İlişki durumu; sevgisiz!

Ben hiç kimsenin, hiç kimseyi sevmediği bir ülkede yaşıyorum.

 

¨Nerden doğdu bu şimdi?¨diye çocuklarını bile sevmeyenlerin ülkesi.

Doğum kontrolü bilmeden doğurup çocuklarını sokakta büyütenler ülkesi.

 

Ben her 3 kelimesinden 1’i küfür içeren insanların ülkesinden geliyorum, ki görüp göreceğim saygı oranı 3’ün 1’ine tekabül ediyor.

 

Kimsenin kimseye günaydın demediği, başıyla bile selam vermediği bir ülke burası. Asansörden inerken ¨iyi günler¨ dilediğinde yollu mu acaba bakışlarına maruz kaldığın bir ülke. Oysa, size de iyi günler.

 

Kocaman rezidanslarda ya da orta halli bloklarda kendi pişirdiği aşureyi kendi yiyenlerin ülkesi burası şimdilerde. Oysa, sosyal medyadan pişen aşureler bize de düşer de; fotoğraftan kokusu bile gelmiyor baktığında.

 

Pusetli anneler ve yürüyemeyen insanların tekerlekli sandalyeleri için yapılmış kaldırım köşelerine arabasını park etmekte ve yolu tıkamakta bir beis görmeyenlerin ülkesi benim ülkem. Çünkü öküz. Çünkü biliyor ki, o park

etmese, bir başka öküz gelip engelleyecek oradan geçişi.

 

Ben mesela, parasıyla herkese kötü davranabileceğini sananlarla aynı ülkede yaşıyorum. Otoparkçıya, bankadaki memura, kaldırımdaki dilenciye, mağazadaki tezgahtara. Hele ki bir cafe’de garson azarlayan, baştan aşağı markalı bir kız gördüğümde o fönlü saçlarına yapışıveresim geliyor, Allah affetsin.

 

Ben sokaktaki evsizlere kedi, köpek, insan ayırmadan eziyet edebilen bir ülkenin sokaklarında dolaşıyorum her gün. Ah diyorum bir kez, bir tanesini bana denk gelse.

 

Gelmiyor ama her gün ve her gün okuyorum vahşet hikayelerini. Video olup sosyal medyada önüme düşüyor. Görmemek için kapatıyorum ya da izlemeden paylaşıyorum. Ben de herkes gibi davranıyorum.

 

Çocuklara Allah sevgisi öğretilirken, insan sevgisi öğretilmiyor benim ülkemin okullarında. Allah’ı çok seviyorlar ne güzel ama Allah’ın yarattığı sıra arkadaşını, hademeyi, öğretmenini, apartman kapıcısının çocuğunu da sevmek akıllarına enjekte edilmiyor.

 

Dünya balgam atma şampiyonuyuz biz, çok şükür rabbime.

En uzağa balgam atanla, çöp kutusuna en yakın yere pet şişe atanlar aralarında yarışıyor ki, dünya sıralamasına girebilelim. Çok mutlu oluyorum onları gördükçe, böyle nasıl göğsüm kabarıyor.

 

Taksim’den Levent’e trafiksiz saatte yolcu almak istemeyen taksicilerim var benim. Neden? Çünkü Arap turist çıkabülü. Kendisini 100 dolar kazıklayabülü. Hepsi aynı değil tabi. Ama kurunun yanında yaş da yanabülü.

 

Müge Anlı programlarındaki çarpık ilişkilere gülüp kendi hayatında 3 kadını, 3 erkeği aynı anda idare eden tatlım tatlım’larla dolu benim ülkem. Sevgiyi bırak saygısı bile kalmamış evliliğini statü için devam ettiren kadınların, erkeklerin, evli olduğu halde değilmiş gibi davrananların güzel ülkesi.

 

Bir kadının kendisini sevebilme ihitmali umurunda olmayan cüzdanbey’lerle,

bir erkeğin gerçekten sevilebilir olacağına ihtimal vermeyen silikon dudaklı ablalar ülkesi benim ülkem. Eros can derdinde, kasaplar et; benim ülkemde.

 

Mutlu eden, mutluluk veren bir ilişki kurmak dizi senaryolarında bile artık demode. Kimse sevmiyor, kimse sevdiğiyle sevişmiyor. Seviştiğini sevmeyince de aşk elden ayaktan kesiliyor. İlişki istemiyorum erkekleriyle, bir punduna getirsem kadınları cirit atıyor ortalıkta.

 

Giyinirken herkesin onayını almak zorunda benim ülkemin kadınları.

Şort giyecekse de başını örtecekse de. Şort giyen kadınlara saldıranlar, zamanında başını kapattı diye üniversiteye kız öğrenci almayan rektörler kadar namus bekçisi benim ülkemde. ¨İkisi aynı şey mi Şeyma?¨ diye soran Bakkal Osman’a kadar herkes Şeyma Subaşı stalker’ı artık gözümde.

 

Velhasıl sevdiceğim, yine de her şey bitmiş değil. Çünkü, bir tek kadınlardan umudum var benim.

 

Sosyal medyadaki, sokaktaki, trafikteki küfür isyan ederse bir tek onlar edecek.

 

Flört edip edip ¨ilişki istemiyorum canım ya¨ diyen erkeklerin haddini bir tek onlar bildirecek.

 

Birisi sokaktaki kadının eteğine, şortuna, başörtüsüne karışırsa bir tek onlar ¨dur!¨ diyecek.

 

Asansörden inerken bir tek onlar gözleriyle birbirine gülümseyecek.

 

Kaldırım başına park etmiş davarları bir tek onlar, tek sözüyle ikaz edebilecek.

 

İlkokula giden çocuğa bir tek onlar insan sevmeyi öğretecek.

 

Sokağa tüküreni, kadın döveni, tacizciyi, köpeğe eziyet edeni bir tek kadınlar dize getirecek.

 

Kadınlar vazgeçmezse, birlik olursa, birbirine sırt çevirmezse, düşeni kaldırırsa,  bir tek işte o zaman değişir bu ülke.

 

Kadınlar da vazgeçerse, işte o zaman vay halimize!

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X