Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

bkatarci@hurriyet.com.tr

Yaş almak değil, yaşamayı bilmek

GALİBA yaş aldıkça siz de fark ediyorsunuzdur, ben artık daha sık ve ısrarla demans, yaşlılık, uzun ve sağlıklı yaşam konularında yazıyorum.

Haberin Devamı

Belki sadece siz okurlarım için değil, kendim için de!

Bir tür zihinsel ön hazırlık, belki de gecikmeden hayatı anlamlı yaşamanın yollarını hatırlamak ve hatırlatmak için…

Geçenlerde dostum Dr. Tayfur Yağcı ile öğle yemeğinde buluştuk.

Kendisi, yaş almanın sadece biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda ruhsal bir yeniden yapılanma olduğunu çok etkileyici bir şekilde anlattı.

Sohbet ilerledikçe hem bilimsel hem insani katmanları olan bir gerçeği konuştuk:

“Yaşlılık kaçınılmaz olabilir, ama nasıl yaşlanacağımız bizim elimizde.”

65 YAŞ ÜSTÜ SAĞLIKLI YAŞAMIN KODLARI

Tıpta son yıllarda yaşanan ilerlemeler, teşhis ve tedavi yöntemlerindeki gelişmeler insanların daha uzun yaşamasını sağladı.

Artık 50’li yaşlar ‘ileri orta yaş’ kabul ediliyor.

65 yaş ise çoğu insan için hayatın yeniden tanımlandığı bir eşik.

Haberin Devamı

Bu eşikte yapılacak küçük ama kararlı değişiklikler, hayatın geri kalanını hem fiziksel hem de zihinsel açıdan daha kaliteli ve bağımsız kılabilir.

KASLAR ZAYIFLAR, PEKİ RUH KALIR MI?

Dr. Yağcı’nın ilk altını çizdiği konu ‘hareket’ oldu.

“Kaslar yaşla zayıflar, kemikler kırılgandır, ama ruh enerjisi ve zihinsel keskinlik korunursa yaşam daha anlamlı kalır” dedi.

Haftada üç gün yürüyüş, yoga, yüzme gibi orta tempolu egzersizlerin hem vücut hem de beyin için gençlik iksiri olduğunun altını çizdi.

“Egzersizle kalp-damar sağlığı desteklenir, düşme riski azalır ve bir nevi yaşlılık geciktirilmiş olur” diye de ekledi.

YEDİKLERİNİZ HÜCRELERİNİZE İLAÇ OLMALI

Beslenme de yaşlılıkta ciddi dönüşüm geçiriyor.

Metabolizma yavaşladığı için az ama öz yemek şart.

Dr. Tayfur Yağcı’nın önerisi net:

“İlaç gibi yemek! Yedikleriniz hücrelerinize ilaç olacak kalitede olmalı. Omega-3, kalsiyum, D vitamini, bol lif ve doğal gıdalar olmazsa olmaz.”

Ayrıca iştah kaybı ya da diş sorunları nedeniyle yaşlılar çoğu zaman yetersiz besleniyor.

Bu da sadece fiziksel değil, bilişsel çöküşü beraberinde getiriyor.

OLMAYA DEVLET CİHANDA BİR NEFES SIHHAT GİBİ

Sağlık kontrolleri sadece hasta olunca değil, sağlıklıyken de düzenli yapılmalı.

Haberin Devamı

Özellikle şeker, tansiyon, kolesterol gibi değerlerin izlenmesi; göz ve diş muayeneleri, işitme testleri ihmal edilmemeli.

Dr. Yağcı’nın Tayfur’un hatırlattığı gibi:

“Kanuni Sultan Süleyman’ın o meşhur sözünü sadece hatırlamak yetmez. Hayata geçirmek gerek: Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi!”

SOSYAL HAYATTAN ÇEKİLMEK BEYNİ ERKEN EMEKLİ EDER

Yaş aldıkça fiziksel hastalıkların yanı sıra zihinsel gerileme de kapıyı çalabiliyor.

Demans, Alzheimer, depresyon…

Bunlar sadece genetik değil, aynı zamanda yaşam tarzıyla doğrudan ilişkili.

Kitap okumak, yeni hobiler edinmek, çocuklarla-torunlarla zaman geçirmek, arkadaşlarla oyun oynamak, sinemaya gitmek ya da bir şeyler üretmek zihni canlı tutar.

Haberin Devamı

Sosyal hayattan çekilmek ise beyni erken emekli etmektir.

UYKU, ‘SESSİZ DOKTOR’ DEMEK, NEDEN Mİ?

Kaliteli uyku bağışıklık sistemini güçlendirir, beyin onarımını sağlar.

Geceleri karanlık ve sessiz bir ortam, uyku düzeni, az ekran kullanımı önemli.

Dr. Tayfur Yağcı, uykuyu, ‘sessiz doktor’ olarak tanımlıyor.

Haklı da…

Zira, dinlenmeyen zihin gündüz yaşamı sürükleyemez hale gelir.

ŞU ANA KADAR YAZDIKLARIM SIKICI MI GELDİ?

Buraya kadar anlattıklarım size biraz ‘sıkıcı’ gelmiş olabilir.

Kurallı yaşam, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, kontroller…

Peki, insan böyle bir hayatta gerçekten mutlu olabilir mi?

İşte burada sohbetin en tatlı ve şaşırtıcı kısmına geldik.

Haberin Devamı

Tayfur Hoca birden gülümsedi ve şöyle dedi:

“Sağlığını riske atmayan her kaçamak yaşam enerjisidir. Bazen kural dışına çıkmak, gençlerle vakit geçirmek, yeni bir dil öğrenmek, aşık olmak, isyan etmek, dans etmek, sevilmek… Bunlar da yaş almanın iksiridir.”

Çok haklı…

SİZE YAZARKEN KENDİME DE YAZIYORUM

Bu yazıyı size yazarken aslında bir yanıyla kendime de yazıyorum.

Zihnimiz bizdeyken, yaşam enerjimiz yerindeyken, bedenimize ve ruhumuza özen göstermekten başka çaremiz yok.

Çünkü yaş almak kaçınılmaz, ama yaşlanmayı nasıl yaşayacağımız hâlâ bizim elimizde.

SAĞLIKLI YAŞ ALMANIN 10 SESSİZ REÇETESİ

Bunca yıllık deneyimlerim ve doktor dostlarımla sohbetten süzerek çıkarttığım 10 tavsiye:

Haberin Devamı

1. Her gün en az 30 dakika yürüyün. Havanın, ayak seslerinizle karışan ritmini dinleyin. Ayaklarınız sizi hayatta tutar.

2. Sofranızı sadeleştirin. Az ama kaliteli, mümkünse mevsiminde ve yerel ürünlerle beslenin. Gıdalarınız ilacınız olsun.

  1. Uykunuzu kutsayın. Yatmadan önce cep telefonunuzu değil, zihninizi kapatın.
  2. Dostlarınızı ihmal etmeyin. Yaşlılık yalnızlığa değil, dostluklara açılmalı. Sohbet hücreleri gençleştirir.
  3. Yeni bir şey öğrenin. Yaşınız kaç olursa olsun, beyninize hâlâ “Merhaba” diyebileceğiniz bir hobi ya da bilgi vardır.

6. Torunlarınızı değil, hayallerinizi büyütün. Yeni hedefler koyun. Emeklilik durmak değil, başka bir başlangıçtır.

7. Sevin, sevilin, sevişin. Yaş almak aşktan vazgeçmek demek değildir. Sevmek kalbin değil, ruhun yaşını belirler.

8. Korkmayın, kontrol edin. Doktora geç değil, erken gidin. Tahlillerden değil, ihmalden korkun.

9. Gülün… Mizah, en güçlü antioksidandır. Kendinize gülmeyi ihmal etmeyin.

10. Her sabah şunu sorun: Bugün bana iyi gelecek tek şey ne olabilir? Bir cevap mutlaka vardır. Onunla başlayın.

Yazarın Tüm Yazıları