‘Aile kurumunu dört kişilik fotoğrafla idealize etmekten vazgeçmeliyiz’

‘Bekleyiş’ avukat ve belgesel sinemacı Aslı Akdağ’ın bekâr anne olma kararı almasından başlayarak oğlu Aren’in doğumuna uzanan süreci anlatan bir belgesel. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Jüri Özel Ödülü ve bolca seyirci övgüsüyle dönen ‘Bekleyiş’; aile kurumuna, baba figürüne, toplumun kadından beklentilerine şık bir sol kroşe geçiriyor.

Haberin Devamı

‘Aile kurumunu dört kişilik fotoğrafla idealize etmekten vazgeçmeliyiz’Akdağ’ın görsel günlük olarak başladığı proje sonradan belgesele dönüştü.

Oğlu Aren’le olan yolculuğunu hamilelikten itibaren kayda geçirmiş avukat ve belgesel sinemacı Aslı Akdağ. Bu kararı da Aren’i tek başına büyütmek zorunda kalacağını anladığı anda almış. Kişisel bir görsel günlük fikriyle yola çıksa da benzer durumdaki kadınların çokluğunu fark edince çekimlerini bir belgesele dönüştürmüş. 

‘Bekleyiş’te ‘bekâr/yalnız anne’ olmak ve bizden ‘beklentiler’ meselesini, hamilelik ve doğum süreci eşliğinde anlatırken pek çok noktaya temas ediyorsun. Etrafı bu sürece ve bu temas noktalarına dahil etmen nasıl gerçekleşti?

Çekimi ne amaçla yaptığımı etik olarak paylaştım tabii çekim yapacağım kişilerle. Ancak bunu çok yakın olmayan kimselerle çekim yaptığım durumda bazen çekimin sonunda açıkladım. İşin duygusunu bozmamak adına çekimin sonuna kadar bu bilgiyi ufaktan manipüle ettiğim ve “Oğlum için hatıra olsun diye çekiyoruz” dediğim oldu. Ancak çekimin sonunda, belgeseli anlatıp  açık izin aldım. Böylece günlük akışı bozmadan kameraya diyalogları aksettirebildik.

Haberin Devamı

Evlilik kurumu ya da bir ilişkinin dışında çocuk sahibi olma sürecini dinginlikle yaşamışsın. Duygusal olarak nasıl bir süreçti?

Dinginlik kısmı doğru sanırım, kararımın doğruluğunu net şekilde bildiğim andan itibaren bu şekilde bir dönüşüm yaşadım. Ancak ilk aylarda stresten cilt hastalığı dahi geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Hamile olduğunu duyan her anne önce panikler; bunu daha yoğun bir endişeyle yaşadığım ve nasıl üstesinden gelirim diye korktuğum oldu. Hamileliğin devamında benimle küçük ama dev bir ekip vardı. Çekimlere gelen arkadaşlarım, her anımda yanımda olan Banu Sıvacı, bana destek veren kadınlar... Çekimler terapi gibi geldi ve daha da güçlendim. Aren’in bebekliği döneminde de iyi gidiyoruz. Destek olan ailem var her şeyden önce. Elbette oğlumun bana yönelteceği sorular olacak. Bu dönemde de pedagoglardan destek alarak hareket etmeye gayret ediyorum.

Haberin Devamı

‘Aile kurumunu dört kişilik fotoğrafla idealize etmekten vazgeçmeliyiz’

‘EKSİKLİK İÇİN VARLIK GEREK’

Başka kadınlara ilham olma tespitime katılır mısın?

Ekonomik özgürlüğüm olmasa ben de yapamazdım. Kadınların ekonomik olarak özgür olup kendilerini gerçekleştirmelerine dair bir cesaret verebilir, bu anlamda ilham olabilirsem ne mutlu bana! Yol, insanların iddia ettiğinin aksine tek yol değil. Bu nedenle bırakalım başkalarının doğrularını, kendi yolumuzu yaşayalım.

Babanı göremiyoruz ama senin yanında durduğunu da seziyoruz. Seninle yol arkadaşlığı yapan, “Biz bir ekibiz” diyen annen ve ağabeyin başta, geniş ailene, bilinen anlamda bir aile kurmamayı seçtiğini ifade ettiğin süreçte neler yaşadın?

Babamı kaybettiğimde henüz hamilelik yoktu ortada. Dolayısıyla nasıl karşılardı, hiç görmedik. Ancak babam mutluluğumuzu önemserdi, sanıyorum başta karşı çıksa da o da çoğu insan gibi ve hatta birçok akrabam gibi zamanla yumuşardı. Aile kurumunu artık dört kişilik bir fotoğrafla idealize etmekten vazgeçmemiz lazım. Bu durum annesini, babasını kaybeden çocuklara da büyük haksızlık, boşanan çiftlerin çocuklarına da, bize de... Çocuk bunu bir eksiklik olarak görmeyecekken toplumun baskısı çocuğun hissiyatını değiştiriyor. Bir eksikliğin hissedilmesi için önce varlık gerekir. Bizde yok ancak birileri çocuğuma şuursuz bir şekilde “Baban nerede”, “Neden yok” gibi sürekli sorarsa çocuğa da eksik duygusu aşılayacak.

Haberin Devamı

Olması gereken ne sence?

Önce birbirimizin özel hayatlarından çekilelim. Bugün gay bir çiftin de evlat yetiştirmesi bizi şaşırtmıyor olmalı ama daha oralara gelemediğimizden en azından şunu rica edebilirim: Zorbalık yapmasınlar, insanların özel hayatlarına, evliliğine, çocuğunu nasıl büyüttüğüne karışmaktan vazgeçsinler. Herkes dilediği gibi yaşasın ve çocuklarımıza olmayan bir gerçekliği, yani mükemmel aile kavramını pompalamaktan da vazgeçelim. Ölüm, ayrılık, kavga, her şey insanlar için ve aile birliği bozulunca dünya yok olmuyor. Asıl, zorlama birliktelikler çocuklarımıza daha çok zarar veriyor.

Belgeselde Aren’in babasını görmüyoruz, bilinçli miydi?

Haberin Devamı

Elbette. Özel hayatımı aktarayım gibi bir dertle çıkmadım yola. Belgeseli izleyen, bu ilişkinin yürümediğini anlıyor. Bu bilgi yeterli.

‘ARTIK DAHA ÇOK CESARETİM VAR’

Başkaldırmak ve üstelik bunu belgelemek için, içinde bir yerlerde ayrı bir güç kaynağı üretmen, ekstra enerji sarf etmen gerekti mi? Süreçten mental olarak nasıl sağlıklı çıktın?

Hayata yiyip, içip ölelim diye geldiğimize inanmıyorum. Ama kendimiz, ama başkaları için belirli misyonlarla geliyoruz. Öğrenmemiz gerekenleri deneyimlemek üzere geliyoruz. Belgeseli yaptıktan sonra kendimi gerçekleştirmiş hissettim. Soru işaretlerim oldu tabii; yolda, çekimlerde vs... Ancak prömiyerde ve sonrasında da izleyiciye derdimin ne kadar ulaştığını fark edince çok mutlu oldum. Kaygılanıp bu işi yarıda bırakmadığıma çok sevindim. İçgüdülerimi dinlediğim için kendime teşekkür ettim. Kendimle daha barışığım dahi diyebilirim. Bir anlamda bu bir sağaltım süreci oldu benim için ve artık daha fazla söylenecek söz için daha da çok cesaretim var.

Haberin Devamı

 ‘Aile kurumunu dört kişilik fotoğrafla idealize etmekten vazgeçmeliyiz’
Belgeselci Aslı Akdağ Altın Portakal Jüri Özel Ödülü’nü oğlu Aren ile birlikte aldı.

 

Yazarın Tüm Yazıları