu dönem bütün gezegenlerin aynı anda ters dönmesi ve tutulmaların insanların tüm içlerindeki gerçekleri ortaya çıkartan yıldızlarda olması ile yaşadıkları süreçten kaynaklanıyor.

Bu dönemde aldatıldığını öğrenenler, hiç beklemediği insanlardan kötülükler görenler inanılmaz bir sayıda... Çok şükür her gün benim yaşantım daha iyiye gidiyor.

Çünkü ben herkesin iyiliğini istiyor ve iyilikten vazgeçmiyorum.

Özellikle bu dönem lütfen kimseye borç vermeyin, kefil olmayın ve imza atacağınız her şeye bütün bu yaz boyunca çok dikkat edin.

Bu dönem herkes bir ev alma telaşına düştü ama ben astrolojik olarak Eylül ayına kadar ev fiyatlarının dahada düşeceğini düşünüyorum.

2020 yılının 13 Eylül tarihi sonrası bütün yaşadığımız zorlu gergin süreç rahatlamaya başlayabilir. Lakin tabii o zaman da kasım ayının ortasına kadar dikkat etmek gerekli...

Yazının Devamını Oku

Annemi Babam Öldürdü mü? Gezegenler Ters!

Canım Okurlarım,Sonunda aylardır gezegenlerin bizi hazırladığı bu dönemin etkilerini hissettirdiği dönüşüm dönemine geldik.

 

İçinde olduğumuz mayıs ayından kasım ayına kadar bütün gezegenler tek tek ters dönecek hatta bazıları aylarca ters dönmeye devam edecek.

Eğer gezegenlerin ters döndüğü dönemde neler yapmamız gerektiğini doğru bir şekilde anlarsak her şey çok daha kolay bir şekilde akar.

Ben bir yıl öncesinden sosyal medya hesaplarımda bütün takipçilerimin de şahit olduğu üzere herkese 2020 Mart sonrası ile Kasım arası evlenmeyin ve düğün planlamayın dedim.

Herkese evlenecekseniz 2019 Eylül ya da Ekim ayında evlenin. En geç Aralık, Ocak sonu veya Şubat başı evlenin diye söyledim. Bunun dışında çaresiz son dönemde iyi tarih istenildiğinde 29 Mart tarihini de vermiştim ve benim 29 Mart tarihime uyarak evlenme hazırlığı yapan pek çok kişi bir hafta sonrasında benim sayemde nikahını kıydırabildiğini bana yazdı... Eğer yaza hazırlık yapsalardı, evlenemeyeceklerinden dolayı herkes bana teşekkür etti.

Benim verdiğim uğurlu tarihlerde banka hesabı açan ya da yeni şirket kuran hatta sosyal medya hesabı açan insanlar yaşadıkları inanılmaz pozitif gelişmelerden dolayı devamlı herkes benden tarih istiyor. Lakin açıkcası artık 2020 yılının kasım ayının sonuna kadar başka bir tarih veremiyorum

Önümüzdeki dönem tek uğurlu ve iyi tarih 18 Kasım sabah 09:00, öğleden sonra 15:00 ve 19:00 sıraları ama saati ile ilgili henüz hala üstünde çalışıyorum. Tam içime sinen uğurlu saat aralığını instagram sosyal medya hesabımda paylaşacağım.

Peki ne oluyor? Ne istiyor bu gezegenler?

Yazının Devamını Oku

AŞK101 dizisi, karantina bitişi ve evde mutluluk

Canım Okurlarım,Yaşadığımız bu karantina döneminin yani Covid19 sürecinin ne zaman biteceğine dair astrolojik yorumumu herkes devamlı bana soruyor. Bununla ilgili sosyal medya hesablarım da ve olayların ilk başında köşe yazımda yazmıştım ama yine de net anlaşılması için madde madde yazayım.

 

Bu arada birçok astroloğun bu döneme dair bildiklerine dair yorum yada konuşmalarını gördüm ama hiç kimsenin benim bundan yıllar önce 2017 Hürriyet ve 2018 CnnTürk köşe yazılarımda 2020 3. Dünya savaşı başlıkları yazılarımda bütün dünyayı etkileyecek süreç kadar net bir yazı ya da konuşma görmedim.

Covid19 hastalığı yani Corona virüsünün dünyada ve Türkiye'de bitişi:

1- 4 Mayıs 2020 sonrası Mars ve Satürn ayrılacağı için dünyada çok hafif bir rahatlama olur ama karantina tam bitmez.

2- 5 ve 21 Haziran ve 5 Temmuz 2020 tutulmaları ile dünya doğal afetler ile birbirine girer, gerginlik depremler, yeni virüs, ekonomik krizler ya da ayaklanmalar olabilir ama dünya sonrasında sakinleşir.

3- Ağustos 2020 sonrası virüs ve bütün süreç ile ilgili ciddi rahatlamış olur.

4- Eylül ve Ekim 2020 yeni bir virüs ortaya çıkabilir ama aynı zamanda şu an ki korona virüsü mutasyona uğrayarak etkisini kaybetmeye aynı zamanda bulunan ilaçları bütün dünyaya dağıtılmaya başlayabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Corona pozitif hastası ile röportajım!  

Canım Okurlarım,Arkadaşım Corona virüsüne yakalandı yani Covid-19 Pozitif oldu.

Elbette herkes için üzülüyorum ama insan tanıdığı birisi olduğu zaman ve onunla paylaşım içinde olunca durumun ciddiyetini daha iyi anlıyor.

Herkesin daha çok bilgilenmesi ve asıl bu süreci yaşmış bir kişiden öğrenmesi için kendisinden benimle röportaj yapmasını rica ettim ve sağ olsun kabul etti.

Türkiye’nin en gözde ünlüleri ile önde gelen, hatta Ricky Martin ile bile çalışmış, birbirinden değerli projelerinde imzası olan , Sezen Aksu, Mustafa Sandal, Gülben Ergen, Hülya Avşar, Zeynep Bastık, Serdar Ortaç ve hatta dünyada birbirinden ünlü isimlerinde gelip albümlerini yaptırdıkları, ses mix mastering mühendisi Tarık Ceran’ın ablası Zuhal Ceran ile yaptığım röportajla  sizleri baş başa bırakıyorum.  

 

-Zuhal bir tanem ilk önce okurların seni tanıması için kendinden ve yaptığın işlerinden kısaca bahseder misin? 

23 Yıllık bir organizatör geçmişim var halen devam eden.  Menejerlik organizasyon, bayi toplantıları festival organizasyonları, söyleşiler gibi özellikle Türkiye'de Lider Star olan yüzlerce ünlü simayla Türkiye geneli ve pek çok ülkede Konser Organizasyon ve Sosyal Sorumluluk projelerim ve sergi çalışmalarının yapımcılığını gerçekleştirdim. Hayatımın en eşsiz imzalarında birinci sırada olan ise Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflar ve en eşsiz belgelerinden olan 57 yıl gün yüzüne çıkarılmamış belge ve fotoğrafların topluma , Sayın Genel Kurmay Başkanlığımız nezdinde gerçekleştirdiğimiz Atamıza Sergi çalışması ile sunulmasıydı. Kadına Şiddet alanında olmak üzere Birleşmiş Milletler (UNFPA) nezdinde 8 Martın dünya kadınlar günü gibi insanlığa hizmet için gerçekleştirdiğim pek çok projede liderlik yaptım yapımcı olarak. 

Antalya Altın Portakal İzmir Enternasyonel fuarı gibi pek çok noktada sergiler ve sosyal projelere liderlik yapıyorum. Özellikle Sosyal  Sorumluluk  projelerim dalında en değerli ödüllerle taçlandırılırken daima lider projelerle Türkiye'de Sağlık Bakanlığı (TÜHİD Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) Sivil Toplum kuruluşlarından en başarılı Sosyal sorumluluk Projeleri olarak ödüllere layık görülen çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyorum. 

 

Yazının Devamını Oku

İnsanların özgürlüğünü elinden alamazsınız!

Canım Okurlarım,Bu yazıyı yazsam mı? yoksa yazmasam mı? çok düşündüm.Lakin en sonunda dürüstlük şefaflığın en doğru ve şifalandırıcı meziyet olduğuna inandığımdan yazmaya karar verdim.

 

Dün Türkiye’nin önde gelen ve en çok sevilen isimlerinden bir tanesi Esra Ceyhan ile sosyal medya hesabımızda canlı yayın yaparken de bu konuyu konuştuğumuz da yine anlattım.

Konuşmamız esnasında Esra Ceyhan, bu dönem havai fişeklerin atıldığını ve bunların kuşların ölmesine birçok türün zarar görmesine neden olduğundan bahsetti.

Ben de buradan bu konu ile ilgili yetkilerin desteğini ve herkesin hassasiyetini rica ediyorum.

*

Corona sürecinin en başından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Evdekal’ demesine rağmen...

Benim çok sevdiğim, saygı duyduğum, hayran olduğum beğendiğim ve çok zeki olduğunu düşündüğüm Hülya Avşar’ın yürüyüşe çıkacağına dair paylaşımı, arkasından Murat Boz’un hava güzel diyerek dışarı çıkacağını sonra da kendi sitesinin içinde çıktığını söylemesi, Serdar Ortaç’ın Saba Tümer’in kendisine birbirlerini öpmemeleri gerektiğini hatırlatması ile dünya kaos yaşadığı sırada ‘Böyle şeylere inanıyor musun?’ demesi beni gerçekten şoka uğrattı...

Kurumsal hayat üstüne standup yapan Kaan Sekban ‘ın bir paylaşımını takipçilerim bana yolladı.

Yazının Devamını Oku

Corona virüsü 'Covid19' faydaları nelerdir?

Canım Okurlarım, şu an bütün dünya korkunç zor bir dönem yaşıyor, hatta bazı ülkelerin Türkiye’den çok daha zor bir durumda olduğu bu dönem elbette sıkıntılı bir süreç.

Lakin bildiğiniz gibi dünya’ya yaşam getiren ve en büyük başlangıcı yaptıran doğum süreci de çok sancılı bir süreçtir.

Dünya’da bir dualite içinde yaşadığımıza göre ‘Corona Virüsünün Faydaları Nelerdir?

Bunları madde madde yazmak istiyorum.

1. Şimdiden bilim insanlarının açıklamalarına göre ozon tabakası 15% iyileşmiş bir durumda... Eğer biz bu dönemi yaşamasaydık belki ozon tabakasının daha fazla zarar görmesi ile dünya’da çok daha fazla insan zarar görecek ve ölecekti. 

Belkide dünya yaşanamaz bir duruma gelecekti. Uçakların durması, arabaların çalışmaması yani özetle insanların evlerinden oturması ile dünya kendi kendini onarmaya ve iyileştirmeye başladı. Venedik'te nehirler temizlendi ve balıklar ortaya çıktı. 

Dünya’nın her yerinde doğa canlanıyor, zarar gören sular temizleniyor, yunuslar sahillerden görünüyor ve herkesin fark ettiği üzere hava temizleniyor. 

Bilim insanları ve bütün dünya medyası çok ciddi bir oranda havanın temizlendiğini açıklıyorlar. Hava kirliliğinin çok yoğun olduğu pek  çok şehirde artık hava kirliği yok. 

Özetle bu bölümü sayfalarca uzatarak yazabileceğim kadar çok dünyanın havasının, suyunun, doğasının ve her bir noktasının kendi kendini yenilediğini bilim insanları aslında sevinmeleri gerekirken dünyanın yaşadığı bu zor dönemden dolayı şaşkınlıkla izliyorlar. 

Yazının Devamını Oku

Oğlum Corona Virüsünden öldü!

Canım Okurlarım,

 

Öldü mü?

Evet öldü...

Oğlum mu?

Evet benim oğlum...

İlk başta hiçbir şey anlamadık. Başta nefes daralmaları ve halsizliği vardı.

Daha sonra bir gece aniden abdominal nefes almaya ve nefesinde çok ciddi sorun yaşamaya başladı.

Gece yarısı acil bir şekilde kendimizi veteriner hekimin masasında bulduk.

Yazının Devamını Oku

Corona Virüsü Kimleri Etkiler?

Canım Okurlarım,

Önceki yazımda anlattığım gibi Satürn temizliği temsil ediyor ve Türkiye’nin astroloji haritasında Satürn en yüksek ve en iyi konumda.

İlginç bir şekilde şu an Satürn kendi evinde ve aslında bütün dünya da temiz, düzenli, disiplinli, etik, adaletli, iyilik elçisi ve yaşamı destekleyici olmalarını istiyor.

Satürn 2023 Ocak ayının sonuna kadar temiz, disiplinli, öğretici, yaşamı destekleyen, öldürmekten kaçınan, iyilik peşinde olan, düzenli, adaletli ve etik insanları güçlendirecek, destekleyecek ve daha da bu konularda gelişmeleri için her şeyi yapıp onlara hediyeler verecek!

Lakin bu şekilde olmayan yani Satürn’ü kötü durumda olan insanları çok zorlayacak ve ciddi sınavlardan geçirecek...

Önümüzdeki 2023 Ocak ayının sonuna kadar Satürn yapılan bütün adaletsizliklere cevabını verecek ve adaletsiz, hırsızlık ve haksızlık yapan insanları inim inim inletecek!

Kuzey düğümü virüsleri temsil ediyor. Eğer bir kişinin astroloji haritasında Kuzey düğümü ölü ya da kötü durumda ise virüsler onu çok daha rahat etkiliyor ve mikrop kapabiliyor.

Bunun nedeni aslında öyle kuzey düğümü ve Satürn’ü iyi durumda olunca etrafında görünmez bir kalkan olduğundan değil.

Nedeni: kişi çok daha titiz ve temiz oluyor.

Yazının Devamını Oku

Prof. Dr. Tarık Şapçı: Bana bir şey olmaz deme...

Canım Okurlarım, Sizler için müthiş değerli, benim ve çok sayıda dostumun canımızı emanet ettiğimiz, tüm doktor arkadaşlarımın da övgü ile bahsettiği saygıdeğer Prof. Dr. Tarık Şapçı ile Corona Virüsü üzerine röportaj yaptım.

 

Son dönemde medya ve sosyal medyadaki bazı doktorların söylemleri içime tam olarak sinmemesi üzerine en güvendiğim isimlerden birisi ile bu röportajı yapmak istedim.

Bu röportajı 15 Mart 2020 Pazar günü yaptığımız için röportajın içindeki bilgi ve oranların o tarihe ait olduğunu vurgulamak istiyor ve sizi röportaj ile baş başa bırakıyorum.

-Corona Virüsü ile ilgili bazı doktorlar rahat olun, Türk genine bir şey yapmaz, abartılıyor gibi açıklamalar yaptılar. Siz ne düşünüyorsunuz?

Sevgili Can bu işin genle ilişkisi olduğuna inanmıyorum. Böyle bir sorunun cevabını ancak bilimsel çalışmalar verebilir, elimizde böyle bir veri olmadan, böyle bir dönemde, bu kadar hızlı bulaşan ve pandemi yaratmış olan bir viral enfeksiyon varlığında, bu şekilde konuşup halkı yanlış yönlendirmenin hata olduğunu düşünüyorum

Yazının Devamını Oku

Corona virüsü ne zaman bitecek?

Canım Okurlarım, Corona Virüsünü incelediğim sırada 14. Yüzyıllarda yaşanan Kara Veba ve Aids hastalıklarının aynı astrolojik etki ile ortaya çıktığını keşfettim.

Bunun yanında özellikle kimlerin daha çok virüslerden etkilendiğine dair astroloji de bir bilgi var.

Tabi bunun nedenini de sizinle paylaşacağım.

Kendi sosyal medya hesabımda bunun ilgili uzun bir video çekip paylaşmıştım ama şimdi yenilerini de paylaşacağım.

Astroloji haritada kuzey ve güney düğümünü 18 ayda bir yer değiştirir ve oldukları yerde Ay ve Güneş tutulmaları o 18 ay boyunca olur.  Lakin özellikle sizi isimler ile kafanızı karıştırmadan bazı yıldızlarda tutulma olunca hastalık, salgın, savaş, acı, yıkım v.s. gibi etkileri ortaya çıkartıyor. Sonuç olarakta 26 Aralık 2019 ve 10 Ocak 2020 tarihlerinde bu yıldızlarda tutulmalar oldu.

Satürn’de astroloji haritada hangi eve gelirse onunla ilgili sınavlar verir.

Astroloji haritada Satürn özellikle doğum haritasındaki Ay burcunun olduğu burca yani Ay’ın haritada olduğu eve gelince Sadesati denilen bir insanın, ülkenin, şirketin, ailenin veya doğum haritası olan herhangi biri her şeyin 30 yılda bir yaşadığı en zor süreci yaşar.

Çin şu an Sadesati yaşıyor. Benim Sadesati sürecim  25 Ocak 2020 de bitti ve bir sürü başka insanlar ve Çin Sadesatiye girdi. O yüzden 25 Ocak 2020 tarihinden hemen sonra bir sürü insan ve kuruluş çok zor korkunç şeyler yaşadılar.

Hayat böyle birşey bazı insanların zor dönemleri biterken başka insanların zorlayıcı dönemleri başlıyor. Bu da haritanızda transit halinde yani günümüzdeki Satürn gezegeninin hangi burçta olduğuna göre değişiyor. Sizin astroloji haritanızdaki Ay burcunuzun üstüne gelince Sadesati’ye girmiş oluyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

8 Mart 120 Kadının feci ölümü ile doğdu

Canım Okurlarım, Bütün kadim öğretilere göre asıl güç kadındır. Mitolojide en güçlü olan tanrıçadır.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi:

‘Kadın Hak nurudur, sevgili değil, sanki yaradandır yaratılmış değil.’

Bu sözü bana Hz. Mevlana’nın 22. Nesil torunu Uluslararası Mevlana Vakfı başkanı Esin Çelebi Bayru söylediği zaman çok etkilenmiştim.

Bana hint mitolojisinde baş Tanrı Şiva ‘nın her şeyi hoş görmesine rağmen sadece Ana Tanrıça’ya saygısızlık edildiği için kainatı 18 kere dans ederek yok ettiğini ve arkasından Ana Tanrıça’nın tekrar yarattığına dair hikaye aklıma geliyor.

İnsan kendisinin dünya’ya gelmesini sağlayan Kadın’a karşı bukadar saygısız ve değerini görmezden gelmesi bence yaşama düşmanlığından başka birşey değildir.

Aile dizimi, tüm kişisel gelişim ve enerjisel öğretilerde yaşam kaynağı annedir yani kadındır.

İlla anne olmasına gerek olmadan kadın kendi başına anne olmasına gerek olmaksızın saf güç ve enerji kaynağıdır.

Her güçlü erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır sözü aslında erkeklerin bir tür makina gibi asıl güçlerini kadınlardan aldıklarının gerçeğinden gelir.

Yazının Devamını Oku

Yaşanmayan acı hastalık, saygı duyulmayan üzüntü düşman olur

Canım Okurlarım, Annemin 1999 deprem döneminde kaybolması ve birdaha asla ulaşamamamdan bu yana 20 yıl geçti.

Babamın annemin arkasından kalp krizi yaşayarak vefatı, arkasından ablamın kalp krizi geçirerek vefatı bana acı nedir öğretti.

Ailemin vefatının üstüne ‘Akrabanın yaptığını akrep yapmaz.’ Sözünün doğruluğunu yaşadım.

Sokakta kaldım, aç kaldım, kış günü elektirik olmayan, hiç bir ısıtıcı olmayan bir yerde ağlayarak aç günler geçirdim.

Kış boyu ayağımda yazlık yırtık ayakkabı, üstüm ceketsiz dolaştım.

Varlıktan yokluğa yokluktan sevgiye geçiş serüvenimde kayıp nedir yaşadım.

Şu an şehitlerimizin haberi ile canım çok acıyor... Allah rahmet eylesin... Hepimize ve ailelerine sabır diliyorum.

Onlar hepimiz için oradaydılar.

Suriye’de şehit olan kardeşlerimiz bana bütün kayıplarımı tekrar yaşatırken size kendi sürecimden öğrendiğim çok önemli bir şeyi paylaşmam gerektiğini hatırladım.

Yazının Devamını Oku