Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Yüzleşmeye var mısınız?

“İnsan başkasından ziyade kendisini aldatmaya uğraşan bir mahluktur.” (Refik Halid Karay)

Haberin Devamı

İnsan olmaktan sıkılmadınız mı Allah aşkına! Sürekli farklı bir çehre ve ruh haline bürünerek nasıl oluyor da oynadığınız farklı kişilikleri karıştırmadan idare ediyorsunuz. Cidden çok zor... İnanılmaz bir zekâ ve hatta müthiş bir oyunculuk gerektiriyor. Aldatmaya yönelik her türlü zekâ oyunu, belki de hayatta kalma mekanizmamızın ya da toplumsal beklentilerin bir sonucu olarak her an devreye girebiliyor. Yeryüzündeki diğer canlılara karşı elde ettiğimiz üstünlük, bu karmaşık zekânın hem bir getirisi hem de paradoksal olarak kendimizi kandırma yeteneğimizin bir göstergesi değil midir? Cevabınız, şiddetle “hayır” olacaktır. Çıkışırsınız hatta... “Ne münasebet kardeşim ne değişkenliği ne oyunculuğu...” Tanrının özenle yarattığı canlılarız... İnsan olmak ne büyük bir onur ve hem de gurur... Onur mu? Ve bir de gurur dediniz öyle mi? Kendinizin de bu söylediklerine inanmadığınıza adım gibi eminim. Ama yine de kolaylıkla telaffuz ediyorsunuz... Ve hatta fütursuzca... “Evet, kendimizi çok beğeniyoruz. Her şeyden üstün olduğumuz konusunda en ufak bir tereddüt beslemiyoruz” dediniz. İsterseniz şimdi onurla gururu karıştırmayalım... İnsan olarak tüm evrene borçlu çıkacağımıza kalıbımı basarım. Onurdan bahsedecek yeryüzündeki son canlılar olduğumuzu itiraf edemezsek de hepimiz içten içe biliyoruz. Hiç de bile öyle değil diyeceksiniz ama... Ne yazık ki söylemekle olmuyor. Davranış biçimimiz ve samimiyetimiz bunu desteklemiyor. Belki de bir anlığına tüm bu maskeleri indirmek, o “onur” ve “gurur” kavramlarının ardındaki gerçeklikle yüzleşmek gerekir. Var mısınız?

Haberin Devamı

BİR ANKARA KLASİĞİ ‘KUMSAL LOKANTASI’

Yüzleşmeye var mısınız

KLASİK derken, eskiler ne demek istediğimi anlamıştır. Kumsal çok çok eski değil ancak “Karadeniz, Körfez, Washington, Hülya” restoranlarının ve de Ankara’nın hem nezih hem klasik restoran geleneğinin son temsilcisi dersem, bilenler bana hak vereceklerdir. Nitekim geçtiğimiz pazar günü Nene Hatun Caddesi’ndeki Kumsal’a birlikte gidip çilingir sofrası kurduğumuz Platform A Sanat Galerisi’nin kurucularından Faruk Pehlivanlı ağabey de benimle aynı fikirde. Seçtiğimiz mezelerin her biri ayrı bir klasikti. Mesela sızma zeytinyağı ve kırmızı soğan dilimleriyle servis edilen lakerda, iri tanelerden hazırlanmış barbunya pilaki, odun ateşinde közlenmiş patlıcan, kuru cacık, çoban salata, beyaz peynir... Yeni nesil meyhanelerin abuk sabuk mezelerinden hiç mi hiç hazzetmiyorum. Ara sıcak, tekir tava iyiydi... Ana yemek için çocukluğumdan hatıra kalan “kuzu şiş” yedik. Izgarada hafif sulu kalacak şekilde pişirilmiş, yanında anne patatesi ile pirinç pilavı vardı. Şahaneydi... Hem de nostaljik.

Haberin Devamı

PATİLE’NİN MANTISI... SARMASI...

Yüzleşmeye var mısınız

ÇOCUKLAR tatile gittiklerinden beri ev yemeği pişirmiyorum. Bayağı özlesem de bu aralar pişirmeye fırsatım olmuyor. Geçmiş deneyimlerimden biliyorum, her yerde ev yemeği yenmiyor maalesef. O yüzden lezzeti ve hijyeni garantiye alıp sevgili hocam Semahat Sanaç’ın pişen yemeklerle bizzat ilgilendiği, Birlik Mahallesi’ndeki “Patile”ye gittim. Patile’nin ev ve anne eli yemekleri, Ankara için klasikleşmeye başladı dersem lezzetini bilenler muhakkak onaylayacaktır. Menüdeki seçeneklerde “yarım mantı, yarım sarma” seçeneği kulağıma hoş geldi ve sipariş verdim. Damağıma da hoş geldi, iyi ki istedim. Hocamın klasik mantısı tam kıvamındaydı... Sarmanın içi de yaprağı da mest etti. Yemek gelmeden önce ikram ettikleri lahana salatası ile kısırın tadı damağımda kaldı. Bahçe de nefis, gidin derim.

Haberin Devamı

ANKARA SİMİDİNDEN ‘PANZANELLA’

Yüzleşmeye var mısınız

PANZANELLA, İtalyan mutfağından, içeriğinde kurutulmuş bayat ekmek, soğan, salatalık, domates, yeşillikler, sirke, zeytinyağı ve mozzarella peynirinin kullanıldığı klasik bir salataya deniyor. Arap veya Levant mutfağında “Fettuş” olarak biliniyor. Başta semizotu veya yabani pirpirim, zeytinyağında kızartılmış ince lavaş parçacıkları, ceviz, salatalık, maydanoz, domates, soğan ve olmazsa olmaz bol sirke. Geçenlerde İstanbul’dan gelen yazar ağabeyim Adnan Özer, Kızılay’da buluşalım deyince, (Esra kızmasın) Kocatepe diyelim... Aylar önce Sevgili Esra ve Atalay kahvaltıya çağırmışlardı bir türlü gidememiştim. Aklıma Kızılırmak Sokak’la Olgunlar’ın kesiştiği noktadaki Kakule Kahve geldi. Kakule’de Fettuş ya da Panzanella’yı Ankara simidinden kruton, çeri domates, kalamata zeytin ve Ezine peynir kullanarak bize uyarlamış. Tek kelimeyle şahaneydi... Yanına istediğimiz kuru domates, pesto, ceviz ve Ezine peyniri ile zenginleştirilen “İtalyan omlet” de nefisti. Mutlaka gidip tadın.

Yazarın Tüm Yazıları