Duygudurumunuza dikkat

DÜNYADA 450 milyondan fazla insanı etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütü’nün 2020 itibariyle iskemik kalp hastalığından sonra insanlığı en çok etkileyen ikinci büyük sağlık sorunu olacağını ilan ettiği duygudurum bozukluklarını konunun uzmanıyla konuştuk.Dokuz Eylül Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji-ECNP Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi, Harvard Üniversitesi Bipolar Bozukluk Konsorsiyumu Üyesi ve Duygudurum Vakfı-DUVAK Kurucu Başkanı Prof. Dr. Ayşegül Yıldız bizlerle çok önemli detayları paylaştı.Öncelikle duygudurum sözcüğünün anlamına bakalım.


Kişinin özgüveni, severek yaptığı aktivitelerden keyif alma becerisi, enerjisi, üretkenliği, uykusu, iştahı, yaşama sevinci, düşünme ve düşündüklerini uygulama kabiliyeti gibi çok boyutlu bir davranış kümesine karşılık gelen duygudurum, biz farkında olmadan işleyen bir mekanizma.
Kalbin ileyişi nasıl nabızla takip ediliyorsa, insan beyninin işleyişi de duygudurumla takip ediliyor.
Beynin sinyal ileti sistemleri düzeyindeki işleyişi optimum olduğunda duygudurumumuz da optimum oluyor.
Keyifle uyuyup uyanıyor, yaşama sevinci ile güne başlıyor, gün boyu üretiyor, sevdiklerimizle an ve anı biriktiriyoruz.
Bu işleyişte sıkıntı olduğunda ise uyukularımız bozuluyor, iştahımız, kendimize bakımımız, üretkenliğimiz, yaşamdan ve sevdiklerimizden zevk alma becerimiz etkileniyor.
Özetle, ‘optimum beyin işlevi’, ‘optimum duygudurum’; ‘optimum duygudurum’ da ‘optimum yaşam’ demek.

SPOR DA İYİ GELİYOR
Duygudurum bozukluklarından kaçınılması için uzmanlar önce yapısal yatkınlığa bakıyor.
Örneğin serotonin için iki kısa alel taşıyan bireylerde depresyon gelişme ihtimali herhangi bir yaşam stresi veya çocukluk travması olmasa dahi yüksek.
Ancak çoğumuz bir kısa bir uzun alel taşıyor olduğumuz için depresyon riskimiz daha önlenebilir düzeyde.
Bu bağlamda stresle baş etme becerilerini geliştirmenin ve olumlu düşünce temalarını her daim koruyabilmeyi öğrenmenin duygudurum bozukluklarından korunmak için oldukça önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ayşegül Yıldız, “Ayrıca; günlük hayatın ritmini, özellikle gece-gündüz döngüsünü istikrarlı bir şekilde korumak, beyinde endorfin dediğimiz koruyucu maddeleri artırmak için düzenli egzersiz yapmak, fazla vücut ağırlığından sakınmak, sağlıklı beslenmek hem normal zamanlar, hem de yaşam stresinin yoğun olduğu zamanlar için oldukça önemlidir” dedi.

ÇÖZÜM İÇİN UZMANA
Bununla birlikte, uykularda artma ya da azalmanın, iştah azalmasının veya tatlı ihtiyacında artışın depresyonun öncü belirtileri arasında baş gösterdiğine değinen Prof. Dr. Ayşegül Yıldız, doğru ve bilinçili beslenmenin bilişsel, duygusal ve davranışsal anlamda beyin işleyişi üzerindeki etkisini inceleyen yeni bir bilim dalı doğduğunu, bazı amino asitlerin duygudurum bozuklukları tedavisinde kullanılmasının bu alanda dikkat çeken bulgulardan olduğunu aktardı.
Bu bağlamda bağırsağımızın salgıladığı bazı proteinlerin, bağırsağımızın belli bazı proteinlere karşı geçirgenliğinin, hatta metabolik ve hormonal durumumuzun da duygudurumumuz üzerinde önemli etkileri olabileceğini belirten Prof. Dr. Ayşegül Yıldız, folik asit ve vitamin B12 gibi yardımcı elementlerin de yeterli kan düzeyinde tutulmasının duygudurum ve ilişkili bozukluklardan korunmada ve tedavide önemini kaydetti.
Özetle; duygudurum kavramı altında toplanan davranışsal öğeler kümesinin normal ve normal dışı seyri ile ilgili farkındalık, gündüz-gece ritminin korunması, düzenli egzersiz, metabolizma sorunlarından uzak olacak şekilde ve duygudurum-beyin işlevleri açısından doğru vitamin, protein/aminoasit ya da gıda desteği alarak beslenmek ve stresle başa çıkmada olumlu düşünce şemalarını koruyabilmeyi öğreten psikoterapi duygudurum bozukluklarından kendimizi korumak için altın tavsiyeler.
Duygudurum kavramı altında toplanan davranışsal öğeler kümesinde sorun oluştuğunda ise kendiliğinden geçer diye düşünmeden bozukluk daha da derinleşmeden derhal bir uzman hekime başvurmak gerekiyor.

X