Paylaş
İşte zona da bunlardan biridir.
Bir sabah uyandığınızda belinizde hafif bir yanma hissedersiniz.
Sanki derinizin altında görünmez bir canlı dolaşıyor gibidir.
Ardından ağrı başlar.
Sonra kızarıklıklar ve içi sıvı dolu küçük kabarcıklar ortaya çıkar.
Modern tıp buna ‘Herpes Zoster’ der.
Geleneksel Çin tıbbı ise daha farklı bir benzetme kullanır: “Uyanan Ejderha.”
Geleneksel Çin Tıbbı Akademisi mezunu ve uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yapan Dr. Alpaslan Bilen, Çin kültüründe ejderhanın yalnızca bir mitolojik varlık değil, aynı zamanda bedenin içindeki yaşam enerjisinin sembolü olarak görüldüğünü anlatıyor.
Binlerce yıllık geleneksel Çin tıbbı anlayışına göre, insan bedeninde ‘Ying’ ve ‘Yang’ adı verilen iki temel güç bulunur.
Biri sakinleştirici, diğeri harekete geçiricidir.
Sağlık, bu iki gücün dengesiyle mümkündür.
Denge bozulduğunda ise hastalık ortaya çıkar.
ÜZÜNTÜ SADECE KALBİ DEĞİL, AKCİĞERLERİ DE ETKİLER
Geleneksel Çin tıbbında her organın yalnızca fiziksel değil, duygusal bir karşılığı da vardır.
Akciğerler üzüntü ile ilişkilendirilir.
Derin kederler, uzun süren yaslar ve çözülemeyen duygusal yükler akciğer enerjisini zayıflatabilir.
Bugün, bilimsel araştırmalar da yoğun stresin bağışıklık sistemi üzerinde ciddi etkileri olduğunu ortaya koymaktadır.
Belki de bu nedenle zona çoğu zaman ağır stres dönemlerinde ortaya çıkmaktadır.
Dr. Bilen’e göre, özellikle uzun süreli ruhsal baskılar, aşırı yorgunluk, sigara kullanımı ve bağışıklık sisteminin zayıflaması, vücudun sessizce bekleyen virüslere karşı savunmasını azaltabilmektedir.
ASLINDA VİRÜS YILLARDIR İÇİMİZDE OLABİLİR
Zona hastalığına neden olan virüs, çocukluk çağında geçirilen suçiçeğinin ardından tamamen ortadan kaybolmaz.
Sinir köklerine yerleşir ve yıllarca sessiz kalabilir.
Bazen onlarca yıl boyunca hiçbir belirti vermez.
Ancak bağışıklık sistemi zayıfladığında yeniden aktif hale gelir.
İşte o zaman Çinli hekimlerin ‘uyanmış ejderha’ dediği tablo ortaya çıkar.
Belde, sırtta, göğüste, yüzde, göz çevresinde, hatta kulak ve genital bölgede ağrılı döküntüler oluşabilir.
Özellikle göz çevresine yerleşen vakalarda gecikmeden tıbbi yardım alınması gerekir.
BAHAR AYLARINDA NEDEN DAHA SIK GÖRÜLÜYOR?
Mevsim geçişleri insan bedeni için ciddi bir uyum sınavıdır.
İlkbahar ve sonbahar aylarında sıcaklık değişimleri, rüzgâr, alerjenler ve biyolojik ritimdeki değişiklikler bağışıklık sistemini etkileyebilir.
Geleneksel Çin tıbbı da bu dönemleri enerji dengesinin en hassas olduğu zamanlar olarak kabul eder.
Bu nedenle zona vakalarının önemli bir kısmı mevsim geçişlerinde ortaya çıkmaktadır.
AKUPUNKTUR AĞRIYI HAİFİLETEBİLİR Mİ?
Günümüzde zona tedavisinde oldukça etkili antiviral ilaçlar kullanılmaktadır.
Erken dönemde başlanan tedavi, hastalığın süresini ve komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltmaktadır.
Bunun yanında akupunktur da özellikle zona sonrası devam eden sinir ağrılarında destekleyici bir yöntem olarak birçok ülkede uygulanmaktadır.
Dr. Alpaslan Bilen, erken dönemde yapılan akupunktur uygulamalarının ağrı kontrolüne katkı sağlayabildiğini, hastaların yaşam kalitesini artırabildiğini ve geleneksel Çin tıbbının zona gibi hastalıklara bütüncül bir bakış sunduğunu vurguluyor.
Belki de zona bize sadece bir virüsün varlığını değil, hayatın temposunu kaybettiğimizi de hatırlatıyor.
Yeterince dinlenmediğimizi…
Üzüntülerimizi içimize attığımızı…
Bedenimizin verdiği sinyalleri ihmal ettiğimizi…
Modern tıp virüsü tedavi ediyor.
Kadim tıp gelenekleri ise bize beden, zihin ve ruh arasındaki dengeyi hatırlatıyor.
Sağlıklı yaşamın sırrı belki de bu iki yaklaşımın ortak noktasında saklıdır.
Paylaş