"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

Sağlık Turizminde İzmir’in fırsatları

GÜNÜMÜZDE “süresi belli olmayacak şekilde yaşadığın yerden başka bir yere sağlık için seyahat etmeye” sağlık turizmi adı veriliyor.

Hem yurt içi hem de yurt dışında yapılabilen sağlık turizminin pek çok çeşidi bulunuyor. Hem sağlığınız hem de tatil ihtiyacınız için oldukça tatmin edici olan sağlık turizmi, bu amaç için kurulmuş özel hastanelerde yapılıyor. Yılda ortalama 30 milyon kişinin sağlık turizminden faydalandığı hesaplanıyor. Dünyada sağlık turizmi harcamalarının ise yaklaşık 500 milyar doları bulduğu ifade ediliyor. Bu rakamın 2023’te 1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
İşte bu kadar büyük öneme sahip bu sektörü ve İzmir’in yerini Medical Park İzmir Hastanesi Genel Müdürü Veysi Kubba’dan dinledik.


ÇOK İYİ BİR NOKTADAYIZ
“İzmir’de çok iyi hekimler var. İyi altyapı da yavaş yavaş oluşuyor. Ama bu potansiyel yeterince değerlendirilebiliyor mu? İzmir’e yurtdışından direkt uçak seferleri yapılmıyor. Bu coğrafyada Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’yı ele aldığımızda 1 saat uzaklıkta 1.5 milyar insan yaşıyor. Bu insanların 200 milyonu her yıl sağlıkları için çözüm arıyor, bir ülkeden diğerine gidiyor. İzmir, sağlıkta iyi bir noktada. Gelecekte daha iyi yerlere gelecek. Hekim kalitesi itibarıyla İzmir, İstanbul’dan sonra üst noktada bir kent. Verilen kaliteli hizmet İzmir’e genel fayda sağlıyor. Ama sağlık turizmi konusunda Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ayrı ayrı çalışmalar yapıyor.”


KİŞİ BAŞI 10 BİN DOLAR
“Tayland, konuyu milli bir politika haline getirerek, küresel bir model yarattı. Türkiye olarak sağlık turizmini daha profesyonel bir şekilde yönetebilirsek, kişi başı 900 dolar harcayan bir turist yerine, ortalama 10 bin dolar harcayan yabancı hastaya da hizmet veririz. Sağlık turizmi katma değeri yüksek bir iş. Önümüzde çok ciddi bir fırsat var. Sağlık problemlerinin çözüm adresi Türkiye olabilir. Ama genel milli bir politika kabul edilerek, elde edilen gelirin ihracat geliri sayılması gerekiyor. Turizm pastasındaki 45–50 milyar doların üzerine bir 50 milyar dolar da sağlık turizminden eklesek, cari açık diye bir derdimiz kalmayacak. Hep birlikte bu hedefe kitlenip tanıtımı, pazarlaması, altyapısıyla bu işin önünün açılması gerekiyor.”

 

 

SİGARA İÇENLE ÇALIŞMIYORUZ

 

 “Bizim ilkelerimiz var, biz sağlık kuruluşuyuz değerler silsilesi yaratmamız lazım dedik. Sigara içen kişiyi işe almıyoruz. Obezite ile mücadele kapsamında sağlığını yönetemeyen bir kişiyi işe almayacağız dedik. Sen ancak kendi sağlığını yönetirsen başkasının sağlığını da yönetmeye talip olabilirsin. 120 kilo olarak hastaya şeker yeme, tahıl yeme diyemezsiniz. Biz bünyemizde uyguladığımız bir programla kilolu doktorlarımızı da diyete aldık. Hastalıklarla mücadelede genetik ve beslenme kaynaklı hastalılar tespit ettik. Ben örneğin tahılı hayatımdan çıkardım, şeker un ve tuz kullanmıyorum. Hastalığın kök sebeplerini ortadan kaldırmak gerekiyor.

 

ORGAN BAĞIŞINDA LİDERİZ

 

Yoğun bakım ünitemizde hasta yakınları hastayla ilgili düzenli bilgi aldığı ve görüş sağlandığı için Allah muhafaza hasta kurtarılamazsa oluşan güvenden ötürü aile organ bağışı yapıyor. Şu anda Türkiye’de en çok organ bağışı alan hastane biziz. Her yıl sıralamaya giriyoruz, bu konuda güçlüyüz. Bizim bütün çalışanlarımız da organlarını bağışlamıştır, organ bağışında öncüyüz. Bir seferde en çok organ bağışı yapan kurumuz, 700 kişi birden gittik organlarımızı bağışladık bunun Türkiye’de örneği yok.
Kalitede de ciddi atılımlarımız var, Amerikan JCI tarafından belgelendirilen kalite standartlarında 1.600 kriterin 1.594 tanesini tamamıyla yerine getirmiş bir kuruluşuz. Avrupa Kalite Vakfı mükemmellik ödülünü aldık. Kalitemize güveniyoruz. Gelecek 10 yılın strateji belgesi de elimizde hazırdır, yıl yıl yapacaklarımız bellidir. Ben inanıyorum ki daha da iyi noktalara geleceğiz.

DOKTORA ŞİDDETE CEZAİ MÜEYYİDE GELMELİ

Yasaklara uymama noktasında bir dürtümüz var. Gidin hakkınızı arayın, şikayet edin derken vatandaş hakkını ararken ölçü darp ve hakarete dönmemeli.Siz bugün bir askere, polise, savcıya el kaldırırsanız hemen içeri girersiniz. Bu konuda cezai müeyyidenin de bir an önce düzenlenmesi gerekiyor. Görevi başındaki hekimine el kaldırılmasının da cezai işleme tabii tutulması lazım. Mahkemeler şu an maalesef o gözle bakmıyor, serbest kalan saldırgan cesaret buluyor. Doktor dövmenin bedelinin cezaevi olduğunu bilen ona göre davranacaktır. Gençler artık doktorluğu tercih etmiyor, ya da genel cerrahlığı seçmiyor. Hangi bölüm en yüksek puanla alıyor, cildiye uzmanlığı. Doktor ne diyor risk almayayım, kimseden dayak yemeyeyim. Gelecekte bu kaliteli cesur cerrahlar olmazsa nasıl olacak?

X