Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Yalancı şafak…

“İnsan yüreği, kendisi için bile çoğu zaman bir muammadır.” (Stendhal)

Haberin Devamı

Günün en huzurlu anları olduğuna inandığım vakitlerde, şafak sökmeden uyanıyorum. Bu anlar ne güzeldir bir bilseniz… Henüz zifiri karanlık. Ama ufukta, bu karanlığa dikilmiş bir gölge gibi düşen sönük bir ışık var. Şafak değil… Tan vakti değil… Alacakaranlık hiç değil… O saatlerde uyanıp gecenin karanlığıyla yıldızları izleyenler, ne demek istediğimi bilir. Bir ismi olmalı dedim. Bir karşılığı… bir anlamı… Kimseyi arayamazdım o saatte. Ben de çağın en hızlı yoluna başvurdum. Cevap makuldü; güneş civarından yayılan cılız ışınların, dünyaya düşen yıldız tozlarına yansıması… Adı; “Zodyak Işığı.” “Yalancı Şafak” da deniyor. Hakikaten de öyle. Bilinçle bakmadığınızda görünmeyen, ama orada olduğunu hissettiğiniz bir şey bu. Tılsım gibi… İksir gibi… Belki de sadece insanın kendine yaklaştığı o ince eşik. Ne derseniz deyin eğer ruhunuza dokunuyorsa, siz de biliyorsunuz. Ben o anlarda güçlendiğimi hissediyorum. Dünya yalnızca bana aitmiş gibi… Her şey yeniden başlıyormuş gibi… Geçmiş hatalar tekrar edilmeyecekmiş gibi geliyor. Hafifliyorum. Sanki yıldız tozları sadece gökyüzünden değil, içimden de akıyor. Ve o anlarda; “Bu bana ait olan dünyaya, nasıl bir anlam katabilirim?” sorusu geliyor aklıma. Ama… Gün aydınlandıkça bu his çekiliyor. Işık arttıkça ben eksiliyorum. Karanlık çökmeden içim kararıyor. Ve kendimi, yapay dünyanın kusursuz görünen, içi boş düzenine uyum sağlarken yakalıyorum. İşte o zaman anlıyorum; belki de “yalancı” olan şafak değil… Bilen varsa söylesin… İnsan en çok ne zaman kendisi oluyor?

Haberin Devamı

‘ARTANKARA 2026’  BUGÜN BAŞLIYOR

Yalancı şafak…

YUKARIDA sorduğum, “İnsan en çok ne zaman kendisi oluyor?” sorusuna yanıt bulabileceğimiz yerlerin başında sanat eserleri geliyor. Sanat yapay ruhla icra edilmiyor. Yapmacık ruhla hazırlanan sanatın ruhu da nasıl olur bilirsiniz. Maalesef içi boş bir zırvalıktan öteye gitmiyor. Zira sanatçı içindeki gerçek kişiliğiyle baş başa kaldığında üretiyor... Anlam için gerçek hislere ihtiyacı vardır ve muhakkak içine dönmelidir. İçinde bir türlü dindiremediği ve hatta dindirmek istemediği fırtınalara kapılır… Kaçmaya çalışsa dahi boyadığı tuvalde, şekillendirdiği kilde veya çaldığı enstrümanda yüzleşir fırtınayla. Kendinin bile bilmediği asıl gerçeği sanatına yansıtırken fark etmez bile. Tıpkı yukarıda bahsettiğim “Zodyak Işığı” gibi görünür. Bilinçle bakmadığınızda göremezsiniz. 26-29 Mart tarihleri arasında düzenlenecek 12. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı “ArtAnkara 2026” bugün ATO Congresium’da başlıyor. Siz de oradasınız belki de… Herhangi bir sanat eserinin içeriğinde gerçeğinizle yüzleşebilirsiniz… Keşfetmeye gidin.

Haberin Devamı

ANKARA’NIN EN ESKİ ESNAF LOKANTASI ‘ÜÇLER TAVUK 1943’

Yalancı şafak…

Yalancı şafak…

BİR ömürden de uzun neredeyse… Tamı tamına 83 yıldır Hacı Bayram Mahallesi halin arkasında Tahtakale Sokak No:1’deki tarihi lokantada Ulus esnafı yemek yiyor. Ben Ulus esnafı değilim ama her fırsatta hayatımda yediğim en leziz tavuk çorbasını içmeye gidiyorum. Kızarmış tavuk bitmeden yakalarsam ne ala bittiyse haşlamasını yanındaki şahane bulgur pilavıyla birlikte keyifle yiyorum. Geleneksel kadayıf veya tulumba tatlısı en eski haliyle pişiyor, leziz mi leziz ödül gibi ağzınız tatlanıyor... Gerçek tavuk döner de var isterseniz… Yeni yetme soslu bilmem nere usulü olmayanından hem de. Tavuk seviyorsanız ve gerçeğini özlediyseniz; halen gitmediyseniz Üçler 1943 Lokantası’na mutlaka gitmelisiniz.

Haberin Devamı

DÖNERCİ ‘NAZIM USTA’

Yalancı şafak…

HEM yaşamsal hem de en keyifli ihtiyaç giderme etkinliği değil midir yemek? İnsan sevdiği yemeği yerken kendinden geçer… Hele ki yalnız başına yiyorsa; bir anda her şeyi unutup bir öğünlük de olsa kendine döner. Elleriyle yer, ekmeğiyle banar, ağzını şapırdatır… Yemek, lezzetini insanların yüz ifadesinde belli ediyor. Yemeğin lezzetini fark ettikçe artık asıl hedef doymaktan ziyade keyfine varmak oluyor… Anlayacağınız, bir zevk alma ritüeline dönüşüyor yemek. Zihinsel tatminin yanında ruhsal tatminin hissettirdiği tarifsiz doyuma ulaşıyorsunuz. Hacı Bayram’ın meşhur dönercisi Nazım Usta; 1972 yılından bu yana lokantasında tüm bu yazdıklarımı harfiyen hissettiriyor. Bunu ben söylemiyorum… Müdavimleri esnafın bizzat kendilerinden duydum. Uğramanız gerek, seveceksiniz.

Yazarın Tüm Yazıları