Aziz Devrimci

Aziz Devrimci

atdevrimci@gmail.com

Masal bu ya...

 “Uçmak istiyorsan seni aşağı çeken her şeyi bırak...” (Tony Morrison)

Haberin Devamı

Uçmak deyince aklıma “Binbir Gece Masalları” geliyor... Şehrazad’ın kocası Pers Şehinşahı (şahlar Şahı) Şehriyar’a erdemli ve iyi insan olmayı öğrettiği masalları neredeyse tüm dünya biliyor. Denizci Sinbad, Ali Baba ve Kırk Haramileri eminim hatırladınız... Ve hatta şu an azıcık heyecanlandığınızı da düşünüyorum, zira çocukluğunuza uzanan nostaljik enstantaneler geçti gözünüzün önünden... O dönemlere seyahat edebilsek diye için için hayıflandınız... “Ahh ahh” demekle gidilebilse keşke... Siz iyisi mi gözlerinizi yumun ve sizi endişelendiren ne varsa zihninizden uzaklaştırın. Geçenlerde görüp iç çektiğiniz ayakkabıyı düşünmeyin... Terfi etmek için kimi, nasıl memnun etmeniz gerektiği duygusu çok mu ağır? Arkadaşlar yeni eve taşınmış, biz halen eskisinde oturuyoruz kıskançlığı yedi bitirdi sizi, salın gitsin. Sosyal medyanıza gelen iğneleyici yorumlara takılmayın. Kim ne derse desin, duymayın. Sadece hatırladığınız kadarıyla o fantastik hikâyelerin havasına kapılın... “Binbir Gece Masalları”nın ikinci cildinde geçen, “Hani o büyük umutları olan insanlar, onların geçici tasarıları nerede? Şimdi saraylarında, vaktiyle mezarlarında barınan baykuşlar ötüşüyor!” cümlesini aklınıza kazıyın... Boş verin ve sadeleşin... Hayatınız öylesine hafifliyor ki; bedenen olmasa da ruhen uçuyor hissine kapılıyorsunuz... Kitabını okurken ya da filmlerini izlerken hangimiz o eşsiz uçan halının üzerinde olmak istemedik ki... Masal bu ya... Alaaddin’in sihirli lambasındaki cinin size; “Dile benden ne dilersen” dediğini duyduğunuzu düşünsenize... Aklınızı yitirirsiniz herhalde... O yüzden bırakın fanteziler masallarda, erdemli olmak hedefiyle aklınız sizde kalsın.

Haberin Devamı

EĞLENCENİN SANATA DÖNÜŞTÜĞÜ ANLAR... ‘ARTSY & HIMKOK’

Masal bu ya...
Masal bu ya...

HAZIR söz masallardan açılmışken; çok ama çok eskiden, masal ve masalcılığın eğlencenin kendisi olduğunu hatırlatmak isterim... İnsanın hayal gücüne hitaben anlatılır, “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde” tekerlemesiyle başlarmış. “Gökten üç elma düşmüş, biri sevene, biri sevilene diğeri dinleyenin başına...” denir, kıssadan hisseyle son bulurmuş. Masalcı; ses tonu ve mimiklerle insanın zihnini boşaltıp masaldaki dünyaya odaklanmasını sağlarmış. Masal bittiğinde manevi hazzı yakalayan dinleyiciler evlerine dönerlerken halen etkisinde oldukları büyülü dünyayı birlikte götürür, yatağa da rüyası için girerlermiş... Bu duyguları yazarken, Atakule’deki Artsy’e her gittiğimde bana hissettirilenlerle aynı olduğunu fark ettim... Geçen hafta Artsy’nin 2’nci yaş günüydü... Sevgili Ece Kaleli beni de çağırdı. Heyecanlandım hatta... Çünkü her seferinde yeni bir fikir veya girişimle karşılaşıyorum. Bu sefer “Dünyanın en iyi 50 barı” listesinde 14’üncü sıradaki Norveç’ten “Himkok Oslo” vardı... Efsane barmenler “Maros Dzurus ile Paul Voza”nın ellerinden sanatsal değeri yüksek kokteyller içtim…... “Balık sosisli ve karides baklava” atıştırmalıkları leziz, müzikler nefisti. Artsy’nin girişine kurulan “In Sync” isimli, senkronizasyon temalı sergi; kışkırtıcı... 14 Aralık’a kadar izlenebilir.

Haberin Devamı

UZAK DİYARLAR ‘FARVALE’

Masal bu ya...

YAKLAŞIK bir yıldır gidecektim ama dalgaya düştüm, gidemedim... Birkaç haftadır fısıltıyla sık duydum ismini ve gitmeye karar verdim. Restorana gitmeden, bana ilk öneren sevgili Volkan’a (Volki’s Burger) uğradım. “Halen öneriyor musun” diye sordum... “Evet, ama sen yine de git kendin karar ver” dedi. Burçin Hanım’la görüşmemi söyledi ayrıca... Gittiğimde bir baktım ki Burçin Hanım dediği bizim Burçin’miş... Öncelikle kendi yerini açmış olmasına çok sevindim tabii ki. Eskiden çalıştığı yerden tanıyordum... İçten, samimi ve ilgili hali dikkatimi çekmişti... Mekâna her gittiğimde gözüm Burçin’i arıyor o yoksa oturmuyordum. Bir arkadaşı ile birlikte uyumlu ve sıcacık ortam yaratmışlar. Evlerinin salonlarında oturuyoruz, onlar da bizi ağırlıyorlar havası var. Mutfakta çoğunlukla kadınların çalışıyor olması beni rahatlattı... Sevgili Burçin’in damak zevkine güveniyorum çünkü eskiden çalıştığı yerin patronu sürekli yeni lezzetler yaratırken Burçin de yanındaydı. Pizzasının tadına bakınca yanılmadığımı anladım... “Petek” isimli pizzasını sevdim... Sucuk, tereyağı kıvamında peynir kreması ve bal peteği... Tatlı tuzlu bir arada ve tam da geleneksel kahvaltı tadını alıyorsunuz. Mürdüm eriği ekşili, tuzlu yoğurtlu mücvere bayılacaksınız... Olgunlaşmış yaş üzümden, Kırklareli hardaliyesinin tadına doyamayacaksınız. Mutlaka gitmeniz gerek.

Yazarın Tüm Yazıları