Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Yalnız mı, tek başına mı... Hangisi

“Aklımdasın diyen balıklar, ömrümsün diyen kelebekler gördüm...” (Küçük İskender)

Haberin Devamı

Yalnızlıkla, tek başınalık anlam olarak aynı şey değil aslında... Biliyor muyuz? Elbette ki biliyoruz... Yalnızlık zorunlu veya istenmeyen bir durumken; tek başına olmak gönüllü ve hatta tercih edilen bir durum... Umurumuzda mı? Hiç sanmıyorum. Dilimizi önemsemiyoruz çünkü. Zihnimizden geçenle, dilimize yansıyan ifadeler çoğunlukla çelişkili anlamlar içerse de biz gerçekmiş gibi kullanıyoruz. Hâlbuki genellikle söylediğimiz kelimeler ne duygularımızı ne de durumumuzu yansıtıyor. Doğrusunu konuşmak için bir çabamız da yok. Hepi topu 200-300 kelimelik dağarcığımız var. Her şeyi tek bir kelimenin ikilemesi “Aynen, aynen” diyerek anladığını ve çok şey anlattığını düşünenler bile var. Etrafınızdaki insanların kullandığı dile dikkat edin, göreceksiniz. Karmaşık duyguları kaosun karanlığına sokan, üstü kapalı, elastiki ifadelerle birbirlerini aydınlattıklarına inanıyorlar. Ben bunun karakterle de alakalı olduğunu düşünüyorum... Niyet kötü ve bozuk olunca kelimelerin gerçek anlamı, önemini yitiriyor... Palavrayla algıyı süslüyor, güya kendimizi önemli kılıyoruz. Zaten kıvırmanın en doğal yolu her şeye yorabileceğiniz elastiki kelimelerle laf cambazlığı yapmak değil midir? İnsan bazen göz göre göre çok önemli ayrıntıları görmeyebiliyor. Mutluluğun ne olduğunu kavramadan mutluluğu, aşkın anlamını bilmeden aşkı aramak gibi... Kendinizi kandırdığınızın farkındasınız ancak görmezden gelmek işinize geliyor... Bakıp görmemekten de ziyade, bildiğini zannederek ahkâm kesmenin sizi soktuğu duruma ne demeli? Tek başınıza mı kaldınız, yalnızlık mı acaba?

Haberin Devamı

DIORAMA SANATI VE ‘MUSTAFA EROL’

Yalnız mı, tek başına mı... Hangisi

29 Kasım’da Taurus AVM’deki Platform A Sanat Galerisi’nde başlayan sanatçı Mustafa Erol’un “Eşik 2” isimli sergisine davet ederken sevgili Elif Pehlivanlı, “Sergimiz çok farklı ve güzel” diye not düşmüştü. Sergiye gittiğimde fark ettim ki sergi hakikaten çok farklı... “Diorama sanatını ilk defa duyuyorum” diyerek, Elif’e yüklendim... “Yazdım ya” dedi... Anlamak için çabam olmamış demek ki. Görerek öğrenmek daha iyi oldu. Diorama; gerçek veya hayali bir olayın, anın ya da hikâyenin üç boyutlu olarak modellenmesi sanatına deniyor. Sanatçı Mustafa Erol, çevresini gözlemlerken bir yandan büyüyerek geliştiğini fark ediyor. Bu durumu bir çeşit eşik atlama olarak görüp eserlerini canlandırmaya başlıyor. Annesinden öğrendiği yuva kavramını da ruh olarak ekleyince, eserleri hakikaten canlanmışlar. Diorama sanatı hem el becerisi hem de güçlü bir yaratıcılık ve gözlem yeteneği istiyor. Özetle, “Mustafa Erol” diyebilirim. Sergi Aralık’ın 27’sine kadar devam edecek. Gitmeniz gerek.

Haberin Devamı

‘SMASH’ DENİNCE ‘HOOP BURGER’

Yalnız mı, tek başına mı... Hangisi

GEVŞEK ve top şeklinde hazırlanan köftenin, çok yüksek ısıdaki (minimum 140 derece) ızgaranın üstünde özel spatula ve ağırlıkla ezilerek ince pişirilmesine “Smashed” deniyor. Bu ezme işlemi sayesinde köftenin dış yüzeyinde koyu kahverengi, çıtır ve yoğun lezzetli bir kabuk oluşuyor. “Maillard tepkimesi” de denen bu kimyasal durum sonucunda meydana gelen kabuk smash burgerin imzası, lezzetin de mührüdür. Bu mührü basarak, imzasını Ankara’ya ilk olarak 4 yıl önce atıp sevdiren Hoop Burger ve Hüseyin Özdamar olduğunu söylemeliyim. Her gittiğimde damağımın farklı duyularını keşfetmeme sebep oluyor, kendimden geçiyorum. Ankara’da daha iyisini yapan yo... Bence Birlik Mahallesi 428. Sokak’taki yerine gidip tadına bakın. Ağzınızdaki lezzet patlamasını garanti ediyorum.

Haberin Devamı

‘PİZZACI ALTAN’ VE GLUTENSİZ PİZZASI

Yalnız mı, tek başına mı... Hangisi

ANKARA’nın faaliyetini halen sürdüren en eski pizzacıların başında geliyor “Pizzacı Altan.” Tamı tamına 35 yıldır pizzayı kendi elleriyle açıyor. İnce hamurlu çıtır kenarlı gerçek İtalyan pizzası şimdilerde revaçta. “Pizzanın hangi tarz ya da hangi içeriklerle pişirildiği önemli değil; önemli olan damağına verdiği haz ve içeriğine serpiştirdiğin sevgidir” dedi. Kendisi de çölyak hastasıymış; “Tüm dünyada glutensiz pizzayı en iyi yapan iki kişiden biriyim” dedi. Diğeri de Almanya’da birlikte çalıştığı bir Rumen arkadaşı, Romanya’da glutensiz pizza pişiriyormuş. İddialı olması hoşuma gitti, yürekten inandım diyebilirim. Glutensiz değildi ama yediğim margarita şahaneydi. Yaprak pastırmalıyı da önerdi. Kennedy Caddesi’ndeki yerinde sadece 10-15 kişilik yeri var. Butik pizzacı Altan abiye giderken çocukları da mutlaka götürün. Bayılacaklar...

Yazarın Tüm Yazıları