Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Yankı odaları...(Şakşak)

“İnsanlar kendi hikâyelerine âşık olduklarında... Başka hikâyeleri dinlemeyi bırakırlar.”

Haberin Devamı

Anlaşılmak istiyoruz... Ama anlamak istemiyoruz. Ne garip değil mi? Aslında garip değil... Son zamanlarda sıkça rastladığımız insan tipinin; farkında olmadan takındığı davranış biçimine denilebilir. Bu duruma “ruhsal olarak ne denir” diye ayrıca kafa patlatmak istemiyorum çünkü hepimizin bildiği gerçeği kendi üstümüze alınmamak gibi bir huyumuz var. Doğru bildiniz... Bunun adı “Narsisizm.” Kendine karşı aşırı hayranlık duyan... Kendini herkesten üstün görmesi yetmezmiş gibi bir de onay ve ilgi bekleyen kimselere narsist demiyor muyuz? Kendi hikâyesine âşık olmak, aslında bir tür “kendini doğrulama çabasıdır.” İnsan, hayatını anlamlandırmak için bir anlatı inşa eder ancak bu anlatı katılaştığında, yeni bilgilere, farklı bakış açılarına veya kendisiyle çelişen gerçeklere kapılarını kapatır. Bundan sonra amacı karşısındakini “anlamak” değil, “haklı çıkmak” veya “kendi kahramanlık/mağduriyet destanını yaşatmaya devam etmek” oluyor. Ruhsal şımarıklığını besleyecek kitleyi kendi çevresinde bulmakta zorlanınca, sosyal medya platformlarında arayışa giriyor... Gerçek hayatta bulamadığı desteği, algoritmalar ve yankı odalarından elde etmekte de zorlanmıyor. Yankı odaları ya da orijinal adıyla “echo chambers” dijital çağın belki de en tehlikeli ve en az fark edilen sosyal ve bilişsel hapishaneleridir. Yankı odaları, kişiye sürekli “haklı olduğu” hissini vererek entelektüel bir konfor sağlıyor... Ve bir noktadan sonra, kendi hikâyenize öylesine âşık oluyorsunuz ki, dışarıdan gelen farklı bir ses sizin için “gerçek” değil, bir “saldırı” haline geliyor. “Yankı odaları”na eski tabirle “şakşak” diyebiliriz. Eski ağızla bize ne denmeli, sizce?

Haberin Devamı

ESPRESSO BAR ‘GON’

Yankı odaları...(Şakşak)

Yankı odaları...(Şakşak)

EPEYDİR kahve dükkânı yazmıyordum. Ankara’da da değilim ama canım iyi bir “Single Origin (tek bir kaynaktan gelen kahve)” çekti ki anlatamam. Single origin içerken tadım notalarını anlamak için tüm duyularınız harekete geçiyor ve bir anda kahvenin yetiştiği bahçeye ışınlanıyorsunuz. Keyiflenmenin ve kahvenin hazzına varmanın dinginliği; sizi sizden alıyor. Kahve yazarsam nefsimi bir nebze köreltirim diye düşünerek... Ankara’da tuttuğu günlükle kahveyi ve kahvecileri yakından takip eden (@coffeediary1) Ülkü Ayyıldız’ı aradım. Sevgili Ülkü aynı zamanda Ankara’da her yıl Bilkent Station’da gerçekleştirilen “Ankara Coffee Fesitival”in de Ankara temsilcisi. Haliyle kendisi hem kahvenin hem de kahvecinin iyisini biliyor. Bana, Tunalı’nın yoğun gürültüsünden uzak ama birkaç adım yakın bir kahve ve özellikle de “espresso” ile terapi mekânı önerdi. Sade ve amacına uygun, yani tamamen iyi kahveye odaklanmış butik bir kahveci. Büklüm Caddesi'ndeki mekânı anlatırken sesi de dingindi... Kahvesini yudumladığını anladım. Gelir gelmez gidip ben de dinginleşmek istiyorum. Siz de gelin lütfen.

Haberin Devamı

AYRANCI, CEMAL SÜREYA PARKI VE ‘BAKE AND JOY BAKERY’

Yankı odaları...(Şakşak)

Yankı odaları...(Şakşak)

SEVGİLİ Ülkü Ayyıldız bana ikinci mekân olarak “Bake and Joy”u önerdi. Ayrancı’daki Pazar Yeri ve Cemal Süreya Parkı yakınındaki Şef Dilan Balcı’nın şahane pastalar ürettiği kafeye önceden gitmiş ve şef Dilan’la da sohbet etmiştim. Tüm pişirdiklerinin lezzeti şahaneydi. Tadı damağımda kaldı, şimdi yazarken de ağzım sulandı. Kahvaltı için de sözleşmiştik ancak ne olduysa bir daha Ayrancı’ya yolum düşmedi... Ülkü söyleyince aklıma geldi ve telafi etme fırsatı bulmuş oldum. Şefin pişirdikleri tamamen özgün ve çok lezzetli... Pastaları tattığınızda bana hak vereceksiniz. “Yeme de yanında yat” diyecek kadar albenili... Ye de zevkten bayıl düşüncesine kapılacak kadar leziz. Sevgili Ülkü kahvaltıyı da çok methetti. “Bake and Joy” kahvaltı tabağını denemiş. “Ekşi mayalı ekmek üstü yumurta” ve “French toast” tam bir klasik hale gelmiş. Sevgili Dilan Şef’in tatlılarında da “Kusursuz bir tatlı anı” olarak nitelendirebileceğim “Beyaz çikolatalı browni” ile “Frambuazlı Tart”ı önerebilirim. İyisi mi gidip kendiniz tadın sonra ister bayılın isterseniz de ayılın.

 

Yazarın Tüm Yazıları