Dinler Birleştirilemez... Cemalnur Sargut 3. Bölüm

-Bir Mevlevi dedesi var Mevlana’nın kırmızı postu bende diyor.

Herkesin böyle şahsi fikirleri vardır. Oğlum birinin değerini anlamak için iki şeye iman edeceksin:. Kur’an’a ne kadar uyuyor, hadislere ne kadar uyuyor. Ben Kur’an’a uyan insanların ayağının tozuyum.

Ben iç yüzünü bilemem, dışarıdan tanıyorum kendisini ama yani ölçü budur diye düşünüyorum. Bir de Kur’an’a aykırı bir şey varsa, ben ona da biraz acizane orada çok uymuyorum ama hürmet ediyorum.

-Kırmızı postun Mevlana’dan birisine geçmesi gibi bir şey var mı?

Hiç duymadım, kırmızı post yani kırmızı postun manası da şudur, Hz. Mevlana çok ironik bir şekilde tam güneşin battığı anda vefat etmiştir. Şems’in gittiği anda vefat ediyor.

-Nasıl?

Şems güneş demek biliyorsunuz yani alıp götürüyor gibi Hz. Şems, Mevlana’yı çok önemli. İkincisi Mevlana hazretlerinin manasında İbrahim’in İsmail’i kesmeye kalktığı gibi kendi nefsini kesmişlik ve postu kırmızıya boyamayı o anlamda da düşünebilirsiniz. Nefsini kana boyamak nefsinden vazgeçmek... bu iki özellikten dolayı Mevlevilerin postu kırmızıdır ama kim kimde onları aile çok daha iyi bilir ben bilmem. Zaten postun gidip gelmesiyle Mevlevi olunmaz. Mevlevi olmak için Mevlana diyor ki, Hamama girdiğinde hiç kıyafetin yokken, cübben sarığın yokken sana Mevlevi diyorlarsa sen Mevlevi’sindir diyor.

-Bir de bu dede Mevlana erkek bozması olanları dergaha almazdı dedi...

Hz. Mevlana her türlü insanı kabul etmiş, hatta abdestsiz gezen bir adam üç kere Mevlana’nın karşısına çıkmaktan edep ediyor. Abdestim yok şimdi nasıl böyle bir büyüğümün karşısına çıkacağım diye, üç kere Hz. Pir onun karşısına çıkıyor, bizim nazarımız sudan daha aşağı mı ki seni temizlemesin diyor. Yani herkese nazar etmiş herkesi birleştirmiş hiçbir inancı kişiyi reddetmemiş sarhoşa hürmet etmiş, genel evde çalışan bir hanıma bile Rabia diye hitap etmiş bir büyük sultandan bahsediyorum.

-Bir de bu dedenin başka dedelerle kavgası var.

Oğlum kaçın böyle şeylerden çünkü mutasavvıf, mutasavvıfla kavga etmez, ayağının tozu olur, birbirine hürmet eder saygı duyar. Hep söylüyorum aleyhimde bile olsalar ben bütün şeyhlerin ayağının altında tozum, beraber hizmet etmeye niyaz eden bir insanım böyle birbiriyle kavgaları kıyametleri falan hiç bana göre değil.

KERİM: Hz. Mevlana’nın böyle bir şeyin zaten olması mümkün olmadığı konusunda iki grubu Hacı Bektaş ile Hz. Mevlana ile ilgili bir anekdot var bende

Şimdi şurada şu var ki. İki mürşit iki Allah aşıklısı birbirine ters düşmediği gibi devamlı birbirini metheder. Kerim onu anlatmaya çalışıyor. Yani aynı bakmamışlar olaya biri bu haramdır demiş öbürü getir kabul ettim demiş haram koyunu. Öyle deyince gidip kışkırtmışlar Mevlana kabul etti sen haramdır dedin diye, ‘Onun gönlü o kadar temizdir ki haramı bile temizler demiş. Öbürüne de sorunca onun gönlü o kadar Allah’ın emrinin dışında olamaz ki yanlış olan bir şeyden uzak durur demiş. Hep yüceltme hep yükseltme görüyoruz. 

KERİM: Kurbanın haram olup olmama konusunda biri kesmiş biri kesmemiş kışkırtmaya çalışmışlar, biri demiş ki onun gönlü o kadar geniştir ki ufacık bir damla haram girse zaten onu şey yapar, öbürü demiş ki o şahin gibidir her leşe konmaz. İkisi de birbirini methetmek için aynı konu üzerine.

O felsefecidir. Mutasavvıf felsefecileri ayırıyorum. Aristo felsefesi olunca mutlaka zıt düşünceler olur o zaman ters düşebilirler ama mutasavvıflar birbiriyle ters düşmez.

Dinler Birleştirilemez... Cemalnur Sargut 3. Bölüm

-Venüs diye bir proje var. İnsan ve toplum mühendisi denilen bazı kişilerin para olmadan, tamamen teknoloji ve insanların kölelik sistemi gibi çalışmasına gerek kalmadan, insanların kendini geliştirebileceği ve uzaya açılabileceklerine dair bir proje bu.

Hiç duymadım bilmiyorum. Ben teknolojiyi insan-ı kamillerin çok iyi kullandığın biliyorum. Yani Allah’ın hiçbir ilminden vazgeçmeden, hiçbir şeyi reddetmeden, eğer bir şey ortada varsa onu da kullanarak insanlara tesir ettiklerini.

-Bu projede para olmadan dünyada yaşanılabileceğini söyleniyor.

Allah isterse yaşanır.

KERİM: Peygamber efendimizin yaşadığı dönem itibarıyla Asrı Saadet dönemi zaten öyle bir dönem.

-Yani olur da yine beş parasız yaşanır mı? Beş parasız olmasa da cüzi bir para ile ben yaşıyorum. Hocamın yaptığı gibi, bugüne kadar hiçbir manevi çalışmamdan para almadım.

KERİM: Kitapların dahi geliri vakfa bağışlanıyor.

-Oğlum ben 1.500 lira öğretmen maaşıyla geçiniyorum. Dünyanın en zengin insanıyım. Her sene Umre’deyim, parasız Umre yapıldığını ben öğrendim. Davet edildiğim zaman sadece yol paramı ödüyorlar o kadar. Başka beş kuruş almam. Çünkü hocam maneviyat için hiçbir yerden para almamam gerektiğini söylediği için hiçbir şekilde beş kuruş almam.

-Siz davet ediliyorsunuz yani...

Davet ediliyorum bazen gitmem bile zor oluyor çünkü ciğerlerim kanıyor. 65 yaşındayım. Uzun yolculuk yasak olduğu halde gidiyorum. Çünkü hizmet edeyim diye. Allah’ım inşallah güç verirse gideceğim. Benim için ne gitmenin ne gelmenin önemi var. Zaten gittiğim yeri görmüyorum bile, ancak hizmet edip dönüyorum ve hiç parayla yaşamıyorum. Yani onu bil.  Bu bana lütuf gerçekten. Acizane, kiliselerde konuştuğum zaman, ki Kur’an’ı anlatıyorum. Bir de rahip öğrencim var.

-Türkiye’de mi?

Yurt dışında. Almanya, Hollanda gibi ülkelerde kiliselere davet ediliyorum. Kur’an’ın manasını anlatıyorum. Mesela bir konu veriyorlar, cihad diyorlar. Kur’an’a göre onu anlatıyorum. Bana diyorlar ki Hz. Yusuf’u diğer kitaplar da yazıyor. Kur’an ne farklılık gösteriyor? Onu anlatıyorum. Tasavvuf Hz. Ademden beri vardır ve tasavvufla ilgilenenler birbirlerine zıt olamazlar, ancak tekamül vardır. Bizim İslam tasavvufunun şöyle bir üstün yanı var. Tevhit getiriyor ve tamamlanıp kemale ulaşıyor. Yani tevhit nedir? Biz Türkler güzeli anlatırken şöyle parmakları birleştirerek elimizi yukarı aşağı hareket ettiririz. Beş parmak da farklıdır ancak birbirini kabul ettiği zaman bir şey güzel olur. Yaratılmış her şeyin, yaratıcının bir ismini taşıdığını kabul edersek, kimseye kızmıyor ve kırılmıyoruz.

-Dalai Lama‘da şu an İran’lı Müslümanlık üzerine Profesörlerle çalışma yapıyormuş. Bütün dinleri birleştirmek üstüne, birlik olması adına bir çalışma yapıyormuş. Sizce bütün dinler birleşebilir mi?

Birleşemez çünkü Kur’an’da, “Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydi hep hayırlara koşun, yarışın...” ayeti vardır. Ama Kur’an’da yine “Senin dinin sana, benim dinim bana” ayeti de var.

-Osmanlı torunları hak talep etmeye başladılar son dönemde bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Tarihimizi reddetmemeliyiz, ben cumhuriyet çocuğuyum tabi iki. Öyle bir aileden de geldim. Ama aynı zamanda eskiyi de hiç reddetmeyen çok kabul eden Osmanlı sülalesine de çok hürmet eden, Atatürk’ü de çok seven bir aileden geldim. Yani bir şeyleri birbirine düşman etmek değil bir şeyleri birleştirerek sevmek gerektiğine inanıyorum. Hak verilmesinden maksat Osmanlı sülalesine Türkiye’de yaşama hakkı verilmesi lazım. Birçoğuyla tanıştım. Birçoğunun ülkeye girme hakkı bile yok maalesef. Şimdi var ama gelip gidemiyorlar mülk sahibi olamıyorlar. Benim tanıdıklarım içinde hiçbir iddia sahibi yoktu. Hepsi memleketi çok özlediklerinden bahsediyorlardı. Genel olarak ben her şeye hürmet edip birlemek gerektiğine inanıyorum.

-Mesnevi çok bilinen bir kitap başka bilinmeyen üstatların hangi kitapları var?

İbn-i Arabi hazretleri batıda çok iyi biliniyor. Hatta Mevlana hazretleri çok seviliyor İbn-i Arabi de çok bilinip çok seviliyor batıda. Füsusu’l Hikem, eski Amerikan başkanı Roosevelt’in okumakla iftihar ettiği kitaplardandı biliyorsunuz. Türk heyetini kabul etiğinde çekmecesinden çıkarmış ve göstermiş. Bugün dünyanın birçok yerinde İbn-i Arabi merkezleri var. Hatta İngiltere’de Oxford’da asıl ana merkez var. Şimdi İspanya’da açılıyor. Doğduğu yerlerde çok iyi biliniyor.

-İbn-i Arabi nereli?

İspanyol Endülüs Emevisi

-Arap yani...

Evet ama Endülüs Emevilerinin en şaşalı devrinde yaşamış ve çok büyük bir öğretmen. Yani çok geniş, çok derin bir ilmi var. Ama kamil insanı kabul etmek zor. Halbuki ben onlar kadar mütevazi ve Allah’tan başka hiçbir varlığın hakiki olmadığını empoze eden öğretmenler görmedim. Allah korkusunu, Allah aşkını yaradılmışa hürmeti, dolayısyla Kur’anın ayetlerini anlayarak, yaşayarak öğretiyorlar. Yaşar hale geçiriyorlar. Aynı şekilde İmam-ı Gazali hazretleri batıda çok seviliyor. Hallacı Mansur çok seviliyor. ABD’de bizim kürsünün yanındaki kürsüde geçen sene Hallacı Mansur dersleri verdi Carl Ernst. Yani batı alemi Arapça ve Farsçaları kuvvetli olduğu için okuyabildiği mutasavvıfları çok sevmiş tercih etmişler ve İslam’ı onlardan öğrenmişler. Ama Osmanlı’nın mutasavvıfları var: Mısri Niyazi, Hacı Bayram Veli gibi.  Hacı Bayram Veli 2. Murat döneminde yaşamış. Ama Osmanlı dönemi mutasavvıfları son devir mutasavvıflarına ışık saçmışlar ama onlar maalesef Türkçe yazdıkları için pek bilinmiyorlar. Şimdi bizim yapmaya çalıştığımız onların bazı eserlerini Farsça, Arapça ya da İngilizceye çevirerek onları da Avrupa’da okunabilir hale getirmeye çalışıyoruz. Bir de ben Amerika’dayken İndiana Üniversitesinde bir konuşmam oldu. Orada birkaç Amerikalı çocukla karşılaştım. Türkçe öğretmenliği yapıyorlar. Şimdi Türkçe çok geçerli dil. Müjde olarak söylüyorum. Biz kürsüyü kurduğumuzda orada Türkçe dersleri konulması gerektiğini şart koşmuştuk, konulmuş. Şimdi düşünün Türkçe’ye ne kadar ihtiyaç var Üniversitelerde. Hatta iş bulmak için Türkçe öğretiyor. Müjde veriyorum.

-Hz. İsa’nın da evlendiğinden bahsediyorlar...

Ben inanmıyorum. Kur’an-ı Kerim onun göğe çekildiğinden bahseder. Hatta en büyük mucizelerinden biri budur, İbn-i Arabi’ye göre o dördüncü makamı temsil eder. İki peygamber miraca gidip dönmemiştir, biri İdris biri de İsa hazretleri. Bu güneş makamındaki tecellilerde vücut dönmez. Şems’in de hiç mezar yeri yok.

-Şems de mi yükselmiş?

Şems yükselmiş mi bilmem ama bizde ‘Şems’in ölümü’ denmez ‘Şems’in gaybubeti’ denir. Gayba gitti. O bir yerde değil, zaten Mevlana’da söylüyor, biz aşıkların kalbindeyiz diyor. Ben insanların vücutlarına değil manalarına iman ediyorum. Yani ruh İsa’dır, akıl Musa’dır, onların vücud giymiş haline de Muhammed adı verilmiş orada da Hamd kelimesi önemli vücudun önemi yok. Hamd, bana aittir diyor Allah, yok olup baştan aşağı Hamd kesilmek.

-Aydınlanmaya inanıyor musunuz?

Tekamül, idrakin açılma hali. Kesinlikle iman ediyorum. Zaten hayat andan ibarettir diyor mutasavvıflar. O an hani geliyor ya, işte o yeni bir diriliş hali oluyor. Ona çok iman ediyorum.

-Budist rahiplerde de ölmeden önce haber verip, oturup kendisi meditasyona girip kendi isteğiyle bedeninden çıkıyor. Bende onu çok isterim mesela…

Çok kolay Mevlana diyor ki; “Allah aşkını artırın, o zaman öleceğinizi önceden bilir koşa koşa gidersiniz.”

-Düşmanlarınıza karşı ne yapıyorsunuz kötü insanlara karşı?

Çok seviyorum, herkesi seviyorum, onların da vazifeli olduğuna inanıyorum. Hiç de problem etmiyorum. Çünkü bunların hepsi olacaktır. Ben iyi bir iş yapıyorsam çok şükür onun hakkında da konuşulacaktır, düşmanlık da yapılacaktır. Hiç kimseye karşı içimde düşmanlık yok. Yalnız benim şahsıma değil memleketin hayrı için çalışmayan, ya da insanlara eziyet etmeyi seven kişilere karşı kalben değil şeklen mücadeleye devam ediyorum. Kalben onların da olması gerektiğine inanıyorum ama Peygamber Efendimizin bir hadisi var; “Zalimin zulmüne eşlik etmek gibidir onun zulmünü kabullenmek” diyor. Çok mücadele ediyorum. Kalemimle ediyorum, sevgimle ediyorum ama bir şekilde ediyorum. 

-Müslümanlıkta savaş ve cihad gibi kavramlar var. Bu özünde var mı sonradan mı oldu?

Özünde var bu cihadın hakiki manası nefsiyle savaştır başka savaş yok.

-Atlantis ve Lemurya gibi eski uygarlıklardan bahsediliyor. Onlara inanıyor musunuz?

Ben her şeyin aynı anda yaşandığına inanıyorum. Hepsi her an her şekilde var. Ben ona inanıyorum. Dolayısıyla eski yok yeni yok benim eski halim var, yeni halim var, bir an önceki halim var her şeye üzüldüğüm her şeyi problem ettiğim, mutlu halim var ileride daha da mutlu olacağım an var inşallah. 

-Hacı Bayram Veli ile ilgili ne söylemek istersiniz?

Hacı Bayram-ı Veli Allah sevgililerinden biri olup tasavvufu en güzel şekilde yaşamış, padişahlara dahi öğretip onları bu bilgileriyle korumaya almıştır. Torunu büyükelçi Fuat Bayramoğlu’nun anlattığına göre, cumhuriyet kurulurken Atatürk, bir kısım mebusları Hacı Bayram-ı Veli’ye yolluyor, sancağı alıp getiriyorlar. Sancağın üzerine Kur’an konarak yemin ediliyor. Yani, İstanbul’un alınışından, Cumhuriyetin kuruluşuna kadar hizmet ve himmet etmiş bir Allah velisi. Bir sempozyum yaptık onun hakkında, kitabını vereyim size. Bütün bilgiler de var orada. Hz. Fatih’in de biliyorsunuz İstanbul’u alacağı müjdesini babasına veren ve Akşemsettin’i yetiştiren Hacı Bayrım-ı Veli’dir. II. Murat’a İstanbul sana değil ama bu çocukla bu köseye nasip olacak demiş. Akşemsettin köseymiş. İstanbul’un alınışında manevi rolü çok büyüktür. Hem Akşemsettin gibi bugün bile batının üzerine doktoralar, masterler yaptığı çok büyük bir mutasavvıf felsefeciyi yetiştirmiştir. Hem de Hz. Fatih gibi bir dehanın İslam dünyasında çok mühim bir rol oynayarak İstanbul’un alınmasına alet olunmasına sebep olmuştur. Arkadan da cumhuriyetin kuruluşunda hizmet etmiştir. O bakımdan çok mühim bir sultan olarak düşünüyorum. 

-Hacı Bayram Veli, Mevlana ve Hacı Bektaş-ı Veli ile ilgili üçünün arasındaki farklılık nedir?

Hacı Bayramı Veli’de tevhit, birlik ve herkese tesir kabiliyeti, Hacı Bektaşı Veli’de, insanlık alemine hürmet, saygı, şeriata uymak fakat bütünü görmek, kadına değer vermek var. Çok büyük bir Sultan hacı Bektaş-ı Veli, çok çok büyük bir sultan. Hiç anlatıldığı gibi değil yalnız onu da söyleyeyim. Çok yanlış şeyler anlatılıyor hakkında.

Mevlana baştan aşağıya aşktır kimseye düşman olmaz. Onun için hepsi ilimle aşkla giden çeşitli farklı yollarla giden sultanlar aynı yolda kesişmişler. Üçünün söylemek istediği de yalnız Allah var ve her kul onun isminden bir isim taşıdığı için varlık haline geçiyor. Hacı Bayram Veli tesir ve birlik, Hacı Bektaşı Veli’de ilim ve tevhit gene onda.

-Tevhit nedir?

Farklılıkları bir görmek,farklılıklara hürmet etmek. Orada o hoşgörü ve sevgi had safhaya uzamış Mevlana’da da tamamen Allah aşkı ve aşktan başka hiçbir şeyin önemi yok dolayısıyla da ilim de aşkın ilmi oluyor. Büyük bir ilim çıkıyor Mesnevi’de ama aşkın ilmi olduğu için tesiri çok kuvvetli oluyor. Onun için kimisi onu edebiyatçı, kimisi şair olarak görüyor. Biz mutasavvıf ve Allah sevgilisi olarak görüyoruz. Ayrıca bize öğrettiği tek şey Kuran’ın bendesi ve Peygamber’in ayağının altının tozu olduğudur.

-Hacı Bektaşı Veli ile ilgili ne söylemek istersiniz

Kendi kitabı var çok büyük bir sultan. Hocamın aşık olduğu bir sultan hiç anlatıldığı gibi değil. Benim onda en methettiğim şey kadına verdiği değer. Kadın erkek farkı gözetmemek Mevlana’da da var, Hacı Bayram Veli’de de var ama Hacı Bektaş’da daha bariz ortaya çıkmış. Mevlana’nın bir sözü üçünde de var ve çok çok önemli. ‘Bir ayağımla şeriatta sabit öbür ayağımla 72 milletle beraberim’ Yani Allah’ın kaidelerinden vazgeçmedim ama herkesle bir ve beraberim. İşte hakiki mutasavvıfın olması gereken bu makamdır bunu üçünde de görüyorsunuz ve yine üçünde ortak olan bir taraf; Peygamber aşkı. Hz. Muhammed aşkı ve Hz. Ali’ye hürmet var. Hz. Ali’nin Peygamber’in varisi olduğunu kabul ediyorlar. Bütün tarikatlar de oradan gelmiştir.

-On tane üstat sayarsanız kimleri sayarsınız?

Anadolu İslam’ın hakikatini en iyi anlayan en münbit topraktır. İbn-i Arabi’nin de Mevlana’nın da Anadolu’ya geliş sebebi budur. Fütuhatı Mekke’yi İbn Arabi on senede Mekke’de yazıyor. Sonra Peygamber Efendimizin manada kendisine: ‘senin ilmin yalnız Anadolu’da anlaşılabilecektir, git ilmini Anadolu’da yay’ dediğini söylüyor Çünkü kuvvetli bir ilim anlatacaksın Anadolu yegane müsait yerdir, diyor. İbn-i Arabi onun üzerine Anadolu’ya geliyor. Mevlana’da Anadolu’ya geliyor. Bu sultanların geçtiği ve kaldığı yerlerde hiç kurtuluş savaşı olmamış düşman ayağı basmamış. Çok enteresan Sivas’a bakın, Konya’ya bakın mesela, Malatya’ya bakın.

-Malatya’da kim var?

Hem Hz. Mevlana Hem İbn-i Arabi gelmişler bir dönem. Sonra Mısri Niyazi orada yaşamış Hacı Bayrım-ı Veli, Üftade hazretleri, Aziz Mahmud Hüdayi, Yunus Emre, Merkez Efendi, Yahya Efendi, gibi Anadolu’yu aynı mananın çeşitli yorumlarıyla etkilemiş, sultanlara mürşitlilk yapmış ve günden güne artan tesirleriyle hepimizin kalbinde Allah aşkı ve Peygamber sevgisi, Kuran idraki uyandırmışlardır.

-İbn-i Arabi hepsinden eski mi?

Hepsinden eski, Mevlana’dan elli sene önce, Ama Hz. Şems’le, İbn-i Arabi’nin karşılaştıkları söyleniyor. Size şunu da söyleyeyim, bana: ‘İbn-i Arabi mi Mevlana’dan, Mevlana mı İbn-i Arabi’den etkilenmiştir?’ Diye bir soru geldi Cevabını Amerikalı bir profesör arkadaşım verdi. ‘Aynı kaynaktan besleniyorlar niye birbirlerinden etkilensinler?’ dedi. Tabii hepsinden önce Ahmet Yesevî hazretleri var.

-O nerede?

Türki cumhuriyetlerde.

-Hepsinin kökeni Ahmet Yesevi mi?

Tasavvufun hakikati, Peygamber’in yaşam biçimidir. Fakat peygamber yaşadığı sürece tasavvuf diye bir ilim olamaz zaten yaşantısı ortada. Bütün tarikatların ilmi Hz. Ali’den gelmiştir. Tasavvuf, ahlak-ı Muhammedi’yi Peygamber gibi yaşamaya çalışmak, aynı zamanda dünyadaki vazifeleri ihmal etmemek ve bunları Hz. Ali’nin öğrettiği ilim sayesinde yapabilmektir. Bu arada büyük mutasavvıflardan Harakânî Hazretlerini de anmak lazım.

En son hocam Kenan Rifai Hazretleri çok büyük bir arif. 8 lisan biliyor, hatta 4 tane şeyhülislam onun evladı olmuş. Bu konuda İlahiyat fakültesinde yapılmış bir araştırma var. Şeyhülislama, ‘niye sarıklı cübbeli değil de böyle şık bir beyefendiye gidiyorsun, ondan ne öğreneceksin şeyhliği bile değişik’ dediklerinde şeyh, ‘Diğer şeyhlerin ilmi bende de var. Ben Kenan Bey’in ilmini öğrenmeye gidiyorum’ diyor. Son Şeyhülislam, devrin dini lideri padişah bile ondan fetva alıyor. Ve şunu söyleyeyim Hocamın en büyük vizyonu bu sözdür ki, bir gün tekkeler kapatılabilir, ama tasavvuf akademilerde öğretilecektir.

-Siz onun öğrencisi oldunuz mu?

Ben doğmadan iki sene önce vefat etmiş ben kendisini, annem babam ve hocam Samiha Ayverdi’den, öğrendim. Samiha Ayverdi hocamı en iyi temsil eden öğrencisi, aynı zamanda yazar, tarihçi, mutasavvıf.

-Mevlevi mi?

Hem Rifai, hem Mevlevi, hem Kadiri, hem Şazeli, birleştirici, bize de onu empoze etmiş. Kendisi de diyor ki: Ben daha sonra dünyaya gelmiş olsaydım üniversitede hoca olmayı tercih ederdim. Kendileri, Milli Eğitim camiasından, Medine dahil birçok bölgede Milli Eğitim müdürlükleri yapmış bir öğretmen ve tekkeler kapatıldığında ilk uyan, yapanın ve yaptıranın Allah olduğunu öğreten bir büyük mutasavvıf.

-Onun hocası kimmiş?

Kenan Rifai hazretlerinin birkaç hocası var Hz. Ethem annesinin de mürşidi. Bakın çok mühim Kenan Rifai hazretlerinin gerçek mürşidi annesidir ama icazet aldığı öğretmenleri vardır.

-Annesinin adı ne?

Hatice Cenan Hanımefendi.

-Asıl Mürşidi annesi mi?

Evet İbn-i Arabi’nin de kadınlardır mürşidi. Onun için İbn-i Arabi’nin Şam’daki mezarına giderseniz ağırlıkla olarak kadınların orada dua ettiğini görürsünüz. Kendi 40 öğrencisinin çoğu da kadındır.

Hz. Ethem şah o. Hz. Şems diyor ya ben iki kişi için geldim, Hz. Ethem’de, ‘ben de valide sultanla Kenan için geldim bu aleme’ diyor, onlara Kadirilik edebi, terbiyesi öğretiyor.

-Kadirilik nedir?

Kadirilik Abdülkadir Geylani’den gelen ve ilmin hakim olduğu bir tarikat. Daha sonra hocam Medine’de öğretmenlik yaparken, okul müdürlüğü yaparken Ahmet Er Rifai’nin torunundan Rifailik icazeti alıyorlar. Aynı zamanda Peygamber Efendimizin bulunduğu Mescidi Nebevi’nin şeyhi o beyefendi. Yine Ahmet Rifai onun da adı. Bir gün Bursa’da vazifeliyken (çok güzel keman, piyano ve ney çalıyorlar), kendisine ait ‘Taştı can bahri’ ilahisini okuyor ve kemanla çalıyor. Bu sırada Nilüfer çayı taşmaya başlıyor. Bir Şazeli şeyhi – ki Şazeli olağanüstü demek, Afrika’dan gelen bir tarikat-, bu hale şaşarak, hocamızın kendisinden daha çok bu vazifeye liyakatı olduğunu düşünüp kendisine Şazeli icazeti veriyor. Bu arada, İstanbul Fatih’te açtığı tekkesinde Mesnevi şerh ediyor. Ve hali ile anlatıyor. Böylece kendisine Mevlevilik icazeti de veriliyor. Böylece dört tarikatın anlayışını birliyor. Zaten diyor ki, ‘tarikatın önemi yoktur, yoldaşın, arkadaşın, sana yol gösterenin önemi vardır. Onlar Kur’an’a ve Hadis’e uyduğu sürece seni doğru yola götürürler. İsim önemli değildir, hepsini birleştirin’ diyor biz de onun için çalışıyoruz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Mevlânâ'nın kedisi ve yeni ay

Canım Okurlarım,

Uzun zamandır yoğunluktan yazamıyordum... Satürn’ün 2023 Şubat ayına kadar vedik astrolojiye göre defalarca Oğlak burcunda düz ve ters dönüşü sayesinde herkes adaleti yaşayacak...

Herkes hak ettiklerini yaşayacak ve iyi ya da kötü ektiklerini biçecek!

Hatta bu süreçte kendi yağında kavrulup iyi ya da kötüye karışmayarak suya sabuna dokunmayan, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığında olan, yardıma muhtaç bir hayvana bir torba mama ya da yardıma muhtaç bir insana gerçek anlamda o kişiyi rahatlatacak parayı veremeyenler de aynı şekilde derslerini alacak...

2021 Yılı savaşlar, depremler, doğal afetler, ülkelerin iç ve dış çatışmaları, büyük patlamalar ve sene sonunda adeta 3. Dünya savaşı duygusu yaşatan görüntüler ile dolu bir yıl olmasının yanında:

Kanser, AIDS ve uzun yıllardır tedavisi bulunamayan bir çok hastalığın da tedavisi, aşısı ya da ilacının bulunduğu veya bulunmaya başlandığı bir yıl olacağını astrolojik olarak öngörüyorum.

Bunun yanında Amerika, Çin, Uzak Doğu, Hindistan, Rusya ve İngiltere çok zor süreçlerden geçerken Türkiye’nin değişim dönüşüm yenilikler ve yeni başlangıçlar ile kendi içinde yenilenme döneminin tohumlarını atacağını astrolojik olarak söyleyebilirim.

Ben yatırım danışmanı yada finans uzmanı değilim. Bu kesinlikle bir yatırım tavsiyesi değildir ama astrolojik olarak Bitcoin için 18 Mayıs 2021 tarihinde çok pozitif bir açı var. Öncesinde dalgalanma yada zor şeyler yaşayabilir ama 2021 Nisan sonu, Mayıs ve Haziran ayının başı döneminde BitCoin dünyada kabul edilmesi görülmesi, iş ortaklarının artması ve daha güvenli bir noktaya taşınması ile ilgili kesinlikle adımlar atılacağını ve bir yükseliş yaşayabileceğini öngörüyorum.

Asıl 13 Haziran 2022 tarihi dönemi 2 ay öncesi ve 2 ay sonrası Bitcoin için çok iyi bir dönem ama 2023 Ocak sonrası zor bir süreç yaşamaya başlayabilir ve 2025 Mayıs ile 2028 Nisan arasında Bitcoin çok zorlu bir sürecin içinden geçeceğini öngörüyorum.

Yazının Devamını Oku

İstanbul depremi, depremler tekrar edecek mi?

CUMHURİYET BAYRAMI.

İlk öncelikle aslında her gün kutlamamız gereken, “Cumhuriyet Bayramı”mızı kutluyorum.

Size bu satırları 29 Ekim 2020 tarihinde; yani doğum günümde yazıyorum.

Annesi 19 Mayıs doğumlu, ailesi tam bir Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk aşığı olan bir insan olarak Atatürk’ün ışığında doğduğum için çok şanslıyım.

HZ.MEVLÂNÂ İLE İLGİLİ ROMANIM

Daha önceki köşe yazılarımdan hatırlayacağınız üzere Atatürk’ün ve Hz. Mevlânâ’nın astroloji haritalarını incelemiştim.

Hz. Mevlânâ’nın şu an Ay‘ına tam 2020 Kasım ayında Jüpiter transit edecek. Bu yüzden, UNESCO’nun akredite ettiği, “Uluslararası Mevlâna Vakfı” ve Hz. Mevlânâ’nın ailesinin de bana destek olduğu, 6. kitabım olmasına rağmen ilk romanım olacak olan Hz. Mevlânâ ile ilgili yazdığım kitabı bu 18 Kasım’da sizlere sunacağım. Bunun için gerçekten çok heyecanlıyım çünkü şu ana kadar okuyan kişilerden aldığım geri dönüşler beni çok mutlu etti ve inanılmaz cesaretlendirdi. Hep beraber neler olacağını göreceğiz.

 

İZMİR VE İSTANBUL DEPREMİ

Yazının Devamını Oku

Donald Trump, Ateş Ve Gerçek Astroloji

Canım Okurlarım,

Öncelikle bütün Hatay’a çok geçmiş olsun demek istiyorum. En son yazdığım yazıda Antakya bölgesi diyerek, İskenderun ve Hatay bölgesini de kastederek tutulmaların ve Mars’ın etkisini vurgulamıştım. Maalesef öngörülerim gerçekleşti.

Ekim 2020’nin Merkür ve Mars’ın ters döndüğü, sayısız insanın kavga edeceği ve müthiş anlaşmazlıkların ortaya çıkacağı bir dönem olduğunu söyleyebiliriz. Bu dönemde teknolojik şirketler ve her türlü elektrik olayları için sevimsiz bir dönem olmasının yanında, medya kuruluşlarını hatta siyaset ve ünlüler dünyasını da şok edecek haberlerin gündeme geleceği bir dönem diyebiliriz.

2020 Eylül sonu Satürn’ün düzdönmesi ile 2023 Şubat ayına kadar çok sert geçecek bir dönem içindeyiz. Ateş, yangınlar, saldırılar, terör, savaşi doğal afetler, ekonomik sıkıntı... Malesef astrolojik olarak görünenler bunlar...

Lakin bütün bu söylediklerimin asıl doruk noktasını 30 Kasım ve 14 Aralık 2020 tarihlerinden 15 gün öncesi ve sonrasında yaşayacağız!

Hatay’da olanlardan çıkaracağımız sonucu da göz önüne alacak olursak 30 Kasım ve 14 Aralık tarihlerinden itibaren:

30 Kasım -15 gün öncesi ve sonrası- özellikle Edirne ve Türkiye’nin tüm batı sınırı bölgeleri, Ege ve Trakya bölgesinde, doğal afetler ve çatışma ya da silahlı olaylar yahut patlamalar olabilir.

Hatay, İskenderun, Osmaniye, Antakya, Adana, Mersin, Kahramanmaraş, Niğde, Nevşehir, Kayseri, Yozgat, Aksaray, Kırşehir, Çorum, Amasya, Sinop, Ankara, Çankırı, Kastamonu illerinin bulunduğu bölgeye haritadan bakarsanız hepsinin yukardan aşağıya tam bir hiza içinde olduğunu görürsünüz... Bütün bu bölgeler ve şehirlerden tutulmanın etkisi geçiyor ama bir de bu çizginin tam üstünden pluta ile chiron -yani devlet ve acı birleşimi- Bartın, Zonguldak, Karabük, Düzce, Bolu, İzmit, Kocaeli, Sakarya, Yalova, İstanbul, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve Çanakkale bölgelerine yansıyor, hatta tüm Karadeniz’e  yansıma da yapıyor ve etkisini ortaya çıkartıyor! Buralarda doğal afetler, her türlü “ATEŞ!”, yangınlar, depremler ve silahlı olaylar veya patlamalar olabilir.

Açıkçası Türkiye 2021 yazında yine “Ateşler!” dolu bir yaz geçirecek gibi görünüyor!

Yazının Devamını Oku

KAOS: YUNANİSTAN, AZERBAYCAN, İRAN VE AMERİKA

Canım Okurlarım, İçinden geçtiğimiz bu süreci daha iyi anlamanız ve aynı zamanda astrolojik olarak da gelecek yıllara dair öngörülerimi detaylı olarak öğrenmek adına lütfen önceki köşe yazılarımı da okuyun...

COVID-19 SÜRECİ

Bildiğiniz üzere 2020 Ocak sonu Satürn’ün Çin’in Ay burcunun olduğu evine girmesi ile dünya yeni tip korona virüsünden (SARS-CoV-2) ve bu yeni tip korona virüsünün yol açtığı COVID-19 hastalığından çok etkilendi. Mayıs ayında Satürn’ün ters dönerek etkisini düşürmesi ile bir nebze rahatladı. Şimdi eylül sonu Satürn’ün düz dönmesi sonucunda bütün dünya 2020 Ocak, Şubat ve Mart, Nisan aylarını tekrar yaşayabilir. Bu sırada Jüpiter 13 Eylül 2020’de düz dönmeye başladığında ve Rahu ile Ketu’nun daha önce bütün hastalıkların şifasının bulunduğu zamandaki yerlerine geçmeleri ile ilaç ve aşılar ortaya çıkacak ve bu ilaç ve aşıların daha iyi halleri 2022 Mart ayına kadar güncellenmeye devam edecek! Bu sırada Satürn’ün olumsuz etkisi; 2020 Kasım sonunda Satürn’ün yanına Jüpiter’in gelmesi ile düşecek ve bu süreç 2021 Mayıs ayına kadar sürebilir. Lakin, COVID-19 sürecinin bitişi 2020 Mart ayındaki köşe yazımda belirttiğim üzere 2023 Ocak sonrası; hatta 2023 Mayıs sonrası olacaktır.

PROTESTOLAR, KAOS VE ÖZGÜRLÜK SAVAŞLARI

Eylül 2020 sonunda, öncesi veya sonrasında, dünyada savaş ve gerginlikler başlayacak; hatta protestolar ve özgürlük mucadeleleri, iç savaş ve ayaklanmalar kendini gösterecek. Lakin asıl 2020 Kasım ile 2021 Temmuz arasında bütün dünyada inanılmaz büyük protestolar, erken seçimler, belirsiz seçimler, başkanlara suikastler, bombalar, iç ve dış savaşlar ve büyük ayaklanmaların bütün dünyanın her yerinde ortaya çıkacağı astrolojik olarak görünüyor!

Savaşlar ve Doğal Afetler

Kuzey ve Güney düğümleri -Rahu ve Ketu- 18 ayda bir yer değiştirir ve oldukları yerlerde Güneş ve Ay tutulmaları olur. Özetle çok büyük değişimleri ve farklı alanlarda konuları gündeme getirirler.

Astrolojik öngörülerime göre, 20 Eylül 2020 ile 2022 Nisan arası Türkiye’nin düşmanlarının artacağı, düşmanları ile uğraşacağı, başarıları ve yatırımlarından elde edeceği kazançlar ile ilgili mutlu olmayacağı görünüyor. Özellikle Türkiye için stresli, gergin ve uykusuz bir dönemin işaretini veriyor. Özellikle hastaneler, mahkemeler, deniz aşırı uzak ülkeler, sosyal medya, internet, televizyon ve insanların dünyadan koptuğu noktaların çok daha fazla gündemde olacağı bir dönemi gösteriyor. Ekonomik olarak çok tatsız olacağı ve birçok bankanın sıkıntı yaşayacağı görünüyor.

 

Yazının Devamını Oku

Dünya Cinsel Sağlık Günü: Prof. Dr Mehmet Z. Sungur

Canım Okurlarım,

Bugün 4 Eylül Cinsel Sağlık Günü...

Her şeyden önce bu söyleşiyi yapmış olmaktan ve kendisi ile dostluğumun olmasından onur duydum

İstanbul Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi İstanbul

Kognitif Davranış Terapileri Derneği (KDTD) Başkanı

Avrupa Davranış ve Kognitif Terapiler Birliği (EABCT) Eski Başkanı

Uluslararası Bilişsel Terapiler Birliği (IACP) Eski Başkanı

Bilişsel Terapiler Akademisi (ACT) Kurucu Üyesi, Eğiticisi ve Diplomatı

Beck Enstitüsü (BI) Uluslararası Danışma Kurulu Üyesi

Yazının Devamını Oku

Erkek Çocuğu Olarak Cinsel Tacize Uğradım!

Canım Okurlarım,

İçinden geçtiğimiz bu dönem beni bazı şeyleri net bir şekilde yazmaya zorluyor!

Son dönem kadına yönelik fiziksel şiddet, cinsel tacizin yanında erkek çocuklarının da yaşadıklarını görüyoruz.

Ben kendi çocukluğumda yaklaşık 13 yaşımda iken bir yerden bir yere gitmem gerekmişti. Taksiye bindiğim zaman bir amcanın arabasına bindim. Ve inanılmaz şekilde bana cinsel tacizde bulunduğu zaman ilk başta beynim algılamak istemedi ama amacını anladığımda kendimi arabadan attım...

Sayısız arkadaşım ve akrabam ile yalnız başımıza erkek erkeğe konuştuğumuz zaman bana çocukluklarında cinsel saldırı, istismar hatta tecavüze uğradıklarını anlatmıştırlar.

Türkiye’de sadece kadınlar değil aynı zamanda erkekler de inanılmaz bir şekilde cinsel şiddet, tecavüz ya da tacize uğruyor. İnsanların cinsel yönelimlerinin farklı olması cinsel tacize uğraması için neden değildir? Sonuç olarak cinsel eğitim, farkındalık ve bilinçlendirmenin daha fazla eğitimlerimiz de olması gerekli... 

Astroloji yorumlarımdan önce söylemek istediğim çok önemli bir mesele var:

Lütfen morali bozulacak, felaket tellallığı yapıyorsun diyecek, dediklerim çıktıktan sonra ‘elin kırılsaydı da yazmasaydın!’ gibi sanki yazarak ben yapıyormuşum gibi şeyler söyleyecek insanlar okumasın beni de takip etmesinler.

Siz hava durumunu sunan kişiye sağanak yağmur yağacak dediği zaman neden böyle bir şey söyledi diye tepki gösteriyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

Sınırlarımız Genişleyecek, Petrol, 2021 VE ÇİP

2021 Yılı daha kötü mü olacak?

Canım Okurlarım,

Bu soruyu her gün alıyorum.

Yalnız ilk başta şunu söylemek istiyorum:

Türkiye’nin toprakları kesinlikle genişleyecek!!!

Öncelikle tekrar söylüyorum! 2018 ve 2019 da yazdığım astrolojik öngörüm TÜRKİYE'NİN TOPRAKLARI VE SINIRLARI HATTA DENİZ SINIRLARI GENİŞLEYECEK! PETROL'Ü YA DA BAŞKA MADENLERİ KENDİ ÜLKEMİZ DE YA DA DIŞ ÜLKELERDE ÇIKARTACAĞIZ YA DA ONLARDAN HAK ALACAĞIZ!!! Bu 2022 Nisan öncesi görünebilir ama asıl 2023 sonrası!

Astrolojik olarak Türkiye sınırlarında 2022 Nisan öncesi etkisi başlayarak 2023 sonrası kesin olarak bir genişleme görüyorum. Bu sınır genişlemesi deniz sınırı genişlemesi ve aynı zamanda toprak sınırı genişlemesi ve başka ülkelerin bize kendi ülkelerinde toprak vermesi  gibi farklı olasılıklar olabilir!

Bu arada Türkiye'nin sınırlarının genişleyeceğini astrolojik öngörü olarak yıl önce yine yazmıştım ve defalarca söyledim. Bunu yeni yazmıyorum!!!

Astrolojik öngörüm Türkiye Deniz'den veya topraktan Petrol 'ü veya yeraltı madenlerini Türkiye çıkartacak ya da başkasına çıkarttırıp hak alacak! Bunun pozitif yansıması 2023, 2024, 2025 yıllarına yansır ! Tabii dilerim daha öncede olur! 2022 Nisan öncesi ya da sonrasına bekliyorum!

Yazının Devamını Oku

Astrolojik Tutulmaları ile DARK 2020 Yazı: Belirsizlikle Barışmak

Canım Okurlarım, Dark dizisine ve şu an ki dünyanın içinde olduğumuz astrolojik etkiyi gördüğüm zaman 2020 yaz ayları ve tüm yıl bana Dark dizisinin tezahür etmiş hali gibi geliyor.

Çünkü her şey birbirine bağlantılı bir şekilde devamlı geçmişe ve geleceğe gidip geliyoruz. Bu düzlemde günden güne daha fazla gerçekler ortaya çıkarak her şeyin derinlerindeki kişiler yüzlerini gösteriyor. Her bir ülke birbirinin paralel yaşamı gibi paralel boyutları bizlere yaşatıyor. Sonuç olarak 2020 ve 2021 yılının sonundan sonra dizi bitecek ama etkisi 2023 Ocak sonuna kadar bizi etkileyecek gibi duruyor. 2020 ve 2021 yılları dönemi politikacılar için tehlikeli ve skandallar ile dolu bir dönem...

Yaşam aslında her an bizimle eşzamanlılıklar ile konuşuyor. İçinden ilerlediğimiz yaşam insanlar için şefaflaşarak şok edici bir hal alıyor.

Armağan Çağlayan’ın youtube programında Murat Övüç ve Selin Ciğerci ile yaptığı röportajları seyrettiğim zaman ‘işte budur.’ dedim...

Herkes son derece samimi, açık dürüst ve hiçbir şeyini saklamadan söylüyor.

Tüm dünyada ünlüler dünyasında neler neler var herkes biliyor. Lakin niye ise Uluslararası Seks Federasyonu’nun kabul ettiği bütün dünya bilim insanlarının doğal yönelimlerine televizyonlarda çarpık ilişki diyerek cehaletin doruğunu yaşamaktan utanmıyorlar. Şu ana kadar herkes üstünü kapata kapata ilerlemeye alıştığı için sosyal medya fenomenlerinin gerçekten yeni çağın gerçek ünlülerinin yani sevilen ve takip edilen insanlarının dürüstlüğüne medyanın alışması zaman alacak gibi...

Eskiden belli gazeteler, televizyonlar varmış. Onlar kimleri öne çıkarırsa o kişiler ünlü sayılıyormuş. Bence gerçek ünlülük onlar değil şu an ki sosyal medya ile ünlü olan insanlar. Gerçek Celebrity olmak demek çoğunluk tarafından sevilmek demek....

Tabii gerçekte artık dünyanın istediği bu şeffaflık! Dünya gerçeklere aç! Ateist nüfusun dünyada en çok olduğu ülkenin İran olduğunu düşünecek olursak insanlar özgürlük istiyor.

Dayatmalar, korkutmalar ve kısıtlanmış bilinç kalıpları artık dünyada barınamıyor.

Yazının Devamını Oku

Hayatımızı aydınlatan insanlar: Kerim Güç

Canım Okurlarım,

Bazı insanların korkusu, düşük bilinci ve içindeki kötülüğün onları ele geçirmesi ile gerçekten hayatımızı karartmaya can ve baş ile çalışıyorlar.

Benim iyilik yaptığım, hiçbir karşılık beklemeden iyilik yapıp köşemde yazdığım paylaştığım bazı kişiler arkamdan hemen işler çevirip beni kötüleyen paylaşımlar yapmışlar. Bunun dışında farklı astrolog ve kişisel gelişimciler bazı şirket ve kuruluşlara ‘Can ile çalışırsanız sizinle çalışmam!’ diyormuş. İnsanlar da ‘Neden peki?’ dediği zaman: ‘Ben kendisinden hiç hoşlanmıyorum v.s.. ‘ diyormuş... Bunların hepsi tamamen yıllardır ritmik olarak defalarca sayısız olayı tarihi tarihine astrolojik olarak bilmem ve sosyal medyamın çok daha güçlenmesi ile arttı...

Tabii bu insanlara kızmıyorum. Özellikle bu dönem bütün gezegenlerin aynı anda ters dönmesi ve tutulmaların insanların tüm içlerindeki gerçekleri ortaya çıkartan yıldızlarda olması ile yaşadıkları süreçten kaynaklanıyor.

Bu dönemde aldatıldığını öğrenenler, hiç beklemediği insanlardan kötülükler görenler inanılmaz bir sayıda... Çok şükür her gün benim yaşantım daha iyiye gidiyor.

Çünkü ben herkesin iyiliğini istiyor ve iyilikten vazgeçmiyorum.

Özellikle bu dönem lütfen kimseye borç vermeyin, kefil olmayın ve imza atacağınız her şeye bütün bu yaz boyunca çok dikkat edin.

Bu dönem herkes bir ev alma telaşına düştü ama ben astrolojik olarak Eylül ayına kadar ev fiyatlarının dahada düşeceğini düşünüyorum.

2020 yılının 13 Eylül tarihi sonrası bütün yaşadığımız zorlu gergin süreç rahatlamaya başlayabilir. Lakin tabii o zaman da kasım ayının ortasına kadar dikkat etmek gerekli...

Yazının Devamını Oku

Annemi Babam Öldürdü mü? Gezegenler Ters!

Canım Okurlarım,Sonunda aylardır gezegenlerin bizi hazırladığı bu dönemin etkilerini hissettirdiği dönüşüm dönemine geldik.

 

İçinde olduğumuz mayıs ayından kasım ayına kadar bütün gezegenler tek tek ters dönecek hatta bazıları aylarca ters dönmeye devam edecek.

Eğer gezegenlerin ters döndüğü dönemde neler yapmamız gerektiğini doğru bir şekilde anlarsak her şey çok daha kolay bir şekilde akar.

Ben bir yıl öncesinden sosyal medya hesaplarımda bütün takipçilerimin de şahit olduğu üzere herkese 2020 Mart sonrası ile Kasım arası evlenmeyin ve düğün planlamayın dedim.

Herkese evlenecekseniz 2019 Eylül ya da Ekim ayında evlenin. En geç Aralık, Ocak sonu veya Şubat başı evlenin diye söyledim. Bunun dışında çaresiz son dönemde iyi tarih istenildiğinde 29 Mart tarihini de vermiştim ve benim 29 Mart tarihime uyarak evlenme hazırlığı yapan pek çok kişi bir hafta sonrasında benim sayemde nikahını kıydırabildiğini bana yazdı... Eğer yaza hazırlık yapsalardı, evlenemeyeceklerinden dolayı herkes bana teşekkür etti.

Benim verdiğim uğurlu tarihlerde banka hesabı açan ya da yeni şirket kuran hatta sosyal medya hesabı açan insanlar yaşadıkları inanılmaz pozitif gelişmelerden dolayı devamlı herkes benden tarih istiyor. Lakin açıkcası artık 2020 yılının kasım ayının sonuna kadar başka bir tarih veremiyorum

Önümüzdeki dönem tek uğurlu ve iyi tarih 18 Kasım sabah 09:00, öğleden sonra 15:00 ve 19:00 sıraları ama saati ile ilgili henüz hala üstünde çalışıyorum. Tam içime sinen uğurlu saat aralığını instagram sosyal medya hesabımda paylaşacağım.

Peki ne oluyor? Ne istiyor bu gezegenler?

Yazının Devamını Oku

AŞK101 dizisi, karantina bitişi ve evde mutluluk

Canım Okurlarım,Yaşadığımız bu karantina döneminin yani Covid19 sürecinin ne zaman biteceğine dair astrolojik yorumumu herkes devamlı bana soruyor. Bununla ilgili sosyal medya hesablarım da ve olayların ilk başında köşe yazımda yazmıştım ama yine de net anlaşılması için madde madde yazayım.

 

Bu arada birçok astroloğun bu döneme dair bildiklerine dair yorum yada konuşmalarını gördüm ama hiç kimsenin benim bundan yıllar önce 2017 Hürriyet ve 2018 CnnTürk köşe yazılarımda 2020 3. Dünya savaşı başlıkları yazılarımda bütün dünyayı etkileyecek süreç kadar net bir yazı ya da konuşma görmedim.

Covid19 hastalığı yani Corona virüsünün dünyada ve Türkiye'de bitişi:

1- 4 Mayıs 2020 sonrası Mars ve Satürn ayrılacağı için dünyada çok hafif bir rahatlama olur ama karantina tam bitmez.

2- 5 ve 21 Haziran ve 5 Temmuz 2020 tutulmaları ile dünya doğal afetler ile birbirine girer, gerginlik depremler, yeni virüs, ekonomik krizler ya da ayaklanmalar olabilir ama dünya sonrasında sakinleşir.

3- Ağustos 2020 sonrası virüs ve bütün süreç ile ilgili ciddi rahatlamış olur.

4- Eylül ve Ekim 2020 yeni bir virüs ortaya çıkabilir ama aynı zamanda şu an ki korona virüsü mutasyona uğrayarak etkisini kaybetmeye aynı zamanda bulunan ilaçları bütün dünyaya dağıtılmaya başlayabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Corona pozitif hastası ile röportajım!  

Canım Okurlarım,Arkadaşım Corona virüsüne yakalandı yani Covid-19 Pozitif oldu.

Elbette herkes için üzülüyorum ama insan tanıdığı birisi olduğu zaman ve onunla paylaşım içinde olunca durumun ciddiyetini daha iyi anlıyor.

Herkesin daha çok bilgilenmesi ve asıl bu süreci yaşmış bir kişiden öğrenmesi için kendisinden benimle röportaj yapmasını rica ettim ve sağ olsun kabul etti.

Türkiye’nin en gözde ünlüleri ile önde gelen, hatta Ricky Martin ile bile çalışmış, birbirinden değerli projelerinde imzası olan , Sezen Aksu, Mustafa Sandal, Gülben Ergen, Hülya Avşar, Zeynep Bastık, Serdar Ortaç ve hatta dünyada birbirinden ünlü isimlerinde gelip albümlerini yaptırdıkları, ses mix mastering mühendisi Tarık Ceran’ın ablası Zuhal Ceran ile yaptığım röportajla  sizleri baş başa bırakıyorum.  

 

-Zuhal bir tanem ilk önce okurların seni tanıması için kendinden ve yaptığın işlerinden kısaca bahseder misin? 

23 Yıllık bir organizatör geçmişim var halen devam eden.  Menejerlik organizasyon, bayi toplantıları festival organizasyonları, söyleşiler gibi özellikle Türkiye'de Lider Star olan yüzlerce ünlü simayla Türkiye geneli ve pek çok ülkede Konser Organizasyon ve Sosyal Sorumluluk projelerim ve sergi çalışmalarının yapımcılığını gerçekleştirdim. Hayatımın en eşsiz imzalarında birinci sırada olan ise Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflar ve en eşsiz belgelerinden olan 57 yıl gün yüzüne çıkarılmamış belge ve fotoğrafların topluma , Sayın Genel Kurmay Başkanlığımız nezdinde gerçekleştirdiğimiz Atamıza Sergi çalışması ile sunulmasıydı. Kadına Şiddet alanında olmak üzere Birleşmiş Milletler (UNFPA) nezdinde 8 Martın dünya kadınlar günü gibi insanlığa hizmet için gerçekleştirdiğim pek çok projede liderlik yaptım yapımcı olarak. 

Antalya Altın Portakal İzmir Enternasyonel fuarı gibi pek çok noktada sergiler ve sosyal projelere liderlik yapıyorum. Özellikle Sosyal  Sorumluluk  projelerim dalında en değerli ödüllerle taçlandırılırken daima lider projelerle Türkiye'de Sağlık Bakanlığı (TÜHİD Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) Sivil Toplum kuruluşlarından en başarılı Sosyal sorumluluk Projeleri olarak ödüllere layık görülen çalışmalar gerçekleştirmeye devam ediyorum. 

 

Yazının Devamını Oku

İnsanların özgürlüğünü elinden alamazsınız!

Canım Okurlarım,Bu yazıyı yazsam mı? yoksa yazmasam mı? çok düşündüm.Lakin en sonunda dürüstlük şefaflığın en doğru ve şifalandırıcı meziyet olduğuna inandığımdan yazmaya karar verdim.

 

Dün Türkiye’nin önde gelen ve en çok sevilen isimlerinden bir tanesi Esra Ceyhan ile sosyal medya hesabımızda canlı yayın yaparken de bu konuyu konuştuğumuz da yine anlattım.

Konuşmamız esnasında Esra Ceyhan, bu dönem havai fişeklerin atıldığını ve bunların kuşların ölmesine birçok türün zarar görmesine neden olduğundan bahsetti.

Ben de buradan bu konu ile ilgili yetkilerin desteğini ve herkesin hassasiyetini rica ediyorum.

*

Corona sürecinin en başından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Evdekal’ demesine rağmen...

Benim çok sevdiğim, saygı duyduğum, hayran olduğum beğendiğim ve çok zeki olduğunu düşündüğüm Hülya Avşar’ın yürüyüşe çıkacağına dair paylaşımı, arkasından Murat Boz’un hava güzel diyerek dışarı çıkacağını sonra da kendi sitesinin içinde çıktığını söylemesi, Serdar Ortaç’ın Saba Tümer’in kendisine birbirlerini öpmemeleri gerektiğini hatırlatması ile dünya kaos yaşadığı sırada ‘Böyle şeylere inanıyor musun?’ demesi beni gerçekten şoka uğrattı...

Kurumsal hayat üstüne standup yapan Kaan Sekban ‘ın bir paylaşımını takipçilerim bana yolladı.

Yazının Devamını Oku

Corona virüsü 'Covid19' faydaları nelerdir?

Canım Okurlarım, şu an bütün dünya korkunç zor bir dönem yaşıyor, hatta bazı ülkelerin Türkiye’den çok daha zor bir durumda olduğu bu dönem elbette sıkıntılı bir süreç.

Lakin bildiğiniz gibi dünya’ya yaşam getiren ve en büyük başlangıcı yaptıran doğum süreci de çok sancılı bir süreçtir.

Dünya’da bir dualite içinde yaşadığımıza göre ‘Corona Virüsünün Faydaları Nelerdir?

Bunları madde madde yazmak istiyorum.

1. Şimdiden bilim insanlarının açıklamalarına göre ozon tabakası 15% iyileşmiş bir durumda... Eğer biz bu dönemi yaşamasaydık belki ozon tabakasının daha fazla zarar görmesi ile dünya’da çok daha fazla insan zarar görecek ve ölecekti. 

Belkide dünya yaşanamaz bir duruma gelecekti. Uçakların durması, arabaların çalışmaması yani özetle insanların evlerinden oturması ile dünya kendi kendini onarmaya ve iyileştirmeye başladı. Venedik'te nehirler temizlendi ve balıklar ortaya çıktı. 

Dünya’nın her yerinde doğa canlanıyor, zarar gören sular temizleniyor, yunuslar sahillerden görünüyor ve herkesin fark ettiği üzere hava temizleniyor. 

Bilim insanları ve bütün dünya medyası çok ciddi bir oranda havanın temizlendiğini açıklıyorlar. Hava kirliliğinin çok yoğun olduğu pek  çok şehirde artık hava kirliği yok. 

Özetle bu bölümü sayfalarca uzatarak yazabileceğim kadar çok dünyanın havasının, suyunun, doğasının ve her bir noktasının kendi kendini yenilediğini bilim insanları aslında sevinmeleri gerekirken dünyanın yaşadığı bu zor dönemden dolayı şaşkınlıkla izliyorlar. 

Yazının Devamını Oku

Oğlum Corona Virüsünden öldü!

Canım Okurlarım,

 

Öldü mü?

Evet öldü...

Oğlum mu?

Evet benim oğlum...

İlk başta hiçbir şey anlamadık. Başta nefes daralmaları ve halsizliği vardı.

Daha sonra bir gece aniden abdominal nefes almaya ve nefesinde çok ciddi sorun yaşamaya başladı.

Gece yarısı acil bir şekilde kendimizi veteriner hekimin masasında bulduk.

Yazının Devamını Oku

Corona Virüsü Kimleri Etkiler?

Canım Okurlarım,

Önceki yazımda anlattığım gibi Satürn temizliği temsil ediyor ve Türkiye’nin astroloji haritasında Satürn en yüksek ve en iyi konumda.

İlginç bir şekilde şu an Satürn kendi evinde ve aslında bütün dünya da temiz, düzenli, disiplinli, etik, adaletli, iyilik elçisi ve yaşamı destekleyici olmalarını istiyor.

Satürn 2023 Ocak ayının sonuna kadar temiz, disiplinli, öğretici, yaşamı destekleyen, öldürmekten kaçınan, iyilik peşinde olan, düzenli, adaletli ve etik insanları güçlendirecek, destekleyecek ve daha da bu konularda gelişmeleri için her şeyi yapıp onlara hediyeler verecek!

Lakin bu şekilde olmayan yani Satürn’ü kötü durumda olan insanları çok zorlayacak ve ciddi sınavlardan geçirecek...

Önümüzdeki 2023 Ocak ayının sonuna kadar Satürn yapılan bütün adaletsizliklere cevabını verecek ve adaletsiz, hırsızlık ve haksızlık yapan insanları inim inim inletecek!

Kuzey düğümü virüsleri temsil ediyor. Eğer bir kişinin astroloji haritasında Kuzey düğümü ölü ya da kötü durumda ise virüsler onu çok daha rahat etkiliyor ve mikrop kapabiliyor.

Bunun nedeni aslında öyle kuzey düğümü ve Satürn’ü iyi durumda olunca etrafında görünmez bir kalkan olduğundan değil.

Nedeni: kişi çok daha titiz ve temiz oluyor.

Yazının Devamını Oku

Prof. Dr. Tarık Şapçı: Bana bir şey olmaz deme...

Canım Okurlarım, Sizler için müthiş değerli, benim ve çok sayıda dostumun canımızı emanet ettiğimiz, tüm doktor arkadaşlarımın da övgü ile bahsettiği saygıdeğer Prof. Dr. Tarık Şapçı ile Corona Virüsü üzerine röportaj yaptım.

 

Son dönemde medya ve sosyal medyadaki bazı doktorların söylemleri içime tam olarak sinmemesi üzerine en güvendiğim isimlerden birisi ile bu röportajı yapmak istedim.

Bu röportajı 15 Mart 2020 Pazar günü yaptığımız için röportajın içindeki bilgi ve oranların o tarihe ait olduğunu vurgulamak istiyor ve sizi röportaj ile baş başa bırakıyorum.

-Corona Virüsü ile ilgili bazı doktorlar rahat olun, Türk genine bir şey yapmaz, abartılıyor gibi açıklamalar yaptılar. Siz ne düşünüyorsunuz?

Sevgili Can bu işin genle ilişkisi olduğuna inanmıyorum. Böyle bir sorunun cevabını ancak bilimsel çalışmalar verebilir, elimizde böyle bir veri olmadan, böyle bir dönemde, bu kadar hızlı bulaşan ve pandemi yaratmış olan bir viral enfeksiyon varlığında, bu şekilde konuşup halkı yanlış yönlendirmenin hata olduğunu düşünüyorum

Yazının Devamını Oku

Corona virüsü ne zaman bitecek?

Canım Okurlarım, Corona Virüsünü incelediğim sırada 14. Yüzyıllarda yaşanan Kara Veba ve Aids hastalıklarının aynı astrolojik etki ile ortaya çıktığını keşfettim.

Bunun yanında özellikle kimlerin daha çok virüslerden etkilendiğine dair astroloji de bir bilgi var.

Tabi bunun nedenini de sizinle paylaşacağım.

Kendi sosyal medya hesabımda bunun ilgili uzun bir video çekip paylaşmıştım ama şimdi yenilerini de paylaşacağım.

Astroloji haritada kuzey ve güney düğümünü 18 ayda bir yer değiştirir ve oldukları yerde Ay ve Güneş tutulmaları o 18 ay boyunca olur.  Lakin özellikle sizi isimler ile kafanızı karıştırmadan bazı yıldızlarda tutulma olunca hastalık, salgın, savaş, acı, yıkım v.s. gibi etkileri ortaya çıkartıyor. Sonuç olarakta 26 Aralık 2019 ve 10 Ocak 2020 tarihlerinde bu yıldızlarda tutulmalar oldu.

Satürn’de astroloji haritada hangi eve gelirse onunla ilgili sınavlar verir.

Astroloji haritada Satürn özellikle doğum haritasındaki Ay burcunun olduğu burca yani Ay’ın haritada olduğu eve gelince Sadesati denilen bir insanın, ülkenin, şirketin, ailenin veya doğum haritası olan herhangi biri her şeyin 30 yılda bir yaşadığı en zor süreci yaşar.

Çin şu an Sadesati yaşıyor. Benim Sadesati sürecim  25 Ocak 2020 de bitti ve bir sürü başka insanlar ve Çin Sadesatiye girdi. O yüzden 25 Ocak 2020 tarihinden hemen sonra bir sürü insan ve kuruluş çok zor korkunç şeyler yaşadılar.

Hayat böyle birşey bazı insanların zor dönemleri biterken başka insanların zorlayıcı dönemleri başlıyor. Bu da haritanızda transit halinde yani günümüzdeki Satürn gezegeninin hangi burçta olduğuna göre değişiyor. Sizin astroloji haritanızdaki Ay burcunuzun üstüne gelince Sadesati’ye girmiş oluyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

8 Mart 120 Kadının feci ölümü ile doğdu

Canım Okurlarım, Bütün kadim öğretilere göre asıl güç kadındır. Mitolojide en güçlü olan tanrıçadır.

Hz. Mevlana’nın dediği gibi:

‘Kadın Hak nurudur, sevgili değil, sanki yaradandır yaratılmış değil.’

Bu sözü bana Hz. Mevlana’nın 22. Nesil torunu Uluslararası Mevlana Vakfı başkanı Esin Çelebi Bayru söylediği zaman çok etkilenmiştim.

Bana hint mitolojisinde baş Tanrı Şiva ‘nın her şeyi hoş görmesine rağmen sadece Ana Tanrıça’ya saygısızlık edildiği için kainatı 18 kere dans ederek yok ettiğini ve arkasından Ana Tanrıça’nın tekrar yarattığına dair hikaye aklıma geliyor.

İnsan kendisinin dünya’ya gelmesini sağlayan Kadın’a karşı bukadar saygısız ve değerini görmezden gelmesi bence yaşama düşmanlığından başka birşey değildir.

Aile dizimi, tüm kişisel gelişim ve enerjisel öğretilerde yaşam kaynağı annedir yani kadındır.

İlla anne olmasına gerek olmadan kadın kendi başına anne olmasına gerek olmaksızın saf güç ve enerji kaynağıdır.

Her güçlü erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır sözü aslında erkeklerin bir tür makina gibi asıl güçlerini kadınlardan aldıklarının gerçeğinden gelir.

Yazının Devamını Oku

Yaşanmayan acı hastalık, saygı duyulmayan üzüntü düşman olur

Canım Okurlarım, Annemin 1999 deprem döneminde kaybolması ve birdaha asla ulaşamamamdan bu yana 20 yıl geçti.

Babamın annemin arkasından kalp krizi yaşayarak vefatı, arkasından ablamın kalp krizi geçirerek vefatı bana acı nedir öğretti.

Ailemin vefatının üstüne ‘Akrabanın yaptığını akrep yapmaz.’ Sözünün doğruluğunu yaşadım.

Sokakta kaldım, aç kaldım, kış günü elektirik olmayan, hiç bir ısıtıcı olmayan bir yerde ağlayarak aç günler geçirdim.

Kış boyu ayağımda yazlık yırtık ayakkabı, üstüm ceketsiz dolaştım.

Varlıktan yokluğa yokluktan sevgiye geçiş serüvenimde kayıp nedir yaşadım.

Şu an şehitlerimizin haberi ile canım çok acıyor... Allah rahmet eylesin... Hepimize ve ailelerine sabır diliyorum.

Onlar hepimiz için oradaydılar.

Suriye’de şehit olan kardeşlerimiz bana bütün kayıplarımı tekrar yaşatırken size kendi sürecimden öğrendiğim çok önemli bir şeyi paylaşmam gerektiğini hatırladım.

Yazının Devamını Oku