Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

bkatarci@hurriyet.com.tr

Sofranı düzeltmeden hiçbir şeyi düzeltemezsin

İNSANLA hayvan arasındaki farkı sadece akılda aramayın, asıl fark yemekte gizlidir.

Haberin Devamı

Hayvan doğada bulduğu otu, meyveyi ya da eti doğrudan tüketir.

İnsan ise onu toplar, ayıklar, kurutur, pişirir, baharat katar, damak zevkine ve beden ihtiyacına göre dönüştürür.

İşte bu, insanı sadece hayatta tutmaz aynı zamanda yaşatır.

Peki, bugün ne durumdayız?

Endüstriyel çağda, doğal olana sırtımızı döndük.

Duygusal açlıkla tıkınır, kimyasal katkılarla şişer, ama beslenemeyiz.

Sofralar dolu ama bedenler yorgun, ruhlar aç.

Sofralarımızda ne değişti?

Eskiden lokma sayılırdı.

Sofraya oturmanın, kaşığın tıngırtısının, paylaşmanın, dua etmenin, mevsimi beklemenin anlamı vardı.

Bugün 7/24 açık marketler, ‘her meyve her mevsim’ mantığı, zamansız yemek kültürüyle doğaya da biyolojimize de aykırı yaşıyoruz.

Hızlı tüketim kültürüyle geleneksel akıl terk edildi.

Haberin Devamı

Annemizin, “Yemeğin tuzu niye yok” dediği yerde aslında hayatın tadı kaçtı.

İzmirli hekim ve yazar Dr. Alpaslan Bilen, ‘Öldürmeyen Yemekler’ adlı kitabında, “insanlık hâlâ neyi yiyip yememesi gerektiğini çözemedi” diyor.

Onun görüşüne göre:

“Yemek sadece karın doyurmak değil, kişinin kendine nasıl davrandığının bir göstergesidir. Yediğiyle zehirlenen bir toplum düşüncesiyle de çürür.”

Dr. Bilen’e göre öldürmeyen yemekler yalnızca doğal değil, insanın doğasıyla uyumlu yemekler.

Bedenin ritmini bozmayan, içeriğini tanıdığımız, tıka basa değil, ölçülü sofralar.

Sağlıklı yaşam artık bir sektöre dönüştü.

Glutensiz ürün rafları, fit menüler, detoks suları…

Ama tüm bu görünürlük gerçek sağlığı maskeleyebiliyor.

Asıl mesele şurada: Yemeği hazır tüketmek yerine hazırlamak. Ne yediğini bilmek. Etiket değil, hikâye okumak. Her lokmada vücudu değil, hayatı beslemek.

Yemek artık sadece mutfakta değil, ekonomide, diplomaside, çevre politikalarında, sağlık sistemlerinde de karşımıza çıkıyor.

Gıdaya erişim, yerli üretim, su kullanımı, obezite gibi meseleler stratejik öncelik haline geldi.

SOFRADA YENİDEN YOL BULMAK İÇİN 19 ÖNERİ

  1. Aç olmadıkça yeme. Gerçek açlıkla duygusal açlığı ayırt etmeyi öğren.
  2. Günde en fazla 2 ana öğün yeterli. Aralarda sadece su veya bitki çayı.
  3. Yavaş ve bilinçli ye. Her lokmayı 20 kez çiğne.
  4. Gece 8’den sonra yemek yok. Vücut dinlenmeye geçsin.
  5. Mevsiminde ye. Karpuzu ocakta, portakalı ağustosta yeme.
  6. Market değil, pazar. Ürünü tanıyan üreticiden al.
  7. İşlenmiş gıdaları azalt. Paketli, raf ömrü uzun ürünlere ‘Hayır’.
  8. Beyaz undan uzak dur. Tam buğday, kara buğday, siyez tercih et.

9. Şeker gizli düşmandır. Etiketteki her ‘ose’ ile vedalaş.

  1. Meyveyi sınırlı ve tek başına ye. Ana öğüne ekleme.

11. Zeytinyağına sadık kal. Margarin ve rafine yağlar beden düşmanı.

Haberin Devamı

12. Sebze bazlı beslenmeyi esas al. Et az ama kaliteli ve doğru pişmiş olsun.

13. Kızartmadan kaçın. Buharda, fırında, haşlama tercih et.

14. İntermitten fasting dene. Vücuda dinlenme fırsatı ver.

15. Sofraya öfke, televizyon ya da aceleyle oturma. Nezaket ve huzurla ye.

16. Tabağını bitirme zorunluluğu yok. İhtiyacın kadar ye.

17. Yemeğe saygı duy. İsraf etme, çöpe atma.

18. Günlük su tüketimini aksatma. Yemekten 30 dakika önce ve sonra su iç.

19. Yemeğini paylaş. Sofra, beraberlik demektir.

Sağlıklı yemek sadece uzun yaşamın değil, nitelikli bir yaşamın da anahtarı.

Yediklerimiz geleceğimizi belirler:

Çocukların zekâsından toplumun üretkenliğine, çevreye bıraktığımız ayak izinden ülkenin sağlık harcamalarına kadar…

Haberin Devamı

Sofranı düzeltmeden hiçbir şeyi düzeltemezsin.

Bu yüzden önce sofranı düzelt.

Sana yakışanı ye, sana iyi geleni hazırla, seni öldürmeyeni yaşat!

Yazarın Tüm Yazıları