Paylaş
Başlıkta “ruh”u okudunuz ve heyecanlandınız değil mi? Evet evet... “Yeni yıla giriyoruz” içsel kıpırtılar olabilir belki... Çok da emin değilim aslında... Her şeyi tükettiğimiz gibi bu heyecanı da tüketmiş olabiliriz. Hafta sonlarını zaten yılbaşı kutlar gibi dışarıda geçirenler çoğunlukta... Eski yılın son gecesini yeni yılın ilk sabahına bağladığınızda haftalık rutininizin aynısını yapmak ne kadar heyecan verir ki... Gecenin ruhu gelir mi aynı yere? İmkânı olanlar yurt dışı veya yurt içi otellere kapağı atıyor... Kayak tatili falan yani... Peki ya ruh... Bavulda mı? Evde kalanlar misafir ağırlayacaksa catering ya da marketlerden hazır alıyorlar ve sadece tabaklara koyuyorlar... Ruhu neyle servis edeceğiz... Dışarıdan mı söylemek gerek? Bilemediğinizi biliyorum... Hazin bir durum ve hatta melankolik bile sayılabilir. Eskisi gibi eş, dost, akraba ile evde bir sofranın etrafında toplanmıyoruz. Çoluk çocuk başlarında kukuleta ve takma palyaço burnuyla dolaşmıyorlar ortalıkta. Hindinin efsunlu kokusu, taze soyulmuş portakal kokusu ile hemhâl olmuyor. Kestane kebabın çıtırtıları, tereyağlı mısırın patlamasıyla yarışmıyor. Bıyıklı gözlüklerle yapılan taklitler, uzayan borazanların gürültüsü, televizyondan duyulan keyifli şarkılara karışmıyor. Yetişkinlerin masadaki muhabbetleri sık sık attıkları kahkaha, kadeh sesleri ve “sağlığınıza” dilekleri ile kesilmiyor. Birinci çinkonun ardından ikinci çinko diye nispet yapan da yok... “Tombalaaa” diye bağıran da. Yeni yılın en güzel hediyesi ruhuydu insanların... Herkes ruhuyla gelirdi çünkü... Peki ya şimdi neyle geliyorlar? Anladınız siz...
İLMEK İLMEK UMUT ‘MADAME BEYAZI’

HATAY’ın henüz umutlarını yitirmemiş kadınlarının markası; “Madame Beyazı...” İsim çok hoşuma gitti... Bir hikâyesinin olması muhtemeldi. Beyaz yürekli, beyaz saçlı kadınlar geldi aklıma hemen. Kendi ruhlarına ördürdüklerini, sevdiklerinin ruhlarına ithaf ettiklerini duyunca; ne asil bir davranış diye düşündüm. Madame Beyazı ismini; halk eğitim merkezinde çok şey öğrendikleri çalışkan örgü hocası “Beyaz” lakaplı Hatice Hanım’a ithafen markalaştırmışlar.

Beyaz yürekli ören kadınlar gelemese de ürünleri, Ankara’ya “Gazi Rotary kulübü” ve kadın başkanı sevgili “Gizem Gözüpek”in desteğiyle gelmiş. Oran Mahallesi’ndeki One Tower AVM’de düzenlenen “Kış Pazarı” etkinliğinde emeklerini gördüm. Hepsinin ayrı ayrı kaybettikleri sevdiklerine ulaştıklarının yolu, örgü desenlerine de yansımış. Sıcacıklardı, belli ki ruhlarıyla gelmişlerdi... Isındım. Instagram’da @madame_beyazihatay sayfasından, sevdiklerinize sıcak hediyeler alın, onlar da ısınsın... Lütfen...
AY BALAM ‘BALA BAKEHOUSE’

BİRKAÇ yıl önce Ahmetçayırı köyündeki “Bala Bahçe”ye gitmiş ve köyde onarıcı tarım yöntemiyle (çapa yok, ilaç yok) organik sebze meyve yetiştiren “köyün delisi” lakaplı Gözde ile annesi Nezahat Hanım’ın misafiri olmuştum. Bence yaptıklarıyla deli değil “Ay Balam” olmalıydı Gözde. Anne, kız şahane bir kahvaltı hazırlamışlardı ve halen tadı damağımda. Sofrada yediğim hiçbir şey köyün dışından değildi, el emeğiydi ve doğallık kokuyordu. Tam bir köy havası ile o kahvaltıyı unutmam mümkün değil. Köydeki güzel evlerinde küçük bir kır lokantası şahane olurdu. “Bu kadar uzağa kimse gelmez” demişlerdi... Neyse ki onlar Ankara’ya Mutlukent Mahallesi 1950. Sokak’a geldiler. Bala Bahçe’de yetişen, köyde pişen ne varsa yanlarına ruhlarını da alıp geldiler. Köyde kokladığım tereyağı kokusundan, yediğim çeri domatese kadar her şey Ahmetçayırı gibiydi. Geleneksel yöntemle günümüzü çok iyi harmanlayan Bala Bakehouse kafeye ve Ay Balam Gözde’ye gitmelisiniz. Çok seversiniz.
YENİ YILA RUHUNUZLA (CHARM) GİRİN

CHARM sözcüğünün Türkçe karşılığı “cazibe” demek. Peki cazibe dediğimizde çoğunlukla aklımıza gelen ne... Tamam sadede geliyorum. “Ruh”un kendini belli etmesi, görünür olması demek değil midir cazibe... Bence öyledir. Neyse esası kaçırmayalım. Sevgili Burçe ve annesi Jale Hanım’ın yaklaşık iki yıl önce Arjantin Caddesi’nde açtıkları “Charm Bistro”yu yeniden hatırlatmak istedim. Geçenlerde uğradığımda işletme olarak bayağı geliştiklerini gözlemledim. Kedilere ve mavi odaya ilgi artarak devam ediyor... Menü için yapılan çok etkileyici ve yeni fikirlerle mekânın cazibesi artmış... Burçe, aslında erkeklerin sevgilileri için yapması gerekeni üstlenmiş ve yiyeceklerle yanına yakışan içecekleri eşleştirmiş. Ben “Casserole (tavuk güveci)” ile eşlikçisi soğuk beyaz içecek denedim çok uyumluydu. Kivi, kuzu kulağı, kumkuat içerikli “viki” kokteylinin yanında avokado ve gnochili salata şahaneydi. Yeni yıl için ev havası kurgulu bir program hazırlamışlar. Dışarı çıkacaksanız cazibenizi (charm), ruhunuzu kullanın.
Paylaş