Paylaş
Gökyüzüne baktım… Maviyle gölgelenen temiz beyazlığın, bulut yumuşaklığı zihnime işlendi. Tanrının mükemmel bir ressam olduğunu düşündüm. Her sabah yepyeni, süt beyazı bir tuvale taptaze ve yaşanası hayatı resimlemeye başlıyor… Ve gece karanlığında biz uyuyana kadar, hayatın göremediğimiz, görsek dahi anlamlandıramadığımız görüntülerini… Mevsimini ya da anını kaçırdığımız güzelliklerin hiçbir detayını atlamadan, tüm nüanslar da dahil… Büyük bir özenle canlandırıyor. Hiç yüksünmeden; ömrümüzce taşıyacağımız kaygı, karamsarlık, yalan ve hayal kırıklıklarını yaşamaya gerek kalmadan, çeşit çeşit güzelliği duygusuyla önümüze koyuyor ve sadece tadını çıkarın diyor… Ah be güzel insan… Hayallerini, rüyalarını, dualarını bile yerleştiriyor. Yüzeysel bakma… Gör, diyor. Tanrının çizdiği resmi görebilme ihtimali var elbette. Sadece ona eşlik etmek için erken uyanmakla ilgili değil… Gözlerin iyi görüp görmemesiyle de alakası yok. Mesela tanrının resimlediği muazzam gökyüzü… Yeşilin binlerce renkle birlikte oluşturduğu şahane uyum… Güneşin parıldayan turuncusu ve dönüştüğü kızıllığın her tonu… Bizimle birlikte bu dünyanın paydaşı diğer canlıların yaşama sevinci… Bembeyaz bir tuval olmalı her gün, belki de sonsuzluğa uzayan. Günü hissederek yaşayan insanların derinliği olduğuna inanıyorum. Onlarla sabah saatlerinde karşılaşmayı çok seviyorum. Özellikle de yere çömelip asma kilidini açan esnafın kepengi yukarı doğru itişinde çıkan gürültüye mest oluyorum. Yaşamın kepenklerini açmak, güne başlarken… Bilerek, görerek ve anlam yükleyerek… Aşkla yaşamak… Tıpkı sanatçının sanatını canlandırdığı gibi…
ARTANKARA-AŞKANKARA


AŞK enerjisinin en yoğun yaşandığı bir hafta oldu. Özellikle ArtAnkara 2026 çağdaş sanat fuarı: Aşkın ve âşıkların çekim noktasıydı. Aşk ve âşıklar derken kastım sanat ve sanatçılardı elbette. Peki ya biz sanatseverler ne olacağız mırıldanmaları duydum… Bizler de aşığız… Yaşamın estetiğine âşık olanlarız dersem bana katılırsınız sanırım… Zira aşk olmadan yaşam da, sanat ve sanatçı da ruhsuz kalıyor. Sanatın yetenekle birlikte mutlak yoğun duygulara ihtiyacı var… Acı, nefret, kaygı, sevgi vs. gibi… Ve tüm bu duyguları kim harekete geçiriyor dersiniz… Yüksek sesle söyleyin ve kendiniz de duyun lütfen… Evet “Aşk” tabii ki… Fuarın tertip komitesi ve Bilgin Aygül’e bu şahane organizasyon için şükran duymalıyız. Seslensem duyarlar mı bilmem ancak hiç kimse ArtAnkara’nın, AşkAnkara’ya dönüşmesi fikrine itiraz etmeyecektir. Ne dersiniz?
CERMODERN’DE ‘BENBU VE IŞIĞIN SESİ’


BAHARLA birlikte gelen güzel duyguların sanata olan ilgiyi de arttırmasını diliyorum. Bana göre Ankara’nın sanatsal kimliğini canlı tutanların başında Cermodern var. Sanatsever ilgisinin sanatçıya en olumlu yansıdığı Cermodern’in etkinlik takvimi her zaman dinamik ve etkileyici. “Anadolu’nun Bağrından” deyimini, sanat mekânı olarak en çok “Baksi Müzesi” ile müzenin kurucusu usta sanatçı “Hüsamettin Koçan” hocayı yakıştırıyorum. Geleneksel kültürün zanaattan sanata yansımasının canlı örneği denilebilir. Gelenekle yoğrulan ruhunuzu uyandıracak, “Benbu” 29 Nisan’a kadar mutlaka gezilmeli. Ah keşke “Işığın Sesi”ni net duyabilsek… Mesela gün aymaya başladığında mırıldansa güneş… Gece aydınlığında ayın söylediği aşk melodileri fısıldansa kulağımıza… Sevdiğini gören sevgilinin gözlerinden sızan ışıltı sevinçle ıslık çalsa… Ne güzel olur değil mi? Fotoğraf sanatçısı “Ani Çelik Arevyan”ın nefis fotoğrafları ışığın varoluşsal etkileşimini anlamanıza yardımcı oluyor... Ve hatta “Işığın Sesi”ni dahi duyabilirsiniz… 26 Nisan’a kadar izlenmeli.
ART MEYDAN ‘BAŞKENT ANKARA’

TÜRK Devletleri Teşkilatı nezdinde 2026, Ankara “Türk Dünyası Turizm Başkenti” ilan edilmiş. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün düzenlediği “Art Meydan” isimli proje kapsamında, günümüz usta ressamlarının gözünden Ankara’nın şehir kimliğini yansıtan görüntüler tuvale aktarılmış. 20 sanatçının eserlerinin yer aldığı “Başkent Ankara” isimli sergi 10 Nisan’a kadar CSO ADA’nın fuayesinde izlenebilir. Resimlerin hepsi harikulade sergi bitmeden mutlaka gidilmeli.
ADNAN ÇOKER ‘MUTLAK SİYAH’

ÇAĞDAŞ Türk resminin öncü ressamı Adnan Çoker’in farklı dönemlerine ait eserlerin bir araya getirildiği “Mutlak Siyah” isimli sergi Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Salonu’nun tüm katlarında sanatseverlerle buluştu. Adnan Çoker’in simetri ve düzen tutkusunun sanatsal form ve bakışla girdiği çerçevede hissettikleriyle hissettirdiklerini bir arada duyumsama şansınız var. Siyahın dominant yapısı sayesinde görülebilen sınırsızlık ve sonsuzluğun garip ama rahatlatan duygusuna kapılacaksınız. 26 Nisana kadar “mutlak” görülmeli.
Paylaş