"Bülent Katarcı" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Bülent Katarcı" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Bülent Katarcı

Bülent Katarcı

KOAH sinsi ölüm

10 Aralık 2018

 

Çoğumuzun adını bile duymadığı KOAH, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, kalp-damar hastalıkları, zatürre ve AIDS’ten sonra 4’üncü en sık ölüm nedeni. Ölüm nedenleri arasında bu kadar üst sıralarda yer almasının ötesinde KOAH, yaşam kalitesini bozan, iş gücü kaybına neden olan ve kişiyi zaman içinde kendi bakımını bile gerçekleştiremeyecek hale getiren bir hastalık. Ülkemizde yaklaşık 3 milyon kişinin KOAH’lı olduğu tahmin edilirken, bu sayı tüm dünyada 600 milyona ulaşıyor.
KOAH’ın başlıca nedeni (yüzde 90 hastada) sigara. Yalnızca sigara değil, pipo ve puro kullanımı da KOAH’a yol açıyor. Sigara içenlerin beşte birinde bu hastalık gelişirken, içmeyenlere göre riski 30 kat artıyor. Sigaraya erken yaşta başlanması ve uzun süre çok miktarda içilmesi, KOAH’ın daha ağır seyretmesine neden olur. Sigara dışında bazı mesleki faktörler (madencilik, fırın/tahıl işçiliği, çiftçilik gibi) ve ısınma amaçlı tezek yakılması da KOAH’a zemin hazırlar.

HAVA YOLLARINDA DARALMA
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alev Gürgün, bu hastalıkla ilgili şu bilgileri paylaşıyor:
“KOAH, sigara ve diğer tütün ürünlerinin içilmesine bağlı akciğerlerde hava yollarında daralma ve harabiyete neden olan ilerleyici müzmin bir hastalıktır. Uzun yıllar sigara içen bir kişide hava yollarında harabiyet ve balonlaşma sonucu ‘amfizem’ adı verilen hava kesecikleri oluşur. KOAH’ta hava yollarındaki daralma nedeniyle, hava giriş çıkışı rahat bir şekilde sağlanamaz. Bu nedenle bu hastalarda nefes darlığı çok belirgindir ve doğal olarak bu kronik hastalıktan kurtulmak amaçlı çareler ve arayışlar içine girerler. Kullanılan nefes açıcı ilaçlarla ne yazık ki tedavi edilemez. Bu hava kesecikleri ve baloncukların harap olmuş o akciğerden cerrahi olarak çıkarılıp alınması ile kurtulmak mümkün. Akciğer volüm (hacim) azaltıcı cerrahi, hastalığın kontrol altına alınamadığı ağır amfizemli hastalara uygulanan bir yaklaşımdır.

KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ

Yazının devamı...

Sağlıkta ‘özel’ hizmet

2 Aralık 2018

İlk günden “Butik hastane” gibi çalışmaya başlayan Kent Tıp Merkezi, çok gelişmiş görüntüleme sistemleriyle de bölgenin önemli bir açığını kapattı. Kent Sağlık Grubu Ceo’su Dr. Ruşen Yıldırım, “İzmir’in başta iki büyük ilçesine hizmet vermeyi amaçladığımız merkezin daha ilk günden büyük ilgi görmesi, doğru bir iş yaptığımızın kanıtı” dedi.

FETHİ SEKİN PARKI YANINDA
Şehit Fethi Sekin Parkı yanında yer alan Kent Tıp Merkezi, hemen tüm branşlarda verilen poliklinik ve günü birlik ameliyat hizmetleriyle daha şimdiden yerini pekiştirdi. Bayraklı ve Bornova ilçelerinde sağlıkları için “özel” hizmet isteyenlerin beklentilerine yanıt veren Kent Tıp Merkezi, hem mimari hem de işlevsellik olarak 395 metrekarelik alanda yer alan Radyoloji Bölümü’yle de farkını ortaya koydu. Merkezin 6 bin metrakare kapalı alana sahip bir cerrahi merkezi olduğunu belirten CEO Dr. Yıldırım, her biri 45 metrekare olan iki ameliyathanede 24 saat içinde taburcu edilebilecek ameliyatların yapıldığını söyledi. Sahip oldukları görüntüleme merkeziyle de iddialı olduklarını kaydeden Dr. Yıldırım, şöyle konuştu:

TOMOSENTEZ MAMMOGRAFİ FARKI
“Radyoloji bölümümüz birçok hastanenin radyoloji merkezinden daha donanımlı. İleri teknoloji cihazlarla hizmet veriyoruz. Bu cihazların arasından bir örnek; dijital 3 boyutlu mammografi (Tomosentez) ünitesi. Şu anda dünyada kullanılmakta olan en yüksek çözünürlüğü olan mammografi cihazı özelliğine sahip bu ünite aynı zamanda tomosentez denen farklı bir tarama özelliği de içeriyor. Tomosentez 2 boyutlu mammografiden farklı olarak memenin tamamının 0.5 mm’lik ince kesitler şeklinde taranarak incelenmesini sağlayan bir yöntem. Dolayısıyla küçük tümör odaklarının ortaya konulabilmesi ve erken evre bulguların görülerek tespit edilmesi çok daha kolay oluyor.”

GERİ BİLDİRİMLER SEVİNDİRİCİ
Öte yandan, Çiğli Kent’te tedavisi devam eden, evi ya da işleri Kent Tıp Merkezi Bayraklı’ya yakın olan hastaların tedavi ve kontrollerini bu merkezde sürdürmelerini planladıklarını belirten Dr. Yıldırım, “Bu planlamamız da doğru sonuç verdi. Nitekim Çiğli Kent’te tedavisi süren pek çok hastamız kontrolleri için Bayraklı Tıp Merkezi’ni tercih etti. Geribildirimleri memnuniyet verici. Bayraklı- Bornova bölgesine Kent markasını taşımanın, Kent kalitesiyle hizmet vermenin onurunu yaşıyoruz” dedi.

Yazının devamı...

Kan tahlili neden önemli?

25 Kasım 2018

 

Kan tahlillerinin yalnızca hastalık teşhisi konusunda işe yaradığını düşünmeyin. Bu analizler sayesinde ileride başınıza gelebilecek bazı sağlık sorunları da problem ortaya çıkmadan yıllar önceden anlaşılabiliyor.
Laboratuvar analizleri yalnız kan numuneleriyle de gerçekleştirilmiyor. İhtiyaç duyulduğu zaman idrar örnekleri, boğaz ve burun sıvıları, hatta eklemlerden, omurilikten alınan sıvı örnekleri de biyolojik değişiklikleri araştırmak ve biyokimyasal parametreleri kontrol etmek amacıyla kullanılabiliyor. Bu testlerin sizi hastalıktan korumak ya da bazı sağlık sorunlarınızı erkenden teşhis etmek amacıyla da yapılabileceğini bir kenara not edin.

DİJİTAL VE YÜKSEK TEKNOLOJİ
24 yıl önce İzmir’de kurulan Biolab ‘Dijital ve yüksek teknolojili laboratuvar’ olma özelliğine erişti. Dr. Tuncay Batur tarafından kurulan Biolab, Türkiye’nin ilk ‘Bebek Dostu’ ödüllü laboratuvarı unvanına sahip. Karşıyaka Mavişehir’de de tam donanımlı bir laboratuvarı hayata geçiren Dr. Tuncay Batur, hedeflerinin önce ‘tanıda güvence’ olduğunu söyledi ve şunları paylaştı:
“Biolab Laboratuvarlar Grubu olarak 4 ayrı klinik laboratuvarı, 8 laboratuvar uzman hekimi ve 120 çalışanla hizmet vermekteyiz. Test kapasitemiz ile geniş bir yelpazede ileri teknik laboratuvar tanı hizmetleri sunmaktayız. Yetkinliğini ve hizmet kalitesini kanıtlayan laboratuvarımızın test yelpazesi ihtiyaç ve istekler doğrultusunda sürekli olarak gelişmektedir. Biolab olarak odağımız insan. Her yaş grubundan hastanın ortak beklentisini ilham alarak tek bir noktadan, hızlı ve konforlu olarak hizmet vermekteyiz. Gerek sektörel gündemi gerek hasta beklentilerini titizlikle takip etmekteyiz. Geleneklerine bağlı etik anlayışımızı yaşatmakta, ancak çağın gerektirdiği yenilikçi yaklaşımı da değerli hastalarımız için göz ardı etmemekteyiz.”

Yazının devamı...

Ani kardiyak ölüm

11 Kasım 2018

 


Kalbin ani olarak durması ölüm nedenlerinin başında görülmektedir. Son günlerde futbol tribününde kaybettiğimiz genç kardeşimiz ve futbolcularda görülen ani ölümler konusunda Atakalp Hastanesi Başhekimi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hasan Yılmaz, şu açıklamaları yaptı:

ÖNEMLİ BİR SORUN
“Daha önce bilinen bir hastalığı olmadan 1 saat içinde oluşan ölüme ani kardiak ölüm diyoruz. Ölüm çok kısa sürede hatta dakikalar içinde olmuşsa yüzde 90’ın üstünde hayatı tehdit edici aritmilere bağlıdır. Kalp pompasının gücünü yitirmesine neden olan sol ana damarın ani tıkanması da ani ölüm nedeninin başında yer alır. Ani kardiyak ölüm önemli bir halk sağlığı sorunudur. Ani ölüm öncesi çoğunlukla görülen şikayetler çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi, göz kararmasıdır. Ani kardiyak ölüm koroner arter hastalığı olanlarda sıklıkla görülür. Risk faktörleri arasında aile öyküsü, diabet, hipertansiyon, hiperlipidemi, sigara, obezite, sedenter yaşam sayılabilir. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin ayrıntılı bir şekilde kardiyoloji uzmanları tarafından muayeneleri yapılmalıdır. Ritim ve iletim sistemi bozuklukları olanların ve ailelerinde ani ölüm olanların ayrıntılı tetkikleri için kardiyoloji merkezlerine baş vurmaları gerekir.

AYRINTILI TARAMA
Ani ölüm için risk taşıyan kişiler dışında; otobüs-tren şoförü, pilot, sporcu gibi kişilerin ayrıntılı taranması gerekir. Şüpheli olgularda ritim bozukluğunun tanısını koymak için elektrofizyolojik çalışmalar yapılır. Gerekli kişilere kalp pili ve şok veren kalp pili takılabilir. Defibrilatör (elektirikli şok cihazları) kalabalığın olduğu hava alanı, tren-otobüs istasyonu, stadyum gibi yerlerde bulundurularak bunların sağlık personeli dışındaki kişilerce de kullanımı için eğitimler artırılarak ani kardiyak ölümün oranı azaltılabilir.

Yazının devamı...

Gözyaşı kanalına laserle tedavi

4 Kasım 2018

“Eğer tetkikler sonucunda gözyaşı kanalının tıkalı olduğu saptanırsa, bu artık lazer ile tedavi olmaktadır” diyen Kaşkaloğlu Göz Hastanesi doktorlarından Op. Dr. Mehruz Cevadzade, diode lazerle ameliyatı yurtdışı ile eş zamanlı uygulamaya başladıklarını söyledi. Op. Dr. Cevadzade, konu ile ilgili şu paylaşımlarda bulundu:

ÇOCUKLARDA DA GÖRÜLÜYOR
“Gözyaşı kanal tıkanıklığı yeni doğan çocuk dahil olmak üzere her yaşta görülebilecek bir hastalık. Belirtisi ise sürekli göz yaşarması, çapaklanma ve gözyaşı kesesinin burun kökü ile göz arasında yerleştiği bölgede şişlik. Bu şişen bölgeye basınca göz kapakların iç köşesinde yerleşen deliklerden göz içine irin (püy) ve iltihap çıkar. Kabaca lavabo borusu tıkandığında olan duruma benzetebiliriz. Tedavisi çocuk yaşlarda (2-3 yaşa kadar) yüz kemikleri gelişimini tamamlamadığı ve halen kıkırdak yapıda olduğundan daha rahattır. Ancak yüz kemikleri zaman içinde gelişimini tamamlayıp kıkırdak özelliğini kaybedince tıkalı olan gözyaşı kanalını sondalama ile açmak mümkün olmaz.

KARSIZ DİKİŞSİZ AĞRISIZ
Eskiden hastaya genel anestezi verilip cilt kesilir, burun kemiği matkap veya çekiçle kırılarak buruna gözyaşının akışı sağlayan yeni bir yol oluşturulurdu. Ancak lazer teknolojisi bu hastalığa da çare bulmuştur. Diode lazer sayesinde göz yaşı kanalı tıkanıklığı ameliyatı, hastaya genel anestezi verilmeden, cilt kesilip yüzde hiçbir kalıcı iz bırakmadan, ameliyat sonrası saatlerce kanamaya sebep olmadan, burun kemiği çekiç veya matkapla kırılmadan, günlerce ağrı olmadan, göz çevresinde morarmaya sebep olmadan, kısa bir süre içinde tamamen iyileşen bir teknik haline gelmiştir. Gözyaşı kanal tıkanıklığının lazerle olan ameliyat tekniği ise normal gözyaşı deliğinden girilerek gözyaşı kanalını lazerle açma anlamına gelen Transkanaliküler Diode lazer DSR tekniği olup Avrupa, Amerika ve Türkiye de yeni bir yöntem olarak uygulamaya girmiştir.”

Yazının devamı...

Kanser tedavisinde doğru beslenme

28 Ekim 2018

 

Bunun yanı sıra kanser tedavisi görmekte olan bir hasta için de iyi ve doğru beslenme oldukça önemli, hatta tedavinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Kanser tedavisi sırasında yeterli ve dengeli beslenen bir hasta kendisini daha iyi hisseder ve bu sayede tedaviye daha iyi uyum gösterir. Hastada tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkiler daha hızlı ortadan kaldırılabilir ve tedavi nedeniyle artan enfeksiyon riski azaltılabilir. Kanser hastalarında doğru ve sağlıklı beslenme, bağışıklık sistemini destekler ve bu sayede kanser hücreleriyle daha kolay savaşılabilmesini sağlar.
Özel durumlar dışında tüm kanser hastalarının sağlıklı beslenmesi için öneriler sunan Ege Özel Onkoloji Radyoterapi Merkezi doktorlarından radyasyon onkolojisi uzmanı Dr. İlker Karadoğan, kanser tedavisi ve doğru beslenme konusunda şu bilgileri verdi:

VÜCUDU GÜÇLENDİRİYOR

“Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri nedeniyle hastalarda halsizlik ve yorgunluk görülebiliyor. Bu dönemde doğru beslenme kurallarına uymak ve bazı gıdaları diyetten çıkararak bazılarına ağırlık vermek hem ilaç yan etkilerinin hem de diğer şikayetlerin azaltılmasında etkili oluyor.
Sağlıklı beslenme, hastalıklardan korunmanın yanı sıra iyileşme döneminde de vücudun savunma mekanizmalarını güçlendiriyor. Tedavisinde yan etkilerle karşılaşılan kanserle de doğru beslenme desteği sayesinde daha kolay mücadele edilebiliyor.
Kanser tedavisi sırasında hastaların beslenmesi, hastalığın yerine ve çeşidine, aynı zamanda tedaviye bağlı oluşabilecek yan etkilere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle hasta için uygun beslenme şeklinin, tedaviyi uygulayan hekim tarafından belirlenmesi daha doğrudur.”

NELERİ NASIL YİYELİM?

Yazının devamı...

Sağlık Turizminde İzmir’in fırsatları

21 Ekim 2018

Hem yurt içi hem de yurt dışında yapılabilen sağlık turizminin pek çok çeşidi bulunuyor. Hem sağlığınız hem de tatil ihtiyacınız için oldukça tatmin edici olan sağlık turizmi, bu amaç için kurulmuş özel hastanelerde yapılıyor. Yılda ortalama 30 milyon kişinin sağlık turizminden faydalandığı hesaplanıyor. Dünyada sağlık turizmi harcamalarının ise yaklaşık 500 milyar doları bulduğu ifade ediliyor. Bu rakamın 2023’te 1 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
İşte bu kadar büyük öneme sahip bu sektörü ve İzmir’in yerini Medical Park İzmir Hastanesi Genel Müdürü Veysi Kubba’dan dinledik.


ÇOK İYİ BİR NOKTADAYIZ
“İzmir’de çok iyi hekimler var. İyi altyapı da yavaş yavaş oluşuyor. Ama bu potansiyel yeterince değerlendirilebiliyor mu? İzmir’e yurtdışından direkt uçak seferleri yapılmıyor. Bu coğrafyada Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya’yı ele aldığımızda 1 saat uzaklıkta 1.5 milyar insan yaşıyor. Bu insanların 200 milyonu her yıl sağlıkları için çözüm arıyor, bir ülkeden diğerine gidiyor. İzmir, sağlıkta iyi bir noktada. Gelecekte daha iyi yerlere gelecek. Hekim kalitesi itibarıyla İzmir, İstanbul’dan sonra üst noktada bir kent. Verilen kaliteli hizmet İzmir’e genel fayda sağlıyor. Ama sağlık turizmi konusunda Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ayrı ayrı çalışmalar yapıyor.”


KİŞİ BAŞI 10 BİN DOLAR

Yazının devamı...

Kalbimiz ağır işçi

14 Ekim 2018

 


En çalışkan ve nazik organımız kalbimizin ‘ağır işçi’ olduğunu belirten Kent Sağlık Grubu kardiyoloji uzmanlarından Doç. Dr. Cevad Şeküri, “Ona iyi bakmamız gerek” dedi. Doç. Dr. Şeküri, kalbimizin tüm yaşam boyunca durmadan çalışmak ve temiz kanı vücudumuza pompalamak zorunda olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

KORONER DAMARLAR

“Kalbimiz günde ortalama 100 bin kez atarak yaklaşık 350 su damacanası kadar kanı pompalıyor. Gündüz ortalama 75 bin, gece ise 25 bin civarında kalp vurusu oluşuyor. Tüm hayat boyunca 3-3.5 milyar vurunun üzerinde atarak ufak bir göl kadar kan pompalıyor. Bu kadar çalışan organımıza mutlaka iyi bakmamız, onu iyi korumamız gerekiyor. Kalbimizin bu görevi sağlıklı bir şekilde yürütebilmesi için kalp kasını besleyen ve yeterli oksijeni sunan sağlıklı ve açık koroner damarlara ihtiyacı var. Ortalama 3 milimetre olan koroner damarlarımızı daraltan, tıkayan ve pıhtılaştıran en önemli risk faktörlerinin başında hipertansiyon, diyabet, aşırı kolesterol yüksekliği, hareketsiz yaşam, kilo fazlalığı, genetik yatkınlık, sigara ve tütün mamülleri tüketimi geliyor.”

KALBİNİ TANI VE KORU

Dünyada kalp damar hastalıklarının en önemli ölüm sebebi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şeküri, bu yıl 29 Eylül Dünya Kalp Farkındalık Günü’nün temasının ‘benim kalbim, senin kalbin, hepimizin kalbi’ olarak belirlendiğini söyledi. Şeküri, “Bu günün amacı, insanlarda kalp hastalıkları ve bu hastalıklardan korunma farkındalığı yaratmak. Mesaj ‘Kalbini Tanı ve Koru’... Ani ölümlerin çoğu kalp damarının tıkanmasına bağlı gerçekleşen kalp krizleri sonucu oluşuyor. Dünyada yılda 17 milyon, ülkemizde ise 250 binin üzerinde insan kalp damar hastalığı nedeniyle kaybediliyor. Kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli ve kolay yolu ise ona yakalanmamaya çalışmak” dedi ve önerilerini şöyle sıraladı:

NE YİYELİM, NE YAPALIM?

Yazının devamı...