Barbaros Tapan

Aretha’yı taklit edebilecek kimseyi tanımıyorum

3 Ekim 2021
Broadway’de “The Color Purple”daki performansıyla Grammy, Tony ve Emmy kazandı. National Geographic’in “Genius: Aretha” dizisinde soul müziğin kraliçesi Aretha Franklin’i oynadı. İlk çocuk kitabı çıkmak üzere ve ilk solo albümünü de kısa süre önce yayınladı... Barbaros Tapan, Cynthia Erivo ile görüntülü konuştu.

◊ Nereden bağlanıyorsunuz?
- Los Angeles’tayım.

◊ “Genius: Aretha” dizisine hazırlanırken, Aretha Franklin hakkında bilmediğiniz neler öğrendiniz?
- Bilmediğim şey; babası komaya girdikten sonra ona nasıl baktığıydı. Babasını hayatta tutmayı o kadar istediğini bilmiyordum. Bu benim için Aretha’nın ne kadar sevecen olduğunu, kalbinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Sonrasında da kalbinin nasıl kırık olduğunu...



Yazının Devamını Oku

Ben bile Pink Floyd’un geçici olduğunu sanmıştım

26 Eylül 2021
Efsane müzik grubu Pink Floyd’u konu alan “The Pink Floyd Exhibition: Their Mortal Remains” sergisi, 3 Eylül’de Los Angeles’ta kapılarını açtı. Ziyaretçilerini yüksek teknolojili görsel ve işitsel araçlarla Pink Floyd’un dünyasında sürükleyici bir yolculuğa çıkaran sergide; el yazısıyla yazılmış şarkı sözleri, grubun kullandığı müzik aletleri, yazdıkları mektuplar, uzun süredir depolarda, film stüdyolarında ve grup üyelerinin kişisel koleksiyonlarında bulunan objeler sergileniyor. Serginin detaylarını grubun efsanevi davulcusu Nick Mason ile görüntülü olarak konuştuk.

◊ “The Pink Floyd Exhibition: Their Mortal Remains”, büyüleyici bir sergi. İlk gördüğünüzde neler hissettiniz?
- Daha önce birkaç başka şehirde sergiledik ama Hollywood’un tamamen farklı bir havası var. Her şey biraz daha acayip. Kullanılacak kelime sanırım bu; “acayip”. Ve ben Hollywood’daki atmosferi çok sevdim.

◊ Sizin için sergide yer alan en değerli parça hangisi? Pink Floyd için değil, sizin için özel olanı soruyorum...
- Hokusai boyalı bateri seti. Yaklaşık 50 yıl önce yapıldı ve bence hâlâ dikkat çekici görünüyor. Boyası şahane ve fırsat buldukça o bateriyi kullanmaya meyilliyim. Muhtemelen favorim o bateri...


Yazının Devamını Oku

Oscar’ın şefi: Türkiye tatil için en iyi destinasyon

24 Eylül 2021
Şef Wolfgang Puck, tüm ünlü şeflerden önce “celebrity şef” kavramını yarattı. Restoranlar, kafeler, mutfak ürünleri ve televizyon şovlarından oluşan dünya çapında bir yeme-içme imparatorluğu kurdu. Oscar mutfağının da patronu olan şef Puck ile gastronominin en elit markalarından İstanbul Spago’da bir araya geldik. Mekanın deneyimli yöneticisi Deniz Zengin’in eğlence kültürünü gastronomiyle çok iyi dengelediğini belirten şef, ayrıca Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini, buraya geldiği kadar kendi ülkesi Avusturya’ya gitmediğini söyledi.

◊ Şef, İstanbul sizin ikinci eviniz gibi sanırım. Sık sık ziyaret ediyorsunuz, değil mi?

- Evet, bu yıl Bodrum-Yalıkavak’ta tatil yaptım. Sonra D Maris’e gittim. Şimdi de İstanbul’dayım.

◊ Dünya yeme içme sektörünün en tepesindeki isimlerinden biri olarak, Türkiye’deki sektör hakkında neler düşünüyorsunuz? Demet Sabancı yakın dostunuz, kendisi Türkiye’nin gastronomi zenginliğini tanıtmak için çalışan biri. Demet Hanım’la işbirlikleriniz olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Zombiler aramızda!

19 Eylül 2021
“The Walking Dead” dizisinin heyecanla beklenen son sezonu başladı. 24 bölümden oluşan 11’inci sezonun ilk 12 bölümü bu yıl, ikinci 12 bölümü 2022’de yayınlanacak. Dizinin başrol oyuncusu Norman Reedus ile görüntülü olarak konuştuk. Oyunculuğun yanı sıra fotoğraf sanatıyla uğraşan aktörün hatırı sayılır sayıda kitabı da var. Reedus, röportajımızda bu tutkularından da bahsetti.

◊ Covid’in yarattığı farklı dünyaya alıştınız mı?
- Daha zor... Ama bu dönemde bir prodüksiyon şirketi kurdum. Yaptığım bir sürü sanat işi var. Eğer işe dönseydim yapamayabilirdim. Pandemi sırasında bir roman yazdım. Eğer boş zamanım olmasaydı asla yapamayacağım bir sürü şey yaptım. Çabalarımı farklı şeylere yönlendirdim, çünkü TV şovu kesinlikle farklı bir dünya.

◊ Peki özel hayatınız nasıl adapte oldu salgına? Nişanlınız Diane Kruger da siz de iş için dünyayı geziyorsunuz. Dünyanın her yerinde projeler yapıyorsunuz. Salgın yüzünden hayatın durması sizi nasıl etkiledi?
- Ben Yeni Zelanda’daydım, Diane de Los Angeles’ta bir film üzerinde çalışıyordu. Onu ziyarete Los Angeles’a gittim. Bir ev kiralamıştık. Ben sadece 10 gün kalacaktım. Yeni Zelanda’dan kalkan o uçak, sabah 05.30’da Los Angeles’a iniyor. Eve gittim. Uykuluydum. Kızımın odasına gittim, onu uyandırdım. Kiraladığımız evin arka bahçesinde yürüdük. Dışarı baktık. Yemyeşil ve palmiye ağaçları olan bir bahçeydi. Kızım çimlerdeki bir kuşu işaret etti, birlikte yürüdük ve çimenlere oturduk. O an “Vay canına, bunu New York’ta yapamayız” dedim. Çünkü New York’ta pencereden bakarken “Bak, taksi. Bak, otobüs” deriz.Çimlerde otururken Diane yanımıza geldi. Bir pazar günüydü. Diane’e “Belki de Los Angeles’ta ev bakmalıyız. Güneşli havada güzel bir hayat var burada” dedim. Sonra hiç vakit kaybetmeden satılık levhası konulmuş bir eve gittik. Daha eve tam bakamadan Diane ayrılmak zorunda kaldı, çünkü senaryo okumaları vardı.
Ben kalıp baktım. Diane “Sonra konuşuruz” deyip gitti. İşteyken ona mesaj atıp “Evi aldım” dedim. İnanmadı tabii, “Neden bahsediyorsun?” dedi. “Toplantıda olduğun ve toplantıdayken hayır diyemediğin için evi aldım” dedim. Satın aldığım o ev, pandemi sırasında karantinada kaldığımız ev oldu. Günlerimiz bahçeden yaban mersini, çilek toplayarak geçti. Portakal ağacının altındaki toprakta oturup portakal yiyerek güne başladık. Oğlum Mingus doğduğunda sürekli çalışıyordum ve her fırsatta onu görmek için New York’a uçuyordum. Sürekli bir koşuşturmaca içindeydim.Kızımız doğduğunda ailemiz için bilinçli bir çaba gösterdik. Pandemi sırasında hiçbir yere gitmek zorunda kalmadık. Dürüst olmak gerekirse bu bizi birbirimize daha da bağladı. Los Angeles uçaklar uçmazken, her yer sakinken çok güzeldi. Şimdi her şey tekrar kaosa döndü.


Yazının Devamını Oku

Meksikalı bir kadın 54 yaşında süper kahramanı oynadı!

12 Eylül 2021
Geçen hafta 55 yaşına giren Salma Hayek, “Her zamankinden daha çok çalışıyorum” diyor. Başarılı oyuncuyla 50’li yaşlarında Marvel Sinematik Evreni’nde süper kahramanı oynamanın hissettirdiklerini, yeni projelerini ve çocukluk hayallerini görüntülü olarak konuştuk.

◊ Yıllar önce Altın Küre’de olimpik jimnastikçi Nadia Comăneci’yle tanıştığınızda nasıl heyecanlandığınızı duydum. Duygusal anlar yaşadığınız söylendi. Neden bu kadar etkilemişti sizi Nadia? Jimnastikçi olma hedefiniz vardı sanırım...
- Evet, çünkü Meksika’da bu sporun varlığından haberdar olmadığımız küçük bir kasabada yaşıyordum. Jimnastiği bilmiyordum. Kimse bilmiyordu. Bu sporu Nadia aracılığıyla keşfettim. Sonra kendi kendimi eğittim, çünkü yaşadığım yerde bu sporu öğretecek okul yoktu, öğretmen yoktu. Bir sonraki yaz babamı jimnastik öğrenmek için beni Mexico City’ye götürmesine ikna ettim ve elemelerde kabul edildim. Jimnastiğe gerçekten takıntılıydım. Mexico City’de sporcular için yapılmış yatılı okulda konaklama teklif ettiler. 9 yaşındaydım. Günde 6 saat egzersiz yapıp geri kalan zamanda okula devam etmem gerekecekti. Tamamen orada yaşamam gerekiyordu. Tüm hayatım antrenman ve okuldan ibaret olacaktı.
Orada ne yediğini ve nasıl yaşadığını her şeyi kontrol ediyorlardı. Okulun direktörü “Bu spor kızınızın vücuduna yakışıyor, kızınız şampiyon olimpiyatçı zihnine sahip” dedi ve babamı gerçekten ikna etmeye çalıştı. Babam reddetti, çünkü çocukluğumu yaşamayacaktım. Bu konuda babamı daha yeni affettim, çünkü çocukluk istemiyordum. Sadece bu sporu yapmak istiyordum. Nadia Comăneci olmasaydı jimnastiğe tutulmayacaktım. 9 yaşında kasabamı terk etmek için babamı ikna etmeyecektim. Ve sonra belki de hayalimi takip etmek, film dünyasının bir parçası olmak için ülkemi terk edemeyecektim.
Bir bakıma benim için çok şey ifade ediyor, çünkü o yaştaki tutkum zincirleme reaksiyona neden oldu. Konfor alanından çıkmam, umut etmem ve çok çalışmam için bana ilham verdi. Sadece hayal etmenin yetmeyeceğini, çok çalışmanın gerektiğini de öğretti.



◊ Son dönemlerde komedi de yapıyorsunuz. Seçtiğiniz projelere nasıl karar veriyorsunuz?

Yazının Devamını Oku

Şef Wolfgang Puck: Türkiye’nin yeme içme sektörü daha iyi pazarlanmalı

10 Eylül 2021
Dünyaca ünlü şef Wolfgang Puck ile İstanbul’da görüştüm.

Şöyle dedi:
“Türkiye’deki yeme içme sektörü dünyaya açılmak için daha iyi pazarlanmalı. Mesela bir örnek vereyim; kime ‘Tatillerde Türkiye’ye gidiyorum’ desem şaşkınlıkla karşılıyor. ‘Neden Türkiye’ye gidiyorsun, İtalya’ya gitsene’ diyorlar. ‘Hayır, ben Türkiye’yi seviyorum’ diyorum.”
Aynı fikirdeyim. Türkiye gastronomide dünyaya açılmak için daha iyi pazarlanmalı...
Şef Puck ayrıca “Genç şefler Türk mutfağını modernize etmeyi denesin. Yenilikleri takip etsinler. Türkiye’de birçok kişinin yemek seçiminde eski geleneksel tarzı sevdiğini biliyorum. Türk mutfağını yenilemek, modern dokunuşlar eklemek önemli” dedi.



Şef Puck bunları anlatırken aklıma Kaya Demirer geldi.

Yazının Devamını Oku

Steven Spielberg “yönetmenlik yaparken çal” dedi

5 Eylül 2021
İki Oscar’lı ünlü oyuncu Denzel Washington, tüm zamanların en büyük aktörlerinden biri kabul ediliyor. Washington ile görüntülü olarak görüştük, sinemanın en büyük aktörlerinden biri kabul edilmesi ve yönetmenlik deneyimi hakkında konuştuk. “Dünya üzerinde var olan bütün ödülleri kazandım ama mutluluğun ödüllerden gelmediğini öğrendim” diyen oyuncu, bildiklerini gençlerle paylaşmak istediğini de söyledi.

◊ New York Times, 21’inci yüzyılın en iyi aktörlerini sıraladı. Siz 1 numarada yer aldınız. Yeteneklerinizden bahsetmişler. Shakespeare de oynuyorsunuz, aksiyon, ağır dram, derin roller de... Her şeyi oynayabilme kabiliyetiniz var. Aynı zamanda yönetmenlik yapıyorsunuz. Bu tür makaleleri gördüğünüzde nasıl hissediyorsunuz? Hayatınızın bu aşamasında kendinizi nasıl görüyorsunuz?
- Kendimi yardım etmeye çalışan biri olarak görüyorum. Kendimi çözümün bir parçası olarak görüyorum, sorunun bir parçası olarak değil. Tanrı’nın verdiği yeteneklerimi en ufak bir şekilde bile olsa dünyayı daha iyi hale getirmek için kullanıyorum. Ve artık o yönde kullanabilmek için daha fazla fırsat görüyorum. Sırf yaptığım iş sayesinde olsa bile, insanların zihinlerini bir süreliğine dertlerinden uzaklaştırıyorum.
Annem yıllar önce “Adam ödül alır ama mükafatı Tanrı verir” demişti. Dünya üzerinde var olan bütün ödülleri kazandım ama mutluluğun ödüllerden gelmediğini öğrendim. The New York Times’a ve liste yapan herkese minnettarım. Ama gerçekten bunun için burada değilim.
Benimki, daha çok Tanrı’nın verdiği bir görev. Bu görev, yeteneklerimi en iyi şekilde kullanmak ve her fırsattan yararlanmak. Tanrı’nın işiyle ilgili olmak. Bildiklerimi ve yaşadıklarımı paylaşmak. İyi ya da kötü olsa da paylaşmak. Yeni nesil için profesyonel işimi anlatmak. Akıl hocası olmak. Sadece sahip olduğum şeyi kullanıp onunla yapabileceğimin en iyisini yapmak istiyorum.




Yazının Devamını Oku

MJ hayatı boyunca öldürüleceğini söyledi

29 Ağustos 2021
29 Ağustos 1958 tarihinde doğan “popun kralı” Michael Jackson, hayatta olsaydı bugün 63 yaşına girecekti. Müzik efsanesi, yaşamı boyunca başarılarının yanı sıra hakkındaki skandal iddialarla da konuşuldu. O iddialar, hazırlanan belgesellerle ölümünden yıllar sonra yeniden gündeme oturdu. Jackson ailesinin üçüncü çocuğu, The Jackson 5’ın üyesi Tito Jackson’ın oğlu Taj Jackson, şimdilerde amcasının adını temize çıkarmak için savaşıyor. Taj Jackson ile Michael Jackson’ı, hakkındaki söylentileri ve ölümüyle ilgili şüphelerini konuştuk.

◊ Michael Jackson’la anılarınızla başlayalım mı? MJ ile ilişkiniz nasıldı?

- Beni bebekken kucağında tutup çektirdiği fotoğraflar var. Tüm hayatım boyunca yanımdaydı. Akıl hocası gibiydi. Bana nasıl iyi bir insan olunacağını öğreten, MJ’di. “Mesleğini iyilikler için kullanıyor musun?” diye sorardı. Kardeşlerimle birlikte ilk şarkımız İngiltere’de listelerin zirvesine çıktığında aradı. Tebrik etmek için aradığını düşündük ama aslında azarlamak için aramış. Çünkü hiçbir hastaneye yardım amaçlı gitmemiştik. Michael, “Gittiğim her şehirde çocuk hastanesini ziyaret ederim, bunu yapmak sizin de sorumluluğunuz” dedi. Haklıydı, çünkü biz onun yardımlarını izleyerek büyüdük.
O yüzden şimdi ona atılan iftiraları duymak benim için çok zor. MJ kendini savunmak için burada değil ve söylenenler gerçeklikten çok uzak. Onu tanıyan herkes nasıl biri olduğunu biliyor. Onunla büyümüş biri olarak benim için de en zor şey, onun hakkındaki tüm bu yalanları duymak. Bu çok sinir bozucu. Arkadaşları, ailesi, iş arkadaşları, eski çalışanları, hepsi MJ’in nasıl biri olduğunu söyledi. Ama bunlar asla su yüzüne çıkmıyor. Medya sadece skandallarla ve yalanlarla ilgileniyor. MJ insanların hayatlarını değiştirdi, onlara yardım etti. Ve yaptıkları için asla bir şey istemedi. Karşılığında bir şey istemeden birinin bu kadar iyi olabileceğine inanamadığımız bir toplumda yaşıyoruz. Ve bu korkunç bir şey...


Taj Jackson, görüntülü görüşmeye Los Angeles’tan bağlandı.

Yazının Devamını Oku