Kovid-19’dan korunma ve tedavide akapunktur

TÜM dünyayı sarsan koronavirüs, diğer adıyla Kovid-19 salgınındaki tedavi yöntemlerinde Çin’in uyguladığı ve bağışıklık sistemine katkı sağlayan akupunktur uygulamalarını, DEÜ Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Funda Aksu’dan dinledik. Modern batı tıbbı ile bu uygulamanın harmanlanması sayesinde Çin’in başarı elde ettiğini dile getiren Aksu, “Geleneksel Çin tıbbına göre akupunktur, Kovid-19 için hem korunma hem de tedavi sürecini yönetmede ve iyileşmede etkin rol oynuyor” dedi.

TAMAMLAYICI OLDUĞU UNUTULMAMALI

Şu an için virüse özgü bir ilaç bulunmadığını, ancak antiviral ilaçlar, sıtma tedavisinde kullanılan hidroksiklorokin ve alt solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılan azitromisinin hastalığın tedavisinde kullanıldığını ifade eden Aksu, ‘iğnelemek’ anlamına gelen ve binlerce yıllık tarihiyle Çin tıbbının önemli bir parçasını oluşturan akupunkturun bağışıklık sisteminin düzenlenmesine yardımcı olduğunu kaydetti. Akupunkturun immün sistem üzerindeki etkisini ortaya koyan birçok çalışma bulunduğunu ifade eden Aksu, şu bilgileri verdi: “2003’te Pekin Hastanesi araştırmacılarının yaptıkları çalışmaya göre, SARS hastalığında akupunktur tedavide etkili olmuştur. Yine Çin Tıp Bilimleri Akademisi araştırmacıları akupunktur tedavisiyle SARS hastalarında radyografik iyileşmeleri ve hastalık etkeniyle savaşan CD4+T hücre yüzdesinin hastaların yarısında arttığını göstermişlerdir. Çin’de Kovid-19 tedavisinde akupunktur, modern tedavilerle birlikte entegre olarak kullanılmıştır ve bu hastalarda daha etkili sonuçlar alındığı yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır. Kovid-19 tedavisinde akupunkturun tek başına değil, mevcut tıbbi tedavilere destekleyici olarak uygulanması gerektiği unutulmamalıdır. Akupunktur, Kovid-19 hastalarının iştahsızlık, öksürük, uykusuzluk, baş ağrısı gibi semptomlarını etkin bir şekilde iyileştirmektedir. Hastalığın tedavisinde akupunktur uygulanabilmesi için Dünya Akupunktur Dernekleri Federasyonu (WFAS) ‘Kovid-19 için Akupunktur Uygulama Rehberi’ yayınlamıştır.”

HASTALIĞIN OLUMSUZ ETKİLERİ AZALTILABİLİR

Modern klinik ve deneysel çalışmaların akupunkturun bağışıklık fonksiyonunu, antienflamatuvar ve antienfeksiyöz etkileriyle düzenleyebileceğini gösterdiğini aktaran Aksu, uygulama hakkında ise şunları söyledi: “Kovid-19 akupunktur tedavi yaklaşımında yapılacak uygulama hastanın genel durumuna uygun olarak değerlendirilir ve Sağlık Bakanlığı Kovid-19 Bilimsel Danışma Kurulu rehberlerine uygun önlemler alınarak yapılır. Akupunktur tedavisi uygulaması sırasında kesinlikle Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenmiş olan karantina ve dezenfeksiyon şartlarına uyulmaktadır. Kovid-19 için yapılacak akupunktur tedavisi öncesinde geleneksel Çin tıbbına göre hastada görülen semptomlar tespit edilir, sendromlar ayırt edilerek klinik evreleme yapılır. Akupunktur tedavisindeki amaç, vücuttaki akupunktur noktalarını uyararak meridyen boyunca iç organları uyarmaktır. Bu doğrultuda akupunktur noktalarının uyarılmasıyla iç organları ve vücuttaki ‘çi’yi uyarmış ve güçlendirmiş oluruz. Geleneksel Çin tıbbına göre ‘çi’, yaşam enerjisi anlamına gelir. Bu enerji akışı bozulduğunda, arttığında ya da azaldığında hastalıklar oluşur. Akupunktur, Kovid-19 salgınına neden olan patojeni vücuttan ayırıp uzaklaştırabilir, organlarda meydana gelen hasarı azaltabilir, immün sistemin düzenlenmesini ve semptomların gerilemesini sağlayabilir. Risk grubu altındaki bireylere profilaktik olarak uygulama yapılarak olası hastalığın olumsuz etkileri azaltılabilir.”

GÖZ, AĞIZ VE BURUN
MUKOZASI ÖNCELİKLİ

KOVİD-19 pandemisinde koruyucu önlemlerin her geçen gün önem kazandığını da vurgulayan Doç. Dr. Funda Aksu, “Kovid-19’un bulaşma yolları düşünülerek göz, ağız ve burun mukozası ile ilgili lokal akupunktur noktaları ilk olarak tercih edilir” dedi. Aksu, Çin’de hastaların neredeyse tamamına modern tedavilerle birlikte akupunkturun da uygulandığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “Akupunktur esas etkisini olası vaka ve ilk evre hastalarda göstermekte, hastalığın ileri evrelere geçişini önlemeye ve iyileşme evresinde de hastalığa ait olası bozuklukların azaltılmasına önemli derecede katkı sağlamaktadır. Buna karşın, orta ve kritik evredeki hastaların tedavisine katkısının daha sınırlı olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle ilk evrelerdeki ve iyileşme dönemindeki her hastaya, mevcut tedaviye mutlaka akupunktur ilave edilerek bütünsel anlayışla uygulanması gerekmektedir.”

X