"Barbaros Tapan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Barbaros Tapan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Barbaros Tapan

Karanlık hikayeleri seviyorum

“The West Wing”, “Mad Men”, “The Handmaid’s Tale” dizilerinden tanıdığımız Altın Küre ödüllü Elisabeth Moss, bu kez bilimkurgu gerilim filmi “Görünmez Adam”la (The Invisible Man) izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Moss, Türkiye’de 28 Şubat’ta gösterime girecek filmi Los Angeles’ta Barbaros Tapan’a anlattı.

◊ “Görünmez Adam” deyince akıllara fantezi macera filmi geliyor ama sizin filminiz tamamen farklı. Filmde aile içi şiddet var, taciz var... Neydi sizi bu hikayeye çeken?

- Korku filmi yapma isteğim... Geçen sene Jordan Peele’nin “Us” filminde küçük bir rolüm vardı. Daha fazlasını istedim. Bu türü çocukluğumdan beri seviyorum. Karanlık hikayelere, korkutucu materyallere karşı toleransım yüksek. Filmin senaryosu geldiğinde karakterden hikayeye her şey beni etkiledi. Günümüzde tanık olduğumuz kadına şiddet, kadınlara konuşma hakkı verilmemesi ya da inanılmaması, kadınların duymazdan gelinmesi gibi birçok kanayan yaraya farklı bir bakış açısıyla hitap ediyordu.

◊ Sizce neden görünmeyen şeylerden daha çok korkarız?

- Bana göre neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmemek bizi güçsüz yapıyor. Güçsüz olduğumuzu bilmek de daha çok korkmamıza sebep oluyor. Bizi tehdit eden şeyin ne olduğunu bilirsek, daha iyi mücadele ederiz. Ona göre tedbir alırız. Ama görünmez ya da umulmaz tehditlere karşı karşıya kalınca yapacağın hiçbir şey yok.

◊ Sizi ne korkutur?

- Kalabalık karşısında konuşma yapmak. Bir de sessizlik. Şehir kızıyım. Beni dünyanın en huzurlu yerinde yeşillik ve doğa harikalarıyla çevrilmiş bir eve koysan korkarım. Orada kalmak istemem. Başka... Su da beni korkutur. Karanlık, dipsiz, derin sular özellikle.

Karanlık hikayeleri seviyorum

KAVGA SAHNESİNİ HAFTALARCA ÇALIŞTIK

◊ Yönetmeniniz Leigh Whannell bazı diyaloglar ve sahneler hakkında çekinmeden görüşlerinizi paylaştığınızı söyledi. Yönetmen-oyuncu fikir alışverişi tartışılan bir konu. Bazı yönetmenler görüş bildirilmesinden hoşlanmıyor. Sizin bu konuyla ilgili yorumlarınızı merak ediyorum.

- Bana verilen sahneyi ve diyalogları ele alıp onlara farklı katmanlar eklemenin işimin parçası olduğunu düşünüyorum. O yüzden fikrimi söylemekten çekinmiyorum. Senaryoya bakıp ne olacağını ve ne söyleyeceğimizi bildiğim halde eğer bunu görsel olarak farklı bir seviyeye çıkarabilme şansım varsa, eğer diyaloğu performansla gösterebileceğime inanıyorsam “O diyaloğu kullanmayabiliriz” bile diyebilirim. Evet, o cesareti kendimde görüyorum.

◊ Filmin fragmanında da yer alan Görünmez Adam’la kavga sahnenizi anlatır mısınız?

- Aslında karşımda biri vardı o sahneyi çekerken. O sahnede çalışan dublörümüz yeşil kostüm giydi. Koreografisini haftalarca çalıştığımız için sete geldiğimizde gözü kapalı yapacak durumdaydık...

AKILLI VE YAKIŞIKLI BİR ADAM AMA İÇİNDE CANAVAR VAR

◊ Filmde narsist, birlikte olduğu kişiyi aşırı sahiplenen bir adama âşık olan kadının mücadelesini gördük. Böyle ilişkileri yaşayan kadınlarla görüştünüz mü?

- Evet... O yüzden Leigh de ben de izleyiciye bu adamın gerçek bir canavar olduğunu hissettirmek istedik. Yaşayan, nefes alan, akıllı, yakışıklı bir adam... Ama içinde şiddet uygulayan, insanları kolayca manipüle eden bir canavar var. Benim işim ise kadının bakış açısını, nasıl manipüle edildiğini, söylediklerini duyanların ona nasıl deli gözüyle baktığını filme aktarmaktı...

◊ Kurgudan biraz uzaklaşıp gerçek hayata dönelim. Sizin de mücadeleci bir yapınız mı var?

- Kendine inanan, kendine güvenen, sesini çıkarmaktan korkmayan bir kız olarak yetiştirildim. Söylediklerimin, düşüncelerimin herkes kadar önemli ve değerli olduğu söylendi hep. O yüzden mücadele etmekten korkmayan bir yapım var.

ANNEM “SENİ O  HALDE GÖRMEK BANA ZOR GELİYOR” DİYOR

◊ “Karanlık, korkunç hikayelere karşı yüksek toleransım var” dediniz. En sevdiğiniz korku filmleri hangileri?

- 70 ve 80’lerin tüm klasik korku filmleri. “The Exorcist”, “It”, “The Shining”... Sonrasında “Rosemary’s Baby”... Günümüze gelirsem “Get Out”, “Us”, “Quiet Place”, “Bird Box” iyi yapılmış gerilim filmleri. Bunların yanı sıra “Jason Bourne” serisini ve o tür gerilim filmlerini izlemeyi de seviyorum. “Argo”nun son sahnesi mesela, dakikalara karşı mücadele ederek kaçtıkları anlar. O tür filmlerin içindeki gerilim elementi de çok önemli benim için...

◊ Karanlık hikayelere ilginize aileniz nasıl tepki veriyor?

- Annem kesinlikle sevmiyor ve anlamıyor. O da sanatla uğraşıyor; müzisyen. Onun için “The Handmaid’s Tale”i izlemek normal değil. Bana “Biliyorum hiçbiri gerçek değil ama seni o halde görmek bana zor geliyor, kötü etkiliyor” diyor.

◊ Peki sizi nasıl etkiliyor kendinizi o halde görmek?

- Açıklamaya çalışıyorum ama insanlar gerçekten anlamıyor. Bu türü zorlayıcı buluyorum ama seviyorum. Fiziksel olarak yoruluyorum ama duygusal olarak etkilenmiyorum. Kötü hikayeleri anlatmam beni etkilemiyor. Rol içine çekmiyor. Kolay çıkıyorum. Böyle yaratılmışım.

 NASIL GÖRÜNDÜĞÜM UMURUMDA BİLE DEĞİL

Oyunculuğa çok erken yaşlarda başladınız. Son dönemdeki projelerinizde makyajı ve cazibeyi rolleriniz için bir kenara bıraktınız ama sizi çok farklı hatırladığımız rolleriniz de var...

- Nasıl göründüğüm umurumda bile değil. Rol yaparken yani. Daha kötü, daha inandırıcı, daha çirkin görünsün diye fazlasını isteyen benim. Karaktere yardımcı olacaksa, benim nasıl göründüğüm zerre kadar önemli değil. Benim için en önemli şey sahnede ve karakterde görsel etkiyi yaratmak... Eğer mahvolmuşluk gösterilecekse hakkını vermek. Normal hayatımda makyaj yapmayı, süslenmeyi severim aslında. Evim makyaj malzemesi dolu. Ama rol için başka şeyler yapmak ve olduğumdan farklı görünmek daha çok zevk veriyor.

Karanlık hikayeleri seviyorum

 JENNIFER ANıSTON’IN DOĞUM GÜNÜ PARTİSİNE DAVETLİ DEĞİLDİM

  Geçen pazartesi Jennifer Aniston’ın Sunset Tower’da verdiği doğum günü partisine siz de davetliydiniz. Nasıl geçti?

- Bu konu tüm hafta gündemdeydi. Kardeşimle akşam yemeği yedikten sonra beni otelime bırakmasını istedim. Orada kalıyordum. Ben de herkes gibi Jennifer Aniston’ın doğum günü partisinin orada olduğunu görünce heyecanlandım. Ama davetli değildim. Doğum gününe katılmadım.

Tanışıyorsunuz ama değil mi?

- Bir kırmızı halıda tanıştık. Hayranı olduğumu herkes bilir. Yeni dizisi “The Morning Show” müthiş. Seviyorum kendisini.

GÖRÜNMEZ OLSAYDIM...

 Görünmez olsanız, ne yapmak isterdiniz?

- Görünmezlik hayalim... Söyleyeyim mi! Çok sıkıcı ama...

Merak ettim...

- Hayranı olduğum oyuncuları sette ya da tiyatro sahnesinde yakından izlemek isterdim. Onlar beni görmeyecek, izlediğimi bilmeyecek. Meryl Streep’in etrafında dolanıp notlar alırdım mesela. Onun benim varlığımdan bile haberdar olmaması, onun huzurunu bozmamak ama yakından izlemek çok güzel olurdu.

28 Şubat’ta vizyonda

“The Invisible Man”, Türkiye’de 28 Şubat’ta “Görünmez Adam” adıyla vizyona girecek. Filmin konusu şöyle: Kontrolcü ve baskıcı sevgilisinden hem fiziksel hem de duygusal şiddet gören Cecilia Kass, bir gece yarısı yaşadığı kabustan kaçmaya karar verir. Cecilia’nın kaçması üzerine intihar eden narsist sevgili, ona yüklü miktarda bir servet bırakır. Sahte bir ölümle karşı karşıya olduğunu düşünen Cecilia, kendini bir anda ürkütücü olayların içinde bulur.

 

X