Paylaş
Peki gerçekten aldığınız o vitamine ihtiyacınız var mı? Belki de vücudunuzda zaten o vitaminden yeteri kadar var ve asıl ihtiyacınız olan takviyeyi kullanmıyorsunuz. İşte tam bu noktada devreye kan testleri giriyor. Çünkü bazı eksiklikler öyle sinsice ilerliyor ki siz “sadece yorgunum” deyip geçiyorsunuz ve vitamin eksikliğinizi fark etmiyorsunuz. Mesela B12 eksikliği; yorgunluk, unutkanlık, hatta sinir hasarına kadar gidebiliyor. Vitamin D eksikliği de kemik ağrıları ile bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açabiliyor. Bu nedenle doktor kontrolü olmadan ve kan tahlilleri yaptırmadan rastgele destek almak faydadan çok zarar getirebiliyor.

KAN TESTİ YAPMANIN MANTIĞI NE?
Çoğu kişi halsizlik, enerji düşüklüğü ya da odaklanma sorunu gibi belirtiler yaşadığında hemen vitamin takviyelerine sarılıyor. Oysa bu şikâyetlerin nedeni bazen B12 eksikliği, bazen demir düşüklüğü, bazen de sadece stresli bir dönem olabilir. Ancak yaptıracağınız kan testi sayesinde hangi vitamin ya da mineralin eksik olduğunu kesin olarak öğrenmek mümkün. Böylece hem gereksiz yere takviye kullanıp paranızı boşa harcamamış olursunuz hem de yanlış vitamin kullanarak sağlığınıza zarar vermekten korunursunuz. Çünkü bazı eksiklikler fark edilmediğinde geri dönüşü zor hatta imkânsız sorunlara yol açabiliyor. Örneğin B12 eksikliği, sinir sisteminde kalıcı hasarlar bırakabilirken; D vitamini yetersizliği kemik erimesi ve bağışıklık sorunlarını tetikleyebiliyor. İşte bu yüzden düzenli olarak yaptıracağınız basit bir kan testi, ileride yaşanabilecek büyük sağlık problemlerini önceden görmenizi sağlıyor. Yani vitamin ve mineral takviyesi almadan önce kan testi yaptırmak, aslında geleceğe yapılmış küçük ama çok değerli bir yatırım.

ORTAK BELİRTİLER SİZİ YANILTMASIN!
Vitamin eksikliklerinin belirtileri kimi zaman çok açık şekilde kendini gösterirken, bazen de oldukça sinsi ilerleyebiliyor. İşin kafa karıştırıcı yanı ise pek çok vitamin eksikliğinin ortak belirtilere sahip olması. Örneğin B1, B2, B3, B12, C ve D vitamini eksikliklerinde halsizlik, yorgunluk, konsantrasyon zorluğu ve bağışıklık düşüklüğü sık görülen şikâyetler arasında. Siz bu durumu yalnızca “enerjim düşük” şeklinde yorumlayıp hemen C vitamini takviyesine sarıldığınızda, belki de altta yatan gerçek eksikliği gözden kaçırmış oluyorsunuz. Halbuki sorun B12 ya da D vitamini eksikliği olabilir ve yanlış vitamin desteği almak hem fayda sağlamaz hem de zaman kaybettirir. Bu nedenle herhangi bir takviyeye başlamadan önce kan tahlili yaptırmak ve hangi vitaminin eksik olduğunu net olarak görmek büyük önem taşıyor. Çünkü ortak belirtiler sizi yanıltabilir ve doğru tanıyı koymak için en güvenilir yol, kan testidir.

VİTAMİN TÜRÜNE GÖRE OLUŞAN BELİRTİLER
Her vitaminin kendine has belirtileri de vardır. Mesela A vitamini eksikliği görme problemlerine ve saç-tırnak kırılmalarına yol açarken, B grubu vitaminleri (B1, B2, B3, B12) eksikliği ağız içinde yaralar, kansızlık, kas zayıflığı, hatta çocuklarda gelişim geriliği şeklinde karşımıza çıkabiliyor. B6 eksikliği bağışıklık sorunları ve cilt problemleriyle kendini belli ederken, C vitamini eksikliği bağışıklığın düşmesine, enerji kaybına ve kemik-kas zayıflığına neden oluyor. Günümüzde en çok duyduğumuz D vitamini eksikliği de kronik yorgunluk, saç dökülmesi, depresyon ve kas güçsüzlüğü gibi sorunlarla ilişkili. E vitamini eksikliği kaslarda yorgunluk, damar sertliği ve kısırlık riskini artırabilirken, K vitamini eksikliği kan pıhtılaşmasını bozarak diş eti kanamalarına, yaraların geç iyileşmesine ve sindirim sorunlarına sebep olabiliyor. Yani özetle, vitamin eksikliklerini küçümsememek lazım. Çünkü küçük bir belirti, daha büyük bir sağlık sorununun habercisi olabiliyor.

PEKİ VİTAMİN EKSİKLİĞİ NEDEN OLUR?
Vitamin eksikliğinin arkasında aslında pek çok neden yatıyor. En başta düzensiz ve dengesiz beslenme geliyor. Yani sebze, meyve ve doğal ürünleri yeterince tüketmediğinizde vücut ihtiyacını karşılayamıyor. Bunun yanında besinlerin yanlış saklanması ya da yüksek ısıda pişirilmesi de vitamin değerlerini ciddi oranda azaltabiliyor. Mide ve bağırsaklarda yaşanan emilim problemleri alınan vitaminin işe yaramamasına sebep olabiliyor. Günümüz şehir hayatında doğal gıdalara ulaşmak zor ve üstüne bir de hava kirliliği, sigara kullanımı, yoğun stres ile yorgunluk eklendiğinde tablo daha da vahim oluyor. Ayrıca bazı ilaçlar ve tedavi yöntemleri, örneğin kemoterapi ya da uzun süreli antibiyotik kullanımı, vücudun vitamin dengesini olumsuz etkileyebiliyor. Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak ise D vitamini eksikliğine sebep olurken, antibiyotikler K vitamini seviyelerini düşürebiliyor. Hamilelik dönemi, mevsim geçişleri veya ağır spor programları da vitamin ihtiyacını artıran özel durumlar arasında. Yani özetle, vitamin eksikliği yalnızca “yeterince yememekle” ilgili değil. Yaşam tarzımız, çevresel faktörler ve sağlık durumlarımızda bu işin en büyük belirleyicileri.
Paylaş