Barbaros Tapan

Isla Fisher: Dünyanın en komik adamıyla yaşıyorum

25 Temmuz 2021
Isla Fisher, dünyaca ünlü komedyen Sacha Baron Cohen’le evli. Avustralya’da yerli dizilerde bir gençlik ikonu olan aktris, beyazperdede komedyen olmaya karar verip ABD’ye taşındı. “Wedding Crashers” (2005) ile dünya izleyicisinin karşısına çıkan Fisher, hayallerine kavuştu ve başarılı bir komedi oyuncusu olarak kendini sinema dünyasına kabul ettirdi. En son “Blithe Spirit” filminde rol alan Fisher ile görüntülü olarak konuştuk. Oyuncu, röportaja Avustralya’dan bağlandı.

◊ Yaratıcılık konusunda size kimler ilham verir?
- Farklı alanlarda farklı insanlar ilham veriyor. Konu çocuk kitapları yazmaksa; etrafımdaki minik insanlardan, onların komik konuşmalarından ilham alıyorum. Filmlere gelince; oynadığım karakterin dayandığı kişiler ilham verebilir. Genel olarak ise en çok büyükannemden ilham alıyorum. Çocukken çok yakın olduğum biri. Onunla ilgili her şey ilham verici.
◊ Projeler sırasında eşiniz Sacha Baron Cohen ile görüşme konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz? İkiniz de yoğun çalışıyorsunuz...
- Bizde mesafe büyük hikâye... En son “Blithe Spirit”i geçen sene haziran ve temmuz aylarında İngiltere’de, Sussex’te çektik. Sacha işlerine küçük bir ara verdi ve benimle geldi.Genelde aynı anda çalışmıyoruz. “Blithe Spirit”i çekerken ilk kez denk geldik.
◊ Sacha, siz ve üç çocuğunuzu aynı evde düşününce, çok çılgın bir aile hayatı hayal ediyorum. Günlük hayatınızda ne kadar mizah var? Çocuklarınız da komedyen veya oyuncu olmak istiyor mu?
- Çocuklarım adına konuşamam. Annelik en sevdiğim konu olsa da, onların gizlilik hakkına sahip olduklarını düşünüyorum. Komik olduklarını düşünüp düşünmedikleri hakkında konuşmak, onların kararı.
Ben komediye değer verilen ve komedinin çok dikkat çektiği bir evde büyüdüm. İki öz erkek kardeşim, iki üvey kardeşim var ve ben büyürken evimizde her zaman değişim öğrencileri vardı. Annemin dikkatini çekmek için sürekli çeşitli şekillerde yarışıyorduk.

Yazının Devamını Oku

Her filmden yeni bir şey öğrendiğimi hissetmesem kenara çekilirdim

23 Temmuz 2021
16 yaşındayken Carnegie Hall’de sahnelediği oyununun üçüncü gününde “Get Real” dizisinin kadrosuna alınan ve bugün dünyanın en çok kazanan oyuncularından biri olan Anne Hathaway’in filmleri, dünya çapında 7 milyar doların üzerinde hasılat elde etti. Pandemi dönemini de çalışarak geçiren güzel oyuncu, “The Witches” ve “Locked Down” filmlerinde rol aldı. Dünyaca ünlü yıldızla görüntülü olarak konuştuk. Anne Hathaway görüşmeye Los Angeles’tan bağlandı.

Tuhaf bir yılı geride bıraktık. Pandeminin hayatımıza getirdiği ilginçlikleri halen yaşamaya devam ediyoruz. Bu dönemde sizi en çok rahatsız eden ne oldu?

- Bu yıl kendimi geliştirdiğimi düşündüğüm konulardan biri; iş görüşmesi yaparken çocuklarım araya girdiğinde paniklememek. Dijital ortamda görüştüğümüz sırada başkalarının çocukları beklenmedik bir şey yaptığında ben kesinlikle yargılamıyorum. Fakat bu konuda kendimi kastığımı fark ettim. Neden kendimi farklı standartlarda tutuyorum?

Pandemiden sonra öğrendiğim şeylerden bir diğeri de... Daha nazik bir insan olduğumu hissediyorum. Kendime karşı daha nazik olduğumu hissediyorum. Daha önce de nazik bir insan olduğumu sanıyordum. Ama geçen yıl başka insanların neyle uğraştığını bilmezken bir anda başkalarının evlerinin içine baktığımız yeni bir seviyeye geldik. Ve bu, birçok yönden insancıl bir yaklaşımla bakmamızı sağladı.

Aslında bu gibi şeylerle karşılaştığımda hüsrana uğramamayı ve daha esnek hale gelmeyi, hayatın verdikleriyle birlikte yuvarlanmayı da öğrendim.

Geçen sene kapanma döneminde neler yaptınız?

- Çok sıkıcıyım, garajımı temizledim! (Gülüyor) Çok uzun zamandır oyuncuyum. Seyahatlerimden hatıralar, aksesuvarlar, biriktirdiğim çeşitli eşyalar... Sonunda her şeyi yoluna koymanın zamanı gelmişti. Hayatım için önemli olan ve vazgeçme zamanımın geldiği şeyleri düzene koymam gerekiyordu. Çok deli bir kapanma yaşamadım ama unutma; yıllardır biriken şeyleri düzene sokarken yanımda 4 ve 1 yaşında iki çocuk da vardı...

Yazının Devamını Oku

50’li yıllarda iki süper kahraman

18 Temmuz 2021
Marvel, “WandaVision” dizisinde sıra dışı bir türü denedi... 1950’li yılların Amerikan sitcom stiliyle süper kahraman aksiyonunu birleştirdi. Yaşadıkları yere ve normal hayata adapte olmaya çalışan iki süper kahramanı Elizabeth Olsen ile Paul Bettany canlandırdı. Disney Plus kanalında yayınlanan diziyi başrol oyuncularıyla konuştum.

ElIzabeth Olsen: Zamana karşı yarıştık

Dünyaca ünlü ikizler Mary-Kate ve Ashley Olsen’in kardeşi Elizabeth Olsen, Marvel Sinematik Evreni’nde canlandırdığı ‘Scarlet Witch’ karakteriyle dünya çapında ünlendi. Oyuncu, “Wanda-Vision”daki performansıyla da ‘en iyi kadın oyuncu’ kategorisinde Emmy’ye aday gösterildi. Olsen’e bu yeni dizisi ve kendisi merak ettiklerimi görüntülü bağlantıyla sordum.

◊ Marvel ile anlaşmanız önümüzdeki birkaç yıl devam edecek. Uzun dönemli anlaşmalarda özel hayatınızı nasıl planlıyorsunuz?

Elizabeth Olsen: Evlilik ve bebek gibi mi?

Yazının Devamını Oku

Bu rolü önce reddettim kötü adamı oynamak istemedim

11 Temmuz 2021
Rock grubu Thirty Seconds to Mars ile de tanınan müzisyen ve oyuncu Jared Leto, yeni filmi “The Little Things”de (Küçük İpuçları) kendisi gibi Oscar ödüllü Denzel Washington ve Rami Malek ile kamera karşısına geçti. Leto, John Lee Hancock’un yazıp yönettiği filmde cinayet şüphelisi Albert Sparma’yı canlandırdı. Washington ve Malek ise iki dedektifi oynadı. Jared Leto ile hem 1990’ların Los Angeles’ında geçen bu filmi hem de müzik ve sinema kariyerini konuştuk.

◊ Neredesiniz şu anda?
- Şu anda Nevada’dayım. Red Rock bölgesine yakın bir yerdeyim.

◊ Son filminizde başrolü sizin gibi Oscar ödüllü aktörler Denzel Washington ve Rami Malek’le paylaşıyorsunuz. Bu kalibrede aktörlerle çalışmak, sette bir şeyleri değiştiriyor mu?
- Büyük oyuncularla çalışma şansına sahip olmak bir hediye. Kesinlikle hayatı daha ilginç kılıyor. Daha iyi iş çıkarmanıza yardımcı oluyor. Bu filmde Denzel ve Rami benim role yaklaşımımı gerçekten desteklediler. Karakteri yaratırken risk alma fırsatı sundular. Hatalar yapmama izin verdiler. Setteki bu anlayış, bana verdikleri inanılmaz cömert bir hediyeydi. Bunun için ikisine de çok ama çok müteşekkirim. Bu yetenekte adamlarla çalışmak, belki de hayatımda bir kez karşılaşılabileceğim bir fırsattı ve bu şansa sahip olduğum için gerçekten çok mutluyum.



Yazının Devamını Oku

Filmi sinemada izleyince gerçekten hissedersin

4 Temmuz 2021
Jon Voight, 1969 yılında “Midnight Cowboy” (Geceyarısı Kovboyu) filmindeki Joe Buck rolüyle tanındı ve Akademi Ödülü’ne aday gösterildi. Voight, dünyaca ünlü yıldızlar Angelina Jolie ve James Haven’ın da babası... Ünlü oyuncu, şu sıralar 7 sezondur devam eden “Ray Donovan” dizisinin final çekimlerinde. Voight ile görüntülü olarak bir araya geldik ve 62 yılını verdiği sinema sektöründeki değişimi konuştuk.

◊ Şu anda neredesiniz?
- New York’tayım. “Ray Donovan”ın finalini çekiyoruz. Şu anda gösterim odasındayım. Röportaj için bu odayı istedim, çünkü görüyorsun arkamda Walter Pidgeon’ın geçmiş yıllardan kalma korku filmi “Forbidden Planet” var.

◊ Sektörün sinemadan televizyona yönelen değişimi hakkında neler söylemek istersiniz?
- Bildiğin gibi yıllar içinde sektör yavaş yavaş değişti. Ben 82 yaşındayım. Bu bilgiyi yazma! (Gülüyor) Dalga geçiyorum. Uzun zamandır sektördeyim. Hayat çabuk geçiyor. Bu işi yaparken yıllar birçok harika hatıra bıraktı. Çok şanslıydım.
Sektördeki değişimi erken dönemlerden itibaren görmeye başladım. Beyazdan dijitale her küçük değişimi yaşadım.
Önceden televizyon sinema aktörü için tavsiye edilmezdi. Çünkü eğer televizyona çalışıyorsan film kariyerin kısmen yok olmuş oluyordu. Artık televizyon için çok iyi projeler yapılmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

Bu dünyaya insanlara hizmet etmeye geldim

27 Haziran 2021
Gloria Estefan’ın Jada Pinkett Smith’ten devraldığı “Red Table Talk” (Kırmızı Masa Sohbeti) programının yeni sezonu sonbaharda seyirciyle buluşacak. Grammy ödüllü yıldızın, müzisyen kızı Emily Estefan ve televizyon programcısı yeğeni Lili Estefan’la birlikte sunduğu “Red Table Talk: Estefans”, Facebook Watch’ta yayınlanacak. Gloria Estefan’la hem programın detaylarını hem de Emilio Estefan’la 42 yıldır sürdürdüğü mutlu evliliğin sırlarını konuştuk.

◊ Şu anda neredesiniz?

- Şu anda Miami Beach, Florida’daki kütüphanemdeyim. Onlarca yıldır düzenlemeye zaman bulamadığım tavan arası ve dolaplarıma pandemi sırasında el attım. Normalde zamanımın çoğunu geçirdiğim oda burası. “Put on Your Mask” (Maskeni Tak) için hazırladığım kamu spotunu burada çektim. Arka tarafta 2 yıldır kullanmadığım yeşil ekran var. Benim arkamda ise bir ömür, kariyer, yaşam, aile fotoğraflarından oluşan albümlerim var. Evde en sevdiğim odam, benim sığınağım burası...

◊ Uzun yıllardır yeme içme sektöründe de varsınız. Orlando ve Miami’de restoranlarınız var...

- Evet! Yemeğin eğlenceyle iyi gittiğini hissettik, o yüzden yemek sektörüne de girdik. Ayrıca restoranlarımdaki tüm tarifleri topladığımız bir yemek kitabım da var. Adı “Estefan Mutfağı”. Mutfakta büyükannemle büyüdüm. Aslında bir bakıma bu yüzden restoran işine girdim.


Yazının Devamını Oku

1813’te yaşamak istemezdim

20 Haziran 2021
“Bridgerton”ın muhteşem balolar, gösterişli kostümler ve dedikoduyla dolu dünyasına dönmek için çekimler başladı. İlk sezonunda Daphne Bridgerton ve Hastings Dükü’nün aşkını konu alan dizinin ikinci sezonu Daphne’nin abisi Lord Anthony Bridgerton’ın aşk hayatına odaklanacak. Barbaros Tapan, dizide Daphne’yi canlandıran Phoebe Dynevor ile konuştuk.

◊ “Bridgerton” dizisi büyük ses getirdi, siz ve partneriniz Regé-Jean Page şöhret oldunuz. İkinci sezonda dük yok. Çekimlere Regé-Jean olmadan başlamak nasıldı?
- Tabii ki aynı değil, farklı ama dizinin güzel yanı her sezon farklı bir aşk hikayesini anlatması. Her kitap farklı bir Bridgerton kardeşi etrafında dönüyor. Dizi de, kitapları takip edecek şekilde çekiliyor.

◊ İkinci sezonla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
- Hiçbir şey. Dudaklarım mühürlü...

◊ Anneniz Sally Dynevor İngiltere’de çok ünlü bir oyuncu. Dizinin başarısı ve sizin başarınız hakkında neler düşünüyor?

Yazının Devamını Oku

Toprakla bağlantı kurun

13 Haziran 2021
House of Harlow markasının da kurucusu olan moda tasarımcısı ve oyuncu Nicole Richie, çevre ve doğa tutkusunu ekrana taşıdı. İnsanların doğayla bağlantı kurmasına yardımcı olmak isteyen Richie, “Nikki Fre$h” adlı şovunu Quibi platformuna sattı. Barbaros Tapan, Nicole Richie ile görüntülü konuştu.

◊ Moda tasarımcısı, müzisyen, çevre dostu, reality show sunucusu, tarım ve bahçe işleri tutkunu, hayvansever, anne... Sizin hakkınızda araştırma yaparken gözüme çarpanlar bunlar oldu. Bu saydıklarımdan hangisi hayatınızda daha öncelikli ve neden?

- Kesinlikle anne olmak her şeyden önce gelir. Bu içgüdüsel bir cevap. Kalbimin olduğu yer annelik. Yaratmayı seven biri olduğumu söyleyebilirim. Artık tek bir şapka takmak da şart değil. “Yapmak istediğim şey bu” diyemedim, çünkü gençken çok net bir yolum yoktu. Yaratıcılığımı bulmak için farklı birkaç şey denemek ve birkaç farklı yoldan gitmek zorunda kaldım. Örneğin oyunculuk ve moda tasarımı sevdiğim şeyler. İki çok farklı şey ve benim çok farklı iki parçamı ortaya çıkarıyor. Farklı dünyaları bir arada yaşayabilmeyi çok seviyorum.




◊ Babanız Lionel Richie, vaftiz babanız Michael Jackson, vaftiz anneniz Nancy Davis. Çok ünlü bir aileden geliyorsunuz. Büyürken gerçek dünyaya uyum sağlamakta zorluklar yaşadığınız oldu mu?

Yazının Devamını Oku